pideleri ve somunlar ve lavaşa yufka ekmekler edüp mezkûr büyük ekmeklerin bir …
Ve dahi dükkânlarında niçe gûne beyâz Ramazân pideleri ve somunlar ve lavaşa yufka ekmekler edüp mezkûr büyük ekmeklerin bir kaçın Alayköşkü dibinde pâdişâh huzûrunda yağmâ etdirirler. Zîrâ İslâmbol monlâsı hânesine varınca mesâfe-i ba‘îde olmağile götürmesi müşkildir. Bir kaç büyük ekmekleri dahi İslâmbol mollâsı hânesinde yağmâ etdirirler. Zîrâ cümle alay anda nihâyet bulup târumâr olup her esnâf ağaları ve şeyhlerin yine alay ile hânesine getirüp herkes hânelerine gider. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 159b ·
metinde göster ·
… ri, dillerinde "illâ yansuru's-sultân yâ sultân" diyerek ubûr ederler. {Pîrleri
Ramazân
ibn Şâzilî'dir, Enes belin bağlayup kabri Vâdi'l-kurâ şehrindedir}.
Esnâf-ı un elekciyân: Kârhâneleri değirmenler ve furunlardır, neferât cümle 3000, bunlar ekseriyyâ Mısır fellâhıdır. Pür-silâh olup yüzleri ve gözleri ve esvâbları cümle beyâz un olup arabalar üzre ellerinde un elekleri, dillerinde "illâ yansuru's-sultân yâ sultân" diyerek ubûr ederler. {Pîrleri Ramazân ibn Şâzilî'dir, Enes belin bağlayup kabri Vâdi'l-kurâ şehrindedir}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 160b ·
metinde göster ·
… htırevânlar üzre üstü bâdemli ve haşhâş ve anisonlu ve çörek otlu ve za‘ferânlı
Ramazân
pideleri ki her birin altışar sırık hammâlları götürür ve dahi uzun tahtalar üz …
Bu bâlâda tahrîr olunan esnâflar ubûr etdikden sonra etmekcibaşının metâ‘larının sonu ubûr etmeğe başlar, niçe bin tabla hâs u beyâz etmek ve beyâz halka her biri birer değirmen taşı ve değirmen çarhı kadar onar sırık hammâlı götürür. Uzun çam sırıklarına dizilmiş halkalar ve çam tahta soffa tahtırevânlar üzre üstü bâdemli ve haşhâş ve anisonlu ve çörek otlu ve za‘ferânlı Ramazân pideleri ki her birin altışar sırık hammâlları götürür ve dahi uzun tahtalar üzre dikili taş-misâl üstü gûnâ-gûn bahârlarla zeyn olmuş za‘ferânlı ve çörek otlu ve sûsâmlı ve yumurtalı çörekler kim her birin onar çift sırık hammâlına tahmîl edüp ubûr ederler. Ve azîm soffalar üzre hammâm kubbesi kadar pişmiş somunlar kim beş yüzden mütecâvizdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 161a ·
metinde göster ·
… d-i tûlâsın ayân etmişdir. Ve Çengî Baba Şâhin ve Çengî Baba Alî ve Çengî Saçlı
Ramazân
.
Sâzendegân-ı çengciyân: Nefer 12, müşkil sâz olmağile ehli azdır, cümleden Çengî Celeb Mustafâ Ağa bu kârda hakkâ ki yed-i tûlâsın ayân etmişdir. Ve Çengî Baba Şâhin ve Çengî Baba Alî ve Çengî Saçlı Ramazân.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 206b ·
metinde göster ·
… idi. Ve Lapazâde Mustafâ Çelebi, min telâmîz-i Murâd Ağa. Ve Murâd Ağazâde Şâh
Ramazân
Çelebi ve Kullekapulu Kara Sâdık ve Beşiktaşlı Küçük Solakzâde ve Celeb Rıdvân …
Sâzendegân-ı çârtâyıyân: Nefer 15, mü’ellifi diyâr-ı Acem'de Kemâl Ahî'dir. Şeyh Safî'nin ta‘lîmiyle peydâ olmuşdur. Ammâ Rûm'da bu sâza şöhret {veren} Nahşivânlı Acem Murâd Ağa'dır. Murâd Hân, Emîrgûne Hân ile Revân'dan çıkarup İslâmbol'da Beşiktaş'da sâkin olup sâzende-i bî-adîl üstâd idi. Ve Lapazâde Mustafâ Çelebi, min telâmîz-i Murâd Ağa. Ve Murâd Ağazâde Şâh Ramazân Çelebi ve Kullekapulu Kara Sâdık ve Beşiktaşlı Küçük Solakzâde ve Celeb Rıdvân Halîfe, ma‘lûmumuz olan bu üstâdlardır kim her biri külliyât sâhibleridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 207a ·
metinde göster ·
… a Fazlı ve Celeb Kâtibî ve Sarı Mukallid Celeb ve Kuloğlu ve Kayıkcı Mustafâ ve
Ramazân
ve Kayıkcılar Mustafâsı 207b ve Gedik Süleymân ve Toy İbrâhîm ve Celeb Gedâyî …
Mahâret sâhiblerinden evvelâ Demiroğlu ve Cülâ Hasan ve Koroğlu ve Gedâ Muslu ve Kara Fazlı ve Celeb Kâtibî ve Sarı Mukallid Celeb ve Kuloğlu ve Kayıkcı Mustafâ ve Ramazân ve Kayıkcılar Mustafâsı 207b ve Gedik Süleymân ve Toy İbrâhîm ve Celeb Gedâyî ve Hâkî ve Türâbî, bunlar pâdişâh huzûrundaki sâzendelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 207a–207b ·
metinde göster ·
… nâları ve pençe-i âfitâb rakkâslarından Mazlûm Şâh ve Küpeli Ayvaz Şâh ve Saçlı
Ramazân
Şâh ve Küçük Şâhîn Şâh ve Memiş Şâh ve karındaşı Bayram Şâh, cümle şehbâz gulâm …
İkinci, Ahmed kolu: 300 neferdir, bunlar dahi Balat'da olurlar. Kaşmer veled-i zinâları ve pençe-i âfitâb rakkâslarından Mazlûm Şâh ve Küpeli Ayvaz Şâh ve Saçlı Ramazân Şâh ve Küçük Şâhîn Şâh ve Memiş Şâh ve karındaşı Bayram Şâh, cümle şehbâz gulâm-ı şehnâz idi. Pîşkârları Dişlen Hasan ve Boynukısa Hacı ve Çağanabâzı kol sâhibi Pehlivân Ahmed'dir kim fenninde yegâne-i asr idi. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 209a ·
