… im cemî‘i itriyâtın ve edviyye-i gûnâ-gûnların râyiha-i tayyibesinden âyende vü
revendenin
dimağları müşk ü amber-bû olur ve attârlardan aşağı pâk u pâkize Selmân-ı Pâk b …
Der-beyân-ı dekâkîn-i şâh-râh: Cümleden Uzun çârşû müzeyyendir, ammâ t bâzârı yanında şâfî Kapamacılar çârsûsudur. Bunun sağ tarafında un kapanı vardır. Cümle dakîk-i rakîk-i hâss [u] beyâz bu mahalde fürûht olunur. Aceb hikmetdir kim bu şehirde un çuvalı içre yovanca otu kosalar unı on sene dursa aslâ çürümeyüp yine hâs ve beyâz ekmeği ve çöreği olur ve İçkal‘a kapusun çıkınca Attârlar çârsûsudur kim cemî‘i itriyâtın ve edviyye-i gûnâ-gûnların râyiha-i tayyibesinden âyende vü revendenin dimağları müşk ü amber-bû olur ve attârlardan aşağı pâk u pâkize Selmân-ı Pâk berberler dükkânlarıdır kim her birinde pâk-dâmen ve pâk-rû berber cüvânları vardır. Ve andan aşağı sûk-ı pînedûzân ya‘nî eski pabuc ve çizme yamayıcı dükkânlarıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 65a ·
metinde göster ·
… p andan Bâb-ı hümâyûn önünde bırağup cümle kelleler top-ı çevgân gibi âyende vü
revendenin
pâylerinde pâymâl-i rimâl olurdu. Hikmet-i Hudâ ol gice Bâb-ı hümâyûn önünde Ha …
Hâzâ zulm-i sarîh: Abdullah Paşa "Fermân-ı şerîf mûcebince cümle bunları katl ederim" deyince hemân cümle guzât-ı Müslimîn bir uğurdan paşa üzre hücûm edüp "Bir alay mâldan ve rızıkdan ve ırzdan ayrılmış garîbü'd-diyâr, bî-dâr mahlûk-ı Hudâ'yı kırdırmazız. Der-i devlete götürürüz. Ümmîddir kim her biri birer takrîb ile halâs ola" deyü serdâra ricâ etdiler. Âhir-i kâr serdâr niçe a‘yânın ricâların kabûl edüp ba‘zı âdemleri bostânlar içre pinhân etdiler. Niçesin bu Bostâncıbaşı Cisri altında sazlık ve kamışlık içine saklatdılar. Niçesin tebdîl-i kıyâfet edüp halâs eylediler. Niçesin sipâh esbâbıyla at üzre bindirüp Üsküdar'a getirüp halâs etdiler ve altı aded âdemi serdârdan birer takrîb ile 101b bu abd-i hakîr Evliyâ-yı pür-taksîr ricâ edüp altısın dahi âzâd etdim. Ammâ Daşnık Mirza Beğ ve Hanîfe Halîfe içün ricâ geçmeyûp cisir kenarında kırk altı âdemleriyle ale't-tertîb dizüp Daşnık Mirza [ve] Halîfe kelime-i şehâdeti getirüp {Hanîfe Halîfe} eydür: "İlâhî! Bu husûsda Melek Ahmed Paşa mecbûr u mağlûb u bî-günâhdır. Ammâ ey Pâdişâh-ı Kahhâr beni Kahr ismine mazhar etmişsin. Takdîrinde ezelü'l-âzâlde alnıma kilk-i kazânı böyle tahrîr etmişsin. Umarım sen pâdişâh-ı Kahhâr'dan kim benim katlime sebeb olanları ân karîbu'z-zamân benim gibi katl edesin" deyü Bismillah deyüp kelime-i şehâdetle kıbleye müteveccih olup "Al imdi emânetin efendim" dedikde Aşçı Alî nâm bir şakî dal-uryân kılıç olup el kaldırım derken