… . Ve mahbûb-ı pençe-i âfitâb muğbeçe-i mahbub boğda gulâmları var kim âyende vü
revendelerin
önüne durup cân u baş ile hizmet ederler. Bu deyrin birin Enûşirvân binâ etmiş, …
Menzil-i Üçkilise: Bu mahal Revân haddindedir. Üç kûh-ı bülend üzre üç deyr-i mu‘azzamlardır kim her birinde yüzer ikişer yüz bıtrîk ve ruhbân ve kıssîs ve mıkdısı Ermeni papasları ve bıtrîkleri var. Ve mahbûb-ı pençe-i âfitâb muğbeçe-i mahbub boğda gulâmları var kim âyende vü revendelerin önüne durup cân u baş ile hizmet ederler. Bu deyrin birin Enûşirvân binâ etmiş, birini Kayser-i Rûm binâ etmiş, birin Ermen Zenân binâ etmiş kim hâlâ beş yüzden mütecâviz bâkire kızlar vardır. Cümle alığsız bakla yerler. Bu deyrlerde her müsâfirîn ve mücâvirîne ol mertebe hizmet ve ikrâm ederler, şîr-i hurma ve katr-ı nebât hamuru yedirüp zer-ender-zer câme-i hâblar döşeyüp cümle atlara çul tobra çıkartmayup hizmet ederler. Millet-i Mesîhiyye'de tâ‘ife-i Ermeni'nin bu düyûrlara gâyet i‘tikâdları olduğundan cemî‘î kâfiristândan bu deyrlere nezîrâtlar gelir, gâyet evkâf-ı metîndir. Her birinde beşer onar mihmândârları ve kırkar ellişer işbâzları vardır kim keşkeği ve herîsesi rûy-ı dünyâda meşhûrdur. Baş mıkdısı olan papası iki yüz ruhbân-ı dalâlet-âyîn ile elçilere ve hakîre ziyâfete da‘vet edüp ba‘de't-ta‘âm hedâyâlar verdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 293b ·
metinde göster ·
Andan Su kuyusu tarafında Va’ız Efendi Câmi‘i ve meydân semtinde Ulu Câmi‘ ve Süleymân Efendi Câmi‘i Arapça nass-ı kâtı‘ı fermân üzre kenîseden vely olunmuş câmi‘-i latîfdir. Andan Hüseyin Kethüdâ Câmi‘i Arapça , Kızıl Kilise nâmıyla meşhûr-ı âfâk bir deyr-i mu‘azzam idi. Fermân-ı şehriyârî ile câmi‘-i pür-nûr olup zulmetden halâs oldu. Hâlâ cemâ‘at-i kesîreden hâlî değildir. Zîrâ bu şehrin halkı gâyet musallîlerdir. Ve Ömer Efendi Câmi‘i, kızılbaş-ı bed-ma‘âş bu kal‘aya istîlâ etdikde bu câmi‘-i latîf sâhibi Ömer olmağıla bu câmi‘i pür-envârı münhedim edüp zîr-i zeber eyleyüp sâ’ir cevâmi‘leri kârbânsarây-misâl âyende vü revendelerin çârpâ hayvânatları bağlanırmış.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 324a ·
metinde göster ·
… i zanbak u gûnâ-gûn şükûfeler mevsiminde bu sûk-ı müferreci zeyn edüp âyende vü
revendelerin
dimâğları mu‘attar olur. Cemî‘i erbâb-ı ma‘ârifin ve nice bin âşıkânın mecmau'l …
Der-beyân-ı dekâkîn-i esvâk-ı sultânî : Cümle dört yüz dükkândır. Şehrine göre çârsû-yı bâzârı ma‘mûr u müzeyyen ü şirîn değildür. Lâkin yine cemî‘i zî-kıymet esbâbı bî-kıymet ü bî-minnet bulunur. Ammâ sarrâchânesi İbrâhîm Halil nehri kenarında vâki‘ olmağıla pâk u pâkîze serdâb-ı Bağdâd şekilli bir sovuk sulanmış şâhrâhın tarafeyninde ma’mûr u müzeyyen, mevsim-i gülde ve mevsim-i zanbak u gûnâ-gûn şükûfeler mevsiminde bu sûk-ı müferreci zeyn edüp âyende vü revendelerin dimâğları mu‘attar olur. Cemî‘i erbâb-ı ma‘ârifin ve nice bin âşıkânın mecmau'l-irfânı ve ârâmgâhları sarrâchâne-i üstâdândır. Ammâ bu şehrin iki bezzâzistânı var. Biri kâr-ı kadîm kârgîr kubbeli binâ-yı kavîdir. Ve biri, Tayyâroğlu Ahmed Paşa binâ etmişdir, serâpâ kârgîr toloz binâdır ve tûlânîce vâki‘ olmuşdur. Üç aded demir kapuları var. Cemî‘i zî-kıymet la‘l u yâ‘kût ve zümürrüd ü elmas-ı bî-kıyas mevcuddur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 56b ·
