… unup anın tahtında sefer eşerler idi. Şimdiki hâlde piyâde ve müsellem tâ’ifesi
ref‘ olup
cümlesi re‘âyâ kayd olunup ve çiftlikleri tîmâr ve ze‘âmet kayd olunup zü‘amâ v …
Ve Rûmeli'nde olduğu gibi bunların dahi müsellem ocağının çiftlikleri olup hâsıl olan kendü öşürleri resmi alınmayup kendülere tîmâr mahsûlü kayd olunup anın tahtında sefer eşerler idi. Şimdiki hâlde piyâde ve müsellem tâ’ifesi ref‘ olup cümlesi re‘âyâ kayd olunup ve çiftlikleri tîmâr ve ze‘âmet kayd olunup zü‘amâ ve erbâb tîmârları kapudan paşa ile deryâ seferine me’mûrlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 55a ·
metinde göster ·
… -i Hudâ hemân ol ân Belde-i Tayyibe ya‘nî kal‘a-i Kostantıniyye içinden zulemât
ref‘ olup
halk-ı cihân mesrûr [u] handân olup mürde diller tâze cân 63b buldu. Ganî ve …
Azamet-i Hudâ hemân ol ân Belde-i Tayyibe ya‘nî kal‘a-i Kostantıniyye içinden zulemât ref‘ olup halk-ı cihân mesrûr [u] handân olup mürde diller tâze cân 63b buldu. Ganî ve fakîrin yüzü güldü.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 63a–63b ·
metinde göster ·
hevâ küşâde olur, ra‘d u berk dahi münkatı‘ oldu. Ammâ yine deryânın temevvüci …
mazmûnunca rüzigâr, rûzgâr[ı] şiddet üzre ele alup azametu'llâh bin elli (---) Safer'inin dördüncü günü bizi temevvüc-i deryâ döğmeğe başlayup üç gün üç gice ra‘d u berk, zifoz ve salıntı ve kırıntı ve şimşek ve yıldırım ve yağmur ile mahlût, kar ve dipi ve boran çekmeden mellâhların gemi üstünde durmağa iktidârları olmayup her biri geminin birer küncinde genc bulmuş gibi pinhân oldular. Yolcular hod evvelen-bi't-tarîk kimi istifrâ‘ etmede kimi istiğfâr edüp kurbânlar ve tasadduk-ı nezerâtlar etmede. Hakîr eyitdim "Ey İbâdullah, gelin sizinle ale'l-umum İhlâs-ı şerîfe müdâvemet edelim. Ola kim Cenâb-ı İzzet âyet-i İhlâs hürmetine cümlemiz halâs ide" dedim. Hemân cümle hâzırûn, derûn-ı dilden 265a İhlâs-ı şerîfe müdâvemet edince bi-emrillahi Te‘âlâ ân-ı vâhidde zulumât-ı semâ ref‘ olup hevâ küşâde olur, ra‘d u berk dahi münkatı‘ oldu. Ammâ yine deryânın temevvüci ârâm etmeyüp yedişerleme ta‘bîr etdikleri kum aslâ amân vermeyüp kâh evc-i âsumâna çıkup bulutlara geminin sütûnu dokunurdu; kâh ka‘r-ı deryâya inüp gûyâ Gayyâ deresi ve derk-i esfele inmiş olup cânib-i erba‘amızda Bahr-i siyâh, kûh-i bî-sütûn-misâl nümâyân olurdu. Âhir anbarın kapağın küşâde edüp anbardan metâ‘-ı sakîlleri cümle deryâya ilkâ eyledik, yine emân bulmadık. Anı gördük, geminin kıçından dümen iğneciği kırılup dümen deryâya düşünce cümle keştîbânlar ellerin dizlerine urup pes-i perdeden birbirleriyle helâlleşmeğe başladılar. Hemân bu mahalde cânı başı zinde, yarar ve bahâdır gemiciler ellerine baltalar alup ibtidâ gemi çarmıhları iplerini kesüp andan gemi direğine balta üşürüp ân-ı vâhidde direği kat‘, direk deryâya düşerken on bir âdemi ezüp helâk etdi. Ol merhûmların meyyitlerin deryâya atınca gemi içre bir gıriv [u] feryâd kopup herkes hayâtdan me’yûs olup cân bâzârına düşdüler. Bu mahalde bir sağanak dahi gelüp gemiyi baştan tarafa iki pâre edince anbâr