… şı ubûr eder. Cümle hoşâbcı ve şerbetciler karsız olmamak ile karcıbaşı dahi bu
remmâ
içre alay-ı azîm göstermek fermân-ı Gâzî Murâd Hân oldu. Küşâde ve mestûr karlı …
Ba‘zı uryân karcıların ellerinde kar buz küsküleri ve külünkleri ve kulaklarının yanların delüp turna telleri ile geçerler. Ba‘zıları böğürlerin delüp kalın çapa sırıkların sokup bu tertîb üzre karcıbaşı ubûr eder. Cümle hoşâbcı ve şerbetciler karsız olmamak ile karcıbaşı dahi bu remmâ içre alay-ı azîm göstermek fermân-ı Gâzî Murâd Hân oldu. Küşâde ve mestûr karlık cümle yetmiş adeddir ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 173a ·
metinde göster ·
remmâ ve sürü sürü yakına geldiklerinde azametullâh cümle Âl-i Osmân vüzerâ ve …
Bu kelâmlardan sonra kral niçe nasîhat-âmîz kelimâtlar söyleyüp yemîn ü yesârına minberde selâmlar verüp mim[ber]den aşağı enerken (enerken) yine iki vezîr (...) kralın koltuğuna girüp minberden endirüp ba‘dehu mezkûr murassa‘ kürsîye çıkup cemî‘i Erdelistân-i segistân kâfirleri gürûh gürûh remmâ remmâ ve sürü sürü yakına geldiklerinde azametullâh cümle Âl-i Osmân vüzerâ ve mîr-i mîrânları ve ümerâlarının cemî‘i çalıcı mehterbaşıları gelüp bu kadar bin tabl ve nefîr [ve] surnâ ve boru ve ziller ile ceng-i harbî fasılları rehâvî makâmında fasl olundukda zemîn ü âsumân âvâze-i dühül ü nefîrden gürül gürül gürledi. Ve cümle küffâr kraldan bî‘at ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 30b ·
metinde göster ·
ve sürü sürü yakına geldiklerinde azametullâh cümle Âl-i Osmân vüzerâ ve mîr-i …
Bu kelâmlardan sonra kral niçe nasîhat-âmîz kelimâtlar söyleyüp yemîn ü yesârına minberde selâmlar verüp mim[ber]den aşağı enerken (enerken) yine iki vezîr (...) kralın koltuğuna girüp minberden endirüp ba‘dehu mezkûr murassa‘ kürsîye çıkup cemî‘i Erdelistân-i segistân kâfirleri gürûh gürûh remmâ remmâ ve sürü sürü yakına geldiklerinde azametullâh cümle Âl-i Osmân vüzerâ ve mîr-i mîrânları ve ümerâlarının cemî‘i çalıcı mehterbaşıları gelüp bu kadar bin tabl ve nefîr [ve] surnâ ve boru ve ziller ile ceng-i harbî fasılları rehâvî makâmında fasl olundukda zemîn ü âsumân âvâze-i dühül ü nefîrden gürül gürül gürledi. Ve cümle küffâr kraldan bî‘at ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 30b ·
metinde göster ·
… âsı akup mevc ü mevc ve fevc ü fevc ve sâf sâf ve fırka fırka ve gürûh gürûh ve
remmâ
remmâ ve sürü sürü bu cisir üzre ra‘d-vâr bu kadar kerre yüz bin mahlûk-ı Perve …
Ve bu cisrin yemîn ü yesârında metîn direklerden korkulukları var. Bu korkulukdan taşra iki yanında yayan yürüyecek bir kulaç enli yaya yolları var. Kaçan bu cisir üzre iki araba karşu karşuya geldikde yayanlar kenâr yollardan geçüp yine ulu cisre girirler, iki araba yan yana müstevfâ geçerler, bir püll-i vâsi‘dir kim debdebe-i Rûm ve tantana-i Rûm ve gulgule-i Rûm ve velvele-i Rûm ve dehdehe-i Rûm, ya‘nî gulibeti'r-Rûm askeri bu cisir üzre gece ve gündüz su akar gibi âdem deryâsı akup mevc ü mevc ve fevc ü fevc ve sâf sâf ve fırka fırka ve gürûh gürûh ve remmâ remmâ ve sürü sürü bu cisir üzre ra‘d-vâr bu kadar kerre yüz bin mahlûk-ı Perverdigâr ubûr ederek cisrin karşu başında kal‘a-i Darda'ya dâhil olup fezâsında meks etdiler. Bu hâk-i pâk artık Mihaç sancağı türâbıdır. (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 64b ·
