Paşa: Harem-i muhteremden yeniçeri ağalığı ve ba‘dehu Budin olmuşdur. Süleymân …
Güzelce Rüstem Paşa: Harem-i muhteremden yeniçeri ağalığı ve ba‘dehu Budin olmuşdur. Süleymân Paşa Haremden Ustolni-Belgrad'da Gölbaşı muhâfazasında merhûm olup kal‘a kapusu önünde medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 48a ·
metinde göster ·
Paşa câmi‘i: Süleymân Hân vezîridir. Tahte'l-kal‘a'nın kurbünde fevkânî serâpâ …
Rüstem Paşa câmi‘i: Süleymân Hân vezîridir. Tahte'l-kal‘a'nın kurbünde fevkânî serâpâ kâşî-i Çîn ile mebnî bir câmi‘-i rûşendir. Diller ile ta‘bîr olunmaz. Altında cümle mahzenler ve dekâkînlerdir. Kıble kapusu üzre târîhi (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---). Mi‘mâr Sinân binâsıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 89b ·
metinde göster ·
… Süleymân Hân'ı piyâde bulup bir köşede âh-ı serd çeküp durur. Anı görseler Sarı
Rüstem
Paşa'nın çehresi ve Çârkâb Alî musâhibin çehreleri simsiyâh olmuş. Bu hâle hayr …
"Hay zâlim pâdişâh olurmuşun, yohsa böyle ölürmüşün" derken hemân şehzâde kabrinden bir siyâh tuman zâhir olup Süleymân Hân'ın atı ürküp {Süleymân Hân} zemîne pâymâl-ı rimâl olup cümle musâhibler atdan ayrılup ol mezâristân içinde bir vâveylâ ve feza‘ kopup Süleymân Hân'ı piyâde bulup bir köşede âh-ı serd çeküp durur. Anı görseler Sarı Rüstem Paşa'nın çehresi ve Çârkâb Alî musâhibin çehreleri simsiyâh olmuş. Bu hâle hayrân kalup ol günden Süleymân Hân'ın sağ ayağı nıkrîs marazına mübtelâ olup Kaysûnîzâde tîmâr ederdi. Rüstem Paşa'nın yetmiş gün yüzü kara olup dîvâna varmayup yüzünün bir kat derisi yüzülüp yine asfaru'l-levn oldu. Meğer ol şehzâde-i mazlûmun katline sebeb Rüstem Paşa ve Çârkâb musâhib olup ol mahalde Süleymân Hân,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 102b ·
metinde göster ·
… üleymân Hân'ın sağ ayağı nıkrîs marazına mübtelâ olup Kaysûnîzâde tîmâr ederdi.
Rüstem
Paşa'nın yetmiş gün yüzü kara olup dîvâna varmayup yüzünün bir kat derisi yüzül …
"Hay zâlim pâdişâh olurmuşun, yohsa böyle ölürmüşün" derken hemân şehzâde kabrinden bir siyâh tuman zâhir olup Süleymân Hân'ın atı ürküp {Süleymân Hân} zemîne pâymâl-ı rimâl olup cümle musâhibler atdan ayrılup ol mezâristân içinde bir vâveylâ ve feza‘ kopup Süleymân Hân'ı piyâde bulup bir köşede âh-ı serd çeküp durur. Anı görseler Sarı Rüstem Paşa'nın çehresi ve Çârkâb Alî musâhibin çehreleri simsiyâh olmuş. Bu hâle hayrân kalup ol günden Süleymân Hân'ın sağ ayağı nıkrîs marazına mübtelâ olup Kaysûnîzâde tîmâr ederdi. Rüstem Paşa'nın yetmiş gün yüzü kara olup dîvâna varmayup yüzünün bir kat derisi yüzülüp yine asfaru'l-levn oldu. Meğer ol şehzâde-i mazlûmun katline sebeb Rüstem Paşa ve Çârkâb musâhib olup ol mahalde Süleymân Hân,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 102b ·
metinde göster ·
… risi yüzülüp yine asfaru'l-levn oldu. Meğer ol şehzâde-i mazlûmun katline sebeb
Rüstem
Paşa ve Çârkâb musâhib olup ol mahalde Süleymân Hân,
"Hay zâlim pâdişâh olurmuşun, yohsa böyle ölürmüşün" derken hemân şehzâde kabrinden bir siyâh tuman zâhir olup Süleymân Hân'ın atı ürküp {Süleymân Hân} zemîne pâymâl-ı rimâl olup cümle musâhibler atdan ayrılup ol mezâristân içinde bir vâveylâ ve feza‘ kopup Süleymân Hân'ı piyâde bulup bir köşede âh-ı serd çeküp durur. Anı görseler Sarı Rüstem Paşa'nın çehresi ve Çârkâb Alî musâhibin çehreleri simsiyâh olmuş. Bu hâle hayrân kalup ol günden Süleymân Hân'ın sağ ayağı nıkrîs marazına mübtelâ olup Kaysûnîzâde tîmâr ederdi. Rüstem Paşa'nın yetmiş gün yüzü kara olup dîvâna varmayup yüzünün bir kat derisi yüzülüp yine asfaru'l-levn oldu. Meğer ol şehzâde-i mazlûmun katline sebeb Rüstem Paşa ve Çârkâb musâhib olup ol mahalde Süleymân Hân,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 102b ·
metinde göster ·
Paşa türbesi ve Eski Husrev Paşa türbesi ve Topkapu'nun iç yüzünde Ahmed Paşa t …
{Ve Şehzâde câmi‘i kurbünde Rüstem Paşa türbesi ve Eski Husrev Paşa türbesi ve Topkapu'nun iç yüzünde Ahmed Paşa türbesi bu üç aded türbe-i pür-envârlar Mi‘mâr Sinân'ın kârıdır. Ve dahi Yenibâğçe kurbünde Şâh Hûbân türbesi ve Edirnekapusu hâricinde Ahmed Paşa türbesi dahi Usta Sinân kârıdır}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 109a ·
metinde göster ·
… e mollâ hânesi ve el-Hacı [hânesi] ve Seyyid Alî Çelebi hânesi ve kârbânsarây-ı
Rüstem
Paşa, Mi‘mâr Sinân binâsıdır.
