… sr-ı Havernak ve Üsküdar bâğçesi'nde Revân köşkün binâ etdi. Rahmetullâhı aleyh
rahmeten
vâsi‘a. Târîhler kenârda.
Ve Murâd Hân'ın bu câmi‘den gayrı Karadeniz Boğazı'ndaki karşu karşuya iki aded kal‘aları müceddeden binâ edüp azîm vezni üzre neferât ve dizdârı cebehâneler ve birer câmi‘ binâ etdi. Ve Kandîlli bâğçesinde bir kasr-ı âlî ve Istarvroz bâğçesinde bir kasr-ı Havernak ve Üsküdar bâğçesi'nde Revân köşkün binâ etdi. Rahmetullâhı aleyh rahmeten vâsi‘a. Târîhler kenârda.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 62b ·
metinde göster ·
… n belki gird-geh-i meh / Hâhîki bedânî şi‘r u Şeyh Vefâ-râ / Der(?) Yâ Rab şeyh
rahmeten
ilâ rabbihi, / Sene (---).
Ân şem‘-fürûz-ı harem-i ka‘be-i esrârBe-güzâşt ez ân belki gird-geh-i mehHâhîki bedânî şi‘r u Şeyh Vefâ-râDer(?) Yâ Rab şeyh rahmeten ilâ rabbihi,Sene (---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 106b ·
metinde göster ·
Ziyâretgâh-ı Hazret-i sultânü'l-ulemâ ve'l-fuzelâ Mevlânâ Ebussu‘ûd Efendi Rahmetullâhi aleyhi rahmeten vâsi‘a: ibtidâ tulû‘ları İslâmbol kurbünde Müderrisköyü nâm bir karyede vücûda gelmişdir. Hazret-i Risâlet-penâh'dan berü böyle bir fuzalâ gelmemişdir. Beyne'l-ulemâ Nu‘mân-ı Sânî dediler. Bir tefsîr-i mu‘teberi vardır. Üç bin ulûmdan ve bin yedi yüz tefsîrden ahz edüp bir tefsîr te’lîf etmişdir kim hâlâ beyne'l-ulemâ memdûh [u] meşhûr-ı âfâk olup hummûs-ı hadîd-i Nahçıvânî'dir kim ana mu‘âdil bir tefsîr yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 121a ·
metinde göster ·
… pür-envârının önünde bir kubbe-i münakkaş içinde medfûndur. Rahmetullahi aleyhi
rahmeten
vâsi‘a. İbtidâ bunlar Mekke ve Medîne fukârasına surre göndermişlerdir.
Hicretin sekiz yüz yigirmi dördüncü [sene]sinde vefât etdi. Müddet-i saltanat, sene 7 ve on bir ay ve on iki gün ve müddet-i ömr sene [8]38. Kabr-i şerîfi {Yeşil İmâret nâm} câmi‘-i pür-envârının önünde bir kubbe-i münakkaş içinde medfûndur. Rahmetullahi aleyhi rahmeten vâsi‘a. İbtidâ bunlar Mekke ve Medîne fukârasına surre göndermişlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 235b ·
metinde göster ·
… lup "iyiliğe kemlik" deyü cümle halk bükâ vü nâliş etdiler. Rahmetullahi aleyhi
rahmeten
vâsi’a.
