putur olup gûyâ başdarda kadırga gibi deryâ üzre şinâverlik ederek Harkova tara …
‘Bu balık durdukça oturduğum mahal karnıdır’ deyüp elimle yoklayup bildim ki incecik deridir. Ağzından taşra çıkmak mümkün değil. Hemân Allâh'a sığınup elimdeki bıçağile balığın aşağı tarafına bir bıçak nice urdumsa karnı yarılup bir deryâ içre çıka-düşüp elimdeki bıçağile rû-yı deryâya çıkup şinâverlik ederek 164a bir kenâra çıkup bî-tâb [u] bî-mecâl rimâl üzre yatırken anı gördüm, ol balık kendüyi deryâdan taşra hevâya pertâb ederek ve deryâyı cûş [u] hurûşa getirüp burnunun iki deliklerinden minâre-misâl deryâyı şâzrevân edüp pur putur olup gûyâ başdarda kadırga gibi deryâ üzre şinâverlik ederek Harkova tarafına doğru gidüp Mostarlı Mustafâ Paşa önünde bi-emrillâh ol balık karaya düşer."
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 163b–164a ·
metinde göster ·
putur olup cevelân ederken dıraht sâyesindeki [[(---) (---) (---) (---)]] hayye …
Hayye-i evren dahi cân havli ile pur putur olup cevelân ederken dıraht sâyesindeki [[(---) (---) (---) (---)]] hayye bîdâr olup gördü kim Amr bir hayye ile ceng edüp katl etmiş. Ol âdem Amr'a su’âl edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y12b ·
metinde göster ·
Bir iki kurşum atdılar, te’sîr etmeyüp âhir Nîl'in cânib-i garbîsine çıkup
pur
patır edüp renc [ü] anâ çekerek ol bayıra tırmaşup kaldı. Biz dahi ardı sıra ge …
Bir iki kurşum atdılar, te’sîr etmeyüp âhir Nîl'in cânib-i garbîsine çıkup pur patır edüp renc [ü] anâ çekerek ol bayıra tırmaşup kaldı. Biz dahi ardı sıra gemiyle varup taşra çıkup temâşâ ederken timsâhın ağzından bir gelincik çıkup seğirderek Nîl'e kaçdı. Timsâh orada mürd oldu, kaddi kâmil otuz iki ayak idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y161b ·
metinde göster ·
… im. Allâhümme âfinâ, kimi cân havli ile boğazlanmış tavuk gibi Kürd lisânı üzre
pur
putur olurken anları bağlarlar, kimi şüst endâm yatır, kimi birkaç günden merhû …
Kethudâ İbrâhîm Paşa hedâyâ içün yüzer ikişer yüz kara Arabcıkları kesdirmişdi. Hakîr an-kasd varup temâşâ etdim. Allâhümme âfinâ, kimi cân havli ile boğazlanmış tavuk gibi Kürd lisânı üzre pur putur olurken anları bağlarlar, kimi şüst endâm yatır, kimi birkaç günden merhûm olur. Böyle cellâd-ı bî-rahm [ü] bî-emân cellâbelerdir. Bu dahi Mısır'a mahsûsdur. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y178b ·
metinde göster ·
… ân-ber-keşân çeküp kenâra yakın gelince fakîr kuşlar ne hâle uğradıkların bilüp
pur
putur olmağa başlar. Sen dahi murâdın üzre birkaç dâne semînlerinden alup birer …
Ol dahi habl-ı metîni elden komayup keşân-ber-keşân çeküp kenâra yakın gelince fakîr kuşlar ne hâle uğradıkların bilüp pur putur olmağa başlar. Sen dahi murâdın üzre birkaç dâne semînlerinden alup birer para verirsin, mâ‘adâ za‘îflerin âzâd edersin. Mezkûr Arabın ol murglar iltizâmındadır, mâl-ı pâdişâhî verir. Bir gayrı âdem ol murglardan sayd eyleseler tecrîm ederler. Ve her kaçan olsa ol âzâd edilen kaz ve ördekler yine ol fellâhındır, gûyâ bu tuyûra bir mekr eylemişdir. Mısır fellâhı bu gûne acîb ü garîb şeytanata mâlik kavimdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y229a ·
metinde göster ·