… câriyesi gönderdi. Böyle iken paşa dahi ala vereye düşüp arada hemân bir sedd-i
ramak
kalup hakîr niçe kerre Yâsîn-i Şerîf tilâvet etdim. Cümlemizin içine bir vâveyl …
Hikmet-i Hudâ; günden güne tâ‘ûn şehr içre şâyi‘ olmağa başlayup bir ay mümted olup yevmiyye beşer yüz âdem merhûm ve merhûme olurdu. Tâ bu mertebe kim niçe bin âdem Sofya'dan firâr edüp sâ’îr bilâdlara gitdiler. Hemân sâhib-i devlet efendimizin altmış yedi benâm nâmdâr iskemle sâhibi ağaları merhûm olup paşa dahi ağrı hastalığı deyüp sâhib-firâş oldu. Hattâ başı Adana kabağı kadar olup dili kapkara yanup kulaklarından cerâhat akup bir kaç kerre hâlet-i nez‘a vardı. Bu mahalde re’îsü'l-küttâbımız olan Gınâyî Efendi gâyetü'l-gâye sikeste-âtır olduğu paşa-yı selîmü't-tab‘ın mesmû‘-ı şerîfleri olup her bâr Gınâyî Efendi'yi su‘âl edüp tesliye-i hâtırlarıyçün yük yük me’kûlât [u] meşrûbât makûlesi ve birer kise hammâm akçesiyle 144a Gınâyî Efendi'yi anardı. Ve bir gün bir pîçe-i âfitâb duhter-i pâkize ahter Çerkes câriyesi gönderdi. Böyle iken paşa dahi ala vereye düşüp arada hemân bir sedd-i ramak kalup hakîr niçe kerre Yâsîn-i Şerîf tilâvet etdim. Cümlemizin içine bir vâveylâ ve vâveledâ ve feza‘ u çezağ düşdü. Ve cümle ağavâtın hâl-i pür-melâlleri diyer-gûn oldu. Ve cümle hukemâ paşaya ilâc etmeden kaldı. Ve cümle gılmân-ı enderin paşanın sıhhatinden me’yûs oldu. Ol gün paşanın burnu kanayup sehel ifâkat buldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 143b–144a ·
metinde göster ·
… hel kaldı ki gemi gark olayazdı dedikleri bir iki gün mukaddem vücûdumda sedd-i
ramak
kaldığı idi.
Ve Sarâyburnu'ndan bostâncıbaşı geldüğü ve gemi direğin kesdüğü pâdişâh tarafından bir bostâncı hasekisi gelüp mevtim haberine muntazır olup amûd-ı devletimden bir âdemim öldüğün görmesi işâretidir. Direk kesilüp fırtına teskîn olması bir ulu âdemim ölünce ben halâs olmamın alâmetidir. Ve gemim fırtına-i azîme uğraduğu hâlâ vücûdum zevrakı râygân hasta olduğumdur. Ve sehel kaldı ki gemi gark olayazdı dedikleri bir iki gün mukaddem vücûdumda sedd-i ramak kaldığı idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 144b ·
metinde göster ·
… ulum gibi olmuş, ammâ sinek zahmından sinek gibi vızlayup ancak cânı bir sedd-i
ramak
kalup "Aleyhi mâ-yestahik" deyü ubûr edüp yine nehr-i Tuna'yı geçüp,
Andan mezkûr {Yılanlı} Ada kim iki Tuna mâbeyninde tûlu şarkdan garba on mîl ve arzı altı yedi mîl cezîre içre at sineği derdin atlarımız çeküp ve bizler tatarcık sineği ve sivrisinek derdlerin çekerken yol üzre üç {aded} fâhişe avratları uryânen Kili hâkimi bırağup ikisi {sivrisinek derdinden} tulum gibi şişüp mürd olmuş. Biri dahi tulum gibi olmuş, ammâ sinek zahmından sinek gibi vızlayup ancak cânı bir sedd-i ramak kalup "Aleyhi mâ-yestahik" deyü ubûr edüp yine nehr-i Tuna'yı geçüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 67a ·
metinde göster ·
… stimâ‘ olunup Hazret-i İdrîs ve Hazret-i Îsâ ile merhabâya âhiret zirâ‘ıyla bir
ramak
yer kalır. Vakt-i zuhradek huccâcın serleri ebr-i nîlgûn içinde kalır. Mübâlağa …
Ve mezkûr Dîvdâr belinden yukaru Akabe sütûhuna çıkınca dik yukaru iki sâ‘at yokuşdur. Ammâ merhûm Rıdvân Beğ tathîr etmiş kim makdûr-ı beşer değildir. Rahmetullâhi aleyh. Âsân yokuşdur, ammâ gök yüzünde ba‘zı zamân kerrûbiyânın sadâları istimâ‘ olunup Hazret-i İdrîs ve Hazret-i Îsâ ile merhabâya âhiret zirâ‘ıyla bir ramak yer kalır. Vakt-i zuhradek huccâcın serleri ebr-i nîlgûn içinde kalır. Mübâlağadan kinâye tâ bu kadar evc-i semâya ser çekmiş kûh-ı bâlâ-yı Akabe-i kazâ-i nâgehânîdir. Hind ü Sind Yemen seyyâhları ve tüccârları mâbeyninde Mısır'ın Akabesi meşhûr-ı âfâkdır. Mısır'dan Ka‘be'ye gidince cümle akabeler âsândır. Dahi âsânı oldur kim mukaddemâ bâlâda tahrîr olunduğu üzre Zahrü'l-hımâr nâm körfezin boğazı dolsa bu Akabe'ye uğrayup renc [ü] anâ çekilmez ve altı konak gidişde ve altı konak gelişde fâ’ide eder ve beher yevm biner altun masrûf bâkî kalırdı. Bu müyesser olmazsa, mısra:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y379b ·
metinde göster ·
… z ile ol kadar kadîd-i mahz olur kim cânı cism-i murdârından çıkmağa bir sedd-i
ramak
kaldı dersin eyle. Böyle iken iki yüz sene mu‘ammer olur. Murâd Hân-ı Râbi‘de m …
Krallarına Papa derler. P 170b Cümle deryâda gezen ve karada cânından bezen küffârların bilâ-teşbîh Hazret-i Îsâ vekîli müftîleridir. Cümle millet-i Mesîhiyye ana secde edüp i‘tibâr ederler. Ammâ garâbet bunda kim riyâzat [u] perhîz ile ol kadar kadîd-i mahz olur kim cânı cism-i murdârından çıkmağa bir sedd-i ramak kaldı dersin eyle. Böyle iken iki yüz sene mu‘ammer olur. Murâd Hân-ı Râbi‘de mürd olan papa üç yüz sene mu‘ammer olduğu müsbetdir. Mısra‘:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y35b ·
metinde göster ·