şerîfinin sıyâmın anda edâ ederken ba‘zı söz anlar tevârîh-şinâs papaslar ile ü …
Hattâ hakîr yetmiş üç târîhinde Uyvar kal‘ası fethinde bulunup yetmiş dördde sulh içün elçi Mehemmed Paşa ile Alaman diyârında Nemse çâsârına varup anın papinta hattıyla kâfiristânın yedi kırallık yerin üç yılda geşt [ü] güzâr ederken Dış Fransa ta‘bîr etdükleri ki yeni dünyânın cânib-i şarkîsinde bahr-i Okyûnûs kenârında Donkarkız vilâyetine kadem basup yetmiş beş Ramazân-ı şerîfinin sıyâmın anda edâ ederken ba‘zı söz anlar tevârîh-şinâs papaslar ile ülfet ederken esnâ-yı kelâmda Âl-i Osmân devletin söyleşerek Fransa Cem Şâh'ın ahvâlâtların su’âl etdim, anlar eyitdiler:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 29b ·
metinde göster ·
… h-i diğer, "külli beşâret hayru'n-neseb" sene 953} cülûs-ı sa‘âdetleri sene 982
Ramazân-ı
şerîfinin sekizinci 58b günü yevmü'l-erba‘ada vâkı‘ olmuşdur.
Vilâdet-i bâ-sa‘âdetleri sene 953 Cemâziye'l-ulâ'sının beşinci gününde vâkı‘dır kim {târîh-i mevlûdu, "külli sâbit" lafzıdır sene 953. Târîh-i diğer, "külli beşâret hayru'n-neseb" sene 953} cülûs-ı sa‘âdetleri sene 982 Ramazân-ı şerîfinin sekizinci 58b günü yevmü'l-erba‘ada vâkı‘ olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 58a–58b ·
metinde göster ·
gurresinde maslûb-lakab Defterdâr Boşnak Mustafâ Paşa efendimiz pinhân olduğu y …
Sene 1040 mâh-ı Ramazân'ının gurresinde maslûb-lakab Defterdâr Boşnak Mustafâ Paşa efendimiz pinhân olduğu yerde hizmetkârları Receb Paşa'ya haber verüp zorbalar katl edüp na‘şını Atmeydânı'ndaki çınâr dırahtına ka‘blarından salb etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 67b ·
metinde göster ·
Revân seferine revâne olmağa ihtimâm-ı tâm edüp Tabanıyassı Mehemmed Paşa'yı mü …
Yerine Bayram Paşa vezîr-i a‘zam oldu. Hâk-i İslâmbol'dan zümre-i yeniçeriyândan neşv [ü] nemâ bulmuşdur. Ammâ Murâd Hân, Tabanıyassı vezâretinde sene (---) de ecdâd-ı izâmları gitdiği minvâl üzre taht-ı sânî Edirne-i edne'l-arz[a] varup ahvâl-i re‘âyâya vâkıf olup ve ba‘zı zorbaların hakkından gelüp ve Nemse çâsârından tecdîd-i sulhnâmeler gelüp andan Âsitâne-i sa‘âdet'e gelüp sene 1044 Ramazânü'l-mübârekinde Revân seferine revâne olmağa ihtimâm-ı tâm edüp Tabanıyassı Mehemmed Paşa'yı mühür ile serdâr edüp mukaddem Revân'a revân olup Bayram Paşa kâ’immakâm olup pâdişâh-ı âlemşâh hazretleri Serdâr Mehemmed Paşa'nın akîbince Üsküdar'a çıkup serâperde-i Süleymânî'de adl-i Ömer'e şurû‘ etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 67b ·
metinde göster ·
şerîfinin leyle-i kadrinde Ayasofya-i Kebîr'de her sene üç gece ihyâ olunup niç …
Sene 1045 Ramazân-ı şerîfinin leyle-i kadrinde Ayasofya-i Kebîr'de her sene üç gece ihyâ olunup niçe bin âdem cem‘ olur. Hakîr ol asırda merhûm u mağfûrun-leh üstâdımız Evliyâ Efendi'den hıfzı tekmîl edüp sekiz sâ‘atde kerrâtile hatm-i şerîf edüp Seb‘a kırâ‘atin dahi me’hazları ve Şâtıbî kitâbıyla tekmîl edüp Aşere kırâ’atine şürû‘ etmişdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 68b ·
metinde göster ·
… verirdi. Bu hüsn-i hâl ile bir dervîş âdem idi. Bağdâd fethi haberi geldiği gün
Ramazân-ı
şerîfde merhûm olup Necâtî Beğ mezâristânında defn olundu.
Ve Keçeli Dede: Geysûdâr Mehemmed Efendi halîfelerinden Mevlevî külâhı ve bol yenli kebe cübbe ve ayağına na‘lın geyüp elinde münakkaş keçesiyle a‘yân-ı kibârı devrân edüp keçesine altun ve guruş doldurup ol dahi kırkar ve ellişer yetîmleri cem‘ edüp mâl-ı firâvân bezl edüp mezkûr yetîmlere pâk libâslar geydirüp çeng [u] çağâna ve hây-hû ile ma‘sûmları sünnet etdirüp birer üstâda ve hocaya veyâhûd bir vüzerâ ve a‘yâna hidmete verirdi. Bu hüsn-i hâl ile bir dervîş âdem idi. Bağdâd fethi haberi geldiği gün Ramazân-ı şerîfde merhûm olup Necâtî Beğ mezâristânında defn olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 114a ·
metinde göster ·
… nümâ olur. Ammâ her sene mâh-ı Şa‘bân'ın gurresinden âhirine dek İslâmbol kavmi
Ramazân'a
istikbâl 146a takrîbiyle bu Kâğızhâne fezâsına haymeler kurup kâmil bir ay şe …
Ve yigirmi senede bir esnâf-ı sarrâcân dahi bunda teferrüc edüp bu dahi teferrüc-i ibret-nümâ olur. Ammâ her sene mâh-ı Şa‘bân'ın gurresinden âhirine dek İslâmbol kavmi Ramazân'a istikbâl 146a takrîbiyle bu Kâğızhâne fezâsına haymeler kurup kâmil bir ay şeb-bük nâmıyla zevk u safâ ederler. İşte bu Kâğızhâne böyle bir câ-yı sürûrdur. Ve bu teferrücgâhdan şimâle bin adım,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 145b–146a ·
metinde göster ·
… endîl'e enüp andan cebel-i Arafât'da Havvâ ile buluşup Şîs ve Hâbil ve Kâbil ve
Ram‘ân
ve Alcıga ve Şelvâz ve Asîde ve niçe evlâd-ı Âdem, cebel-i Arafât'da müştakk ol …
Esnâf-ı gûr kazan: Hübût-ı Âdem'den sonra pîrleri Kâbil'dir. Zîrâ Kâbil karındaşı Hâbil'i bir kız tezvîci husûsıyçün rakîb olup katl eyledi ve na‘ş-ı Hâbil'i neyleyeceğin bilmedi. Âhir gördü kim bir zâğ-ı siyeh-rû gelüp Kâbil huzûrunda bir cevz-i Hindî yere minkârıyla eşüp gömdü. Kâbil bu gurâbın minkârıyla cevizi yere gömdüğün görüp hemân zemîni kazup Hâbil'in na‘şın zemîne gömdü. Hâlâ kabr-i Hâbil cebel-i Arafât'da Âdem Matbahı zemîninde medfûndur. Zîrâ ibtidâ Âdem Serendîl'e enüp andan cebel-i Arafât'da Havvâ ile buluşup Şîs ve Hâbil ve Kâbil ve Ram‘ân ve Alcıga ve Şelvâz ve Asîde ve niçe evlâd-ı Âdem, cebel-i Arafât'da müştakk olmuşlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 154a ·
metinde göster ·
pideleri ve somunlar ve lavaşa yufka ekmekler edüp mezkûr büyük ekmeklerin bir …
Ve dahi dükkânlarında niçe gûne beyâz Ramazân pideleri ve somunlar ve lavaşa yufka ekmekler edüp mezkûr büyük ekmeklerin bir kaçın Alayköşkü dibinde pâdişâh huzûrunda yağmâ etdirirler. Zîrâ İslâmbol monlâsı hânesine varınca mesâfe-i ba‘îde olmağile götürmesi müşkildir. Bir kaç büyük ekmekleri dahi İslâmbol mollâsı hânesinde yağmâ etdirirler. Zîrâ cümle alay anda nihâyet bulup târumâr olup her esnâf ağaları ve şeyhlerin yine alay ile hânesine getirüp herkes hânelerine gider. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 159b ·
metinde göster ·
… ri, dillerinde "illâ yansuru's-sultân yâ sultân" diyerek ubûr ederler. {Pîrleri
Ramazân
ibn Şâzilî'dir, Enes belin bağlayup kabri Vâdi'l-kurâ şehrindedir}.