metinde göster ·
… up mevc ü mevc ve fevc ü fevc ve sâf sâf ve fırka fırka ve gürûh gürûh ve remmâ
remmâ
ve sürü sürü bu cisir üzre ra‘d-vâr bu kadar kerre yüz bin mahlûk-ı Perverdigâr …
Ve bu cisrin yemîn ü yesârında metîn direklerden korkulukları var. Bu korkulukdan taşra iki yanında yayan yürüyecek bir kulaç enli yaya yolları var. Kaçan bu cisir üzre iki araba karşu karşuya geldikde yayanlar kenâr yollardan geçüp yine ulu cisre girirler, iki araba yan yana müstevfâ geçerler, bir püll-i vâsi‘dir kim debdebe-i Rûm ve tantana-i Rûm ve gulgule-i Rûm ve velvele-i Rûm ve dehdehe-i Rûm, ya‘nî gulibeti'r-Rûm askeri bu cisir üzre gece ve gündüz su akar gibi âdem deryâsı akup mevc ü mevc ve fevc ü fevc ve sâf sâf ve fırka fırka ve gürûh gürûh ve remmâ remmâ ve sürü sürü bu cisir üzre ra‘d-vâr bu kadar kerre yüz bin mahlûk-ı Perverdigâr ubûr ederek cisrin karşu başında kal‘a-i Darda'ya dâhil olup fezâsında meks etdiler. Bu hâk-i pâk artık Mihaç sancağı türâbıdır. (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 64b ·
metinde göster ·
Ve dağlarında gûnâ-gûn mürg-ı vahşîsinden kekliği ol kadar çokdur kim
remmâ
remmâ tayerân etmededir. Kaçan kim vakt-i şitâ olur Mühürdâr Paşa Sakız'dan bu …
Ve dağlarında gûnâ-gûn mürg-ı vahşîsinden kekliği ol kadar çokdur kim remmâ remmâ tayerân etmededir. Kaçan kim vakt-i şitâ olur Mühürdâr Paşa Sakız'dan bu sarâya nakl edüp kâmil altı ay zevk u safâ eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y53a ·
metinde göster ·
Ve dağlarında gûnâ-gûn mürg-ı vahşîsinden kekliği ol kadar çokdur kim remmâ
remmâ
tayerân etmededir. Kaçan kim vakt-i şitâ olur Mühürdâr Paşa Sakız'dan bu sarâya …
Ve dağlarında gûnâ-gûn mürg-ı vahşîsinden kekliği ol kadar çokdur kim remmâ remmâ tayerân etmededir. Kaçan kim vakt-i şitâ olur Mühürdâr Paşa Sakız'dan bu sarâya nakl edüp kâmil altı ay zevk u safâ eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y53a ·
metinde göster ·
… kethudâsı Ahmed Ağa ve vezîr-i a‘zam dâmâdı kapucular kethudâsı Siyâvuş Ağa bir
remmâ
huccâc ile mezkûr Sanemeyn nâm mahalde bu dipi ve borana râst gelüp bu kadar em …
Ve şâm'da geri kalan huccâc-ı müslimînden kul kethudâsı Ahmed Ağa ve vezîr-i a‘zam dâmâdı kapucular kethudâsı Siyâvuş Ağa bir remmâ huccâc ile mezkûr Sanemeyn nâm mahalde bu dipi ve borana râst gelüp bu kadar emvâl [ü] erzâkdan ayrılup ve niçe huccâc sovukdan helâk olup yetmiş bin renc [ü] anâ çekerek salt cânların halâs edüp ordu-yı İslâma dâhil oldular. Ammâ bir meks edecek cây-ı râhat yok. Âhir paşa bunları otağına aldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y261a ·
metinde göster ·
