alup niçe kerre yüz bin guruşluk mâl-ı hazâyin alup mesrûr [u] şâdân Arabistân …
Andan cezîre-i İstanköy ve cezîre-i Sakız'ı ve cezîre-i Midilli'yi ve cezîre-i ilimye'yi ve cezîre-i Bozca'yı bir günde feth edüp müjde haberleri yine halîfeye gidüp Kostantıniyye fethine müteveccih olup Boğaz'dan içeri dörd yüz pâre keştî ile girüp kal‘a-i Kostantîn altında lenger-endâht olup kal‘ayı muhâsaraya şürû‘ edüp deryâdan cümle keştîler Akdeniz ve Karadeniz cânibler[in]den sefâyinler ile gelen zahîreleri ahz edüp asker-i İslâm ganâyimle muğtenim, küffâr-ı mahsûr kaht [u] galâ ile vücûdları mün‘adim olup kal‘adan küffâr "amân el-amân" deyüp her sene birer kadırga yükü mâl-ı hârac vermek üzre sulh edüp Hırkîl kıral-ı dâllin veled-i nâ-pâkin pâk etmek içün serdâr-ı zafer-şi‘âr rehin alup niçe kerre yüz bin guruşluk mâl-ı hazâyin alup mesrûr [u] şâdân Arabistân ellerine avdet edüp sâlimîn ü gânimîn Şâm'a dâhil oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 20a ·
metinde göster ·
… Eyyûb-ı Ensârî bin mikdârı pür-silâh âdemleri ile zîr-i kal‘aya gelüp kâfirden
rehin
almadan kal‘aya bî-bâk [u] bî-pervâ dâhil olup doğru 20b Ayasofya deyrine var …
Andan ba‘zı Sahâbe-i kirâm bâri gelmiş iken kal‘aya girüp Ayasofya'da iki rek‘at namâz kılalım deyü kıraldan izin alup ve harâcların alup cengden ferâgat etdiler. Ve Mesleme ve Ebâ Eyyûb-ı Ensârî bin mikdârı pür-silâh âdemleri ile zîr-i kal‘aya gelüp kâfirden rehin almadan kal‘aya bî-bâk [u] bî-pervâ dâhil olup doğru 20b Ayasofya deyrine varup ikişer rek‘at salât-ı hâcet kılup;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 20a–20b ·
metinde göster ·
… biz sizin esîrlerinizden yüz bin üsârâları ve sene-i sâbıkda halîfemiz yanında
rehin
olan kıralzâdeniz âteşe göyündürürüz" deyü haber gönderdiler.
"Ey garîb müslim abdullâhlar hemân {cümleniz} sağ iken kalkın yohsa sizi Îsâ uğruna cümle kırup ölen serdârınızı bulup âteşe yakarız" deyü haber gönderdiler. Asker-i İslâm dahi "Siz serdârımızın ölüsün âteşe yakarsanız biz sizin esîrlerinizden yüz bin üsârâları ve sene-i sâbıkda halîfemiz yanında rehin olan kıralzâdeniz âteşe göyündürürüz" deyü haber gönderdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 20b ·
metinde göster ·
… keferecikler; "Gerçi biz bunları bunda kırarız ammâ anlar dahi Haleb ve Şâm'da
rehin
olan kıralzâdelerimiz ve bu kadar yüz bin üsârâlarımız kırarlar" deyü cevâb edi …
Ba‘zı âkıbet-endîş munsıf keferecikler; "Gerçi biz bunları bunda kırarız ammâ anlar dahi Haleb ve Şâm'da rehin olan kıralzâdelerimiz ve bu kadar yüz bin üsârâlarımız kırarlar" deyü cevâb edince yine ba‘zı melâ‘în,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 21b ·
metinde göster ·
… umbara ve kurşumlar ve lağımlar atılup kal‘anın ba‘zı münhedim olan yerlerinden
rehin
nâmıyla bir kaç kapudan küffâr çıkup on gün mehil istediler. Serdâr eyitdi "Ale …
{Der-beyân-ı muhâsara-i kal‘a-i Hanya} : Ba‘dehû fermân-ı serdâr ile cümle hayme ve hargâhları Hanya kal‘asının cânib-i şarkîsi ve garbîsi ve cenûbî tarafına top menzili ba‘îd ordu-yı İslâm kat-ender-kat kurulup cânib-i erba‘a içine karavullar ta‘yîn olunup cümle mîr-i mîran ve asâkir-i a‘yân-ı cüyûş-ı müslimîn hayme ve hargâhı ve bâr [u] bengâhıyla ta‘yîn olunduğu yerlerde meks edüp taraf taraf çavuşlar tenbîh edüp cümle guzât gusller eyleyüp herkes helâlleşüp Bismillah ile ibtidâ yeniçeri ocağı rûz-ı rûşende meterise girdiler. Ertesi ale's-sabâh deryâ-misâl asker ile mevc mevc ve fevc fevc ve gürûh gürûh müzeyyen ve müsellâh cüyûş-ı muvahhidîn ile Serdâr-ı mu‘azzam Yûsuf Paşa kal‘a altından küffâr-ı hâre karşu alâ rağmi'l-a‘dâ'l-a‘dâ bir alay olmuşdur kim cümle küffâr-ı dûzah-karâr havf [u] haşyet-i Âl-i Osmân'dan mebhût [u] mütehayyir kaldılar. Andan serdâr-ı mu‘azzam, kânûn-ı kadîm üzre otağına nüzûl etdüğü sâ‘at cümle beldâr u çerâhora kırk bin mikdârı kazma ve kürek verüp yedi koldan sıçan yollarına mübâşeret olunup yedi koldan kal‘a-i Hanya'yı kuşadup muhâsara etdiler. Evvelâ kal‘anın cânib-i cenûbunda yeniçeri kethüdâsı koluna serdâr-ı mu‘azzam girdi. Ve Anadolu eyâleti ile (---) Paşa on oda ile zağarcıbaşı girdi. Ve Rûmeli eyâletiyle (---) Paşa on oda ile samsoncubaşı girdi. Kapu tarafı ki cenûb tarafıdır, Sivas eyâletiyle (---) Paşa beş oda ile yeniçeriyle haseki ağa meterise ve cânib-i şarkîsinde gümüş tabyasına cümle Cezâyirli meterise girdi. Ve kal‘anın cânib-i garbîsinde Altuntabya tarafına Haleb eyâletine mutasarrıf (---) Paşa üç oda ile zenberekçibaşı meterise girdi. Netîce-i kelâm yedi koldan on yedi kat-ender-kat cümle guzât meterise girüp her tarafdan göz açdırmayup günden güne meterisler yürümede, ammâ sedd-i İskender-vâr bir çâr-kûşe kal‘a-i üstüvâr olmağıla cânib-i şimâlîsi liman ve deryâ vâkı‘ olup ol tarafında meterise girilmek muhâl-ender-muhâl olup ancak karada şarkî ve garbî ve cenûb tarafından meterise girildi. La‘în-i bî-dîn küffâr, Âl-i Osmân ile Kıbrıs gazâsından berü ceng [ü] cidâl ve harb [u] kıtâl etmemeğile askeri dinç ve cebehânesi gülünç ve sâ’ir