Şehir içre olan hânedânları beyân eder: Evvelâ bu Galata zemîni leb-i deryâdan şimâl cânibine Kullekapusuna varınca bir sâ‘at yokuş yukaru kat-ender-kat Ciniviz keferesi binâsı kârgîr-binâlardır. Ve cümle şâhrâhları sadranc tarzı tarh olunmuş tarîk-ı âmların cümlesi bin yüz altmış sokak ad olunmuşdur. Ammâ kal‘adan taşra leb-i deryâda tarîk-i azîm ve kal‘a içre Voyvada yolu ve Arab câmi‘i yolu ve Harbî yolu ve Kullekapusu yolu, bu râhlar izdihâm yollardır. Ve mollâ hânesi ve el-Hacı [hânesi] ve Seyyid Alî Çelebi hânesi ve kârbânsarây-ı Rüstem Paşa, Mi‘mâr Sinân binâsıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 129b ·
metinde göster ·
… f pehlivânlardan Şâhnâme'de yazduğı üzre Sâm ü Nerîmân'ı ve Zâl ü Köstehem'i ve
Rüstem
[ü] Efrâsiyâb'ı ve Şagât'ı ve Pîjen-i Menûçehr'i ve Ferîdûn'u ve Demirci Kâve v …
Ve selef pehlivânlardan Şâhnâme'de yazduğı üzre Sâm ü Nerîmân'ı ve Zâl ü Köstehem'i ve Rüstem [ü] Efrâsiyâb'ı ve Şagât'ı ve Pîjen-i Menûçehr'i ve Ferîdûn'u ve Demirci Kâve ve Dahhâk'ı bu pehlivânları dahi eyle tasvîr edüp yazarlar kim her biri gûyâ birbirlerine hamle etmededirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 199b ·
metinde göster ·
… n Hân gelüp niçe kerre görüp nikrîs marazından şifâ bulup sadrıa‘zamı olan Sarı
Rüstem
Paşa'ya "Şunda bir binâ-yı azîm ile bir hammâm binâ eyle" deyü fermân etdikde s …
Evsâf-ı Yeni Kaplıca: Bir kapalı yerde vâkı‘ olmuş, bu dahi Eski Kaplıca gibi cümle imâreti kurşum örtülü binâ-yı azîmdir. Mâ-tekaddem binâ-yı muhtasar imiş. Süleymân Hân gelüp niçe kerre görüp nikrîs marazından şifâ bulup sadrıa‘zamı olan Sarı Rüstem Paşa'ya "Şunda bir binâ-yı azîm ile bir hammâm binâ eyle" deyü fermân etdikde sene (---) târîhinde bu Yeni Kaplıca'yı Rüstem Paşa binâ etmişdir. Semerkand, Belh, Buhârâ ve Lûristan ve Moltan seyyâhları, böyle musanna‘ binâ-yı metin ve azîm hammâm görmedik, derler. Câmekânı bir vâsi‘ sahrâ üzre kubbe-i azîmlerdir kim gûya kubbe-i eflâkdir. Bin âdem alır câmekân bir mekân-ı kebîrdir. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 227b ·
metinde göster ·
… r hammâm binâ eyle" deyü fermân etdikde sene (---) târîhinde bu Yeni Kaplıca'yı
Rüstem
Paşa binâ etmişdir. Semerkand, Belh, Buhârâ ve Lûristan ve Moltan seyyâhları, b …
Evsâf-ı Yeni Kaplıca: Bir kapalı yerde vâkı‘ olmuş, bu dahi Eski Kaplıca gibi cümle imâreti kurşum örtülü binâ-yı azîmdir. Mâ-tekaddem binâ-yı muhtasar imiş. Süleymân Hân gelüp niçe kerre görüp nikrîs marazından şifâ bulup sadrıa‘zamı olan Sarı Rüstem Paşa'ya "Şunda bir binâ-yı azîm ile bir hammâm binâ eyle" deyü fermân etdikde sene (---) târîhinde bu Yeni Kaplıca'yı Rüstem Paşa binâ etmişdir. Semerkand, Belh, Buhârâ ve Lûristan ve Moltan seyyâhları, böyle musanna‘ binâ-yı metin ve azîm hammâm görmedik, derler. Câmekânı bir vâsi‘ sahrâ üzre kubbe-i azîmlerdir kim gûya kubbe-i eflâkdir. Bin âdem alır câmekân bir mekân-ı kebîrdir. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 227b ·
metinde göster ·
… binâsı ve libâsı, dellâk-ı ra‘nâsı ve huddâm-ı zîbâsı vardır ve hammâm-ı hoş cû
Rüstem
Paşa, bu dahi Pertev Paşa gibi Mi‘mâr Sinân Ağa binâsıdır. (---)(---)(---) (- …
Ve Mehemmed Bey Câmi‘i ve Alâeddîn Beğ ve Abdüsselâm Câmi‘leri Mi‘mâr Sinân binâsıdır. Bu câmi‘lerden mâ‘adâ mesâcidlerdir. Dârü'l-hadîs ve medrese ve kurrâ yokdur. Ve cümle (---) hammâmdır. Cümleden Pertev Paşa hammâmı, âb u hevâsı ve binâsı ve libâsı, dellâk-ı ra‘nâsı ve huddâm-ı zîbâsı vardır ve hammâm-ı hoş cû Rüstem Paşa, bu dahi Pertev Paşa gibi Mi‘mâr Sinân Ağa binâsıdır. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) Ve cümle hândır. (---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 243a ·
metinde göster ·
… kurâ olur. Mürûr-ı eyyâm ile Süleymân Hân asrında bir kasaba-i şîrîn olup Sarı
Rüstem
Paşa, bir hân-ı azîm binâ edüp yüz yetmiş ocakdır. Bir câmi‘-i latîf ve bir ham …
Menzil-i kasaba-i Sabanca: İbtidâ İzmitli bir koca bu mahalde dağıstân ve muğaylânistânı kurup saban yürütdüğünden Sabancı Koca nâmıyla müsemmâ bir kurâ olur. Mürûr-ı eyyâm ile Süleymân Hân asrında bir kasaba-i şîrîn olup Sarı Rüstem Paşa, bir hân-ı azîm binâ edüp yüz yetmiş ocakdır. Bir câmi‘-i latîf ve bir hammâm-ı nasîf ve bir esvâk-ı münîf inşâ olunup cümle rasâs-ı hâlis ile mestûr bin kiremit örtülü hâne-i ma‘mûrlu kasaba-i şîrîndir. {Ve Koca Mi‘mâr Sinân binâsıdır ve Hân-ı Pertev Paşa dahi kâr-ı Mimar Sinan'dır.} Cümle bu hayrât [u] hasenâtlar Rüstem Paşa'nın olmağıla anın mütevellîsi hâkimdir. Başka yeniçeri serdârı vardır. Memdûhâtından beyâz kirazı ve hammâmı dibinde bir ekmekçi dükkânı var. Bir dervîşin hayr du‘âsı berekâtıyla bir gûne hâs ve beyâz somunu pişer kim sabanca somunu deyü rub‘-ı meskûnda meşhûrdır. Hatta kırk gün dursa kuruyup lezzeti mütegayyir olup küflenmek ihtimâli yokdur. Şöhre-i şehr olduğundan ılgar ile niçe somunlarından Acem şâhına götürmüşler, pesend ahsend etmişler. Tâ bu mertebe lezîz ve hâs ve beyâz ekmeği olur, ammâ suyunun hâssasındandır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 277a ·