Esnâf-ı un elekciyân: Kârhâneleri değirmenler ve furunlardır, neferât cümle 3000, bunlar ekseriyyâ Mısır fellâhıdır. Pür-silâh olup yüzleri ve gözleri ve esvâbları cümle beyâz un olup arabalar üzre ellerinde un elekleri, dillerinde "illâ yansuru's-sultân yâ sultân" diyerek ubûr ederler. {Pîrleri Ramazân ibn Şâzilî'dir, Enes belin bağlayup kabri Vâdi'l-kurâ şehrindedir}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 160b ·
metinde göster ·
… htırevânlar üzre üstü bâdemli ve haşhâş ve anisonlu ve çörek otlu ve za‘ferânlı
Ramazân
pideleri ki her birin altışar sırık hammâlları götürür ve dahi uzun tahtalar üz …
Bu bâlâda tahrîr olunan esnâflar ubûr etdikden sonra etmekcibaşının metâ‘larının sonu ubûr etmeğe başlar, niçe bin tabla hâs u beyâz etmek ve beyâz halka her biri birer değirmen taşı ve değirmen çarhı kadar onar sırık hammâlı götürür. Uzun çam sırıklarına dizilmiş halkalar ve çam tahta soffa tahtırevânlar üzre üstü bâdemli ve haşhâş ve anisonlu ve çörek otlu ve za‘ferânlı Ramazân pideleri ki her birin altışar sırık hammâlları götürür ve dahi uzun tahtalar üzre dikili taş-misâl üstü gûnâ-gûn bahârlarla zeyn olmuş za‘ferânlı ve çörek otlu ve sûsâmlı ve yumurtalı çörekler kim her birin onar çift sırık hammâlına tahmîl edüp ubûr ederler. Ve azîm soffalar üzre hammâm kubbesi kadar pişmiş somunlar kim beş yüzden mütecâvizdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 161a ·
metinde göster ·
… ân, Hımârı vermeyüp kırk gün Medîne içre ceng-i azîm olup âhir Hazret-i Osmân'ı
Ramazân-ı
şerîfde câmi‘ içre Arapça âyetin tilâvet ederken şehîd edüp kanı Kelâm-i izze …
Hazret-i Osmân, Hımârı vermeyüp kırk gün Medîne içre ceng-i azîm olup âhir Hazret-i Osmân'ı Ramazân-ı şerîfde câmi‘ içre Arapça âyetin tilâvet ederken şehîd edüp kanı Kelâm-i izzet üzre dökülmüşdür. Hâlâ ol Mushaf-ı Şerîf Hıms'ın iç kal‘ası câmi‘indedir. Hazret-i Osmân'ın şehâdeti, Muhammed Ekber yüzünden olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 170a ·
metinde göster ·
Ba‘dehu Hazret asrında hicretin sene (---) târîhinde Bedr-i Huneyn
Ramazân-ı
şerîfde feth olup re’îs-i müşrikîn olan Ebû Cehil-i la‘în yetmiş nefer fâcirînl …
Ba‘dehu Hazret asrında hicretin sene (---) târîhinde Bedr-i Huneyn Ramazân-ı şerîfde feth olup re’îs-i müşrikîn olan Ebû Cehil-i la‘în yetmiş nefer fâcirînler ile katl olunup emvâl [ü] evlâdları nehb [ü] gâret olunup iyâl [ü] evlâdları cümle esîr olup Sahâbe-i kirâmdan Bedîl bin Vertâ esîr satdı. Bir rivâyetde Hazret-i Resûl'ün ammisi Abbâs (---) gazâsında esîr düşdükde Bedîl bin Vertâ ammi Abbâs'ı satup kendi mâlıyla kendüyi satın alup îmânile müşerref oldu, derler. Hâlâ esîrcilerin silsilesi Bedîl bin Vertâ'ya çıkar. Mücâhidün fî-sebîlillâh olmağile Hazret-i Hamza kemerine şed bağlayup yine Hazret-i Hamza ile Uhud gazâsında şehîd olup Hamza şehîdliğinde medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 176a ·
metinde göster ·
{Esnâf-ı alıcı ve balıcı: Neferât 100, bunlar ancak yevm-i
Ramazân'da
ıydeynlerde ma‘sûmlara iskât(?) içün yeşil balmûmundan tûtîler ve beyâz mûmdan …
{Esnâf-ı alıcı ve balıcı: Neferât 100, bunlar ancak yevm-i Ramazân'da ıydeynlerde ma‘sûmlara iskât(?) içün yeşil balmûmundan tûtîler ve beyâz mûmdan kumrular edüp çubucuklar ucunda "Alıcığım balıcığım" diyerek güzer ederler}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 200a ·
metinde göster ·
… d-i tûlâsın ayân etmişdir. Ve Çengî Baba Şâhin ve Çengî Baba Alî ve Çengî Saçlı
Ramazân
.