hemân Hanîfe Halîfe ayak üzre kalkup Aşçı Alî'ye bir depme niçe urdu ise asla tahallüf etmeyüp Aşçı Alî'nin cânı çıkdı. Derhâl serdârımızın silâhdârı bir esfehü's-süfehâ at üzre dururken Hanîfî Halîfe'ye bir tîğ ile darb etdi kim eli bağlı âdem zemine yüzü üzre düşüp cemî‘i asker azharun mine'ş-şems gördüler kim yüzi üzre düşmüşken kendi kendiye kıbleye müteveccih olup arkası üzre yatdı. Cümle asker el-azametullah deyüp niçe zî-akl âdem kaçan kaçanın oldu. Andan Daşnık Mirza'yı kesdiler. Aslâ fakîr dünya kelâmın söylemeyüp kırk altı pelîdi dahi birer birer şehâdet kelimesi etdirerek kelleleri kesilüp cesedleri cisr başına defn olunup cümle kelleler ile Üsküdar'a, andan İslâmbol'a Bâğçe kapusundan alay-ı azîm ile cümle 814 aded kelleler ârâyiş-i nîze olup dîvân-ı âlîde sa‘âdetlü Sultân Muhammed Hân Gâzî'nin huzûrundan güzer edüp "Hemişe devlet hâ’inlerinin kelleleri rikâb-ı hümâyûnumda bu gûne galtân ola" deyü cümle kelleleri yire urup andan Bâb-ı hümâyûn önünde bırağup cümle kelleler top-ı çevgân gibi âyende vü revendenin pâylerinde pâymâl-i rimâl olurdu. Hikmet-i Hudâ ol gice Bâb-ı hümâyûn önünde Hanîfi Halîfe ve Daşnık İmirza'nın ser-i sa‘âdetleri üzre üç kerre nûr nâzil olduğun sulehâ-yı ümmetden niçe kimesneler gördüğü müsbetdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 101a–101b ·
metinde göster ·
… i vardır. Ve yeniçeri kolluğu ve gümrük emîni vardır kim cisr başında âyende vü
revendenin
metâ‘ın ve kaçkın gulâmları ve harâmîleri kayd-bend edüp ubûr eden yüklerden bâ …
Evvelâ Âzâdlı deresi ve Çatalca deresi ve Baba Nakkaş deresi ve Kovukdere deresi gelüp mahlût olur. Ve zir-i zemînden menfezi olup Tuna nehri dahi mahlût olup morina balığı çıkar. Şiddet-i şitâda bu buhayre dahi deryâ olup İslâmbol deryâsına rîzân olur. Sehel şûrcadır. Gölünün başka emîni vardır. Ve yeniçeri kolluğu ve gümrük emîni vardır kim cisr başında âyende vü revendenin metâ‘ın ve kaçkın gulâmları ve harâmîleri kayd-bend edüp ubûr eden yüklerden bâc alırlar. Gölünde pisi balığı ve yılan balığı memdûhdur. Bu buhayre ile deryâ mâbeyninde cereyân eden buhayre üzre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 105a ·
metinde göster ·
… şren fe-‘aşr bir havz-ı kebîri var, gûyâ bir halic-i Mısır'dır. Cümle âyende vü
revendenin
devvâbları bundan nûş edüp def‘-i atşân ederler. Bu haremin bir cânibinde bir a …