"Yâ Nûreddîn! Elem çekme Mekke ve Medîne ve şâm benim himâyetimdedir. Inkırâzü'd-devrân anlara bir zarar-ı azîm isâbet etmez. Ammâ böyle ba‘zı ihtilâl vâki‘ olursa da kâr-ı dünyâ böyledir. Andan zarar yokdur. Gam yeme" buyururlar. Hemân yine Nûreddîn kalkup gece gündüz berk-i hâtif gibi giderek şâm'dan Medîne'ye yigirmi beş konak yeri atlı ayağıyla yüz sâ‘at yeri üç gün üç gecede alup Medîne-i münevereye dâhil olup bir ziyâfet-i azîm tertîb eyleyüp hâs u âm ve bay [u] gedâ gelüp sadakât [u] nezerâtları cümle ehl-i Medîne'ye ihsân edüp ta‘âm tenâvül olunmağa başlandı. Bir kaç remmâ âdemler ta‘âm yiyüp kalkup gitdiler. Ammâ vâkı‘asında Hazret-i Risâlet'in gösterdiği mel‘ûnlardan kimesne zâhir olmadı. Hemân Nûreddîn eyitdi:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y284a ·
metinde göster ·
remmâ asker-i İslâm rikâb rikâba ubûr ederek (---)(---) nâm mahal bir alçak ak …
Bu asker ile alay alay remmâ remmâ asker-i İslâm rikâb rikâba ubûr ederek (---)(---) nâm mahal bir alçak akabecikdir, ammâ tarîk-ı âmmı tathîr olunmuşdur, anı ubûr edince a‘yân-ı Mekke ve cümle şürefâlar ve bizzât şerîf Sa‘d alayları ile nümâyân oldu. Ammâ gûyâ cemapur askeridir, yalın ayak, başı kabak, piyâde huddâmları ile tarîk-ı âmmın sağ cânibinde selâma âmâde durup ale't-tertîb dizildiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y312a ·
metinde göster ·
asker-i İslâm rikâb rikâba ubûr ederek (---)(---) nâm mahal bir alçak akabecik …
Bu asker ile alay alay remmâ remmâ asker-i İslâm rikâb rikâba ubûr ederek (---)(---) nâm mahal bir alçak akabecikdir, ammâ tarîk-ı âmmı tathîr olunmuşdur, anı ubûr edince a‘yân-ı Mekke ve cümle şürefâlar ve bizzât şerîf Sa‘d alayları ile nümâyân oldu. Ammâ gûyâ cemapur askeridir, yalın ayak, başı kabak, piyâde huddâmları ile tarîk-ı âmmın sağ cânibinde selâma âmâde durup ale't-tertîb dizildiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y312a ·
metinde göster ·
remmâ huccâc izdihâmında kimseden havf etmeyüp huccâcın kimi başına ve kimi ark …
Ve hâlâ Y 340b hudûd-ı Ka‘be'de sayd [u] şikâr harâmdır. Hâlâ haşîş u giyâhâtı biçilmez ve ahcârı hark olunup kireç olmaz. Ve eşcârâtı kezâlik kat‘ olunmaz. Ve tuyûr-ı kebûteri vakf-ı Resûl'dür, rencîde olunmaz, remmâ remmâ huccâc izdihâmında kimseden havf etmeyüp huccâcın kimi başına ve kimi arkasına konarlar. Ammâ aceb hikmetdir, nice kerre yüz bin kebûter vardır, bir dânesi sütûh-ı Mekke'ye çıkup konmazlar. Ammâ çaylak çıplak dedikleri Fir‘avn-ı âk doğanı sütûh-ı Mekke'ye gelüp meks eder. Ammâ gayri tuyûr-ı zü'l-cenâh Mekke üzre bile tayerân etmeyüp avdet eder. Aceb sırrullâhdır kim Ka‘be-i şerîfin şerefiyyetin hûş u tuyûr dahi bilürler. Ve bu haremde aslâ fusûk cidâl olmaz, harâmdır. Cidâl eden mu‘ammer olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y340a–Y340b ·
metinde göster ·
huccâc izdihâmında kimseden havf etmeyüp huccâcın kimi başına ve kimi arkasına …
