… Hâlâ bu cebel-i Sincâr'ın kayalarında olan kebûter âşiyânlarının hisâbın Allahu
Rabbi'l-âlemîn bilir
kim her rakkâsı evc-i âsumâna tayerân etdükde âfitâb-ı âlem-tâbın zıyâsın bürüy …
Ammâ güvercin ibtidâ zemînin yâbisin bu cebel-i Sincâr'da bulmuşdur. Anınçün Nûh Nebî'den hayr du‘â almışdır. Hâlâ bu cebel-i Sincâr'ın kayalarında olan kebûter âşiyânlarının hisâbın Allahu Rabbi'l-âlemîn bilir kim her rakkâsı evc-i âsumâna tayerân etdükde âfitâb-ı âlem-tâbın zıyâsın bürüyüp zemîni muzlim eder. Ve kehle ve pire ve akrep ve çıyan bu cebel-i Sincâr'da halk olduğiyçün Kürd halkı üstünde olan pire ve kehle hisâbın yine kendüleri bilir. Hattâ başına bî-dermân olan saçlı Sincâr dağı Kürdünün saçında ve sakalında kehleler âşiyân edüp döl döş sâhibi kevâhileler vardır. Hattâ kulaklarının içinde ve burnu deliklerinde bile kehleleri vardır, ammâ kendüleri pire ve kehleden elem-zede olmak yokdur. Vücûdları hod tüğlü bir ak kelb gibi olmağile kehleden mürekkeb bir alây gûl-i beyâbân kavm-i bî-imân [u] bî-amândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 213a ·
metinde göster ·
… ü sürü devâbbât makûlesinden at ve sığır ve câmûs ve koyun ve kuzuların hisâbın
Rabbü'l-izzet bilir
. Katır ve deve ve eşek görseler re‘âyâsı deveden korkup eşeğe gülüp katırdan ür …
Nevâhîlerinde olan sürü sürü devâbbât makûlesinden at ve sığır ve câmûs ve koyun ve kuzuların hisâbın Rabbü'l-izzet bilir. Katır ve deve ve eşek görseler re‘âyâsı deveden korkup eşeğe gülüp katırdan ürküp temâşâ ederler. Balı ve yağı cihânı doylamışdır. Gâyet ganîmet diyârdır. Dağlarında bir vişnesi ve bir çileği ve eriği ve gögemi bir diyârda yokdur, lâkin zimistân diyârı olmağile incir ve zeytûnı ve narı [ve] pembesi yokdur, lâkin emrûd-ı ahladı çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 119b ·
metinde göster ·
… Ve deve ve katar ve mehâr ile seyishâneler ile ubûr edenlerin hisâb [u] kitâbın
Rabbü'l-izzet [bilir]
.
Mukaddemâ bu Demirkapu'dan içeri girdiğimiz zamân cümle on üç bin iki yüz aded araba idi ve bahâr eyyâmı olmağile suhûletle bir gün bir gecede ubûr olundu, ammâ şimdi 31b on tokuz bin sekiz yüz araba defter olunup iki kerre yüz bin esîr ve on kerre yüz bin sığır üç gün üç gecede geçdiler ve meşakkat-i azîm çekdiler. Ve deve ve katar ve mehâr ile seyishâneler ile ubûr edenlerin hisâb [u] kitâbın Rabbü'l-izzet [bilir].
