İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Bağlam içinde arama

rahne

Eser ve dönem süzgeci
Arama sözdizimi
  • Akıllı kipte yazmadığınız ayrıntı esnek eşleşir: kut → ḳut, kut; edgu → eḍgü, ėdgü. Yazdığınız özel harf ise tam aranır.
  • * sıfır ya da çok harf, ? tek harf: bilig*, *lıġ, b?lig
  • Boşlukla ayrılan sözcükler ardışık öbek olarak aranır; tek başına * herhangi bir sözcüktür: ḳut * bol*
  • Tam kip biçimi harfi harfine arar; Düzenli ifade kipi PCRE desenini sözcük biçimlerine uygular: (ḳ|k)ut(lu|lı)ġ.*
69
isabet
66 cümle/beyitte
25,6
milyonda
tüm derleme göre
1
eserde geçiyor
1
farklı biçim
26 ms
arama süresi
Eserlere göre görülme sıklığı (milyonda)
Veriyi tablo olarak gör
EserİsabetMilyonda
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi6928,2

Eserlerin boyutları çok farklı olduğu için (KB 73.566, IB 1.297 sözcük) karşılaştırma milyonda sıklıkla yapılır.

Bulunan biçimler

Sözcük profili →

Bağlamlar 1–50 / 69

Çeviriyazı işaretleri
  • (a) Yazıtta/yazmada yazılmayan, editörce tamamlanan ünlü ya da harf
  • [ip] Zedelenmiş, editörce onarılmış yer
  • <l> Yazıcının atladığı, editörün eklediği
  • {l} Editörün fazlalık saydığı
  • ⟨…⟩ Metin eksik (lakün)
  • ḳ ġ ŋ ḍ ė ḫ özgün çeviriyazı harfleridir; aramada “Akıllı” kipte k g n d e h ile de bulunur.

İşaretler kaynak edisyonların kullanımına bağlıdır; ayrıntı için ilgili yayına bakınız.

