mihmângâh ve bir çerâgâh soffadır. Andan yine garba (---) sâ‘atde bir hâmûn-ı m …
Menzil-i nâhiye-i Geçdi: Bir nehirdir, ismi ma‘lûmum değildir. Sultân Murâd Hân Revân'a giderken bu çaydan geçüp serâperdesi zemîninde bir soffa binâ olunmuş, hâlâ âsârı zâhirdir. Kars a‘yânları cânib-i erba‘asına ba‘zı şecer-i müntehâlar diküp namazgâh etmişler. Hâlâ âyende vü revendelere mihmângâh ve bir çerâgâh soffadır. Andan yine garba (---) sâ‘atde bir hâmûn-ı mahsûldâr içre güzer ederek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 326a ·
metinde göster ·
hedâyâ verîrler ve her bir fukarâ bu âsitânede birer işe me’mûrlardır. İbtidâsı …
Ba‘dehû sene (---) târîhinde Horâsân'dan yedi yüz Horâsân erenleriyle Hacı Bektâş-ı Velî ceddimiz Türk-i Türkân Hoca Ahmed-i Yesevî hazretlerinden Rûm'a gelmek içün me’zûn olup doğru bu âsitâne-i Seyyid Battâl Gâzî'ye gelüp niçe zamân anda ikâmet edüp Bursa'dan Orhân Gâzî Hacı Bektâş-ı Velî'yi görmeğe bu Seydî Battâl âsitânesine gelüp Bektâş-ı Velî ile müşerref olup Bektâş-ı Velî ricâsıyla bu âsitâne-i Battâl'ı Koca Orhân Gâzî eyle imâr edüp gûyâ bir kal‘a-i metîn edüp bin aded hâne halkın iskân etdirüp şehr imâr eder. Hacı Bektâş-ı Velî dahi halîfelerinden Pîrce Sultân'ı yetmiş fukarasıyla tekye-nişîn edüp anda sâkin olduğundan hâlâ âsitâne-i Bektâşiyân'dır kim iki yüzden mütecâviz ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘at pâ-bürehne ve serbürehne erbâb-ı ma‘ârifden ârif-i billah fakr-ı fâka erenlerinden "fenâ fillah", "lâ cübbete ve lâ sivallah"dan niçe halûk ve halîm ü selîm cânları vardır kim (...) velev kâne kâfiren mazmûnu üzre bây u gedâya ve hâs [u] âma ve pîr [u] cüvânın cemî‘i âyende vü revendegânına bir baş ile bin cân ile derûn-ı dilden hizmet edüp mihmândârlık ederler ve her bir dervîş-i dil-rîşânların kimi Fârisî-hân ve kimi urefîhân ve kimi musanna‘ kaşıklar ve çevgân u pâlehenkler ve gûnâ-gûn sihr-i i’câz şeyler îcâd edüp hırka-bahâ içün âyende vü revendelere hedâyâ verîrler ve her bir fukarâ bu âsitânede birer işe me’mûrlardır. İbtidâsı meydân ferrâşlığından pâye kat‘ ederek kubbe-i azîzde türbedâr olur. Ba‘dehû şeyh-i azîz olup şeb [u] rûz âsitâne-i sa‘âdetde ber-karâr olup müstecâbü'd-da‘ve kimesne olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 7b ·
metinde göster ·
