… l‘ası tarafındaki ve kal‘a-i Bolayır'a ve dahi kal‘a-i Ekşimil'e, ya‘nî lisân-ı
Rûmca
altıncı kal‘aya ve kasaba-i Kavak'a ve dahi kal‘a-i Enez'e ve dahi kal‘a-i Misi …
Lâkin bu Rûmeli Hâkâniyye kal‘ası tarafındaki ve kal‘a-i Bolayır'a ve dahi kal‘a-i Ekşimil'e, ya‘nî lisân-ı Rûmca altıncı kal‘aya ve kasaba-i Kavak'a ve dahi kal‘a-i Enez'e ve dahi kal‘a-i Misine'ye ve dahi kal‘a-i Mekri'ye ve kal‘a-i Fere'ye ve kal‘a-i Kavala-i azîme ve Sidirkapsi ve Aynaroz ve dahi kal‘a-i Selânik ve kal‘a-i Kesendire ve kal‘a-i Koloz ve kal‘a-i Ezdin ve kal‘a-i Kızılhisâr ve ana karîb kal‘a-i Eğriboz ve dahi kal‘a-i Atina ve'l-hâsıl bu Rûmeli Hâkâniyye kal‘ası tarafındaki Rûmeli kıyılarında tâ Mora'nın yigirmi altı pâre kal‘alarına varınca sa‘âdetlü pâdişâh kal‘a-be-kal‘a emrler ile ulaklar gönderüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 93b ·
metinde göster ·
Evsâf-ı kal‘a-i Vasiligoz Purgaz: Lisân-ı Rûmca Vasiligoz, ya‘nî büyük ayu demekdir. Burgoz kal‘a demekdir. Kostantin bed-nâmlarından Vasil nâm bir kefere-i benâm binâsı olmağile anın ismiyle ma‘rûf bir kal‘a-i meksûf harâbdır. Ammâ sene (---) târîhinde Sultân Mûsâ Çelebi ibn Yıldırım Hân fethidir. Kal‘ası leb-i deryâda bir püşte üzre çâr-kûşe seng binâ bir küçük kal‘a-i yebâbdır. İçinde cümle kefereler sâkindir. Câmi‘ ve hân ve hammâmı ve gayri âbâdânları yokdur, lâkin bâğları ve bâde-i hamrâsı çokdur. Ve (---)(---) dükkânları vardır. Bu dahi (---)(---) hâkinde (---)(---) hükûmetdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 50b ·
metinde göster ·
… nı söyleşirler. Cümle on beş bin kadar tüfeng-endâz Tat kavmidir. Bunların dani
Rûmca
kelimâtlar arasında başka ıstılâhları var[dır].
Der-sitâyiş-i yaylağ-ı İrem Tat eli: Bir kûh-ı bülenddir kim zirve-i a‘lâsından cümle Kırım adası şekl-i müselles râygân temâşâ olunur, zîr[â] mezkûr Sudağ'ın şarkî ve garbî tarafları cümle Tat eli dağlarıdır, ammâ yine cümle Kefe eyâletidir. Lâkin sarp dağları ve belleri çokdur. Ve cümle halkı Rûm ve Laz kavimleridir kim Rûm lisânı söyleşirler. Cümle on beş bin kadar tüfeng-endâz Tat kavmidir. Bunların dani Rûmca kelimâtlar arasında başka ıstılâhları var[dır].
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 136b ·
metinde göster ·
… et garîb-dostlardır. Ve ahâlî-i vilâyeti dahi sulehâ-yı ümmetden kimesnelerdir.
