mazmûnunca gark olup Hırvadistân vilâyeti nehb ü gâret olunup bu kadar mâl-ı ganâyim [ve] esîr-i firâvân alınup otuz altı pâre kılâ‘larını ihrâk bi'n-nâr edüp vilâyetlerin tâlân ve halkın esîr [u] nâlân edüp asker-i İslâmın gurûriyyet urûkları hareket edüp nehr-i Raba cânibine azîmet olundu}. Andan ba‘de'l-feth-i Keckivar,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 86b ·
metinde göster ·
berâ-yı sû’-i tedbîr-i sadrıa‘zam ve İsmâ‘îl Paşa ve Gürcî Mehemmed Paşa: Musîb …
İnhizâm-ı asker-i İslâm kenâr-ı nehr-i Raba berâ-yı sû’-i tedbîr-i sadrıa‘zam ve İsmâ‘îl Paşa ve Gürcî Mehemmed Paşa: Musîbet-i azîm olup niçe bin ümmet-i Muhammed nehr-i Raba'ya gark-ı âb olup cengde bir âdemin burnu kanamamışken küffârdan ibtidâ bu kadar kelle ve hınto araba mâllar alınup mansûr [u] muzaffer olmuşken yeniçeri ocağı ceng-i perhâşda iken beyâz buyurdu varup "Gerüye avdet edüp metrislerinize giresiz" deyü fermân sâdır olunca cümle yeniçeri fermâna itâ‘at edüp metrislerine ale'l-umûm rucû‘ edince sipâh bu hâli görüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 86b ·
metinde göster ·
… içeri varınca cisr kırılup cümle yeniçeri biri biri üzre kat-ender-kat bağlanup
Raba
nehri bügenüp deryâ-misâl olup gelen {asker} gark oldu.
Yeniçeri dahi sipâhın suya urup karşu geçdiğin görünce anlar dahi sipâhî firâr etdi zann edüp cümle yeniçeri dahi fermân-ı sû’-i tedbîr olan metrislerinde karâr etmeyüp top ipleriyle bağlı cisr üzre cümle yeniçeri varınca cisr kırılup cümle yeniçeri biri biri üzre kat-ender-kat bağlanup Raba nehri bügenüp deryâ-misâl olup gelen {asker} gark oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 86b ·
metinde göster ·
deyüp Müveylih nâm bir kal‘aya düşüp anda bir kaç gün ikâmet bulup bir beddîyeye gömlek ile elinde bir nobut ile azm-i Mısır deyüp bir refîk dahi kendi tabî‘atine münâsib "Evvelü'r-refîk sümme't-tarîk" fehvâsınca bir refîk-ı yâr-ı sâdık bulup iki kişi deşt-i hâmûn çölistân budur deyü kat‘-ı menâzil ederken bir gün bunlara üç Arab at bırağup "Işlâh yâ arsate Karamânî" deyüp arkalarında olan kamîsların almak ister. Seydî eydür "Rûh annî yâ arsa hayyâl" dedikde Arabın biri Seydî'ye sinân havâle edince hemân Seydî cüst ü çâpük ve çâlâklık edüp bir san‘at ile Arabın elindeki cıdası zerkinden rehâ bulup Arabın kellesine eyle bir nobut-ı kavvâsî urur kim Arabın kellesi Adana kabağı gibi hor olup tarfetü'l-ayn içre Arabın kısrağına Seydî süvâr olup Arabın cıdasıyla ol ân o bir iki Araba amân vermeyüp elindeki nîze ile iki Arabı dahi atlarından akdarup üçünün dahi kellele- 335a -rin bedenlerinden cüdâ edüp üç aded urbânın esbâbların Seydî ve refîki olan Seydî Alî giyüp at sâhibi ve silâh sâhibleri olup bir atı dahi yedeklerine alup yigirmi yedi gün Urbân ile ceng [ü] cidâl ve harb [u] kitâl ederek iki yiğit on bir re’s Arab küheylânı kısraklar ile Mısır'a geldiği hâlâ dâstân-ı dûstândır. Kaçan kim bu Seydî Paşa bu çöl-i çölistânda Urbânlar ile ceng [ü] cidâlin ve Bahr-i Kulzüm'de gark olup çekdiği âlâm-ı şedâ’idin ve Kasîre kal‘ası altında Abâbide Arabıyla cengin ve Elvâhât altında Za‘ğâ‘ Urbânıyla harb [u] kıtalin nakl etdükde âdemin aklı giderdi. Ba‘dehû Mısır'da (---)(---) hizmetinde olup Sultân İbrâhîm Hân'a Mısır cündîleri lâzım oldukda emr-i şerîf ile (---) Paşa on iki aded cündîler ile der-i devlete bu Seydî Paşa'yı İbrâhîm Hân'a gönderüp ibtidâ Harem-i hâsda seferliye, andan haftân altı ta‘bîr etdükleri mertebeye kadem basup andan nâm [u] şânıyla Hâsodaya girüp niçe kerre cirîdinin darbından ba‘zı cündîler hasm olup helâk oldular. Bir gün İbrâhîm Hân: "A Seydî! Benim musâhiblerime sakın cirid vurma" buyururlar. Seydî eydür: "Valaha pâdişâham! Onlar beni vururdur. Beni de onları hap vururdur. Cilîde horta yokıdır. Onlar beni baş vurursa, ben onları diş vurur" deyü Abazaca lehce-i mahsûsiyle kelimât etdiğinden İbrâhîm Hân bin altun ve bir semmûr hil‘at-i fâhire ihsân edüp masıtcıbaşı mertebesinde bıçaklı olur. Hikmet-i Hudâ bir gün Çemensofa nâm meydân-ı ma‘rekede cirît oynarken musâhib-i şehriyârîlerden bir kaçı cirîd hamlesi teklîfinde Seydî ile azğaşup Seydî dahi birin avlayup cirîd ile atından yıkup ol sâ‘at musâhib cân verir. Ana kafadâr olan, Seydî'ye atamadan cirîd urunca hemân Seydî ana dahi at yıkup dizgin aşrı bir cirîd-i haşeb-meşe-i pür-endîşe tarb ederse ol dahi atının tırnağına ser-nigûn [ve] ser ber-zemîn olup âbdestsiz secde edüp hele ânî çehresinde ansız meyyit-i müteharrik kaldırup Sarây-ı hâssa