… ret-i dârü'z-ziyâfesi yokdur, ammâ her hânedânın kapuları meftûh olup âyende vü
revendelere
ni‘metleri mebzûl olduğundan me’kel imâreti yokdur. Andan bu şehir hâna ihtiyâc …
Ve bu şehirde sebîlhâne ve çeşme-sâr ve medrese ve dârü'l-hadîs ve dârü'l-kurrâ ve imâret-i dârü'z-ziyâfesi yokdur, ammâ her hânedânın kapuları meftûh olup âyende vü revendelere ni‘metleri mebzûl olduğundan me’kel imâreti yokdur. Andan bu şehir hâna ihtiyâc değildir. Cümle müsâfirîn ve mücâvirîn hânedânlarda ve bir ednâ kişi hânesinde bir sene mihmân olsa istiskâl etmezler, zîrâ gâyet ganîmet şehirdir kim tâ diyâr-ı Erdel'den beher sene niçe bin aded zahîre gemileri gelüp gider, zîrâ vilâyet-i vâsi‘i ma‘mûr ve halkı dâ’imâ mesrûr ve buk‘aları hûb ve hâk-i pâki mergûb bir şehr-i mahbûbdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 120b ·
metinde göster ·
… fereleri var, mezkûr kullelerde olup bâğbânlık ederler ve şeb [ü] rûz âyende vü
revendelere
cân u baş ile hidmet ederler. Ammâ,
Ve bu bâğda aslâ evler yokdur. Ancak bir gûne turfe libâs geyer iki bin kadar bostâncı kefereleri var, mezkûr kullelerde olup bâğbânlık ederler ve şeb [ü] rûz âyende vü revendelere cân u baş ile hidmet ederler. Ammâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 52b ·
metinde göster ·
… âsâr-ı binâlı kârgîr kıbâblarla mebnî bir ulu âsitânedir. Şeb [ü] rûz âyende vü
revendelere
sofra-i bî-imtinânıyla ni‘metleri bay u gedâ ve pîr [ü] cüvâna mebzûldur. Hattâ …
Nehr-i Kaçı kenârında üç yüz evli bâğ u bâğçeli ve iki câmi‘-i kadîmli ve bir hammâmlı ve bir mihmânsarâylı bir ma‘mûr köydür, ammâ gûyâ bir kasaba-i ra‘nâdır. Bunda Hızır Şâh Efendi hazretlerinin tekyesinde mihmân olup her bâr kendülerinin şeref-i sohbetleriyle müşerref olup şeb [ü] rûz tarîk-i Halvetî'nin halka-i zikrine girüp tevhîd [ü] tezkîr ederdik. Bu azîz hâlâ vilâyet-i Kırım'da kırk bin mürîde mâlikdir. Bir azîm âsâr-ı binâlı kârgîr kıbâblarla mebnî bir ulu âsitânedir. Şeb [ü] rûz âyende vü revendelere sofra-i bî-imtinânıyla ni‘metleri bay u gedâ ve pîr [ü] cüvâna mebzûldur. Hattâ bu hakîr-i fakîr küstâhâne bi'l-bedâhe Hızır Şâh Efendi’ye münâsib bu ebyât denilmişdir, beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 119b ·
metinde göster ·
… indî'nin hâna muttasıl bir bâğ-ı Merâm-misâl tekyesi ehl-i iyâli var. Âyende vü
revendelere
ni‘meti mebzûldür.