Rûmca
ve Bulgarca kelimât ederler. Bâğ u bâğçelerine hadd [ü] nihâyet yokdur. Ve bu m …
Orfan'ın avretleri orfana olur derler ammâ iftirâ-yı mahzdır. Lâkin mahbûbesi gâyet garîb-dostlardır. Ve ahâlî-i vilâyeti dahi sulehâ-yı ümmetden kimesnelerdir. Rûmca ve Bulgarca kelimât ederler. Bâğ u bâğçelerine hadd [ü] nihâyet yokdur. Ve bu mahalle karîb Rindiye boğazında Orfan nehrin gemilerle ubûr ederken Venedik kâfiri firkateleri nümâyân oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 211a ·
metinde göster ·
Ve cümle ahâlî-i vilâyeti tüccâr ve ehl-i hıref ve ehl-i sanâyi‘dir. Ve âyende vü revendelere ni‘metleri mebzûl olup Bulgarca ve Rûmca kelimât edüp ba‘zı ıstılâh lisânları Urûm lisânı gibi "varmisik, gelmisik" deyü hurûf-ı kâfı çok isti‘mâl ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 218a ·
metinde göster ·
… â halkı dörd lisân üzre kelimât ederler, ammâ fasîh ve belîğ Türkçe bilirler ve
Rûmca
ve Bulgarca dahi bilirler, ammâ lisân-ı Yahûdî'yi gâyet çok bilirler, zîrâ şeb …
Der-âğâze-i lehçe-i mahsûs-ı ağayân: Ekseriyyâ halkı dörd lisân üzre kelimât ederler, ammâ fasîh ve belîğ Türkçe bilirler ve Rûmca ve Bulgarca dahi bilirler, ammâ lisân-ı Yahûdî'yi gâyet çok bilirler, zîrâ şeb [ü] rûz ihtilât-ı kâr [u] kisbleri çufudlar iledir kim ankâ bâzergânları gâyet çokdur. 229a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 228b–229a ·
metinde göster ·
Lâkin zâlim şehir kân-ı kavm-i Yûnâniyân olmak ile kefereleri bî-hisâbdır ve müselmânları azdır. Anlar dahi cümle Rûmca kelimât ederler, zîrâ müslimlerin şeb [ü] rûz bey‘ [u] şirâları ve hüsn-i ülfet [ü] ihtilâtları cümle kefere-i Rûm iledir, ammâ ol kadar fasîh ü belîğ Rûm lisânı tekellüm ederler kim ta‘bîr olunmaz, zîrâ lisân-ı Rûm bu şehirde iştihâr bulup Eflâtûn ve Bokrât ve Sokrât ve Batlîmûsânlar ve gayri hukemâ-yı kudemâlar Rûm lisân-ı Yûnân'a bu belde-i kadîmde irtibat vermişlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 256b ·
metinde göster ·
kellim edüp cümle re‘âyâları Urûm keferesi ve Arnavud kefereleridir, zîrâ Mora …
Ve halkı Rûmyordur,(?) cümle Rûmca kellim edüp cümle re‘âyâları Urûm keferesi ve Arnavud kefereleridir, zîrâ Mora cezîresi yedi yüz yetmiş mîl bir adadır, ammâ beş gûne benî âdem vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 261b ·
metinde göster ·
Larinçe (---)(---)(---)(---) derler. Sebeb-i tesmiyesi oldur. Ammâ sene (--- …
Bânîsi Bundukanî Venedikidir. Lisân-ı Rûmca Larinçe (---)(---)(---)(---) derler. Sebeb-i tesmiyesi oldur. Ammâ sene (---) târîhinde Bâyezîd-i Velî Hân fethidir. Usret ile feth olup bî-fâ’ide olduğiyçün ba‘de'l-feth kal‘asın câ-be-câ münhedim etdiler, zîrâ Balıbadra ve Holumiç kal‘aları gâyet yakın olduğundan kal‘asın berbâd etdiler, ammâ amâr iken Mora adasında anın gibi ma‘mûr u metîn kal‘a yok imiş. Hâlâ cümle der-i dîvârından çok yerde âsâr-ı binâları vardır. Sehel bahâne ile ta‘mîr olup leb-i deryâda şekl-i muhammes bir kal‘a-i metîn olurdu. Ve âb-ı hayât suları ve iki aded limanları olup sekiz rûzgâr-ı zorkârdan bî-bâk ü bî-pervâ yatılır limanları var. Ve hâlâ Cezâyir korsanları deryâda şinâverlik edüp şikâr ararlarken bu Holumiç kal‘ası dağın seçüp bu Larinçe limanlarında lenger-endâht olup yatırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 262a ·