metinde göster ·
Ammâ bu şehir böyle emn-i emân olmağile Bitlîs kal‘asında mahsûr olan Yezîdî ve Haltî ve Çekvânî melâ‘înleri şehr içre gezen âyende vü revendeleri kal‘adan kurşuma dutup niçe bî-haber âdemleri hâk-i mezellete saldılar. Paşa-yı muzaffere bu haberi ifşâ etdiklerinde cemî‘i asâkir-i İslâm henüz atlar üzre iken Bitlîs kal‘asiyçün cemî‘i ümerâlar ile ve cemî‘i ocak ağalarıyla müşâvere etdiler. Cümle Van kulları eyitdiler: "Devletlü vezîr! Hamd-i Hudâ meterisler bozulup zamân-ı devletinde böyle feth [ü] fütûh oldu. Ammâ bu kal‘a-i Bitlîs'i feth etmeyince gitme. Zîrâ hânın cemî‘i mâlı ve mâmeleki ve cevâhir makûlesi zî-kıymet metâ‘ları cümle kal‘adadır. Hümâm-ı ihtimâm-ı tâm ile kal‘aya sarılalım ve balyemez toplar uralım. Olmaya illâ, hayr." dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 270b ·
metinde göster ·
… görmüşüm. Zîrâ hâlâ kabr-i Yezîd Şâm'da yeste-bârân-zede hânedir kim âyende vü
revendelerin
ârâmgâh-ı teşelşülhâneleridir. Bu ahvâle dahi vâkıfım ki bir kavm-i Yezîdî kabr …
Ta bu mertebe Mu‘âviye'yi ve Yezîd'i sevmezler. Bu ahvâle hakîr pek vâkıfım ve niçe Arnavud huccâcları Şâm'a geldiklerinde kabr-i Yezîd üzre gelüp teşelşül ve teğayyuz etdiklerin bu hakîr görmüşüm. Zîrâ hâlâ kabr-i Yezîd Şâm'da yeste-bârân-zede hânedir kim âyende vü revendelerin ârâmgâh-ı teşelşülhâneleridir. Bu ahvâle dahi vâkıfım ki bir kavm-i Yezîdî kabr-i Yezîd kurbünden ubûr ederken eğer etrâfı hâlî görürse elbette eğilüp Yezîd'in kabri üzre olan sidiği eteğin bulaşdırır yahûd bir vasla necâset kaldırup azâb-ı Yezîd'i tahfîf edüp ubûr eder. Andan ma‘lûmdur kim ol âdem dürüst Yezîdî'dir ve dahi Yezîd ile,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 351b ·
metinde göster ·
… e Hilevne'den getirirler. Üç şâhî topları ve cebehâneleri var. Bunlar âyende vü
revendeleri
götürüp getirmeğe me’mûrlardır ve bu mahalle kâfir gelse bu kulleden top atup h …
Lisân-ı Boşnak'da Porolok (---)(---) demekdir. Bu kulle bu kûh-ı bâlânın tâ zirve-i a‘lâsında şekl-i müdevver bir küçük kullecikdir kim içinde mahpûs olup kalmış elli aded neferâtları vardır. Uskok derdinden aslâ taşra çıkamazlar. Suları sarnıçdır. Zahîrelerin mâh-be-mâh 137b askerle Hilevne'den getirirler. Üç şâhî topları ve cebehâneleri var. Bunlar âyende vü revendeleri götürüp getirmeğe me’mûrlardır ve bu mahalle kâfir gelse bu kulleden top atup haber etdiklerinde Hilevne şehrinden cümle guzât atlanup bu kulle mahalline gelürler, ammâ metîn kulle-i hasîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 137a–137b ·