“rahne” için bağlam dizini. Tam metni görmek için satıra tıklayın.
EÇS I 48a … âr bahâdır yarar fetâlar ile Alaman diyârların üç ay nehb [ü] gâret edüp kâfire rahne verirken beri tarafda Süleymân Hân Cânkurtaran kal‘asına düşüp cân kurtardı. Ba …
EÇS I 63a … nihânî değil alâniyeten güft ü gû ederlerdi. Âhir bu hâl devlet-i Âl-i Osmân'a rahne vermeğe başladı, deyü cemî‘i ibâdullâh hayır-hâh-ı devlet müşâvere edüp,
EÇS I 114b … yere giden selâmet varup, fâ’ide edüp gânimîn gelirdi, gitme dediği yere giden rahne görüp bî-fâ’ide ya gelir ya gelmezdi. Böyle bir esrâr-ı hafî sâhibi olup durmuş …
EÇS II 228b … ir [ü] zeber olur, gâyet mücellâ taşlardır. Bu kadar yüz yıldan berü bir taşına rahne isâbet etmemişdir.
EÇS II 235b … irâderleri Süleymân Çelebi ve İsâ Çelebi ve Mûsâ Çelebiler Rûmeli'nde devletine rahne verüp feth [ü] fütûhâta mâni‘ oldu. Süleymân Çelebi iki sene ve yedi ay ve yigi …
EÇS II 259b–261a … en mühimmât [u] levâzımât verirdi. Ve cümle kollardan ziyâde kendi kolu kal‘aya rahne verirdi. Ve her ne tedbîr etse meşveretle edüp isâbet ederdi. Ve mâh-ı mezbûrun …
EÇS II 269a … p me‘âbir-i huccâc [u] tüccârı nehb u gâret etseler ve dîn-i Muhammedîye şe’n u rahne verseler ve etrâf-ı âleme evzâ‘-ı kabîhaları isâ‘at eyleseler pâdişâh-ı dîn-pen …
EÇS II 352a–352b … pâyân şükr-i Yezdân eylediler. Hamd-i Hudâ bu hakîr ol Kızılırmak geçidinde bir rahne görmeyüp selâmetle ubûr etdim. Bu nehir kenarında perîşân-hâl olup yine nehr ke …
EÇS III 37b–38a … kal‘a-i Şıkıf'da hâlâ âdem âdemî-zât yok, ma‘mûr u âbâdân bir burc [u] bârûsuna rahne isâbet etmemiş şekl-i muhammes bir seng-binâ bir kal‘a-i zîbâdır. Her taş fîl c …
EÇS III 41a {Ol taşlar kal‘aya aslâ rahne vermedi ammâ} şehr-i Haleb'den bir kerre bir azîz na‘lînin atınca tarfetü'l-ayn …
EÇS III 154a … den ve âfât-ı semâvî ve âfât-ı dehrden münhedim olup câmi‘in kubbe-i nüh-tâkına rahne vere mülâhazasıyla merkûm minâreteynleri câmi‘den ba‘îd tarafeynde olan tâbhâne …
EÇS III 177b–178b … imâldir ya karayel veyâhûd lodos rûzgârları müşted olursa taht-ı pâdişâhîye bir rahne isâbet ederse pâdişâha ne cevâb vereyim?" deyü gûnâ-gûn özr ü bâhâneler eyledi. …
EÇS IV 196b–197a … e idi. Rûhâniyyet-i Battâl Gâzî ile yedi yüz yıldan berü zerre mikdârı binâsına rahne gelmeyüp ziyâretgâh-ı azîm olmağile efendimiz Melek Ahmed Paşa muhibb-i hânedân …
EÇS IV 199a … üyûş-ı müslimîne Kemâh ve Tercân ve Bâybûrd ve Çânhâ kal‘aları râhlarında hayli rahne verirler. Selîm Hân'a bu ahvâl-i pür-melâl mün‘akis olup fi'l-hâl Diyârbekir hâ …
EÇS IV 212a–212b … h selâmetle rûy-ı deryâda şinâverlik ederek mezkûr Sincâr dağının keştî-i Nûh'a rahne veren mahalline gelüp Nûh Nebî buyururlar kim "Hâzâ cebel-i sîn-cevr", yeni "Ka …
EÇS IV 212a–212b … ndan cebel-i Sîn derler. Car'ı ana muzâf edüp Sincâr derler. Hâlâ keştî-i Nûh'a rahne viren mahalle Sin kayası derler. Bir diş gibi kayadır kim kal‘a-i Sincâr'ın cân …