içinde pinhân olan cümle yolcular ve üsârâlar anbârdan taşra çıkup fez‘ u ez‘a başlayınca niçe âdemler helâlleşüp ba‘zı keştîbânlar uryân olmağa başlayup herkes bir tahta ve kabak [ve] varul ve fıçı şekilli eşyâları ellerine almağa başladılar. Hakîrin dahi hâli ol hâlde dîr-gûn olup Yâsîn-i şerîfe müdâvemet edüp bu kadar memâlîk u mâl [u] erzak aslâ hâtıra hutûr etmeyüp derûn-ı dilden cümle umûrum Cenâb-ı İzzet'e tefvîz edüp âyet Arapça âyetin, âyet
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 264b–265a ·
metinde göster ·
… üp semâdan bârân-ı rahmet nâzil olup Üsküdar ve İslâmbol üzre zulümât-ı nühûset
ref‘ olup
âlem münevver oldu" deyü bu vâkı‘ayı Şeyh Halîl Efendi bu uslûb üzre Murâd Paşa …
Ve mü’essirât-ı rü’yâ-yı sâliha: Şeyh Çelebi âlem-i menâmında görür kim "Üsküdar'daki namâzgâha niçe kerre yüz bin ümmet-i Mehemmed cem‘ olup def‘-i belâ içün du‘â-yı istiskâya hâzır olup Üsküdarî Mahmûd Efendi va‘z [u] nasîhate çıkmış derler. Mahmûd Efendi buyururlar kim; 'Üsküdar arz-ı mukaddese hâkinden olup bizim himâyemizle olmağıla Gürcî Nebî nâm Celâlînin Murâd Paşa elinde münhedim olmasın ricâ etdim. İnşâallahu Te‘âlâ bin elli dokuzunun mâh-ı (---) linde yevm-i (---) de ve (---) sâ‘atde vakt-i zuhrda Gürcî Nebî münhedim olup guzât-ı müslimîn niçe mâl-ı ganâyimle muğtenim olup niçe bin ümmet-i Muhammed deryâya gark olmadan ve benim himâyemde olan Üsküdar'ın ihrâk bi'n-nâr olmadan halâs olmasın ricâ edüp hamd-i Hüdâ ricâmız hayyiz-i kabûlde vâkı‘ olup Murâd Paşa (---) kadar sadrıa‘zam olup selâmetle Budin'e vâlî olup kapudan olup yine sadrıa‘zam olup ba‘dehû Arabistân'da Hamâ şehrinde müte’ehhil olup hânedân sâhibi olmasın ricâ eyledik. Şimdiki hâlde bu istiskâ va‘zına nûr-ı didem cân-ı azîzim Abdülgafûr Çelebim kürsiye çıkup va‘z u nasîhat etsün' buyurduklarında Gafûrî Efendi Üsküdar minberine çıkup du‘â edüp semâdan bârân-ı rahmet nâzil olup Üsküdar ve İslâmbol üzre zulümât-ı nühûset ref‘ olup âlem münevver oldu" deyü bu vâkı‘ayı Şeyh Halîl Efendi bu uslûb üzre Murâd Paşa'ya nakledince Murâd Paşa eydür "Vallahi Efendi, geçen gice ben dahi vâkı‘amda bu İslâmbol'da ehlimi talâk-ı selâs ile mutallaka edüp Hamâ şehrinde te’ehhül edüp kubbeli sarâylar ve câmi‘ler binâ etdirmişim. İnşâallah hayr ola" deyüp Halîl Efendi'ye vâfir ihsân [u] in‘âmlar edüp Halîl Efendi'nin hayr du‘âsın alır. Ba‘dehû bu vâkı‘adan ne zuhûrât-ı İlâhiyye âşikâre ola derken Gürcî Nebî'nin isyân [u] tuğyânı zâhir oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 30a ·
metinde göster ·
… e cereyân eden Hemâm çayı üzre olan barud-ı siyâh değirmânlarına hâss idi. Hâlâ
ref‘ olup
vâlide voyvâdâsı zâbt eder}. Kethüdâyeri ve serdârı ve dizdârı ve muhtesibi ve …