metinde göster ·
… r-ı binâsı şâhiddir. Anda olan ruhbânların pençe-i âfitâb muğpîçeleri âyende vü
revendelerin
önüne durup hidmet ederler, ammâ bize hidmet etmediler. Ve niçe yüz hânelerinde …
Kıratova ile Eğridere mâbeyninde evce peyveste olmuş bir kûh-ı ser-bülenddir kim evc-i âsumâna kad çekmiş dıraht-ı müntehâlar var kim misli meğer Ravna ve Çernik dağlarında ola. Ve bu cebel-i bâlâda me‘âdin-i hadîd lâ-yu‘ad ve lâ-yuhsâdır. Ve bu kûh-ı bülendin tâ zirve-i a‘lâsında kefere zu‘munca Hazret-i İsâ havâriyyûnlarından şem‘ûn-ı Safâ makâmı ola bir deyr-i azîm vardır kim bir kâr-ı kadîm ve bir deyr-i adîm olduğuna âsâr-ı binâsı şâhiddir. Anda olan ruhbânların pençe-i âfitâb muğpîçeleri âyende vü revendelerin önüne durup hidmet ederler, ammâ bize hidmet etmediler. Ve niçe yüz hânelerinde müsâfirîn içün dîbâ ve şîb ve zerbâf döşek ve yorkanları akmişe-i fâhiredendir. Her şeb yüz iki yüz âdem piyâde ve esb-süvârlar gelüp ayş u işretler edüp her birine gûnâ-gûn i‘zâz ü ikrâmlar ile tîb ü [tatyîb-i] hâtır ederler bir acâ’ib manastır-ı kıssîsân-ı millet-i Mesîhiyyedir kim elbette her müsâfirînin haddine göre bir hedâyâ vermeleri mukarrerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 173b ·
metinde göster ·
… p ol zamândan berü çorba kazanları şeb [ü] rûz âteşden inmeyüp cemî‘i âyende vü
revendelerin
müslim ü mugân u edyân-ı milel-i gûnâ-gûnlara sofra-i bî-imtinânı mebzûl olduğu …
Ammâ bu matbaha üstâd-ı bennâ bir gûne san‘at harc edüp âteş-gede olan mahal üzre bir kubbe-i azîmin tâ ortasına bir küçük kubbe dahi inşâ edüp on iki terek Bektaşî külâhı gibi bir musanna‘ beyâz kubbe-i mücellâdır kim büyük kubbenin ortasına bu küçük kubbe kalın zincir ile mu‘allâk asmış. Cümle âteş anda yanup tâ sultân-ı azîz zamânından berü bu âteş-gedede âteş-i sûzân aslâ sönmeyüp ol zamândan berü çorba kazanları şeb [ü] rûz âteşden inmeyüp cemî‘i âyende vü revendelerin müslim ü mugân u edyân-ı milel-i gûnâ-gûnlara sofra-i bî-imtinânı mebzûl olduğundan mâ‘adâ kilârında "Hayrü't-ta‘âm mâ-hazar" kelâmı üzre şîr-i hurma ve katr-ı nebât-ı Hamavî ve kuş südü, ya‘nî yumurta bile bulunur azîm âsitânedir, gülümün gülü.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 180b ·
metinde göster ·
… gûyâ matbah-ı Keykâvûs'dur kim bu deyr içre olan papasların ve cümle âyende vü
revendelerin
gûnâ-gûn ni‘met-i nefîseleri cümle evkâf-ı Hazret-i Îsâ'dandır kim dillerde dâs …
Ve matbah-ı ibret-nümâsı gûyâ matbah-ı Keykâvûs'dur kim bu deyr içre olan papasların ve cümle âyende vü revendelerin gûnâ-gûn ni‘met-i nefîseleri cümle evkâf-ı Hazret-i Îsâ'dandır kim dillerde dâstân-ı dostândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 14b ·
metinde göster ·
… müsellem müslim değil bir kefere köyüdür. Derbend banı davulun çalup âyende vü
revendeleri
selâmet ubûr etdirir. Bu köy Filibe nâzırı tarafından zabt olunur.