metinde göster ·
… e Hân-ı Pertev Paşa dahi kâr-ı Mimar Sinan'dır.} Cümle bu hayrât [u] hasenâtlar
Rüstem
Paşa'nın olmağıla anın mütevellîsi hâkimdir. Başka yeniçeri serdârı vardır. Mem …
Menzil-i kasaba-i Sabanca: İbtidâ İzmitli bir koca bu mahalde dağıstân ve muğaylânistânı kurup saban yürütdüğünden Sabancı Koca nâmıyla müsemmâ bir kurâ olur. Mürûr-ı eyyâm ile Süleymân Hân asrında bir kasaba-i şîrîn olup Sarı Rüstem Paşa, bir hân-ı azîm binâ edüp yüz yetmiş ocakdır. Bir câmi‘-i latîf ve bir hammâm-ı nasîf ve bir esvâk-ı münîf inşâ olunup cümle rasâs-ı hâlis ile mestûr bin kiremit örtülü hâne-i ma‘mûrlu kasaba-i şîrîndir. {Ve Koca Mi‘mâr Sinân binâsıdır ve Hân-ı Pertev Paşa dahi kâr-ı Mimar Sinan'dır.} Cümle bu hayrât [u] hasenâtlar Rüstem Paşa'nın olmağıla anın mütevellîsi hâkimdir. Başka yeniçeri serdârı vardır. Memdûhâtından beyâz kirazı ve hammâmı dibinde bir ekmekçi dükkânı var. Bir dervîşin hayr du‘âsı berekâtıyla bir gûne hâs ve beyâz somunu pişer kim sabanca somunu deyü rub‘-ı meskûnda meşhûrdır. Hatta kırk gün dursa kuruyup lezzeti mütegayyir olup küflenmek ihtimâli yokdur. Şöhre-i şehr olduğundan ılgar ile niçe somunlarından Acem şâhına götürmüşler, pesend ahsend etmişler. Tâ bu mertebe lezîz ve hâs ve beyâz ekmeği olur, ammâ suyunun hâssasındandır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 277a ·
metinde göster ·
… ır. Ve İslâmbol tarzı otuz üç minâreleri vardır. Ahmed Paşa Câmi‘i, İslâmbol'da
Rüstem
Paşa Câmi‘i gibidir.
Cümleden Cenâbî Ahmed Paşa Câmi‘i ve Ferhâd Paşa Câmi‘i ve Güzel Alî Paşa Câmi‘i ve Cağaloğlu Câmi‘i ve Hadım Ca‘fer Paşa Câmi‘leri ile müzeyyen ve münakkaş ve Kâşî fağfûr-ı Çîn ile mebnî câmi‘lerdir. Niçesinin kubbeleri dahi çînî ile {mebnî} mestûrdır. Ve İslâmbol tarzı otuz üç minâreleri vardır. Ahmed Paşa Câmi‘i, İslâmbol'da Rüstem Paşa Câmi‘i gibidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 295a ·
metinde göster ·
… bin kırk aded sebîlhaneleri var kim mükellef binâlar ile mebnîdir. Cümleden Gül
Rüstem
Hân sebîli ve Şâh İsmâ‘îl sebîli ve Kör Hudâbende sebîli ve Hoca Şâh sebîli ve …
Der-beyân-ı sebîl-i cân-sitân: Cümle bin kırk aded sebîlhaneleri var kim mükellef binâlar ile mebnîdir. Cümleden Gül Rüstem Hân sebîli ve Şâh İsmâ‘îl sebîli ve Kör Hudâbende sebîli ve Hoca Şâh sebîli ve Rızâ sebîli ve Yâr Alî sebîli meşhûrlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 299b ·
metinde göster ·
Hân, der-mahalle-i Rey ve sarây-ı Şâh Bende Hân, diğer mahalle-i Rey ve sarây-ı …
Tavsîf-i sarây-ı a‘yân: Bin yetmiş sarâydır. Evvelâ sarây-ı Allahverdi Hân, der-mahalle-i Emîrekız ve sarây-ı Rüstem Hân, der-mahalle-i Rey ve sarây-ı Şâh Bende Hân, diğer mahalle-i Rey ve sarây-ı Pîr Budak Hân, derveze-i Rey ve hânlara mahsûs sarây câmi‘-i Hasan Şâh {kurbundadır}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 299b ·
metinde göster ·
Ve bu şehr içre cümle kırk dörd aded kârgîr binâ kârbânsarâylardır kim her birinde niçe bin tümen mâl-ı Kârûn'a mâlik sevdâgerân hâcegiyânlar mihmân [u] sâkinândırlar. Ve mihmândârları dükeli yahşı cânlardır. Ve herkes hânesin bî-kıfl sedd edüp çârsû-yı bâzârda metâ‘ın füruht edüp hânesine geldikde yine dükkânçesin metâ‘larıyla hâli üzre bırağup dîdebân u pâsbânlar nigehbânlık ederler. Tâ bu mertebe emn [ü] emân diyâr-ı Şirvân'dır. Cümle bin iki yüz dükkânçelerdir. Ammâ bezzâzistân-ı kârgîri yokdur. Lâkin yine cemî‘î zî-kıymet makûlesi bî-kıymet firâvândır. Ve kahvehâneleriyle dükkân-ı Selmânî'leri gâyet müzeyyen ve mecma‘u'l-irfân ve kân-ı zurefâ ü a‘yândır. Ve hevâsı gâyet i‘tidâl üzre sevâhildir, zîrâ iklîm-i hâmisin nihâyetidir. Ve zemîn-i mahsûldârında pirinç ve pembe ve yedi gûne engûr-ı âbdârı ve Abbâsî ve melçe emrûdu ve harbuzu ve mahbûbu u mahbûbesi memdûh-ı cihân-ârâdır. Ve ekseriyyâ halkı Sünnî, Hanefiyyü'l-mezheb ulemâsı ve sulehâsı vardır. Nihânîce cemâ‘atle namâz kılarlar. Ve bu Şemahı Hânı Takî Hân'da yedi gün mihmân olup zevk u safâlar edüp niçe ehibbâ vü dûstân [u] yârânlar ile hoş sohbetler etdük. Ammâ Takî Hân-ı ber-cân, sâhib-i tab‘ Fârisî-hân, bir civân [u] merd-i meydân ve sâhib-i iz‘ân ve fârisü'l-hayl, dilâver ve server-i hünerver fetâ yiğitdir. Ve yârân-ı bâ-safâlardan Şâhverdi Aka ve Kulu Aka ve Şehrâb Aka ve Hoca Yezden-şîr ve İmirza Ma‘sûm ve Rüstem Aka nâmân a‘yân akalar ile hüsn-i ülfet edüp hândân niçe harîr pârçe hedâyâlar ve on tümen Abbâsî ve bir karaçabuk at ihsânlar alup cümle tevâbi‘lerimize dahi ihsânlar edüp kendüsü dahi Revân Hânı düğününe Bakü kal‘asında sûra med‘uvv olmağıla kal‘a-i Şamâkı'dan bin mikdârı asker ile alâ tarîkı's-seyr sayd [u] şikâr ederek cânib-i şimâle