EÇS IV 213a … Acem, bu cebel-i Sincâr Dârâ Şâh'ın kâhîce teberrüken Hazret-i Nûh'un gemisine rahne veren Sin Kayası üzre olan Mastaba-i Nûh'a gelüp kisb-i tarâvet ederdi. Günlerd …
EÇS IV 229b … hayredir. Bir kerre yukarudan ziyâde seyl tuğyân üzre gelüp seddin bir tarafına rahne verüp deryâ-misâl su rehâ bulup Taklaban mahallesinin niçe hânelerin harâb edüp …
EÇS IV 238a … e kadd [ü] kâmetleriyle âmâde dururlar. Üç bin yedi yüz seneden berü birine bir rahne isâbet etmeyüp mesâfe-i ba‘îdeden bir kârbân-ı şütürbân cânib-i Revân'a revân o …
EÇS IV 267a … Bu imdâda gelen dörd aded beğ askerleri hîn-i cengde bir döneklik ve askere bir rahne ve bir gûne isyân etmesinler." deyü her beğin askerleri içine kendü mu‘temedün- …
EÇS IV 271a … yaylım gülle-misâl top güllelerin urunca kal‘anın niçe yerinden burc u bârûları rahne rahne olup münhedim olunca derûn-ı kal‘adan bir gırîv-i feryâd kopup "Amân amân …
EÇS IV 271a … gülle-misâl top güllelerin urunca kal‘anın niçe yerinden burc u bârûları rahne rahne olup münhedim olunca derûn-ı kal‘adan bir gırîv-i feryâd kopup "Amân amân ey gâ …
EÇS IV 304b–305a … hânlarından Seyfî Hân binâ eyledüğü ve Koca Ferhâd Paşa'nın askerine bu mahalde rahne olduğu ve ba‘dehû Süleymân Hân vezîri Hadım Ca‘fer Paşa 305a ale'l-gafle bu K …
EÇS IV 340a–340b … rın nehr-i Şattu'l-Arab döğüp ba‘zı zamân Şatt tuğyân etdikde kal‘a dîvârlarına rahne verüp yine ta‘mîr ü termîm ederler. Hatta Paşa sarâyının niçe kasırlarının pây- …
EÇS IV 352a … etdikde bu kal‘a-i Hille'yi gördü kim harâbe mü’eddî olmuş ammâ Bağdâd'a bundan rahne irüp zafer bulmak mülâhazasında olup kal‘a-i Hille'ye asker-i deryâ-misâli üşür …
EÇS IV 356b–357a … em binâ olunmasına câmi‘in kıble dîvârı delâlet eder kim Tûfân âbı görüp dîvâra rahne irmiş alâmetleri var. Lâ-ya‘lemü'l-gaybe illallah.
EÇS IV 375b … dirir. Zîrâ cemî‘i bisâtları dest-i Yûnus Nebî ile inşâ olmağın âlât-ı hacerine rahne gelüp müsta‘mel olmadan fenâ bulmamışdır. Cümle seyyâhân-ı berr u bihâr ve kavm …
EÇS V 32b–33a … -emrillâh âsândır. Hemân buna çâre oldur kim, bu câmi‘ bir metîn binâdır. Değme rahne ile yıkılmaz, ammâ mürûr-ı eyyâm ile şiddet-i şitâ te’sîrinden kıble yüzüne bir …
EÇS V 32b–33a … ile yıkılmaz, ammâ mürûr-ı eyyâm ile şiddet-i şitâ te’sîrinden kıble yüzüne bir rahne gelmiş, eyle olur. Buna ilâc oldur kim bu câmi‘ kıble tarafına eğilüp bel vermi …
EÇS V 33a … llâh âsândır. Bu câmi‘in kıble tarafı eğilüp mürûr-ı eyyâm ile kıble yüzüne bir rahne gelmiş dediği hâlâ ben ihtiyâr olup kıble yüzüm eğilüp belim kaldıramam. Kıble …
EÇS V 39b … an ve Macar kâfirine ey sâtûr-ı Muhammedî urmuşsun. Küffâr-ı dûzah-karâra hayli rahne verüp Leh kralı dünyâ kadar hazz edüp cenâb-ı Bârî ile bir kılıcı Rakofçi kral' …
EÇS V 59b … eferesi} esîr ve haylisi mecrûh ve niçe bini firâr edelden berü küffâr bu kadar rahne ile sehel cengden el çeküp guzât-ı müslimîn âsûde oldular, ammâ yine fitne vü f …
EÇS V 109a … nlar huddâmları olup deryâ-misâl asker-i deryâ-misâlim ubûr etdikde zerre kadar rahne görmeye bir kavî cisr-i azîm inşâ eyle" deyü fermân-ı şehriyârî sâdır olunca ol …