timarhânesine götürdüklerinde hemân Sultân İbrâhîm Hân gazab-âlûd olup "Tiz Seydî'yi dahi bu meydânda atından yıkup katl edin" deyü fermân edince huzzâr-ı meclisde olan musâhib-i munsıflar eydür "Pâdişâhım! Hâlâ Seydî at üzre, başı kaba gözleri kızarmış ve ejder-i heft-sere dönmüş, el gaddâreye urmuş ve uyluğunda on iki nîze-i Dahhak'dan nişân verir hıştları dizmiş. Şimdi bir ânî katl edin deyince anı bu mahalde atından bin âdem indiremez. Çok âdem helâk edüp huzûr-ı pâdişâhîde çok bednâmlık olur. Pâdişâhımdan ricâ ederiz, bir damla kanın afv edüp ba‘de zamân hakkından gelesiz" deyü ricâ ederler. Ricâları hayyiz-i kabûlde vâki‘ olmayup yine Sultân İbrâhîm Hân dibelik âteş-pâre olup "Benim huzûrumda musâhiblerim öldürdü. Ben anı sağ kor muyum? Husûsan tenbîh etmişim kim benim musâhiblerimi vurma demişim", "Pâdişâhım! Bu meydân-ı ma‘reke(d)e musâhib yüsâhib yeri değildir. Âr meydânı değildir, er meydânıdır. Bunda vuran, vurulan, ölen öldürülen birdir, kânûn-ı Âl-i Osmân budur ve bu cirîd cenginden bir şu’bedir" deyü niçe gûne hüsn-i ta‘bîr ve tevcîhler etdiklerince hünkâr musırr olup "Elbette katl edin" deyince beri tarafda Seydî'nin muhibb-i sâdıkları dilsiz işâreti edüp hemân Seydî at boynuna düşüp Çemensofa'dan firâr edüp Hâsâhûr kapusundan taşra çıkup andan Bâb-ı Hümâyûn'u çıkup şehr-i azîm İslâmbol içre güm-nâm olup bir köşede karâr edüp niçe musâhibler ricâ edüp bir kaç günden sonra Sarây-ı hâsdan Çâşnigîrbaşı pâyesiyle Sarây-ı hâsdan çıkmış oldu. Andan Budin'de Siyâvuş Paşa'ya gidüp Sametorna sancâğın ihsân edüp Kopan sancağı nevâhîlerinde ve Balatın gölü kenarında kal‘a-i Fok ve kal‘a-i Kemînvar ve kal‘a-i Ekrivar küffârının Zerrinoğlu ve Yeganoğlu küffârlarıyla şeb [u] rûz ceng [ü] cidâl ve harb [u] kıtâl edüp Orta Macar diyârına vâveylâ salup şebhûnlar ile dâr-ı diyârlar ve dârü'l-bevârların harâb u yebâb edüp güzîde Macar dilîrleri ve kapudanların esîr edüp kâfiristân Hıristiyânlarına mâtem salardı. Ba‘dehû Üstolni-Belgrad sancağına mutasarrıf olup tâ nehr-i Raba ve nehr-i Rayçe kenarlarına varınca çapgunlar salup mâl-ı ganâ’imler alup kal‘a-i Tata ve kal‘a-i Papa ve kal‘a-yı Pirespirim ve kal‘a-i Çobaniçe ve kal‘a-i Ni‘met-i Uyvar ve kal‘a-i Senmartin ve kal‘a-i Yanık ve kal‘a-i Komran nevâhîlerden aslâ bir küffâr baş çıkarmağa kâdir olmayup Nemse Çasarı bir kaç kerre "Sulha muğâyir Seydî Paşa iş eder" deyü der-i devlete arz etdi. Âhir kâfirin Pirespirim kal‘asının kapudanıyla hasm olup Üstolni-Belgrad'ın ale'l-gafle yetmiş aded "Benim dîger 335b nist" diyen müşvârı belli çete ve söz sâhibi başı telli yiğit ile nısfu'l-leylde çatal atlar ile çıkup doğru kal‘a-i Pirestpirim kurbuna vardıkda altmış beş yiğidi bir hıyâbân içre pusuya koyup Seydî ile beş yiğit-i yekke-süvâr kal‘a-i Pirespirim kapusu şems-i âteş-tâb kulle-i felekden baş gösterdikde kal‘a kapusu, küşâde olunca kal‘a kapudanı kal‘a kapusunun iç yüzünde elinde asâsıyla niçe yüz kâfir karşusunda el kavşurup sabâh dîvânında hükm-i hükûmet ederken hemândem Seydî Paşa handak üzre cisrden at koparup kapudana bir hışt-ı pehlivânî ile urur kim terzi iğnesi atlâsdan güzer eder gibi kâfirin sîne-i pür-kînesinden geçüp sâ’ir küffârlar derûn-ı kal‘aya firâr edüp beş atlı kal‘a içre meymene ve meysere küffârları kırarak kapudanın başın Seydî kesüp ve on yedi kelle dahi kesüp bî-bâk ü bî-pervâ kal‘adan taşra çıkup giderken kal‘adan toplar atılup cümle küffâr atlanup üç yüz mikdârı küffâr Seydî Paşa'yı kovarak Seydî pusuyu geçince kemîngâhda olan altmış beş nefer gâzîler bir ağızdan "Allah Allah" deyüp üç yüz kâfire kılıç korken Seydî dahi gerü dönüp "Koma kurdum" deyü üç yüz kâfirden yüz ellisini dendân-ı tîğdan geçirüp ellisi firâr edüp yüz aded kâfirleri üç aded kapudanlarıyla kayd-bend esîr edüp mürdelerin âlât-ı silâhlarıyla ve küheylân katana Sene Martin atlarıyla ertesi ale's-sabâh kal‘a-i İstolni'ye dâhil olup ertesi Siyâvuş Paşa'dan bir semmûr hil‘at-i fâhire ve bir çeleng ve bir murassa‘ zeynli at ve üç kîse nakd-i murâd ihsân geldi. Günden güne Seydî Paşa serhadd-i Kanije'de ve Budin ve Egre'de iştihâr bulup nâmdâr oldu. Bu Pirespirim kapudanın ve bu kadar küffârı kırdığın Nemse Çasarı pâdişâha bildirüp gördüler kim sulha mugâyir Seydî işler ediyor. Ammâ ne çâre, âhir sene (---) târîhinde Revân tarafında kızılbaşın isyân [u] tuğyâna müte‘allık işleri şâyi‘ olup Sadrıa‘zam Sâlih Paşa, Defterdârzâde'ye eyâlet-i Erzurûm'u ve Seydî Ahmed Paşa'ya İspir-Tortum sancağın ihsân edüp