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 313a ·
metinde göster ·
… Paşa efendimizle Erzurûm'a giderken İzmit sancağı hâkinde yüz elli akçe kazâ ve
Rüstem
Paşa evkâfı olup cemî‘î imâristân ve memdûhât-ı buhayresiyle tavsîf olunmuşdur. …
Menzil-i kasaba-i ma‘mûr Sabanca: Sene (---) târîhinde Defterdârzâde Mehemmed Paşa efendimizle Erzurûm'a giderken İzmit sancağı hâkinde yüz elli akçe kazâ ve Rüstem Paşa evkâfı olup cemî‘î imâristân ve memdûhât-ı buhayresiyle tavsîf olunmuşdur. Andan yine cânib-i garba (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 369b ·
metinde göster ·
Paşa'nın iğvâsıyla Bâyezîd âsî olup seksen bin Türk eşirrâsı asker cem‘ edüp Su …
Ba‘dehû Süleymân Hân oğlu Bâyezîd'e Amasiyye sancağın sadaka edüp lalasının ve Kuduz Ferhâd Beğ'in iğvâsıyla Konya'da Selîm Hân ile hüsn-i zindegânî edemeyüp Amasiyye livâsıyla Konya sancağı birbirine meşâ olmağıla iki birâder şehzâdeler birbirinin askerin kırmağa başlayıp bu ahvâl-i pür-melâl Süleymân Hân'ın mesmû‘-ı hümâyûnları olup bi'z-zarûrî Bâyezîd'i Amasiyye'den ma‘zûl edüp âsitâne-i devlete karîb Kütahiyye sancağı ihsân olundukda Şehzâde Bâyezîd "Hay beni İslâmbol'a karîb götürürler, hayr değildür" deyü sarı Rüstem Paşa'nın iğvâsıyla Bâyezîd âsî olup seksen bin Türk eşirrâsı asker cem‘ edüp Sultân Bâyezîd asâkir-i anîdiyle Konya sahrâsında bedîd olunca Şehzâde Selîm tarafından imdâda gelen Vezîr Mehemmed Paşa azîm asker ile çarhaya çıkıp Konya kal‘ası altında iki birâder askeri birbirine mukâbil sâf bağladılar. Selîm tarafında yeniçeriler saf saf durdular. Bâyezîd'in ibtidâ hücûm eden eşirrâ ceyşine yahşi kurşum urdular. İbtidâ hamlede ol iki alayın güzîdesi belki ziyâdesi şehâdet şerbetin içdiler. Bu hâl üzre tâ vakt-i gurûba dek ceng-i azîm olup leyle-i muzlim olmağıla herkes tarafeynden sancakları dibinde karâr etdiler. Ale's-seher yine tarafeynden cenk tablına tarralar urulup tâ vakt-i zuhra dek ceng-i şehzâdegân olup âhir-ı kâr nesîm-i nusret bi-emrillah Şehzâde Selîm tarafına esüp Bâyezîd'in cem‘ etdüğü eşkıyâlar dendân-ı tîğ-ı âteş-tâbdan geçüp bakıyyetü's-seyfi girîzân olmağa başladıkda hemân fakîr Bâyezîd, oğlu Şehzâde Orhân ile ve lalası Kuduz Ferhâd ile cümle üç yüz nefer kimesne ile Amasiyye'de karâr edüp Nahşivânlı Akın Seyfeddîn nâm bî-dînin re’yiyle Şehzâde Bâyezîd ve dört aded ciğer-kûşesiyle diyâr-ı Acem'de Şâh Tahmâs'a varup dahl düşüp ana i‘zâz u ikrâm edüp hoş dutdular. Beri tarafda Selîm mansûr [u] muzaffer mâl-ı ganâyimle Konya'da âsûde olup bu ceng-i azîme târîh:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 15b ·
metinde göster ·
… başka alay-ı azîm etdiler. Paşa-yı zî-şân dahi azamet ü kerr u ferr u dârât ile
Rüstem
ve Efrâsiyâb-vâr atına süvâr olup ibtidâ dört yüz sadaklı ve savatlı pâk u müse …
Bu a‘yân [u] kibâr cümle kat-ender-kat selâma durup andan Şâm'ın bin beş yüz yeniçeriyânı zırh-ı zirih külâh ve cebe ve cevşene müstağrak cümle yeşil ve al ve güvezi kırmızî muhattemli benâm ve güzîde şehbâz yiğitler ellerinde on yedişer boğum kantar sırığı kargı ve yalmanı demirli ve çiğinni Haleb kalkanlı tüvânâ ve şecî‘ ve nâmdâr beğlerin her birisinin altlarında her ayağı biner guruşa fülân ibn fülân sâfinâtü'l-ciyâd misilli mühre kısraklar üzre sâde Şâm başlığı raht ve Şâm-vârî eğerler ve Şâm rikâbları ve Şâm diğdikleri ve tutmir-i şukka-bend cerîd bûrîdeli ve zelpûşlu ve at sineklikli harîr urma sırmalı şebekeleri ile altı pâre yancıklı ve Şâm süvâr hotoslu ve küheylân at ve kısraklar üzre selâma durup yedi akçe ulûfeye mutasarrıf yeniçerilerin ensesinde ekalli mâ yekûn beşer onar ve kırkar ve ellişler kâkül perîşân iki karış enli gümüş kuşaklı eli sırıklı Gürcî ve Abaza ve Çerkes gulâmlı yeniçeriler kat-ender-kat selâma durup andan Kapukulu yeniçeri serdârı ve kapukulu sipâh kethüdâyeri başka selâma durup başka alay-ı azîm etdiler. Paşa-yı zî-şân dahi azamet ü kerr u ferr u dârât ile Rüstem ve Efrâsiyâb-vâr atına süvâr olup ibtidâ dört yüz sadaklı ve savatlı pâk u müsellah ve mükemmel koşkol ve ağırmak ve kızakdaş alaşaları ile at başı beraber ubûr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 28b ·
metinde göster ·
… imar ve sipâhlık ihsân olundu. Bu günde bu Mehemmed Paşa Efendimizin etdiğin ne
Rüstem
ve ne Şağât ve Pîjen ve Geyümers etmemişdir. Hafazakallah.
