… in kıble kapusu Hudâ-yı Müte‘âl hakkıyçün bir diyârda misli yok altun-misâl bir
pirinc
kapudur. Kaddi on iki zirâ‘dır. Üstâd-ı zerger kâr-ı iksîrin ayân u beyân içün …
Ve bu harem tûlen ve arzen (---) ayakdır ve üç aded bâb-ı kebîri vardır. Sol kapusu üzre târîhi (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) ve sağ yan kapu üzre târîhi (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) ve harem kıble kapusu üzre târîhi (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) Ammâ bu haremin kıble kapusu Hudâ-yı Müte‘âl hakkıyçün bir diyârda misli yok altun-misâl bir pirinc kapudur. Kaddi on iki zirâ‘dır. Üstâd-ı zerger kâr-ı iksîrin ayân u beyân içün bir bâb-ı sa‘âdet etmiş kim gûyâ Bâb-ı Mu‘allâdır kim im‘ân-ı nazar ile dikkat edenler vâlih [ü] hayrân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 60b ·
metinde göster ·
Eşkâli böyle binâ olunmuş kim pirinc ma‘âdin tahtalar üzre hurde nakş-ı bûkalemûn kalemkârî zerger nakışları içre cümle türünce ve kitâbe ve mutahhıllar içre sîm-i hâlis ile güller ortasında savatkârî mînâlar ile ve ba‘zı zî-kıymet taşlar ile tezyîn olmuş ve gümüş halka ve gümüş kufüller ve gümüş bendîşeler ile müzeyyen bir bâb-ı lâ-nazîrdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 60b ·
metinde göster ·
… da Eskici (---) Dede: Ulu büdelâ idi. Cümleden biri Cüvânkapucubaşıya Şâm'a bir
pirinc
mühür hedâyâ gönderüp ol hafta mühür kendüye varup sadrıa‘zam olup Dersa‘âdet'e …
Ve Karaman'da Eskici (---) Dede: Ulu büdelâ idi. Cümleden biri Cüvânkapucubaşıya Şâm'a bir pirinc mühür hedâyâ gönderüp ol hafta mühür kendüye varup sadrıa‘zam olup Dersa‘âdet'e geldikde Eskici Dede merhûm olup yine Karaman'da sâkin olduğu mahalde defn olunup Mehemmed Paşa üzerine bir türbe-i pür-envâr inşâ etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 114a ·
metinde göster ·
… etlerin şol mertebeye ergürmüşlerdir kim buğday ve arpa ve mercimek ve bakla ve
pirinc
bir yerde mahlût olsa bunlar bir kalbur içre cümlesin birbirinden ayırırlar. Ba …
Esnâf-ı buğday çalkayıcıyân: Bunların dahi dükkânları etmek furunları ve değirmenlerdir. Neferât 3000 kavmdir, bunlar dahi Mısır fellâhlarıdır. Bu tâ’ife kemâl-i ma‘rifetlerin şol mertebeye ergürmüşlerdir kim buğday ve arpa ve mercimek ve bakla ve pirinc bir yerde mahlût olsa bunlar bir kalbur içre cümlesin birbirinden ayırırlar. Ba‘zı üstâd-ı kâmilleri kalbur içre buğday ve türâbı ayırup çalkaya çalkaya buğdaydan "Lâ ilâhe illallâh" yazar ve "Yâ Şâfî" ve "Yâ Kâfî" yazar, aceb müntehâ ma‘rifet-i sihr-i i‘câzdır. Pîrleri Alî Sâmir'dir, Selmân belin bağladı. Bunların seferde kârları ıstabl-ı 161a sultânîde ve gayrıda at yemleri çalkayup pâk ederler. Bunlar dahi pür-silâh olup kalburlar ile buğday ve arpa çalkayarak ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 160b–161a ·
metinde göster ·
… â âsân edüp Mısır'a gidüp altı aydan yine İslâmbol'a şeker ve kettân ve kına ve
pirinc
ve mercimek ve gûnâ-gûn me’kûlât [ü] meşrûbât makûlesi getirüp İslâmbol'u ganîm …