Acem serhaddinde ne işlerlerse işlesinler deyü istimâletler verilüp sa‘âdetlü pâdişâh-ı Cem-azamet Sultân İbrâhîm Hân, Seydî Ahmed Paşa'nın defter-i cerâyimine nazar etmeyüp huzûrunda musâhiblerin katl etdüğünü afv edüp bir kîse altun ve bir otâk-ı nüh-tâk ve on katar-ı katır ve on katar şütür bariyle ihsân edüp tuğ ve tabl [u] alemlerin mücedded hazîneden cümle levâzımâtın ve yedi küheyl at bisâtlarıyla yedek atların ihsân edüp "Beni sevenler Seydî Paşa'ma ri‘âyet eylesiz" deyüp Seydî Paşa'ya hayr-du‘â edüp arkasın İbrâhîm Hân yepeleyüp "Yürü Allah işin onara, göreyim seni. Acem serhaddinde niçe gazâlar edersin" deyü Tortum sancâğına gönderüp Üsküdar'a çıkdıkda cümle vezîr ü vüzerâ ve a‘yân [u] kibâr-ı İslâmbol'dan ol kadar bisât u mal [u] menâl geldi kim Seydî Paşa bir vezîr dârâtı kadar azamet [u] dârâta mâlik olup mükemmel kapusuyla kat‘-ı menâzil Tortum sancâğına gidüp kal‘a-i Şuşik gazâsında ve Gönye ve Mikrilistân fütûhâtlarında cihân cihân görüşüp rûz-merre cemî‘î ahvâline vakıf-ı esrâr idim. Zîrâ Defterdârzâde Mehemmed Paşa efendimiz kendüyi gâyetü'l-gâye sevip Tortum sancağına göndermeyüp ekser evkâtda Seydî Paşa ile sohbet-i hâs edüp mâh-be-mâh birer kîse ceyb harcı ihsân edüp Erzurûm'da sâkin olup bu hakîr de ol takrîb ile âşnâlık kesb edüp niçe zamân hakîr ile hüsn-i ülfet ederdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 334b–335b ·
metinde göster ·
… --) demekdir. Karîbü'l-ahd Milan Batori Mikloş kral binâsıdır kim lâşesi nehr-i
Raba
kurbunda Alaman kal‘alarından Ni‘met-Uyvar'da gebermişdir. Bu kal‘a dahi Erdel' …
Lisân-ı Macar'da (---)(---) demekdir. Karîbü'l-ahd Milan Batori Mikloş kral binâsıdır kim lâşesi nehr-i Raba kurbunda Alaman kal‘alarından Ni‘met-Uyvar'da gebermişdir. Bu kal‘a dahi Erdel'indir, lâkin içinde Nemse askeri olmağile Nemse kralı "Benimdir" deyü sâhip çıkup sulha muğâyir iş olmasın içün ve bir sarp kal‘a olmağile gerçi itâ‘at 11b dahi etmediler, ammâ nehb ü gâret olunmayup eylece kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 11a–11b ·
metinde göster ·
Cânib-i şarkda Peşte'den Yanık kal‘asına varınca Budin hudûdudur kim tûlu kâmil şarkdan garba kırk yedi konakdır kim kal‘a-i Yanık Alaman'ın evvel hudûdudur. Cânib-i cenûbda yigirmi konak tâ nehr-i Sava'ya ve nehr-i Buna'ya varınca Bosna eyâletiyle hem-hudûddur. Ve taraf-ı cenûb-ı garbîde dörd konak yer Kanije kal‘ası kurbunda nehr-i Morava kenârında Zirinoğlu kâfiriyle hem-çetdir. Semt-i garbda bizim Polata ve Çavga kal‘alarımız kurbunda nehr-i Raba hudûd-ı Süleymân Hân la‘neti olup Nemse vilâyetiyle hem-civârdır. Cânib-i şimâlde iki konak yer bizim Üstürgon kal‘amız Tuna kenârında olup karşu tarafında Orta Macar ile hem-müşâdır. Ve semt-i poyraz Tuna aşrı üç konakda Eğre eyâleti ile hem-hudûddur. Ve cânib-i şarkda üç konak nehr-i Tise kenârında Segedin kal‘ası dibinde eyâlet-i Tımışvar ile hâk hâkedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 79a ·
metinde göster ·
… nden verilmek üzre üç tüfeng-endâz yiğide Mustafâ Paşa pandurbaşı olduğundan ve
Raba
seferinden halâs olduğundan gûyâ raks edüp hakîre ol dahi bir kîse ve bir at ve …
Hamd-i Hudâ Sührâb Mehemmed Paşa'yı bunda bulup bizi alay ile huzûruna getirdüp müşerref oldukda dîvân-ı pâdişâhî edüp emr-i pâdişâhîler kırâ’at olundukda "Fermân pâdişâhımın" deyüp Kanije seferinden halâs olup Kotur kal‘ası muhâfazasına ve Hersek sancağı muhâfazasına me’mûr olduğuna cihân cihân hazz edüp hakîre bir zer-ender-zer bir hil‘at-i fâhire geydirüp bir eğerli Hersek atı ve bir kîse guruş ihsân edüp ol ân otağ-ı çetr-i mülammâ‘ın kurup tuğların çıkarup hakîre alaybeği hânesin konak verüp ol ân konağıma bir Fireng Lasman gulâm ile yigirmi suhûn ta‘âm gönderdi. Ale's-seher Pıraçalı Mustafâ Paşa dahi gelüp yine dîvân-ı Âsaf-ı 150b Berhayâ olup emr-i pâdişâhîler ile Sadrıa‘zam mektûbları ve İbrâhîm Kethudâ efendimizin mahabbetnâmeleri tilâvet olunup Pıraçalı Mustafâ Paşa'nın dahi ma‘lûmu olup Dobra-Venedik hazînesinden verilmek üzre üç tüfeng-endâz yiğide Mustafâ Paşa pandurbaşı olduğundan ve Raba seferinden halâs olduğundan gûyâ raks edüp hakîre ol dahi bir kîse ve bir at ve bir Fireng gulâmı ve bir kelb-i mu‘allem tazı ve bir çapar zağar ihsân etdi. Ertesi nefîr-i rıhletler çalınup andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 150a–150b ·
metinde göster ·
… Sührâb Mehemmed Paşa'nın cânı yerine gelüp Hersek sancağı kendüye Mısır oldu ve
Raba
ve Yenikal‘a'nın seferinden dahi halâs oldu.