mühimmatları mütekâsir ve soltatları vâfîr, şeb [u] rûz ârâm etmeyüp yedi gün yedi gice kırk bin top ve niçe kerre yüz bin tüfenk-i pür-renk ve niçe bin kazan kumbara atup şeb-i zulmânîde kal‘ayı meş‘al-i mu‘allaklar ile çerâğân ederdi. Yedi günde yedi bin âdem şehâdet câmın nûş edüp camadanları beytü'l-mâle teslîm olundu. Ammâ hamd-i Hudâ guzât-ı müslimîn zerre ve şemme havf etmeyüp serdâr-ı bâ-vakârın ihsân [u] in‘âmı sebebiyle ihtimâm-ı 271b tam edüp gice ve gündüz meterisleri ileri yürüdüp üçüncü gün handak kenarına varıldı. Ve yedi koldan balyemez toplar kal‘anın yedi yerinden rahneler verdi. Ammâ kal‘anın zerre mikdârı rûhunun haberi olmadı. Gûyâ bir kûh-ı Demâvend idi. Bu hâl üzre yigirmi gün yigirmi gice ceng [u] cidâl ve harb [u] kıtâl olup mel‘ûn küffâr topa tutulmuş maymuna dönüp henüz hâbdan bîdâr olur gibi kudurmuş yılana dönüp eyle hıyel u şeytanat ve âteş-bâzlıklar edüp cümle guzât-ı müslimîni kebâb eyledi. Asker-i İslâm bu hıyel u mel‘ânetlerine bakmayup gün-be-gün ser-bâzlıkların ziyâde edüp Kumtabya cânibinden toprak sürmeğe eyâlet-i Şâm ve Mar‘ayş ve Karaman ve Tarabefzûn me’mûr olup toprak dağlar gibi gelirken küffâr-ı bed-girdâr [u] hilekâr kal‘a içinden el kumbarası ve kazan kumbarası ile erbâb-ı timarı yakup yandırdı. Âhir toprak sürmek mümkün olmayup taraf taraf lağımlara mübâşeret olunup kal‘anın garbî cânibi ki Nazarta tarafıdır, ol cânibden üç ağızlı bir lağm-ı sehm-gîn atılup kal‘anın yetmiş arşın mikdârı yeri hevâya perrân olup üzerinde olan küffârlar zâğ-ı gammâz-vâr hevâya pervâz urup dârü'l-bevâr-ı veylde karâr etdiler. Küffâr-ı dûzah-karâr bu lağım fennin görüp fi'l-hâl derûn-ı kal‘ada zîr-i handakdan güzer edüp bir lağım-ı sehm-gîn [ü] keyd-i mekîn atmışdır kim sürülen toprakla iki yüz mikdârı âdemleri evc-i hevâya münkalib edüp bir sâ‘at-i nücûmî gubar-ı türâb ile asker-i İslâm zulumât içre kaldılar. Niçe âdemler zîr-i türâbda bî-nâm u nişân olup bilâ-lahid ü bilâ tekfîn medfûn oldular. Guzât-ı müslimîn bu hâle dahi bakmayıp birbirlerin cenge tergîb edüp kal‘anın rahnedâr yerlerinden serdengeçdiler câbecâ kelleler ve diller getirmeğe başladılar. Hemân serdâr hazretleri kelle getirene elli altun, dil getirene yüz altun ve esîrin ihsân edüp niçesine timar u ze‘âmet bî-dirîğ ihsân oldukça guzât-ı müslimîn cân u gönülden cân ve baş verüp bir kaç kerre tâ derûn-ı kal‘adan kelle ve dil ve bir kerre ceneralin oğlun kayd-bend ile getirdiler. Ammâ ol gün mel‘ûn küffâr kudurdular ve hayli ceng edüp bî-nihâye yiğitleri şehîd etdiler. Ve bundan mâ‘adâ şeb [u] rûz görülmemiş âteş-feşânlık ederdi. Mâh-ı mezbûrun (---) günü derûn-ı kal‘adan bir küffâr resen-bâzlık ederek nüzûl edüp serdâr-ı âlî-tebârın huzûruna gelüp eydür "Sultânım! Eğer kal‘a içinde benim evimi ve ehl [u] iyâlimi bana ihsân edersen sana müjdem vardır" dedi. Serdâr "Hânenden ma‘a ziyâde murâd [u] maksudun her ne ise dîn-i Muhammedî hakk-içün sana ihsân edüp cümle re‘âyâya seni zâbit nasb edüp cümle tekâlîf-i örfiyyeden seni ve evlâdların mu‘âf ve müsellem edem" deyü yemîn billah ve kasem tallah edüp mezkûr keferenin gerdenine bir emân destmâlı bend edüp keferenin cümle ricâsın kabûl etdikde kefere eyitdi. "Sultânım: Küffâr içerde iki fırka olup Rûmlar kal‘ada kırılmakdan kal‘ayı Osmânlıya verüp harâc-güzâr re‘âyâ olalım derler. Venedikli, yok elbette imdâdımız gelince ceng edüp kırılırız, kal‘ayı virmeziz derler ve imdâdlarının gelmek ihtimâlleri vardır. Ve kendüler dahi top u tüfenk ve lağımdan helâk olup cümle küffâr liman tarafı emîn olmağıla anda cem‘ olmuşlardır. Şimdi tedârik oldur kim liman tarafına havâle taşrada bir tabya binâ edüp on pâre balyemez top ile liman tarafın döğesiz ve içeri Rûm mahallesinde bir kaç ok ile Rûmlara istimâlet kâğızları atasız, inşâallah böyle etseniz kal‘anın fethi müyesser olur" deyü kefere niçe gûne mütehassin tedârikler gösterdi ve vâfir sûret-i hak yüzünden telkîn edüp bir kaç ok ile Rûm mahallesine Rûmî lisânı üzre kâğızlar atup ol gice içerden on aded Rûm kefereleri çıkup İslâm ile müşerref olup isimlerine Burmalı fülân, Burmalı Sinân nâmında isimler kodular. Serdâr-ı zafer-şi‘âr bunların bu kelâm-ı dürûğlarına aslâ i‘timâd etmeyüp yevmen fe-yevmen göz açdırmayup kal‘ayı döğerdi. Ve kal‘anın cânib-i şarkîsinde Cezâyirli kolunda limana havâle bir tabya-i âlî binâ etmeği vech-i ma‘kûl görüp bir gicede evce ser çekmiş bir tabya-i âlî ihdâs edüp on pâre balyemez top-ı küp ile derûn-ı kal‘ada olan sarây-ı âlîlere ve emîndir deyü liman kenarında sâkin olan küffâra eyle top gülleleri uruldı kim derûn-ı kal‘adan 272a bir feza‘ u çeza‘ kopdu kim feryâd u figânları evce peyveste oldu. Ve ol gün cümle donanma-yı hümâyûn gemilerinde ve cümle deryâ beğlerine ve Cezâyirliye emirler gidüp rûy-ı deryâda gâfil olmayup hıfz [u] hırâsetler üzre olup on iki pâre mavunalar ile kal‘anın leb-i deryâdan olan yerlerin ve liman tarafların döğmeğe me’mûr etdiler. Anlar dahi kal‘a limanın döğmeğe mübâşeret edince derûn-ı kal‘adan bir vâveylâ kopdu. Ammâ deryâdan atılan top-ı kûplerin gülleleri niçe kerre bizim asker-i İslâma isâbet etdüğünden donanma topçubaşısına gayrı fermânlar gitdi. Ammâ yine bu mâbeynde küffâr-ı anîd-i pelîd inâdına musırr olup niçe bin gûne muhîl [u] şeytanat ve âteşbâzlık edüp ve niçe kayd [u] hâ’inlik ile âteş-feşânlık edüp günden güne yüz ve iki yüz âdem derece-i şehâdete kadem basdılar, bu kemîngâhda ömr-i gümânların yasdılar, ve sâ’ir guzât-ı muvahhidîn kılıçların arşa asdılar. Hulâsa-i kelâm şeb [u] rûz olan vekâyi‘âtları tahrîr eylesek tatvîl-i kelâm olup bir mücelled kitâb olur. Ancak merâm [u] maksûd-ı kelâm oldur kim küffâr-ı hîlekâr bu hücûm-ı mehcûmu görüp mâh-ı mezbûrun (---) günü bendler üzre çıkup gördü kim kırk bin eli kılıçlı ve çeğini kalkanlı serdengeçdi gâzîleri yürüyüş etmeğe âmâde olmuşlar. Ol gün küffâr bu hâli görüp bedenler üzre beyâz vereh bayrakları diküp "Aman, aman ey güzîde-i Âl-i Osmân" deyü feryâd u figân etdiler. Aslâ feryâd u vâveylâlarına nazar etmeyüp ma‘a'z-ziyâde kal‘a[yı] kûp toplar ile döğüp kumbara ve kurşumlar ve lağımlar atılup kal‘anın ba‘zı münhedim olan yerlerinden rehin nâmıyla bir kaç kapudan küffâr çıkup on gün mehil istediler. Serdâr eyitdi "Ale's-sabâh çıkarsınız, yohsa cümlenizi dendân-ı tîğdan bî-dirîğ geçiririz" deyü ta‘ahhüd etdiler. Hemân küffâr-ı dûzah-karârın birkaçı serdâr serâperdesinde kalup birkaçı derûn-ı kal‘aya gidüp "Kâbil ü imkân değildir. Cümle Türk yürüyüş edüp kırsalar gerekdir. Hemân cân u başımız ve ehl [u] iyâl ü yoldaşımız sağ iken sabâh çıkalım" deyü cümle ricâ edüp ma‘a-ziyâde bedenler üzre vere bayrakları zeyn edüp niçe mu‘temed küffârlar taşra rehne çıkup ol sâ‘at emân ile cümle yeniçeri ve sipâh ve cebeci ve topçu ocakları pür-silâh bedenler üzre zeyn olup cümle topları ve cebehâneleri kabza-i tasarrufa aldılar. (---) Ol gice cümle küffâr gemilerine dolup cezîre cezîre dârü'l-karâr-ı bevârlarına git(me)diler. Hamd-i Hudâ mâh-ı mezbûrun (---) günü burc u bârûlar üzre ezân-ı Muhammedîler kırâ’at olunup cümle guzât-ı müslimîn meterislerden çıkup kal‘anın der-i dîvârı üzre kat-ender-kat zeyn olup bir kerre gülbâng-ı Muhammedî ve bir yaylım top u tüfenk şâdmânın edüp üç gün üç gice donanma-yı hümâyûn olup şeb [u] rûz şâdmânîler olup sıyt u sadâ-yı top u tüfenk evkât-ı hamsede üç yaylım atıldığında zemîn ü âsumân ve deryâ-yı bî-pâyân cûş [u] hurûşa geldi. Küffâr gemileriyle Hanya'nın cânib-i şarkîsinde Suda kal‘asına ve Retime ve Apokorona ve Kandiye'ye giderlerken Hanya cenerali la‘în bu şâdmânîleri görüp ve ezân-ı Muhammedîleri istimâ‘ edüp ve nâkûshâneleri üzre haç alemleri ser-nigûn olup yerine yeşil alem-i Resulullah zeyn olduğun görünce ceneral-i mel‘ûn "Bu hâli görmemek yeğdir" deyü parmağıyla kendi gözün çıkarup la‘în oldu. Hemân ale'l-acele cümle donanma-yı hümâyûn limana girüp ıskarça olup sâ’ir şayka ve karamürsel ve cebehâne gemilerine destûr verilüp Âsitâne tarafına müjdeciler gitdi. Ve gayrı deryâ beğleri cümle yetmiş yedi pâre başdardalarıyla elli pâre Cezâyir ve Tunus ve Tarabulus gemileri lenger-endâz olup yatdılar. Andan cümle gemilerde olan mühimmâtları ve forsa pâyzenleri gemilerden çıkarup leb-i deryâya azîm surâhî ve serâmed ve musanna‘ toplar koyup ve niçe tabya-i azîmler edüp kirpi-misâl toplar ile müzeyyen edüp kal‘anın ibtîda handaklerin ve sürülen dağlar gibi toprakların deryâ-misâl asâkir-i İslâm ve beldâr ve çerâhôr ve teberdârân ve azebân ve forsa ve pâyzenânlar ile üç gün üç gicede handakleri mülevvesâtdan ve meteris sıçan yollarından pâk edüp kal‘anın rahne-dâr yerlerin metânet üzre mebnî edüp cümle asâkir-i İslâmı yerlü yerine nasb 272b edüp kal‘a evvelkiden bin kat ziyâde metânet ve istihkâm bulup cemî‘î kenîseleri ma‘bed-i müslimîn olup tâ‘at-ı Sübhânî olmağa başlandı. İbtidâ cum‘a Sultân İbrâhîm câmi‘inde kılınup cümle guzât fethinde bulunduklarına hamd-i Hudâ etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 271a–272b ·
metinde göster ·
… e üç yüz katır bârı ham harîr gelüp Şâm'a gitdi. Ve cemî‘i asâkir-i İslâm birer
rehinler
ile Dürüzistân dağlarına gelüp mallar tahsil ederek her ağa bây oldu.
Bu gâzâ-yı zafer-me’serden sonra cümle üserâları halâs etmeğe bakıyyetü's-seyf olan meşâyih-i Dürziyân gelüp zimmetlerinde olan mâlları getirüp yigirmi günde bu Şem‘ûn beledînde bin kîse mâl ve üç yüz katır bârı ham harîr gelüp Şâm'a gitdi. Ve cemî‘i asâkir-i İslâm birer rehinler ile Dürüzistân dağlarına gelüp mallar tahsil ederek her ağa bây oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 39a ·
metinde göster ·
… mmâ deryâ-misâl asker-i Cemâpur ile gelüp Üsküdar'da istikbâline çıkan âdemleri
rehin
alıkomayınca sa‘âdetlü pâdişâha varmaz ve varup sarâyında ber-karâr olursa Üskü …