Sâzendegân-ı çengciyân: Nefer 12, müşkil sâz olmağile ehli azdır, cümleden Çengî Celeb Mustafâ Ağa bu kârda hakkâ ki yed-i tûlâsın ayân etmişdir. Ve Çengî Baba Şâhin ve Çengî Baba Alî ve Çengî Saçlı Ramazân.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 206b ·
metinde göster ·
… idi. Ve Lapazâde Mustafâ Çelebi, min telâmîz-i Murâd Ağa. Ve Murâd Ağazâde Şâh
Ramazân
Çelebi ve Kullekapulu Kara Sâdık ve Beşiktaşlı Küçük Solakzâde ve Celeb Rıdvân …
Sâzendegân-ı çârtâyıyân: Nefer 15, mü’ellifi diyâr-ı Acem'de Kemâl Ahî'dir. Şeyh Safî'nin ta‘lîmiyle peydâ olmuşdur. Ammâ Rûm'da bu sâza şöhret {veren} Nahşivânlı Acem Murâd Ağa'dır. Murâd Hân, Emîrgûne Hân ile Revân'dan çıkarup İslâmbol'da Beşiktaş'da sâkin olup sâzende-i bî-adîl üstâd idi. Ve Lapazâde Mustafâ Çelebi, min telâmîz-i Murâd Ağa. Ve Murâd Ağazâde Şâh Ramazân Çelebi ve Kullekapulu Kara Sâdık ve Beşiktaşlı Küçük Solakzâde ve Celeb Rıdvân Halîfe, ma‘lûmumuz olan bu üstâdlardır kim her biri külliyât sâhibleridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 207a ·
metinde göster ·
… a Fazlı ve Celeb Kâtibî ve Sarı Mukallid Celeb ve Kuloğlu ve Kayıkcı Mustafâ ve
Ramazân
ve Kayıkcılar Mustafâsı 207b ve Gedik Süleymân ve Toy İbrâhîm ve Celeb Gedâyî …
Mahâret sâhiblerinden evvelâ Demiroğlu ve Cülâ Hasan ve Koroğlu ve Gedâ Muslu ve Kara Fazlı ve Celeb Kâtibî ve Sarı Mukallid Celeb ve Kuloğlu ve Kayıkcı Mustafâ ve Ramazân ve Kayıkcılar Mustafâsı 207b ve Gedik Süleymân ve Toy İbrâhîm ve Celeb Gedâyî ve Hâkî ve Türâbî, bunlar pâdişâh huzûrundaki sâzendelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 207a–207b ·
metinde göster ·
… nâları ve pençe-i âfitâb rakkâslarından Mazlûm Şâh ve Küpeli Ayvaz Şâh ve Saçlı
Ramazân
Şâh ve Küçük Şâhîn Şâh ve Memiş Şâh ve karındaşı Bayram Şâh, cümle şehbâz gulâm …
İkinci, Ahmed kolu: 300 neferdir, bunlar dahi Balat'da olurlar. Kaşmer veled-i zinâları ve pençe-i âfitâb rakkâslarından Mazlûm Şâh ve Küpeli Ayvaz Şâh ve Saçlı Ramazân Şâh ve Küçük Şâhîn Şâh ve Memiş Şâh ve karındaşı Bayram Şâh, cümle şehbâz gulâm-ı şehnâz idi. Pîşkârları Dişlen Hasan ve Boynukısa Hacı ve Çağanabâzı kol sâhibi Pehlivân Ahmed'dir kim fenninde yegâne-i asr idi. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 209a ·
metinde göster ·
… n ve ne horilka ve ne firna ve ne sudina ve ne poloniyye ve ne hardaliyye ve ne
ramazâniyye
ve ne imâmiyye ve ne boza ve ne talkan ve ne kurut ve ne yazma ve ne kımız ve n …
Hakîr bu kadar âlüfte ve âşüfteler ile meyhâne ve bozahâne ve kahvehâne yasdandık, Hak Sübhânehû ve Ta‘âlâ âlimü's-sırrı ve'l-hafiyyâtdır kim bu kutu bozasıyla ve Mısır'ın pirinc subyasıyla ve Kırım'da maksıma derler bir gûne yine kutu bozasına benzer bir bozadır, bu üçünden gayrı içmek müyesser olmamışdır kim rahm-ı mâderden müştak olalı me’kûlât [ü] meşrûbâtın mükeyyifâtlarından ömrüm içinde ne tütün, ne kahve, ne çay ve ne bâdyân ve ne kışır ve ne sa‘leb ve ne mahleb ve ne pivo ve ne med ve ne şarâb ve ne şarâb-ı nâb ve ne vişnâb ne nâr şarâbı ve ne hurmâ şarâbı ve ne dud şarâbı ve ne karpuz şarâbı ve ne koknâr şarâbı ve ne avşıla şarâbı ve ne ipsime şarâbı ve ne ıslama şarâbı ve ne mavuza şarâbı ve ne bedevine şarâbı (---)(---)(---)(---)(---)(---) ve ne müselles şarâbı ve ne misket şarâbı ve ne fışfış şarâbı ne nârdenk şarâbı ve ne bozon şarâbı ve ne hümül şarâbı ve ne rakı ve ne gülefsen ve ne horilka ve ne firna ve ne sudina ve ne poloniyye ve ne hardaliyye ve ne ramazâniyye ve ne imâmiyye ve ne boza ve ne talkan ve ne kurut ve ne yazma ve ne kımız ve ne balısıca ve ne tostagansa ve ne elma suyu ve ne bal suyu ve ne mübtecel suyu ve ne arpa suyu ve ne darçın suyu ve ne kibrît suyu ve ne göydürme suyu (---)(---) ve ne afyon ne berş, ne nûşdâr, ne cevâriş, ne mukîm, ne Bayrampaşa habbı, ne şarâbiyye, ne benglik, ne kara pehlivân, ne habb-ı uşşâkî ve ne habb-ı rahîkî ve ne habb-ı safâyî ve ne habb-ı cedvâr ve ne habb-ı şifâ ve ne habb-ı şâhî, ne habb-ı ferah ne ma‘cûn-ı kâkvîh ve ne ma‘cûn-ı cihân-bahş ve ne ma‘cûn-ı dil-şâd ve ne ma‘cûn-ı kaysûn ve ne ma‘cûn-ı miş ve ne ma‘cûn-ı felâsife ve ne ma‘cûn-ı pîrecân ve ne ma‘cûn-ı dil-küşâ (---)(---)(---)(---) ancak dilber-lebi ma‘cûnuna mübtelâ olup sîm-i hâlis hokka dehânından devâ-yı inşirâh-ı sadr içün gâhî be-gâhî kimesnenin haber [u] âgâhı yok iken bu hakîr dilber ma‘cûnun isti‘mâl ederiz. Pederimiz merhûm dahi bu keyf ile âlûde idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 213a ·
metinde göster ·
… berdâr değilim. Ancak kutu bozası ve pirinc subyası ve Kırım maksımasın leyle-i
ramazânlarda
kuvâ-yı beden içün nûş eden e’imme ve hutebâ ve meşâyihâne teba‘iyyeten nûş etm …
Ancak hakîr bir fâsik-i mahrûm ve bir bî-mezâk turfe şallâk abdâl-meşreb bir cânız ve cümle ahibbâ ve asdıkâ cânlara cânımız fedâ edüp bâlâda zikr olunan meşrûbât mükeyyifâtlarından ve me’kûlât mükeyyiflerinden berâ-yı hâtır-ı yârân-ı bâ-safâ hâne-i bî-minnetimizde hâzır etmişizdir. Anıniçün ism [ü] resimlerin ve isti‘mâl edenlerin keyfiyyet-i ahvâllerine vâkıf olup esmâ-yı mükeyyifâtdan anıniçün haberdârız. Yohsa riyâ olmaya, vallâhi'l-azîm birinden haberdâr değilim. Ancak kutu bozası ve pirinc subyası ve Kırım maksımasın leyle-i ramazânlarda kuvâ-yı beden içün nûş eden e’imme ve hutebâ ve meşâyihâne teba‘iyyeten nûş etmişizdir, aslâ sekri yok bir bulamaçlardır ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 213a ·
