İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Bağlam içinde arama

sûf*

Eser ve dönem süzgeci
Arama sözdizimi
  • Akıllı kipte yazmadığınız ayrıntı esnek eşleşir: kut → ḳut, kut; edgu → eḍgü, ėdgü. Yazdığınız özel harf ise tam aranır.
  • * sıfır ya da çok harf, ? tek harf: bilig*, *lıġ, b?lig
  • Boşlukla ayrılan sözcükler ardışık öbek olarak aranır; tek başına * herhangi bir sözcüktür: ḳut * bol*
  • Tam kip biçimi harfi harfine arar; Düzenli ifade kipi PCRE desenini sözcük biçimlerine uygular: (ḳ|k)ut(lu|lı)ġ.*
59
isabet
39 cümle/beyitte
21,9
milyonda
tüm derleme göre
1
eserde geçiyor
17
farklı biçim
28 ms
arama süresi
Eserlere göre görülme sıklığı (milyonda)
Veriyi tablo olarak gör
EserİsabetMilyonda
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi5924,1

Eserlerin boyutları çok farklı olduğu için (KB 73.566, IB 1.297 sözcük) karşılaştırma milyonda sıklıkla yapılır.

Bağlamlar 1–50 / 59

Çeviriyazı işaretleri
  • (a) Yazıtta/yazmada yazılmayan, editörce tamamlanan ünlü ya da harf
  • [ip] Zedelenmiş, editörce onarılmış yer
  • <l> Yazıcının atladığı, editörün eklediği
  • {l} Editörün fazlalık saydığı
  • ⟨…⟩ Metin eksik (lakün)
  • ḳ ġ ŋ ḍ ė ḫ özgün çeviriyazı harfleridir; aramada “Akıllı” kipte k g n d e h ile de bulunur.

İşaretler kaynak edisyonların kullanımına bağlıdır; ayrıntı için ilgili yayına bakınız.

