arbede-gîr bir şîr-i dilîr, cemî‘î bisâtı uyğun ve bâzûsunda bâz [u] toykun ile …
Ba‘dehû Sâlîh Paşa, Civân Kapucubaşı vezîrin azlinden sonra sadrıa‘zam olup paşaya yeniçeri ağalığı ihsân edüp ağalığı kabûl etmeyüp Erzurûm eyâletin ihsân eyleyüp bu hakîr dahi karâbetimiz takrîbiyle ma‘an gitmeğe me’mûr olup hayme ve hargâhımızı ve bâr-ı bengâhımızı ve üç at ve bir Gürcî gulâm-ı memlûk ve bir yorga mu‘teber at ve üç yüz guruş ihsân edüp Sadrıa‘zam Sâlih Paşa dahi bu hakîre iki yüz altun ve bir semmûr kürk-i nazîf ihsân edüp kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek bâlâda tahrîr olunduğu üzre yetmiş günde kal‘a-i Erzurûm'a dâhil {olup} adl-i adâletle cemî‘î re‘âyâ vü berâyâ âsûde-hâl oldular. Ammâ intihâ-i serhadlerde olan Acem hânları ve sultânları ve Gürcîstân ve Mikrilistân beğleri askerinin çokluğundan hazz etmeyüp her bâr her tarafdan hedâyâlar ile nâmdâr elçiler gelirdi. Dârât [u] azametde ve mehâbet ve salâbetde ve vecîh [u] melâhatde ve zarâfet u felâhatde bî-nazîr bir vezîr-i dilîr idi. Ve vecâhet [ü] nümâyişi bî-mânend bir şehbâz [u] şehlevend, fârisü'l-hayl, meydân-ı bezm [ü] rezm-i arbede-gîr bir şîr-i dilîr, cemî‘î bisâtı uyğun ve bâzûsunda bâz [u] toykun ile şikâr-bâz, şehbâz, ser-efrâz [u] mümtâz vezîr-i mahbûb [u] dilir Âsaf-ı Berhayâ-vâr bir halûk [ve] kerîmü'ş-şân vezîr idi. Anın matbahında tabh olunan ta‘âm-ı ni‘met-i nefîse-i sükkerîyi bir vüzerâ sofrasında görmedim, illâ Bayrâm Paşa merhûmda görüp dâhil-i meclis olup ni‘metin tenâvül etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 336b ·
metinde göster ·
… ve Kilârcı Hasan Ağa ve Çukadâr Behlûl Ağa, bunlar ol cenkde meydân-ı bezm [ü]
rezmin
nâmdârı ve şecâ‘at meydânının çâpük-süvârı, her biri şîr-i ner, belki her biri …
Amma beri tarafda Defterdârzâde efendimizin Şâmlı Osmân Ağa'sı ve Filibeli Silâhdâr Mehemmed Ağa'sı ve Nakışlı Bölükbaşı ve Kahveci İkbâli ve Kilârcı Hasan Ağa ve Çukadâr Behlûl Ağa, bunlar ol cenkde meydân-ı bezm [ü] rezmin nâmdârı ve şecâ‘at meydânının çâpük-süvârı, her biri şîr-i ner, belki her biri birer er oğlu er, server [ü] kâ’il-i nefs erdir, vâlî-i mihter olmağa lâyık birer dilâverler idi. Celâlîlerin kırkar ellişer dirhem dalyan tüfenklerine bakmayup Şâmlı Osmân Ağa siperin yüzüne dutup şemşîr-i âteş-tâbın eline alup at sürüp önüne geleni tepere çalup alayları bölük bölük bölüp sübû‘ gibi ra‘d-vâr gürleyüp kılıç ururdu. Gûyâ Kassâb-ı Cömerd köçeği idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 32b ·
metinde göster ·
… bürâderi Mîr-i alem Beğ ve Hersek Beği Çengîzâde Beğ bunların her biri bezm [u]
rezmin
birer kağan arslanı, merdânelik cibâlinin bebr ü pelenk ve kaplanı idi. Bunlar …