metinde göster ·
… arı zevkleri eyledik. Bu Bakacak nâm mahalle anınçün bakacak derler kim leyle-i
Ramazânın
hilâli nümâyân olur mu ve olmaz mı deyü hilâl-i Ramazâna bakdıklarıyçün "bakaca …
Menzil-i Bakacak: Bunda dahi dırahtistân içre meks edüp üç gün üç gice sohbet-i hâs edüp keklik avı ve mâhî avları ve tereyağları ve kuzu kebâbları zevkleri eyledik. Bu Bakacak nâm mahalle anınçün bakacak derler kim leyle-i Ramazânın hilâli nümâyân olur mu ve olmaz mı deyü hilâl-i Ramazâna bakdıklarıyçün "bakacak" derler. Eğer hilâli görürlerse ol Bakacak mahallinde âteşler yakup aşağı şehre işâret ederler. Anda dahi kal‘adan toplar atılur sabahı sâ’im olurlar. Bakacak mahalli fîl hortumu-misâl şehre hâyil bir yalçın kayadır. Âdem aşağı bakmağa cür’et edemeyüp, aklı perîşân olur. Bu mahalden Bursa'nın Filedâr sahrâsında olan kurâ ve kasabât u mezâri‘ ve bâğ u besâtîn nehr-i Nilüfer ile saky olmuş sahrâ, nakş-ı bukalemun olmuş sahîfe-i evrâk gibi nümâyândır. Ol kadar âlî kûh-ı bülenddir kim şehr-i Bursa altına girüp Ulu Câmi‘ ve iç kal‘a ve Bedâsten semtleri aslâ görünmez. Ammâ ba‘îd yerleri bir bir temâşâ olunur bir mekân-ı âlîdir. Bu mahalde eflâke ser çekmiş yalçın kayalar vardır kim kimi ejderhâ gibi kimi fil-sıfat, kimi keştî, kimi ukâb gibi gûnâ-gûn eşkâl-i garîbe ve acîbeli muhavvif ve mehîb kayalar vardır. Andan yine atlara süvâr olup kıble cânibine yokuş yukaru yine sünbülistân ve tûtyâ-yı reyhânistân içre ubûr ederken bu mahallerde dıraht-ı müntehâlar yokdur. Ancak çemenzâr [u] şükûfezâr yerlerdir. Beşinci sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 230a ·
metinde göster ·
… ak derler kim leyle-i Ramazânın hilâli nümâyân olur mu ve olmaz mı deyü hilâl-i
Ramazâna
bakdıklarıyçün "bakacak" derler. Eğer hilâli görürlerse ol Bakacak mahallinde â …
Menzil-i Bakacak: Bunda dahi dırahtistân içre meks edüp üç gün üç gice sohbet-i hâs edüp keklik avı ve mâhî avları ve tereyağları ve kuzu kebâbları zevkleri eyledik. Bu Bakacak nâm mahalle anınçün bakacak derler kim leyle-i Ramazânın hilâli nümâyân olur mu ve olmaz mı deyü hilâl-i Ramazâna bakdıklarıyçün "bakacak" derler. Eğer hilâli görürlerse ol Bakacak mahallinde âteşler yakup aşağı şehre işâret ederler. Anda dahi kal‘adan toplar atılur sabahı sâ’im olurlar. Bakacak mahalli fîl hortumu-misâl şehre hâyil bir yalçın kayadır. Âdem aşağı bakmağa cür’et edemeyüp, aklı perîşân olur. Bu mahalden Bursa'nın Filedâr sahrâsında olan kurâ ve kasabât u mezâri‘ ve bâğ u besâtîn nehr-i Nilüfer ile saky olmuş sahrâ, nakş-ı bukalemun olmuş sahîfe-i evrâk gibi nümâyândır. Ol kadar âlî kûh-ı bülenddir kim şehr-i Bursa altına girüp Ulu Câmi‘ ve iç kal‘a ve Bedâsten semtleri aslâ görünmez. Ammâ ba‘îd yerleri bir bir temâşâ olunur bir mekân-ı âlîdir. Bu mahalde eflâke ser çekmiş yalçın kayalar vardır kim kimi ejderhâ gibi kimi fil-sıfat, kimi keştî, kimi ukâb gibi gûnâ-gûn eşkâl-i garîbe ve acîbeli muhavvif ve mehîb kayalar vardır. Andan yine atlara süvâr olup kıble cânibine yokuş yukaru yine sünbülistân ve tûtyâ-yı reyhânistân içre ubûr ederken bu mahallerde dıraht-ı müntehâlar yokdur. Ancak çemenzâr [u] şükûfezâr yerlerdir. Beşinci sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 230a ·
metinde göster ·
Baba: (---)(---)(---) cânibinde bir çemenzâr ve hevâdâr yirde medfûndur. Pâ-b …
Ve eş-Şeyh Sultân Ramazân Baba: (---)(---)(---) cânibinde bir çemenzâr ve hevâdâr yirde medfûndur. Pâ-bürehne ve ser-bürehne ârif-i billah fukarâ-yı Bektâşiyânları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 239a ·
metinde göster ·
Ziyâret-i kutb-ı âlem-i rûhânî ve ma‘den-i hikmet-i Rabbânî, eş-Şeyh Hazret-i İshâk-ı Kâzvinî: İsm-i şerîfleri İbrâhîm'dir, künyeleri Ebû İshâk'dır. Vâlidesi Şehriyâr Hâtûn idi. Ermen krallarının kızı idi. İslâm ile müşerref olup Akçakoyunlu pâdişâhlarının birine menkûha olup Hicret-i Nebevî'nin üç yüz elli iki Ramazân'ında düşenbe gicesi vücûda gelüp (---)(---)(---) zamânında iştihâr bulup kutbu'l-aktâb mertebesinde iken merhûm olup Erzurûm'da Tebriz Kapusu'nun iç yüzünde bir kulle içinde medfûndur. Revân kal‘asında mütehassın olup bizzarurî Van'ı kızılbaşa veren Şehîd Murtazâ Paşa, Ebû İshâk ile bir kubbede yatır. Bu hakîr ol âsitâneyi ziyâret etdiğimizde bir ak sakallı pîrezen bir avret türbedârı var idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 239a ·
metinde göster ·
… er sandalın ipin kesüp iki kefere bizim üzerimize dal-bıçak olup Ayntâblı Şerîf
Ramazân
Çelebi'yi memesi üstünden urunca hemân yedi kişi dal-kılıç olup sandal içre el …