metinde göster ·
sıçan kal‘ası demekdir. Bânîsi yine Venedik'dir. Leb-i deryânın bir burununda v …
Lisân-ı Rûmca sıçan kal‘ası demekdir. Bânîsi yine Venedik'dir. Leb-i deryânın bir burununda vâki‘ olup ma‘mûr edecek kal‘adır. Sene 906 târîhinde Bâyezîd Hân-ı Velî feth edüp ba‘de'l-feth münhedim etmişdir kim bir dahi küffâr tama‘ edüp istîlâ etmeye. Ammâ rivâyet-i sahîhanın sebeb-i inhidâmı oldur kim bu şehr-i azîm içre bir amûd-ı bâlâ üzre hukemânın biri bir altundan sıçan timsâlini mutalsam edüp bu şehirde aslâ sıçan olmazmış. Hîn-i fetihde şikârcı guzât-ı müslimînler mezkûr amûdu yıkup üzerindeki altun sıçanı koparup aldıkları gibi cemî‘i şehre sıçan müstevlî olup içinde olan benî âdemlerin esbâb-ı havâ’icleri kalmadığından mâ‘adâ cümle gâzîlerin atlarının yelelerini ve kuyruklarını sıçan yeyüp atları tay eder. Ve cümle halkın saçları ve sakalları ve bıyıkların sıçan yeyüp pîr-i nâ-tüvân sâhib-i rîşleri sıçan cüvân yiğitler etdiğinden cümle halk sıçan derdinden şehri bırağup firâr etdiklerinden şehrin harâbı böyle olmuşdur, deyü yazmışlar. Anıniçün bu kal‘aya Rûmlar Pondikoz kal‘ası derler. Şehri ve bâğ u bâğçesi dahi (...) kedi kadar sıçanları vardır ve âdem ve âdemî-zâd yokdur. Anı geçüp bir sâ‘at dahi gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 265a ·
metinde göster ·
Bânîsi (---)(---)(---) dir. Lisân-ı Rûmca üzre Arkadiya (---)(---) demekdir. Niçe mülûk destine girüp âhır-ı kâr sene 906 târîhinde Bâyezîd-i Velî fethidir. Mora eyâletinde paşa hâssı voyvadalığıdır. Üç yüz akçe pâyesiyle şerîf kazâ olup (---) aded nâhiye kurâsı var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 265b ·
metinde göster ·
vech-i tesmiyesi kala matya demek eyi gözüm kal‘ası demekdir. Hâlâ kavm-i Rûm-ı …
Venedik Pirinc-pirimi binâsı olup lisân-ı Rûmca vech-i tesmiyesi kala matya demek eyi gözüm kal‘ası demekdir. Hâlâ kavm-i Rûm-ı mezmûm Kasro Kalamatya derler. Lisân-ı Etrâk'e Kalamata nâmıyla ma‘rûf bir kal‘a-i mevsûfdur. Sene (---) târîhinde Ebü'l-feth kılıç ile feth ederken usret çeküp ba‘de'l-feth sûr-ı üstüvârın câ-be-câ münhedim etmişlerdi. Ba‘dehu bu şehri ma‘mûr olup kal‘a dahi elzem-i levâzımından olup şehrini Manya küffârından halâs içün sene (---) târîhinde müceddeden Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘ asrında be-dest-i Köpürlü Mehemmed Paşa bâ-mübâşeret-i Arnavud Kemânkeş Ahmed Paşa amâr olup Mizistre sancağı hâkinde kapudan paşaların hâssı olup kâ’immakâmı yüz nefer âdemiyle hükûmet eder. Yüz elli akçe pâyesiyle kazâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 272b ·
metinde göster ·
Bir çukur yerde olmağile lisân-ı Rûmca piğadya demek kuyu demekdir. Hadd-i zâtında âb-ı hayât çâh-ı mâları ve âb-ı zülâl çeşme-sârları ve bî-nihâye bâğ u 334b bâğçeleri ve mahbûb u mahbûbeleri bî-hisâbdır. Ve cümle iki yüz aded kiremitli kal‘a-misâl evlerdir. Ve cümle beş yüz aded tüfengli kefereleri vardır. Ve yedi aded küçük kenîsecikleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 334a–334b ·
metinde göster ·
… tleri böyledir. 340b Anıniçün cümle evlâd, ehl [ü] ıyâlleri ve kendüleri dahi
Rûmca
ve Türkçe kelimât ederler, ammâ Rûmşa kavimdir.