Ve hâlâ Y 340b hudûd-ı Ka‘be'de sayd [u] şikâr harâmdır. Hâlâ haşîş u giyâhâtı biçilmez ve ahcârı hark olunup kireç olmaz. Ve eşcârâtı kezâlik kat‘ olunmaz. Ve tuyûr-ı kebûteri vakf-ı Resûl'dür, rencîde olunmaz, remmâ remmâ huccâc izdihâmında kimseden havf etmeyüp huccâcın kimi başına ve kimi arkasına konarlar. Ammâ aceb hikmetdir, nice kerre yüz bin kebûter vardır, bir dânesi sütûh-ı Mekke'ye çıkup konmazlar. Ammâ çaylak çıplak dedikleri Fir‘avn-ı âk doğanı sütûh-ı Mekke'ye gelüp meks eder. Ammâ gayri tuyûr-ı zü'l-cenâh Mekke üzre bile tayerân etmeyüp avdet eder. Aceb sırrullâhdır kim Ka‘be-i şerîfin şerefiyyetin hûş u tuyûr dahi bilürler. Ve bu haremde aslâ fusûk cidâl olmaz, harâmdır. Cidâl eden mu‘ammer olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y340a–Y340b ·
metinde göster ·
Bir gün hakîr Süfyân-ı Sevrî hânesine ziyârete giderken bir
remmâ
havâtîne râst geldim. Meğer sûr-i zifâf imiş. Bir duhter-i nâ-şüküfteyi zer-i z …
Bir gün hakîr Süfyân-ı Sevrî hânesine ziyârete giderken bir remmâ havâtîne râst geldim. Meğer sûr-i zifâf imiş. Bir duhter-i nâ-şüküfteyi zer-i zîvere müstağrak etmişler. On hatve ba‘îd râyiha-i tayyibelerinden demâğım mu‘attar oldu. Beş yüzden mütecâviz (mekteb-i) sıbyân arûsun pîşine düşüp âmîn âmîn diyerek mahall-i murâdına götürdüler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y359a ·
metinde göster ·
… âdem girse vâlih [ü] hayrân olur. Ammâ üstü açık olunduğundan bilâ-had ve lâ-ad
remmâ
remmâ kumru ve kebûterler kara bulut gibi konup içinde olan hubûbâtdan tenâvül …
Ammâ niçe bin mülûk elinden girüp çıkup gûnâ-gûn tarza girmişdir. Ammâ esâs binâsı evvelki zemîndir. Hâlâ eşkâl-i binâsı şekl-i murabba‘ birbirine mukâbil iki kal‘adır. Ve aceb ibret-nümâ vâcibü's-seyr bir yerdir kim dillerde dâsitândır. Dîvârlarının kaddi kırkar zirâ‘ âlîdir ve Sedd-i İskender-misâl kırmızı tula binâlardır. Dahi fevkında kamışdan kafes örülmüşdür, içine âdem girse vâlih [ü] hayrân olur. Ammâ üstü açık olunduğundan bilâ-had ve lâ-ad remmâ remmâ kumru ve kebûterler kara bulut gibi konup içinde olan hubûbâtdan tenâvül edüp yine gürûh gürûh tayerân etmededirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y143a ·
metinde göster ·
… irse vâlih [ü] hayrân olur. Ammâ üstü açık olunduğundan bilâ-had ve lâ-ad remmâ
remmâ
kumru ve kebûterler kara bulut gibi konup içinde olan hubûbâtdan tenâvül edüp y …
Ammâ niçe bin mülûk elinden girüp çıkup gûnâ-gûn tarza girmişdir. Ammâ esâs binâsı evvelki zemîndir. Hâlâ eşkâl-i binâsı şekl-i murabba‘ birbirine mukâbil iki kal‘adır. Ve aceb ibret-nümâ vâcibü's-seyr bir yerdir kim dillerde dâsitândır. Dîvârlarının kaddi kırkar zirâ‘ âlîdir ve Sedd-i İskender-misâl kırmızı tula binâlardır. Dahi fevkında kamışdan kafes örülmüşdür, içine âdem girse vâlih [ü] hayrân olur. Ammâ üstü açık olunduğundan bilâ-had ve lâ-ad remmâ remmâ kumru ve kebûterler kara bulut gibi konup içinde olan hubûbâtdan tenâvül edüp yine gürûh gürûh tayerân etmededirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y143a ·
metinde göster ·
… olup kırk yerde summât-ı Muhammedî çekilir. Her summâtı ikişer yüz sahandır. Bu
remmâ
dahi du‘â ve senâdan sonra buhûr u şerbet nûş olunup giderler.