âyetiyle kelime-i şehâdete meşgûl oldum, anı gördüm bir kaç kefereler geminin sandalını ipinden çeküp sandala atılınca sâ’ir keştîbânlar dahi geminin öte tarafından deryâya kendülerin birer tahta pâreleri ve gayrı eşyâlar ile deryâya döküldüler. Hemân hakîr dahi yedi cân refîklerimizle dal-kılıç olup sandala atladığımız gibi sandal içre olan kefereler sandalın ipin kesüp iki kefere bizim üzerimize dal-bıçak olup Ayntâblı Şerîf Ramazân Çelebi'yi memesi üstünden urunca hemân yedi kişi dal-kılıç olup sandal içre el kaldıran sekiz kâfire kılıç urup dördün katl edüp dördü havfinden kendülerin deryâya atdılar. Sandal ancak bizim refîklerimiz yedi kişiye münhasır olup sandal içre olan bâr-ı sakîlleri deryâya atup sandal sehl hiffet bulup temevvüc-i deryâda giderken ânî gördük; büyük gemi başdan kıça varınca iki pâre olup üç yüz elli nefer yolcu ve tüccâr ve dörd yüz mikdârı memâlik keştîbân ehl-i tüccâr sadâ-yı Allah rehâ buldurup cümlesi rûy-ı deryâda her biri birer sened ile şinâverlik edüp kimi gark-ı deryâ, kimi mellâh-ı bî-pervâ kimi bir levha pâresi üzre rehâ bulup çârsû-yı cân bâzârında bî-zer ü pürzâr-ı bâzâr etmede. Ba‘zısı cân u başı ile şinâverlik ederek bizim sandalımız üzre gelirken Kıssahân Emîr Çelebi gelüp anı kolundan yapışup sandala alınca dahi gayrılar birer takrîb ile bizim sandala geliyorlar, anı bildik kim bizim sandal dahi kesret-i âdemden gark olması mukarrerdir. Hemân yedi kişi dal-kılıç olup gelen âdemlere kılıç havâle edüp pârelenen gemiden sehl alarka olup gemiden nâm [u] nişâ[n] ve benî Âdemden bir cân nümâyân olmaz oldu. Cân başımıza düşüp kâh evc-i âsumâna [urûc u] kâh ka‘r-ı amîka nüzûl edüp sandal içinden kavuklarımızla su dökmeden ve şiddet-i şitâdan bî-tâb ve bî-mecâl kaldık. Ânî gördük Menkub Kadısı Alî Efendi, deniz mâliki gibi gavvâslık ederek bizim sandalımıza yakın gelüp gûyâ Cenâb-ı Bârî yârı kılup kudret eliyle Alî Efendi'yi bizim sandala koyup on kişi olduk. Yine Yâsin-i şerîf tilâvet ederek deryâya su dökerek gideriz ammâ cümlemiz hayât emniyyesinden me‘yûs olmuşuz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 265a ·
metinde göster ·
Gümrük Emîni Alî Ağa'ya imâm olup gicelerimiz kadr, rûzlarımız rûz-ı ıyd olup c …
Ba‘dehû elli (---) Ramazân'ında Gümrük Emîni Alî Ağa'ya imâm olup gicelerimiz kadr, rûzlarımız rûz-ı ıyd olup cemî‘î dilberânlar ile cân sohbetleri edüp beleğan mâ-belağ ihsân [u] in‘âmlar alıp Karadeniz'de zâyî‘ 268b olan esbâblarımız ve gark olan on tokuz aded kölelerimizin ıvazın Cenâb-ı Bârî ihsân etdi. Hamd-i Hudâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 268a–268b ·
metinde göster ·
… -fezâda çemenistâna bağlayup çadırlar ile konulmağa başlandı. Ve bin elli (---)
Ramazânı
idi. Cânib-i erba‘a kurâlardan zahîreler gelüp bir gice cân sohbetleri oldu. An …
Menzil-i Kanlıbınar: Ferhâd başına külünk ile urup öldüğü mahaldir. Anınçün Kanlıbınar derler. Bir mesîregâh u çerâgâh yerde âb-ı hayâtdan nişân bir uyûn kaynağı var. Cümle atları bu cây-ı ferah-fezâda çemenistâna bağlayup çadırlar ile konulmağa başlandı. Ve bin elli (---) Ramazânı idi. Cânib-i erba‘a kurâlardan zahîreler gelüp bir gice cân sohbetleri oldu. Andan ale's-sabah yine cânib-i şimâle 7 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 282b ·
metinde göster ·
… oldukda Ebû İshâk'ın vâlidesi hâmile kalup Hicret-i Nebevî'nin üç yüz elli iki
Ramazân'ında
Ebû İshâk vücûda gelüp günden güne kutbu'l-aktâb oldu. (---) Asrında seyâhate ç …
Evvelâ bedreka-i makâmât, âyine-i kerâmât, hâtır-ı esrâr-ı tarîkat, nâzır-ı envâr-ı hakîkat, âfitâb-ı nihânî, kamer-i zindegânî eş-şeyh Hazret-i Ebû İshâk-ı Kazvînî, aleyhi rahmeti'l-Bârî: İsm-i şerîfleri İbrâhîmdir. Künyeleri Ebû İshâk'dır kim (---) kurbunda Kâzvin şehrinde rahm-i mâderden müştâk olmuşdur. Atası Şehriyâr idi. İslâm ile müşerref oldukda Ebû İshâk'ın vâlidesi hâmile kalup Hicret-i Nebevî'nin üç yüz elli iki Ramazân'ında Ebû İshâk vücûda gelüp günden güne kutbu'l-aktâb oldu. (---) Asrında seyâhate çıkup Bursa'da ve Edirne'de makâm edinüp andan yine Erzurûm'a gelüp Tebrîz kapusunun iç yüzünde bir kulle-i azîm içinde dârü'l-karâr-ı bâkî edinüp anda medfûndur kim bir ak sakallı hâtûn türbedârı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 289b ·
metinde göster ·
… ve vilâyet-i Van-ı sedd-i îmân ve vilâyet-i Çaldırân ve vilâyet-i Adana-i Âl-i
Ramazân
ve vilâyet-i Mar‘aş-ı Zü'l-kadriyye, bu cümle İslâm diyârlarının kıblegâhı vilâ …
Ammâ Devlet-i Âl-i Osmân'da olan arz-ı mukaddese şehirleri esmâlarında âb [u] tâb ve şân vardır. Evvelâ vilâyet-i Karamân, vilâyet-i Aydın ve vilâyet-i Sarıhan ve vilâyet-i Teke Bây ve vilâyet-i Menteşe Bây ve vilâyet-i Yunan ve vilâyet-i Sivas ve vilâyet-i Tarabuzan ve vilâyet-i Gürcîstân ve vilâyet-i Diyârbekir ve vilâyet-i Halebü'ş-şehbâ ve vilâyet-i Tarabulus-şâm ve vilâyet-i Şâm-ı cennet-meşâm ve vilâyet-i Kuds-i Şerîf ve vilâyet-i Taberistân ve vilâyet-i Askalân ve vilâyet-i Arz-ı Hâsân ve vilâyet-i Ümm-i dünyâ Mısr-ı nâdiretü'l-asr ve vilâyet-i Mağrib-zemîn ve vilâyet-i Habeş-i dehliz ve vilâyet-i Lahsa ve vilâyet-i Basra ve vilâyet-i Bağdâd-ı behişt-âbâd ve vilâyet-i Musul ve vilâyet-i Şehrezul ve vilâyet-i Van-ı sedd-i îmân ve vilâyet-i Çaldırân ve vilâyet-i Adana-i Âl-i Ramazân ve vilâyet-i Mar‘aş-ı Zü'l-kadriyye, bu cümle İslâm diyârlarının kıblegâhı vilâyet-i Beytullah Mekke-i Mükerreme ve vilâyet-i Medîne-i Münevvere şerrefehullahu Te‘âlâ.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 296a ·