Derûn-ı şehirde bir kal‘a-i mu‘azzamdır kim içinde iki bin aded şütür alır develiği ve üç bin at alır ıstabl-ı anteri ve kamberîsi vardır. Dahi ehl-i harem a‘yân [u] kibâr içün yetmiş seksen hâne-i müte‘addideli harem hücreleri var. Ve âyende vü revende vükelâ ve vüzerâ sâkin olmağiçün başka tahtânî ve fevkânî ve içli ve taşralı kâ‘aları var. Ve bây [u] gedâ müsâfirîn-i mahlûk-ı Hudâ içün hân-ı azîmin tarafeyninde yan soffaları üzre kâmil iki yüz ocaklı soffalardır. Ve rûy-ı divârda âlât-ı silâh asacak demir çengeller var. Ve cümle atları kayd-bend edecek demir halkalar vardır. Ve yazlık meydânına güvercinlik ta‘bîr ederler bir azîm meydândır kim üzeri eflâke ser çekmiş haşeb kubbedir. Bu meydânın cânib-i erba‘ası ocaksız yaz meydânı soffalardır. Ve taşra haremi dahi beyâz hacer ile döşenmiş bir meydân-ı mu‘azzamdır kim beş bin at alır gûyâ İslâmbol'un Atmeydânı'dır. Bu haremin tâ ortasında müdevver aşren fe-‘aşr bir havz-ı kebîri var, gûyâ bir halic-i Mısır'dır. Cümle âyende vü revendenin devvâbları bundan nûş edüp def‘-i atşân ederler. Bu haremin bir cânibinde bir azîm imâret-i dârü'z-ziyâfesi var. Her şeb [u] rûz cemî‘i müsâfirîn eğer kefere ve fecere bu mihmânsarâyda sâkin ola. Ba‘de'l-mağrib cemî‘i huddâmlar matbah-ı Keykâvûs'dan her ocak başına birer bakır sini içre birer tas buğday çobrası ve âdem başına birer nânpâresi ve birer şem‘-i revgân dânesi verirler ve her at başına birer tobra yem verirler. İlâ mâşâallah sâhibü'l-hayrât böyle vakf-ı dâ’im eylemiş, rahmetullahi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 136a ·
metinde göster ·
… n'dan fukarâ-yı Bektaşiyân'dan tekye-nişîn-i zîşân fukarâları vardır, âyende vü
revendenin
nezerâtlarıyla geçinirler. Bunda bir sarây-ı azîm vardır kim eğer harâbının med …
Ziyâret-i kubbe-i İmâm Mehdî ibn: (---)(---) Hazretleri medfûndur. Bu kıbâbların aslâ evkâfları kalmamışdır ammâ yine muhibb-i Hânedân'dan fukarâ-yı Bektaşiyân'dan tekye-nişîn-i zîşân fukarâları vardır, âyende vü revendenin nezerâtlarıyla geçinirler. Bunda bir sarây-ı azîm vardır kim eğer harâbının medhin tahrîr etsem başka bir tomar-ı azîm olur. İçinde kavm-i Urbân sâkin olup Sarây-ı Sultân Mehdî derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 407b ·
metinde göster ·
… neferât ve nigâhbânlar ve dîdebân [ve] huddâmân-ı gümrük anda oturup âyende vü
revendenin
gümrük metâ‘larına nazar ederler. Eğer esbâb kaçırırlarsa mâlın girift ederler.
Ve bir kapu dahi büyük kal‘anın kıbleye nâzır büyük kapusudur. Cümle neferât ve nigâhbânlar ve dîdebân [ve] huddâmân-ı gümrük anda oturup âyende vü revendenin gümrük metâ‘larına nazar ederler. Eğer esbâb kaçırırlarsa mâlın girift ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y71a ·
metinde göster ·
… dir ve cümle kûh-ı bâlâsı gûnâ-gûn dırahtların râyiha-i tayyibesinden âyende vü
revendenin
demâğı mu‘attar olur.