metinde göster ·
Baba: (---)(---)(---) cânibinde bir çemenzâr ve hevâdâr yirde medfûndur. Pâ-b …
Ve eş-Şeyh Sultân Ramazân Baba: (---)(---)(---) cânibinde bir çemenzâr ve hevâdâr yirde medfûndur. Pâ-bürehne ve ser-bürehne ârif-i billah fukarâ-yı Bektâşiyânları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 239a ·
metinde göster ·
… er sandalın ipin kesüp iki kefere bizim üzerimize dal-bıçak olup Ayntâblı Şerîf
Ramazân
Çelebi'yi memesi üstünden urunca hemân yedi kişi dal-kılıç olup sandal içre el …
âyetiyle kelime-i şehâdete meşgûl oldum, anı gördüm bir kaç kefereler geminin sandalını ipinden çeküp sandala atılınca sâ’ir keştîbânlar dahi geminin öte tarafından deryâya kendülerin birer tahta pâreleri ve gayrı eşyâlar ile deryâya döküldüler. Hemân hakîr dahi yedi cân refîklerimizle dal-kılıç olup sandala atladığımız gibi sandal içre olan kefereler sandalın ipin kesüp iki kefere bizim üzerimize dal-bıçak olup Ayntâblı Şerîf Ramazân Çelebi'yi memesi üstünden urunca hemân yedi kişi dal-kılıç olup sandal içre el kaldıran sekiz kâfire kılıç urup dördün katl edüp dördü havfinden kendülerin deryâya atdılar. Sandal ancak bizim refîklerimiz yedi kişiye münhasır olup sandal içre olan bâr-ı sakîlleri deryâya atup sandal sehl hiffet bulup temevvüc-i deryâda giderken ânî gördük; büyük gemi başdan kıça varınca iki pâre olup üç yüz elli nefer yolcu ve tüccâr ve dörd yüz mikdârı memâlik keştîbân ehl-i tüccâr sadâ-yı Allah rehâ buldurup cümlesi rûy-ı deryâda her biri birer sened ile şinâverlik edüp kimi gark-ı deryâ, kimi mellâh-ı bî-pervâ kimi bir levha pâresi üzre rehâ bulup çârsû-yı cân bâzârında bî-zer ü pürzâr-ı bâzâr etmede. Ba‘zısı cân u başı ile şinâverlik ederek bizim sandalımız üzre gelirken Kıssahân Emîr Çelebi gelüp anı kolundan yapışup sandala alınca dahi gayrılar birer takrîb ile bizim sandala geliyorlar, anı bildik kim bizim sandal dahi kesret-i âdemden gark olması mukarrerdir. Hemân yedi kişi dal-kılıç olup gelen âdemlere kılıç havâle edüp pârelenen gemiden sehl alarka olup gemiden nâm [u] nişâ[n] ve benî Âdemden bir cân nümâyân olmaz oldu. Cân başımıza düşüp kâh evc-i âsumâna [urûc u] kâh ka‘r-ı amîka nüzûl edüp sandal içinden kavuklarımızla su dökmeden ve şiddet-i şitâdan bî-tâb ve bî-mecâl kaldık. Ânî gördük Menkub Kadısı Alî Efendi, deniz mâliki gibi gavvâslık ederek bizim sandalımıza yakın gelüp gûyâ Cenâb-ı Bârî yârı kılup kudret eliyle Alî Efendi'yi bizim sandala koyup on kişi olduk. Yine Yâsin-i şerîf tilâvet ederek deryâya su dökerek gideriz ammâ cümlemiz hayât emniyyesinden me‘yûs olmuşuz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 265a ·
metinde göster ·
… ve vilâyet-i Van-ı sedd-i îmân ve vilâyet-i Çaldırân ve vilâyet-i Adana-i Âl-i
Ramazân
ve vilâyet-i Mar‘aş-ı Zü'l-kadriyye, bu cümle İslâm diyârlarının kıblegâhı vilâ …
Ammâ Devlet-i Âl-i Osmân'da olan arz-ı mukaddese şehirleri esmâlarında âb [u] tâb ve şân vardır. Evvelâ vilâyet-i Karamân, vilâyet-i Aydın ve vilâyet-i Sarıhan ve vilâyet-i Teke Bây ve vilâyet-i Menteşe Bây ve vilâyet-i Yunan ve vilâyet-i Sivas ve vilâyet-i Tarabuzan ve vilâyet-i Gürcîstân ve vilâyet-i Diyârbekir ve vilâyet-i Halebü'ş-şehbâ ve vilâyet-i Tarabulus-şâm ve vilâyet-i Şâm-ı cennet-meşâm ve vilâyet-i Kuds-i Şerîf ve vilâyet-i Taberistân ve vilâyet-i Askalân ve vilâyet-i Arz-ı Hâsân ve vilâyet-i Ümm-i dünyâ Mısr-ı nâdiretü'l-asr ve vilâyet-i Mağrib-zemîn ve vilâyet-i Habeş-i dehliz ve vilâyet-i Lahsa ve vilâyet-i Basra ve vilâyet-i Bağdâd-ı behişt-âbâd ve vilâyet-i Musul ve vilâyet-i Şehrezul ve vilâyet-i Van-ı sedd-i îmân ve vilâyet-i Çaldırân ve vilâyet-i Adana-i Âl-i Ramazân ve vilâyet-i Mar‘aş-ı Zü'l-kadriyye, bu cümle İslâm diyârlarının kıblegâhı vilâyet-i Beytullah Mekke-i Mükerreme ve vilâyet-i Medîne-i Münevvere şerrefehullahu Te‘âlâ.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 296a ·
metinde göster ·
… i kânûn-ı Selîm Hân idi. Ve ibtidâ beş yüz akçe mevleviyyet ile kazâsı İskilîbî
Ramazân
Efendi'ye ihsân olunup ba‘dehû hâlâ üç yüz pâyesiyle şerîf kazâdır. Cümle nâhiy …