Sebeb-i tesmiyyesi (---)(---)(---) fâtihi Âl-i Selçukiyân'dan Kılıç Arslan İzzeddîn ibn Mes‘ûd sene tis‘a ve sittîn ve hamse-mi’e târîhinde Âl-i Dânişmend'in i‘ânetiyle bu şehr-i Rûm Yunaniyân elinden dest-i kahr ile feth etmişdir. Ba‘dehû Antâlî'den küffâr hurûc edüp Selçukiyân'ın inkırâz bulduğu mahalde bu kal‘a-i Bor'a küffâr istilâ edüp Bûr iken bî-nûr oldu. Ba‘dehû sene (---) târîhinde Âl-i Osmân'dan Orhân Gâzî Hacı Bektâş-ı Velî i‘ânetiyle feth etdi. Ba‘de'l-Orhân Gâzî Karamânoğlu İbrâhîm Beğ bu şehre mutasarrıf oldu. Ba‘dehu sene (---) târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân dest-i kahr ile alup ilâ'l-ân dest-i Âl-i Osmân'dadır. Ammâ Süleymân Hân tahrîri üzre Konya eyâletinde Niğde beği sancağı hükmünde yüz elli akçe pâyesiyle şerîf kazâdır ve nâhiyesi cümle 13 aded kurâdır. Kadılara senevî bir yük akçe hâsıl olur. Taraf-ı pâdişâhîden hâkimi vâlide kethüdâsıdır kim hâss-ı hümâyûndan ifrâzdır. {Hâlâ şehrden altmış bin akçe hâsıl olup vâlide sultânlara gider. Ammâ mukaddemâ bu şehr içre cereyân eden Hemâm çayı üzre olan barud-ı siyâh değirmânlarına hâss idi. Hâlâ ref‘ olup vâlide voyvâdâsı zâbt eder}. Kethüdâyeri ve serdârı ve dizdârı ve muhtesibi ve subaşısı vardır, ammâ müftî ve nakîbü'l-eşrâfı yokdur, zîrâ tarafeyninde şehr-i Niğde ve şehr-i Aksarây dahi ba‘îdce şehr-i Kayseriyye mütfîlerine mürâca‘at ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 69a ·
metinde göster ·
… mak ile dizdârı ve neferâtları ve cebehâneleri ve nâzük topları aşağı hisârlara
ref‘ olup
bu kal‘a iç elde kaldı ve ihtiyâc dahi değildir.
Nâhiyesi (---) aded kurâdır. (---) Müftîsi ve nakîbüleşrâf vekîli ve dizdârı ve kethüdâyeri ve emîni ve bâcdârı ve muhtesibi vardır, zîrâ bender iskeledir, ammâ Boğazhisârlar yakın olmak ile dizdârı ve neferâtları ve cebehâneleri ve nâzük topları aşağı hisârlara ref‘ olup bu kal‘a iç elde kaldı ve ihtiyâc dahi değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 87b ·
metinde göster ·
… un ve babka nâm guruş keserlerdi. Dest-i Âl-i Osmân'da giriftâr olalı sikkeleri
ref‘ olup
ancak bakırdan penez nâm akçeleri vardır. Bukreyş şehrinde ve Tirkoviş şehrinde …
Penez nâm akçelerinin hatların beyân eder: Zamân-ı kadîmde Âl-i Osmân tulû‘ından mukaddem bunlar dahi başka krallık idi ve altun ve gümüş ma‘âdinleri olmak ile paçka(?) nâm beşlik ve porkab(?) nâm altun ve babka nâm guruş keserlerdi. Dest-i Âl-i Osmân'da giriftâr olalı sikkeleri ref‘ olup ancak bakırdan penez nâm akçeleri vardır. Bukreyş şehrinde ve Tirkoviş şehrinde kesilirdi. Şimdi anı da kesmez olup eski penezleriyle ve Erdel penezleriyle bey‘ [u] şirâ ederler. Penezlerinin bir yanında beğlerinin ismi ve kenârlarında târîhleri var. Bir yanında Hazret-i Îsâ sûreti ve târîhi yazılıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 102b ·
metinde göster ·
kal‘a-i Kefe gibi bir şehr-i mu‘azzam kâ’immakâmlık oldu. Dîn [ü] devlete Köpür …
Ve Kefe sancağı, paşaların tahtgâhlarıdır, ammâ sene 1067 târîhinden berü Kefe vezîrlerinin tahtgâhları kal‘a-i Azak olup Azak beği ref‘ olup kal‘a-i Kefe gibi bir şehr-i mu‘azzam kâ’immakâmlık oldu. Dîn [ü] devlete Köpürlü Mehemmed Paşa eyi etdi, ammâ Azağ'ı muhâfaza eden vüzerâlara azâb-ı elîm oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 139a ·
metinde göster ·
… anastırı olup içinde iki yüz aded ruhbânları var. Deli Hüseyin Paşa evkâfı idi.
