… kim ol şehrin mecrûh mürdelerine cândır. Bu Kürdistân şehri olmağile harra vara
runiti
diyerek birbiriyle şeb [u] rûz ceng [ü] cidâl mukarrer olduğundan herkes cerrâh …
Der-ayân-ı cerrâhân-ı fassâlân: Cümle kırk elli aded cerrâhlar vardır, ammâ cümleden müsellem yine hândır kim ol şehrin mecrûh mürdelerine cândır. Bu Kürdistân şehri olmağile harra vara runiti diyerek birbiriyle şeb [u] rûz ceng [ü] cidâl mukarrer olduğundan herkes cerrâhdır, ammâ Menteş Bölükbaşı ve Usta Haydar ve Beşâret oğlu ve Safîkulu ve Seyf Alî, bunlar cihân-ârâ üstâdlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 225a ·
metinde göster ·
… lli sun" deyü feryâd edüp şaka ederler. Kaçan kim ağaç sol tarafa eğilir "Verre
run
, verre run" deyü âğâz ederler. Ta ki ağac-ı fakîr yine ber-karâr durur.
Hemân bir uğra ağaçdan aşağı on aded oğlan kendüyi atınca, hemân fakîr kavak, bâr-ı sakîlden halâs olup bir kerre kırk elli aded uşak ile {kavak} gürleyüp yerden kalkup tâ öbür tarafda yere eğilüp bir derîce kadar fakîr kavak kâh sağa ve kâh sola yatup kalkup sallana sallana ber karâr olur. Ammâ bu mahalde ağaç iki tarafa hırâmânî hırâmânî bu kadar gulâmlar üzerinde iken sallandıkça tıflân-ı ebcedhânların savt-ı hazînleri ile bu gûne hânendelikleri vardır. Güft-i sıbyân-ı hânendegân ağaç sağ tarafa salınırken cümle bir ağızdan "Halli sun, halli sun" deyü feryâd edüp şaka ederler. Kaçan kim ağaç sol tarafa eğilir "Verre run, verre run" deyü âğâz ederler. Ta ki ağac-ı fakîr yine ber-karâr durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 287b ·
metinde göster ·
… yü feryâd edüp şaka ederler. Kaçan kim ağaç sol tarafa eğilir "Verre run, verre
run
" deyü âğâz ederler. Ta ki ağac-ı fakîr yine ber-karâr durur.
Hemân bir uğra ağaçdan aşağı on aded oğlan kendüyi atınca, hemân fakîr kavak, bâr-ı sakîlden halâs olup bir kerre kırk elli aded uşak ile {kavak} gürleyüp yerden kalkup tâ öbür tarafda yere eğilüp bir derîce kadar fakîr kavak kâh sağa ve kâh sola yatup kalkup sallana sallana ber karâr olur. Ammâ bu mahalde ağaç iki tarafa hırâmânî hırâmânî bu kadar gulâmlar üzerinde iken sallandıkça tıflân-ı ebcedhânların savt-ı hazînleri ile bu gûne hânendelikleri vardır. Güft-i sıbyân-ı hânendegân ağaç sağ tarafa salınırken cümle bir ağızdan "Halli sun, halli sun" deyü feryâd edüp şaka ederler. Kaçan kim ağaç sol tarafa eğilir "Verre run, verre run" deyü âğâz ederler. Ta ki ağac-ı fakîr yine ber-karâr durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 287b ·
metinde göster ·
diyerek Kürdî lisân tekellüm ederler. İki yüz elli bâğlı ve bâğçeli tahtânî ma‘ …
Menzil-i karye-i Kürdler: Eyneâbâd kazâsıdır. Kadı ekser zamânda bunda sâkin olur. Ammâ mahsûs mahkemesi yokdur. Ve Sığla sancağı hâssıdır ve ze‘âmetdir. Kethudâyeri yokdur, ammâ Kürdoğlu Ahmed Beşe yeniçeriyân serdârıdır. Ve cümle ahâlîsi Sûrân Ekrâdları'dır. Bu şehirde tenâsül bulup amâr etmişler. Aslâ Türkçe kelimât etmeyüp cümle harra verre runiti diyerek Kürdî lisân tekellüm ederler. İki yüz elli bâğlı ve bâğçeli tahtânî ma‘mûr hâneleri vardır. Ve bir câmi‘i ve yigirmi aded dükkânları var. Gayri imâretden nişân yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y73b ·
metinde göster ·
Leb-i deryâda Özdemir Paşa bir kulle-i azîm binâ etmiş. Hâlâ içinde kırk elli âdem ile bir paşa ağası kâyimmakâmdır. Bunda çârsû-yı bâzâr, imâret ve câmi‘den bir şey yokdur. Ammâ cümle diyâr-ı Habeş'e tuz bundan gider. Senevî kırk kîse iltizâmdır. Gâyet a‘lâ emânetdir. Senede niçe kerre yüz bin deve yükü lezîz tuz hâsıl olur. Çatal yüke üç dîvânî para ve hâviye yüke beşer maksûs para alınır. Ve bu Süveys deryâsı medd [ü] cezmdir, taşdığı mahalde bu sahrâya deryâ yayılur, çekildikde bi-emrillâhi ta‘âlâ kalan su beyâz tuz olup kalır. Bu mahalde on bin mikdârı Runçiye derler bir kabîle Zengîlerdir, fi'l-hâl anlar tuzu cem‘ edüp kulle dibine dağlar gibi yığarlar. İlâmaşaallâh böyle tuz hâsıl olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y441a ·
metinde göster ·