mazmûnunca ba‘zı tesellî-i hâtır olacak kelimâtlar edüp Defterdâr Paşa hazz ederdi. Ve Kudde Kethüdâ ve Mevkûfâtî Mehemmed Efendi hazz etmeyüp yüreklerinden kan giderdi. Tershâne'den paşa ile İslâmbol'da sarâya gelüp tenhâmızda İpşir Paşa ile zikri sebkat eden kelâmları bir bir paşaya takrîr etdikde paşa eyitdi "Elbette İpşir der-i devlete gelir mi", "Gelir ammâ deryâ-misâl asker-i Cemâpur ile gelüp Üsküdar'da istikbâline çıkan âdemleri rehin alıkomayınca sa‘âdetlü pâdişâha varmaz ve varup sarâyında ber-karâr olursa Üsküdar'da olan askerlerin dağıtmaz" dedim. Paşa eyitdi:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 177b ·
metinde göster ·
… r muhâsara etdiler. Bu kerre cümle a‘yân bildiler kim nezâketle İpşir'in yerine
rehin
kalmışlar. Bu kerre du‘âya başlayup "İlâhî İpşir'e pâdişâh, bre mel‘ûn niçün Ha …
Andan İpşir Paşa tecdîd-i vuzû‘ eder şeklinde gelüp Melek Ahmed Paşa'ya ve Nişâncı Paşa'ya ve Dellâk Mustafâ Paşa'ya ve Moralı Paşa'ya (---)(---)(---)(---)(---) ve ulemâlardan (---)(---) zâdeye ve Şâmîzâde'ye ve niçe a‘yân-ı devlete "Siz bunda oturun. Sa‘âdetlü pâdişâhdan gelüp sizinle müşâveremiz vardır. Sizi Hudâ'ya ısmarladım" deyince Melek Ahmed Paşa eydür "Çünki bizleri Hudâ'ya ısmarladın. Yaverimiz ol azîmü'ş-şân Allah'dır. Biz de seni Allah'a emânet verdik. Yürü Cenâb-ı İzzet mu‘în ü zahîrin ola" deyüp kızlarağası ve müftî ile bostâncıbaşı kayığına süvâr olup gitmede. Beri tarafda kalanların cânib-i erba‘asın sekbân u sarıcalar muhâsara etdiler. Bu kerre cümle a‘yân bildiler kim nezâketle İpşir'in yerine rehin kalmışlar. Bu kerre du‘âya başlayup "İlâhî İpşir'e pâdişâh, bre mel‘ûn niçün Haleb'den yedi ayda bu kadar bin asker ile geldin, deyü ıtâb [u] şitâb olunmaya!" deyü teveccüh-i tâm ile cümle rehn kalanlar du‘âya meşgûl olup İpşir Paşa Sarâyburnu'da Sinân Paşa köşküne vâsıl olduğu nümâyân oldu. Ammâ iki sâ‘atde bir haber zuhûr etmedi. Beri tarafda vüzerâlardan
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 179a ·
metinde göster ·
Üsküdar'da olan haşerât-ı mukleciyân [u] nekbetân-ı müflisândan sana ne fâ’ide olmuş oldu. İmdi benim birâderim, evvel ve âhir bu hânedânda neşv [u] nemâ bulup Revân altında Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘in emir-âhûr-ı kebîri idin. Ben hakîr silâhdârı idim. Hamd-i Hudâ yine bu Âsitâne'ye gelüp otuz bir senede mühre nâ’il oldun. İmdi var kuvveti bâzûya getirüp bî-garaz kimesnelere dîn-i mübîn umûrların su’âl ederek seninle etek dermeyân edüp berren u bahren asker-i deryâ-misâller cem‘ edüp Mısır yolların Venedik ve Malta küffârı elinden tathîr edüp cezîre-i Girid'i ve cezîre-i Misine'yi ve cezîre-i Malta'yı ve cezîre-i Korfoz'u ve cezîre-i İstindil'i ve kal‘a-i Zadra'yı inşâallah cümle berren u bahren feth edüp Fâtih-i Yemen Sinân Paşa gibi ve Kılıç Alî Paşa gibi ve Fâtih-i Kıbrıs Kara Mustafâ Paşa gibi nâm sâhibi olup inkırâzu'd-deverân hayr ile yâd olasın" deyü İpşir Paşa'ya {Melek Ahmed Paşa} bunun emsâli niçe bin va‘z [u] nasîhatler edüp eydür "İnşâallah benim birâderi-i cân-beraberim! Ale's-sabâh sizi Eyyûb Sultân'dan bu hakîr alay çavuşun olup bir alay-ı azîm ile İslâmbol'a koyalım kim ne Hâfız Ahmed Paşa ve ne Husrev-i Şir Paşa gelmemiş ola. İllâ siz İpşir Paşa gelmiş olasuz. Hemân şimdi asesbaşı ve subaşıya beyâz buyurdu tahrîr etsin ve kapudan paşa niçe bin kayıklar ve sandal u mavunalar Üsküdar'a gelüp cümle asker-i İslâm'ı karşu Beşiktaş'a geçirsinler. Siz dahi ale's-sabâh kapudan paşa ile başdarde-i hümâyûna süvâr olup cümle kadırgalara askeriniz mâl-â-mâl olup Yâvedûd İskelesi'ne gelin. Andan içeri deryâ sığlıkdır. Kapudan paşa kayığıyla Eyyûb'da Kurbân İskelesi'ne yanaşup anda hâzır olan atlara süvâr olup Ebâ Eyyûb-ı Ensârî hazretleri âsitânesine yüz sürüp âkıbet hayrlığı içün rûhâniyyetlerinden istimdâd taleb edüp niçe kurbânlar edüp ve niçe bin fukarâlara tasadduklar edüp andan sa‘âdetle esb-i sabâ-sür‘ate süvâr olup âheste âheste Edirnekapusu'na gelince bu hakîri dahi alay-ı azîmi âmâde ederiz. Hudâ âsân ede!" dedikde İpşir Paşa Melek Ahmed Paşa'ya bir hil‘at-i semmûr ve üç kîse zer-i hâlis mümessek-i nevr verüp Üsküdar'da öpüşüp görüşüp İpşir'den hünkâra gitmeğe {Melek Paşa} me’zûn olup andan paşa ile kayığa süvar olup Sarâyburnu'nda Sinân Paşa Köşkü'nde paşa sa‘âdetlü pâdişâha buluşup "Pâdişâhım sabâh İpşir Paşa lalan alay ile der-i devlete dâhil olacakdır, fermân pâdişâhımındır" dedikde "Ey Melek lala, bugün İpşir lalan bana geldikde siz sâ’ir vüzerâlar ile Üsküdar'da rehin miydiniz?" dedi. Melek Paşa "Hayır pâdişâhım, anlar pâdişâhımdan gelince müşâvere etsek gerek idi. Anınçün Üsküdar'da kalup pâdişâhım huzûruna gelemedik" deyü hüsn-i ta‘bîr etdikde pâdişâh-ı Cem-cenâb ‘ârifâna kaziyye’ ma‘lûm deyüp "Lala sabâhın alay-ı azîm ile lalamı sarâyına getirin. Ben dahi bir yirden alayın temâşâ ederim. İpşir lalamın vaka‘ [u] vakarın tutup bir alay eylen kim bir vezîre olmamış ola" deyü fermân edince Melek Paşa dest ber-zemîn edüp paşa sarâyına gelüp cümle ocaklara ve askerî tâ’ifelerine ağalar ile beyâz üzre buyurdular gönderüp kendüsü de cemî‘i iç ve tış ağavâtların zer-ender-zere müstağrak edüp ale's-sabâh dörd bin güzîde askeriyle yedi kubbe vezîrleriyle alay-ı azîm edüp her vezîr mehterhânelerin çalarak Eyyûb Sultân'a varılup herkes merkezlerinde âmâde olup selâma durdular. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 180a ·