Zîrâ bu Karamanlı Alî Paşa cümle Akdeniz kapudanlarına serdâr olup hazîne-i pâdişâhîden kendüye bir fânûs-ı cinân ve iki tuğ ve tabl [u] alem ihsân olunup Rodos pâyesiyle her sene yedi yüz pâre kalyonlara Mısır huccâcı ve tüccârın koyup mâh-ı Receb'de kiraz meltemi mevsiminde rûz-ı cum‘ada Beşiktaş'dan kalkup turna katârı cümle gemiler dizilüp Sarâyburnu'nda her gemi kırkar ve ellişer pâre top atup şâdumânlar edüp gülbâng-i Muhammedî çekerek Hudâ âsân edüp Mısır'a gidüp altı aydan yine İslâmbol'a şeker ve kettân ve kına ve pirinc ve mercimek ve gûnâ-gûn me’kûlât [ü] meşrûbât makûlesi getirüp İslâmbol'u ganîmet ederlerdi. Ve serdâr Karamanlı Alî Beğ dahi pâdişâha niçe yüz Habeşî tavâşîler ve Mısır kîseleri hedâyâlar getirirdi. Böyle bir serdâr-ı muhteşem olmağile yine ordu alayında andan ve ekmekcibaşıdan mu‘azzam u muhteşemâne alay yok idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 165a ·
metinde göster ·
ve mercimek ve kahve ve kettânlarımız getirmeğe me’mûr olup anlar bizsiz biz an …
"Pâdişâhım bizim kalyonlarımız pirinc ve mercimek ve kahve ve kettânlarımız getirmeğe me’mûr olup anlar bizsiz biz anlarsız olmayup ikimiz mâbeyninde bu kanlı kassâb-ı nassâblar n'işler. Bunların kan dökdüğü şehirden tâ‘ûn çıkmaya gelmişdir. Ol havfdan kanarahâneler sâ’ir diyârlarda şehirlerin hâricinde olur bir alay kanlı kirli menhûslardır. Ammâ biz dâ’imâ İslâmbol'u cemî‘i hubûbât ile ganîme ederiz" dediler. Hemân kassâbların etdüği kanlar gözlerini bürüyüp eyitdiler:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 165a ·
metinde göster ·
… ret-i Risâlet-penâh'ın mu‘cizesiyle halk olmuşdur. Hazret'den mukaddem gülâb ve
pirinc
ve mevz ve abdullâvî yok idi.
"Bizim pirincimiz hâsdır ve beyâzdır ve pişkindir, husûsâ Menzile ve Dimyât ve Fereskûr ve Birimbâl nevâhîlerinin pirincleri tereyağıyla pişse misk [u] amber gibi râyiha verir ve Hazret-i Risâlet-penâh'ın mu‘cizesiyle halk olmuşdur. Hazret'den mukaddem gülâb ve pirinc ve mevz ve abdullâvî yok idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 165b ·
metinde göster ·
… b Cömerd köçekleri ellerinde sâtûrları ile nîme nîme ve çeyrek çeyrek edüp sarı
pirinc
kefeli terâzûlarda vezn edüp,
Bu tâ’ife cümle ekseriyyâ yeniçerilerdir. Cümle pür-silâh olup arabalar ve tahtırevânlar üzre niçe yüz dükkânları akmişe-i fâhire ve gûnâ-gûn şükûfeler ile zeyn edüp kırkar ellişer vukıyye gelir Karaman ve Türkmân koyunların ve Mihalıç ve Bursa'da Osmâncık koyunlarından ve Karadeniz'de Kili koyunlarından semîn ü acîb koyunları kelle paçaları ile yüzüp vücûdunda beyâz yağ üzre la‘l-gûn mutabbak güller ile ve sarı za‘ferânlar ile koyunların vücûdların münakkaş edüp ve boynuzların varak-ı sîm ve varak-ı zeheb-i hâlis ile mutallâ edüp ve niçe yüz koyunları şerha şerha edüp Kassâb Cömerd köçekleri ellerinde sâtûrları ile nîme nîme ve çeyrek çeyrek edüp sarı pirinc kefeli terâzûlarda vezn edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 166b ·
metinde göster ·
… nlar tahtırevânlar üzre münakkaş dükkânlarda azîm kalaylı badyalar ve tıhtâb ve
pirinc
tâslar ve fağfûrî ve mertebânî kâse-i Çînler ile dükkânların müzeyyen edüp gûnâ …
Esnâf-ı hoşâbcıyân: Dükkân 500, neferât 700, bunlar tahtırevânlar üzre münakkaş dükkânlarda azîm kalaylı badyalar ve tıhtâb ve pirinc tâslar ve fağfûrî ve mertebânî kâse-i Çînler ile dükkânların müzeyyen edüp gûnâ-gûn müsmirât-ı yâbis hoşâblarından kayısı ve zerdâlû ve âlû-yı Buhârâ ve encâs-ı Mardin ve emrûd-ı Âzerbâycân ve dud-ı Arabgîr ve engûr-i İzmir ve vişne-i Tekirdağı ve tüffâh-ı Kocaeli ve gügüm-i Tımışvar ve şeftâlû-yı İslâmbol ve kızılcığ-ı Çubuklu Bâğçe, bunun emsâli gûnâ-gûn memdûh müsmirâtdan mümessek ü mu‘amber hoşâblar edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 171b ·
metinde göster ·
… ni Bezzâzistân'dadır. Bunlar seyishâneler üzre çarhlar ile demir teller ve sarı
pirinc
teller çeküp ubûr ederler.