Ve cümle Üsküdar bâğbânları birer Gürcî gulâmı ve birer Celâlî huddâmı mahbûb gulâmlara mâlik olup Çarhacı Mehemmed Paşa bu kadar kelle ve bu kadar mâl-ı ganâyimle huzûr-ı pâdişâhîye geldikde bizzât sa‘âdetlü pâdişâh kendüye bir semmûr hil‘at-i fâhire ve başına bir mücevher otağa dahi ihsân edüp paşaya (---) eyâleti ihsân olunup yetmiş aded ağasına hil‘at-i fâhire ve yüz elli âdemin ze‘âmet ve timar ve sipâhlık ihsân olundu. Bu günde bu Mehemmed Paşa Efendimizin etdiğin ne Rüstem ve ne Şağât ve Pîjen ve Geyümers etmemişdir. Hafazakallah.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 33a ·
metinde göster ·
… a bir nâme-i muhabbet-üslûb içinde "Benim şekâvetime sebeb Lala Mustafâ Paşa ve
Rüstem
Paşa mel‘ûnlar olmuşdur. Rûz-ı mahşerde hakkımdır, işte benim pederim pâdişâhım …
Bâyezîd-i derdmend ü müstemend oğlu Orhân ile at başı beraber bakiyyetü's-seyf yedi yüz kimesne ile Amasiyye-i gâsiye deyüp cân atdı. Ol gice Kuduz Ferhâd-ı bed-nihâd ve Aka Seyfeddîn nâm bî-dîn ve niçe yüz bed-nâm u bed-asl u nâ-fercâm hâ’inler Şehzâde Bâyezîd'in ırkına girüp "Sana hâlâs Acem şâhına firâr etmeden gayri çâre yokdur" deyü iğvâlar edüp Şehzâde Bâyezîd babası Süleymân Hân'a bir nâme-i muhabbet-üslûb içinde "Benim şekâvetime sebeb Lala Mustafâ Paşa ve Rüstem Paşa mel‘ûnlar olmuşdur. Rûz-ı mahşerde hakkımdır, işte benim pederim pâdişâhım işte şâh-ı Aceme havfımdan firâr etdim" deyü Süleymân Hân'a nâmeyi gönderüp kendüsü Amasiyye'den dörd aded evlâdın alup yedi yüz müsellah askeri ile cemî‘i girân-bahâ âvân-ı cevâhirlerin alup Sivas üstünden Revân u İsfahân deyüp giderken Temerrüd Alî Paşa Sivas beğlerbeğisi iken şehzâde havfından Sivas kal‘asına kapandı ve mukaddemâ "Şehzâde Bâyezîd ol tarafa varırsa yol verme!" deyü emr-i şerîfler vârid olmuşdu ve Toykun Paşa birâderi Mustafâ Paşa Malâtiyye hâkimi idi ve niçe beğler ve paşalar Bâzeyîd Hân'ın ardına düşdüler ve başına zenbûr gibi üşdüler ve niçe yerde döğüşdüler, ammâ bir mîr-i mîrân şehzâdeye zafer bulamayup Sâ‘at Çukuru nâm mahalde hâlâ Şehzâde Bâyezîd'in kırdığı askerlerin mezârları ma‘lûmdur. Zîrâ şehzâde 77b Konya'da münhezim olup Amasiyye'den sonra on iki bin cân ve başdan geçmiş ölüm eri "Benem diger nîst!" diyen âdemler cem‘ eyleyüp azm-i İrân-zemîn etmişdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 77a–77b ·
metinde göster ·
Paşa "İhtimâldir Bâyezîd der-i devlete gelüp cürmü afv olunup Süleymân Hân'ın â …
Şehzâde Bâyezîd'i taleb içün der-i devletden elçiler gitdiğidir: Ezîn-cânib Âsitâne-i sa‘âdet'de Süleymân Hân'ın şâh ile Şehzâde Bâyezîd'in hüsn-i ülfet ittihâdın istimâ‘ edüp serbevvâbândan Sinân Beğ nâm bir vecih-i Ebü'l-Me’âlî-misâl hoş-gûy-ı nüktedân [ü] nükte-şinâsı nâme ile şâha gönderüp Bâyezîd'i taleb etdiler. Konya'da Şehzâde Selîm dahi "Elbette benim adüvv-i cânım olan karındaşım Bâyezîd'i gönder, yohsa İrân-zemîn'de ve diyâr-ı Âzerbâycân-ı Ucân'da taşı taş üzre komam" deyü nâmesiyle mîrâhûru Turak Ağa'yı gönderdi. Şâh Tahmâs'a elçiler varup nâmeler kırâ’at olundukça mazmûnu ma‘lûmları olup bir nâme ile Tabut nâm bir ağayı Süleymân Hân'a gönderüp Bâyezîd Hân'ı ricâ eyledi. Ve Şehzâde Selîm'e Seyfeddîn Ağa'sın gönderüp afv olunmasın ricâ eyledi. İki tarafda dahi şâhın ricâsı hayyiz-i kabûlde olmayup tekrâr birer elçi-yi mübrem Sofi Alî Paşa'yı ve kapucubaşı Hasan Ağa'yı şâha gönderdiler ve yine Şehzâde Selîm tarafından Kara Mahmûd Ağa elçi gidüp bî-kıyâs tuhaf hedâyâ ile şâha 78a üç aded elçi kazâ-yı âsumânî gibi varınca şâh-ı gümrâh bildi kim fakîr Bâyezîd'in halâsı mümkin değildir, ammâ câ’iz ki Bâyezîd askeri cânı acımış kavimdir mebâdâ bir el kaldıralar ve İrân-zemînde bir bed-nâmlık edeler deyü Bâyezîd Hân'a sûret-i hakkdan görünüp sizin Rûm bahâdurlarınızdan üç bin yiğit bizim sipah-sâlârımızla Asterâbâd ülkesin urmağa gidüp mâl-i ganâ’imiyle bay olsunlar deyü ricâ etdükde sâde-dil Bâyezîd hiyel ü şeytanatdan ba‘îd cân baş üstine deyüp üç bin nâmdâr yigitleri İsterâbâd urgunculuğuna gönderüp Bâyezîd yedi yüz kadar askerle kaldı ve bir gün Bâyezîd'in nedîmlerinden Kara Mehemmed nâm bir bî-dîn şâhı tenhâ bulup eydür: "Şâhım! Sakın bu Bâyezîd bir hod-bîn ve hûn-hâr sefîhdir. Babasına ve birâder-i mihterine âsî oldu. İrân-zemîne mâlik olmağıçün birkaç nökerine mâl verüp sizi zahmdâr edüp İrân tahtına iclâs etse gerek" deyince şâhın aklı başından gidüp gayri tedârike şurû‘ etdi ve şehzâde Arab Mehemmed'in şâha gamz etdüğüne vâkıf-ı esrâr olup aslâ söyletmeden boynun urdı. Hemân Aksak Seyfeddîn-i bî-dîn ve mîr-i alay-ı Amasiyye dedikleri mestâne-i divâne şehzâdenin Kara Mehemmed'i katl etdüğün görüp bî-huzûr ve kendülere şehzâde rencûr idiklerine vâkıf-ı esrâr olup üç münâfık-ı huddâm