Andan yeniçeri ocağının cümle a‘yân-ı eşrâf kethudâları ve çavuşânları gelüp Ümmü'l-kıyâs'da paşanın bir ziyâfet-i azîmi olup kırk yerde summât-ı Muhammedî çekilir. Her summâtı ikişer yüz sahandır. Bu remmâ dahi du‘â ve senâdan sonra buhûr u şerbet nûş olunup giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y145a ·
metinde göster ·
… Ve paşa yine summât-ı hâs başında herkesi ta‘zîm ederek summâta da‘vet edüp bir
remmâ
dahi Çerâkese beğleri gelir, anlar kalkup yine yedi bölük ihtiyârlarından ve ye …
Andan iki yüz paşa çâşnigîrleri tarfetü'l-ayn içre cümle sahanları dîdebânları ile aşağı yollayup dağlar gibi yığarlar. Ve dîvânhâne ferrâşları ve arrâfları ân-ı vâhidede tathîr ederler. Ve paşa yine summât-ı hâs başında herkesi ta‘zîm ederek summâta da‘vet edüp bir remmâ dahi Çerâkese beğleri gelir, anlar kalkup yine yedi bölük ihtiyârlarından ve yetmiş yedi kalem dîvân hocaların da‘vet edüp anlara dahi paşa birer parça atup mücevvezesi başından düşer, ba‘zısı hicâbından şaşar. Paşa eğer müteferrikabaşı ve çavuşlar kethudâsı tercümâna otur derse oturup der-akab kalkup yine hizmetde olup summâta ihtiyârları da‘vet ederler. Ammâ paşanın on iki dîvân hil‘atli ağaları ve hasîl-harc ağası bunlar ayağ üzre hizmetdedirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y181b ·
metinde göster ·
mülebbes iç ağaları tâvûsî reftâr ederek herbiri bir cümbüş [ü] harekât ile her …
Ardları sıra yine bir remmâ mülebbes iç ağaları tâvûsî reftâr ederek herbiri bir cümbüş [ü] harekât ile herbirinin elinde zeytûnî ve neftî ve sarı ve hıtâyî ve münebbed fenâcînler ile kahve verüp fincânları almağa muntazır durup kahve nûş olunca yine âdâb üzre fincânları ve kahve makramaların alup giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y182b ·
metinde göster ·
dahi iç ağalarının sağ ellerinde gûnâ-gûn mücevher zî-kıymet fağfûrî tabaklar i …
Akîblerince bir remmâ dahi iç ağalarının sağ ellerinde gûnâ-gûn mücevher zî-kıymet fağfûrî tabaklar içre girân-bahâ çârgül ve armudî ve zıhlı ve şeşhâne ve dehen-i gül ve hıtâyî ve panî(?) kâseler içre gûnâ-gûn eşribe-i mu‘amberîn ve mümessek sandal ve benefşe Y 183a ve reybâs ve amber-i bâris ve gül-i limon ve nîlüfer ve hummâs ve dud ve temirhindî ve koruk ve gayrı niçe gûne meşrûbât makûlesi eşribe-i ergavânlar ile memlû kâseler ile birer ellerinde münakkaş Kaya Sultân yağlıkları ile iç ağaları her a‘yânın önüne ber-zânû durup kâseler ile şerbetleri verüp destmâl dutarlar. Anlar dahi ağızların silüp iç ağaları avdet ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y182b–Y183a ·
metinde göster ·
dahi iç ağaları gelüp sağ ellerinde zî-kıymet gülâbdân içinde gülâb ve mâ-i buh …
Andan bir remmâ dahi iç ağaları gelüp sağ ellerinde zî-kıymet gülâbdân içinde gülâb ve mâ-i buhûr ve ıtr-ı şâhî ve mâ-i kâdî ve mâ-i şükûfe ve mâ-i zımrân misilli ıtriyyâtlar ile birer ellerinde gûnâ-gûn zî-kıymet tabaklar ile ağalar gelüp cümle a‘yânın ellerine gülâb nisâr edüp giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y183a ·
metinde göster ·
ve bir gûne libâs-ı fâhireye müstağrak olmuş iç ağaları dahi gûnâ-gûn buhûrdânl …