Ref‘ olup
Kisoma beğine hâss-ı hümâyûn tahrîr olunup Kisoma hudûdu bu mahalde tamâm oldu. …
Yüz pâre gemi alır ağzı garb tarafına nâzır limandır. Lâkin içinde tatlı suları yokdur. Taşrasında bir manastırı olup içinde iki yüz aded ruhbânları var. Deli Hüseyin Paşa evkâfı idi. Ref‘ olup Kisoma beğine hâss-ı hümâyûn tahrîr olunup Kisoma hudûdu bu mahalde tamâm oldu. Ve ol mahalden bir âb-ı hayât dere akar. İsmine Rûm kefereleri Kıryo Nero derler, ya‘nî sovuk su demekdir tâ isfakiye dağlarından gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 322a ·
metinde göster ·
… -i seferde beği dörd pâre kalyeta ile cümle iki bin askerle sefer eşerdi. Şimdi
ref‘ olup
on pâre firkateleri vardır.
Hâlâ bu kal‘a-i Aya Mavra Selîm Hân-ı Sânî tahrîrinde Kapudan paşa eyâletinde Aya Mavra beğinin tahtıdır. Beğinin hâss-ı hümâyûnu taraf-ı pâdişâhîden 4.000.000 akçedir. Ve 15 [ze‘âmet] ve cümle 354 aded tîmârdır. Alaybeği ve çeribaşısı vardır. Hîn-i seferde beği dörd pâre kalyeta ile cümle iki bin askerle sefer eşerdi. Şimdi ref‘ olup on pâre firkateleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 343a ·
metinde göster ·
… r ve mesmûm ve mahmûm ve meflûc ve mağmûm olan kimesnelerin üstlerinden nühûset
ref‘ olup
tâze cân bulurlar. Bu hâl üzre üç gün üç gece niçe bin âdem bunda ayş u işret e …
Hikmet-i Hudâ bir seneden berü tehî olan havuzlar ol ıyd-i Yahûdî günü kayalardan ra‘d-vâr gürleyerek bir âb-ı sâfî Y 198b hurûc edüp cümle havuzlar mâl-â-mâl olup giren girenin olup cümle milel-i muhtelife girüp gasl ederler. Hikmet-i İlâh meshûr ve mesmûm ve mahmûm ve meflûc ve mağmûm olan kimesnelerin üstlerinden nühûset ref‘ olup tâze cân bulurlar. Bu hâl üzre üç gün üç gece niçe bin âdem bunda ayş u işret edüp bu âb-ı cânfezâdan teberrüken kumkumalara ve cerrelere doldurup berre ve bahre vilâyet vilâvet "ayn-ı Mîrûn" deyü hedâyâ gönderirler, yetmiş derde devâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y198a–Y198b ·
metinde göster ·
dîvân ferrâşları ve arrâfları Sultân Ferec ve Sultân Kalavân ve Sultân Kayıtbay …
Ba‘dehu cümle sahanlar ref‘ olup dîvân ferrâşları ve arrâfları Sultân Ferec ve Sultân Kalavân ve Sultân Kayıtbay asrından kalmış kâr-ı kadîm altuna benzer pirinc ileğen ve ibrîkler ve gûnâ-gûn sâbûndânlar ile arrâfbaşı ibtidâ paşanın önünde yer öpüp paşanın dizine mahalle makraması koyup biri dahi mümessek ü mu‘amberîn sâbûn verüp paşa elin yaykayup cümle bu tertîb üzre ellerin gasl edüp herkes yerli yerinde ber-karâr olup du‘âcı efendi Kur’ân-ı azîmden âye[t], sûre-i Mâ’ide'de:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y181b ·
metinde göster ·
Hâlâ İbrîm sancağı hükmünde ve İsvân kazâsı nâhiyesinde dizdârı ve neferâtları
ref‘ olup
derûn-ı kal‘ada üç yüz hasır evli Benî Ca‘fer kabîlesi sâkinlerdir. Müslim geçi …
Hâlâ İbrîm sancağı hükmünde ve İsvân kazâsı nâhiyesinde dizdârı ve neferâtları ref‘ olup derûn-ı kal‘ada üç yüz hasır evli Benî Ca‘fer kabîlesi sâkinlerdir. Müslim geçinirler, ammâ mezhebleri Ca‘ferî'dir. Ve kal‘a hâricinde ve çölde sâkin olurlar. Cümle altı bin kavimdir. Emvâl [ü] erzâkları vefret üzre mün‘im kavmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y384b ·
metinde göster ·