doğru şâha varup Bâyezîd'i murâd [u] merâmları üzre geçdiler. Şâh dibelik âteşpâre olup şehzâde-i âzâdeyi alâ tarîki'z-ziyâfe sarâyına da‘vet edüp bir muzlim küncde Şehzâde Bâyezîd'i ve elli aded bahâdır-ı kafâdârlarına cellâd-ı bî-amânlar üşüp şehzâdeyi kayd-bend edüp cümle tevâbi‘ [u] levâhıkın katl ederler ve şehr-i Kazvîn'de binden mütecâviz Bâyezîdîleri şehid ederler. Kuduz Ferhâd nâm bu şecî‘ ve dilîr yetmiş aded kızılbaşa hançer ve kılıç yetiştirdiği müsbitdir. Niçe tevârîhde "Şehzâde Bâyezîd'i şâh huzûrunda sakalın tırâş edüp eynine bir kirli esvâb giydirüp işkence ve îzâ ederek katl etdiler" deyü yazmışlar, ammâ galat tahrîr etmişler. Bu Bâyezîd mâddesiçün âsitâneden altı kerre şâh-ı Acem'e elçiler gidüp cümle elçiler anda mevcûd iken kayd-bend ile Şehzâde Bâyezîd'i ve dörd nefer evlâdlarıyla cümle elçilere teslîm etdiklerin ol asırda Acem diyârında bulunan Vefâlı İsâ Ağa ve Sultân Süleymân rikâbdârı Koz Alî Ağa ve emmimiz Kara Mustafâ alaybeği Elkâs Mirzâ mâddesiyçün Tahmâs Şâh'a gidüp Bâyezîd Hân şehzâde menâkıbın anlardan istimâ‘ etdiğimiz kimesnelerden tahrîr eylemişizdir. Anların nakli üzre Şehzâde Bâyezîd evlâdlarıyla der-i devlete gelirken Şehzâde Selîm ve Rüstem Paşa "İhtimâldir Bâyezîd der-i devlete gelüp cürmü afv olunup Süleymân Hân'ın âhir ömrüdür belki Bâyezîd tâc u taht sâhibi olup bizim hakkımızdan gele" deyü Süleymân Hân'a ibrâm [u] ilhâh edüp ale'l-acele bir elçi dahi gidüp Bâyezîd'e nerede râst gelirsen anda katl eyleyüp kabrini ma‘lûm eyle deyü hatt-ı şerîfler verüp elçi ılgar ile gidüp şehr-i Sivas'da râst gelüp Sivas Paşası Temerrüd Alî Paşa huzûrunda Şehzâde Bâyezîd'i ve büyük oğlu Şehzâde Orhân ile üç oğlun ma‘nûken şehîd edüp bu şehr-i Sivas'ın Paşa kal‘ası şimâlî kapusu önünde defn etdiklerini bilir müsinn âdemler ile kelimât edüp bu hakîr şehzâdeleri dahi ziyâret edüp anınçün şehr-i Sivas ziyâretgâhında tahrîr olunup bir müfîd ü muhtasır kubbesi vardır. Şâhrâh üzre olmağ-ile ziyâretgâh-ı hâs [u] âmmdır. Her sabâh üzerlerinde eczâ-yı şerîfe tilâvet olunur. Ezîn-cânib yine sadede rücû‘ edelim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 77b–78a ·
metinde göster ·
… -ı câmi‘ gâyet musanna‘ tasarruflar ile müzeyyendir kim misli meğer İslâmbol'da
Rüstem
Paşa câmi‘i ola. Ve bir minâre-i mevzûnu var. Ve haremi ve şadırvanı ve imâreti …
Sebeb-i tesmiyesi (---)(---)(---)(---) kadîm-i evvelde ol kadar imâr değil imiş. Lâkin sene (---) târîhinde Süleymân Hân asrında makbûl iken maktûl Şehîd İbrâhîm Paşa bu şehir hâkinden olmağıla imâr edüp beher yevm imâristân ve bâğ [u] bostân, gül-i gülistân olmadadır. Özi eyâleti hâkînde Nigebolu sancağı hükmünde voyvadalıkdır. Ve üç yüz pâyesiyle kazâdır. Ve nâhiyesi (---) kurâdır. Kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve müftîsi ve nakîbi ve muhtesibi ve bâcdârı ve şehir kethüdâsı vardır. Cümle on mahalle ve bin yedi yüz aded bâğlı ve bâğçeli ve âb-ı hayât sulu hânelerdir. Ekseriyyâ şındıra tahta ve kiremit örtülü seyrek seyrek hânelerdir. Ve cümle on yedi mihrâbdır. Cümleden, makbûl iken maktûl olan İbrâhîm Paşa câmî‘idir kim diyâr-ı Rûmeli'nde böyle câmi‘-i selâtîn-misâl ma‘bedhâne-i musanna‘ yokdur. Kubbe-i nüh-tâkı tâk-i eflâke ser çekmiş gûyâ bir kubbe-i felekdir. Derûn-ı câmi‘ gâyet musanna‘ tasarruflar ile müzeyyendir kim misli meğer İslâmbol'da Rüstem Paşa câmi‘i ola. Ve bir minâre-i mevzûnu var. Ve haremi ve şadırvanı ve imâreti ve bir aded müderrisli dârü't-tedrîsi ve dârü'l-kurrâsı ve mekteb-i sıbyânı ve bir aded hammâmı 112a cümle makbûl İbrâhîm Paşa hayrâtıdır kim cümle imârâtları ve câmi‘ kıbâbları kurşum ile mestûr bir câmi‘-i ma‘mûrdur. Ve tabahânda Sofu Mehemmed Paşa câmi‘i kadîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 111b–112a ·
metinde göster ·
Paşa câmi‘i, ma‘mûrdur. İmâret {anındır kim Mi‘mâr Sinân Ağa binâsıdır} ve medr …
Ve cümle (---) mihrâbdır. Evvelâ çârsû içinde Rüstem Paşa câmi‘i, ma‘mûrdur. İmâret {anındır kim Mi‘mâr Sinân Ağa binâsıdır} ve medrese ve dârü'l-hadîs ve dârü'l-kurrâ yokdur. Ammâ mekteb-i sıbyânı yokdur. (---) mâ‘adâ mesâcidlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 112b ·
metinde göster ·
Elhâsıl bu Selîmiyye'yi görmek isteyen İslâmbol'da Tahtalkal‘a'da
Rüstem
Paşa câmi‘in görsün kim hemân ol tarh [u] tarz üzre mebnî bir câmi‘-i kebîrdir. …
Elhâsıl bu Selîmiyye'yi görmek isteyen İslâmbol'da Tahtalkal‘a'da Rüstem Paşa câmi‘in görsün kim hemân ol tarh [u] tarz üzre mebnî bir câmi‘-i kebîrdir. Ammâ Rüstem Paşa küçükdür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 154b ·
metinde göster ·
… câmi‘in görsün kim hemân ol tarh [u] tarz üzre mebnî bir câmi‘-i kebîrdir. Ammâ
Rüstem
Paşa küçükdür.
