… ir kimesnelerdir. Nehrinin, gâyet latîf sudur, halkı andan nûş edüp gâyet zinde
recül-i
sâlihleri vardır. Re‘âyâlarında Ermeni ve Gökdolak [ve] Aznavur Gürcîleri dahi …
Evsâf-i kal‘a-i Gürcîstân-ı Penk: Gürcî meliki bânîsi ismiyle müsemmâ bir kal‘a-i ra‘nâdır. Niçe mülûk destine girüp sene (---) târîhinde Selîm Hân-ı Evvel'e itâ‘at etmişlerdir. Hâlâ bu dahi Çıldır eyâleti hükmünde sancak beği tahtıdır. Beğinin hâssı 400.000 akçedir. Ze‘âmet ve timarı bâlâda mestûrdur. Alaybeğisi ve çeribaşısı vardır. Kânûn üzre cebelüleri ile beğinin askeriyle cümle bin mikdârı müsellah asker olur. Kal‘ası küçücük taş binâdır. Bir kapusu ve dizdârı ve neferâtları ve yüz elli akçe pâyesiyle kadısı vardır, ammâ esvâk-ı sultânîsi ve bâğı ve bâğçesi yokdur. Ahâlîsi sulehâ-yı ümmetden zirâ‘at [u] kanâ‘at ile geçinir kimesnelerdir. Nehrinin, gâyet latîf sudur, halkı andan nûş edüp gâyet zinde recül-i sâlihleri vardır. Re‘âyâlarında Ermeni ve Gökdolak [ve] Aznavur Gürcîleri dahi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 322b ·
metinde göster ·
… mahalde hayme ü hargâhlarımızla meks edüp hâb-ı râhatda yatarken re‘âyâdan bir
recül-i
sâlih gelüp paşaya mülâkî olup eydür "Sultânım, deryâda otuz altı pâre Kazak-ı …
Balçıkbaşı nâm bir mahalde hayme ü hargâhlarımızla meks edüp hâb-ı râhatda yatarken re‘âyâdan bir recül-i sâlih gelüp paşaya mülâkî olup eydür "Sultânım, deryâda otuz altı pâre Kazak-ı Ak şaykaları gezer, ihtimâldir muvafık eyyâm ile vakt-i Şâfi‘îde bu Balçık iskelesin nehb ü gâret ede" deyü paşayı haberdâr edüp gitdi. Paşa dahi Zıpır Bölükbaşı ve Gırbo ve Çento ve Hüseyin Bölükbaşıları yüzer yiğitleriyle piyâde ve bin aded güzîde esb-i tâzî-süvâr Abaza ve Çerkes ve Gürcî yiğitlerin ileri nısfu'l-leylde gönderüp bir kemîngâhda karâr etdiler. Hikmet-i İlâh ile vakt-i Şâfi‘îde Kazak karaya âdem döküp Balçık şehrinin cânib-i erba‘asından âteşe urup ahâlî-i belede telâş el verüp halk vâveylâda iken Kazak-ı Ak şehri nehb ü gârete başlayup "poz yoz" deyü feryâd ederken deryâda olan otuz altı pâre şaykaları dahi vakt-i Hanefî'de imdâda gelüp kenara çıkup anlar dahi imdâd-ı gârete gidüp gemilerinde ancak beşer onar kefere ve fecere kaldı. Hemân vakt-i sabâh olunca bizim kemîngâhda olan piyâde sekbân ve sarıca arıları dağdan teper aşağı "Allah Allah" sadâsına rehâ buldurup der-ceng-i evvel kâfirin leb-i deryâda olan firkatelerine sarılup ân-ı vâhidde amân vermeyüp on yedi adedin kabza-i tasarrufa alup içinde olan esir ümmet-i Muhammed'i halâs edüp anlara kürek çekdirerek deryâya alarga olup firâr eden kayıkları dahi ahz edüp içindeki beşer onar küffârı kayd-bend edüp esîrlikden halâs olan ibâdullah ile ba‘zı paşa efendimiz levendâtları deryâda levarime edüp demir bırakdılar. Bu kerre şehri gâret eden küffârlar bu hâli görüp karada kalup cânlarından Balçık iskelesindeki buğday anbarlarına girüp cenge âhenge başlayup kimi dağlara firâr ederken efendimiz Melek Ahmed Paşa ılgar ile Balçık başından imdâda gelirken bu firâr eden küffârlar râst gelüp kimin esîr ve kimin kelle paça edüp kimi dağlarda Dobruca Çıtağı eline girüp esir olmada. Ammâ beri tarafda Balçık şehri içre mahzenlere kapanan Kazaklar cân havliyle ceng [ü] cidâl edüp hemân paşa, askerine bezl-i mâl ihsân ederek "Koma şehbâzlarım, cümle mâl-ı ganâ’im [ü] üserâ sizin olsun" deyü alay çavuşları nidâ edince anbarları bizim asker âteşe urup damları delüp yedi sâ‘at-i nücûmî ceng-i azîm olup üç yüz kâfir esîr ve dörd yüz kelle ve paça ve otuz altı pâre şayka feth olup cümle bölükbaşılar çelenkler ve hil‘at-i fâhireler ile behremend oldular. Üç yüz kâfirden yüz kadarın der-i devlete Rûmeli şaykalarıyla gönderüp telhîs etdi. Mâ‘adâ kâfirleri ağavâtlara bezl edüp otuz altı pâre Urus şaykalarında olan mâl-ı ganâ’imi içinde esîr olan ibâdullaha mâlların teslîm edüp şaykaları Özü ve Kili ve Akkirmân kal‘aları ta‘mîr ü termîmine gönderüp âmedânî böyle bir gazâ-yı garrâda bulunduğumuza bu hakîrin şikeste beste târîhidir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 124a ·
metinde göster ·
… ada bî-bedel kavmdir. Ve gâyet musallî ve Şâfi‘îyyü'l-mezheb mü’min ve muvahhid
recül-i
sâlihleri vardır. Gerçi yaylalarında Halitî ve Çekvânî ve Zıbarı Yezîdî Kürdler …
Sitâyiş-i rıbât-ı Hazzo: Kal‘anın kıble cânibi dâmeninde bir vâsi‘ce zemînde bin aded hâneli henüz ma‘mûr olmada, cümle türâb ile mestûr büyût-ı ma‘mûrlardır. Cümle (---) aded mihrâbdır. Cümleden çârsû içinde (---)(---) câmi‘i (---)(---) câmi‘i ve Şeref Hân medresesi (---)(---)(---)(---)(---)(---) ve bir küçük kenîse hammâmı var ve üç yüz aded esvâk-ı muhtasarı var. Ve hâlâ hâkim-i vakt olan Murtezâ Beğ bir kârgîr binâ-yı metîn bir hân inşâ etmiş kim gûyâ bir hısn-ı hasîndir. Sengistân zemîn olmağile bâğ u bâğçeleri memdûh değildir, ammâ halkı şecî‘ ve tüvânâ fetâları olur. Piyâdesi ve hüssân süvarîsi meşhûrdur. Şeyhânî ve Ma‘arravî ve zıvzik kılıç urmada ve câb gödelec taşıyup ok atmada bî-bedel kavmdir. Ve gâyet musallî ve Şâfi‘îyyü'l-mezheb mü’min ve muvahhid recül-i sâlihleri vardır. Gerçi yaylalarında Halitî ve Çekvânî ve Zıbarı Yezîdî Kürdleri vardır ammâ anlar ile bey‘ u şirâ eylemezler. Bu şehrin cânib-i şimâlinde (---)(---) kal‘asıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 220b ·
metinde göster ·
Ammâ hikmet-i Hudâ ol asırda Hızır Nebî İskender'in askerî tâ’ifesinden bir
recül-i
sâlih imiş, halkdan ba‘îd serserî gitmek mu‘tâdı imiş. Bir mahalde kendüye harâ …
Ammâ hikmet-i Hudâ ol asırda Hızır Nebî İskender'in askerî tâ’ifesinden bir recül-i sâlih imiş, halkdan ba‘îd serserî gitmek mu‘tâdı imiş. Bir mahalde kendüye harâret-i bedeniyye ârîz olup bir âb-ı sâfîden nûş eder. Meğer ol âb-ı hayât-ı cennât imiş. İlâ hâze'l-ân Hazret-i Hızır zindedir kim deryâda ve gayrı cezâyirler hizmetine me’mûrlardır. Ammâ niçeler nübüvvetinde ihtilâf etmişler. Çoğu nübüvvetine zâhib olmuşlar. Netîce-i merâm âhir İskender âb-ı hayâtdan hayât-ı şifâyı bulamayup yine hukemâlarının ta‘lîmiyle "Dünyânın göbeği kûh-ı Bingöl'de âb-ı hayât olmak ihtimâli vardır." deyü "Azm-i kûh-ı Bingöl!" diyerek Basra önünde Şattu'l-Arab'a gelüp andan nûş edince karneyninin veca‘ı teskîn olur. Andan sâhil-i Şatt ile gelerek ve âb-ı nâbdan nûş ederek, kat‘-ı menâzil ü tayy-ı merâhil ederek nehr-i Batmân ile nehr-i Şatt'ın birbirine mahlût olduğu mahalle gelüp ikisinden dahi nûş edüp Şatt'ın nef‘in dahi ziyâdece müşâhade edüp Diyârbekr'e gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 222a ·
metinde göster ·