Esnâf-ı şâkirân, âhen tel-keşân: Dükkân kırk, neferât iki yüz, pîrleri (---) Selmân'dan yakar çerâğı. Kabri Medîne Bakî‘inde Hazret-i Abbâs cenbindedir. Bu hırefin dükkânları Yeni Bezzâzistân'dadır. Bunlar seyishâneler üzre çarhlar ile demir teller ve sarı pirinc teller çeküp ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 185a ·
metinde göster ·
… (---)(---)(---)(---). Bunların dükkânları Sultân Bâyezîd câmi‘i kurbündedir.
Pirinc
tel kafesler içinde gûnâ-gûn yapılmış bıçak ve hançer ve kuşak ve gayrı gümüş â …
Esnâf-ı kafesdârân: Dükkân 100, neferât 300, pîrleri (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---). Bunların dükkânları Sultân Bâyezîd câmi‘i kurbündedir. Pirinc tel kafesler içinde gûnâ-gûn yapılmış bıçak ve hançer ve kuşak ve gayrı gümüş âvânî eşyâları fürûht edüp kâr ederler. Bunlar seyishâneler üzre dükkânların kafesler içre mezkûr eşyâlar ile tezyîn edüp piyâdeleri müsellah ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 187b ·
metinde göster ·
: Dükkân bir ve nefer bir âdeme mahsûsdur, gayrı kimesne etmeğe kâdir değildir. …
Esnâf-ı borucuyân-ı sarı pirinc: Dükkân bir ve nefer bir âdeme mahsûsdur, gayrı kimesne etmeğe kâdir değildir. Kâ‘idesin oğluna bile göstermez. Unkapanı'nda işler bir muta‘assıb Urum'dur, Kirbazı derler bir üstâd-ı kâmildir. Pîrleri Efrâsiyâb'dır kim kerrenây-ı Acem'i ol icâd etmişdi. Hazret asrında kerrenây-ı sûr yok idi, ancak yetmiş kol pehlivânlarında ceng mahallerinde kös ve kudüm çalınup gülbâng-ı Muhammedî çekilirdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 188b ·
metinde göster ·
Bu borucu Kirbazı dahi kuyumcular alayında seyishâne dükkânında niçe yüz
pirinc
boruları zeyn edüp kendi boruya âheng verüp çalarak ubûr ederdi. Bu kâr-ı dilfi …
Bu borucu Kirbazı dahi kuyumcular alayında seyishâne dükkânında niçe yüz pirinc boruları zeyn edüp kendi boruya âheng verüp çalarak ubûr ederdi. Bu kâr-ı dilfigâr ancak buna mahsûsdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 188b ·
metinde göster ·
… Kuloğlu Mustafâ Çelebi'dir kim üç kollu ve kapaklı ve sandûka misilli gümüş ve
pirinc
devâtlar yapar kim yüzer guruş kâr hakkı alır.
Bu devâtcıların dükkânları cümle Sultân Bâyezîd'de kâğızcılar içindedir. Ser-çeşmeleri cümleye Kuloğlu Mustafâ Çelebi'dir kim üç kollu ve kapaklı ve sandûka misilli gümüş ve pirinc devâtlar yapar kim yüzer guruş kâr hakkı alır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 188b ·
metinde göster ·
… a‘lûmdur. Bunlar Leh ve Çeh ve İngilis diyârından gelme demir kalaylı teneke ve
pirinc
teneke satarlar. Dükkânların tenekeler ile zeyn edüp güzer ederler.
