… ş bir câmi‘-i rûşen-âbâddır. Tûlen yüz elli ayak, arzan yüz kademe tarz-ı kadîm
sâdece
câmi‘dir. Bir kapusu ve bir şerîfeli bir musanna‘ minâre-i mevzûnu var. Bu câmi …
Evsâf-ı Câmi‘-i Yıldırım Bâyezîd Hân : Sene (---) târîhinde binâ olunmuş, Bursa şehrinin cânib-i şarkîsinde şehrin ravza-i cinânları içre gül-i gülistân ve sünbül-i reyhânistân içre bir küçük câmi‘dir ve cemâ‘atdan garîb kalmış bir câmi‘-i rûşen-âbâddır. Tûlen yüz elli ayak, arzan yüz kademe tarz-ı kadîm sâdece câmi‘dir. Bir kapusu ve bir şerîfeli bir musanna‘ minâre-i mevzûnu var. Bu câmi‘-i garîb Timur-ı bî-nûr hâdisesinde nâ-temâm kalup Rûmeli'nde Mûsâ Çelebi ibn Yıldırım Hân mâl gönderüp itmâm etdi. Evkâfı kalîl olmağıla garîb kalmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 224b ·
metinde göster ·
… dır. {Bu cümle şîrîn-kârlığ Mi‘mâr Sinân sun‘ıdır} ve çârsû içinde (---) câmi‘i
sâdece
binâ-yı kadîmdir. Ve cümle hâneleri kırmızı kiremit örtülüdür. Suları cümle kuy …
lafzı târîh vâkı‘ olmuşdur. Ve derûn-ı câmi'de yetmiş aded hüsn-i hatt ile kelâm-ı İzzet'ler var kim her biri birer Mısır hazînesi değer, ammâ cümleden mihrâbın sol tarafında Yâkût-ı Musta‘sımî hattıyla olan kelâm-ı İzzet bir diyârda yokdur. Meğer Sultân Ahmed Câmi‘i'nde ola. Ve kıble kapusunun iki yanında taşra sofalarında altı aded sütun-ı gûnâ-gûnlar üzre altı âded kubbe ve bir kapu 277a kubbesiyle yedi aded kubbeler ile müzeyyendir. Ve haremi, câmi‘-i selâtîn-misâl bir harem-i vâsi‘dir kim (---)(---)(---) müzeyyendir. Ve bir şerîfeli bir tabaka minâresi vardır. Ol dahi gâyet mevzûn minâre-i âlîdir. Bu câmi‘in cânib [ü] etrâfında âyende vü revendeye mihmân olmağ içün bir mihmân-sarây var kim üç bin âdem ve iki bin at alır kârbân-sarâydır. Ve başka develiği vardır. Ve cemî‘î müsâfirîn ve mücâvirîn içün bir dârü't-ta‘âmı vardır kim mâh u sâl pîr u civâna ve ricâl u nisvâna ni‘meti mebzûl olduğundan mâ‘ada ile'l-ân her şeb ba‘de'l-ışâ mihmân-sarâyda sâkin olanlara bakır sinilerle her ocak başına birer sini çobra ve âdem başına birer nân-pâre ve her ocağa birer şem‘-i revgân ve her at ve katır ve deve ve hımâr başına birer tobra yem, cânib-i vakfdan mihmândârlar getirüp hizmet ederler. Böyle bir hayrât-ı kavîdir. Ve bir âb [u] hevâsı ve binâsı latîf rûşen ve rûşenâ hammâmı vardır. Bu zikr olunan imâretlerin cümlesi serâpâ kurşum ile mestûr hayrât-ı azîmlerdir. Bunlardan gayrı sağîr ü kebîr kırk bir hânı ve yüz seksen dükkânı vardır. {Bu cümle şîrîn-kârlığ Mi‘mâr Sinân sun‘ıdır} ve çârsû içinde (---) câmi‘i sâdece binâ-yı kadîmdir. Ve cümle hâneleri kırmızı kiremit örtülüdür. Suları cümle kuyulardır. Ser-i kûh üzre olmağıla hevâsı latîfdir. Ammâ suyu sakîlcedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 276b–277a ·
metinde göster ·
… îk u serâmed minârelerdir. Ammâ kıble dîvârı köşelerinde olan minârelerin ikisi
sâdece
birer yolludur lâkin kadd-i kâmetde ve kâr-ı san‘atda yektâdır.