… mezler. Niçeleri pâ-bürehne ve ser-bürehne olmuş lahm-ı şahm sâhibi merd-i Hudâ
recül-i
sâlihler vardır. Cümleden biri,
Dağlardan su yolları edüp gârları içre âb-ı latîfler cereyân edüp tecdîd-i vudû‘ ederler. Gündüz sâ’im ve gice kâ’im cânlar vardır. Bir kimesneden bir dane-i hardal almazlar, harâm yemezler ve giymezler. Niçeleri pâ-bürehne ve ser-bürehne olmuş lahm-ı şahm sâhibi merd-i Hudâ recül-i sâlihler vardır. Cümleden biri,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 240b ·
metinde göster ·
… skender ve Lokmân (---)(---) Nûn haklarında "Nebî değillerdir. Ancak Hızır bir
recül-i
sâlih idi ve İskender bir pâdişâh-ı cihângîr idi ve Lokmân bir hâkim-i hâzık id …
Ba‘dehû İskender-i Zülkarneyn iki aded boynuzlarının derdine dermân arayup âb-ı hayât bulmağa gitdikde Hazret-i Hızır İskender ile bile idi. İskender cümle hukemâlarıyla âb-ı hayât bulmadan el yuyup avdet ederken Cenâb-ı Bârî yârî kılup Hazret-i Hızır'a âb-ı hayâtı müyesser edüp ilâ hâze'l-ân emr-i Hakk ile zinde olup deryâ hizmetine me’mûrdur. Ve bu rûy-ı zemînde Hazret-i Hızır'ın basup durup yatduğu yerler yeşil çemenzâr olduğiyçün Hızır Nebî derler. Ammâ niçe müfessirîn ve müverrihîn Hazret-i Hızır ve İskender ve Lokmân (---)(---) Nûn haklarında "Nebî değillerdir. Ancak Hızır bir recül-i sâlih idi ve İskender bir pâdişâh-ı cihângîr idi ve Lokmân bir hâkim-i hâzık idi ve Zünnûn dahi bir sayyâd-ı semek idi." demişler ammâ niçe müverrih ve müfessirler Hızır ile Mûsâ Kelîm hakkında âyet sâbık olmağile ve İskender hakkında sûre-i (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 407a ·
metinde göster ·
… r-ı münevverdir. Ammâ dâ’imâ uzlet-nişîn ve meşâyih-i pîşîn gibi bir bezemiskîn
recül-i
sâlihdir. Ve halkdan munkatı‘ köşe-i vahdetde âlem-i vahdet eder. Senede bir ge …
eş-şeyh Seyyid İbrâhîm Çelebi Efendi: Bizzât hazret-i şeyh İbrâhîm-i Gülşenî hazretlerinin evlâd-ı zevî'l-ihtirâmı Hayâlî Çelebi anın oğlu Seyyid Hasan anın oğlu eş-şeyh Alî Safvetî (---)(---) Seyyid Alî anın oğlu bu Çelebi Efendi'dir kim hasîbü'n-nesîb olduğuna bir alâmet bu yeter kim bir kerre vech-i şerîfin gören âşıkı olup bin cân [u] dil ile kendüye bende olup anlardan cihâz-ı fakrı kabûl edüp fukarâ-yı Gülşenî olur. Zîrâ vech-i şerîfleri tarîkleri gibi gülşen-i nûr-ı münevverdir. Ammâ dâ’imâ uzlet-nişîn ve meşâyih-i pîşîn gibi bir bezemiskîn recül-i sâlihdir. Ve halkdan munkatı‘ köşe-i vahdetde âlem-i vahdet eder. Senede bir gece âsitânelerine varup mevlûd-ı şerîfe çıkar. Andan gayrı hânesinden bir kadem taşra çıkmayup halk ihtilât etmeden berî olmuş sâhib-i câzibe bir çelebidir. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y248a ·
metinde göster ·
eş-şeyh Ayyâşî: şeyh Alî şümürlisî hazretinden telemmüz edüp Sultân Mü’eyyed câmi‘inde ders-i âmdır. Bir vakâr-hey’et [ü] vecâhet ve fesâhat ü belâgat sâhibi kimesnedir. Bir mün‘im ve kesîrü'l-kirâm ve beyne'l-halk sâhib-i kelâm ve bir recül-i sâlih ü fâzıl kimesnedir. Lisân-ı Türkî kelimât etdüğinden sâ’ir ulemâ "Osmânlı ile ihtilât eder", deyü hased ederler. Ammâ bir hamûl u mu‘tedil sâkin âdemdir. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y248b ·
metinde göster ·
… er. şeyh Alî-i Uryânî hazretlerinden feyz almışdır. Ve gâyet sulehâ-yı ümmetden
recül-i
sâlih ehl-i tevhîd âdemdir.
