… r olup bu Fener kasabası imdâdına yetişüp küffârdan halâs ederlerdi. Anınçün bu
rabtaya
kasaba-i Fânûs-ı Vize derler. Hâlâ ol kulle-i bâlâ esâsı {yel değirmânları kull …
Der-sitâyiş-i kasaba-i Fener: (---) hâkinde Silivri nevâhîsinde kâhîce Eyyûb Mevleviyyetinde olur bir rabta-i ma‘mûrdur. Fener nâmıyla müsemmâ olmasının aslı oldur kim Ebü'l-feth Gâzî asrında henüz feth olmuş diyâr-ı nevşâr olmağıla dağlarında olan küffâr bu büleydeyi nehb ü gâret edip yine 171a kûh-ı hıyâbânları cây-ı menâs edinirlerdi. Âhir Mehemmed Hân-ı Gâzî'ye bu büleyde ahâlîsi tazallum edüp bu rabta hâricinde eflâke ser çekmiş bir kulle-i bâlâ inşâ edüp içine müstahfızân kodu kim haydud küffârı bu büleydeyi nehb ü gârete geldikde bu kulleden toplar ve tüfengler atılıp kullenin tâ zîrve-i a‘lâsında fânûslar ve âteşler ile çerâğân ederlerdi. Bu çerâğistânı sâ’ir kurâlardan görenler ve leb-i deryâda Silivri kal‘ası askeri görüp atlarına süvâr olup bu Fener kasabası imdâdına yetişüp küffârdan halâs ederlerdi. Anınçün bu rabtaya kasaba-i Fânûs-ı Vize derler. Hâlâ ol kulle-i bâlâ esâsı {yel değirmânları kulleleri kurbunda} ma‘lûmdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 170b–171a ·
metinde göster ·
gelinir ammâ bizler âheste âheste geldik. Bu kasaba Necef hâkinde ve Kerbelâ sa …
Bağdâd'dan ara yatıda bu rabtaya gelinir ammâ bizler âheste âheste geldik. Bu kasaba Necef hâkinde ve Kerbelâ sahrâsında Mekke türâbında (---)(---)(---)(---) kenârında (---) nahlistân-ı gülistân [ve] bâğ [u] bostânlı cümle (---) aded hâne-i âbâdânlı kasaba-i ma‘mûrdur. Câmi‘i ve medrese ve imâreti vardır kim cemî‘i ehl-i züvvâra ni‘meti mebzûldür. Ve hânları ve hammâmı ve üç yüz mikdârı dekâkînleri ve mesîregâhları vardır. Gerçi her mülûk [u] selâtîn bu İmâm Hüseyin şehrin imâr etmişlerdir. Ammâ ibtidâ bânîsi halîfe-i Bağdâd'dan Sultân Adud binâsıdır. İlâ hâze'l-ân Acem şâhlarından niçe yüz bin tümen mâl-ı nezerât gelüp ve niçe bin âdem mâlın İmâm Hüseyin'e vasiyyet edüp merhûm oldukda diyâr-ı Acem'den vücûdun getirüp civâr-ı İmâm Hüseyin'de defn edüp mâllarıyla bu şehir âbâdân olmadadır. Hâlâ bu hayrâtın nâzır-ı nuzzârı Bağdâd mollalarıdır. Deşt-i Acem'de iken nâzırı bizzât şâh-ı Acem'dir. Zîrâ cemî‘i kavm-i Acem Ka‘be'ye gidüp gelirken bu İmâm Hüseyin'i ziyâret ederler. Niçe bini hemân "İmâm Hüseyn'i ziyâret edüp bir hacc etdim." deyüp vilâyetine gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 349a ·
metinde göster ·
hakîr aslâ uğramamışdım. Meğer bir bâğ-ı İrem-misâl bir ma‘mûr kasabacık imiş. …
Kasaba-i Duna: Bu rabtaya hakîr aslâ uğramamışdım. Meğer bir bâğ-ı İrem-misâl bir ma‘mûr kasabacık imiş. Kilis sancağı hâkinde dörd yüz aded taş ve kayagan örtülü kârgîr binâ hâneleri ve bir mükellef câmi‘i ve mesâcidleri ve bir hânı ve bir müfîd u muhtasar hammâmı ve on aded dükkânları. Andan 5 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 148a ·
metinde göster ·
Bu rabtaya benî âdem her bâr çıkup enmeğe âcizlerdir, zîrâ gâyet sa‘b yerlerdir, ammâ âb [u] hevâsı gâyet latîf olduğundan mahbûbe Rûm kızları ve keratsa nâm avretleri olup cümle ipek beslerler. Ammâ cümle müselmânı ve kefereleri tâ‘ûndan dağlara firâr edüp ancak voyvadası Mizistre sancağı tarafından hâkimdir. Yüz kadar âdemleriyle şehirde ev kalmış, mâ‘adâsı firâr etmiş. Ve Mizistre kadısı niyâbetidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 274a ·
metinde göster ·
… portoyoroz ya‘nî köy kethudâsı zâbitdir. Ve ol papasın ismiyle müsemmâ olup bu
rabtaya
Vılandiva derler. Hâlâ ol papasın bunda bir manastır-ı azîm var, tâ Erdel diyâr …
Aslı Vılandova'dır. Lisân-ı Bulgar'da "büyük papas" demekdir. Bu dahi Köstendil toprağında voyvadalıkdır. Müselmânları azdır, Bulgar kâfirleri çokdur. Hattâ bu şehri ibtidâ binâ eden Vılandiva papasın neslinden bu keferelere portoyoroz ya‘nî köy kethudâsı zâbitdir. Ve ol papasın ismiyle müsemmâ olup bu rabtaya Vılandiva derler. Hâlâ ol papasın bunda bir manastır-ı azîm var, tâ Erdel diyârında ve Alman kâfiristânında ve İsfaç vilâyetinde evsâfın istimâ‘ etmişdim. Mukaddemâ görmeyüp henüz gördüm ve içine girüp seyr [ü] temâşâ etdim. Hâlâ bir kûhsâr içre kal‘a-misâl demir kapulu ve serâpâ kubâbları kurşu[m] örtülü bir deyr-i musanna‘dır kim ilm-i mi‘mârîden haberdâr 373b olanlar bu deyr-i ruhbâna im‘ân-ı nazar ile nazar eden engüşt ber-dehen edüp âlem-i hayretde kalır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 373a–373b ·
metinde göster ·