Karye-i Derbend: Zağra ensesindeki dağlar içre tekâlîf-i örfiyyeden mu‘âf u müsellem müslim değil bir kefere köyüdür. Derbend banı davulun çalup âyende vü revendeleri selâmet ubûr etdirir. Bu köy Filibe nâzırı tarafından zabt olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 53a ·
metinde göster ·
… ışlık yerdir kim Kazak-ı âk kefereleri ol kamışlık içinde pinhân olup âyende vü
revendeleri
sayd edüp esîr-i bend-i zencîr ederler. Andan yine şark semtine (---) sâ‘atde,
Nehr-i Özü kenârında bir mahûf ve muhâtara kamışlık yerdir kim Kazak-ı âk kefereleri ol kamışlık içinde pinhân olup âyende vü revendeleri sayd edüp esîr-i bend-i zencîr ederler. Andan yine şark semtine (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 106b ·
metinde göster ·
… nde çürüklük alâmeti yok. İm‘ân nazar ile takayyüd edüp gördüm. Hattâ âyende vü
revendelerin
niçe ehremenleri "Bu ağacın kapusu etrâfını balta ile kesmesinler" deyü bir sâh …
İbret-nümâ-yı mübâliğa-i azîme: Hakkâ ki bu dıraht niçe bin yıl mu‘ammer olmasına alâmeti oldur kim niçe kerre yüz bin dalları şecer-i Tûbâ gibi baş aşağı bitmişdir. Bu kadar bin yıldan berü içi çürüyüp mu yâhûd eyle halk oldu mu? El-hâsıl içi boş olup bir hayli vâsi‘ meydândır. Niçe köşelerinde postlar döşelidir. Hattâ kıble cânibinde bu dırahtın yere berâber sînesinde bir kulaç ende ve iki kulaç yükseklikde bir kapusu var, ammâ kapu yerinde çürüklük alâmeti yok. İm‘ân nazar ile takayyüd edüp gördüm. Hattâ âyende vü revendelerin niçe ehremenleri "Bu ağacın kapusu etrâfını balta ile kesmesinler" deyü bir sâhibü'l-hayr kapunun etrâfına kalın demir kaplamış, ammâ kapunun kanatları yokdur. Hemân şöyle küşâde durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 153b ·
metinde göster ·
… âfir firkateleri bu kenârlarda ağaçlık içre küçük limanlarda gizlenüp âyende vü
revendeleri
esîr edüp gider.
Karye-i Mertire: Mora alaybeğisi ze‘âmetidir. Re‘âyâsı cümle Rûm olup bu köy Mora kara dağları eteğinde olup cümle kâfir firkateleri bu kenârlarda ağaçlık içre küçük limanlarda gizlenüp âyende vü revendeleri esîr edüp gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 262a ·
metinde göster ·
… . Bir büyük kemer altı olmağile kapunun iki tarafı soffalarında cümle âyende vü
revendelerin
teferrücgâhlarıdır. Ve cümle der-i dîvârı âlât-ı silâh ile müzeyyendir. Bu kapu …
Ve bir mesîregâh dahi kal‘a kapusu mâbeyndir kim cümle kal‘a kulunun lonca yeridir. Bir büyük kemer altı olmağile kapunun iki tarafı soffalarında cümle âyende vü revendelerin teferrücgâhlarıdır. Ve cümle der-i dîvârı âlât-ı silâh ile müzeyyendir. Bu kapuda yukaru iç kal‘anın hudûdu ve evsâfı tamâm oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 277a ·
metinde göster ·
… Ayn-ı Alî ismile müsemmâ turna aynına benzer aynı bir ayn-ı zülâldir. Âyende vü
revendelerin
atşânına hayât-ı cândır. Ve bu mahalde bir taşa Düldül'ün ayakları te’sîr edüp …
Ve bu dıraht zâhir olduğu gibi Hazret-i Alî Düldül'ün şecere bağlayup zât-ı şerîfleri sâyesinde istirâhat edüp ser-i sa‘âdetlerin kodukları yerde bir taş tâs gibi çukurdur. Ba‘dehu hâbdan bîdâr olup tecdîd-i vuzû‘ etmeğe su bulunmayup mübârek dest-i şerîfleri ile yeri hafr edüp ol dıraht-ı Alî sâyesinden bir âb-ı hayât tulû‘ edüp tecdîd-i vuzû‘ eder. Hâlâ Ayn-ı Alî ismile müsemmâ turna aynına benzer aynı bir ayn-ı zülâldir. Âyende vü revendelerin atşânına hayât-ı cândır. Ve bu mahalde bir taşa Düldül'ün ayakları te’sîr edüp hâlâ nişândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y197a ·
metinde göster ·
… ib-i erba‘ası Dürûzî ve Urbân'dır ve serâpâ uryân-ı bî-îmân insândır. Âyende vü
revendeleri
kendüleri gibi uryân edüp katl-i ebdân ederler.
Menzil-i hankâh-ı Minye ve evsâf-ı buhayre-i Taberistân: Efvâh-ı nâsda Minye gölü derler. Bu buhayrenin cânib-i garbîsinde bir kayalı alçacık cebel dâmeninde buhayre kenârında bir küçük hândır, ammâ gâyet bî-emândır. Zîrâ cânib-i erba‘ası Dürûzî ve Urbân'dır ve serâpâ uryân-ı bî-îmân insândır. Âyende vü revendeleri kendüleri gibi uryân edüp katl-i ebdân ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y235b ·
metinde göster ·