metinde göster ·
… lu zîr-i kal‘aya gelüp Van ağasın kal‘a içine aldılar ve kal‘a kethudâsın taşra
rehin
verüp mâbeynde kasem-Billah [u] Tallah ile cümle kal‘anın zükûr [u] inâsları ve …
Bu hâl-i pür-melâl üzre derûn-ı kal‘adan feryâd [u] figânlar evce urûc edüp anı gördük, kal‘a kapusu üzre bir beyâz vere bayrağı dikilüp paşanın tarafından mu‘temedün aleyh âdemler ricâ eylediler. Derhâl Yûsuf Kethudâ ve Van kulu ağalarından Demircioğlu zîr-i kal‘aya gelüp Van ağasın kal‘a içine aldılar ve kal‘a kethudâsın taşra rehin verüp mâbeynde kasem-Billah [u] Tallah ile cümle kal‘anın zükûr [u] inâsları ve bây [u] gedâları tîğ ü kefen ber-gerden gelüp envâ‘-ı tazarru‘ ve tezellül birle kal‘adan taşra silâhsızca esvâblarıyla orta kuşak ile çıkup herkes taşra evlerine revân oluruz zann edüp bunları niçe bin sekban ve sarıca haşerâtları keşân-ber-keşân paşanın serâperdesi önüne getürürken cümlesi hayâtdan me’yûs ve hâlât-ı memât ile me’nûs olup cümlesi paşanın serâperdesi önünde kassâb-ı ecel bunları dizüp kılıç uracak mahalde ol afüvv Allah, paşanın kalbine bir afv ilhâmı bırağup yedi yüz ma‘dûd âdemleri cümle âzâd etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 271a ·
metinde göster ·
… ytmiş kim "Ol taraflara kayser-zemîn şâhı içün ve İrân-zemîn şâhı içün mâbeynde
rehin
olan Gürcîstân'ın Açıkbaş beğlerinden bir beğ Bağdâd'a kaçıpdır. Kankınızın ülk …
Mefhûmu ma‘lûmları olunca "Ey gözüm biz bu Murtezâ Paşa karındaşıdır bilmezdik. Ancak Gürcîstân beğleriyle bizim Acem serhadlerinde müşâ olan Tiflis hânı çapar ılgarup bir varak yazup eytmiş kim "Ol taraflara kayser-zemîn şâhı içün ve İrân-zemîn şâhı içün mâbeynde rehin olan Gürcîstân'ın Açıkbaş beğlerinden bir beğ Bağdâd'a kaçıpdır. Kankınızın ülkesine varırsa kayd [ü] bend idesiz. Belki Osmânlı tarafından taleb oluna." deyü bize Tiflis hânı tarafından böyle haber geldi. Bunlar dahi "Biz Bağdâd'a gideriz. Bağdâd hânı Kara Murtezâ Hân menim karındaşımdır. Meni koyuver, sana karındaşımdan çok mâl-ı cîve virem" diyedir. Çünkü sizler Van Hânı Vezîr Melek Paşa'dan gelmişsiz, Hüsem Mir[z]â'yı hapisden ıtlâk ederim ammâ Rûmiyye hânından işte varak geldi. Mu bana temessükdür, ammâ mana bir varak dahi bizim Ülgen hânımız hâlâ Tebrîz hânıdır, andan mana bir kâğız alasız kim Güzelce Şâh su’âl edende bu sened ile hapisden ıtlâk eylemişim demeğe destimde bir sened-i müsned lâzım." dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 298a ·
metinde göster ·
Andan Murâd Hân'ın önünde ser ber-zemîn edüp Bağdâd'ın miftâhların teslîm edüp emân ile çıkmağa üç gün mehil isterler. Murâd Hân mehil vermeyüp "Uryân u bî-silâh bu ân kal‘adan çıkup bir cânibe revâne olun!" dedikde "Ber ser [ü] çeşm!" deyüp bu hânlar Murâd Hân yanında rehin kalup derûn-ı kal‘aya asker-i İslâm bi't-tamâm mâl-â-mâl olunca niçe bir Kızılbaş-ı evbâş Akkapu'dan piyâde ve esb-süvâr cânib-i nehr-i Diyâle'ye firâr edüp gitmede. Beri tarafda niçe bin Kızılbaş-ı kallâş İçkal‘aya ve Karanlık kapusuna kapanup yine tekrâr cenge âheng ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 337a ·
metinde göster ·
… şa'yı gulû eden kullara 6a elçi gönderdiler. Kul tâ’ifesi de Süleymân Paşa'yı
rehin
alıkoyup kendülerden niçe ebü'l-kelâmları nakîbüleşrâf ile sa‘âdetlü pâdişâha g …
Ve cümle a‘yân-ı dîvân ve ulemâ ve sulehâ ve meşâyihân bir yere cem‘ olup Arapça nass-ı kâtı‘ı üzre müşâvere edüp sulehâ-yı ümmetden Kazancızâde re’yiyle nakîbüleşrâf ve Nişâncı Süleymân Paşa'yı gulû eden kullara 6a elçi gönderdiler. Kul tâ’ifesi de Süleymân Paşa'yı rehin alıkoyup kendülerden niçe ebü'l-kelâmları nakîbüleşrâf ile sa‘âdetlü pâdişâha gönderüp "Cümle kulun pâdişâhım ayak dîvânı olmak ricâ ederler" dediklerinde nakîbüleşrâf nihânîce pâdişâha ve vâlideye kulun fetret-i isyân [u] tuğyân-ı vefretin sıhhati üzre haber verince huzûr-ı pâdişâhda hâzır olan musâhib [u] musâhibeler ayak dîvânı olmasına aslâ cevâz göstermediler. Çünkim ayak dîvânı olmayup cemî‘i haşerât-ı eşkıyâ-yı bî-bekâ-yı pür-şekâ sadâ-yı Allâh Allâh'a üç nöbet rehâ buldurup ol gece cümle zorbalar zor-ı bâzûlarına dayanup Yenicâmi‘de ve hareminde ve Atmeydânı'nda ve Mehterhâne'de ve ednâları Atmeydânı'nda Çingane cergelerinde "Habarla çörteni" diyerek Çinganelere mihmân oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 5b–6a ·
metinde göster ·
… n Berkofcı la‘în kapudanın karındaşı ve yüzbaşıları ve bir Nemeş kapudanı taşra
rehin
çıkup bî-silâh Alî Paşa huzûrunda yedi gün mehil istediler. Serdâr-ı âkıbet-end …
Derhâl içerden yedi aded küffârdan mahsûr olan Berkofcı la‘în kapudanın karındaşı ve yüzbaşıları ve bir Nemeş kapudanı taşra rehin çıkup bî-silâh Alî Paşa huzûrunda yedi gün mehil istediler. Serdâr-ı âkıbet-endîşkâr eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 125b ·
metinde göster ·
… dâyâlarıyla Selîm Ağa'yı gönderüp, anlardan gelen bir kâfiri Selîm Ağa'ya bedel
rehin
alıkoyup Selîm Ağa kerr ü ferriyle kal‘a-i şibenik'e gitdi.