Fazlî Paşa Kethüdâsı Gürcî Mehemmed Kethüdâ dahi Banyaluka'da bu haber-i mûhiş mesmû‘ı olduğu gibi ol dahi beş bin aded güzîde asker ile bilâ-tevakkuf guzât-ı İslâm ile ta‘kîb edüp İzmiyan dağların ve Varçal vakfı bellerin aşup Kinin altında Paşa'ya yetişirler. Hemân bilâ-tevakkuf "Allâh Allâh" deyüp kâfire girişirler. Bi-inâyetillâhi Te‘âlâ küffâra bir sâtûr-ı Muhammedî ururlar kim ân-ı vâhidde kırk yedi bin kâfir dendân-ı tîğdan geçüp bakıyyetü's-seyf olanlar dağlara firâr etdiklerinde Bosna Alaybeğisi İsmâ‘îl Beğ ve bürâderi Mîr-i alem Beğ ve Hersek Beği Çengîzâde Beğ bunların her biri bezm [u] rezmin birer kağan arslanı, merdânelik cibâlinin bebr ü pelenk ve kaplanı idi. Bunlar bir yere cem‘ olup re’y [ü] tedbîr ve ittifâk ü ittihâd ile elbir edüp cümle guzât ile emîrân-ı mûmâ-ileyhler firâr eden kâfirlerin akîblerine düşüp kova kıra on bin aded durgun ve dargın ve mecrûh nâ-mecrûh kâfirleri dest ber-kafâ kayd [u] bend ile huzûr-ı Fazlî Paşa'ya getirüp bunlara hil‘at-i fâhireler ve serlerine çelenkler takılup ihsânlar oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 139a ·
metinde göster ·
… emân Cenâb-ı Kibriyâ'nın ihsânıyla feth olmuş bir tabur imiş. Meydân-ı bezm [ü]
rezm
günü bu cengelistân ve ahşâbistân içre gâzîler ceyrân gibi sıçrap atlar ile güz …
Azamet-i Hudâ bu bir temâşâgâh tabur imiş kim belki devr-i Âdem'den berü böyle dûr-bîn efkâr ile böyle bir kemîngâh tabur yapılmamışdır. Piyâde âdem giremez yerleri var kim cemî‘i muhîl [ü] şeytanat ile ârâste olmuş kat-ender-kat şebeke-vâr tabur imiş. Niçe yerleri yanmış ve niçeleri kalmış, hemân Cenâb-ı Kibriyâ'nın ihsânıyla feth olmuş bir tabur imiş. Meydân-ı bezm [ü] rezm günü bu cengelistân ve ahşâbistân içre gâzîler ceyrân gibi sıçrap atlar ile güzer ederlerdi. Şimdi meymene ve meysere bilâ-ceng [ü] cidâl velâ harb [ü] kıtâl cümle asker bir günde gücile ubûr etdik, ammâ ceng günü bir ânda geçdik. Hemân Hudâ'nın fazl [u] inâyeti yâver olup feth oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 24a ·
metinde göster ·
esnâsında Hazret-i Hilâfet-me’âb âfitâb-ı âlem-tâb-misâl şitâb ederek elli bin …
Hikmet-i Cenâb-ı Bârî yârî kılup bu bezm [ü] rezm esnâsında Hazret-i Hilâfet-me’âb âfitâb-ı âlem-tâb-misâl şitâb ederek elli bin aded "Benem, diğer nîst!" diyen asâkir-i İslâm'ın salt ve sebükbâr güzîdesiyle bu ceng-âşûb üzre gelüp cümle dal sâtûr-ı Muhammedî olup küffâr-ı murdârı ortaya alup eyle kılıç-ı Süleymânî ururlar kim küffârda tâb u tüvân ve eli dutar bir bî-îmân kalmayup meterislerine firâr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 77a ·
metinde göster ·