Esnâf-ı tenekeciyân: Dükkân 300, neferât 305, pîrleri nâ-ma‘lûmdur. Bunlar Leh ve Çeh ve İngilis diyârından gelme demir kalaylı teneke ve pirinc teneke satarlar. Dükkânların tenekeler ile zeyn edüp güzer ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 188b ·
metinde göster ·
… zencifne ve lök ve isfîdâc ve lâzüverd misilli boyalar ve demir teller ve sarı
pirinc
tenekeler ve'l-hâsıl edîm-i arzda Hallâk-ı âlem ne kadar ma‘âdin halk edüp benî …
Esnâf-ı attârân-ı Yahûdân: Dükkân 200, neferât 400, pîrleri yine Hüsâm bin Abdullâh-i Basravî'dir. Bunların cümle dükkânları Tahta'l-kal‘a'da ve Mahmûdpaşa çârşûsunda ve hânı'nda ankâ Yahûdîler'dir. Gûnâ-gûn İngilis boyalarından sülüğen ve zencifne ve lök ve isfîdâc ve lâzüverd misilli boyalar ve demir teller ve sarı pirinc tenekeler ve'l-hâsıl edîm-i arzda Hallâk-ı âlem ne kadar ma‘âdin halk edüp benî âdemin kârıyla ne kadar eşyâ-yı 197b musanna‘-ı zî-kıymet var ise bu attârlarda bî-kıymet bulunur, gâyet ankâ bâzergânlardır. (---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 197a–197b ·
metinde göster ·
… nehû ve Ta‘âlâ âlimü's-sırrı ve'l-hafiyyâtdır kim bu kutu bozasıyla ve Mısır'ın
pirinc
subyasıyla ve Kırım'da maksıma derler bir gûne yine kutu bozasına benzer bir bo …
Hakîr bu kadar âlüfte ve âşüfteler ile meyhâne ve bozahâne ve kahvehâne yasdandık, Hak Sübhânehû ve Ta‘âlâ âlimü's-sırrı ve'l-hafiyyâtdır kim bu kutu bozasıyla ve Mısır'ın pirinc subyasıyla ve Kırım'da maksıma derler bir gûne yine kutu bozasına benzer bir bozadır, bu üçünden gayrı içmek müyesser olmamışdır kim rahm-ı mâderden müştak olalı me’kûlât [ü] meşrûbâtın mükeyyifâtlarından ömrüm içinde ne tütün, ne kahve, ne çay ve ne bâdyân ve ne kışır ve ne sa‘leb ve ne mahleb ve ne pivo ve ne med ve ne şarâb ve ne şarâb-ı nâb ve ne vişnâb ne nâr şarâbı ve ne hurmâ şarâbı ve ne dud şarâbı ve ne karpuz şarâbı ve ne koknâr şarâbı ve ne avşıla şarâbı ve ne ipsime şarâbı ve ne ıslama şarâbı ve ne mavuza şarâbı ve ne bedevine şarâbı (---)(---)(---)(---)(---)(---) ve ne müselles şarâbı ve ne misket şarâbı ve ne fışfış şarâbı ne nârdenk şarâbı ve ne bozon şarâbı ve ne hümül şarâbı ve ne rakı ve ne gülefsen ve ne horilka ve ne firna ve ne sudina ve ne poloniyye ve ne hardaliyye ve ne ramazâniyye ve ne imâmiyye ve ne boza ve ne talkan ve ne kurut ve ne yazma ve ne kımız ve ne balısıca ve ne tostagansa ve ne elma suyu ve ne bal suyu ve ne mübtecel suyu ve ne arpa suyu ve ne darçın suyu ve ne kibrît suyu ve ne göydürme suyu (---)(---) ve ne afyon ne berş, ne nûşdâr, ne cevâriş, ne mukîm, ne Bayrampaşa habbı, ne şarâbiyye, ne benglik, ne kara pehlivân, ne habb-ı uşşâkî ve ne habb-ı rahîkî ve ne habb-ı safâyî ve ne habb-ı cedvâr ve ne habb-ı şifâ ve ne habb-ı şâhî, ne habb-ı ferah ne ma‘cûn-ı kâkvîh ve ne ma‘cûn-ı cihân-bahş ve ne ma‘cûn-ı dil-şâd ve ne ma‘cûn-ı kaysûn ve ne ma‘cûn-ı miş ve ne ma‘cûn-ı felâsife ve ne ma‘cûn-ı pîrecân ve ne ma‘cûn-ı dil-küşâ (---)(---)(---)(---) ancak dilber-lebi ma‘cûnuna mübtelâ olup sîm-i hâlis hokka dehânından devâ-yı inşirâh-ı sadr içün gâhî be-gâhî kimesnenin haber [u] âgâhı yok iken bu hakîr dilber ma‘cûnun isti‘mâl ederiz. Pederimiz merhûm dahi bu keyf ile âlûde idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 213a ·