Ve bu kal‘a feth olduğunun altıncı günü küffâr-ı hâk-sârın Venedik donanmasıyla altı pâre Malta ve altı pâre Duka ve altı pâre Papa gemileriyle cümle yüz pâre kefere ve fecere gemileri ejder-i heft-ser gibi kal‘aya imdâd geldiler, Gördüler kim kal‘anın limanında Âl-i Osmân donanması mâl-â-mâl olup liman önünde cümle deryâ beğleri ve cümle Cezâyirli âmâde dururlar. Ve kal‘anın cümle der-i dîvârları üzre alem-i Resûl ile zeyn olup cümle burc [u] bârûlar üzre guzât-ı müslimîn pür olmuş ve nâkûshâneleri minâre olmuş ve her minâre alem-i Muhammedîler ile ârâste ve cümle der-i dîvârları asker-i İslâm ile pîrâste olmuş görünce cümle küffârın zehreleri çâk olup "elvedâ‘ ey Hanya elvedâ‘" deyüp âh [u] enîn ile hâ’ib ü hâsir cânib-i Suda'ya giderken cümle donanma ve Cezâyirli, küffâr üzre avanta ederken küffâr-ı bî-karâr, karâr edemeyüp Suda'ya firâr etdiler. Beri Hanya'da cümle guzât-ı müslimîn bildiler kim henüz kal‘a-i Hanya feth olup muhassılu'l-merâmlarına ve şütür-kâmlarına vâsıl olup İbrâhîm Çelebi kalyonuyla alınan Kızlara ağasının cümle mahbûbe câriyelerini ve cümle zî-kıymet mücevher esbâblarını bulup ve cümle küheylân atları alup ve niçe yüz Mısır hazîneliği mâl ü cebehâne ve milk [u] emlâk alup sâ’ir şühedâların kanları intikâmları alınup cemî‘î düyûrlar ibâdethâne-i müslimîn oldu. Ve böyle bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn, kal‘a-i İskender-i Yunan feth olup sâ’ir diyâr-ı İslâma zamm olundu. Ve bu gazâda olan ceng [u] cidâl Azak'da ve Sultân Murâd Hân ile kal‘a-i Revân ve Bağdâd'da olmamışdır. Ammâ ol gazâlar müverrihler lisânıyla âb u tâb verüp ta‘rîf ve tavsîf eylemişlerdir. Ba‘dehû serdâr-ı mu‘azzam bu cezîre-i Girid içre tokuz pâre şehr-i mu‘azzam-misâl büleydelere ve (---) pâre kal‘alara ve cezîrenin tâ ortasında Isfakıye dağlarında olan re‘âyâ vü berâyâlara her ocakdan mu‘temedün aleyh bî-tama‘ u bî-garaz ve sâhib-i ırz âdemleri istimâletnâmeler ile her kılâ‘ ve büleydelere gönderüp "Elbette gelüp harâc-güzâr olup kal‘aların miftahların pâdişâha teslîm edüp yine evlâd ü iyâlleriniz ile dâr u diyârlarımzda huzûr edüp devâm-ı devlet-i pâdişâhîye du‘â idesiz. Ve illâ bu ahde rızâ vermeyenin cümle mâlların nehb u gâret, evlâd [u] iyâllerin esîr ve kendülerin dendân-ı tîğ-ı âteş-tâbdan geçirmek mukarrerdir" deyü bu gûne istimâlet ve tenbîhnâmeler cümle cezîre içinde olan kal‘alara gidüp yedi günde Hanya kal‘asının cânib-i erba‘asında üç yüz pâre kurâ bıtrîk ü kıssîsleriyle ve hedâ[yâ] girân-bahâlarıyla gelüp mutî‘ u münkâd oldular. Bunlardan mâ‘adâ küffâr ser-fürû etmeyüp cemî‘î eyâlet vüzerâları ve mîr-i mîrânlara fermânlar sâdır olup "mâlları ve cânları cümle guzât-ı müslimînin olup öşr-i sultânîler versinler", deyü dellâllar nidâ edince el-azametullah yetmiş koldan yetmiş seksen bin guzât-ı müslimîn kol kol bu yedi yüz yetmiş mil cezîre içine müstevlî olup 273a şeb [u] rûz mücâhidîn-i fî-sebîlillah ol kadar mâl-ı ganâ’im ve altun ve gümüş ve bakır avânî metâ‘lar ve niçe âfitâb-ı meh-tâblar ve duhter-i pâkîze-ahter ü bintânlar getirüp ordu-yı İslâmı ganîmet edüp on guruşa bir mahbûb ve mahbûbe kız ve oğlan vermeğe başladılar. El-hâsıl cümle guzât-ı muvahhidîn belağan-mâ-belâğ mâl-ı Kârûn'a mâlik oldular. Niçe bin garîbü'd-diyâr bu kâr-ı ganâ’imi ve bu sürûr [u] şâdmânı görüp tavattun edüp kaldı. Ve'l-hâsıl bu kal‘a-i Hanya'ya Küçük Hasan Paşa'yı ve on yedi