Ertesi gün kal‘a-i şibenik'den bir kapudan beş kîse ve yigirmi pastav saya çuka ve üç bin Venedik altunu hedâyâlar getirüp, bizim şibenik kurbunda Ribniçse kal‘asından aldığımız şarik kâfiri ve bâğ beği kâfirin ve yedi re’s ma‘lûm kâfirleri bahâlarıyla taleb edüp yedisin de yetmiş bin guruşa halâs olup elçilerine teslîm olunup şibenik ceneraline paşa dahi hedâyâlarıyla Selîm Ağa'yı gönderüp, anlardan gelen bir kâfiri Selîm Ağa'ya bedel rehin alıkoyup Selîm Ağa kerr ü ferriyle kal‘a-i şibenik'e gitdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 148a ·
metinde göster ·
… fere müflis olsa, "Budin'de benim evim vardır" deyü evinin hüccet temessükâtını
rehin
verüp kırk elli bin guruş karz alır ve "Benim Budim'de evim var, milk emlâk sâh …
Ve cânib-i erba‘asında yetmiş aded kavm-i düşmanları sayf [u] şitâda âmâde olup Budin'e nigerândadırlar. Hattâ diyâr-ı Alaman'da ve kal‘a-i Beç'de ve kal‘a-i Prak'da ve şehr-i Kallevine'de olan kâfirlerin zamân-ı kadîmde dedeleri elinde Budin içre evleri olup hâlâ ol evler dest-i İslâmda iken kefere zamânında ol evlerin sâhibleri olanların evlâdlarından bir kefere müflis olsa, "Budin'de benim evim vardır" deyü evinin hüccet temessükâtını rehin verüp kırk elli bin guruş karz alır ve "Benim Budim'de evim var, milk emlâk sâhibiyim ve Budin'de benim bâğım yâhûd bir dükkânım vardır" deyü murâd edindiği gorofun ve irşeğin ve şagların kızlarından murâd edindiği kızı alır ve tereddüd etmeyüp fülûs-i ahmer[e] muhtâc ve ac u zâc kefere ise de "Budin'deki milki yine bunundur" deyü ol kâfire kız verirler, bu muhakkak seyr [ü] temâşâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 82b ·
metinde göster ·
… llerimiz yerinde iken kal‘a üzre amân bayrağı dikelim ve Türk'den yarar âdemler
rehinler
alalım. Biz de anlara varalım ve kal‘ayı teslîm edelim. Sonra her birimiz bir y …
"Bire cânım, bir kerre bizim Fargaçi kapudan zamânı Nemse çârnâsârı yedi kralın yedi kerre yüz bin askeriyle gelüp bu kal‘ayı yedi ay döğüp aslâ kal‘amızın yanına gelemeyüp meterise komayup top menzili alarkadan döğdü ve yedi aydan sonra kış geldi ve çâsâr hâ'ib ü hâsir gitdi. Bâ-husûs ol zamân kal‘amız yalın kat idi. Kal‘adan bir taş kopartmadan yıkılup gitdi. Şimdi ise kal‘amız sedd-i İskender iken ve içinde bu kadar askerimiz ve bu kadar yarar top u tüfengimiz ve bî-hisâb cebehânemiz 118a var iken Türk askeri geldiği gibi hemân ol gece amân u zamân vermeyüp bize aslâ göz açdırmayup kal‘anın her tarafında güpe gündüz kat-ender-kat meterise girüp topa tüfenge bakmayup beşinci gün handak kenârına geldiler ve Yassı Tabya'yı aldılar ve kırk gündür kim çekdiğimiz derd-i belâ-yı mihnet [ü] serencâmı Hazret-i Îsâ ve Hazret-i Meryem Ana bilir. Ve hâlâ kal‘amızın der [ü] dîvârları kalmayup bayır bayır olup sokak sokak yollar oldu. Ve altı yedi kerre Türk yürüyüşler edüp birkaç kerre kal‘a içine bî-bâk ü bî-pervâ kudurmuş yılanlar gibi kal‘aya girüp her girişde beşer altışar yüz nefer Hıristiyanlarımız Türk yılanları sokdu ve kılıçları zehrinden bu kadar âdemlerimiz öldü ve bu kadar esîrlerimiz anlara gitdi ve kendiler bî-bâk ü bî-pervâ şikârların alup ordularında karâr etdi. Ve üç kerre Aktabya'mıza yürüyüş edüp almışlar iken anların ardları sıra imdâd göndermeyüp tabya üzre çıkanların ağızlarına Türk kılıçlar ile vurup ‘Gerüye dönün’ derler idi. Anlar da dönüp geri giderlerdi. Meğer yürüyüş etmeğe ve kal‘aya girmeğe Türk'ün rızâları yok idi. Meğer yürüyüş edüp kal‘aya girenler büyük Türk'ün haberi yok iken gelenler idi. Şimdi ise Türk dellâllar çağırdup ‘Yarın yürüyüşdür’ deyü bu kadar bin nerdübânlar hâzır etdiler. Nerdübânlara dahi ihtiyâc yeri komadılar. Her nereden olsa kaç kerre girdiler ve kaç kerre çıkdılar. Bu kal‘amızın bu gûne harâb olduğun gördünüz ve nice olacağın bildiniz. Geliniz imdi ırzımız ve ehl [ü] iyâllerimiz yerinde iken kal‘a üzre amân bayrağı dikelim ve Türk'den yarar âdemler rehinler alalım. Biz de anlara varalım ve kal‘ayı teslîm edelim. Sonra her birimiz bir yana gidelim. Görürsüz kim kırk günden berü bize bir imdâd gelmedi. Bu kadar çaşıtlar ve bu kadar feryâdcılar gönderdik. İmdâda gelenlerimizi de taşrada Türk kırdı. Hemân, ‘Amân ey güzîde-i asker-i Âl-i Osmân’ diyelim. Yüzümüz suyuyla Türk'e kal‘ayı vere ile verelim ve illâ yok derseniz yâ bugün ve yâ yarın bu Uyvar sahrâsında olan deryâ-misâl Türk askeri kal‘anın yıkık bayırlarından ve gördüğünüz hâzır nerdübânlardan cümle Türk bir kerre ‘Muhammed Muhammed’ deyü yürürler ve durun bilmezler ve bize amân vermezler. Cümlemizi Ciğerdelen ovasındaki gibi kırarlar. Siz bilirsiniz ve bu müşâvereye ne dersiniz, siz de söylen" deyüp başpapas hâmûş-bâş olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 117b–118a ·
metinde göster ·
… hir ü bâhir olursa bizi cümle kılıçdan geçirin" deyü kâfirin ikisi muhzır ağada
rehin
kalup gayrileri yeniçeri ocağı ağaları ve sipâhiyân ağaları ve cebeciler ağası …
"Biz kal‘adan taşra çıkdıkda isterseniz bizi birkaç gün hıfz edün. Eğer bir hîlemiz zâhir ü bâhir olursa bizi cümle kılıçdan geçirin" deyü kâfirin ikisi muhzır ağada rehin kalup gayrileri yeniçeri ocağı ağaları ve sipâhiyân ağaları ve cebeciler ağası ve topçular ağası ile cümle pür-silâh ve mükellef ü mükemmel kal‘ayı zabta gidüp Sadrıa‘zam va‘de-i kerîmesine durup Kurd Paşa'ya Uyvar kal‘asın ihsân edüp ol dahi cümle askeriyle mehterhânesin çalarak hisârın 119a tabyalarına gidüp cümle askeriyle kal‘anın cümle der [ü] dîvârların ve altı aded tabya-i azîmleri balyemez toplarıyla zabt etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 118b–119a ·
metinde göster ·
tarîkiyle Bundukanî Venedik'i eline girüp ilâ hâze'l-ân Venedik elinde hakkâ ki …
Lisân-ı Latin'de (---)(---) demekdir. Bânîsi İşpanya krallarıdır. Ba‘dehu rehin tarîkiyle Bundukanî Venedik'i eline girüp ilâ hâze'l-ân Venedik elinde hakkâ ki Kotur nâm bir kal‘a-i benâmdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 157a ·
metinde göster ·
kalup cümle guzât kal‘aya duhûl edüp cebehâne ve hazîne-i pâdişâhî zabt olup ol …
Yedi nefer küffâr-ı hâksâr serdâra çıkup emân-ı Âl-i Osmân ile yemîn billâh kasem tallâh edüp derûn-ı kal‘aya küffârlar girmeden serdâr yanında rehin kalup cümle guzât kal‘aya duhûl edüp cebehâne ve hazîne-i pâdişâhî zabt olup ol gün cümle küffâr kal‘adan bir merhale yer Polata kal‘alarına salt u sebükbâr ve bî-silâh piyâde üç bin kadar {küffârı} Budin askeri bunları götürüp Polatalarına vâsıl edüp gelirler. Hamd-i Hudâ sene 1011 târîhinden berü dest-i İslâmda durur. Niçe kerre küffâr gelüp dolaşır, ammâ hâ’ib ü hâsir olup giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 13b ·
metinde göster ·
… kal‘aların miftâhlarıyla telhîs-i Âsaf-ı Berhayâ gidüp elçi Sadrıa‘zam yanında
rehin
kalup Sadrıa‘zam tarafından Cânpoladlı Bekrî Hasan Ağa çâsâra elçi ulak gitmeğe …
Hele hâh nâ-hâh vezîr-i a‘zam gücile yigirmi iki yıla ve yigirmi iki mâdde anların ricâsı ve yigirmi iki mâdde Âl-i Osmân'ın ricâsı bâlâda takrîr olunan mevâdd-ı kübrâlar gibi tarafeynden yigirmi iki yıla ve yigirmi iki mevâdda sulh kabûl olunup evvelbahârda küffârın büyükelçisi pâdişâha çıkup avk-ı te’hîr olunmamak şartıyla pâdişâh-ı âlempenâha mezkûr beş aded kal‘aların miftâhlarıyla telhîs-i Âsaf-ı Berhayâ gidüp elçi Sadrıa‘zam yanında rehin kalup Sadrıa‘zam tarafından Cânpoladlı Bekrî Hasan Ağa çâsâra elçi ulak gitmeğe hâzır olup Uyvar'ın ba‘zı mühimmât ve ba‘zı levâzımâtların görünce yigirmi günde Sadrıa‘zamın telhîsi varup gelen hatt-ı şerîfde sa‘âdetlü pâdişâh eyle tahrîr etmiş kim
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 29b ·
metinde göster ·
Andan kalkup bu mahalde Sadrıa‘zam bir nezâket edüp kâfirin
rehin
elçisin sene-i mâzîde kırdığımız küffârların leşleri içre geçirüp elçi bu kadar …
Andan kalkup bu mahalde Sadrıa‘zam bir nezâket edüp kâfirin rehin elçisin sene-i mâzîde kırdığımız küffârların leşleri içre geçirüp elçi bu kadar bin cîfe-i murdârın çakıl taşı gibi yatdığın görüp ve sîne-i pür-kînesine eliyle haç eder işâreti edüp dîdelerinde çekîde çekîde kanlı yaşlar cereyân ederek andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 30a ·
metinde göster ·
… th ederken Mengli Geray Hân Âl-i Osmân'dan Bâyezîd Hân'a mutî‘ olup bir evlâdın
rehin
verüp Yedikulle'de göz hapsinde dururdu.