Bu zikr olınan livâlarda cümle bu mertebe timar ve ze‘âmetdir. Her birinin alaybeğileri ve çeribaşıları ve yüzbaşıları vardır. Hîn-ı ma‘rekede 321b paşasının ve mîr-i livâsının ve alaybeğilerinin sancağı altında sefer eşmek şartıyla bin altmış pâre kurâlardan mahsûl yerler ve senevî cümle erbâb-ı timarın bin altmış pâre kurâdan üç yüz yigirmi kîse-i Osmânî hâsıl olup erbâb-ı zü‘emâ ve erbâb-ı timar tenâvül ederler. Selîm Hân fethinde tuğrâ-yı garrâ ile bu eyâleti sancağ paşaya ihsân edüp Erzurûm ve Sivas ve Mar‘aş ve Adana ve Rakka eyâletlerin bu Çıldır valilerine fermân-ber eyleyüp her sene muhâfaza-i Çıldır'a gelmeleri kânûn-ı Selîm Hân idi. Ve ibtidâ beş yüz akçe mevleviyyet ile kazâsı İskilîbî Ramazân Efendi'ye ihsân olunup ba‘dehû hâlâ üç yüz pâyesiyle şerîf kazâdır. Cümle nâhiyedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 321a–321b ·
metinde göster ·
… ü hammâmın iki kıt‘a beyâz mermerin zemînden koparup mermeri hamîr gibi yoğurup
ramazân
pidesi gibi iki ekmeği söbüce edüp tırnak ile tırnaklayup birin Murâd Hân'a ver …
Menâkıb-ı Pîr Dede: Ebü'l-feth Gâzî pederi Murâd Hân-ı Sânî, bu Merzifon şehrinde câmi‘ ve hân [ve] medrese binâ ederken münâfıkîn ve münkirînler, Pîr Dede Sultân'ı Murâd Hân'a geçüp pâdişâhı "Pîr De[de] nisvânlar ile hammâma girüp ba‘zı hâtûnlara kîse ve sabun sürüp gûnâ-gûn hizmetler edüp 'Bu senin karnındaki erkekdir ve bu senin karnındaki dişicedir. Kızım olsun ismini Râbi‘a ko' deyü muğayyebât-ı hamsdan dem urup böyle kâfir ve zındîk ve mülhid ve bî-mezheb cevlâkî ışıkdır", deyü ol kadar iftirâ-yı mahzlar ederler kim hemân Murâd Hân gazab-âlûd olup niyyetü'l-gazâ deyüp kılıç kuşanup bu hammâmda Pîr Dede Sultânı hammâmı içre futa kuşanmış görür. Ammâ taşrada şallâk u mallâk ve uryân gezer bir mecâzibûndan er kimesne imiş. Murâd Hân eydür: "Bre mel‘ûn ışık! Sen niçün bu kadar ümmeti Muhammedin nâ-mahrem havâtînleriyle hammâma girüp niçe nisvân-ı sâhib-ısyâna kîse sürersin" didikde "Beğim! Ben dîn-i mübîn-i a‘lâ çobanının hizmetkârıyım. Ol hâtûnlar dîn [ü] îmân damızlığıdır. Anlardan kibâr-ı kümmelîn ve ulemâ-yı müfessirînler müştak olur. Ben anlara seyislik edüp timar etmeğiçün hammâma girmek değil, eben böyle kârgîr hammâm dîvârına girerim" deyü Bismillah ile hammâmın cânib-i şarkîsinde olan dîvâra girer. Hâlâ mübârek arkası dîvâra gömülüp te’sîr etdüğü yer zâhir ü bâhirdir. Sultân Murâd eydür "Dede! Ben seni şu kılıç ile şer‘-i Resûl üzre katl 347a etmeğe geldim" deyü Dede üzre kılıç çekerek De[de] eydür "Murâd Beğ! Şer‘ ile zâhir edâ-yı hizmet etdin, ammâ bu işe me’mûr değilsin. Sığala oğlu elinden kâfirler İzmir kal‘asın aldı. Timur-leng alamamışken Firenk ile Urum istîlâ edüp {aldı}. Var halâs edüp fâtih-i İzmir ol ve şu ekmeği ye" deyü hammâmın iki kıt‘a beyâz mermerin zemînden koparup mermeri hamîr gibi yoğurup ramazân pidesi gibi iki ekmeği söbüce edüp tırnak ile tırnaklayup birin Murâd Hân'a verir, "Var İzmir'i feth eyle" der. Birin Şehzâde Ebü'l-feth'e verüp "İkinci hılâfetde Mehemmed İslâmbol'u feth edüp bu etmeği İslâmbol'da ye" deyü Şehzâde Ebü'l-feth'e İslâmbol'un fethin dahi tebşîr etdükde Murâd Hân, Dede Pîr Sultân'ın pâyine yüz sürüp ba‘dehû mu‘tekid-i tâmmı olup İzmir'i feth eder. Yigirmi altı seneden sonra Ebü'l-feth İslâmbol'u feth edüp babası Murâd Hân ve Ebü'l-feth Hân, Pîr Dede Sultân'ın âsitânesine üç yüz altmış altı pâre kurâ vakf ederler. Ve bu Merzifon şehri de ol sultânın evkâfıdır. Dârü's-sa‘âde ağaları nâzırıdır. Her sene birer mütevellîsi gelüp evkâf kurâların üç yüz atlı ile zabt edüp imâretin ve âyende vü revendeye ni‘meti ve şa‘îrin ve üç yüz du‘â-gûyân ve müsebbihîn ve mu‘arrifîne vazîfe-i mu‘ayyenelerin verir. Hâlâ ol mezkûr beyâz mermer ekmekler Pîr Dede Sultân arkasıyla dîvâra girdiği nişân yanında iki add ekmekler âşkâredir. Bu hammâm bu gûne ziyâretgâh-ı azîmdir. Hasta girse bu hammâma bi-emrillah şifâ bulur. Netîce-i merâm bu hammâm-ı dilküşânın medhinde cemî‘î şâirler âcizlerdir. İlm-i sîm[y]â ile Ebu Alî Sînâ hakîmin binâ etdüğü hammâma mu‘âdil bir hammâm-ı ziyâretgâh-ı cân-sitândır. Andan bu şehr-i rûşen-âbâdın cemî‘î hânelerinin şâhnişîn ve derveze ve revzenleri kıble cânibine sahrâ-yı Merzifon'a nâzırdır. Bâd-ı sabâ rîhı bu şehr içre deverân etdüğünden cemî‘î ahâlîsi tendürüstlerdir. Niçe bigi ehl [u] iyâliyle Merzifon'un ensesindeki Deşan dağı yaylağına çıkup altı ayda anda Türkmân kabîleleriyle yayla fasılları ederler. Bu yaylanın vasfında lisân-ı meddâhân kâsırlardır. Bu yayla tâ kadîm-i evvelde Âl-i Dânişmendiyân ile diyâr-ı Mâhân-ı Horâsân'dan gelüp bu diyârı feth idelden beri bu yayla Deşan oğullarına temlîken kayd-ı hayât ile an-anhü ile mülk-i mevrûslarıdır. Deşan oğulları Seydî Beğ nâm bir benâmın hâlâ mülküdür. Yayla hakkın niçe yüz bin devâbâtdan alır. Ve bu yayladan niçe yüz âb-ı hayâtlar cereyân edüp nısfı Merzifon şehrinin bâğ u bâğçelerin