mîr-i mîrânları ve yetmiş aded alaybeğlerin cümle ze‘âmet ve timar sahibleriyle kal‘a-i Hanya'da alıkoyup yigirmi yedi oda ile yeniçeri kethüdâsı ve on oda topcu ve on oda cebeci ve dörd aşağı bölük kalup üç bin Mısır askeri kalup cümle yetmiş yedi bin asker muhafazacı kaldı. Ve derûn-ı kal‘ada yedi bin yedi yüz sağ ve sol ve azeb-i hisâr kaldı. Ve kırk pâre yarar beğ gemileri karşu Menekşe'den asker ve zahîre geçirmeğe kaldı. Ve elli pâre Hanya firkateleri yüzer yiğidiyle kaldı. Mâh-ı mezbûrun (---) günü Serdâr-ı mu‘azzam, Musâhib-i Şehriyârî Yusuf Paşa-yı Hırvâdî cümle kal‘ada kalan vüzerâ ve a‘yân-ı kibâr ile vedâlaşup donanma-yı hümâyûn ile Âsitâne-i sa‘âdete muvâfık-ı eyyâm-ı sa‘d ile rûy-ı deryâda iki yüz pâre bâdbânın küşâde kılup cânib-i garbda Çuka adaları önünden ubûr edüp andan altmış altı mil Mora cezîresi burnunda Manya kâfiri sâkin olduğu mahalli gâret edüp andan yine Manya burnunda Kelli kal‘asını, harâbdır, anı ubûr edüp Kapuspata Burnu'n dahi ubûr edüp ve Menekşe kal‘asın ubûr edüp kal‘a-i Anapoli'de lenger ikâmet edüp anda üç gün meks olunup dördüncü gün müşâvere olunup Venedik'in İstendil cezîresin gâret etmeğe re’y [ü] tedbîr görülüp nefîr-i irtihâller çalınup Anapoli limanından taşra çıkınca Âsitâne tarafından "Gazân mübârek olsun" deyü hatt-ı şerîf ve hil’at-i pâdişâhî ve mücevher şemşîr ve mücevher hançer gelüp "Der-i devlete gelesin" deyü fermân-ı şehriyârî sâdır olup ol gün eyyâm-ı latîf ile cezîre-i İstendil'i nehb u gâret edüp az şey mâl-ı ganâ’im bulunup kal‘ası evc-i âsumâna berâber ve sa‘b u metîn ve iki aded liman-ı hasîni olup ân-ı sâ‘atde göç topları atılup lodos rûzgâriyle on günde niçe yerlere uğrayup seyr [u] temâşâ edüp kal‘a-i Sakız'a, andan (---) mil kal‘a-i İlimni'ye, andan tekrâr yine (---) mil kal‘a-i Midilli'ye, andan (---) mil yine kal‘a-i Bozca'ya varup bu zikr olunan kılâ‘ları görüp ta‘mîr u termîmine eyâlet paşaları ile biner âdem muhâfazacı koyup ve cümle cebehânelerin mükellef ve mükemmel edüp Bozcaada'dan (---) mil yine kal‘a-i Gelibolu, bunda dahi sulanup dizdârlarına "Basîret üzre olun" deyü tenbîh ü te’kîd edüp andan yine eyyâm-ı muvâfık ile iki gün iki gicede İslâmbol kurbunda Kızıl Adalar'da lenger-i ikâmet burağup üçüncü gün mâh-ı mezbûrda (---) mansûr u muzaffer Sarâyburnu'na varup huzûr-ı pâdişâhîde eyle şâdmânlar oldu kim ta‘bîr ve temdîh ve tavsîf olunmaz. Ol mahalde Fâtih-i Hanya Yûsuf Paşa huzûr-ı pâdişâhîde zemîn-bûs edüp hil‘at-i fâhireler ile şeref-yâb ve hayr-du‘a-yı pâdişâhîyle behre-yâb olup bir Mısır hazinesi mâl-ı firâvân ve bî-hisâb hûr [u] gılmân misilli civân hedâyâlar verdi. Ba‘dehû münâfıkîn ve hasûdîn şerrine uğrayup (---)(---)(---)(---) fakîr Yûsuf Paşa'yı bi-gayr-i hak katl edüp na‘şe-i mübârekin İbrâhîm Hân görüp "Ne güzel beyâz teni vardır" deyü medh ve tavsîf edüp ağladı. "İlâhî Yûsuf! Sana edenler yakın zamânda senin gibi olsun" deyü bed-du‘âlar edüp Cinci Hoca nazar etdi. Ol sâ‘at cümle asker-i İslâm ve cemî‘î mahrûse-i Kostantıniyye ahalisi "vâveylâ ve vâ-veledâ" deyü feryâd [u] figâna âğâze edüp her kafadan bir sadâ-yı güft u gû olup "iyiliğe kemlik" deyü cümle halk bükâ vü nâliş etdiler. Rahmetullahi aleyhi rahmeten vâsi’a.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 272b–273a ·
metinde göster ·
… dergâh-ı âlî ve Muhâsib-i şehriyârî bu gûne hikâyet ederdi. Rahmetullahi aleyhi
rahmeten
vâsi‘â.
