… âki‘ olmuş Ayn-i Kenis derler bir aynü'l-katr-misâl turna gözü sâf [u] berrâk u
revâk
bir sun‘-ı Hallâk [u] Rezzâk mâ’-i Kevser'dir kim bu Ayn-i Kenis Kezmürî nâm bi …
Bu mezkûr sebîlhânelerin ve bâlâda tahrîr olunan çeşme-i âb-ı hayvânların âb-ı nâbları ekseriyyâ şehrin cânib-i (---) vâki‘ olmuş Ayn-i Kenis derler bir aynü'l-katr-misâl turna gözü sâf [u] berrâk u revâk bir sun‘-ı Hallâk [u] Rezzâk mâ’-i Kevser'dir kim bu Ayn-i Kenis Kezmürî nâm bir (---) önünden çıkup niçe bâğ u besâtinleri reyy ederek cereyân edüp şehrin cümle imâretlerin saky edüp şehri imâr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 64b ·
metinde göster ·
… â ki min cihet-i'l-ahseni imâr bu kubbeden âlî bir kubbe-i nüh-tâk-ı tumturak-ı
revâk
yokdur. Meğer yine bu kubbe-i Gazvîn-i arâk ola. Beyt:
Ve mine'l-acâ’ib ve'l-garâ’ib binâ-yı azîm câmi‘-i Müşebbek, ibret-nümâ-yı kadîm, şehr-i Kazvîn'in eski hisârına karîb bir câmi‘-i kebîrdir. Kıble kapusu bir bâb-ı vâcibü's-seyr bir dervezedir kim vasfında lisân kâsır bir müşebbek bâb olduğundan ol bâb ile müsemmâ câmi‘-i Müşebbek derler. Rûm u Arab u Acem'de bu hakîr böyle bir bâb-ı kebîr ve eyle kâr-ı hurdegîr görmedim. Niçe bin ilm-i hendese üzre gûnâ-gûn hayâl-i pesend tasarrufları vardır ammâ mülûk-ı selef içün bu câmi‘ içre bir maksûresi var kim benî Âdem anı gördükde vâlih ü hayrân kalup dillerle ta‘bîr ve kalemlerle tahrîr olunmaz bir kâh-ı Havernak-ı Gazvîn'dir. Ammâ bu câmi‘-i pür 315a envârın bânîsi şehr-i Gazvîn'in dördüncü kerre imâr eden Şâh İmâdeddîn hazretlerinin abd-i memlûkü olan Emîr Humâ-i Yas inşâ etdirmişdir. Müverrihân-ı Acem "Bu câmi‘e bir şütür bârı altun masrûf olundu." deyü tahrîr etmişler. Hakkâ ki muhakkak mâ-lâ kelâm gitmişdir, ammâ câmi‘ Cennet-i Adn'e dönmüşdür. Lâkin cemâ‘atden garîb kalmışdır ve mihrâb üzere olan kubbe-i kebîri eflâke ser çekmiştir. Cemî‘i kıbâblar her diyârda surâhîce binâ olunmuşdur ammâ bu kubbe-i serâmed top-ı küreh arzı gibi müdevver ve cevfinde ol kadar envâ‘-ı fusûs-ı mukavvim mahkûk-ı gûnâ-gûn sadefkârî var. Ruhâm-ı ibret-nümûn ma‘kûklar ile ma‘kûd kılınmış zî-kıymet taşlar var kim çeşm-i benî Âdem hîrelenir. Bu hakîr bu kadar kesret-i seyâhatde her âsâr-ı binâya im‘ân-ı nazar ile nazar etdiğimde Budin serhaddinde kal‘a-i Estergon'un iç hisârındaki Kızılelma Câmi‘i kubbesi ve biri dahi bu Gazvîn câmi‘i gibi bu arâzî-i edîmde böyle âsâr-ı acîbe ve bunun gibi binâ-yı garîbe görmedim. Hakkâ ki min cihet-i'l-ahseni imâr bu kubbeden âlî bir kubbe-i nüh-tâk-ı tumturak-ı revâk yokdur. Meğer yine bu kubbe-i Gazvîn-i arâk ola. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 314b–315a ·
metinde göster ·
Menzil-i kasaba-i Tâk-ı Giray: Zamân-ı kadîmde Hulâgû Hân Bağdâd'a mâlik oldukda Hulâgû'nun oğlu Giray Hân nâm bir şehzâde-i âzâde bu mahall-i sayd u şikârdan hazz edüp bir şehir bünyâd edüp ismine Tâk-ı Giray Hân derler. Hâlâ ol kadar imâr değildir. Ancak niçe yerde tâk-ı revâk alâmetleri kalmışdır. Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘in sipehsâlâr-ı mu‘azzamı olan Hüsrev-i Şîr-i vezîr-i dilîr Hemedân ve Dergezîn'i harâb u yebâb edüp Bağdâd üzre gelirken bu Tâk-ı Giray'a uğrayup Yeni İmâm nâm yoluyla bu Tâk-ı revâka gelüp harâb etmişdir. Hâlâ ol asırdan berü bir nâ-tamâm imârdır. Derteng kal‘ası hudûdunda bin hâneli ve câmi‘ ve hân ve hammâm u çârsû-yı şâhîli ve âb-ı revânlı kasaba-i Tâk-ı Giray'dır. Andan kalkup taraf-ı cenûba 2 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 328a ·