Bu câmi‘-i bî-karîn ü ma‘bedgâh-ı behişt-âyîn eyle bir huld-ı berîndir kim bunun çâr-kûşesinde dörd aded minâre-i ibret nümâları çâr rükni azîm gibi vâki‘ olmuşdur. Ve kubbe-i kâse-i nîl-gûn çâr minârelerin tâ vasatında vâki‘ olmuşdur. Bir minâre bir minâreden ba‘îd değildir. 155b Hesâb-ı perkâr ile bir çırpıda olup dördü dahi üç şerîfeleri ve bir kadd [ü] kâmette ve bir kıyâfetde on altışar terek hâne-i şeş-deh tarhlı minâre-i serâmedlerdir kim birbirlerinden bir ser-i mû tefâvütleri yokdur. Bu dörd minârenin iki yan kapuları dibindeki minâreteyn üçer yolludur. Ya‘nî aşağıdaki kapudan üç mü’ezzin girüp her biri birer yola urûc edüp üç mü’ezzin üç tabakaya çıkup aslâ birbirlerin görmezler. Yine böyle iken eyle ince minârelerdir kim her birin ikişer fetâ âdemler derâğûş etseler kucaklamak mümkündür. Tâ bu mertebe rakîk u serâmed minârelerdir. Ammâ kıble dîvârı köşelerinde olan minârelerin ikisi sâdece birer yolludur lâkin kadd-i kâmetde ve kâr-ı san‘atda yektâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 155a–155b ·
metinde göster ·
… lunmuşdur, ana nazar oluna. Anınçün bu mahalde bir dahi tavsîf ü ta‘rîf etmeyüp
sâdece
geçdik. Zîrâ her şey’in kesret-i midhatinde fâ’idesi ve beyânında â’idesi yokdu …
Mukaddemâ sene 1057 târîhinde Erzurûm'dan Nahşevân'a ve kırk pâre şehri temâşâ edüp şehr-i Tebrîz'e (---)(---) Hân asrında gelüp (---) gün zevk u şevkler etdiğimizde şehr-i Tebrîz'in evsâfı gâyet tafsîl üzre cild-i sânî-i Seyâhatnâme'mizde tahrîr olunmuşdur, ana nazar oluna. Anınçün bu mahalde bir dahi tavsîf ü ta‘rîf etmeyüp sâdece geçdik. Zîrâ her şey’in kesret-i midhatinde fâ’idesi ve beyânında â’idesi yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 303b ·
metinde göster ·
… lunur ve cümle altı mihrâbdır. Evvelâ Sultân Bâyezîd-i Velî câmi‘i tarz-ı kadîm
sâdece
ma‘bedgâhdır kim kiremitli ve bir minârelicedir. Andan (---)(---)(---)(---) …
Sitâyiş-i varoş-ı Sirebne: şehri bir dereli ve depeli yere vâki‘ olup cümle sekiz yüz aded tahtânî ve fevkânî kârgîr binâ hâne-i zîbâların üstleri serâpâ tahta şindire örtülüdür ve cümle altı aded cemâ‘at add olunur ve cümle altı mihrâbdır. Evvelâ Sultân Bâyezîd-i Velî câmi‘i tarz-ı kadîm sâdece ma‘bedgâhdır kim kiremitli ve bir minârelicedir. Andan (---)(---)(---)(---)(---) Mâ‘adâ mesâcidlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 127b ·
metinde göster ·