Hattâ Eflak'ı yedinci bozuşunda Tatar askeri Eflak küffârıyla bile idi, zîrâ ol asırda dahi Tatar hânlar Âl-i Osmân'a mutî‘ münkâd değiller idi. Tâ Sultân Bâyezîd-i Velî asrında Kili ve Akkirmân ve Kefe kal‘aların feth ederken Mengli Geray Hân Âl-i Osmân'dan Bâyezîd Hân'a mutî‘ olup bir evlâdın rehin verüp Yedikulle'de göz hapsinde dururdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 100a ·
metinde göster ·
almışdır ve kendüsü de Kabarti beğine bir câriyesiyle bir oğlun koyup Kabarti'd …
Selîm Hân-ı Sânî asrında Özdemiroğlu Osmân Paşa sene 991 târîhinde Şirvân ve Şamâkî'ya Çerkezistân'dan giderken beğlerin Kefe eyâletine tâbi‘ edüp rehinlerin almışdır ve kendüsü de Kabarti beğine bir câriyesiyle bir oğlun koyup Kabarti'den bir kız alup berâ-yı maslahat Çerkezistân ile akrabâ olup yetmiş bin aded Çerkes bahâdırlarıyla Gence ve Şirvân ve Şamâkî ve Tiflis [ve] Tomanis'i ve Demirkapu'yu ve Şirvân'ı ve şehr-i Serîrü'l-lân'ı ve şehr-i Ereş'i ve şehr-i Niyâzâbâd'ı ve şehr-i Şâbûrân'ı el-hâsıl yetmiş altı pâre şehr-i azîmleri Çerkes beğleri ve Dağıstân pâdişâhı yeğleri ile mezkûr kal‘aları feth edüp Kabarti beğlerinden İskender Beği Kefa paşası edüp Taman cezîresin Çerkes kavmiyle doldurup Azak küffârı Kazak'ı Karadeniz'e çıkarmaz oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 139a ·
metinde göster ·
… eksen yılda bir gitdikleri müsbetdir. Hattâ Mehemmed Geray Hân'da bu şehrimizde
rehin
olan Buloş nâm koca Kalmık "Ben üç kerre Cıldırak tavda atamız ka‘besine varanm …
Kavm-i Kalmak İskender gibi Sedd-i Ye’cûc'a ve kûh-ı Kâf'a yetmiş seksen yılda bir gitdikleri müsbetdir. Hattâ Mehemmed Geray Hân'da bu şehrimizde rehin olan Buloş nâm koca Kalmık "Ben üç kerre Cıldırak tavda atamız ka‘besine varanmın", ya‘nî "Kûh-ı Kâf'da ka‘bemize vardım" deyü deyü hikâyet ederler. Hattâ Kalmık ne küffâr ne müslim bir alay mecûsî kavimdirler, ammâ anlarda kizb ü bühtân olmazdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 159a ·
metinde göster ·
iken niçün böyle etdiler" dedim, meğer gayri rehinsiz olan Kalmıklar gelüp şehr …
"Bunda bir Kalmık mirzası rehin iken niçün böyle etdiler" dedim, meğer gayri rehinsiz olan Kalmıklar gelüp şehri yakup esîr-i bî-hisâb ve mâl-ı ganâ’im almışlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 167b ·
metinde göster ·
"Bunda bir Kalmık mirzası rehin iken niçün böyle etdiler" dedim, meğer gayri
rehinsiz
olan Kalmıklar gelüp şehri yakup esîr-i bî-hisâb ve mâl-ı ganâ’im almışlar.
"Bunda bir Kalmık mirzası rehin iken niçün böyle etdiler" dedim, meğer gayri rehinsiz olan Kalmıklar gelüp şehri yakup esîr-i bî-hisâb ve mâl-ı ganâ’im almışlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 167b ·
metinde göster ·
Ba‘dehu hikmet-i Bârî bu Terek kal‘asına Kabarti'den bir yeni
rehin
Çerkez beği gelüp öbür mirza Kabartay'a gidüp bu yeni rehin beğ ile mukaddemâ ç …
Ba‘dehu hikmet-i Bârî bu Terek kal‘asına Kabarti'den bir yeni rehin Çerkez beği gelüp öbür mirza Kabartay'a gidüp bu yeni rehin beğ ile mukaddemâ çok hukûkumuz olmak ile dünyâ kadar hazz edüp Mehemmed Geray Hân'ın ve yine Dağıstân pâdişâhı Şamhal Şâh'ın mektûbların yeni rehin olan Kabarti beğine gösterüp cihân cihân hazz edüp hakîre ikrâmlar etdi. Ve her bâr anlar ile cân sohbetleri ederdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 167b ·
metinde göster ·
… abarti'den bir yeni rehin Çerkez beği gelüp öbür mirza Kabartay'a gidüp bu yeni
rehin
beğ ile mukaddemâ çok hukûkumuz olmak ile dünyâ kadar hazz edüp Mehemmed Geray …
Ba‘dehu hikmet-i Bârî bu Terek kal‘asına Kabarti'den bir yeni rehin Çerkez beği gelüp öbür mirza Kabartay'a gidüp bu yeni rehin beğ ile mukaddemâ çok hukûkumuz olmak ile dünyâ kadar hazz edüp Mehemmed Geray Hân'ın ve yine Dağıstân pâdişâhı Şamhal Şâh'ın mektûbların yeni rehin olan Kabarti beğine gösterüp cihân cihân hazz edüp hakîre ikrâmlar etdi. Ve her bâr anlar ile cân sohbetleri ederdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 167b ·
metinde göster ·
… Mehemmed Geray Hân'ın ve yine Dağıstân pâdişâhı Şamhal Şâh'ın mektûbların yeni
rehin
olan Kabarti beğine gösterüp cihân cihân hazz edüp hakîre ikrâmlar etdi. Ve her …
Ba‘dehu hikmet-i Bârî bu Terek kal‘asına Kabarti'den bir yeni rehin Çerkez beği gelüp öbür mirza Kabartay'a gidüp bu yeni rehin beğ ile mukaddemâ çok hukûkumuz olmak ile dünyâ kadar hazz edüp Mehemmed Geray Hân'ın ve yine Dağıstân pâdişâhı Şamhal Şâh'ın mektûbların yeni rehin olan Kabarti beğine gösterüp cihân cihân hazz edüp hakîre ikrâmlar etdi. Ve her bâr anlar ile cân sohbetleri ederdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 167b ·
metinde göster ·
olup dostumuz olan Kabartay beğinin hatları olmamak ile Taysı Şâh ve Moyinçak Ş …