eş-şeyh Ahmed-i İskenderânî: Mısır-ı Kâhire-i nâdiretü'l-asrda ekmel-i fuzalâ-i a‘sâr ve efdal-i ulemâ-yı kitâb-ı edvâr ve hoş-âvâz sâhib-i niyâz ve garîb dilnüvâz ve âlüfte ve âşüfte ve hoş-elhân bir kimesnedir. Cemî‘i ulemâ-yı kibârda ve mîrimîrân-ı sığârda mevlûdü'n-nebî olsa elbette bu şeyh Ahmed-i İskenderânî olmayınca olmaz. Zîrâ bunda niçe bin kasâyid-i na‘t-ı şerîf ve kasâyid-i Tâ’iyye-i Ömer ibnü'l-Fârız'ı Dâvûdî bülend-âvâz ile kırâ’at etdükde istimâ‘ eden âşıkân-ı Y 249a sâdıkân vecde gelüp gûyâ masrû‘ olurlar. Nefesinde garîb hâlet var kim âdemi vâlih [ü] hayrân eder. şeyh Alî-i Uryânî hazretlerinden feyz almışdır. Ve gâyet sulehâ-yı ümmetden recül-i sâlih ehl-i tevhîd âdemdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y248b–Y249a ·
metinde göster ·
sâlih idi. Câmi‘-i İbn Ahmed Tolun hareminde medfûndur. Câmi‘-i Tolun cebel-i Y …
Evvelâ Hazret-i şeyh Yeşkür. Recül-i sâlih idi. Câmi‘-i İbn Ahmed Tolun hareminde medfûndur. Câmi‘-i Tolun cebel-i Yeşkür'dedir. İbâdetgâh ve ziyâretgâh-ı kadîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y259b ·
metinde göster ·
… [ü] rûz kapusu önünde fukarâya ni‘meti bî-minnet tenâvül olunur, hânedân sâhibi
recül-i
sâlihdir. Ve Koca Mustafâ Ağa hemçünân müsâfirîne ve mesâkîne ikrâm eder. Ve bu …
Ve bu şehir Nîl kenârınca tûlü bin yüz adımdır. Ve âb [u] havâsının letâfetinden mahbûb u mahbûbesi memdûhdur. Ve halkı gâyet garîb-dost ankâ a‘yân-ı kibârı vardır. Müsâfirîn ü mücâvirîne ni‘metleri mebzûldür. Husûsâ Dilâver Kâşif'in şeb [ü] rûz kapusu önünde fukarâya ni‘meti bî-minnet tenâvül olunur, hânedân sâhibi recül-i sâlihdir. Ve Koca Mustafâ Ağa hemçünân müsâfirîne ve mesâkîne ikrâm eder. Ve bu şehrin müfessirîn ü muhaddisîn ulemâ ve sulehâsı gâyet çokdur, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y354a ·
metinde göster ·
sâlih olmağile ismi dahi Sâlih'dir. Sây kal‘ası ağası mektûbun verüp safâ etdi …
Fûnc meliki hükmünde Kör Hüseyin Beğ hâkimdir. Bunda bir esvedü'l-vech kadıları var. Zamân-ı kadîmde şehr-i azîm imiş. Kal‘ası Nîl içinde cânib-i garba karîb bir cezîrede olmağın beri şark cânibinde cümle refîklerimiz bırağup bir kayasa gemiyle cânib-i garbda kal‘aya ubûr edüp hâkimine vardık. Bir esmerü'l-levn recül-i sâlih olmağile ismi dahi Sâlih'dir. Sây kal‘ası ağası mektûbun verüp safâ etdi ve bizim karşu cânibde âdemlerimize ve atlarımıza zahîreler gönderdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y395b ·
metinde göster ·
… înden ve hâfız hamele-i Kur’ân'dan niçe bin e’imme ve hutebâ ve ulemâ ve sulehâ
recül-i
sâlihler vardır. Ve kavm-i necâyîb ya‘nî kibâr-ı nücebâ bu diyârda me’mûrlardır …
Ve mu‘cize-i Yûsuf Nebî berekâtiyle Q 349aP 343a bu şehrin bu kadar bin bâğları var iken bi-emrillâhi ta‘âlâ üzümü şarâb olmaz. Zîrâ bu şehirde mazanne-i kerâme mecâzibûndan ve ulemâ-yı müfessirîn ü muhaddisîn ü musannifînden ve hâfız hamele-i Kur’ân'dan niçe bin e’imme ve hutebâ ve ulemâ ve sulehâ recül-i sâlihler vardır. Ve kavm-i necâyîb ya‘nî kibâr-ı nücebâ bu diyârda me’mûrlardır. Ve meşâyihi gâyet çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·