… rî‘atdır, tarîkatı hakîkatdır, yakasında yâ Sabûr ve yâ Şekûr ve yâ Kerîm ve yâ
Rahîm
yazılmışdır ve dahi eteğinde yâ Vâhid ve yâ Ahad ve yâ Ferd ve yâ Samed yazılmı …
"Hazret-i Âdem'e Cenâb-ı Bârî nefh-ı rûh etdikden sonra Cibrîl-i Emîn ile tâc ve hulle gönderüp civârına da‘vet edüp huzûr-ı Hakka hırka ile mestûr vardı. Ve yedi yüz yıl, bir rivâyetde âhiret günüyle yedi gün, ürd-i behiştde sâkin olup zemîne nüzûl ederken incîr yaprağı üzre şed bağlayup ba‘dehu Şîs Nebî bez dokuyup hırka edüp geymek Âdem Nebî'den kaldı. Anıniçün cümle evliyâ ve enbiyâ lokma ve hırkaya muhtâcdır. Ammâ Arabistân ve Berberistân ve Fûncistân'da lâ-yu‘ad benî âdem hırkaya muhtâc olmayup ancak lokmaya muhtâcdır, zîrâ ac u zâcdır. İmâm Ca‘fer buyurur, hırkanın eteği şerî‘atdır, tarîkatı hakîkatdır, yakasında yâ Sabûr ve yâ Şekûr ve yâ Kerîm ve yâ Rahîm yazılmışdır ve dahi eteğinde yâ Vâhid ve yâ Ahad ve yâ Ferd ve yâ Samed yazılmışdır ve bedeninde yâ Vâsi‘ ve yâ Halîm ve yâ Karîb ve yâ Mücîbü's-sâ’ilîn yazılmışdır. Ve hırkanın ma‘nâsı ârifler nişânıdır kim mahzen-i esrâr-ı Hudâ'dır."
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 148a ·
metinde göster ·
olup cihân cihân hazz edüp gelen âdemine bir şerbetî yağlık verüp gitdi.
"Evliyâ Çelebi! Medrese köşesinde sizinle ilme meşgûl olduğumuz sebebiyle Cenâb-ı İzzet ilm [u] berekâtıyla bu sarây ve Üsküdar'da ve vilâyetimizde ve niçe yerde çiftlikler ve niçe gûne ihsân [u] in‘âmlar etdi" deyü bî-had hamd [u] senâ etdi. Hakîr eyitdim "İnşâallah sultânım! İlm tilâvet etmede şerîk idim. İnşâallah devletinizde dahi dünyâlığile şerîk oluruz" dedikde "Vallahi bî-tekellüf olduğundan hazz etdim. Bre hazînedâr gel" deyü hazînedârın kulağına bir güft [ü] gû edüp bir ândan sonra bir kîse guruş ve bir yeşil çukaya kaplu kunduz siyâhı bir semmûr kürk ve bir lokmalı bol kadı haftânı el-hâsıl başdan başa bir kat esvâb ihsân edüp ta‘âm tenâvül edüp destûr deyüp giderken aşağı inüp gördüm, binek taşında bizim at yerine bir fil-i Mahmudîye 370b benzer bir küheylân at, Şâm didiği ve sîm eğerli ve vüzera rahtlı bir küheylan at, "Efendi size ihsân etdi" deyince yine efendi huzûruna çıkup "Sultânım! Bizi hâkden ref‘ eyleyüp piyâde iken atlandırdınız. Hudâ sizden râzî ola" deyüp temennâ edüp yine ata binüp hâneme gelüp sehl istirâhat etdikde ba‘de'l-asr ânî gördüm, bir hây hû ile elli aded hammâl yükü kahve şeker ve şem‘-i asel ve revgan ve asel ve'l-hâsıl gûnâ-gûn me’kûlât [ü] meşrûbât ile hâne-i tehim mâl-â-mâl ni‘met-i Rabb-i Rahîm olup cihân cihân hazz edüp gelen âdemine bir şerbetî yağlık verüp gitdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 370a–370b ·
metinde göster ·
… namâzın edâ edüp Bakî‘a bile gitdiler. Ve sene 10 Hazret-i İbrâhîm ibn Resûl-i
Rahîm
bir sene dörd aylık iken merhûm olup bunların dahi namâzın Hazret-i Resûl kıldı …
Ve kubbe-i Sitti Rûmân zevce-i Hazret-i Ebâ Bekir'dir ve Hazret-i Âyişe-i Sıddîka'nın vâlidesidir. Hicretin 9 senesinde merhûme oldu. Ve bu günde zevce-i Hazret-i Osmân Sitti Rukıyye binti Resûl-i Ekrem dahi merhûme olup câmi‘-i Resûl'de Hazret cenâzeleri namâzın edâ edüp Bakî‘a bile gitdiler. Ve sene 10 Hazret-i İbrâhîm ibn Resûl-i Rahîm bir sene dörd aylık iken merhûm olup bunların dahi namâzın Hazret-i Resûl kıldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y298b ·
metinde göster ·
Bu karyenin şimâlî tarafı cenbinde efser-i tâc-ı deyhîm ve abd-i
Rahîm
Hazret-i şeyh İbrâhîm hazretleri bir kubbe-i münevverede âsûdedir. Tabakât-ı şa …
Bu karyenin şimâlî tarafı cenbinde efser-i tâc-ı deyhîm ve abd-i Rahîm Hazret-i şeyh İbrâhîm hazretleri bir kubbe-i münevverede âsûdedir. Tabakât-ı şa‘râvî'de menâkıb-ı bisyârile mastûr ulu sultândır. Kubbe-i pür-envârı sâhasında bir vâsi‘ yerde hikmet-i sun‘-ı Perverdigâr-ı lem-yezel, kuvvet kudret azametin ızhâr içün bu mahalde bir gûne şecere-i garîbe ve acîbe halk etmişdir kim hârik-i âde âdetullâh[a] muhâlif bir dıraht-ı bî-misildir. Cemî‘i âyende vü revende züvvâr u tüccâr mahlûk-ı Hudâ gelüp im‘ân-ı nazar ile nigerân edüp ne gûne dıraht olduğu ma‘lûmları olmayup engüşt ber-dehen edüp mebhût [u] mütehayyir kalırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y363a ·
metinde göster ·