Bu şehrin uyûn-ı câriyesi olmamağın cümle kuyu suları içerler, ammâ sahrâsı gâyet mahsûllü yerlerdir. Bunda benî âdem az kaldığından bir avret yâ bir bâkire kız bir âdeme beş altı kîse ergenlik verüp bir müselmâna varır. Ekseriyyâ avretleri niçe yüz müselmânların cümle kefere kızları ve avretleridir kim bu diyârın âdetleri böyledir. 340b Anıniçün cümle evlâd, ehl [ü] ıyâlleri ve kendüleri dahi Rûmca ve Türkçe kelimât ederler, ammâ Rûmşa kavimdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 340a–340b ·
metinde göster ·
Ve bu kasaba içre bir dere cârîdir. Ve bir göz taşdan mebnî bir cisir dibinden bir âb-ı hayât su kaynayu[p] çıkar. Cümle şehir halkı âb-ı nâbı andan nûş edüp def‘-i atşân ederler. Ve cemî‘i halkı Rûmca kelimât ederler, ammâ mahbûbelerine angili desen angililerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 341b ·
metinde göster ·
Lisân-ı Rûmca "Aya mavra" gözüm cânım evliyâ demekdir. Bânîsi Bundukanî Venedik Frengidir. Âhır-ı kâr bu kal‘ayı Venedik İnebahtı ve Mora vilâyetinin Moton ve Koron kal‘alarının levendâtlarının ellerinden Freng-i bed-reng âciz-mânde kalup ve bizim kara tarafında olup Nardalı ve Yanyalı ve Pirevezeli gâzîlerinin derdlerinden sene (---) târîhinde Sultân Selîm Hân-ı Sânî asrında be-dest-i Kapudan Kılıç Alî Paşa. Venedik kâfiri der-i devlete elçiler gönderüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 342b ·
metinde göster ·
Der-sûret-i çîn-i meh-cebîn mahbûbe [ü] mahbûbât: Belgrad-ı Arnavu[d]luk arzında olmak ile hevâsının letâfetinden mahbûbelerin görmedim ammâ mahbûb mâh-pâre cüvânlarına aşk olsun. Her biri hüsn-i cemâlde ve lütf-i i‘tidâlde olup kelimâtları cümle mevzûn ve dişleri cümle misl-i dürr-i meknûn cümle sîm-beden ve nâzük-endâm mahbûbu'l-kulûb ehl-i ırz fetâları var. Söze gelseler bedî‘u'l-beyân ve fasîhü'l-lisândırlar ammâ lisânları Urûm lehcesine meyyâl kelimât ederler. Ve fasîh ü belîğ Rûmca bilüp okuyup yaz[a]rlar, zîrâ Rûmeli vilâyetinin güzîde yeridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 349a ·
metinde göster ·
bilmezler. Gâyet şecî‘ ve bahâdır kavmi vardır, ammâ tâ‘ûndan gâyet havf edüp h …
Ve halkı cümle Arnavudca [te]kellüm edüp aslâ Rûmca bilmezler. Gâyet şecî‘ ve bahâdır kavmi vardır, ammâ tâ‘ûndan gâyet havf edüp hastaların evlerde bırağup dağlara kaçarlar. Tâ‘ûnu yok ise de ol âdem açlıkdan zâr u b[î]zâr elbette olup şişüp kalır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 352b ·
metinde göster ·
ve Üsti Urûmca ve Usturumça ve Üsturûmca ve Üstürümçe derler, ammâ lisân-ı Yûnâ …
Üstü Rûmca ve Üsti Urûmca ve Usturumça ve Üsturûmca ve Üstürümçe derler, ammâ lisân-ı Yûnâniyân'da kasr-ı Aya Nataca'dır. Lisân-ı Latin'de (---) derler. Ve lisân-ı Freng'de (---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 373b ·
metinde göster ·
… azup yed-i tûlâsın ayân u beyân etdiğiçün altı üç satır Türkçe ve üstü üç satır
Rûmca
hatlar tahrîr edüp Üstü Rûmca olmuş olur. Cümle nücûm kuvvetiyle bu hatları rum …
"Benim bu Aya Nacata şehrimi sene 709 târîhinde Muhammedîler alalar ve Murâd Beğ nâmında Osmânoğlu hükmünde olacakdır, ammâ ol dahi bizim elimizde şehîd olacakdır" deyü Usturumça kal‘ası şark tarafı kapusu üzre çâr-kûşe mermer üzre yazup gûyâ sikkeyi mermerde kazup yed-i tûlâsın ayân u beyân etdiğiçün altı üç satır Türkçe ve üstü üç satır Rûmca hatlar tahrîr edüp Üstü Rûmca olmuş olur. Cümle nücûm kuvvetiyle bu hatları rumûz [u] künûz edüp kal‘a kapusu üzre bu hatlar bâkî kalırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 374a ·