Ziyâretgâh-ı Baba Yâdigâr: Ulu sultândır. Türbedârı Baba Hindî'nin hâna muttasıl bir bâğ-ı Merâm-misâl tekyesi ehl-i iyâli var. Âyende vü revendelere ni‘meti mebzûldür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 134a ·
metinde göster ·
Ve bu hân içre bir minâresiz fevkânî musanna‘ zâviyesi var. Kapularında bevvâbları âyende vü revendeler[e] dîdebânlık edüp değme âdemi bu hâna komazlar, zîrâ cemî‘i ekâlim-i seb‘anın ankâ bâzergânları bunda sâkin olur. Ve iki aded kapularının üstlerinde bu târîh terkîm olunmuşdur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 134b ·
metinde göster ·
Andan tarîk-i Hâcegân'dan Acem şâhlarının ecdâd-ı ızâmı olan Şeyh Safî hazretlerinin halîfesinden Şeyh Şerîmî Sultân'ı ziyâret edüp yine bâğ-ı Merâm'ında söğüd dırahtlarında hâsıl olan elmaların yeyüp pâ-bürehne ve ser-bürehne zeber-dest mücerred pâk fukarâ-yı Hâcegânîler ve fakr u fâkada Kalenderî abdâlları var kim her biri fenâ-fillâh olup riyâzât [u] mücâhede ile kîli kâl etmiş ârif-i billâh dervîşân-ı zî-şânları var kim züvvâr olan kimesne bu fukarâların cemâl-i bâ-kemâl-i nûrânîlerine nazar etseler âdeme dehşet hâsıl olur bir alay mü’min ve muvahhid ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘a İmâm Hanefî mezhebinde ve Şâfi‘î mezhebinde pâdişâh-meşreb akl-ı Arasto fukarâlardır. Hattâ Âl-i Osmân'ın Ferhâd Paşa nâmında vezîri bu kal‘a-i Bakü'yü feth edüp bu fukarâlara vakf etdiği kendlerin mahsûlünden matbah-ı Keykâvûslerine me’kûlât [u] meşrûbâtları gelüp âyende vü revendelere ni‘metleri mebzûldür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 166a ·
metinde göster ·
… de halkdan münzevî mücerred pâk erbâb-ı ma‘ârif cânlar var. Niçesi de âyende vü
revendelere
hidmet edüp kût-ı lâ-yemût geçinirler.
Kırk elli kadar pâ-bürehne ve ser-bürehne pâk ü pâkîze âşık-ı şeydâ fakr-ı fâka sâhibi fukarâ-yı dervîş-i dilrîşânları var. Her biri birer köşe-i vahdetde halkdan münzevî mücerred pâk erbâb-ı ma‘ârif cânlar var. Niçesi de âyende vü revendelere hidmet edüp kût-ı lâ-yemût geçinirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 207a ·
metinde göster ·
… cümle ahâlî-i vilâyeti tüccâr ve ehl-i hıref ve ehl-i sanâyi‘dir. Ve âyende vü
revendelere
ni‘metleri mebzûl olup Bulgarca ve Rûmca kelimât edüp ba‘zı ıstılâh lisânları U …
Ve cümle ahâlî-i vilâyeti tüccâr ve ehl-i hıref ve ehl-i sanâyi‘dir. Ve âyende vü revendelere ni‘metleri mebzûl olup Bulgarca ve Rûmca kelimât edüp ba‘zı ıstılâh lisânları Urûm lisânı gibi "varmisik, gelmisik" deyü hurûf-ı kâfı çok isti‘mâl ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 218a ·
metinde göster ·
Sırr-ı sun‘-ı Hudâ-yı azîm: Hikmet, garâ’ib bunda kim balın kovan sepedi içre hâsıl olan bal koç başı gibi boynuzlu ve kaşlı ve gözlü ve ağızlı ve burunlu ve kulaklı bir şîrîn mahbûb koç kellesi gibi petek balı olur. Her sepetde onar ve on beşer ve yigirmişer vukıyye gelir baldan koç kellesi hâsıl olduğıyçün "koç başı balı" deyü memdûhât içre meşhûrdur. Ve râyiha-i tayyibesi misk [ü] amber-i hâm gibi olup tenâvül edenin demâğın mu‘attar eder. Ve bu kenîsede pişen ni‘met-i nefîse bir yerde tabh olmak ihtimâli yokdur kim cemî‘i âyende vü revendelere sofra-i bî-im[tin]ânlarıyla ni‘met-i mümessekleri mebzûldür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 255a ·
metinde göster ·
… îhiyyedir kim yüz mikdârı papasları ve muğ-pîçe mahbûb gulâmları var. Âyende ve
revendelere
hidmet edüp bay u gedâ-yı pîr-i muğânlara ni‘metleri mezbûldür.