metinde göster ·
… kurbânlar etdiklerinden hünkâr koyun kurbânından hazz etmeyüp otak-ı nüh-tâk-ı
revâk
önünde celâlîden elli aded âdemi kurbân edüp cellâdlar her âdemi rişte rişte ve …
İzmit de demişler. Bâlâda mufassal mevsûfdur, ammâ şimdi bu şehr-i İzmid'e böyle bir alay-ı azîm ile sa‘âdetlü pâdişâh girirken şâhrâhın yemîn ü yesârın ahâlî-i şehrin sıgâr u kibârı ve a‘yân [u] eşrâfı ve erbâb-ı esnâf[ı ve] ehl-i hırefi mâl-â-mâl olup pâdişâh yolu üzre selâm almağa istikbâle çıkup cemî‘i ehl-i hırefin ellerinde dîbâ ve şîb ve zerbâf pâyendâzlar döşeyüp sa‘âdetlü pâdişâha ubûdiyyet arz edüp cümle alay ve kâlâ-yı vâlâ-yı dâray u hârâların dahi arz ederek pâdişâh-ı Cem-karîn şehr-i İzmid'e girmişdir kim Rüstem ve Sâm ve Nerîmân eyle mehâbet u dârât-ı azameti görseler idi Nerîmân ve Sâm nerm [u] râm olurdu. Bu mehâbet [u] salâbetle otağa girirken ahâlî-i şehir râh-ı hünkâr üzre niçe kurbânlar etdiklerinden hünkâr koyun kurbânından hazz etmeyüp otak-ı nüh-tâk-ı revâk önünde celâlîden elli aded âdemi kurbân edüp cellâdlar her âdemi rişte rişte ve dilim dilim edüp na‘şeleri serâperde-i hümâyûn önünde kalup hünkâr hûnhârlığı icrâ edüp halka bir dehşet hâsıl olup, andan sa‘âdetlü pâdişâh kendüye mahsûs İzmit sarâyında karâr-dâde olup mu‘tâd-ı kadîmeleri üzre gâhîce otağa gelüp dîvân-ı şehriyârî edüp ibâdullâha inâyet-i mu‘tâdları üzre iltifât ve istimâletler verüp ihkak-ı hak etdikde elbette yine kösler önünde her dîvân oldukda birkaç âdem celâlî ve cemâlî ve zalemelerden katl olması mukarrer idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 82a ·
metinde göster ·
… geldi ve meydân-ı mahabbete sığın derisinden sofra getirüp bir ağaç tekne latîf
revâk
gibi bal ve bir tekne peynir ve bir tekne pasta getirüp "Aşan konaklar halâl bo …
Hudâ'ya ayândır kim böyle olmuşdur. Bir gün bu diyârda bir kabakda mihmân olup konak-bânımız olan Çerkes âdemlik edüp fi'l-hâl taşra çıkup sehel eğlenüp geldi ve meydân-ı mahabbete sığın derisinden sofra getirüp bir ağaç tekne latîf revâk gibi bal ve bir tekne peynir ve bir tekne pasta getirüp "Aşan konaklar halâl bolsun. Benim babası cânı savasın", ya‘nî "Balı yeyin helâl olsun. Atam cânına değsin" dedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 155a ·
metinde göster ·
Sultân ve Hâkî Baba Sultân ve Hünkâr Bâğçesi kurbunda ziyâretgâh-ı Şehzâdegân i …
Ve Seyyid İbrâhîm Sultân ve ana karîb Revâk Sultân ve Hâkî Baba Sultân ve Hünkâr Bâğçesi kurbunda ziyâretgâh-ı Şehzâdegân ibn Murâd Hân-ı Sâlis ve Şehzâde Sultân Mehemmed-i Sâlis ki fâtih-i Eğri'dir sene 976 târîhinde bu Ma‘nisa'da mütevellid olmuşdur. Ve Bektaş Paşa Sultân ve Kemâl Ümmî Baba Sultân sene (---) târîhinde merhûm olup bu şehirde âsûdedir. Hâlâ merkad-i pür-envârı ziyâretgâh-ı erbâb-ı hâcâtdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y39a ·