Tâ ki Gâzî Hudâvendigâr ki Fâtih-i Edirne Sultân Murâd-ı Evvel'dir, bu Miloş kâfir üzre sene (---) târîhinde Gâzî Murâd Hân gelüp bu la‘în Miloş dahi yedi kerre yüz bin küffâr ile Murâd Hân'a varup Kosova sahrâsında bir savaş-ı perhâş edüp hamd-i Hudâ nesîm-i nusret Murâd Hân tarafından esüp yedi sâ‘atde yedi kerre yüz bin küffârı dendân-ı tîğdan geçirüp meydân-ı bezm [ü] rezm-i vegâ asâkir-i İslâm'da kalup ba‘dehu Gâzî Murâd Hân lâşe-i küffârları temâşâ ederken hemân lâşe-i murdârlar içinden bu mezkûr kal‘a sâhibi Miloşva nâm mel‘ûn kalkup Murâd Hân'ı bıçağıyla birkaç yerden urup şehîd etdikde kâfir Miloş'u da anda pâre pâre ederler. Bir kavlde "Bu Miloş elçilik bahânesiyle Murâd Hân'ın dâmenin bûs ederken Murâd Hân'ı taht üzre birkaç yerden zahm-âlûd edüp şehîd etdi" deyü yazmışlar. Şehâdeti mukarrer, ammâ rivâyet muhtelif.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 143a ·
metinde göster ·
… r meydân-ı ma‘rekeye at depüp on bin mikdârı var çıkdılar, ammâ meydân-ı bezm-i
rezm
bir hayli vâsi‘ meydân, ammâ cânib-i erba‘ası gâyet sık dırahtistân idi.
Anı gördüm, hemân küffâr meydân-ı ma‘rekeye at depüp on bin mikdârı var çıkdılar, ammâ meydân-ı bezm-i rezm bir hayli vâsi‘ meydân, ammâ cânib-i erba‘ası gâyet sık dırahtistân idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 19a ·
metinde göster ·
şehd-i şehâdet câmından birer ayak çeküp iki ayak ile cânib-i Firdevs-i berîne …
Ve yedi yüz altmış aded guzât-ı müslimîn râh-ı necât bulmayup fî-sebîlillâh bu meydân-ı bezm-i rezmde şehd-i şehâdet câmından birer ayak çeküp iki ayak ile cânib-i Firdevs-i berîne revâne oldular. Hemân hakîr bu şühedâlarımızı görüp eyitdim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 19a ·
metinde göster ·
… râr-dâde olam sandılar. Gördüler kim bu hâl üzre asâkir-i İslâm meydân-ı bezm-i
rezmde
az kalup İsmâ‘îl Paşa ve Sâlih Paşa ve Bosna askeri ve Sirem Semendire leşkeri …
Hemân yeniçeriler meterislerinde karâr-dâde olam sandılar. Gördüler kim bu hâl üzre asâkir-i İslâm meydân-ı bezm-i rezmde az kalup İsmâ‘îl Paşa ve Sâlih Paşa ve Bosna askeri ve Sirem Semendire leşkeri kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 21a ·
metinde göster ·
küffâr ile yaka yakaya gelüp ceng-i Alî ede ede şehîd-i Hür olup niçe bin küffâ …
Ammâ bu mahalde niçe bin guzât-ı müslimîn âr ve gayret-i nâmûs ve hamiyyet-i Muhammedî'yi yâd edüp cengden firâr etmeyüp nehr-i Raba'da boğulmayup meydân-ı bezm-i rezmde küffâr ile yaka yakaya gelüp ceng-i Alî ede ede şehîd-i Hür olup niçe bin küffârın lâşe-i murdârların meydân-ı ma‘rekede çakıl taşı gibi sürüp kendüleri de câm-ı şehâdeti nûş etdiler ve rûh-ı pür-fütûhları firdevs-i berîne gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 21b ·
metinde göster ·
… u "Gâzîler! Beni hayr du‘âdan unutman. Sizi Allâhıma ısmarladım" deyüp meydân-ı
rezme