metinde göster ·
… i kânûn-ı Selîm Hân idi. Ve ibtidâ beş yüz akçe mevleviyyet ile kazâsı İskilîbî
Ramazân
Efendi'ye ihsân olunup ba‘dehû hâlâ üç yüz pâyesiyle şerîf kazâdır. Cümle nâhiy …
Bu zikr olınan livâlarda cümle bu mertebe timar ve ze‘âmetdir. Her birinin alaybeğileri ve çeribaşıları ve yüzbaşıları vardır. Hîn-ı ma‘rekede 321b paşasının ve mîr-i livâsının ve alaybeğilerinin sancağı altında sefer eşmek şartıyla bin altmış pâre kurâlardan mahsûl yerler ve senevî cümle erbâb-ı timarın bin altmış pâre kurâdan üç yüz yigirmi kîse-i Osmânî hâsıl olup erbâb-ı zü‘emâ ve erbâb-ı timar tenâvül ederler. Selîm Hân fethinde tuğrâ-yı garrâ ile bu eyâleti sancağ paşaya ihsân edüp Erzurûm ve Sivas ve Mar‘aş ve Adana ve Rakka eyâletlerin bu Çıldır valilerine fermân-ber eyleyüp her sene muhâfaza-i Çıldır'a gelmeleri kânûn-ı Selîm Hân idi. Ve ibtidâ beş yüz akçe mevleviyyet ile kazâsı İskilîbî Ramazân Efendi'ye ihsân olunup ba‘dehû hâlâ üç yüz pâyesiyle şerîf kazâdır. Cümle nâhiyedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 321a–321b ·
metinde göster ·
… bir çemenzâr-ı ferah-âbâd yerdir. Bu mahalden cereyân eden mâ’-i zülâle nehr-i
Ramcı
derler. Bir şarâb-ı tahûrdur kim Ma‘arra suyundan lezîzdir. Bu uyûn cereyân ede …
Evsâf-ı mesîregâh-ı Lâdik: Evvelâ şehir içinden 345b cereyân eden Ballıkaya suyunun başı bir mesîregâhdır. Şehrin cânib-i kıblesi tarafındadır. Ve bir mesîregâh dahi şehrin taraf-ı şarkîsinde Firenk Gözü demek ile meşhûr-ı âfâk bir uyûn-ı berrâk bir nehr-i revândır. Hüseyin Paşa bu uyûn-ı câriye üzre bir teferrücgâh içün bir kasr-ı Havernak edüp cemî‘î ehl-i dilân-ı âlüfte ve âşüftegân anda zevk u safâ edüp bu uyûndan üç taş çıkaramazlar. Mâh-ı temmûzda tâ bu mertebe bürûdet üzre aynü'l-hayât-misâl bir ayn-ı zülâldir. Ballısu ve Firenk bınarı şehrin içinden cereyân edüp niçe sarâyları ve hân [ve] hammâm ve cevâmi‘leri ve niçe yüz hadîka-i ravza-i rıdvân misilli bâğçeleri reyy edüp şehr içinde niçe âsiyâb-ı dakîkleri deverân etdirüp Lâdik gölüne rîzân olur ve bir teferrücgâh dahi ayn-ı Akpınarbaşı'dır. Âb-ı hayâtdan nişân verir bir mâ’-i bâriddir. Lâkin şehre gelmeyüp şehir hâricinde bâğçeler ve mezâri‘âtları saky eder. Bu uyûn-ı câriyenin başı, şehrin cânib-i şimâli tarafındaki kûh-ı bülendlerden tulû‘ edüp Lâdik buhayresinde gurûb eder. Ve Lâdik kal‘asının garb tarafında Manastır nâm bir teferrücgâh vardır. Gûyâ İreme zâtü'l-imâd bir çemenzâr-ı ferah-âbâd yerdir. Bu mahalden cereyân eden mâ’-i zülâle nehr-i Ramcı derler. Bir şarâb-ı tahûrdur kim Ma‘arra suyundan lezîzdir. Bu uyûn cereyân ederek kal‘a altında iki fırka olur. Bir bölüğü ziyâret-i Hıdırlık'dan aşağı Kova mahallesi bâğçeleri içre cereyân eder. Ve bir fırkası şehir a‘yân [u] eşrâfının huccâc-ı müslimîn istikbâline çıkdıkları Balı Dede Sultân hazretleri ziyâretgâhı mesîresinde Kozlu bâğlarından aşağı cereyân edüp Lâdik halîcine mahlût olur. Bu şehr-i Lâdik'in etrâfında niçe uyûn-ı câriyeleri vardır, ammâ ma‘lûmumuz olan bunlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 345a–345b ·
metinde göster ·
… ü hammâmın iki kıt‘a beyâz mermerin zemînden koparup mermeri hamîr gibi yoğurup
ramazân
pidesi gibi iki ekmeği söbüce edüp tırnak ile tırnaklayup birin Murâd Hân'a ver …
Menâkıb-ı Pîr Dede: Ebü'l-feth Gâzî pederi Murâd Hân-ı Sânî, bu Merzifon şehrinde câmi‘ ve hân [ve] medrese binâ ederken münâfıkîn ve münkirînler, Pîr Dede Sultân'ı Murâd Hân'a geçüp pâdişâhı "Pîr De[de] nisvânlar ile hammâma girüp ba‘zı hâtûnlara kîse ve sabun sürüp gûnâ-gûn hizmetler edüp 'Bu senin karnındaki erkekdir ve bu senin karnındaki dişicedir. Kızım olsun ismini Râbi‘a ko' deyü muğayyebât-ı hamsdan dem urup böyle kâfir ve zındîk ve mülhid ve bî-mezheb cevlâkî ışıkdır", deyü ol kadar iftirâ-yı mahzlar ederler kim hemân Murâd Hân gazab-âlûd olup niyyetü'l-gazâ deyüp kılıç kuşanup bu hammâmda Pîr Dede Sultânı hammâmı içre futa kuşanmış görür. Ammâ taşrada şallâk u mallâk ve uryân gezer bir mecâzibûndan er kimesne imiş. Murâd Hân eydür: "Bre mel‘ûn ışık! Sen niçün bu kadar ümmeti Muhammedin nâ-mahrem havâtînleriyle hammâma girüp niçe nisvân-ı sâhib-ısyâna kîse sürersin" didikde "Beğim! Ben dîn-i mübîn-i a‘lâ çobanının hizmetkârıyım. Ol hâtûnlar dîn [ü] îmân damızlığıdır. Anlardan kibâr-ı kümmelîn ve ulemâ-yı müfessirînler müştak olur. Ben anlara seyislik edüp timar etmeğiçün hammâma girmek değil, eben böyle kârgîr hammâm dîvârına girerim" deyü Bismillah ile hammâmın cânib-i şarkîsinde olan dîvâra girer. Hâlâ mübârek arkası dîvâra gömülüp te’sîr etdüğü yer zâhir ü bâhirdir. Sultân Murâd eydür "Dede! Ben seni şu kılıç ile şer‘-i Resûl üzre katl 347a etmeğe geldim" deyü Dede üzre kılıç çekerek De[de] eydür "Murâd Beğ! Şer‘ ile zâhir edâ-yı hizmet etdin, ammâ bu işe me’mûr değilsin. Sığala oğlu elinden kâfirler İzmir kal‘asın aldı. Timur-leng alamamışken Firenk ile Urum istîlâ edüp {aldı}. Var halâs edüp fâtih-i İzmir ol ve şu ekmeği ye" deyü hammâmın iki kıt‘a beyâz mermerin zemînden koparup mermeri hamîr gibi yoğurup ramazân pidesi gibi