metinde göster ·
… n etdiğiçün altı üç satır Türkçe ve üstü üç satır Rûmca hatlar tahrîr edüp Üstü
Rûmca
olmuş olur. Cümle nücûm kuvvetiyle bu hatları rumûz [u] künûz edüp kal‘a kapusu …
"Benim bu Aya Nacata şehrimi sene 709 târîhinde Muhammedîler alalar ve Murâd Beğ nâmında Osmânoğlu hükmünde olacakdır, ammâ ol dahi bizim elimizde şehîd olacakdır" deyü Usturumça kal‘ası şark tarafı kapusu üzre çâr-kûşe mermer üzre yazup gûyâ sikkeyi mermerde kazup yed-i tûlâsın ayân u beyân etdiğiçün altı üç satır Türkçe ve üstü üç satır Rûmca hatlar tahrîr edüp Üstü Rûmca olmuş olur. Cümle nücûm kuvvetiyle bu hatları rumûz [u] künûz edüp kal‘a kapusu üzre bu hatlar bâkî kalırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 374a ·
metinde göster ·
… pusu üzre ol rumûz künûz hatları Etrâk tâ’ifesi kapu üstünden kal‘ edüp ol üstü
Rûmca
hatlar olduğundan bu kal‘anın dahi ismine Üstü Rûmca kal‘ası deyü tesmiye ederl …
Ba‘de'l-feth kal‘a kapusu üzre ol rumûz künûz hatları Etrâk tâ’ifesi kapu üstünden kal‘ edüp ol üstü Rûmca hatlar olduğundan bu kal‘anın dahi ismine Üstü Rûmca kal‘ası deyü tesmiye ederler. Hâlâ Üstü Rûmca'dan galat Usturumça ve Üstürûmca derler. Ba‘dehu bir münâsebet ile ol taşı Gâzî Sultân Murâd'a gösterüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 374b ·
metinde göster ·
… üstünden kal‘ edüp ol üstü Rûmca hatlar olduğundan bu kal‘anın dahi ismine Üstü
Rûmca
kal‘ası deyü tesmiye ederler. Hâlâ Üstü Rûmca'dan galat Usturumça ve Üstürûmca …
Ba‘de'l-feth kal‘a kapusu üzre ol rumûz künûz hatları Etrâk tâ’ifesi kapu üstünden kal‘ edüp ol üstü Rûmca hatlar olduğundan bu kal‘anın dahi ismine Üstü Rûmca kal‘ası deyü tesmiye ederler. Hâlâ Üstü Rûmca'dan galat Usturumça ve Üstürûmca derler. Ba‘dehu bir münâsebet ile ol taşı Gâzî Sultân Murâd'a gösterüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 374b ·
metinde göster ·
"Safâ geldin, hoş geldin" dedikde cânım yerine geldi. Meğer fasîh Türkçe bilirm …
Dahi ileri varup iki bin mikdârı gûnâ-gûn alaca çadırlar ve cerge ve otak-ı nühtâklar ve altun toplu serâperde ve nâmûsiyyeler nümâyân olup şiddet-i hârda şems-i tâbâna karşu her mutallâ toplar şa‘şa‘asından gözlerimiz hîrelendi. Meğer Hüseyin Kan'ın otağı imiş. Cümle kal‘a kanları ile otağa varup cümleden evvel hakîr tekaddüm edüp bî-pâk ü bî-pervâ mü’eddebâne reftâr ederek vardıkda tâ otak Y 399a kapusuna istikbâle çıkup ba‘de'l-musâfaha temellükâne hakîr ta‘zîm ederek dest-ber-dest alup zânû-be-zânû oturup lisân-ı fasîh Rûmca "Safâ geldin, hoş geldin" dedikde cânım yerine geldi. Meğer fasîh Türkçe bilirmiş. Zîrâ İsvân yanında Kelâfîş Urbânı kabîlesinden imiş. Hâl hâtır soruşup hakîr eyitdim: "Gazânız mübârek ola" dedim. Vâfir sürûr hâsıl edüp çay ve bâdyân getirüp birer filcân nûş etdükde destûr olup bizimle gelen kal‘a kanları birer birer dest-bûs etdiler. İbtidâ Berberistân meliki geldikde ana hayli tevkîr ü ihtirâm edüp sağ cânibine aldı. Andan Fûnc pâdişâhının dâbiri dest-bûs etdi. Andan kânûnları üzre buluşup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y398b–Y399a ·
metinde göster ·