Andan Sührâb Mehemmed Paşa eydir: "Ben bu dağlarda üç gün oturak ederim. Hemân cümle gâzîler cân birliğiyle çeteye ve potura gitsinler" deyü fermân edince el-azametullâh Mehemmed Paşa yanında ancak iki bin âdem kalup cümle guzât üç gün üç gece dağları elekden geçirüp ol kadar esîr ve zahîre ve hayvânât (ve) makûlesi getirdiler kim hadd [ü] hasrın Hudâ bilir, ammâ zî-kıymet sîm ü zeheb âvânî ve akmişe-i fâhire ve metâ‘-ı nâdirelerden hakkâ ki nâdir şeyler var idi, ammâ âsî kinezler ve belli başlı papaslar ele girüp Sührâb Mehemmed Paşa'nın cânı yerine gelüp Hersek sancağı kendüye Mısır oldu ve Raba ve Yenikal‘a'nın seferinden dahi halâs oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 158b ·
metinde göster ·
… mlar ile münhedim edüp ba‘dehu siz ihtiyârların müşâvere-i hayrları üzre nehr-i
Raba
cânibleri ve Ni‘met-Uyvar tarafların ve tâ kal‘a-i Tata'ya ve kal‘a-i Papa'ya v …
"Amân devletli çeşteti vezîr yâ bu kal‘ayı ala, yere berâber ede, yâ bizim evlâdımızla cümlemizi kıra" deyü feryâd etdiklerinde hemân Köpürlüzâde-i Âsaf-dilîr "Bismillâh niyyetü'l-gazâ" deyüp dâmen der-miyân edüp inşâallâh bu kal‘ayı mu‘cizât-ı Muhammedü'l-Mustafâ berekâtıyla feth edüp Kanije gâzîlerinin nutukları üzre kal‘ayı lağımlar ile münhedim edüp ba‘dehu siz ihtiyârların müşâvere-i hayrları üzre nehr-i Raba cânibleri ve Ni‘met-Uyvar tarafların ve tâ kal‘a-i Tata'ya ve kal‘a-i Papa'ya ve kal‘a-i Piresprim'e ve kal‘a-i Senmartin'e ve kal‘a-i Yanık'a varınca nehb ü gâret ve alan u tâlân ve cümle küffârları nâlân ederek kal‘a-i Budun'a çıkalım, {mısra‘}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 183b ·
metinde göster ·
… uz olan hasmımız Fransa kralı Nemse çâsârına elli bin Hıristiyan imdâd gönderüp
Raba
suyu kenârında ve niçe bin Hıristiyan ile Kanije kal‘anız altından kaçan Donkar …
"Hâlâ Nemse kralımızın askeri kal‘a-i Yanığ'ımız altındadır ve sizin dostunuz olan hasmımız Fransa kralı Nemse çâsârına elli bin Hıristiyan imdâd gönderüp Raba suyu kenârında ve niçe bin Hıristiyan ile Kanije kal‘anız altından kaçan Donkarkız ve Danimarka kralları Ni‘met-Uyvar altında cem‘ olup Türk askeri Yanık kal‘asına gelir deyü azîm cem‘iyyetler edüp sizi beklerler" deyü haber-i şâfî verince sadrıa‘zam bu kâfiri âzâd edüp ol ân ordu-yı sultân içre dellâllar nidâ edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 2a ·
metinde göster ·
… Yeleşke'ye kaçdılar, anlar dahi esîr-i bend-i zencîr oldular. Ammâ kal‘a nehr-i
Raba
kenârında iç kal‘ası kârgîr bir şîrîn kal‘adır, ammâ taşrası ihrâk olmuşdur. Lâ …
Hikmet-i Hudâ cümle asker-i İslâm ile yine Yeleşke kal‘ası altına gele düşdük. Meğer gece biz asker-i İslâm ile kalkup gitdikde cümle küffâr dağlardan yine kal‘a-i Yeleşke'ye gürûh gürûh giderken ale'l-gafle vakt-i seherde bunları basup kal‘anın taşrasında yetmiş aded küffâr kapudanları ve üç bin kadar kefereleri ve papasları ile müşâvere edüp giderlerken içlerine at bırağup cümlesi el kaldırmadan dest ber-kafâ beste olup niçe yüzü kal‘a-i Yeleşke'ye kaçdılar, anlar dahi esîr-i bend-i zencîr oldular. Ammâ kal‘a nehr-i Raba kenârında iç kal‘ası kârgîr bir şîrîn kal‘adır, ammâ taşrası ihrâk olmuşdur. Lâkin bir acâ’ib ü garâ’ib ibret-nümâ âsâr-ı kadîm kenîsesi var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 2b ·
metinde göster ·
… niçe askerleri ve atları kırılup hâ’ib ü hâsir Mitroviçse kasabasına geldiler.