saky eder. Ve cümle nevâhî kurâlarının mezra‘a yerlerin reyy eder. Bu Merzifon diyârının hâli oldur kim bârân-ı rahmet ne kadar nâzil olsa elbette yine Deşan dağlarının âb-ı revânlarıyla mezra‘alarını reyy etmeseler mahsûl vermez. Ammâ hubûbâtı ol kadar vefret üzre olur kim Arapça nassı üzre bir buğday dânesinden yigirmi ve on beş karındaş çıkup her sünbülde yüzer dâne olduğu hînde bir kilesi seksen kile mahsûl verir, arz-ı mahsûldârdır. Elbette mezra‘aları susuz olmaz. Anınçün bu Merzifon'da Deşan yaylasından cereyân eden uyûn-ı zülâllerin mîrâv ağası vardır. Deşan oğulları da andan hâsıl ola[n] mâl-ı firâvândan hisse verirler, yahşi ağalıkdır. Bu nehirler üzre ağalar olmasa Merzifon halkı birbirlerini katl ederlerdi. Yine el’ân niçe gavgalar olur. Ve Deşan yaylasından cereyân eden uyûn-ı câriyelerin bir fırkası Köprü şehrine akup bâğ ve besâtîn ve mezâri‘âtların saky eder. Ve bir fırkası Lâdik şehri ovasında Kavza kadılığı nâhiyesine akar. Ve bir bölük nehri cânib-i şimâle Osmâncık tarafında ovalara akup cemî‘î bâğları ve besâtînleri reyy eder. Böyle bir kûh-ı azîm ve yaylağ-ı kadîm Deşan dağıdır kim şehr-i Merzifon'a hayât veren bu Deşan dağı uyûnlarıdır. Ve bu şehr-i Merzifon bayırlı yerlere vâkı‘ olup arkasın Deşan dağına vermişdir ve Amasiyye bu şehrin kıblesinde on beş sâ‘atdir. Ve şehr-i Lâdik on iki sâ‘at yerdir ve Osmâncık on altı sâ‘at yerdir ve Gümüş şehri on sâ‘at yerdir ve kasaba-i Gergerân sekiz sâ‘atlik ve Deşan dağının şimâl cânib-i eteğinde Koca kal‘ası Köprü şehrine nâzırdır. Ol kal‘aya varınca (---) sâ‘at yerdir. Ve Merzifon'dan çıkup Deşan dağın aşup şimâle (---) sâ‘at gidüp şehr-i Köprü'dür ve yine Merzifon'dan üç menzilde cânib-i şimâle kal‘a-i Samsun'a varılır, Merzifon'un iskelesidir. Ba‘zılar Sinop iskelesine giderler, ammâ Samsun Merzifon'a karîbdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 346b–347a ·
metinde göster ·
… ‘yânlarından Melek Ahmed Paşa efendimizin ağalarından Kefeli İbrâhîm Ağa ile ve
Ramazân
Ağa ile ve yine Melekli Kadızâde İbrâhîm Çelebi ile ve niçe ehibbâ ve dostânlar …
Bu Ilgın şehri a‘yânlarından Melek Ahmed Paşa efendimizin ağalarından Kefeli İbrâhîm Ağa ile ve Ramazân Ağa ile ve yine Melekli Kadızâde İbrâhîm Çelebi ile ve niçe ehibbâ ve dostânlar ile vedâlaşup yine cânib-i kıbleye 5 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 10a ·
metinde göster ·
hilâli nümâyân oldukda ve yevm-i ıydeynde ve beğlerbeğiler geldikde şâdımân top …
Ancak mâh-ı ramazân hilâli nümâyân oldukda ve yevm-i ıydeynde ve beğlerbeğiler geldikde şâdımân topları atacak kadar barud-ı siyâhı ve birkaç aded şâhî topları vardır, ammâ gayri cebehâne-i mühimmât [u] levâzımât yokdur ve gayri asâr-ı binâdân câmi‘,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 70a ·
metinde göster ·
… aded âriyetî atlılar ile Paşa sarâyına gelirken hakîr Kudde Kethüdâ ve Mektûbcu
Ramazân
Efendi ve Mektûbcı halîfesi Behcetî Efendi bir yerde hâzır idi. Abaza Hasan Ağa …
İbtiden ibtidâ sebeb-i azli oldur kim Türkmân Ağası Abaza Kara Hasan Ağâ, Sultân İbrâhîm Hân asrında Kara Haydaroğlu nâm harâmîyi ele getirüp kayd-bend ile cülûs-ı Mehemmed Hân'ın ibtidâsında gazâ-yı Mehemmed Hân'dır kim ol harâmîyi Parmakkapu'da be-dest-i Hasan Ağa, salb edüp Anadolu memleketleri şûr-ı şerrinden emîn olup bu hizmeti mukâbelesinde hatt-ı şerîfler ile Kara Hasan Ağa'ya Türkmân ağalığı mü’ebbed kayd-ı hayât ile sadaka olunup her sene berât-ı pâdişâhîsin tecdîd edüp kalemiyyesin hazîne-i pâdişâhîye teslîm edüp keyfe mâ-yeşâ mutasarrıf olurdu. Tâ Melek Ahmed Paşa efendimiz vezâretine gelince mutasarrıf olup yetmiş kise kalemiyyesin edâ edüp tecdîd-i berât {idüp} Melek Ahmed Paşa efendimizle vedâlaşup Üsküdar'a gidüp asker cem‘ edüp Türkmân ağalığı hizmetine gitmek sadedinde iken Yeniçeri ocağından Bektâş Ağa ve Kara Yeniçeri ağası ve Çelebi Kul kethüdâsı ve Paşa kethüdâsı Kudde Kethüdâ cümle ale'l-ittifâk Hasan Ağa'dan Türkmân ağalığın alup mevâcib mahallidir, deyü yüz kisesin alup Türkmân ağalığın Ak Alî Ağa'ya verdiler. Hemân Abaza Hasan Ağa, Üsküdar'dan üç yüz aded câna başa kalmaz kafadâr yiğitler ile Ahûrkapu'ya gelüp yüz aded yiğit kayıklar başında koyup kendisi yüz aded âriyetî atlılar ile Paşa sarâyına gelirken hakîr Kudde Kethüdâ ve Mektûbcu Ramazân Efendi ve Mektûbcı halîfesi Behcetî Efendi bir yerde hâzır idi. Abaza Hasan Ağa geldi", dediklerinde sarây içre bir gulgule olup Kudde Mehemmed Kethüdâ'nın aklı gidüp Kara Hasan Ağa doğru paşanın yanına varup kararup bozarup eydür: "Bak a sultânım, efendiciğim! Benim yetmiş kise kalemiyyemi alup bu kadar masrûf çeküp ve bu kadar zamândan berü hatt-ı şerîf ile Türkmân ağalığı benim ola. Lâyık mıdır kim beni böyle hor, hakîr, bed-nâm edesiz. Aşîret gayreti yok mu?" deyü bükâ-âlûd olunca Paşa eyitdi: "Hasan Ağa! Bu sene eyle olur. Çok yerden ricâ etdiler. Senin yetmiş kisen yerine şimdi yüz kise verelim. Bu sene sabr eyle" dedi. Hasan Ağa: "Ben bilirim, kabâhat kimdedir" deyü taşra çıkup gitdi. Hemân Kudde Kethüdâ'yı taşrada görünce "Bak a Kudde! Hak Te‘âlâ Hasan'ın cânın almasın, ben sana bunu korsam!" diyince Kudde Kethüdâ "Ey Kara Hasan! Her kansı taş katıdır, başını ana ur galan!" deyü Diyârbekir ıstılâhıyla niçe gûne elfâz-ı zebân-dırâzlar edince hemân Hasan Ağa dal-hançer olup Kudde Kethüdâ'yı yakasından altına alup katl edecek mahalde cümle huzzâr-ı meclis Hasan Ağa'nın üzerine üşüp Kudde Kethüdâ'yı halâs edüp Kudde, paşaya girüp feryâd edince Hasan Ağa gitdi. "Kudde, senin çirkün necâseti benim fülânıma olsun, sana bunu kosam!" deyüp nerdübândan aşağı enüp atına süvâr olup bî-bâk u bî-pervâ şitâb ile Ahûrkapu'da kayıklara yetişüp derhâl Üsküdar'a 99a ubûr edüp cümle hânlarda olan sipâhiyi başına cem‘ eyledüği saltanat tarafına mün‘akis olup der-akab Bektâş Ağa ve Yeniçeri ağası ve Çelebi Kethüdâ ve Kudde kethüdâ tahrîkiyle paşaya gelüp "Zorbadır ve aşkıyâdır ve menba’u'l-fesâd bir vâcibü'l-katldir. Elbette bu ayda Hasan Ağa'yı katl edersin. Yoksa ne sen, ne biz ve ne pâdişâh ve ne şehr-i Üsküdar kalır" deyü Hasan Ağa katliyçün Paşaya ibrâm [u] ilhâha teklîf-i mâlâ-yutâk etdiler. Hâh-nâ-hâh Hasan Ağa katline emr-i şerîf alup Küçük Tezkireci Zühdî Efendi ve silâhdâr ve sipâh bölük ağaları hâzır olurken Hasan Ağa'nın bir yâr-ı sâdıkı Üsküdar'a haber uçurup Hasan Ağa ol ân firâr eder. Bu haber iftirâsın hakîre isnâd etdiler ammâ alîmallah ve şehîdallah ve kefâ-billah şehîden Muhammeden Resûlallah aslâ ve kat‘â rûhumuzun haberi yok idi. Haber eden yine vâlidemiz aşîretinden paşanın haftâncıbaşısı Abaza Parmaksız Sefer Ağa var idi, ol haber gönderüp Hasan Ağa firâr edüp katline varanlar Hasan Ağa'yı bulmayup hâ’ib ü hâsir geldiler. Hasan Ağa bir günde ılgar ile dağlardan İzmid'e varup ne kadar ulûfeye gelir sipâh var ise gerü döndürüp bin atlı olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 98b–99a ·
metinde göster ·
… sdir. Zîrâ Mısır'da Câmi‘-i Ezher'de tahsîl-i ilm-i hadîs etmişdir. Ve muhaddis
Ramazân
Efendi Müslim ve Buhârî'yi (---)(---) cümle hıfzan kırâ’at etmişdir kim râvîle …
Cümle (---) aded dârü'l-hadîsdir. Gerçi İslâmbol'daki gibi kıbâb-ı azîmler ile mebnî dârü'l-hadîsler yokdur. Ammâ elbette her câmi‘de birer muhaddis-i ders-i âmlar vardır. Bâ-husûs Câmi‘-i Kebîr imâmı Deli İmâm nâmiyle şöhret bulmuş imâm-ı fâzıl gâyetü'l-gâye muhaddisdir. Zîrâ Mısır'da Câmi‘-i Ezher'de tahsîl-i ilm-i hadîs etmişdir. Ve muhaddis Ramazân Efendi Müslim ve Buhârî'yi (---)(---) cümle hıfzan kırâ’at etmişdir kim râvîleriyle yedi bin hadîs hâtır-nişânıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 201b ·
metinde göster ·
… îr-i livâsı tarafından kal‘ada birkaç topları var, rûz-ı ıydde ve hilâl-i mâh-ı
Ramazân
nümâyân oldukda endâht edüp kurâlardaki müslimîni âgâh ederler.
Ba‘dehû sene 920 târîhinde Selîm Hân-ı Evvel Çıldır gazâsı avdetinde Diyârbekr fethine Bıyıklı Mehemmed Paşa'yı serdâr edüp Diyârbekir'i feth etdikde bu kal‘ayı bâ-sulh Selîm Hân vezîri Ebû Şevârib ya‘nî Bıyıklı Mehemmed Paşa'ya teslîm eyleyüp Süleymân Hân tahrîri üzre Kara Âmid hâkinde sancak beği tahtıdır. Taraf-ı pâdişâhîden beğinin hâssı (---) yük akçedir. Beğine ber-vech-i adâlet on kise hâsıl olur. (---) aded erbâb-ı timâr ve (---) aded erbâb-ı zu‘amâları cebelüleriyle sefer eşerler. Cümle (---) aded müsellah asker-i mükellef olur ve yüz elli akçe kazâdır ve nâhiyesi cümle (---) aded kurâdır. Kadıya senevî üç aded kise hâsıl olur. Alâybeği ve çeribaşı ve muhtesibi vardır, ammâ müftî ve nakîbi ve sipâh kethudâyeri ve yeniçeri serdârı ve kal‘a dizdârı ve neferâtları ve cebehâneleri yokdur. Zîrâ iç il olmak ile neferâtlara ihtiyâcları yokdur. Lâkin mîr-i livâsı tarafından kal‘ada birkaç topları var, rûz-ı ıydde ve hilâl-i mâh-ı Ramazân nümâyân oldukda endâht edüp kurâlardaki müslimîni âgâh ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 218a ·
metinde göster ·
… lmişdir. Lâkin yine şehr-i Bitlîs belde-i atîk olmağile Monlâ Müyesser ve Monlâ
Ramazân
ve Kara Sücah ve Kenho Alî ve Sarılızâde, bunlar bî-bedel hâkimlerdir.