Ey oğul! Bu sırr-ı İlâhîleri, Sultân Ahmed huzûrunda Üsküdarî Mahmûd Efendi ve zikr olunan niçe kîbâr-ı evliyâullahlar ile temâşâ edüp cezîre-i Girid'in ibtidâ gazâsına bu yüzden şürû‘ ve du‘â ve senâ ve nefes olunup şeb [u] rûz müterakkib idik kim ayâ bu cezîre-i Girid'in fethi kaçan zuhûrât-ı İlâhî ile zâhir ola derken hamd-i Hudâ Koca Sultân İbrâhîm Hân âlem-i sabâvetinde babası huzûrunda Girid'in fethini deruhde etdüğü üzre ahd-i vefâ edüp Girid'i be-dest-i Yûsuf Paşa feth etdi. Ve babası huzûrunda kardaşlarıyla oynarken her bir karındaşına birer top urup yıkdığı, anlar merhûm olup meydân-ı hılâfet kendüye münhasır olması işâreti idi. Ve karındaşlarının atdıkları topu zabt u rabt etdüğü inkırâzu'd-devrân Devlet-i Âl-i Osmân anın evlad-ı evlâd-zabtında olması işâreti idi. Hamd-i Hudâ bu hakîr-i pür-taksîr baban ol Girid cezîresi feth olması du‘asında bulunup sen benim ciğer-kûşem olmağıla sen benim yerime gazâ edüp cezîre-i Girid'de Hanya fethinde bulundun. İnşâallahu Te‘âlâ cezîre-i Girid'in dâiren-mâdâr fethinde dahi bulunursun. Hak Te‘âlâ, oğul sana sıhhat u selâmet vere," deyü bu Girid'in ibtidâ fethi du‘âsın ve şehzâdegânların ahvâl-i pür-melâllerin pederimiz Dervîş Mehemmed ser-zergerân-ı dergâh-ı âlî ve Muhâsib-i şehriyârî bu gûne hikâyet ederdi. Rahmetullahi aleyhi rahmeten vâsi‘â.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 275b ·
metinde göster ·
Ziyâret-i Hazret-i İmâm Ca‘fer-i Sâdık ibn İmâm Muhammed Bâkır kaddesenallahu bi-sırrıhi'l-azîz hazretleri: Cezîre şehrinin cânib-i garbîsi hâricine sehel karîb bir kubbe-i âlî âsitânede medfûndur. Garâbet bunda kim kal‘a-i İmâdiyye'nin aşağı Kopan medresesi dibinde dahi İmâm Muhammed Bâkır âsitânesi vardır. Ulemâ-yı İmâdiyye bizde medfûndur derler ve ulemâ-yı Cizre bizde âsûdedir derler. Ammâ bu hakîr-i pür-taksîr âlem-i seyâhatde niçe yerde İmâm Muhammed Bâkır meşhedi ziyâret etdiğime şehâdet ederim. Belki makâmları ola. Rahmetullahi aleyhi rahmeten vâsi‘a. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 387b ·
metinde göster ·
… i şehâdete erişüp livâ-i Hazret-i Hamza sâyesinde haşr oldu. Rahmetullâhi aleyh
rahmeten
vâsi‘a.
Defterdârzâde Defterdâr Mehemmed Paşa'yı içeri çağırup, "Siyâvuş Lala'mın fevtiyçün En‘âm okudup şehîd eden ve cülûs etmek murâd eden sen misin?" deyü söyletmeden bilâ-te’hîr efendimiz Gâzî Mehemmed Paşa-yı mazlûmu nâ-hakk ma‘nûkan hürre şehîd etdiler ve katl îcâb eder hâli yok iken rütbe-i şehâdete erişüp livâ-i Hazret-i Hamza sâyesinde haşr oldu. Rahmetullâhi aleyh rahmeten vâsi‘a.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 18a ·
metinde göster ·
… 'yı şehîd etdi. Fî yevm-i hamîs fî şehr-i şa‘bân sene 1041. Rahmetullâhi aleyhi
rahmeten
vâsi‘a.