Ve bu limanda bir küçük hândan gayri bir şey yokdur. Cümle âyende vü revendeler dıraht-ı müntehâlar sayesinde meks ederler. Q 55bP 55b Hakîr dahi bu iskelede bir gece mihmân olup küffârdan Y 110b halâs olduğumuza bin bin hamd ü senâlar edüp ve atları firkateden çıkarup süvâr olup refîklerimiz ile Marmaris'e revâne olduğumuz yol üzre Süleymân Hân "Sakar beli" deyü nefes etdüği yolu solumuza alup Süleymân Hân'ın taş döşeme kaldırımı üzre ubûr edüp ve dörd yerden taş binâ cisirleri güzer edüp Müşklü bel demek ile ma‘rûf bir çamlı beldir ve cümle kûh-ı bâlâsı gûnâ-gûn dırahtların râyiha-i tayyibesinden âyende vü revendenin demâğı mu‘attar olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y110a–Y110b ·
metinde göster ·
Ve bu beş kazâ yerin cümle halkı bunu tahsîl edüp öşr-i sultânîsin Milâs şehrinde (---) câmi‘i mütevellîsine öşür verirler. Kadîm eyyâmdan berü bu dağlar ol câmi‘in evkâfıdır. Öşürden mâ‘adâsın Rodos mukâbelesinde Marmaris iskelesine götürüp füruht ederler. Ve cümle Marmaris dağları ve dere ve depeleri cümle sığala ağacı ve tefne ağacı ve mersin ağacı ile müzeyyen olup âyende vü revendenin demâğın ıtr-ı şâhî-misâl mu‘attar eder. Hattâ Sultân Süleymân Hân Rodos fethine müteveccih olduklarında bu Gökâbâd hıyâbânı içinden ubûr ederken demâğı mu‘attar olup
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y128b ·
metinde göster ·
… hidmet eden mihmândârlardır(lar), zeberdest cânlardır. Ve şeb [u] rûz âyende vü
revendenin
atlı ve piyâdesi eksik değildir. İki müsâfir gelse fî'l-hâl mâhazar baba çorbas …
Ve bu meydândan taşra başka bir müsâfirhâne-i azîm var. Cânib-i erba‘ası başka dîvârdır. Ve bu dîvânhâne fevkânîdir. Altı, iki yüz re’s at alur âhûrdur. Ve bu meydâna hidmet eden mihmândârlardır(lar), zeberdest cânlardır. Ve şeb [u] rûz âyende vü revendenin atlı ve piyâdesi eksik değildir. İki müsâfir gelse fî'l-hâl mâhazar baba çorbası mukarerrdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y129b ·
metinde göster ·
… fer Paşa câmi‘i gâyet mesîregâh kasr-ı âlî-misâl câmi‘-i rûşendir. Ve âyende vü
revendenin
mihmângâh ve ârâmgâh u ibâdetgâhıdır. Ve hamse-i evkâtgâhıdır.
Ve cisir başında Ca‘fer Paşa câmi‘i gâyet mesîregâh kasr-ı âlî-misâl câmi‘-i rûşendir. Ve âyende vü revendenin mihmângâh ve ârâmgâh u ibâdetgâhıdır. Ve hamse-i evkâtgâhıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y155b ·
metinde göster ·
yoluna cânlar fedâ edüp hüsn-i ülfet ile ârâste bir halûk dervîşdir kim bu teky …
Evvelâ Bâb-ı Hayme'den taşra leb-i deryâda tekye-i hazret-i Eba'r-rûh alemdâr-ı Resûlullâh'dır. Bir bâğ-ı İrem mesîregâh tekke-i teferrücgâh-ı Bektaşiyân'da âşiyân edinüp âsûdedirler. Pâ-bürehne ve ser-bürehne âşık-ı şeydâ fukarâ-yı Bektaşiyânları vardır. şehrin vüzerâ ve ulemâsı bunda ayş [u] işret ederler bir nazargâhdır. şeyhi Kandiye kal‘ası gâzîlerinden Yeniçeri Dede derler bir cândır, âyende vü revendenin yoluna cânlar fedâ edüp hüsn-i ülfet ile ârâste bir halûk dervîşdir kim bu tekyeyi ihyâ edüp iremezâtü'l-imâd-misâl bir ravza etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y194b ·