Raba
karşusunda ne var, cümle kâfiristânın cem‘iyyeti yeri andadır. Şikâr dediğiniz …
"Ya siz bilmez misiz, Uyvar fethinden sonra seksen bin asker ile Kaplan Paşa bu nehr-i Raba'yı geçüp niçe askerleri ve atları kırılup hâ’ib ü hâsir Mitroviçse kasabasına geldiler. Raba karşusunda ne var, cümle kâfiristânın cem‘iyyeti yeri andadır. Şikâr dediğiniz mâl anda kandadır" [de]diler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 3a ·
metinde göster ·
… den gayret kılıçların kuşanup cümle atlarımıza süvâr olup ikinci sâ‘atde nehr-i
Raba
kenârına varup ol gün kâmil sâhilinde gezüp karşu cânibe ubûr edecek bir mahall …
Cümle serhadliler ve Tatarlar "İşte biz eyle bir kâfir cem‘iyyeti olan yeri isteriz. Yâ taht ola yâ baht" deyüp cümle "Bismillâh niyyetü'l-gazâ" deyüp iki yerden gayret kılıçların kuşanup cümle atlarımıza süvâr olup ikinci sâ‘atde nehr-i Raba kenârına varup ol gün kâmil sâhilinde gezüp karşu cânibe ubûr edecek bir mahall-i münâsib yer bulamadık.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 3a ·
metinde göster ·
Hâsıl-ı kelâm yine müşâvere edüp Kırım'da Mankıtlı Alî Mirze eydir: "İşte bir yol bulup cümlemiz murâdımız üzre Raba suyun karşuya geçdik. Yâ karşu tarafda bilir misiz küffâr deryâsı va[r]. Karşu çıkup bir gün iki gün ceng ideyüz, uruş hâlidir, bozmak ve bozulmak Allâh elindedir. İhtimâldir kâfir bizi kıstayup dönüşde bu suyu nice geçelim" dedikde 3b âhır-ı kâr nehr-i Raba'yı karşu geçmeden ferâğat edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 3a–3b ·
metinde göster ·
suyunun geçidin gösterelim ve ne kadar esîr ve esbâb [u] eskâl isterseniz alın, …
"Eğer bizi söyledüp âzâd ederseniz size Raba suyunun geçidin gösterelim ve ne kadar esîr ve esbâb [u] eskâl isterseniz alın, zîrâ cemî‘i katanalar ve askerî olan Hıristiyanlar cümle Yanık kal‘asına ve Ni‘met-Uğvar kal‘asına, ammâ bizi karşu tarafda âzâd etmen. Birkaç gün sizinle bile gezelim, zîrâ bizi karşuda âzâd etdiğiniz gibi bizi kâfirler görüp Türk'e geçidi siz gösterdiniz deyü bizi kebâb ederler" dedikde cümlemiz geçid başına varup nehr-i Raba'yı suhûletle geçüp derhâl dil olan kâfirlerin başlarına elvân makdem sarıklar sarup birer dâne atlara bindirüp tebdîl-i câme bunları kulağız edüp ol gün seğirdüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 3b ·
metinde göster ·
… lur bu zanca hâlidir, Allâh size de verir bize de verir, ammâ şimden gerü hemân
Raba
suyun karşu geçe görün ve Kanije'ye düşe görün. Yohsa mâlınızla ve başınızla ve …
"Biz sizi kırmağa yedi gündür asker cem‘ edüp fursat gözedirdik. Meğer fursat ve nusret sizin imiş. Eyle olur bu zanca hâlidir, Allâh size de verir bize de verir, ammâ şimden gerü hemân Raba suyun karşu geçe görün ve Kanije'ye düşe görün. Yohsa mâlınızla ve başınızla ve cânınızla kurtulmazsız" deyü esîrlerimizin iş görmüşleri böyle haberler verdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 5b ·
metinde göster ·
… ayli salt ve sebük-bâr olup bir gece nehr-i Morava kenârında ve bir gece nehr-i
Raba
kenârında yatup ertesi nehr-i Raba'yı ubûr etdik, ammâ bir ta‘b 6a çekmeden b …
Hamd-i Hudâ bu gazâ-yı zafer-me’serde üç bin yedi yüz altmış katana esîr pâ-beste ve dil-haste bend-i zencîr olup onar onar Tatar tarzı bunları tuşaklayup ve cümle atlara avretleri ve gulâmları ikişer ikişer bindirüp beş yüz aded arabaları yine âteşe yakup yine hamd-i Hudâ bir hayli salt ve sebük-bâr olup bir gece nehr-i Morava kenârında ve bir gece nehr-i Raba kenârında yatup ertesi nehr-i Raba'yı ubûr etdik, ammâ bir ta‘b 6a çekmeden bir âsân yol bulup karşu tarafda ibtidâ kulağızımız olan bir hâ’in kâfiri katl edüp birin dahi âzâd edüp öbirlerine "Siz dahi bizi selâmete çıkarın, sizi dahi âzâd ederiz" dedikde "Cân baş üzre" dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 5b–6a ·
metinde göster ·
kenârıyla gidüp mukaddemâ bu çete seferine giderken uğrayup ale'l-gafle basup k …
Andan cânib-i şarka nehr-i Raba kenârıyla gidüp mukaddemâ bu çete seferine giderken uğrayup ale'l-gafle basup kal‘a kapudanın ve papasların esîr etdiğimiz kal‘a-i Yeleşke'ye tekrâr gelinüp bir orman içre hâb-ı râhata yatup hakîrin ol gün gulâmlarımla karavul nevbeti beklemek günü bizim idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 6a ·
metinde göster ·
… sideler mülâhaza edüp pür-silâh atlarımıza süvâr olup giderken yine nehr-i azîm
Raba
suyu görünüp sol tarafımızda seyl bârân-ı rahmetden Ceyhûn-vâr cereyân ederdi. …