“sûf*” için bağlam dizini. Tam metni görmek için satıra tıklayın.
EÇS I 30b Ve bir puta Peleng dediler, cânib-i garba konulup cânib-i şarkdan sûfâr-ı Moğolî atılırdı. Hâlâ cümle tîr-endâzân mâbeyninde ol tîre peleng derler.
EÇS I 201a Ehl-i hakîkat, ihrâmcıyân-ı sûf : Dükkân 80, neferât 100, mürşidleri
EÇS II 219b 141. Menâkıb-ı Hacı Bayrâm-ı Velî ve keyfiyyet-i sûf mevci.
EÇS II 293b–294a … deyü rivâyet etdiler. Ammâ halıça-yı ibret-nümâ ne harîrdir, ne pembedir ve ne sûfdur . Bir gûne zincâbî elvân bir seccâde-i kebîrdir. Lâkin gâyet sakîldir. Ammâ bu h …
EÇS II 295b Hemîşe der emân bâdâ zî ta‘n-ı sûfî-i sâ’im
EÇS II 347b … ır. "Rûmî" tahallus eder. İlm-i tasavvufda gavvâs-ı ledün olmağıla cümle eş‘ârı sûfiyâne tasavvuf etmişlerdir. (---) (---) (---) (---) (---) (---) Rahmetullahi aleyhim …
EÇS II 353b–355b … fe üzre işlenmiş ve üç gaddâre ve üç kılıç ve bir kîse guruş ve elli top Engürü sûfunun envâ‘-ı gûnâ-gûnu ve bir külçe köse destâr getirüp ağlıyarak "Hâlime merhamet e …
EÇS II 353b–355b … heylân at eğerleriyle ve altun kûf rikâblarıyla ve bir katar-ı katır ve yüz top sûf ve on iki kılıç kimi sîmli ve altısı kara kılıç ve üç gaddâre ve sekiz tîrkeş v …
EÇS II 353b–355b … klarıma dahi yemîn billah verüp gulâmlarıma dahi ellişer guruş ve birer hünkârî sûflar verdi. Ve taşra refîklerimizden cümle kırk yedi âdeme birer sûf bağışladı. Ve c …
EÇS II 353b–355b … irer hünkârî sûflar verdi. Ve taşra refîklerimizden cümle kırk yedi âdeme birer sûf bağışladı. Ve cümlesi şâd-merg ola yazdılar. Asl [u] fer‘ini bilmezler. Mezkûr …
EÇS II 357b … r. Ve ehl-i hırefleri beyâz bez ve muhayyer ferâce ve ulemâları serâpâ gûnâ-gûn sûf ferâce giyerler. Zîrâ sûf kânıdır. Ve zenâneleri cümle rengârenk sûf ferâce giy …
EÇS II 357b … z bez ve muhayyer ferâce ve ulemâları serâpâ gûnâ-gûn sûf ferâce giyerler. Zîrâ sûf kânıdır. Ve zenâneleri cümle rengârenk sûf ferâce giyüp gâyet mü’eddebe gezerle …
EÇS II 357b … â gûnâ-gûn sûf ferâce giyerler. Zîrâ sûf kânıdır. Ve zenâneleri cümle rengârenk sûf ferâce giyüp gâyet mü’eddebe gezerler. İklîm-i hakîkînin beşinciden ve 17 ıklîm …
EÇS II 357b–358a … ûne teys-i ebyâzdır kim bu kevn-i atlasda eyle mahlûk halk olunmamışdır. 358a Sûf ipliği bundan hâsıl olur ve gûnâ-gûn elvân pâdişâhlar giydüğü hayâl-i reng-âmiz …
EÇS II 357b–358a … ipliği bundan hâsıl olur ve gûnâ-gûn elvân pâdişâhlar giydüğü hayâl-i reng-âmiz sûflar bu keçi tüğünden hâsıl olur. Ammâ mezkûr keçinin tüğünü makas ile kırksalar ipl …
EÇS II 357b–358a … uryân ü büryân u giryân ve nâlân kalup fakîr keçiler cümle bî-mûy kalırlar. Ve sûfu bunun ipliğinden dokuyup cümle zenânesi ve halkının kârı sûf ve muhayyercilikdi …
EÇS II 357b–358a … -mûy kalırlar. Ve sûfu bunun ipliğinden dokuyup cümle zenânesi ve halkının kârı sûf ve muhayyercilikdir.
EÇS II 358a Keyfiyyet-i mevvâc-ı sûf : Bir kazgan-ı kebîri germâ-germ âteş üzre koyup kazgan içine murâd edindikleri …
EÇS II 358a … vân boyalar içre kazganın nısfına dek su koyup ağaçdan binâlar üzre deste deste sûfları korken her sûfun birer katı içre birer ağaç çöpleri koyup deste deste sûflar ka …
EÇS II 358a … zganın nısfına dek su koyup ağaçdan binâlar üzre deste deste sûfları korken her sûfun birer katı içre birer ağaç çöpleri koyup deste deste sûflar kazgan içre yerleşd …
EÇS II 358a … e sûfları korken her sûfun birer katı içre birer ağaç çöpleri koyup deste deste sûflar kazgan içre yerleşdirüp kazganın ağzın kapayup etrâfın hamîrle sıvayup germâ-ge …
EÇS II 358a … sıvayup germâ-germ âteş edüp bi-emrillah ol kazgan içre buların te’sîri buhârı sûflara urup sun‘-ı Hudâ gûnâ-gûn izler olur kim Mânî ve Behzâd kalemin çekmede âcizler …
EÇS II 358a … n‘-ı Hudâ gûnâ-gûn izler olur kim Mânî ve Behzâd kalemin çekmede âcizlerdir. Bu sûf dahi Engürü'ye mahsûsdur. Edîm-i arzda bir diyârda olmak ihtimâli yokdur. Frenk …
EÇS II 358a … veled-i zinâları bu Engüri keçilerinden Frengistân'a götürüp hayâl iplik eğirüp sûf dokumak murâd edindiler. Bi-emrillah keçiler bir senede bayağı tüğlü keçiler ol …
EÇS II 358a … Bi-emrillah keçiler bir senede bayağı tüğlü keçiler oldu ve dokudukları şeyleri sûf olmayup mevc vermeğe kâdir olmadılar. Âhir Engürü'den eğrilmiş sûf ipliği alup …
EÇS II 358a … ları şeyleri sûf olmayup mevc vermeğe kâdir olmadılar. Âhir Engürü'den eğrilmiş sûf ipliği alup Frengistân'a götürüp sûf idelim dediler, olmayup âhir ruhbânlar içü …
