olsun kim mübârek cemâlin gördüm. Ammâ garîbü'd-diyârım ve hâlâ uryân büryân ve …
"Yâ sultân-ı Sûdân, diyâr-ı Hindistân'dan diyâr-ı Portakal'a geldim, andan hamd-i Ram Ram olsun kim mübârek cemâlin gördüm. Ammâ garîbü'd-diyârım ve hâlâ uryân büryân ve giryân nâlânım. Hâlâ şimdi vakt-i seherdir, gâyet üşüdüm. Şu meydânda bir azîm ateş yaksınlar, def‘-i şitâ edüp ısınayım" deyü ricâ edince meğer hâzır imiş. Derhâl on fîl yükü santa ve sac ağacların dağlar gibi odun yığup âteş edüp der-akab âteş-i Nemrûd-vâr alev-ber-alev olup şerâreleri evce peyveste olunca mezkûr kadîd herîf âteş kenârında meks edüp kesb-i harâret hâsıl edüp derhâl yerinden pertâb etdi. Ve melik huzûruna gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y419b ·
metinde göster ·
… bîdâd ile melik huzûrundan pertâb edüp üç huddâmiyle âteş-i Nemrûd içine girüp "
Ram Ram
" diyerek semâ‘ edüp âteşi pâymâl ederken hemân ân merhûm olan pehlivân dahi,
"Bire kâfir, sen da‘vâ-yı merd edüp bu pehlivânı diri ederim, deyü ta‘ahhüd etdin. Ba‘dehu âteş-perestdir, deyü âteşe atdın. Hâlâ çayır çayır yanmadadır. Ur şu kâfirin boynun" derken hemân cellâd dal tîğ-ı Bihzâd-ı bîdâd olup tîğı gılâfından çıkarup kelle-i pehlivân budur derken hemân pehlivân-ı rind-i cihân cellâd-ı bîdâd ile melik huzûrundan pertâb edüp üç huddâmiyle âteş-i Nemrûd içine girüp "Ram Ram" diyerek semâ‘ edüp âteşi pâymâl ederken hemân ân merhûm olan pehlivân dahi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y422a ·
metinde göster ·