metinde göster ·
Ve şehrin şarkında evc-i âsumâna ser çekmiş kavs-i kuzahdan nişân verir tâk-ı
revâk
ser-bülend su kemerleri var kim hâlâ bir pâdişâh bir tâkın binâ etmeğe kâdir de …
Ve şehrin şarkında evc-i âsumâna ser çekmiş kavs-i kuzahdan nişân verir tâk-ı revâk ser-bülend su kemerleri var kim hâlâ bir pâdişâh bir tâkın binâ etmeğe kâdir değildir. Bu gûne binâ-yı azîmleri var kim görenin aklı perîşân olur. Ve bu binâların cümlesi beyâz mermerler ile mebnîdir. Ve harâbistânı içre niçe bin Ayasofya amûdları gibi mermer sommâkî ve zenbûrî sütûnları var kim zîr ü zeber olup yatır. Ve niçe bin tâk-ı Kisrâ-misâl kemerler ve havz u şâzrevânlar harâb olmadadır. Hattâ İslâmbol'da Süleymâniyye ve Yeni câmi‘ içinde olan ibret-nümâ amûdlar ve zî-kıymet ahcâr-ı garîbeler cümle bu şehirden gitmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y68a ·
metinde göster ·
Ve yan soffaları içre dershânelere revâk ta‘bîr ederler. Câmi‘in cânib-i erba‘asında elli revâkdır, ya‘nî elli diyâr kavminin mekânlarıdır. Hakîkat yine her birinde birer İslâm diyârı ulemâsı ile mâl-â-mâldir kim bir revâkın halkı bir revâk âdeminin ne lisânın ve ne hâl [ü] ahvâlin bilmezler. Herkes kendü işgâllerine meşgûllerdir. Vakt-i salât oldukda el-azametullâh gûyâ yevm-i haşrden bir gün olup esbâbların ve kitâbların kaldırup tecdîd-i vuzû’ edüp edâ-yı salât edüp yine ilme meşgûl olurlar. Hele hakîr bu câmi‘-i Ezher'de çirkef-i dünyâ kelâmın istimâ‘ etmemişimdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y90b ·
metinde göster ·
… r birinde birer İslâm diyârı ulemâsı ile mâl-â-mâldir kim bir revâkın halkı bir
revâk
âdeminin ne lisânın ve ne hâl [ü] ahvâlin bilmezler. Herkes kendü işgâllerine m …
Ve yan soffaları içre dershânelere revâk ta‘bîr ederler. Câmi‘in cânib-i erba‘asında elli revâkdır, ya‘nî elli diyâr kavminin mekânlarıdır. Hakîkat yine her birinde birer İslâm diyârı ulemâsı ile mâl-â-mâldir kim bir revâkın halkı bir revâk âdeminin ne lisânın ve ne hâl [ü] ahvâlin bilmezler. Herkes kendü işgâllerine meşgûllerdir. Vakt-i salât oldukda el-azametullâh gûyâ yevm-i haşrden bir gün olup esbâbların ve kitâbların kaldırup tecdîd-i vuzû’ edüp edâ-yı salât edüp yine ilme meşgûl olurlar. Hele hakîr bu câmi‘-i Ezher'de çirkef-i dünyâ kelâmın istimâ‘ etmemişimdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y90b ·
metinde göster ·
… î başka bir köşedir. Cümle Ervâm kavmi anda sâkinlerdir. Ve gâyet pâkdir, cümle
revâk
halkı bu Ervâm revâkına mâyillerdir. Ve evkâfları metîndir.
Andan revâk-ı Rûmî başka bir köşedir. Cümle Ervâm kavmi anda sâkinlerdir. Ve gâyet pâkdir, cümle revâk halkı bu Ervâm revâkına mâyillerdir. Ve evkâfları metîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y91a ·
metinde göster ·
ta‘bîr etdikleri mahallerde cümle iki yüz elli beyâz mermer amûdlardır, ammâ el …
Ve bu haremin cânib-i erba‘asında revâk ta‘bîr etdikleri mahallerde cümle iki yüz elli beyâz mermer amûdlardır, ammâ ellisi amelî pâyelerdir. Bu hisâb üzre cümle amûdlar üzre dörd yüz kemerlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y91a ·
metinde göster ·