Der-vasf-ı ulemâ-yı tabîbân-ı hâzıkân: Gerçi bu şehr-i Bitlîs'de hân-ı âlîşân gibi hâkim-i hâzık bu kevne gelmemişdir, meğer hukemâ-yı kudemâdan Eflatun ve Bukrat ve Sokrat gelmişdir ve Selîm Hân asrında Hâkim Kaysûnî gelmişdir, ammâ hân anlardan yegrek gelmişdir. Lâkin yine şehr-i Bitlîs belde-i atîk olmağile Monlâ Müyesser ve Monlâ Ramazân ve Kara Sücah ve Kenho Alî ve Sarılızâde, bunlar bî-bedel hâkimlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 225a ·
metinde göster ·
… di kimesne dîvân sâhibi idi. Evvelâ hânın dîvân efendisi Kâtibî Çelebi ve Monlâ
Ramazân
Çelebi ve Cennetî Çelebi ve Gencî Çelebi, niçe şâ‘irler vardır ammâ cümleden Hâ …
Der-zikr-i musannifîn-i şâ‘irân: Hakîr bu şehirde iken yedi kimesne dîvân sâhibi idi. Evvelâ hânın dîvân efendisi Kâtibî Çelebi ve Monlâ Ramazân Çelebi ve Cennetî Çelebi ve Gencî Çelebi, niçe şâ‘irler vardır ammâ cümleden Hân a‘lemdir. Hatta bu ebyâtlar anlarındır. Gazel:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 225a ·
metinde göster ·
fî yevm-i isneyn sene 1065, merkûm senenin yigirmi dördüncü bâzâr ertesi gün va …
Fî 23 şehr-i Ramazân fî yevm-i isneyn sene 1065, merkûm senenin yigirmi dördüncü bâzâr ertesi gün vakt-i seherde cemî‘i alây çavuşları ordu-yı İslâm içinde "binâhâ(?)!" deyüp feryâd ederek geşt [ü] güzâr edüp fermân-ı serdâr-ı mu‘azzam Melek Ahmed Paşa ile cümle asâkir-i İslâm'ı atlandırup mukaddemâ müşâvere-i umûr-dîdelerin ta‘yîn etdikleri merkezlere gitmek içün cümle ümerâ paşa otağına gelüp paşanın hayr du‘âlarıyla herkes me’mûr olduğu yire gidüp karâr-dâde oldular. Ammâ giceden cümle piyâde tüfeng-endâz ileri gidüp kemîngâhlarda pinhân olup ancak kalb-i askerde paşa yanında kapukulu yeniçerileri ve Paşa'nın sekban u sarıcaları ve Van'ın piyâde neferâtlarıyla cümle sekiz bin tüfeng-endâz Paşa yanında kalmışdı. Mâ‘adâ piyâdegân me’mûr olduğu pusu yerlerine gitmişdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 267b ·
metinde göster ·
… a gelen gâzîyândan beş aded sancak beğlerine serdâr olan Firârî Mustafâ Serdârı
Ramazân
Ağa nâm bir ihtiyâr-ı hümâm geldikde paşa anlara i‘zâz u ikrâm edüp "Bürâder ho …
Bu mahalde Diyârbekir vâlîsi tarafından imdâda gelen gâzîyândan beş aded sancak beğlerine serdâr olan Firârî Mustafâ Serdârı Ramazân Ağa nâm bir ihtiyâr-ı hümâm geldikde paşa anlara i‘zâz u ikrâm edüp "Bürâder hoş geldin. Ya askeriniz kandedir?" {dedi} "Sultânım, feth [ü] fütûhâtınız istimâ‘ edüp bizim gelmemize ihtiyâc olmayup cümle askerimiz eyâletimizde olan Haddu kal‘asına gönderüp bu hakîr efendimin fermânları üzre hâk-i pâye yüz sürmeğe geldim. Gazânız mübârek ola efendim." deyü niçe müdâhaneler ile levendâne lâf u güzâflar edüp paşa eyninden bir semmûr kürk ve başına bir tel sokup ve serdâr olduğu yedi aded sancakları beğleriyçün birer hil‘at-i fâhireler verüp, {Paşa eydür}:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 273b ·
metinde göster ·
… ğullarımıza bu hil‘atleri vekîlimiz olup giydiresin." deyü tenbîh {idüp} mezkûr
Ramazân
Ağa'yı Yûsuf Kethudâ'ya konak verüp anda meks etdi.
"Emânet olsun, şedd-i rihal çeküp imdâdımıza gelmeğe me’mûr olan beğ oğullarımıza bu hil‘atleri vekîlimiz olup giydiresin." deyü tenbîh {idüp} mezkûr Ramazân Ağa'yı Yûsuf Kethudâ'ya konak verüp anda meks etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 273b ·
metinde göster ·
Bu mahalde paşa efendimiz Diyârbekir vâlîsinden gelen
Ramazân
Ağa'ya üç kise harcırâh ve Firârî Mustafâ Paşa'ya bir mücevher hançer ve bir me …
Bu mahalde paşa efendimiz Diyârbekir vâlîsinden gelen Ramazân Ağa'ya üç kise harcırâh ve Firârî Mustafâ Paşa'ya bir mücevher hançer ve bir memlûk-i siyâh mektûblar ile Diyârbekir'e yolladı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 280a ·
metinde göster ·
… -ı Elvend'dir. Gerçi Bursa'da cebel-i Ruhbân gibi ve kûh-ı Erceyş gibi ve kûh-ı
Ramazân
gibi ve kûh-ı Göksun gibi ve cibâl-i Sübhân-misâl ve kûh-ı Ağrı gibi ve kûh-ı ⟦ …
İmdi, bu kûh-ı bülendi bu zemînde gördüm ki evc-i âsumâna ser çekmiş bir ser-bülend-misâl kûh-ı Demâvend bir kûh-ı Elvend'dir. Gerçi Bursa'da cebel-i Ruhbân gibi ve kûh-ı Erceyş gibi ve kûh-ı Ramazân gibi ve kûh-ı Göksun gibi ve cibâl-i Sübhân-misâl ve kûh-ı Ağrı gibi ve kûh-ı 19b Bingöl gibi bir vâsi‘ dağ değildir, ammâ aslında zemîni âlîdir ve kendi de gâyet bâlâdır kim cümle kevkebân andan nümâyân olduğıyçün Yıldız dağı derler. Niçe bin Türkman Keskin ve Bozok sancaklarından niçe kerre yüz bin hayvânâtları bu kûh-ı bâlâya urûc edüp kâmil yedi ay yayla faslı ederler. Niçe yüz âb-ı hayâtları cereyân eder. Kâmil beş konak yerden nümâyândır, ammâ bu hakîr eyyâm-ı şitâ olup yayla mahalli olmamağ ile temâşâ etmedim, ammâ Kör Hazînedâr Mustafâ Paşa her sene çıkup anda yayla faslıyçün kasr-ı âlî ve matbah ve müte‘addid kâ‘alar binâ etdiği ma‘lûmumdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 19a–19b ·
metinde göster ·
Ağa ile sa‘âdetlü pâdişâha hakîri bile gönderüp Yalı Köşkü'nde hakîr huzûr-ı pâ …