Ve bu kal‘ada rehin olup dostumuz olan Kabartay beğinin hatları olmamak ile Taysı Şâh ve Moyinçak Şâh olan Kalmık pâdişâhlarına ve Maskov vezîrleri ve Maskov kralına Kabarti Çerkezi beğinin hattı yerine bir ağaca kertilmiş bir gûne çetele nişânların alup destimâllar içre pinhân etdim. Ammâ garîb temâşâ çeteledir kim aslâ taklîd kabûl etmez. Ve ağacın bir yanında âteşde kızmış demir tamgası var. Ol dahi bir turfe şeydir kim aslâ ana benzer bir nakış yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 167b ·
metinde göster ·
… ayca hep [a]nlatdım. Ve Mehemmed Geray Hân'ın biti mektûbun ve Terek kal‘asında
rehin
olan Kabartay beğinin ağaç çetele ve tamgası alâmetin Taysı Şâh'a bir Kaya Sult …
Hikmet-i Hudâ Ahmad Mirzâ nâm bir âdemi Kırım'a gelüp üç yüz âdemiyle müselmân olup Kırım'da âşinâ olmuşduk. Mehemmed Geray Hân ma‘zûl olunca Ahmad Mirza Kırım'dan firâr edüp yine Kalmık Taysı Şâh'a gelüp mürted olmuş. Hikmet-i Bârî yârî kılup ol Ahmad Mirza Taysı Şâh'ın yanına kerr ü ferr ü dârât ile gelüp bu hakîri görünce hemân seğirdüp hakîr ile öpüşüp görüşüp hakîri Taysı Şâh'a ta‘rîf edüp Mehemmed Geray Hân'ın musâhibi ve kazakdaşıdır dedi. Taysı Şâh hazz edüp ta‘rîf edüp Mehemmed Geray'ın Dağıstân'da kalması ahvâlin su’âl etdikde cümle vâkıf-ı esrâr olduğum üzre lisân-ı Noğayca hep [a]nlatdım. Ve Mehemmed Geray Hân'ın biti mektûbun ve Terek kal‘asında rehin olan Kabartay beğinin ağaç çetele ve tamgası alâmetin Taysı Şâh'a bir Kaya Sultân makremesiyle verdiğimde makremeyi çevire döndüre nakşına baka baka hayrân olup ol kadar hazz etdi kim elçinin hedâyâlarından ziyâde hazz edüp makremeyi başındaki kalpağı üzre koyup durdu. Hakîrle niçe bin kelimâtlar etdi ve dedi kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 175b ·
metinde göster ·
… ı Azak deyüp Ak Mehemmed Paşa'dan on aded esîr Kalmıkları avret ve oğlanlarıyla
rehin
olmak içün ve Azağ'a selâmet varmak içün Kalmıkları alup gitdiler.
Ve cümle bizi Azak'dan imdâ[d] getiren askerler cümle bâr-ı sakîlleri arabalardan çıkarup niçe arabaları bırağup bizimle kalan kalup giden gitmeğe icâzet alup gitmek sadedinde iken Azak vâlîsi olan Monla Ganî Paşa ân-ı vâhidde buz üstünden nehr-i Kuban'ı beri Heyhât tarafına üç bin askeriyle geçüp yine bizim meks etdiğimiz orman içre konup Ak Mehemmed Paşa'ya buluşup bir semmûr kürk-i vezîr geyüp Mehemmed Paşa'dan Azak a‘yânına ve Süleymân Paşa'ya mektûblar alup ol gece atlar mâhtâbda ve ol şiddet-i şitâda Heyhât sahrâsı içre bizi getiren askerle ve araba ve elli pâre toplarla "Tevekkülen alallâh" deyüp gerüye dönüp azm-i râh-ı Azak deyüp Ak Mehemmed Paşa'dan on aded esîr Kalmıkları avret ve oğlanlarıyla rehin olmak içün ve Azağ'a selâmet varmak içün Kalmıkları alup gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 190b ·
metinde göster ·
… üç yüz tüfeng-endâz Hân vezîri İslâm Ağa yazdı. Ve mukaddemâ Çerkez vilâyetinde
rehin
olan Çoban sultânları henüz iki bin tüfeng-endâz ile gelmişler idi.
Çünki sabâh oldu hemân hân-ı âlîşân-ı müdebbir cân "Maskov seferine at bağlansın" deyü dellâllar nidâ edüp Hân-ı âlî-tebâr kâmil bin aded yarar ve nâmdâr tüfeng-endâz yiğitler yazdı. Ve beş yüz tüfengli kalga sultân yazdı. Ve beş yüz tüfeng-endâz nûreddîn sultân yazdı. Ve üç yüz tüfeng-endâz Hân vezîri İslâm Ağa yazdı. Ve mukaddemâ Çerkez vilâyetinde rehin olan Çoban sultânları henüz iki bin tüfeng-endâz ile gelmişler idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 196b ·
metinde göster ·
… nda olan kılâ‘lar cümle Âl-i Osmân'ın olup bir Kırım şehzâdesi Yanbolı şehrinde
rehin
durmak üzre sulh oldu. İlâ yevminâ hâz[â] Kırım'ın nısfına Osmânlı ve nısfına h …
"Kırım cezîresinin sahrâları hânların ola. Dağlarında ve leb-i deryâlarında olan kılâ‘lar cümle Âl-i Osmân'ın olup bir Kırım şehzâdesi Yanbolı şehrinde rehin durmak üzre sulh oldu. İlâ yevminâ hâz[â] Kırım'ın nısfına Osmânlı ve nısfına hânlar mutasarrıflardır. Ba‘dehu Mengli Geray Hân Bâyezîd-i Velî ile Akkirmân ve Kili kal‘aları fethinde bulunup sonra merhûm olup (---) medfûndur. Andan (---) hân oldu. Andan sonra Geray elkâbı bu Mengli Hân'dan kalup Kara Şemseddîn hazretleri Mengl[i] Geray buyurduklarından hâlâ hânlara Geray derler. Meselâ Âl-i Osmân'a hünkâr derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 199b ·
metinde göster ·
… bî-hisâb olduğundan selef pâdişâhları cümle Kırım hânları ve hânzâdelerin bunda
rehin
korlar. Hânlığa müsta‘id olduklarında Kırım'a hân ederler.
Der-âb [u] hevâ-yı câvidân: Âb [u] hevâsı gâyet i‘tidâl üzre olmak ile mahbûb u mahbûbesi memdûhdur. Ve cümle halkı Yörükân-ı Çıtak'dır. Lâkin gâyet sulehâ-yı ümmetden kimesneleri çokdur. Cümle helâl yerler ve helâl geyerler. Ve re‘âyâsı Bulgar ve Rûm ve Yahûdî ve Sırf kefereleridir. Ve gâyet ganîmet şehirdir. Sayd [u] şikârı bî-hadd ü bî-hisâb olduğundan selef pâdişâhları cümle Kırım hânları ve hânzâdelerin bunda rehin korlar. Hânlığa müsta‘id olduklarında Kırım'a hân ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 202b ·
metinde göster ·