iki ekmeği söbüce edüp tırnak ile tırnaklayup birin Murâd Hân'a verir, "Var İzmir'i feth eyle" der. Birin Şehzâde Ebü'l-feth'e verüp "İkinci hılâfetde Mehemmed İslâmbol'u feth edüp bu etmeği İslâmbol'da ye" deyü Şehzâde Ebü'l-feth'e İslâmbol'un fethin dahi tebşîr etdükde Murâd Hân, Dede Pîr Sultân'ın pâyine yüz sürüp ba‘dehû mu‘tekid-i tâmmı olup İzmir'i feth eder. Yigirmi altı seneden sonra Ebü'l-feth İslâmbol'u feth edüp babası Murâd Hân ve Ebü'l-feth Hân, Pîr Dede Sultân'ın âsitânesine üç yüz altmış altı pâre kurâ vakf ederler. Ve bu Merzifon şehri de ol sultânın evkâfıdır. Dârü's-sa‘âde ağaları nâzırıdır. Her sene birer mütevellîsi gelüp evkâf kurâların üç yüz atlı ile zabt edüp imâretin ve âyende vü revendeye ni‘meti ve şa‘îrin ve üç yüz du‘â-gûyân ve müsebbihîn ve mu‘arrifîne vazîfe-i mu‘ayyenelerin verir. Hâlâ ol mezkûr beyâz mermer ekmekler Pîr Dede Sultân arkasıyla dîvâra girdiği nişân yanında iki add ekmekler âşkâredir. Bu hammâm bu gûne ziyâretgâh-ı azîmdir. Hasta girse bu hammâma bi-emrillah şifâ bulur. Netîce-i merâm bu hammâm-ı dilküşânın medhinde cemî‘î şâirler âcizlerdir. İlm-i sîm[y]â ile Ebu Alî Sînâ hakîmin binâ etdüğü hammâma mu‘âdil bir hammâm-ı ziyâretgâh-ı cân-sitândır. Andan bu şehr-i rûşen-âbâdın cemî‘î hânelerinin şâhnişîn ve derveze ve revzenleri kıble cânibine sahrâ-yı Merzifon'a nâzırdır. Bâd-ı sabâ rîhı bu şehr içre deverân etdüğünden cemî‘î ahâlîsi tendürüstlerdir. Niçe bigi ehl [u] iyâliyle Merzifon'un ensesindeki Deşan dağı yaylağına çıkup altı ayda anda Türkmân kabîleleriyle yayla fasılları ederler. Bu yaylanın vasfında lisân-ı meddâhân kâsırlardır. Bu yayla tâ kadîm-i evvelde Âl-i Dânişmendiyân ile diyâr-ı Mâhân-ı Horâsân'dan gelüp bu diyârı feth idelden beri bu yayla Deşan oğullarına temlîken kayd-ı hayât ile an-anhü ile mülk-i mevrûslarıdır. Deşan oğulları Seydî Beğ nâm bir benâmın hâlâ mülküdür. Yayla hakkın niçe yüz bin devâbâtdan alır. Ve bu yayladan niçe yüz âb-ı hayâtlar cereyân edüp nısfı Merzifon şehrinin bâğ u bâğçelerin saky eder. Ve cümle nevâhî kurâlarının mezra‘a yerlerin reyy eder. Bu Merzifon diyârının hâli oldur kim bârân-ı rahmet ne kadar nâzil olsa elbette yine Deşan dağlarının âb-ı revânlarıyla mezra‘alarını reyy etmeseler mahsûl vermez. Ammâ hubûbâtı ol kadar vefret üzre olur kim Arapça nassı üzre bir buğday dânesinden yigirmi ve on beş karındaş çıkup her sünbülde yüzer dâne olduğu hînde bir kilesi seksen kile mahsûl verir, arz-ı mahsûldârdır. Elbette mezra‘aları susuz olmaz. Anınçün bu Merzifon'da Deşan yaylasından cereyân eden uyûn-ı zülâllerin mîrâv ağası vardır. Deşan oğulları da andan hâsıl ola[n] mâl-ı firâvândan hisse verirler, yahşi ağalıkdır. Bu nehirler üzre ağalar olmasa Merzifon halkı birbirlerini katl ederlerdi. Yine el’ân niçe gavgalar olur. Ve Deşan yaylasından cereyân eden uyûn-ı câriyelerin bir fırkası Köprü şehrine akup bâğ ve besâtîn ve mezâri‘âtların saky eder. Ve bir fırkası Lâdik şehri ovasında Kavza kadılığı nâhiyesine akar. Ve bir bölük nehri cânib-i şimâle Osmâncık tarafında ovalara akup cemî‘î bâğları ve besâtînleri reyy eder. Böyle bir kûh-ı azîm ve yaylağ-ı kadîm Deşan dağıdır kim şehr-i Merzifon'a hayât veren bu Deşan dağı uyûnlarıdır. Ve bu şehr-i Merzifon bayırlı yerlere vâkı‘ olup arkasın Deşan dağına vermişdir ve Amasiyye bu şehrin kıblesinde on beş sâ‘atdir. Ve şehr-i Lâdik on iki sâ‘at yerdir ve Osmâncık on altı sâ‘at yerdir ve Gümüş şehri on sâ‘at yerdir ve kasaba-i Gergerân sekiz sâ‘atlik ve Deşan dağının şimâl cânib-i eteğinde Koca kal‘ası Köprü şehrine nâzırdır. Ol kal‘aya varınca (---) sâ‘at yerdir. Ve Merzifon'dan çıkup Deşan dağın aşup şimâle (---) sâ‘at gidüp şehr-i Köprü'dür ve yine Merzifon'dan üç menzilde cânib-i şimâle kal‘a-i Samsun'a varılır, Merzifon'un iskelesidir. Ba‘zılar Sinop iskelesine giderler, ammâ Samsun Merzifon'a karîbdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 346b–347a ·
metinde göster ·
dâ’imdir ve Balabanoğlu imâreti ve Eşrefzâde'nin Tekye imâreti. Bu imâretlerin …
Evsâf-ı imâret-i dârü'l-it‘âm: Cümle yedi imâretdir. Cümleden Hayreddîn Paşa'nın iki imâreti var, biri Eski imâret, biri Yeni imâretdir. Bây [u] gedâya merreteyn çobrası mebzûldur. Ve Orhân Gâzî imâreti, şehr-i Ramazân'da dâ’imdir ve Balabanoğlu imâreti ve Eşrefzâde'nin Tekye imâreti. Bu imâretlerin ni‘meti mâh [u] sâl cüvân u pîre ganî ve fakîre mebzûldür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 5b ·
metinde göster ·
… ‘yânlarından Melek Ahmed Paşa efendimizin ağalarından Kefeli İbrâhîm Ağa ile ve
Ramazân
Ağa ile ve yine Melekli Kadızâde İbrâhîm Çelebi ile ve niçe ehibbâ ve dostânlar …
Bu Ilgın şehri a‘yânlarından Melek Ahmed Paşa efendimizin ağalarından Kefeli İbrâhîm Ağa ile ve Ramazân Ağa ile ve yine Melekli Kadızâde İbrâhîm Çelebi ile ve niçe ehibbâ ve dostânlar ile vedâlaşup yine cânib-i kıbleye 5 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 10a ·
metinde göster ·
… meli'nde seyr [u] temâşâ etdik ammâ Erzurûm'un Bingöl yaylası gibi Adana'nın bu
Ramazânoğlu
yaylası gibi yaylağ-ı azîm görmemişim. Eğer bunda olan kabâyil-i Türkmân'ın aşâ …