Elhâsıl bu Selîmiyye'yi görmek isteyen İslâmbol'da Tahtalkal‘a'da Rüstem Paşa câmi‘in görsün kim hemân ol tarh [u] tarz üzre mebnî bir câmi‘-i kebîrdir. Ammâ Rüstem Paşa küçükdür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 154b ·
metinde göster ·
… aşa sarâyı ve Ferrûh Paşa sarâyı ve Selîmiyye Mu‘temedi Mü’eyyed Paşa sarâyı ve
Rüstem
Paşa sarâyı ve Mahmûd Paşa sarâyı ve Mihal Beğ sarâyı ve Defterdâr İsmâ‘îl Efen …
Andan Makbûl İbrâhîm Paşa sarâyı ve Beğlerbeği sarâyı ve Bülehnikli Hüseyin Paşa sarâyı ve Şakşakî Paşa sarâyı ve Ferrûh Paşa sarâyı ve Selîmiyye Mu‘temedi Mü’eyyed Paşa sarâyı ve Rüstem Paşa sarâyı ve Mahmûd Paşa sarâyı ve Mihal Beğ sarâyı ve Defterdâr İsmâ‘îl Efendi sarâyı ve Ekmekçizâde Ahmed Paşa sarâyı ve Zağanos Paşa sarâyı ve Halîl Paşa sarâyı ve İshâk Paşa sarâyı ve Mezîd Paşa sarâyı ve Kadı‘asker sarâyı ve Bostâncıbaşı Sinân Paşa sarâyı
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 161b ·
metinde göster ·
… kurbunda Yemişçi Hasan Paşa hânı, gâyet mu‘azzam kal‘a-misâl hân-ı azîmdir. Ve
Rüstem
Paşa hânı dahi binâ-yı metîndir. Ve Yemiş hânı ve Kapan hânı ve Ekmekçizâde Ahm …
Ve Selîmiyye kurbunda Yemişçi Hasan Paşa hânı, gâyet mu‘azzam kal‘a-misâl hân-ı azîmdir. Ve Rüstem Paşa hânı dahi binâ-yı metîndir. Ve Yemiş hânı ve Kapan hânı ve Ekmekçizâde Ahmed Paşa hânı ve Halîl Paşa hânı ve Pamuk hânı ve Tahtalkal‘a hânı ve Sücâh hânı ve İmâret hânı ve Mihal hânı ve Şehâbeddîn Paşa hânı. Ammâ bu merkûm kârbânsarâylardan azîm mihmânhâne-i hasbî Eşe Kadın hânı'dır. Zamân-ı Sultân Ahmed Hânî'de bir küçük hân imiş. Defterdâr Ekmekçioğlu Ahmed Paşa esâsından ol hân-ı sağîri münhedim edüp bir hân-ı mu‘azzam etmişdir kim Edirne şehrinde ve İslâmbol'da misli yokdur. İllâ Tatarbâzârcığı'nda İbrâhîm Paşa-yı Makbûl kârbânsarâyıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 161b ·
metinde göster ·
… ûyâ câmi‘-i selâtindir. Derûn-ı câmi‘ eyle müzeyyen ü rûşendir kim gûyâ câmi‘-i
Rüstem
Paşa'dır. {Târîh-i câmi‘-i zîbâ
Evvelâ bir kubbe-i azîmli ve bir minâre-i serâmedli ve vâsi‘ haremli gâyet musanna‘ câmi‘dir kim gûyâ câmi‘-i selâtindir. Derûn-ı câmi‘ eyle müzeyyen ü rûşendir kim gûyâ câmi‘-i Rüstem Paşa'dır. {Târîh-i câmi‘-i zîbâ
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 169b ·
metinde göster ·
… asarruflar ve ra‘nâ tasnîfler edüp bir minâre-i serâmed etmiş kim gûyâ minâre-i
Rüstem
Paşa'dır.