metinde göster ·
… hsa riyâ olmaya, vallâhi'l-azîm birinden haberdâr değilim. Ancak kutu bozası ve
pirinc
subyası ve Kırım maksımasın leyle-i ramazânlarda kuvâ-yı beden içün nûş eden e’ …
Ancak hakîr bir fâsik-i mahrûm ve bir bî-mezâk turfe şallâk abdâl-meşreb bir cânız ve cümle ahibbâ ve asdıkâ cânlara cânımız fedâ edüp bâlâda zikr olunan meşrûbât mükeyyifâtlarından ve me’kûlât mükeyyiflerinden berâ-yı hâtır-ı yârân-ı bâ-safâ hâne-i bî-minnetimizde hâzır etmişizdir. Anıniçün ism [ü] resimlerin ve isti‘mâl edenlerin keyfiyyet-i ahvâllerine vâkıf olup esmâ-yı mükeyyifâtdan anıniçün haberdârız. Yohsa riyâ olmaya, vallâhi'l-azîm birinden haberdâr değilim. Ancak kutu bozası ve pirinc subyası ve Kırım maksımasın leyle-i ramazânlarda kuvâ-yı beden içün nûş eden e’imme ve hutebâ ve meşâyihâne teba‘iyyeten nûş etmişizdir, aslâ sekri yok bir bulamaçlardır ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 213a ·
metinde göster ·
Menzil-i kend-i Tîlfirâk: Bin hâneli ve câmi‘ ve tekye ve hân ve hammâmlı ve çârsû-yı bâzârlı ve bâğ u besâtîn ve pirinc mahsûllü kend-i İrem'dir. Murâd Hân Revân'ı muhâsara etdükde bu kendden yetmiş bin dıraht-ı azîm kat‘ olunup Revân kal‘asına havâle olmağiçün tabyalar binâ etmişler ammâ ol zamândan berü bu kendin bâğlarında şecere-i müntehâlar hâsıl olmuş kim ta‘bîr olunmaz. Bu kendden Revân hânına âdemler gönderüp ertesi ale's-sabâh yine cânib-i şimâle gidüp bir âb-ı hayât çayını atlar ile ubûr edüp bir çemenzâr yerde sehl istirâhat edüp yine esb-süvâr olup giderken karşudan bir alay-ı azîm nümâyân olup geldiklerinde meğer Revân hânının kethüdâsı Elvend Akay imiş. Ba‘de'l-musâfaha rikâb rikâba olup bir alay-ı azîm ile Tebrîz'den (---) günde (---) konakda (---) el-mübârekde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 308a ·
metinde göster ·
… âk-i mahsûldâr anda cümle ta‘allukâtıyla meks edüp dâr-ı karâr edüp günden güne
pirinc
zirâ‘at edüp mâldâr olduklarınca bir kend-i azîm olur.
Zikr-i binâ-yı şehr-i Revân: Sene 810 târîhinde Timur-ı bî-nûr hânın sevdâgerlerinden Hoca Cân-ı Lahîcânî nâm bir ankâ bâzargân bu Revân zemînine kadem basup görse kim bir hâk-i anber-pâk-i mahsûldâr anda cümle ta‘allukâtıyla meks edüp dâr-ı karâr edüp günden güne pirinc zirâ‘at edüp mâldâr olduklarınca bir kend-i azîm olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 308a ·
metinde göster ·
… ır ve Urfa hâkinde bin hâneli bâğ u bâğçeli çölde ma‘mûr kasabadır. Kurâlarında
pirinc
çeltiği hâsıl olur. Âb [u] hevâsı latîf zemîn mahsuldârdır. Bu büleydenin uyûnl …
(---) binâsıdır ve Urfa hâkinde bin hâneli bâğ u bâğçeli çölde ma‘mûr kasabadır. Kurâlarında pirinc çeltiği hâsıl olur. Âb [u] hevâsı latîf zemîn mahsuldârdır. Bu büleydenin uyûnları Adana köyü bınarından tulû‘ edüp Arar Rıkka kal‘ası altında nehr-i Furât'a munsab olur. Bu kasabanın câmi‘i ve mesâcidleri ve hân [u] hammâmı ve birkaç dükkânı vardır. Ve birkaç âsiyâb-ı dakîkları var. Bu şehrin nısfı hâss-ı hümâyûndur ve nısfı ze‘âmetdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 60a ·
metinde göster ·
… n 64a sûretleri vardır. Bu kapudan içeri zahîre ambârlarına darı ve buğday ve
pirinc
ve peksimat tâ fetihden berü durur ve gönden akçe vardır.