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 31a–31b ·
metinde göster ·
… inde ve Süleymâniyye'de ve Bâyezîd-i Velî'de ve Yenicâmi‘de dahi hisâbın Allâhu
Rabbü'l-âlemîn bilir
kitâblar vardır, ammâ bu Beç'de İstifan manastırında kitâb dahi ziyâdedir, zîrâ …
Bir diyârda böyle kitâb-ı müstetâb cem‘iyyeti yokdur. İllâ Mısır'da Sultân Berkuk ve Sultân Ferec câmi‘inde ve İslâmbol'da Ebü'l-feth câmi‘inde ve Süleymâniyye'de ve Bâyezîd-i Velî'de ve Yenicâmi‘de dahi hisâbın Allâhu Rabbü'l-âlemîn bilir kitâblar vardır, ammâ bu Beç'de İstifan manastırında kitâb dahi ziyâdedir, zîrâ her lisânın kefere hatları musavver kitâbları ve teşrîh kitâbları ve Atlas ve Minor ve coğrafiyye ve Papamonta nâm hey’et kitâbları gâyet çokdur, ammâ bizde "Sûret harâmdır" deyü bu tasvîrli kitâblar yokdur. Anıniçün bu Beç manastırında kitâb çokdur. Hele bu hakîr başpapasın izniyle bu kitâbhâneye girüp seyr-i temâşâ etdiğimde âlem-i hayretde kalup misk ü amber-i hâm râyihası dimâğım mu‘attar etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 59b ·
metinde göster ·
… n misilli bâğ-ı cinân-ı hasbîler ve müşebbek bostânlar var kim hisâbın Bâğbân-ı
Rabbü'l-İzze bilir
, zîrâ bu şehrin zemîni bir vâsi‘atü'l-aktâr ve dahi bir rahîsatü'l-eş‘âr bir dâ …
Der-zemîn-i mahsûldâr-ı mezâri‘ât: Bu şehr-i Sol‘ât-ı Kırım'ın her tarafında gül-i gülistân ve sünbül-i reyhânistân ve ravza-i Rıdvân misilli bâğ-ı cinân-ı hasbîler ve müşebbek bostânlar var kim hisâbın Bâğbân-ı Rabbü'l-İzze bilir, zîrâ bu şehrin zemîni bir vâsi‘atü'l-aktâr ve dahi bir rahîsatü'l-eş‘âr bir dâr-ı diyârdır kim deyyâr edîm-i arzda mânendi yokdur, meğer diyâr-ı Şâm'da Havrân ovaları ola, zîrâ vilâyet-i vâsi‘i ma‘mûr ve dâ’imâ halkı düşmandan intikâm almak ile mesrûr âdemlerdir. Ve dahi nafakaları hûb ve hâk-i amber-pâki beyne'l-ünâs merğûb ve mezâri‘âtları vâfir ve hayrât [u] berekâtları mütekâsir niçe deşt-i Kıpçağ ve sahrâ-yı Heyhâtları nebâtât [u] giyâhât ile mahsûldâr hâmûnlar olup her tarafında sayd [u] şikârları bî-had ve bî-pâyân vilâyetdir. Gerçi fukarâları ve gâzî batır yiğitleri boza ve talkan ve kurut ve yazma ve lahşa çorbasıyla geçinirler, ammâ a‘yân-ı kibâr-ı kübbârlarının ni‘metleri firâvân ve Bâğçesarây'dan gayri dağ eteklerinde olan şehirlerinden uyûn-ı câriyeleri cârî ve revân bir şehr-i Bâğçesarây-ı âbâdândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 128a ·
metinde göster ·
… ] üzre bir kanadın koyup ve bir kanadı yelken gibi edüp hadd [ü] hasrın Cenâb-ı
Rab bilir
ol kadar bıldırcın kuşları bu iç Manya dağlarına gelüp dağ u taş bıldırcın tuyû …
Ve bunlarda aslâ müselmân esîrleri yokdur, zîrâ kendülerinin dahi yiyecekleri olmayup esîrlere ne yedirsinler. Cemî‘i Frengistân kefereleri dahi bunlardan korkarlar. Ammâ hikmet-i Rabbü'l-âlemîn bunlar dahi mahlûk-ı Hudâ olmağın 336b bunların dağlarında bir habbe ve bir dâne hâsıl olmadığından ol Perverdigâr Allâh bu kavme yılda bir kerre mâh-ı Temmûz'da d[er]yâ ile uça uça ve der[yâ] üzre bir kanadın koyup ve bir kanadı yelken gibi edüp hadd [ü] hasrın Cenâb-ı Rab bilir ol kadar bıldırcın kuşları bu iç Manya dağlarına gelüp dağ u taş bıldırcın tuyûrundan görünmeyüp cümle on bin aded iç Manya kefereleri avret oğlanlarıyla bu dağlara düşüp cümle bıldırcınları ağ kepçeler ile sayd edüp başların koparup tüğleri ve içleriyle kayalardaki sarnıç çukurları içre tuzlayup bırağırlar ve üstlerine iri iri taşlar koyup kaparlar, kâmil beş altı ay tuz içre salamura olup vakt-i şitâda beş altı ay kuş turşusu ile Rabbü'l-ibâd bu kulların perveriş edüp dahi gayri vilâyete kuş turşu[s]u satarlar. Gâyet semîn ve lezîz ve latîf kuş turşusu olur kim kırk gün kırk gece deryâdan bu kavme böyle mâ’ide-misâl gûyâ tuyûr-ı sülvân gelir. Arapça
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 336a–336b ·
metinde göster ·