EÇS II 358a … kâdir olmadılar. Âhir Engürü'den eğrilmiş sûf ipliği alup Frengistân'a götürüp sûf idelim dediler, olmayup âhir ruhbânlar içün hâlâ sûf gibi hayyâl mevcsiz siyâh …
EÇS II 358a … alup Frengistân'a götürüp sûf idelim dediler, olmayup âhir ruhbânlar içün hâlâ sûf gibi hayyâl mevcsiz siyâh rukla şâlı dokurlar. Ahâlî-i Engürü, Hacı Bayrâm-ı Ve …
EÇS II 358a … âb [u] hevâmızın letâfeti hükmüdür, derler. Hakkâ ki rub‘-ı meskûnda nazîri yok sûfları olur ve muhayyeri dahi meşhûrdur. Ve Engürü kerpiçi dahi meşhûrdır. (---) (---) …
EÇS II 358a … [u] bîhârdır. İzmir'e ve Frengistân'a ve Arabistân'da, Mısır'da ve yedi iklîmde sûf makbûl olmağıla halkı seyâhat ile ticâret ederler. Ermenisi ve Yahûdîsi gâyet ç …
EÇS II 358a–358b … ideyim" deyüp bir hatm-i şerîfe başlayup kabr-i şerîfinin sandûkası olan yeşil sûf ile mestûr zarfının altına girüp, "Himâye yâ Er Sultân, himâye" deyüp girdim. O …
EÇS II 358b–359a … Ya bu türbenin türbedârı yok a" derken hâbdan bîdâr olup Er Sultân'ın sandûkası sûfu altından çıkup mest [u] medhûş sır sıklam tere gark olmuşum. Meğer türbe-i şerî …
EÇS II 359b … ebe-heybet kayalardır. Bu kasabanın ekseriyyâ re‘âyâları Ermenilerdir. Bin aded sûf ve muhayyer işlenir dezgâh vardır, derler ammâ dere içi olmağıla hevâsı gâyet ı …
EÇS II 359b–360a … ‘bede-bâzlık etdiler ve üç günde cümle halkdan ve kasaba Ermeniler'den altı yüz sûf ve bu kadar muhayyer kâr edüp paşa efendimizden bir kîse guruş ihsân aldılar, v …
EÇS II 367a … e bâr-ı sakîllerimi bî-küsûr verüp bir boğça ak kenarlı serâvîl kamîs ve on top sûf ve bir kıt‘a Kitâb-ı Miftâh verdi kim hakîre gûyâ bir genc-i Dârâ verdi. Ertesi …
EÇS II 367a … ek Halîl Efendi mâliyçün kırk kîse cerîmesin ve yedi katar-ı katırın ve yüz top sûfun alup hapsden ıtlâk edüp bir hil‘at-i fâhire ile tatyîb-i hâtır edüp Engürü'ye r …
EÇS II 367a … bî-kıymet bulunur. Ammâ cümle halkının kâr [u] kesbleri tiftik keçisi olmağıla sûf ipliği çok füruht olunur. Ammâ meterisi var deresinde niçe bin kantar sûf ipliğ …
EÇS II 367a … ağıla sûf ipliği çok füruht olunur. Ammâ meterisi var deresinde niçe bin kantar sûf ipliği bey‘ ve şirâ olunur. Lâkin sofî olmaz. Ammâ lâtif muhayyeri olur. Bâzâr- …
EÇS II 367a–367b … i firâvân sâhibidir. Ekseriyyâ halkı ulemâdır. Sipâhî dahi çokdur. Cümle, elvân sûf ve muhayyer giyerler. Ammâ zenâneleri cümle muhayyer giyerler. Etrâk şehirlerin …
EÇS III 6a … ân idi. Eşrefoğlu tahallus eder pâkîze eş‘âr-ı dürer-bârı vardır ve tasavvufâne sûfiyyûn mâbeyninde tilâvet olunur on iki makâmda başka ilâhiyyât dîvânı vardır. Sene (- …
EÇS III 13b … kürk ve akmişe-i fâhire haftân libâs giyerler ve ulemâları muhteşemâne gûnâ-gûn sûflar ve bürucî zâ‘î ve mellâyî bezler giyerler ve ehl-i örfü ve sâyîr erleri cümle m …
EÇS III 25b … ü'l-hâl olan "El-kâsibu habîbullah" ile ehl-i kanâ‘at cümle elvân bir ferâce ve sûf giyerler. Nisvânları ayaklarına cizme başlarına beyâz çar bürünürler.
EÇS III 31a–31b … taşra çıkmış, menhûslar sürünür ve birer yire haşr olup o şiddet-i hârda nâzük sûf ferrâce ve beyâz Ahmedâbâd'ın Hind bezi sâdeleri geyüp destârların kec kılup el …
EÇS III 34b … l peygamberdir. Kabri, İlyâs nâm bir büleyde-i ma‘mûrda bir âsitâne-i azîm içre sûf ile mestûr sandûkası ve dervîşân-ı türbedârları vardır. Ammâ niçe tevârîhlerde …
EÇS III 48b Ta‘rîf-i libâs-ı pîr [ü] cüvân: A‘yân [u] kibârı semmûr ve sûf ve çuka ferrâce ve atlas kabâlar giyerler. Vasatü'l-hâli londoz çuka ve beyâz s …
EÇS III 48b Memdûhât-ı sanâyi‘ât Alaca sûf kerekesi ve Gazze makremeleri ve peşkîrleri ve fetâları ve siyâh poşuları memdû …
EÇS III 107a Ve cümle (---) aded tekye-i sûfiyyûn ve dervîşândır. Evvelâ tekye-i Abdî Halîfe, tekye-i Karaca Ahmed Sultân, tekye- …
EÇS III 123a … vech-i dîvâra celî hatt ile tahrîre cür’et edüp ol ân sanduka-i şerîfinin yeşil sûf sütrinin altına girüp "Dahl yâ aziz!" deyüp girince Hudâ âlim u dânâdır, bu abd …
EÇS III 128b … -ı âsitâneyi seyr [u] temâşâ etmeğe şurû‘ etdik. Kabr-i münevveresinin sebz-gûn sûf kaplı sütri etrâfında niçe hüsn-i hat kelâm-ı şerîfler rahleler üzre durur. Her …
EÇS III 133a … âdemleri bî-hadd u hasrdır. Cümle elvân çukalar ve akmişe-i fâhireler ve elvân sûflar ve zâğî ve mollayî gûnâ-gûn siyâb giyerler. Ve âb [u] hevâsı gâyet memdûh-ı Rûm …