"Elhamdülillâh sıhhatde imiş. Hay gidi avratlar, hemân Kaya'yı bir kocaya dahi vermek içün fakîr Melek'i öldü deyü niçe gûne güft [ü] gûlar etdiler" deyü mektûbları Telhîsî Ramazân Ağa ile sa‘âdetlü pâdişâha hakîri bile gönderüp Yalı Köşkü'nde hakîr huzûr-ı pâdişâha varup yer öpdükde paşanın sıhhat haberin bildirüp pâdişâh-ı hakîm paşanın hayâtda olduğın hazz edüp hakîre yüz on altun ihsân edüp taşra çıkdıkda kızlar ağasının mektûbların dahi verüp taşra çıkup yine Topçular Sarâyı'nda Kaya Sultân'a gelüp yine perde-i zenbûrî ardında hakîr ile sa‘âdetlü pâdişâhın niçe gûne kelimât etdiklerin su’âl buyurup Paşa'nın za‘af-ı hâlin ve ahvâl-i pür-melâlin su’âl ederken hikmet-i Hudâ Karadeniz'den muvâfık eyyâm ile üç günde Uzun Ömer Re’îs gemisi gelüp mektûblar içinde paşa kendi hattıyla "Elhamdülillâh sıhhatdeyiz" deyü ancak yazabilmiş ve yine cerrâh ve hekîm istemiş ve bir gemi zahîre ve sâ’ir metâ‘-ı gûnâ-gûnlar göndermiş. Bu kerre sultân hakîre i‘timâd edüp iki yüz sikke-i hasene şerîfî altun ve bir semmûr kafâsı kürk ve hânemize muttasıl bir hâneyi seksen yedi bin akçeye olup hüccet [ü] temessükâtların hakîre ihsân edüp ol gün cerrâh Çipilyanoğlu kefereye bir kîse guruş harc-ı râh ile sâ’ir ma‘ûnâtların verüp hakîr yine Köprülü'ye varup ve her a‘yân-ı kibârdan mektûblar alup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 33b ·
metinde göster ·
ıydının salâtın edâ edüp günden güne asâkir-i İslâm deryâ-misâl olup Erdel diyâ …
Anda mâh-ı Ramazân ıydının salâtın edâ edüp günden güne asâkir-i İslâm deryâ-misâl olup Erdel diyârından Rakofçi kral tabur-ı azîm ile Leh memleketi üzre hurûc etdiği haberi geldi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 34a ·
metinde göster ·
… ve Zülfikâr Ağa sarâyı ve Parmaksız Hüseyin Ağa sarâyı ve Bayrâm Beğ çârsûsunda
Ramazân
Ağa sarâyı ve İbrâhîm Çelebi sarâyı ve Alacahisârlı İbrâhîm Çelebi sarâyı ve Çi …
Evvelâ Macar Alî Paşa Sarâyı ve Zülfikâr Ağa sarâyı ve Parmaksız Hüseyin Ağa sarâyı ve Bayrâm Beğ çârsûsunda Ramazân Ağa sarâyı ve İbrâhîm Çelebi sarâyı ve Alacahisârlı İbrâhîm Çelebi sarâyı ve Çinili Hammâm kurbunda İmâret câmi‘i imâmı şît Efendi sarâyı ve Koca Yûsuf Ağa sarâyı ve Serdâr Alî Paşa olduğu sarây ve Emîn sarâyı ve Mahkeme sarâyı ve Müftî Efendi sarâyı ve Hacızâdeler sarâyı. Ma‘lûmumuz olan bu sarây-ı azîmlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 113b ·
metinde göster ·
… i‘amlarımız bunlardır ki zikr olunur. Evvelâ Koca Mûsâ Paşalı Koca Yûsuf Ağa ve
Ramazân
Ağa ve Dizdâr Mehemmed Ağa ve Hâncızâde ve Kapudanzâde Efendi ve Ahaveyn Çelebi …
Der-zikr-i eşrâf [u] a‘yân: Bî-hadd ü bî-kıyâsdır, ammâ velî-ni‘amlarımız bunlardır ki zikr olunur. Evvelâ Koca Mûsâ Paşalı Koca Yûsuf Ağa ve Ramazân Ağa ve Dizdâr Mehemmed Ağa ve Hâncızâde ve Kapudanzâde Efendi ve Ahaveyn Çelebi Efendiler ve şît Efendi bunlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 114b ·
metinde göster ·
… bu mahalde nâm [u] nişân içün bin koyun on altı akçeye bey‘ olunup Ordu Monlası
Ramazân
Efendi sicille kayd etdi. Bir seferde Âl-i Osmân askeri böyle ganîmet olmamışdı …
İtâ‘at edüp bir yeniçeri odası konulup ıhrâk olunmadı. Ve bu mahalde nâm [u] nişân içün bin koyun on altı akçeye bey‘ olunup Ordu Monlası Ramazân Efendi sicille kayd etdi. Bir seferde Âl-i Osmân askeri böyle ganîmet olmamışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 8b ·
metinde göster ·
Nehr-i Velat-ı sağîr: Bu mahalde rûz-ı Kâsım Ordu Monlası
Ramazân
Efendi mahkeme haymesinde sicille kayd olup "Sefer dönüşüdür" deyü destûr-ı ser …
Nehr-i Velat-ı sağîr: Bu mahalde rûz-ı Kâsım Ordu Monlası Ramazân Efendi mahkeme haymesinde sicille kayd olup "Sefer dönüşüdür" deyü destûr-ı serdâr olmadan kaçanların haklarından gelüp katl olmalarıyçün fermân-ı serdâr ile cümle firârîlerin akîblerince Yentür Hasan Paşa ta‘yîn olundu. Andan 3 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 28b ·
metinde göster ·
Hayrât-ı garîbe-i merhûm Melek Ahmed Paşa: Her sene mâh-ı
Ramazân
gurresinde hazînesin açup alâ tarîki'l-hedâye her ne kadar zî-kıymet esvâb u es …
Hayrât-ı garîbe-i merhûm Melek Ahmed Paşa: Her sene mâh-ı Ramazân gurresinde hazînesin açup alâ tarîki'l-hedâye her ne kadar zî-kıymet esvâb u eskâl ve âlât-ı silâh ve ne kadar zî-kıymet eşyâlar var ise gılmân-ı hâssa meydânında bu kadar eşyâları dağlar gibi yığup üç yüz kırk beş iç ağaları mâbeynlerinde bu esvâbları mezâd edüp bey‘ [u] şirâ ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 48b ·
metinde göster ·
… etiyle Çatrapatrazâde Ali Paşa'yı muhâfazacı kodular ve yüz elli akçe pâyesiyle
Ramazân
Efendi'ye kazâsın ihsân etdiler ve Haseki Ali Ağa'yı yedi oda yeniçeri ile nevb …
Ve bu kal‘aya (---) eyâletiyle Çatrapatrazâde Ali Paşa'yı muhâfazacı kodular ve yüz elli akçe pâyesiyle Ramazân Efendi'ye kazâsın ihsân etdiler ve Haseki Ali Ağa'yı yedi oda yeniçeri ile nevbetçi kodular ve bir oda cebeci ve bir oda topçu ve sâ’ir sancaklardan yedi aded sancak beğleriyle cümle dörd bin aded güzîde asker muhâfazacı konulup iki bin aded müsellah kal‘a neferâtlarıyla on iki aded ocak ağaları tahrîr olunup Uyvar altında Leve kal‘ası başka sancakbeği tahtı olup üç yüz pâre köyün kefereleri gelüp itâ‘at edüp kal‘a neferâtlarından nigehbânlar aldılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 133b ·