"Âyâ kâfire haber mi etmeğe gitdi? Bir alay çeteden mâl almış âdemler geliyor demeğe mi gitdi?" deyüp niçe gûne evhâm-ı fikr-i fâsideler mülâhaza edüp pür-silâh atlarımıza süvâr olup giderken yine nehr-i azîm Raba suyu görünüp sol tarafımızda seyl bârân-ı rahmetden Ceyhûn-vâr cereyân ederdi. Ve asker-i İslâmın esbâb u eskâl ve at ve katırları yerde yatırlardı. Ve develer ve seyishâneler dökündüler içinde gitmeğe başladık, ammâ esbâb ve mâl ve rızık ve hayme vü hargâh u bâr-ı büngâh ve kurulmuş mükellef döşenmiş cergeler yasdıkları âvizeleri(?) ve âlât-ı matbah evâniyle çamur içre pâymâl-i rimâl olup yatır ve niçe yüz haste âdemler olup kimisi hayâtda ac u zâc eğlenüp yatır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 7b ·
metinde göster ·
Bildik kim ordu-yı İslâm yakındır, ammâ bizim de atlarımızın yemleri ve bizim yeyeceklerimiz kalmayup ne çâre ol gün ol gece nehr-i Raba kenârınca gidüp nısfu'l-leylde atlara yem kesdirüp cânib-i erba‘amıza karavullar koyup yatdık. Vakt-i Şâfi‘îde âfitab(?) bir mızrak boyu çıkduğu mahalde anı gördük, dün gece kaçan kulağızımızı önümüzden(?) berü at boynuna düşmüş har har soluyarak gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 7b ·
metinde göster ·
… ları ve haçlı bayrakları cümle küffârların boğazlarına dakup şâdımân ile nehr-i
Raba
kenârına varup iki sâ‘at cânib-i garba giderken,
Ba‘dehu yine terkilerimizi bağlayup atları şehîd olanlara atlar verüp ve sâ[’ir] esbâbları mahlûl olan atlara tahmîl edüp ve cümle esîrleri kol kola kıvrak çatup cümle davulları ve torompete ve sûrnâları ve haçlı bayrakları cümle küffârların boğazlarına dakup şâdımân ile nehr-i Raba kenârına varup iki sâ‘at cânib-i garba giderken,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 8b ·
metinde göster ·
kenârından cânib-i şarka Balatin gölünü sol tarafa alup kal‘a-i Seğitvar ve kal …
Evvelâ nehr-i Raba kenârından cânib-i şarka Balatin gölünü sol tarafa alup kal‘a-i Seğitvar ve kal‘a-i Kapoşvar yollarına kulağızlarımız 9a gidüp Kanije Vâlisi Yentür Hasan Paşa askeri ve kethudâsı ve Kanije kulunun nısfı ve bizim Tatar ve serhadli askerleri cümle bir yerden top olup esîr olan kâfirlerin ellerine birer kâfir kelleleri verüp ol gün gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 8b–9a ·
metinde göster ·
… k yerinizdir, dör[d] bin küffâr bir yerde ve elli bin kadar küffâr dahi ileride
Raba
suyu kenârında asker-i İslâmın ardın kollayup gerü kalanları kırup geçirirken b …
"Vallâhi Balatin gölü kenârı ki bugün sizin geçecek yerinizdir, dör[d] bin küffâr bir yerde ve elli bin kadar küffâr dahi ileride Raba suyu kenârında asker-i İslâmın ardın kollayup gerü kalanları kırup geçirirken bir bölüğüne biz râst gelüp biz ey ceng edüp âhır küffâr bize gâlib gelüp bu kadar yiğitlerimizi kırup bu kadarımız mecrûh edüp şimdi bî-cân kal‘aya geldik. Sakının ol yola gitmen, zîrâ Balatin gölü kenârında olan metîn kal‘alardan ibtidâki sarp kal‘adan evvelâ kal‘a-i Torba ve kal‘a-i Küçük Kapornok ve kal‘a-i Şimek ve kal‘a-i Marçil, andan kal‘a-i Tabyasa ve kal‘a-i Köprü ve kal‘a-i Kilatiş ve niçe(?) varoş-ı azîm kal‘a-misâl bir kilisesi var, andan kal‘a-i azîm Sarvaş ve kal‘a-i Nadaş ve kal‘a-i Mihalo ve kal‘a-i Lovik ve kal‘a-i Senbetre ve kal‘a-i Çenarvaş ve kal‘a-i Hunaron ve vilâyet-i İslovin'den dahi kal‘a-i Taboç ve kal‘a-i İslançe ve yine Kopan sancağına tâbi‘ şark {tarafına 5 sâ‘at karîb palanka-i Tomastin bunu nehr-i (---) kenârına nâzır olup olup zemîni bir bayır üzre şekl-i murabba‘dan tûlânîce handaklı ve bir kapulu ve dizdârı ve üç yüz kulu ve bir câmi‘i var, ammâ bâzârı ve gayri imâretleri yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 10a ·
metinde göster ·
… imâretleri yokdur.} Niçe yüz pâre kılâ‘ların dahi küffârları bir yere cem‘ olup
Raba
suyu kenârlarına gitmek üzreler iken bize râst gelüp yüz yetmiş yiğidimiz şehîd …
Andan yine Kopan sancağında Kopan'a 4 sâ‘at karîb kal‘a-i Dünyol, şekl-i müseddes Şeddâdî taş binâ handaklı ve bir kapulu ve bir câmi‘li ve dizdârı ve üç yüz aded merdüm-hisârı ve mükellef hâneleri ve kifâyet mikdârı dükkânları ve bir hânı var, lâkin hammâmı ve gayri imâretleri yokdur.} Niçe yüz pâre kılâ‘ların dahi küffârları bir yere cem‘ olup Raba suyu kenârlarına gitmek üzreler iken bize râst gelüp yüz yetmiş yiğidimiz şehîd olup bu kadar şehîdlerimiz gücile alup kaça kaça işte şimdi geldik. Siz bu kadarca âdemler ile kanda kan içine gidersiz, sakının Balatin gölünden gitmen. Cihânı küffâr dutmuş" deyü cevâb vericek cümle kal‘a ağaları da Balatin gölü yolundan gitmeğe rızâ vermeyüp gerü Seğitvar kal‘ası taraflarına gitmeğe karâr verüp âmâde olduk, ammâ bu mahalde buhayre-i Balatin var, cemî‘i Macaristân ve Frengistân'da meşhûr-ı âfâkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 10a ·
metinde göster ·
… â‘ edüp bu gûne ihtisâr üzre tahrîr olundu, zîrâ refîkimiz olan Hünkâr hasekisi
Raba
nehri seferine gitmeğe acele etdi.