Bir aceb mihmânhâne-i Mesîhiyyedir kim yüz mikdârı papasları ve muğ-pîçe mahbûb gulâmları var. Âyende ve revendelere hidmet edüp bay u gedâ-yı pîr-i muğânlara ni‘metleri mezbûldür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 275b ·
metinde göster ·
ni‘metleri mebzûldur ammâ içinde âsî kâfirleri eksik değildir. Hikmet-i Hakîm-i …
Manastır-ı Kasro: Ayende ve revendelere ni‘metleri mebzûldur ammâ içinde âsî kâfirleri eksik değildir. Hikmet-i Hakîm-i Mutlak bu kenîsenin haremindeki kuyudan bir şorca beyâz süd gibi su çıkar. İki filcân içene hakîm şerbetinden nâfi‘ olup burmadan ve sarmadan mülâyemet üzre on kadar amel edüp vücûd-ı insânda ve ma‘îdede ne kadar fazalât ve ahlât-ı fâside ve ne kadar safrâ ve sevdâ ve balgam ve namâzbur misilli şeyleri ve cemî‘i sovulcan ve kurdları kırup tahtânî niçe ameller edüp âdem ten-dürüst olur. Anıniçün bu deyre beher sene mâh-ı Temmûz'da niçe bin âdem hayme vü hargâh ve bârgâhlarıyla gelüp bu mâ-i müshilden nûş edüp ayş [u] ışret edüp zevk u şevk ederler. Ba‘dehu bundan cânib-i şimâle 6 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 282b ·
metinde göster ·
… müzeyyen olup şeb [ü] rûz dîdebânlar pür-silâh olup nigâhbânlık edüp âyende vü
revendelere
nazar ederler.
Leb-i deryâda şekl-i muhammes beş tabyalı bir kal‘a-i bâlâdır kim cümle iki aded kapusu var. Biri kara tarafında cânib-i cenûba nâzır büyük kapudur. Ve biri dahi taraf-ı şimâle mekşûf büyük liman kapusudur, ammâ ikişer kat bâb-ı hadîdlerdir. Ve bir küçücük uğrın kapucuk dahi limana açılır ammâ ağaç kanatlı kapudur, demirli değildir ve hâss u âmm kapusu değildir. Ammâ büyük kapular demirli olup cümle memerr-i nâs kapuları olup cemî‘i halk bu kapulara muhtâc olup mâbeynleri mâl-â-mâl âlât-ı silâh ile müzeyyen olup şeb [ü] rûz dîdebânlar pür-silâh olup nigâhbânlık edüp âyende vü revendelere nazar ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 284a ·
metinde göster ·
Menzil-i manastır-ı Aya Nikola: Yüzden mütecâviz ruhbânları vardır. Âyende ve
revendelere
ni‘metleri ve hidmetleri mebzûl olup Hanya'da Hünkâr câmi‘i evkâfıdır.
Menzil-i manastır-ı Aya Nikola: Yüzden mütecâviz ruhbânları vardır. Âyende ve revendelere ni‘metleri ve hidmetleri mebzûl olup Hanya'da Hünkâr câmi‘i evkâfıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 321b ·
metinde göster ·
… îr-i musanna‘dır. Yüz mikdârı papas kıssîs-ı hannâs-ı vesvâsı var kim âyende vü
revendelere
ta‘âmları mezbûldür. Ve bu Pırastoz altında bir kayalı yerde bir küçük limanı v …
Pırastoz manastırı: Gâyet meşhûr deyr-i kebîr-i musanna‘dır. Yüz mikdârı papas kıssîs-ı hannâs-ı vesvâsı var kim âyende vü revendelere ta‘âmları mezbûldür. Ve bu Pırastoz altında bir kayalı yerde bir küçük limanı var, yigirmi pâre firkate sığar küçük limandır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 334b ·