Akîblerince bir remmâ ve bir gûne libâs-ı fâhireye müstağrak olmuş iç ağaları dahi gûnâ-gûn buhûrdânlar içre ûd-i mâverdî ve ûd-i mülebbes ve amber-i hâm ihrâk edüp cümle a‘yân râyiha-i tayyibeye müstağrak olup demâğları mu‘attar olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y183a ·
metinde göster ·
… çok diyârda ıyd-ı şerîfin destûr-ı şâhî günleri ola avret ve oğlan gürûh gürûh,
remmâ
remmâ gezerler, bir merd bir nisvâna ve sibyâna ve gılmâna dest-dırâzlık etmek …
Ve bir ibret şey dahi bu Mısır'da oldur kim böyle levendâtı ve aşkıyâ ve erâzil çok diyârda ıyd-ı şerîfin destûr-ı şâhî günleri ola avret ve oğlan gürûh gürûh, remmâ remmâ gezerler, bir merd bir nisvâna ve sibyâna ve gılmâna dest-dırâzlık etmek ihtimâlleri yokdur. Bu husûsda gâyet emn [ü] emândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y183b ·
metinde göster ·
… yârda ıyd-ı şerîfin destûr-ı şâhî günleri ola avret ve oğlan gürûh gürûh, remmâ
remmâ
gezerler, bir merd bir nisvâna ve sibyâna ve gılmâna dest-dırâzlık etmek ihtimâ …
Ve bir ibret şey dahi bu Mısır'da oldur kim böyle levendâtı ve aşkıyâ ve erâzil çok diyârda ıyd-ı şerîfin destûr-ı şâhî günleri ola avret ve oğlan gürûh gürûh, remmâ remmâ gezerler, bir merd bir nisvâna ve sibyâna ve gılmâna dest-dırâzlık etmek ihtimâlleri yokdur. Bu husûsda gâyet emn [ü] emândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y183b ·
metinde göster ·
… ay, saf saf ve mevc mevc ve fevc fevc ve gürûh gürûh, sürü sürü, katâr katâr ve
remmâ
remmâ, esnâf esnâf [[(---) (---) (---)]] vezîr Mısır içine bir tertîb üzre giri …
İbtidâ ağanın hazînedârında hil‘at-ı fâhire, kethudâsında murassa‘ şemşîr, ve ağanın girîbânında mektûblar ve elinde şîb kîse ve zerdûz boğça içinde bo(---) boğralı hatt-ı hümâyûn ile ubûr ederken tokuzar kat mehterhâne çalarak Bâb-ı Nâsır'dan içeri girüp zü'l-cenâheyn-vâr iki bölük asker alay alay, saf saf ve mevc mevc ve fevc fevc ve gürûh gürûh, sürü sürü, katâr katâr ve remmâ remmâ, esnâf esnâf [[(---) (---) (---)]] vezîr Mısır içine bir tertîb üzre girirler kim ahâlî-i Mısır dârât-ı âl-i Osmân ne idüğin bilirler. Ammâ [[(---) (---) (---)]] üzre eğer Mısırlı paşadan mahzûz iseler mukarrer geldüğinden hazz edüp çârsû-yı bâzâr ol kadar izdihâm olur kim niçe [[(---) (---) (---)]] bu tertîb üzre Mısır içinde bir hûy hû ile tabl-ı Osmâniyân döğerek kal‘a-i Mısır'da sarây-ı Q 230aP 227a sultânîde Sultân Gavrî dîvânhânesine çıkarken paşa tâ nerdübân başına varup istikbâl edüp Selîm Hân tahtından aşağı paşa durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y193a ·
metinde göster ·
… f saf ve mevc mevc ve fevc fevc ve gürûh gürûh, sürü sürü, katâr katâr ve remmâ
remmâ
, esnâf esnâf [[(---) (---) (---)]] vezîr Mısır içine bir tertîb üzre girirler k …