Ziyâretgâh-ı Gâzî Hüsrev-i şîr Paşa: Bosnevîyyü'l-asldır. Silihdârlıkdan tulû‘ edüp Bayrâm Paşa yerine yeniçeri ağası oldu. Andan Diyârbekir vâlîsi olup giderken mühür kendüye varup Erzurûm'dan Abaza'yı zor ile çıkarup İslâmbol'a getirüp Abaza'yı pâdişâhdan ricâ edüp kendisi mühr ile Bağdâd'ı Kızılbaş'dan almağa gidüp diyâr-ı Acem'de yetmiş pâre şehir feth edüp Bağdâd'ı feth edemeyüp Tokat meştâsında sâhib-i firâş-ı alîl iken Diyârbekir Vâlîsi Murtazâ Paşa Hâfız Ahmed Paşa vezîrin fermânıyla Hüsrev Paşa'yı şehîd etdi. Fî yevm-i hamîs fî şehr-i şa‘bân sene 1041. Rahmetullâhi aleyhi rahmeten vâsi‘a.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 25b ·
metinde göster ·
… Arapça emrine me’mûr olup civâr-ı rahmete göz yumup gitdi, rahmetullâhi aleyh
rahmeten
vâsi‘a.
Ammâ Seydî şehîd olduğu gün Tımışvâr altında olan guzât-ı müslimîn içre bir gırîv ü feryâd-ı enîn ve acıyanlar sadlek (ve) ta‘n [u] nefrîn etdiklerinden gayrı Köpürlü'ye ve Serdâr Alî Paşa'ya ve İsmâ‘îl Paşa'ya hezâr ve hezârân la‘n u sehmgîn eylediler kim cihâna şâyi‘ oldu. Çi fâ’ide. Seydî câm-ı şehâdet[i] dest-i ecelden nûş ve bu dâr-ı gurûru ferâmûş etdi ve okun atup yayın yasup Arapça emrine me’mûr olup civâr-ı rahmete göz yumup gitdi, rahmetullâhi aleyh rahmeten vâsi‘a.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 186b ·
metinde göster ·
… r ile rûz [u] şeb yigirmişer hatm-i şerîf tilâvet olunurdu. Rahmetullâhi aleyhi
rahmeten
vâsi‘a.
"Biz bu vezîri ey âdem biliriz. Allâh rahmet eyleye ve yine Hak rahmet ede" deyince kırk elli bin âdem "Allâh rahmet eyleye" deyü feryâd edüp cenâze-i Melek'i bu felekde tâbût ile götürü[r]ken elli altmış aded mü’ezzinânları ve bu kadar fukarâları, hakîr cem‘ edüp tevhîd [ü] tezkîr ile ve savt-ı hoş elhân ile Bilâlîler "Muhammedün habîbullâh hakkâ" diyerek Bâğçekapusu iskelesinde kayığa koyup belki bin pâre kayık ile niçe bin aded vüzerâ ve muhibbân ve dostân u âşıkânlar Ebû [Eyyûb-ı] Ensârî kapusunda Fâtıma Sultân yalısı önünden ubûr ederek Ebâ Eyyûb-ı Ensârî aleyhi rahmetü'l-bârî civârında Kaya Sultân merhûme yalısı civârında vasıyyetleri üzre üstâdı Kiçi Mehemmed Efendi hazretlerinin hâk-i pâyinde bilâ-alâmet, ya‘nî kubâbsız defn edüp üzerine çadırlar kurup kâmil yedi gün yedi gece bu hakîr üç yüz aded merd-i fakîr ile rûz [u] şeb yigirmişer hatm-i şerîf tilâvet olunurdu. Rahmetullâhi aleyhi rahmeten vâsi‘a.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 45b ·
metinde göster ·
… olup bilâ-tevâbi‘ ve-lâ-levâhık cânib-i Hakk'a revâne oldu. Rahmetullâhi aleyhi
rahmeten
vâsi‘a. (---)