metinde göster ·
… gedâya subh u mesâ âye[t] sûre-i (---) üzre Arapça nassı üzre cümle âyende vü
revendelere
ni‘meti mebzûldür. Her Cum‘a gecesi kırk elli yere et‘ıme-i nefîse summât-ı Muh …
Andan bu haremin yine göle nâzır bir köşesinde koca Gâzî Arslan Paşa bir dâru'z-ziyâfe-i me’kel-hâne inşâ etmiş kim cemî‘i pîr u muğân ve gebr [ü] tersâya ve bay u gedâya subh u mesâ âye[t] sûre-i (---) üzre Arapça nassı üzre cümle âyende vü revendelere ni‘meti mebzûldür. Her Cum‘a gecesi kırk elli yere et‘ıme-i nefîse summât-ı Muhammedî çekilü[p] ba‘de't-tenâvül Arslan Paşa'ya def‘-i cû‘ edenler hayr du‘â ile Fâtiha tilâvet ederler, zîrâ evkâf-ı azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 347b ·
metinde göster ·
… dır kim mahbû[bu]'l-kulûblardır. Ve matbah-ı Keykâvus'unda ni‘metleri âyende vü
revendelere
mebzûldür, zîrâ evkâfı cümle dağlar ve bâğlar ve bâğçeler cümle anındır. Ve tek …
Bunda dahi çârsû-yı bâzârdan bir eser yokdur. Ancak Gâzî Sinân Paşa'nın bir müferrih câmi‘-i zîbâsı ve bir serâmed minâre-i ra‘nâsı ve bir aded tekye-i Hacı Bektaş-ı Velî'si var kim ol dahi Gâzî Sinân Paşa hayrâtıdır, ammâ Rûm u Arab u Acem'de meşhûr-ı âfâk bir kutb-ı istihkâk Hacı Bektaş-ı Velî hânkâhıdır. Erbâb-ı ma‘ârif-i ârif-i billâhdan fakr [u] fâka sâhibi cânları çokdur ve mahbûb-ı zîbâ köçekleri vardır kim mahbû[bu]'l-kulûblardır. Ve matbah-ı Keykâvus'unda ni‘metleri âyende vü revendelere mebzûldür, zîrâ evkâfı cümle dağlar ve bâğlar ve bâğçeler cümle anındır. Ve tekye civârında sâhibü'l-hayrât Gâzî Sinân Paşa bir kubbe-i âlîde cemî‘i akrabâ-yı ta‘allukâtları ile medfûnlardır. Rahmetullâhi aleyhim ecma‘în. El-hâsıl cihân-nümâ bir hânkâh-ı zîbâdır kim vasfında lisân kâsırdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 361a ·
metinde göster ·
… afdan sadaka ve nezerât ve ihsân [u] in‘âmlar eksik değildir. Ve yine âyende vü
revendelere
ni‘metleri mebzûldur. Andan anı geçüp niçe yerler ubûr edüp,
Karye-i Alî Baba Tekyesi: Bu azîz-i merhûm dahi Osmân Baba Sultân'ın halîfesidir. Yigirmi otuz kadar abdâlânları var. Evkâfları olmayup hemân kanâ‘at tekyesi olduğundan subh u mesâ Cenâb-ı Bârî fukarâların nafakaların verir. Sûre-i (---)Arapça nass-ı kâtı‘ı üzre fukarâların Rabbü'l-ibâd yedirüp içirüp geydirüp kuşadup perveriş eder. Bu abdâllar dahi yedi terk keçe külâh bozdoğanî kisbet ve tâc-ı revâc geyerler. Ve dâ’imâ "Şey’en lillâh" ile geçinirler. Osmân Baba'dan berü bunlara eyle nefes olunmuş ammâ yine cümle fukarâları "Yâ Ganî" ismine mazharlardır. Ve Cenâb-ı Bârî elbette beher yevm bu tekye fukarâlarına birer koyun kurbân gelmek mukarrerdir. Ve yine her tarafdan sadaka ve nezerât ve ihsân [u] in‘âmlar eksik değildir. Ve yine âyende vü revendelere ni‘metleri mebzûldur. Andan anı geçüp niçe yerler ubûr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 379b ·
metinde göster ·