İşte bu kal‘a-i Ustolni-Belgrad'ın dörd beş kerre sergüzeşt [ü] serencâmların ihtiyârlardan istimâ‘ edüp bu gûne ihtisâr üzre tahrîr olundu, zîrâ refîkimiz olan Hünkâr hasekisi Raba nehri seferine gitmeğe acele etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 13b ·
metinde göster ·
… imiş kim şark tarafında üç konak yerde nehr-i Tuna ve cânib-i cenûbunda nehr-i
Raba
ve buhayre-i Balatin kıble tarafında nümâyân imiş.
Ol asırda bu deyrin bir çanhâne kullesi var imiş kim şark tarafında üç konak yerde nehr-i Tuna ve cânib-i cenûbunda nehr-i Raba ve buhayre-i Balatin kıble tarafında nümâyân imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 14b ·
metinde göster ·
Hamd-i Hudâ bu şehr-i dilâvîzde birkaç gün vâlî-i vilâyet Hacı Paşa ile zevk u safâlar edüp Haseki Ağa ile Raba nehri tarafına Sadrıa‘zama gitmeğe müşâvere edüp cümle a‘yân-ı vilâyet eyitdiler:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 16a ·
metinde göster ·
"Sultânım siz pâdişâh tarafından hatt-ı şerîf ile Sadrıa‘zama geldiniz. Sadrıa‘zam kanda idiği ma‘lûm değil. Bundan içerisi kâfiristândır. Biz sizi içeri götürmeğe kâdir değiliz" deyü kat‘î cevâb verüp birkaç gün dahi Belgrad'da meks etmeği evlâ görüp karâr vermişken hikmet-i Hudâ ol ân nehr-i Raba kenârında kal‘a-i Vaşvar'dan Kanije gâzîleriyle dağdan dağa kâfir üslûbunda âdemler sadrıa‘zamın hatt-ı şerîflerin götürüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 16a ·
metinde göster ·
kenârlarına doğru gidüp "Mukaddemâ ihrâk etdiğimiz Yeleşke kal‘asına gidelim" d …
Ertesi gün müşâvere edüp Balatin buhayresi kenârından çıkup cenûb tarafına nehr-i Raba kenârlarına doğru gidüp "Mukaddemâ ihrâk etdiğimiz Yeleşke kal‘asına gidelim" deyü Fâtiha tilâvet edüp götürdüğümüz zahîrenin beş altı araba yükünü yeyüp arabaları bırakdık, zîrâ sehel yağmur yağmağa başladı. Ol gün cânib-i cenûba tokuz sâ‘at gidüp kable'l-mağrib bir hıyâbânda nüzûl etdikde ileride kulağızlarımız iki kâfir dil getirüp söyletdik:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 16b ·
metinde göster ·
… bâhın Türk askerine râst gelirsiz, ammâ açlıkdan çok atları ve âdemleri öldüler
Raba
suyu kenârıyla geliyorlar." dediklerinde dünyâ bizim olup kâfirleri Hacı Paşa a …
"Sabâhın Türk askerine râst gelirsiz, ammâ açlıkdan çok atları ve âdemleri öldüler Raba suyu kenârıyla geliyorlar." dediklerinde dünyâ bizim olup kâfirleri Hacı Paşa alup esîr-i kayd [u] bend-i zencîr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 16b ·
metinde göster ·
: Kenârında cümle asâkir-i İslâm meks etdikde nehr-i Raba'nın karşusunda yüz bin …
Menzil-i sâhil-i nehr-i Raba: Kenârında cümle asâkir-i İslâm meks etdikde nehr-i Raba'nın karşusunda yüz bin leşker-i cünüb ile kral askeri de karşumuza meks-i hıyâm etdiler. Hakîr su’âl etdim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 17a ·
metinde göster ·
suyunun beri cânibinde konarız, kâfir karşu tarafda konar. Ordudan taşr[a] bir …
"Vallâhi on beş gündür biz Raba suyunun beri cânibinde konarız, kâfir karşu tarafda konar. Ordudan taşr[a] bir âdem ota otluğa çıkmağa kadir değildir. Anıniçün cümle asker açlıkdan helâk oldular" deyü haber verdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 17a ·
metinde göster ·
Ertesi yine Raba kenârında nefîr-i rıhletler çalındığı mahal azamet-i Hudâ bir bârân-ı rahmet nâzil oldu kim gûyâ sakâ maşkı-misâl matar-ı rahmet yağardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 17a ·
metinde göster ·
… up küffârın ekseri nehr-i Raba'yı karşuya geçüp firâr etdiler, ammâ bu menzilde
Raba
nehrinin karşu cânibinde niçe bir küffâr dahi tabl-ı erganon ve nâkûsların çala …
Ve bu mahalde ol bârân-ı rahmet mahallinde Gürcî Mehemmed Paşa ve İsmâ‘îl Paşa Yeleşke kal‘ası altından ubûr ederken küffâr ile bir ceng-i azîm edüp tarafeynden hayli âdem düşüp lâkin meydân-ı veğâ guzât-ı müslimînde kalup küffârın ekseri nehr-i Raba'yı karşuya geçüp firâr etdiler, ammâ bu menzilde Raba nehrinin karşu cânibinde niçe bir küffâr dahi tabl-ı erganon ve nâkûsların çalarak nümâyân olup Sadrıa‘zam dahi göçüp Âl-i Osmân beri tarafda küffâr karşu tarafda at başı berâber kona göçe giderlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 17a ·