metinde göster ·
Ağa binâ edüp var makdûrun sarf ederek bu Alaca câmi‘i eyle rûşen ve müzeyyen e …
Ve binâsı Sultân Süleymân Hân'ın mi‘mârbaşısı Koca Mi‘mâr Sinân ibn Abdülmennân Ağa'nın başhalîfesi Mi‘mâr Ramazân Ağa binâ edüp var makdûrun sarf ederek bu Alaca câmi‘i eyle rûşen ve müzeyyen etmişdir kim bu câmi‘-i pür-nûrda olan ilm-i hendese-i mi‘mârî üzre 146b ol kadar tasarruflar ve ol kadar letâfet u zerâfetler kasd edüp bir şîrînkârlıklar etmiş kim atlas-ı felek-i gerdûnda böyle bir kârgerlik bir mi‘mâr-ı selef böyle bir arz-ı ma‘rifet etmemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 146a–146b ·
metinde göster ·
… l bir hoş-hısâl keremkârî imiş. Hattâ mâl dirîğ etmemek ile bennâsı olan Mi‘mâr
Ramazân
, yigirmi bir aded binâ etdiği cevâmi‘lerin her birinden birer gûne san‘at ahz e …
Hakîkatü'l-hâl bir sâhib-i tab‘ velî-ni‘am ve sâhib-i kerem ve Hâtem-i Tay ve Ca‘fer-i Bermekî-misâl bir hoş-hısâl keremkârî imiş. Hattâ mâl dirîğ etmemek ile bennâsı olan Mi‘mâr Ramazân, yigirmi bir aded binâ etdiği cevâmi‘lerin her birinden birer gûne san‘at ahz edüp bu câmi‘de icr[â] ederek ve cümle makdûrun sarf ederek bir tâ‘atgâh-ı Sübhânî etmişdir kim diyâr-ı Rûm'da misli yokdur. Meğer Kudüs-i Şerîf'de Mescid-i Sahrâtullâh ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 146b ·
metinde göster ·
… vardır. Evvelâ İslâm Geray Hân sebîli ve Sefer Gâzî sebili ve Tat Ağası Tanbûrî
Ramazân
Ağa sebîli ve Alemşâh sebîli ve niçe sebîlhâneler var.
Der-aded-i sebîlhâne-i cân-sitân: Cümle kırk yedi yerde şehîdân-ı deşt-i Kerbelâ rûhiyçün niçe köşelerde sebîlhâneler vardır. Evvelâ İslâm Geray Hân sebîli ve Sefer Gâzî sebili ve Tat Ağası Tanbûrî Ramazân Ağa sebîli ve Alemşâh sebîli ve niçe sebîlhâneler var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 126b ·
metinde göster ·
… iğimiz ahbâb-ı dostânlarımızdan bürâder-i cân-berâberimiz Tat eli Ağası Tanbûrî
Ramazân
Ağa ve Kâtib Hasan Efendi ve Alî Hân ve Memiş Hân ve Çolak Dedes Ağa ve Corguna …
Der-esmâ-i şerefyâb-ı ihvân-ı yârân-ı zarîfân: Âlüfte âşüftegândan hüsn-i ülfet etdiğimiz ahbâb-ı dostânlarımızdan bürâder-i cân-berâberimiz Tat eli Ağası Tanbûrî Ramazân Ağa ve Kâtib Hasan Efendi ve Alî Hân ve Memiş Hân ve Çolak Dedes Ağa ve Corgunalı Mustafa Ağa ve Ebû Ahmed Ağazâde Çelebi ve niçe yüz yârânlar var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 127b ·
metinde göster ·
… et-i pâdişâhîde Hüseyin Baykara gibi cân sohbetleri ederdik. Bundan sonra mâh-ı
Ramazân
gelüp Hân-ı âlîşân ile ve musâhib-i şehriyârî olan Kazak sultânlar ile bâ-husûs …
"Evliyâm, bir kışı bunda edüp cân u hân sohbetleri edelim" deyüp hakîre bir oda döşeyüp iki köle ve iki re’s corğa atlar ihsân edüp sekiz aded evvelki atlarımla beher yevm onar at yemleri verüp her şeyden beleğan-mâ-belağ ta‘yînâtlarımız verüp cemî‘i evlâdları ve akrabâları sultânlar ile ve kapu kulları ve cümle ağavâtlar ile zevk u safâlara meşgûl olup gecemiz leyle-i Kadr ve rûzumuz rûz-ı ıyd-ı adhâ olup şeb [ü] rûz devâm-ı devlet-i pâdişâhîde Hüseyin Baykara gibi cân sohbetleri ederdik. Bundan sonra mâh-ı Ramazân gelüp Hân-ı âlîşân ile ve musâhib-i şehriyârî olan Kazak sultânlar ile bâ-husûs veliyy-i ni‘amım Selîm Geray Sultân ile bir Ramazân-ı şerîf zevkin etmişimdir kim bir diyârda etmedim. Ba‘dehu ıyd-ı şerîf gelüp taraf taraf cemî‘i a‘yân-ı kibâr-ı kümmelîn ve ağavâtlar ve sultânlar birbirlerine arz-ı mahabbetler edüp birbirlerinin hânedânlarına varup gelmede iken,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 143b ·
metinde göster ·
Beğ salası: Ramazân Beğ'in ülken oğlu Mustafa Beğ bunda sâkin olur. Bu köy dahi …
Ramazân Beğ salası: Ramazân Beğ'in ülken oğlu Mustafa Beğ bunda sâkin olur. Bu köy dahi Karadeniz'den azma göl kenârında bir ma‘mûr saladır. Bunda kavun ve karpuz turşuları yedik, bir diyâra mahsûs değildir, illâ bu Taman cezîresindedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 145b ·
metinde göster ·
Beğ'in ülken oğlu Mustafa Beğ bunda sâkin olur. Bu köy dahi Karadeniz'den azma …
Ramazân Beğ salası: Ramazân Beğ'in ülken oğlu Mustafa Beğ bunda sâkin olur. Bu köy dahi Karadeniz'den azma göl kenârında bir ma‘mûr saladır. Bunda kavun ve karpuz turşuları yedik, bir diyâra mahsûs değildir, illâ bu Taman cezîresindedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 145b ·
metinde göster ·
… lı ve bâğçeli vâsi‘ hânedânlardır. Cümleden hânemiz sâhibi Kara Mehemmed Ağa ve
Ramazân
Ağa ve Kör Alî Ağa hâneleri mükellef ü mükemmel büyût-ı ra‘nâlardır.
Ve kamusu beş yüz aded tahtânî ve fevkânî cümle kârgîr binâ ve serâpâ kiremit örtülü bâğlı ve bâğçeli vâsi‘ hânedânlardır. Cümleden hânemiz sâhibi Kara Mehemmed Ağa ve Ramazân Ağa ve Kör Alî Ağa hâneleri mükellef ü mükemmel büyût-ı ra‘nâlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 206a ·
metinde göster ·