Eşkâl-i iç kal‘a-i Kayseriyye: Evvelâ şehrin şimâlî tarafındaki kûh-ı Erciş dâmeninde bir püşte-i mürtefi‘ üzre Rûm melikleri fil cüssesi kadar seng-tırâş ile metânet üzre binâ etdi. Ba‘dehû Âl-i Dânişmendiyân dest-i Rûm'dan feth edüp dahi tevsî‘ edüp imâr etdi, ammâ hâlâ âbâdân olan yeni Kayseriyye bu Kayseriyye-i âtikden sekiz bin adım [ba‘îd] bir şehr-i ma‘mûr u müzeyyen, kâr-ı kadîm kal‘a-i hasîndir. Ve bilâd-ı Rûm-ı Yunaniyân'dır. Ve medine-i Sivas bu Kayseriyye'nin cânib-i şarkîsinde beş menzil yerdir. Ve bu iç kal‘a kapusu cânib-i (---) nâzır olup kapunun kemeri üstünde karşu karşuya ve yan yana biri arslan ve biri kaplan 64a sûretleri vardır. Bu kapudan içeri zahîre ambârlarına darı ve buğday ve pirinc ve peksimat tâ fetihden berü durur ve gönden akçe vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 63b–64a ·
metinde göster ·
… şâhîsi vardır ammâ hevâsı gâyet sevâhil olmağile şiddet-i hârdan âdem pişer. Ve
pirinc
ü şeker kamışı olur ve limonu ve turuncu ve narı ve zeytunu ve inciri ve servi …
Evsâf-ı Bender (---) âbâd: Şâh-ı İrân-zemîn Âzerbaycân hükmünde başka hânlıkdır. Yedi bin müsellah nökerâtla bu benderi hırâset eder. Zîrâ intihâ-yı serhadd-i Fireng-i bed-reng-i pür-ceng Portukal-ı dâlldır. Sene 925 târîhinde Şâh İsmâ‘îl çağında bu Benderçeye Portukal talâva vuranda bist-hezâr mürdamân-ı Acem esîr-bend-i hicrân hor-dem olanda Şâh İsmâ‘îl mu Benderçede bir hisâr-ı üstüvâr yasayupdır kim heze çâr köşesi Kahkahâ-âsâ hisâr-ı şâhîdir. Derûn-ı kirmânda endek dü-hezâr hâne-i çâr-kâr vardır ve niçe câmi‘ler ve hân u hammâm ve zâviye vü tekye vü mekteb ü medrese ve imâretleri ve çârsû-yı bâzâr-ı şâhîsi vardır ammâ hevâsı gâyet sevâhil olmağile şiddet-i hârdan âdem pişer. Ve pirinc ü şeker kamışı olur ve limonu ve turuncu ve narı ve zeytunu ve inciri ve servi dırahtı çokdur. Ammâ mahbûbu memdûh değildir. Halkı ekseriyyâ Urbân-ı Cebrî mezhebinde melâhideden eşedd kavmi vardır ammâ hâkimi olan Hânkulu Hân nâm bir mest-i müdâm Gürcîyyü'l-asl bir benâm kimesne idi. Ammâ halûk u hoş-sohbet merdüm-i merd idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 364a ·
metinde göster ·
Bunda olan âsâr-ı kadîmeleri ve amûd-ı müntehâları birer birer ta‘bîr ü tavsîf etsem tazyî‘-i evkât olup ve vasfında lisân kâsır ve kalemler kâsirdir, ammâ garîb câmi‘ vîrâna yüz dutmuşdur. Niçe musanna‘ pirinc kapuları ve sadefkârî pençere kanatları fenâ bulmuşdur, zîrâ aslâ cemâ‘ati yokdur. Cümle kefere içinde kalmışdır. Eğer müstakillen kefere elinde kalsa bu câmi‘i ürd-i behişt ederlerdi. Ancak haftada bir kerre cum‘a gün kapuları açılup hüddâmları silüp süpürüp beş on aded pâsbânlar Cum‘a namâzın kılup yine kapuların sedd edüp giderler. Ve hîn-i fethde Fethiyye câmi‘i bu idi, Hudâ amâr eyleye.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 370a ·
metinde göster ·
Ve cümle on iki hândır. Cümleden mükellef Kuyumcular hânı ve Yeni hân ve
Pirinc
hânı ve Mısrıyyûn hânı ve Tüccâr hânı ve Çavuş hânı ve Zeyt hânı ve Cânbeğ hânı …
Ve cümle on iki hândır. Cümleden mükellef Kuyumcular hânı ve Yeni hân ve Pirinc hânı ve Mısrıyyûn hânı ve Tüccâr hânı ve Çavuş hânı ve Zeyt hânı ve Cânbeğ hânı ve Mutâf hânı ve Arasta hânı ve Hınnâ hânı ve Gumiyyaza. Meşhûr ve ma‘mûr vekâle bunlardır. Mâ‘adâ hurde hânlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y186b ·
metinde göster ·
Ve dörd hânı var kim herbiri kal‘a-misâl hânlardır. Evvelâ
Pirinc
hânı ve Küçük hân ve iskele başında Freng hânı yedi kralın konsolozları bu hând …
Ve dörd hânı var kim herbiri kal‘a-misâl hânlardır. Evvelâ Pirinc hânı ve Küçük hân ve iskele başında Freng hânı yedi kralın konsolozları bu hânda sâkin olurlar, kal‘a-misâl bir hân-ı metîndir. İçinde üç yüz kat-ender-kat hücrelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y194a ·
metinde göster ·
Ve subh [u] mesâ matbah-ı Hudâ'dan ni‘meti cemî‘-i fukarâya birer çanak
pirinc
ve mercimek şorbasıyla birer nân-pâre mukarrerleri vardır. Ve her leyle-i cum‘a …
Ve subh [u] mesâ matbah-ı Hudâ'dan ni‘meti cemî‘-i fukarâya birer çanak pirinc ve mercimek şorbasıyla birer nân-pâre mukarrerleri vardır. Ve her leyle-i cum‘ada pilâv zerde ve yahnî verirler. Şeb [u] rûz benî âdem sadâsından câmi‘ içi sâ’ika gibi gürler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y91a ·
metinde göster ·
Ve bunda olan maslûbât âvîzeler bir câmi‘de yokdur. Mihrâb kubbesinde bir
pirinc
fânûs vardır. Cümle iki bin kanâdîli vardır, gûyâ bir fânûs-ı münevverdir.