at sıçradup meydânda birkaç kerre atına muşvâr vurup küffâra bir kerre hamle ey …
Hemân beri tarafdan Kassâboğlu "Gâzîler! Beni hayr du‘âdan unutman. Sizi Allâhıma ısmarladım" deyüp meydân-ı rezme at sıçradup meydânda birkaç kerre atına muşvâr vurup küffâra bir kerre hamle eyleyüp bir hamle hatâ geçdikde kâfir dahi elindeki Ferhâdî külüng ile Kassâbzâde'ye bir hamle edüp hamd-i Hudâ anın dahi hamlesi hatâ geçüp hemân ikinci hamle yine Kassâbzâde'ye değüp elindeki yedi vukıyye hadîd-i Hemedânî tokuz yaprak şeştöperiyle kâfire bir hamle-i Kassâb-ı Cömerd edüp kâfirin kellesindeki miğferi hurd olup alâ mele’i'n-nâs kâfirin beynisi taşra çıkup atından depesi üzre kâfir yıkılınca atı kâfire doğru firâr etdikde hemân Kassâbzâde atının dizginin koluna geçirüp atdan piyâde olup dal sâtûr-ı pehlivânî olup Kassâbzâde Kassâb-ı Cömerd köçeği gibi kâfirin kellesin cesed-i nâ-pâkinden cüdâ edüp kâfirin kellesin ağzından eğer kaşına yumruğuyla ura ura geçirüp hamd-i Hudâ sâlimîn ü gânimîn gâziyân-ı mücâhidân içine girince derûn-ı askerden bir "Allâh Allâh!" sadâsı evc-i âsumâna peyveste oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 84b ·
metinde göster ·
… er, ammâ her bâğda gûnâ-gûn kasr-ı nişîmenler mukarrer olup şîre-i engûr bezm-i
rezm-i
rez faslı olunur. 229b
Der-nazargâh-ı bâğ-ı İremezât: ihtisâb ağası ve şehir kethudâsı ve bâcdâr defteri üzre şehr-i Selânik'in etrâfında cümle kırk altı bin bâğ-ı Merâmlar olup dölüm hakkı verirler, deyü nakl etdiler, ammâ her bâğda gûnâ-gûn kasr-ı nişîmenler mukarrer olup şîre-i engûr bezm-i rezm-i rez faslı olunur. 229b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 229a–229b ·
metinde göster ·
… arı kal‘a tabyaları üzre kat-ender-kat olup bî-bâk ü bî-pervâ meydân-ı bezm [ü]
rezm-i
arsagâhda olan savaş-ı perhâşı seyr etmeğe meşgûller idi.
Ammâ Venedik küffârı ahdine vefâ edüp kal‘a[dan] ne bir top ve ne bir tüfeng ve ne bir kumbara atmayup bizden de anlara bir şey atılmayup cemî‘i Venedik küffârları kal‘a tabyaları üzre kat-ender-kat olup bî-bâk ü bî-pervâ meydân-ı bezm [ü] rezm-i arsagâhda olan savaş-ı perhâşı seyr etmeğe meşgûller idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 298a ·
metinde göster ·
… i dîn, biri tersâ-yı bî-dîn birbirine girüp guzât-ı müslimîn meydân-ı ma‘rekede
rezme
girdi. Kimi baş aldı ve kimi verdi. Beyt:
Bir ay kâmil ceng [ü] cidâl ve harb [u] kıtâl olup iki asker birbirine karıldı ve katıldı. Tarafeynden hadeng ve zenberekler atıldı. Gûyâ iki deryâ telattum etdi. Biri leşker-i dîn, biri tersâ-yı bî-dîn birbirine girüp guzât-ı müslimîn meydân-ı ma‘rekede rezme girdi. Kimi baş aldı ve kimi verdi. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y15a ·
metinde göster ·