metinde göster ·
… hevâda toz tozardı. Bizim cânibimizde asker çamur deryâsında yüzerdi. Ve nehr-i
Raba
bârân-ı rahmetin kesretinden bir vecih ile enhâra bâ’is olup eyle tuğyân ile ce …
Garâ’ib bunda kim kâfir tarafında şems-i âteş-tâb olup hoş-hevâda toz tozardı. Bizim cânibimizde asker çamur deryâsında yüzerdi. Ve nehr-i Raba bârân-ı rahmetin kesretinden bir vecih ile enhâra bâ’is olup eyle tuğyân ile cereyân eder oldu kim gûyâ seyl-i Ceyhûn ve Nîl Furât u Murâd nehirleri oldu. Ve pîr ü cüvân ve ihvân u yârân birbirlerine varup gelmede âciz-mânde oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 17a ·
metinde göster ·
… op u tüfeng atılmayup ba‘zı serhadliler ile küffâr su aşırı söyleşirlerdi, zîrâ
Raba
nehrinin arzı yüz adım kadar ancak enlidir, ammâ yağmurdan derin olup bir ensiz …
Bu hâl üzre yedi gün yedi gece bu âlâm-ı şedâ’idi çekerek nehr-i Raba'nın kenârında meks ederek yine küffâr karşu tarafda tans oynayup hora deperlerdi. Ve erganon ve torompete boruları ve luturyan boruları ve Galye nâkûsların çalarak alay alay ubûr ederlerdi, ammâ ne anlardan bize ve ne bizlerden anlara bir top u tüfeng atılmayup ba‘zı serhadliler ile küffâr su aşırı söyleşirlerdi, zîrâ Raba nehrinin arzı yüz adım kadar ancak enlidir, ammâ yağmurdan derin olup bir ensiz küçük sudur ve karşu cânibine geçmek emr-i asîr oldu ve herkes cânından bîzâr oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 17a ·
metinde göster ·
sâhilinde konup göçmüşler. Biz dahi beş konağı bile konup göçüp niçe âlâm-ı şed …
Hulâsa-i kelâm kâmil on yedi konak nehr-i Raba sâhilinde konup göçmüşler. Biz dahi beş konağı bile konup göçüp niçe âlâm-ı şedâ’idler çekdik de kalkdığımız konakların âteşleri konduğumuz menâzillerden görünürdü. Tâ şu mertebe çamur ve batak ta‘abından bir sâ‘at yeri beş sâ‘atde gücile ubûr edüp menzile gelirdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 17b ·
metinde göster ·
… fermân edüp vezîr-i dilîrin otağı önünde beş on bin asker üşüp fi'l-hâl nehr-i
Raba
üzre dıraht-ı müntehâ kazıklar kakup piyâde asker-i İslâm ubûr etmek içün bir c …
Ammâ hemân Sadrıa‘zam bu yevm-i Cum‘ada Defterdâr Ahmed Paşa'ya fermân edüp vezîr-i dilîrin otağı önünde beş on bin asker üşüp fi'l-hâl nehr-i Raba üzre dıraht-ı müntehâ kazıklar kakup piyâde asker-i İslâm ubûr etmek içün bir cisr-i haşeb-i müfîd [ü] muhtasar inşâ olunup top tahtaların ipler ile bağlayup fi'l-hâl yeniçeri ocağından Samsoncubaşı Abdî Ağa on oda yeniçeriler âheste âheste cisrden karşu geçüp sâhil-i Raba'da cisir başında fi'l-hâl cümle gâziyân-ı yeniçeriyân mâh-ı mezbûrun evvelki günü meterislere girüp önlerine siperler edüp karâr etdiklerinde hemân niçe bin atlılar sudan karşu geçüp hemân hakîr dahi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 18a ·
metinde göster ·
… p hemân gulâm-ı muğân yanıma gelüp hüddâmânıma teslîm edüp andan ılgar ile yine
Raba
kenârına avdet edüp Sadrıa‘zam huzûruna bu kadar kelle ve paça ve mâl-ı ganâ’im …
Altına vardık. Küffâr-ı murdâr bu kal‘aya Ni‘met-Uğvar derler, serhadliler Ni‘met-Uyvar derler. Bir sahrâ-yı azîmin cânib-i garbîsi nihâyetinde evc-i âsımâna ser çekmiş bir yalçın kaya üzre şekl-i muhammes bir Şeddâdî beyâz kuğu gibi bir sedd-i üstüvâr sûrdur kim gûyâ Kürdistân'da Mardin kal‘ası gibi sarp Şeddâdî kal‘adır, ammâ küçükdür. Lâkin aşağıdaki varoşu nehr-i Ni‘met kenârında bir düz vâsi‘ çemenzâr fezâda bâğ u cinân ve ravza-i Rıdvân içre bir varoş-ı mu‘azzamı ale'l-gafle bâğları ve bâğçeleri ve tarlaların basup tâ varoş kenârında top altına dak göz karardup girüp niçe mâl-ı ganâ’imden mâ‘adâ yedi yüz aded pâkîze Nemse esîrleri alup 18b hamd-i Hudâ bir gâzîlerimiz gözünü kapamayup avdet mahallinde bu hakîrin eline bir bârgîr üzre bir küçük şapkalı Nemse gulâmcığı girüp hemân gulâm-ı muğân yanıma gelüp hüddâmânıma teslîm edüp andan ılgar ile yine Raba kenârına avdet edüp Sadrıa‘zam huzûruna bu kadar kelle ve paça ve mâl-ı ganâ’im ve bu kadar esîr ile geldiğimizde cümle üç kîse ihsân edüp cihân cihân şâd u handân olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 18a–18b ·
metinde göster ·