Bunun emsâli niçe yüz yaylaları Rûmeli'nde seyr [u] temâşâ etdik ammâ Erzurûm'un Bingöl yaylası gibi Adana'nın bu Ramazânoğlu yaylası gibi yaylağ-ı azîm görmemişim. Eğer bunda olan kabâyil-i Türkmân'ın aşâyir [u] kabâyilleri isimlerini tahrîr eylesek başka bir mücelled olur. Ammâ ekseriyya Adana ve Tarsûs ve Sis ve Misis ve Tartûs ve Silifke kavmleri yaylalanır kim her birinin hudûdları ve kadı ve nâ’ibleri ve hâkimleri ve câmi‘ ve yayla evleri ve bâğçe evleri ve çârsû-yı bâzârları ve hân ve hammâmları vardır. Yetmiş kerre yüz bin koyun yaylasına çıkup koyun hakkı alınır deyü meşhûrdur. Bunda olan âb-ı hayâtlar ve yayla kirazları ve yoğurdu ve kaymağı ve tereyağı bir diyârda yokdur. Çârsû-yı bâzârı serâpâ çam tahtasından ve çam kabuğu ile mestûr dekâkîn-i muhtasarlardır. El-hâsıl vasfında meddâhlar kâsırdır. Murtezâ Paşa efendimiz bir sâhib-i tabî‘at kimesne olmağıla üç gün burada zevk [u] safâlar edüp gûnâ-gûn şükûfe-i ezhârâtın râyiha-i tayyibesi dimâğlarımız mu‘attar edüp atlarımız yonca ve terfil ve ayrık nebâtât [u] giyâhâtı tenâvül etmeden ham-şikam olup üç günde her biri birer Dâbbetü'l-arz'a dönüp paşaya bu yayla halkından kâmil üç bin koyun ve yedi at hedâyâlar gelüp anda yine cânib-i kıbleye yokuş aşağı dere ve depeli sengistân ve sa‘b çengelistân yerleri aşup Çifte Hân nâm bir müfîd [u] muhtasar iki aded hanlardır. Bu mahalde bir dere içre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 18b ·
metinde göster ·
… a üzre kal‘a-i bâlâdır. Sene (---) Mısır pâdişâhı Yûsuf Selâhaddîn'in havfinden
Ramazânoğulları
şekl-i müdevver ulbe ve külek gibi inşâ etdiğinden elsine-i nâsda kal‘a-i Külek …
Bu kal‘anın aşağı deresinde meks olunup sağ tarafımızda evc-i âsumâne beraber bir yalçın kaya üzre kal‘a-i bâlâdır. Sene (---) Mısır pâdişâhı Yûsuf Selâhaddîn'in havfinden Ramazânoğulları şekl-i müdevver ulbe ve külek gibi inşâ etdiğinden elsine-i nâsda kal‘a-i Külek ve Küvlek ve Gülek ve kal‘ası derler seng binâ bir kal‘a-i ra‘nâdır. Sene 872 târîhinde Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Karamânoğlu'nun Varsak aşkiyâsı elinden feth edüp râh-ı huccâc emn [ü] emân oldu. Hâlâ Adana şehri eyâletinde Koson kazâsında ma‘mûr ve cebehâneli ve kal‘a dizdârı ve neferâtları ve kal‘a içre hâneleri vardır. Lâkin kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı yokdur ve halkı âsîlerdir. Her âdem kal‘aya çıkmağa cür’et edemez ve kal‘aya urûç etmesinde bir emr-i usîrdir. Çârsû-yı bâzârı ve hân ve hammâmdan bir alâmet yokdur. Ancak Ebü'l-feth'in bir câmi‘i var. Bu mahalden kalkup yine dere ve depeler ve yedi kerre çayları yüz bir renc-i anâ ile güzer edüp cânib-i kıbleye 9 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 19a ·
metinde göster ·
yaylalarından ve gayri yerlerden niçe bin uyûn-ı câriyeler mahlût olup deryâ ol …
Menzil-i hân-ı Çakıt: Nehr-i Çakıt kenarında sene 1047 târîhinde Fâtih-i Bağdâd Sultân Murâd Hân vezîrlerinden Bayrâm Paşa vezîrin hayrâtıdır ammâ gâyet bî-emân yerde inşâ olunmuş bir hân-ı azîmdir. Cümle yetmiş ocaklı haremli ve ıstabl-ı anterli, türâb ile mestûr kal‘a-misâl ma‘mûr hândır, ammâ imâreti yokdur. Hemân âyende vü revendeler içün bir kârbânsarây-ı ehl-i revândır. Dibinden cereyân eden nehr-i azîm eyyâm-ı bahârda aslâ geçit vermez. Zîrâ Ramazanoğlu yaylalarından ve gayri yerlerden niçe bin uyûn-ı câriyeler mahlût olup deryâ olur. Ol mahalde sallar ile ubûr olunur. Gayri zamân at ile geçilir ammâ muhâlifdir, gâyet çoşkun akar. Bu nehr-i azîmin ibtidâ tulû‘u Sis dağlarından gelüp bu Çakıt Hânı altından geçüp cânib-i garba cereyân ederek iner, kal‘a-i Tarsûs altında Akdeniz'e munsab olur. Bu hânın cânib-i erba‘asında kurâlar yokdur ammâ yaylağ-ı câmûs-ı top-keşân Rûm ve Arab ve Acem'de Adana câmûsu meşhûr-ı âfâkdır. Bu dağlarda Âl-i Osmân pâdişâhının kırk bin aded kânûn üzre top-keşân câmûsları vardır ammâ ilâ hâze'l-ân hesâb [u] kitâbın Hûda bilür. Kendi biter kendi yiter tamgalı ve tamgasız câmûsları var kim her biri Dâbbetü'l-arz'a ve sevr-i hamele-i arza benzer kara câmûslardır. Bunların hıfz [u] hirâsetleriyçün yedi pâre beledîn ahâlîleri mu‘âf u müsellemlerdir. Hîn-i seferde niçe binin kemendlerle ve tokanlarla ve kapanlarla sayd edüp sefere götürüp balyemez toplar çekdirirler. Bu dağlarda kaplan gâyet çok olup câmûs saydına kaplan geldikde câmûsun boğaları kaplanı ortaya alıp ol ân emân vermeyüp helâk ederler. Bu dağlar içine gayri âdem dahi giremezler. Hattâ Murtezâ Paşa eyle alay-ı azîm edüp bu dağlar içre küta küt mehterhâne çalup giderken yedi dâne câmûs mehterhâne sadâsın istimâ‘ edüp "alay budur" deyüp hücûm edince derhâl askeri târumâr edüp davullar orman içinde kalup asker pür-silâh bu yedi câmûsa ol kadar hışt u mızrak urup ok ile câmûsların vücûdları kirpi gibi olup niçe kurşum daha urdular, aslâ rûhlarının haberleri olmayup yine dağlara girüp gitdiler. Bu kadar câmûsa Âl-i Osmân pâdişâhından gayri bir mülûk mâlik olmamışdır. Ba‘dehû bu Çakıt Hânı'ndan kalkup yüz bin derd ü mihen ile Çakıt nehrin ubûr edüp yine cânib-i kıbleye 7 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 19a ·
metinde göster ·