İslâmbol'da hemân Topkapusu dâhilinde Ahmed Paşa câmi‘ine müşâbihdir. Ammâ bu andan vâsi‘ ve rûşen ü müzeyyen ve mükemmel binâ-yı ibret-nümâdır. Medrese ü imâret ve hammâm ve hânlar ve cümle dükkânlar bu Alî Paşa hayrâtıdır kim eser-i azîmlerdir. Câmi‘in kubbesi eflâke ser çeküp bir menzil yerden kurşumları bahr-i nîlgûn-vâr temevvüc eder. Bu kâr-ı ibret-nümâ Koca Mi‘mâr Sinân'ın amelidir kim bu câmi‘de dahi zîbâ tasarruflar ve ra‘nâ tasnîfler edüp bir minâre-i serâmed etmiş kim gûyâ minâre-i Rüstem Paşa'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 170a ·
metinde göster ·
… kubbe vüzerâları ile müzeyyen ü mülebbbes ü muhteşem geçdiler kim her biri gûyâ
Rüstem
[u] Sâm-akrân idiler, ammâ askerleri mukaddemâ kethüdâlarıyla pür-silâh ubûr et …
Andan asker-i müzeyyen yedi kubbe vüzerâları ile müzeyyen ü mülebbbes ü muhteşem geçdiler kim her biri gûyâ Rüstem [u] Sâm-akrân idiler, ammâ askerleri mukaddemâ kethüdâlarıyla pür-silâh ubûr etdiler, ancak kendüler ikişer ikişer vüzerâlar, silâhdâr ve çukadârları ve yigirmişer mertebe sâhibi iç ağaları ve mataracısı ve tüfenkçileri ve çukadârlarıyla ubûr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 180b ·
metinde göster ·
… ân: Meselâ Dilâver ve Server ve Hünerver ve Yûsuf ve Beşir ve Terir ve Eyvaz ve
Rüstem
ve Fikirli ve Selmân ve Kerrâr ve Siyâvuş ve Zülficâm ve Zülfikâr ve Zülyezen v …
Der-zikr-i esmâ-i çâkerân: Meselâ Dilâver ve Server ve Hünerver ve Yûsuf ve Beşir ve Terir ve Eyvaz ve Rüstem ve Fikirli ve Selmân ve Kerrâr ve Siyâvuş ve Zülficâm ve Zülfikâr ve Zülyezen ve Eleşkir ve Hudâverdi ve Allahverdi ve Çalabverdi ve Cânverdi ve Cânbezdi ve Cânmerd.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 195a ·
metinde göster ·
, Kâzım, Çâker, Handân, Kaynan, Olanapardı ve Selmân ve Devlet ve Zülyezen ve Ha …
Der-medh-i esmâ-yı çâkerân: Köleleri ekseriyyâ Gürcî'dir. Zîrâ taraf-ı şimâlîsinde Gürcîstân altı konakdır. Evvelâ Siyâvuş, Rüstem, Kâzım, Çâker, Handân, Kaynan, Olanapardı ve Selmân ve Devlet ve Zülyezen ve Hanverdi ve Sührâb ve Şehsüvâr ve Eble ve Kozak.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 225b ·
metinde göster ·
… andûka gibi râygân durur. Bu kal‘ayı dahi Süleymân Hân feth etmişdir. Be-dest-i
Rüstem
Paşa sene 940. Hâlâ Van eyâletinde paşa hâssıdır ve voyvodalıkdır ve Van kadısı …
Cânib-i erba‘asında niçe bin şahin ve karakuş ve kartal murglarının 246b âşiyânları vardır. Hatta bir kerre aşağı şehirde kassâblar bir Van câmûsun boğazlayup yüz vukiyye gelür kelle-i câmûsu meydânda korlar. Hemândem bu Amîk kayasındaki âşiyânından bir karakuş süzülüp bu câmûs kellesin kapup kanat kakup âşiyânına çıkarup beççelerine fedâ eder. Ol ukâb murgda ne kuvvet olmak gerekdir kim yüz vukıyye gelir câmûs kellesin ber-hevâ semâya berâber âşiyânına çıkara. Zîrâ Van câmûsıyla Adana câmûsu Rûm u Arab u Acem ü Tus'da meşhûrdur. Hâlâ ol kelle murg-ı zeyreğin âşiyânında beyâz sandûka gibi râygân durur. Bu kal‘ayı dahi Süleymân Hân feth etmişdir. Be-dest-i Rüstem Paşa sene 940. Hâlâ Van eyâletinde paşa hâssıdır ve voyvodalıkdır ve Van kadısının hükmünde ve niyâbetdir. Dizdârı ve elli aded kal‘a neferâtları vardır. Gayri hâkimleri yokdur. Ammâ aşağıda varoşu cümle bâğlı u bâğçeli yüz aded hâneli kasaba-i ma‘mûrdur. Bir câmi‘i ve hân ve hammâmı ve esvâk-ı muhtasarı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 246a–246b ·
metinde göster ·
… e gark olup mehâbet ü salâbet sâhibi Sâm u Nerîmân ve Zâl ü Köstehem ve Şağât u
Rüstem
ve İsfendiyâr ü Bîjen-akrân kırçıl müdebbir yetmiş tasdan geçmiş, semm-i helâhi …
{Sitâyiş-i asâkir-i alây-ı Van}: Ammâ paşanın bu alây-ı azîminin yemîn ü yesârında kat-ender-kat zırh-ı zireh-külâhlı katlâvîli ve tuğulka ve serpenâh ve nemedli ve fetîl giyimli ve ciğni Halebî ve Mısrî ve Gavrî kalkanlı muhteşem ve müzeyyen gök demire gark olup mehâbet ü salâbet sâhibi Sâm u Nerîmân ve Zâl ü Köstehem ve Şağât u Rüstem ve İsfendiyâr ü Bîjen-akrân kırçıl müdebbir yetmiş tasdan geçmiş, semm-i helâhilden kattâl, cümle kâtil-i düşmen, mehîb çehre yarar u nâmdâr dilâverler küheylân atlar üzre ellerinde on yedişer boğum kargı sırıklı ve belleri çifte tabanca tüfengli ve uylukları hıştlı ve atları gaddâre ve bozdoğan topuzlu ve Ferhâdî külünklü ve cümle polad yancıklı atlar üzre cümle çıt-a-çıt selâma durup ibtidâsı sağ kol ve sol kol ve yaşlı ve taşlı ve Hasanî ve Hüseynî nâmân kullar yigirmi yedi aded ağalarıyla selâma durmuşlar idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 247b ·
metinde göster ·
… ğmışdır. Âhir zafer bulamayup yıkılup gitmişdir. Sonra sene (---) târîhinde Kel
Rüstem
Hân yedi ay bu kal‘ayı muhâsara edüp bu türâb üzre dahi türâb yığup kal‘aya zaf …
Cümle ihtiyâr-ı Van eyitdiler: "Sultânım, bu türâbı üç yılda bu Van kayasına Timur sürüp yığmışdır. Âhir zafer bulamayup yıkılup gitmişdir. Sonra sene (---) târîhinde Kel Rüstem Hân yedi ay bu kal‘ayı muhâsara edüp bu türâb üzre dahi türâb yığup kal‘aya zafer bulma sadedinde iken Âl-i Osmân tarafından Demirkazık Halîl Paşa ve Kara Murtezâ Paşa imdâda yetişüp Kel Rüstem Hân metrislerin bırağup firâr ederken biz dahi Van'ın üç kapusun açup ale's-seher ceyş-i Acem'i basup kıra kıra sekiz bin kelle ve üç bin diri ve yetmiş bin gülle ve bin şüdde barûd ve sekiz yüz katar deve ve bu kadar bin kara çubuk atlar ve sâ’ir hayme vü hargâhlar ve bu kadar ordu-yı bâzâr-ı şâhî ve üç yüz yigirmi aded darbzen top-ı sipâhî ve yigirmi aded balyemez top-ı gümrâhî bırakdırup ana göre mâl-ı ganâ’im bırakdırup hâlâ ol zamândan berü bu türâb yığılı kalmışdır" dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 248b ·
metinde göster ·