Ve'l-hâsıl dâr-ı fânî menâsıbların cümle zabt edüp dünyâda adâlet ederek yetmiş yedi sene mu’ammer olup âhir Cenâb-ı Kibriyâ Melek'e Arapça yarlığ-ı belîğiyle sene (---) târîhinin mâh-ı (---)(---) günü dâr-ı bâkî mansıblarından evc-i illiyyîn mansıbıyla behre-mend ve behre-yâb olup bilâ-tevâbi‘ ve-lâ-levâhık cânib-i Hakk'a revâne oldu. Rahmetullâhi aleyhi rahmeten vâsi‘a. (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 49a ·
metinde göster ·
li'l-âlemînsin. Iyâlimiz ile kifâf kifâyetimiz kalmadı. Suyumuz yokdur. Bize ra …
"Yâ Muhammed! Biz etdikse, sen etme, zîrâ sen rahmeten li'l-âlemînsin. Iyâlimiz ile kifâf kifâyetimiz kalmadı. Suyumuz yokdur. Bize rahmet du‘âsı eyle" deyü ricâ etdiklerinde ricâları hayyiz-i kabûlde vâki‘ olup derhâl mübârek dest-i şerîfleri ile bu kumsal yeri eşüp üç aded yerden uyûn-ı zülâl zâhir olur kim hâlâ cümle huccâc andan def‘-i atşân ederler. P 112b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y267b ·
metinde göster ·
deyüp doğru âsitâne-i Y 278b Hazret-i Resûl-i Hudâ ve Muhammed Mustafâ ol rahmeten lil-âlemîn câmi‘-i şerîfinin Bâb-ı Selâm'dan bu hakîr duhûl etdükde sâ’ir uşşâkları gibi ayak üzre gitmeyüp balık gibi bu âsî yüzümü hâk-i izzetine süre süre bî-dest ü bî-pâ sürüne sürüne giderdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y278a–Y278b ·
metinde göster ·
… m var, anlar bana muntazırlardır. Hâlâ aç kalmışlardır. Aman yâ Resûlallâh! Sen
Rahmeten
li'l-âlemînsin. Bu avcılardan beni halâs eyle, Y 305b varup yavrularımı doyla …
"Yâ Muhammed! Beni bunlar sayd edüp yeseler gerek. Benim hod iki körpe kuzucağım var, anlar bana muntazırlardır. Hâlâ aç kalmışlardır. Aman yâ Resûlallâh! Sen Rahmeten li'l-âlemînsin. Bu avcılardan beni halâs eyle, Y 305b varup yavrularımı doylayup yine geleyim. Andan beni boğazlayup kifâf-ı nefs etsinler" deyü ceyrân tazarru‘ [u] nâliş ü ricâlar etdi. Derhâl sâhib-i kerem kânı keremkârâlık edüp sayyâdlara buyurdılar kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y305a–Y305b ·
metinde göster ·
li'l-âlemîn ve yâ Şefî‘a'l-müznibîn" deyü bunun emsâli niçe bin emdâh-ı Nebî ed …
Ammâ temcîd-i evvel Bâb-ı Selâm minâresinde tilâvet olunur. Temcîd-i sânî yine bu Bâb-ı Umre minâresinde kırâ’at olunur. Kâmil üç sâ‘at-i nücûmî her minârenin tabakalarında mü’ezzinler birbirine hasmâne bülend âvâz-ı sûzinâk ile "Es-salâtü ve's-selâmü aleyke yâ Resûlallâh" deyü tarzıyye ve tasliye-i gûnâ-gûn ederler kim bir tarziyye-i Resûlü eden mü’ezzin ve gayri mü’ezzin bir dahi ol tarz üzre evsâf-ı Resûl etmeyüp gayri mükerrer medh-i Resûl ederler. Tâ ale's-sabâha dek de’bleri budur. Zîrâ fusahâ-yı bülegâ-yı Mekke meşhûrdur. Anıniçün minârelerde gûnâ-gûn "Es-salâtü ve's-selâmü aleyke yâ Rahmeten li'l-âlemîn ve yâ Şefî‘a'l-müznibîn" deyü bunun emsâli niçe bin emdâh-ı Nebî ederler. İstimâ‘ eden âşıkân-ı sâdıkân-ı Muhammedî zevk [ü] safâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y338a ·
metinde göster ·