Ve bunda olan maslûbât âvîzeler bir câmi‘de yokdur. Mihrâb kubbesinde bir pirinc fânûs vardır. Cümle iki bin kanâdîli vardır, gûyâ bir fânûs-ı münevverdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y93b ·
metinde göster ·
… eyt vekâlesi ve Natrûn vekâlesi ve Sinân Paşa vekâlesi ve Karamanlı vekâlesi ve
Pirinc
vekâlesi ve Yemiş vekâlesi ve Zülfikâr Kethudâ vekâlesi ve Kayseriyyeli İbrâhîm …
Ve şehr-i Bulak'da cümle sagîr ü kebîr yetmiş üç hân vardır kim her biri kal‘a-misâl demir kapulu ikişer üçer yüz hücreli ve haremlerinde birer zâviyeli hânlardır. Cümleden büyük Zeyt vekâlesi ve Natrûn vekâlesi ve Sinân Paşa vekâlesi ve Karamanlı vekâlesi ve Pirinc vekâlesi ve Yemiş vekâlesi ve Zülfikâr Kethudâ vekâlesi ve Kayseriyyeli İbrâhîm Kethudâ vekâlesi ve Kulkıran vekâlesi ve (---)(---) meşhûr-ı âfâk olup kal‘a-misâl olan hânlar bunlardır, gayrılar yüzer ellişer hücreli hânlardır. Ve her birinde birer Mısır hazînesine mâlik bâzergânlar vardır kim Hind ve Yemen Y 135a Sind'de ve Aden Frengistân Rûm'da şerîkleri var ankâ bâzergânlar sâkin olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y134b–Y135a ·
metinde göster ·
… ve Sultân Kalavân ve Sultân Kayıtbay asrından kalmış kâr-ı kadîm altuna benzer
pirinc
ileğen ve ibrîkler ve gûnâ-gûn sâbûndânlar ile arrâfbaşı ibtidâ paşanın önünde …
Ba‘dehu cümle sahanlar ref‘ olup dîvân ferrâşları ve arrâfları Sultân Ferec ve Sultân Kalavân ve Sultân Kayıtbay asrından kalmış kâr-ı kadîm altuna benzer pirinc ileğen ve ibrîkler ve gûnâ-gûn sâbûndânlar ile arrâfbaşı ibtidâ paşanın önünde yer öpüp paşanın dizine mahalle makraması koyup biri dahi mümessek ü mu‘amberîn sâbûn verüp paşa elin yaykayup cümle bu tertîb üzre ellerin gasl edüp herkes yerli yerinde ber-karâr olup du‘âcı efendi Kur’ân-ı azîmden âye[t], sûre-i Mâ’ide'de:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y181b ·
metinde göster ·
… sine mahsûb olur. Zahîreleri beksumât ve cübn-i hâlûm ve bal ve yağ ve kahve ve
pirinc
ve bakla ve şa‘îr ve gayrı zahâyirdir.