metinde göster ·
… üzre bir alçacık kubbecik vardır, âdemin başı değer. Bu kubbenin içi âyende vü
revendenin
gûnâ-gûn hatları mastûrdur. Ve kuyunun umku bir gönder kaddi ya‘nî beş zirâ‘ an …
Ba‘dehu tüccâr Hazret-i Yûsuf'u kuyudan çıkarup Mısır'da azîz-i Mısır'a satdılar. Mürûr-ı eyyâm ile kendüye kırk yaşında nübüvvet gelüp Mısır'a halîfe olup bu kuyuyu ma‘mûr etdi. Hâlâ bu çâh üzre çâr nahîf mermer sütûn üzre bir alçacık kubbecik vardır, âdemin başı değer. Bu kubbenin içi âyende vü revendenin gûnâ-gûn hatları mastûrdur. Ve kuyunun umku bir gönder kaddi ya‘nî beş zirâ‘ ancak vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y236b ·
metinde göster ·
… , ol amûd pâre tekyenin kapusu üzre demir zencîrler ile maslûbdur kim âyende vü
revendenin
manzûrudur kim bir deve bârı pârçe-i sommâkîdir. Hakkâ ki kerâmetdir. Ve ana ka …
Bir kân-ı fukarâ tekyedir. Cümle Özbekîler ve Belh [u] Buhârâ fukarâları anda sâkinlerdir. Evkâfları za‘îf olmağile nezerât ile geçinürler. Hattâ Selîm Hân İslâmbol'dan azm-i Mısır deyüp gelirken bir fukarâ-yı Nakşibendî dörd yüz vukiyye bir kırmızı sengîn amûd-ı sommâkî pâresin ketifine urup Selîm Hân'ın nazarında bu taşı tâ Mısır'a dak getirüp ba‘de'l-feth-i Selîm bu tekyeyi kendüye binâ edüp hâlâ kendüsi tekyenin cenbinde medfûndur, ol amûd pâre tekyenin kapusu üzre demir zencîrler ile maslûbdur kim âyende vü revendenin manzûrudur kim bir deve bârı pârçe-i sommâkîdir. Hakkâ ki kerâmetdir. Ve ana karîb Sultân Mü’eyyed Hân bîmârhânesinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y110b ·
metinde göster ·
… . Suyu ne cânibden geldüği ma‘lûm değildir. Bulak râhı üzre olmak ile âyende vü
revendenin
nazarında bir temâşâgâh-ı âlemdir.
Ba‘dehu yine taş gemiyi Nîl kenârına koyup yine ke'l-evvel dörd âdem süvâr olup gemiyi Nîl'e itiverdiler, gemi ve âdemler Nîl'e gark oldular. Meğer nazar-ı insân ta‘alluk edince yâhûd karaya çıkınca ameli bâtıl olup gark oldu. Ol taş tekne hâlâ mezkûr Sultân Câvlî zâviyesinin nerdübânı altında mâ-i zülâl ile şeb [ü] rûz memlû’dur. Âyende vü revende hayvânâtları suyun nûş ederler, yine leb-ber-lebdir. Suyu ne cânibden geldüği ma‘lûm değildir. Bulak râhı üzre olmak ile âyende vü revendenin nazarında bir temâşâgâh-ı âlemdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y235a ·
metinde göster ·
güzergâhı bir iskeledir. Cümle halk Sa‘îd'e bundan karşuya ubûr eder. Ve bu mah …
Nîl kenârında âyende vü revendenin güzergâhı bir iskeledir. Cümle halk Sa‘îd'e bundan karşuya ubûr eder. Ve bu mahalde hurde emîni bir külbede oturup cümle mürûr eden tüccârlardan gümrük alır. Hakîr gemi ile karşu geçüp Cîze kâşifi hudûdunda nîm sâ‘at Nîl kenârınca kıbleye gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y361a ·
metinde göster ·