EÇS V 111b … rf lisânları üzre "Udri Neboyse" deyüp top u tüfeng atup cünd-i müslimîne hayli rahne verdiklerinden pâdişâh-ı âlem-penâh keferenin sulhlarına rağbet etmeyüp cümle k …
EÇS V 125a … ya. Ben ol zamân bir küçücük kız idim, anıniçün bilirim" deyü nakl edüp kal‘aya rahne verecek dahi niçe ta‘lîmler etdi. Müselmâna yakın fertûte-i zamâne idi.
EÇS V 142a … ğday ve arpa ve darı ve gayrı me’kûlât kısımları var idi. Hamd-i Hudâ böyle bir rahne Venedik kâfirine olmayup sene 1071 mâh-ı Muharrem'inin onuncu gününde,
EÇS V 148b … t-i bed-kâr bu kal‘ayı Türk alırsa Kilis kal‘asının yolun kesüp kal‘a-i Kilis'e rahne verir deyü bu kal‘a-i metîni mukaddem târîh ile esâsından münhedim etmişdi, amm …
EÇS V 186b … let-i pâdişâhîye isyân edüp Erdel keferelerini ıdlâl edüp devlet tarafına niçün rahne vermeğe bâ‘is ve bâdî olursun" deyü Seydî'ye mektûblar geldikce Seydî Paşa eydi …
EÇS VI 29b–30a … sîne-i pür-kînesine ve her tabyasına bu kadar gülleler urmuş, aslâ kal‘aya bir rahne edememiş, topların çeküp alarkaya gitmiş koymuş, beyne'l-akrân hâ’ib ü hâsir ka …
EÇS VI 60a … l olup asâkir-i İslâm'ın niçesi ve niçe atları gark olup guzât-ı müslimîn hayli rahne görürler. Asker-i İslâm bu derd-i ser meşakkatinden halâs olup mürtefi‘ yerlere …
EÇS VI 80a … ahi muhâsara olunursa sademât-ı top-ı kal‘a-kûp gülleleri te’sîr edüp dîvârlara rahne vermesin içün cümle tabya dîvârları kaplımbağa arkası gibi içeri eğridir. Kaçan …
EÇS VI 87a "Bu yoldan âhir kal‘a-i Tuna'ya bir rahne isâbet eder" deyü ol yolu münhedim edüp recm-i sengsâr etmişler. Hâ[lâ] âsâr-ı …
EÇS VI 105a … anoğlu ve Nadajoğlu ve niçe banlar ve niçe hersek ve segler bu tarafa gelüp bir rahne vereler.
EÇS VI 109a … rında Şuran nâm palanka kâfirleri asâkir-i İslâm'ın ota otluğa giden huddâmlara rahne etmeden hâlî olmadıkları(n) Âsaf-ı dilîrin mesmû‘u olup ol ân Rûmeli eyâleti as …
EÇS VI 151b … düşman eline bu kal‘anın girdiğin yazmamışlardır ve bir tarafdan bu kal‘a aslâ rahne görmemişdir. Hâlâ her tarafı sedd-i İskender-vâr metîn ve kavî ismine mazhar dü …
EÇS VI 154b … bu bizim Kotur kal‘asın muhâsara edüp bu Türk'ün Kombur kal‘ası Kotur kal‘amıza rahne verüp Kotur'a gidüp gelen gemilerimize mâni‘ olur" mülâhazasıyla Sultân Osmân-ı …
EÇS VI 183a … ez topları ârâste ve kemingâhları pîrâste böyle bir kal‘a-i yekpâre zerre kadar rahne görmemiş bir cedîd misl-i hadîd kal‘adır kim handakı nehr-i Dırava ile mâl-â-mâ …
EÇS VI 183b … erimiz dahi yedi koldan kal‘anın sîne-i pür-kînesine isâbet etdikde zerre kadar rahne vermeyüp cemî‘i güllelerimiz kal‘anın ağaçları arasına girüp gâ’ib olurdu.
EÇS VI 184a … îb üzre küffâra şeb [ü] rûz göz açdırmayup döğerlerdi, ammâ kal‘aya zerre kadar rahne isâbet etmezdi. Bu hâl üzre on birinci günde handak kenârına varılduğu gün Kıbl …
EÇS VI 186b–187a … a nice gâret edüp her tarafdan nice şeb-hûnlar edüp orduların gâret ederek nice rahne verirsiz göreyim sizi" deyüp cümle harâmzâde dûzdânlara ve zehr-i mârdan kattâl …