Ve cümle iki bin yüz askere Y 206a külfe ve bârhâneleriyçün bin re’s cemâl verirler. Muhtesib ağası cümle develeri zahâyir ile âmâde edüp masrûfu muhâsebesine mahsûb olur. Zahîreleri beksumât ve cübn-i hâlûm ve bal ve yağ ve kahve ve pirinc ve bakla ve şa‘îr ve gayrı zahâyirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y205b–Y206a ·
metinde göster ·
… sır'a gelmemesi mukarrerdir. Zîrâ tüccâr iki üç bin deve yükü bakla ve şa‘îr ve
pirinc
ve un ve bal ve yağ ve beksumât ve'l-hâsıl kuş südü, yumurta, anı dahi götürürl …
Bu asker huccâca varmasa huccâc selâmetle Mısır'a gelmemesi mukarrerdir. Zîrâ tüccâr iki üç bin deve yükü bakla ve şa‘îr ve pirinc ve un ve bal ve yağ ve beksumât ve'l-hâsıl kuş südü, yumurta, anı dahi götürürler. Ve niçe yüz deve Nîl suyu hedâyâ götürürler. Ve herkes dostlarına niçe bin kutu şeker-i nebât ve hulviyyât u zülbiyyât ve yoğurd gönderirler. Huccâc âcizmânde iken ve zâr zebûn fürûmânde iken ve cümle hasta ve yorgun argın ve develeri durgun ve huddâmları dargın Ezlem'e geldikleri gibi tâze cân bulurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y206a ·
metinde göster ·
… en ve bender-i Dimyât'dan ve kazâ-i Birimbâl'dan ve bender-i Reşîd'den ve sâ’ir
pirinc
hâsıl olan yerlerden beş kerre yüz bin erdeb pirinci ve iki bin kafes sükkeri v …
Bu hazîne-i pâdişâhî tahsîlinde Mısır askerîsinin alayı yokdur, ancak Mısır vezîri ümerâ-yı Mısır'ın bir eşbehine hil‘at-ı fâhire geydirüp kilâr-ı pâdişâhî beği eder, gayrı sefere ve gayrı kullara me’mûr olmaz, ancak kendüsi beş yüz âdem ile eyâlet-i Mısır'da kazâ-i Fereskûr'den ve Menzil şehrinden ve bender-i Dimyât'dan ve kazâ-i Birimbâl'dan ve bender-i Reşîd'den ve sâ’ir pirinc hâsıl olan yerlerden beş kerre yüz bin erdeb pirinci ve iki bin kafes sükkeri ve mî‘âdı ve üç yüz ferde kahve ve iki yüz bin erdeb mercimek ve iki yüz bin erdeb nohud ve yüz katma kınâ ve beş yüz zenbîl hûrmâ ve sâ’ir me’kûlât kısmından tahsîl edüp Reşîd şehrinde bir azîm mîrî mahzenler vardır, cümlesin mâl-â-mâl yığarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y214a ·
metinde göster ·
Bu kadar ma‘âcinler ve reçel eşribelerin envâ‘ından paşaya on kavanoz, kethudâya üç kavanoz helvâcıbaşı verüp mâ-bâkîsin helvâcıbaşı kilâr-ı hâssaya teslîm eder [[(---) (---) (---)]] ve hüccet-i şer‘iyye alır. Andan kilâr beği bu kadar pirinc ve şekeri mevsimiyle Âsitâne-i sa‘âdete göndermek içün bender [[(---) (---) (---)]] elli pâre geminin dümenlerin alup mâl-ı pâdişâhî şeker ve pirinç vardır, deyü ta‘cîz edüp yelkenlerin dahi alırlar [[(---) (---) (---)]] halâs eder. Ba‘zı zamân kânûn üzre İskenderiyye'ye on iki pâre kadırga gelüp cümle eşyâyı kilârcı Q 238aP 235a beğ kadırgalara koyup cümle kadırga beğlerinden hüccet-i şer‘iyye alup edâ-yı hizmeti tamâm olur. Bir hazîne-i Mısır dahi kânûn-ı Selîm Hân üzre budur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y214b ·
metinde göster ·
… atmanı semîn lahm bir parayadır. Ve bir at yemi şa‘îr dörd mankıra ve bir erdeb
pirinc
iki yüz paraya ve bir kantâr sükker on guruşa. Sâ’ir hubûbâtlar dahi buna göre …
Ve halkının kâr-ı kisbleri cümle ticâret ile geçinirler. Nısfı ehl-i hırefdir. Ve niçe bin Ervâm halkı mün‘im ankâ bâzergânları vardır kim ni‘metleri mebzûldür. Gâyet ganîmet şehir olmak ile her gece ahâlîsi birbirlerine ziyâfet-i azîmler edüp ikrâm ederler. Ve her gece beşer onar yerde mevlûd-ı şerîf ve haftada dörd beş kerre düğünleri mukarrerdir. Ve ellişer dirhem gelir on iki hâs ve beyâz ekmek bir parayadır. Ve bir İskenderânî batmanı semîn lahm bir parayadır. Ve bir at yemi şa‘îr dörd mankıra ve bir erdeb pirinc iki yüz paraya ve bir kantâr sükker on guruşa. Sâ’ir hubûbâtlar dahi buna göre fürûht olunur. Ve senede bin pâre gemi gelür, metâ‘ getürüp fürûht edüp yine metâ‘ alup dilüdiği diyâra giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y334b ·
metinde göster ·
Ve bu şehrin cânib-i garbında balyozlar sarâyı dibinde kıble cânibine tâ
pirinc
dinkleri ve tûbhâne ya‘nî kerpiçhâneleri geçüp mezâristân kenârında Abdülkâdir- …
Ve bu şehrin cânib-i garbında balyozlar sarâyı dibinde kıble cânibine tâ pirinc dinkleri ve tûbhâne ya‘nî kerpiçhâneleri geçüp mezâristân kenârında Abdülkâdir-i Cîlânî tekyesine varınca bu şehrin tûlü bin beş yüz germe adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y335a ·
metinde göster ·