İbtidâ ağanın hazînedârında hil‘at-ı fâhire, kethudâsında murassa‘ şemşîr, ve ağanın girîbânında mektûblar ve elinde şîb kîse ve zerdûz boğça içinde bo(---) boğralı hatt-ı hümâyûn ile ubûr ederken tokuzar kat mehterhâne çalarak Bâb-ı Nâsır'dan içeri girüp zü'l-cenâheyn-vâr iki bölük asker alay alay, saf saf ve mevc mevc ve fevc fevc ve gürûh gürûh, sürü sürü, katâr katâr ve remmâ remmâ, esnâf esnâf [[(---) (---) (---)]] vezîr Mısır içine bir tertîb üzre girirler kim ahâlî-i Mısır dârât-ı âl-i Osmân ne idüğin bilirler. Ammâ [[(---) (---) (---)]] üzre eğer Mısırlı paşadan mahzûz iseler mukarrer geldüğinden hazz edüp çârsû-yı bâzâr ol kadar izdihâm olur kim niçe [[(---) (---) (---)]] bu tertîb üzre Mısır içinde bir hûy hû ile tabl-ı Osmâniyân döğerek kal‘a-i Mısır'da sarây-ı Q 230aP 227a sultânîde Sultân Gavrî dîvânhânesine çıkarken paşa tâ nerdübân başına varup istikbâl edüp Selîm Hân tahtından aşağı paşa durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y193a ·
metinde göster ·
… ümle anbâr-ı Yûsuf'dandır. Anbârın üstü mestûr olmamak ile cemî‘i hûş [u] tuyûr
remmâ
remmâ konup tenâvül-i fûl ve [[(---) (---)]] ederler. Ve ber-hevâ pervâz per ur …
Ve sekiz hazîne gılâl olduğu muhakkakdır ve meşhûr-ı âlemdir. Ve cümle benî âdemden mâ‘adâ semâda tayerân eden [[(---) (---)]] nafakaları cümle anbâr-ı Yûsuf'dandır. Anbârın üstü mestûr olmamak ile cemî‘i hûş [u] tuyûr remmâ remmâ konup tenâvül-i fûl ve [[(---) (---)]] ederler. Ve ber-hevâ pervâz per ururlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y217a ·
metinde göster ·
… nbâr-ı Yûsuf'dandır. Anbârın üstü mestûr olmamak ile cemî‘i hûş [u] tuyûr remmâ
remmâ
konup tenâvül-i fûl ve [[(---) (---)]] ederler. Ve ber-hevâ pervâz per ururlar.
Ve sekiz hazîne gılâl olduğu muhakkakdır ve meşhûr-ı âlemdir. Ve cümle benî âdemden mâ‘adâ semâda tayerân eden [[(---) (---)]] nafakaları cümle anbâr-ı Yûsuf'dandır. Anbârın üstü mestûr olmamak ile cemî‘i hûş [u] tuyûr remmâ remmâ konup tenâvül-i fûl ve [[(---) (---)]] ederler. Ve ber-hevâ pervâz per ururlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y217a ·
metinde göster ·
… n ü mümessek eşribeleri rengâreng kâse-i fağfûr ile bezl ederler. Ardı sıra bir
remmâ
fukarâlar dahi cemî‘i hâzırûnlara mutantan ve mücevher kahveler ve çay [u] bâdy …
Ve ba‘zı fukarâlar fûtalar içre şeker ile mülebbes bâdâm ve leblebi ve Şâm fısdıkı ve mukaşşer Rûm fındıkı ve envâ‘ından nuküller ve mu‘amberîn ü mümessek eşribeleri rengâreng kâse-i fağfûr ile bezl ederler. Ardı sıra bir remmâ fukarâlar dahi cemî‘i hâzırûnlara mutantan ve mücevher kahveler ve çay [u] bâdyân ve sa‘leb ü mahleb ve bâlûde ve leben-i hâlis ve bahârlı eşribeleri taraf taraf gül-i Gülşenî fukarâları bezl ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y221b ·
metinde göster ·
… hâmda çârşû-yı bâzârlarda ol âdem deryâsı içre fakîr kazlar pâymâl-i rimâl olup
remmâ
remmâ gezdirüp fürûht ederler. Ancak bunlardan gümrük alınmaz, yohsa cemî‘i mev …
Mısır içinde ba‘zı fellâhîn sürü sürü semîn kazlar gezdirüp ol izdihâmda çârşû-yı bâzârlarda ol âdem deryâsı içre fakîr kazlar pâymâl-i rimâl olup remmâ remmâ gezdirüp fürûht ederler. Ancak bunlardan gümrük alınmaz, yohsa cemî‘i mevcûdâtdan bâc ve öşr-i sultânî alınur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y228b ·
metinde göster ·
… çârşû-yı bâzârlarda ol âdem deryâsı içre fakîr kazlar pâymâl-i rimâl olup remmâ
remmâ
gezdirüp fürûht ederler. Ancak bunlardan gümrük alınmaz, yohsa cemî‘i mevcûdâtd …
Mısır içinde ba‘zı fellâhîn sürü sürü semîn kazlar gezdirüp ol izdihâmda çârşû-yı bâzârlarda ol âdem deryâsı içre fakîr kazlar pâymâl-i rimâl olup remmâ remmâ gezdirüp fürûht ederler. Ancak bunlardan gümrük alınmaz, yohsa cemî‘i mevcûdâtdan bâc ve öşr-i sultânî alınur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y228b ·
metinde göster ·
Ve'l-hâsıl cemî‘i tuyûrân kanat kakup bu cebelden kalkup ber-havâ olup bir gûne sayha-i hazîn koparup istimâ‘ eden cânların cânları ve cân-ı cânânları bile râhat olup kâmil bir sâ‘at-i nücûmî bu cebel üzre hoş-havâ esvât-ı latîf ile yedi kerre gürûh gürûh deverân etdiklerinde evc-i âsumânda güneş gâyib olup perr ü bâl-i tuyûrdan zemîn şeb-i muzlim gibi olur. Yine bir sâ‘atden sonra alay alay remmâ remmâ cemî‘i murgân-ı Hudâ cümlesi turna katarı olup cenûb cânibine diyâr-ı Fûncistân'a andan Nîl'in başın ubûr edüp bu Mısır cezîresinden çıkup Bahr-i Muhît üzre yine cenûba doğru gitdiklerin Portakal ve Hind gemilerindeki âdemler görmüşlerdir, ammâ andan öte ne cânibe gitdikleri ma‘lûm değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y370a ·
metinde göster ·
Ve'l-hâsıl cemî‘i tuyûrân kanat kakup bu cebelden kalkup ber-havâ olup bir gûne sayha-i hazîn koparup istimâ‘ eden cânların cânları ve cân-ı cânânları bile râhat olup kâmil bir sâ‘at-i nücûmî bu cebel üzre hoş-havâ esvât-ı latîf ile yedi kerre gürûh gürûh deverân etdiklerinde evc-i âsumânda güneş gâyib olup perr ü bâl-i tuyûrdan zemîn şeb-i muzlim gibi olur. Yine bir sâ‘atden sonra alay alay remmâ remmâ cemî‘i murgân-ı Hudâ cümlesi turna katarı olup cenûb cânibine diyâr-ı Fûncistân'a andan Nîl'in başın ubûr edüp bu Mısır cezîresinden çıkup Bahr-i Muhît üzre yine cenûba doğru gitdiklerin Portakal ve Hind gemilerindeki âdemler görmüşlerdir, ammâ andan öte ne cânibe gitdikleri ma‘lûm değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y370a ·
metinde göster ·
remmâ ukkâb ve fırka fırka cemel-i neccâb ve bölük bölük gergerdân ve otav otav …
Husûsan sürü sürü fîl ve remmâ remmâ ukkâb ve fırka fırka cemel-i neccâb ve bölük bölük gergerdân ve otav otav gâv-ı beyâbân ve bere bere hûk-ı beyâbân ve remme remme kûsfend-i kûhistân ve alay alay kazık boynuz-ı dağî ve murg-ı zâğî hisâbın Cenâb-ı Bârî bilüp ve arslan u kaplan ve bebr ü su‘bânların hadd [ü] hasrın yine Hallâk bilür. Zîrâ bu vâdî memerr-i nâs değildir. Hayvânâtları bir âdem görse, korumuza ne gelirsin, şeklinde umûm üzre âdeme hücûm ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·
ukkâb ve fırka fırka cemel-i neccâb ve bölük bölük gergerdân ve otav otav gâv-ı …
Husûsan sürü sürü fîl ve remmâ remmâ ukkâb ve fırka fırka cemel-i neccâb ve bölük bölük gergerdân ve otav otav gâv-ı beyâbân ve bere bere hûk-ı beyâbân ve remme remme kûsfend-i kûhistân ve alay alay kazık boynuz-ı dağî ve murg-ı zâğî hisâbın Cenâb-ı Bârî bilüp ve arslan u kaplan ve bebr ü su‘bânların hadd [ü] hasrın yine Hallâk bilür. Zîrâ bu vâdî memerr-i nâs değildir. Hayvânâtları bir âdem görse, korumuza ne gelirsin, şeklinde umûm üzre âdeme hücûm ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·