… regâhındaki dağlarda bir gûne taşlardan kireç hâsıl olur kim kardan ve pembe ve
südden
beyâz bir 19a gûne kireçdir kim rub‘-ı meskûnda nazîri yokdur.
Ma‘den-i tâsi‘: Göksu nâm hisâr mesîregâhındaki dağlarda bir gûne taşlardan kireç hâsıl olur kim kardan ve pembe ve südden beyâz bir 19a gûne kireçdir kim rub‘-ı meskûnda nazîri yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 18b–19a ·
metinde göster ·
… bir taş mecur teknedir. Bu tekne içinden cemî‘i halka süd üleşdirüp cümle halk
südden
müstağnî olup yine mecur ke'l-evvel leb-ber-leb dururdu. Cenâb-ı izzet tâ bu me …
Esnâf-ı cibn-i hâlûmiyân ya‘nî peynirciyân: Kârhâne 400, neferât 500, bunların pîri Hazret-i İbrâhîm, Haleb'de sâkin iken bir beyâz ineği var idi. Ana Sevrü'ş-Şehb derlerdi, anı sağup südün yoğurd ve kaymak ve tereyağı ve kaşkaval peyniri ve teleme peyniri ve kesme peyniri yapup müsâfirlerine yedirüp ikrâm ederdi. Ol beyâz inek sebebiyle Haleb'e Halebü'ş-Şehbâ derler, haleb sağıma, şehb beyâza derler ya‘nî sağılmış beyâz inek şehri demekdir. Hâlâ Hazret-i İbrâhîm'in ol beyâz ineğin südün sağup cemî‘i fukarâya bezl etdüği süd mecuru Haleb'in iç kal‘asındaki câmi‘ içinde makâm-ı İbrâhîm olan minberin altında durur bir taş mecur teknedir. Bu tekne içinden cemî‘i halka süd üleşdirüp cümle halk südden müstağnî olup yine mecur ke'l-evvel leb-ber-leb dururdu. Cenâb-ı izzet tâ bu mertebe berekât-ı Halîl vermiş idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 167b ·
metinde göster ·
… le bir gece yatup ale's-sabâh kâse kâse satarken üzerine darçın ekerlerdi, aslâ
südden
fark olunmaz beyâz cüllâb idi. Bir günlüğü sehl-i dilberân olup cümle ulemâ ve …
Esnâf-ı subyacıyan: Dükkân iki nefer on âdemdir. Bunlar Mısır'dan gelüp bir dükkân Ayasofya hammâmı mukâbelesinde, biri Karaman-ı Kebîr'de idi. Bunlar subyaların cerre ve küplerde hıfz edüp bey‘ ederlerdi. Pirinci değirmenden çeküp pâk [ü] rakîk eleyüp, andan hamîr edüp furunda pişirüp, ba‘dehu cüllâb edüp eleklerden süzüp içine mî‘âd şekeriyle bir gece yatup ale's-sabâh kâse kâse satarken üzerine darçın ekerlerdi, aslâ südden fark olunmaz beyâz cüllâb idi. Bir günlüğü sehl-i dilberân olup cümle ulemâ ve sulehâlar mübtelâ olup hayli kâr ederlerdi. Bunlar dahi tahtırevânlar üzre dükkânlarında subya bey‘ ederek geçdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 213b ·
metinde göster ·
Evvelâ şehir içinde Taşnerdübân deyri, Urumlarındır. Ve Tahta'l-kal‘a deyri ve şehir içinde Büyük Terbiye mahallesinde Atnabur deyri, Ermeni lisânında "Gatnabur"; "Südlü aşa" derler. Bâlâda zikri sebkat eden Taşolukdan akan südden bu kilisede südlü aş pişdiğiyçün Atnabur, Südlü aş deyri derler, deyr-i atîkdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 23b ·
metinde göster ·
… be evini yapup anda olan ağaçları ve (...)(...)(...) ve baldan ve şekerden ve
südden
tatlı suları akıdup ka‘benin ortasında hazînesini ve cümle kullarının cânlarını …
"İşte sizcileyin Türkü ekmek ağacı yediğiniz içün sizi köleliğinden kovup evinden çıkaranca(?) en ulu babamız bu ka‘be evini yapup anda olan ağaçları ve (...)(...)(...) ve baldan ve şekerden ve südden tatlı suları akıdup ka‘benin ortasında hazînesini ve cümle kullarının cânlarını demir sandûkda mu‘allakda durguran babamızın ka‘be evidir. Bizimle söyleşen ölgen dedemizdir. Siz bizim dedemizin yaratdığı kulları bizim kölelerimizsiz. Noğaylar dahi ve bu Heşdekler dahi kölelerimizdir" deyü cevâb etdiklerinde Noğay ve Heşdekler Kalmıklara eğri eğri bakarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 178b ·
metinde göster ·
… m gibi sarkııp gezer. Sâhibi ise "Halebü't-teysi'l-asfer" deyüp süd satar, ammâ
südden
nişân yok. Murâd edinenin mikdârı südü keçiden ulbe içre sağup sana verir. Ziyâ …
Acîbe-i garîbe: şâm şehri içre çârsû-yı bâzârda sürü sürü beledî keçiler gezer. Her birinin emçeğinde beşer altışar vukıyye südü var. Tulum gibi sarkııp gezer. Sâhibi ise "Halebü't-teysi'l-asfer" deyüp süd satar, ammâ südden nişân yok. Murâd edinenin mikdârı südü keçiden ulbe içre sağup sana verir. Ziyâdesin yine P 106b keçinin ağzına döküp gider, garib temâşâdır. Ve her keçinin belinde pâybendi ve kösdeği hâzırdır. Südleri kalmayup çayıra götürüp bağlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y252a ·
metinde göster ·
… n ba‘zısı girüp niçe bini âsitânesin bûs ederler. Eyle âsitândır kim gûyâ beyâz
südden
halk olunmuş bir atebe-i âlîdir.
Ba‘dehu huccâc-ı müslimînin a‘yân-ı kibârının ba‘zısı girüp niçe bini âsitânesin bûs ederler. Eyle âsitândır kim gûyâ beyâz südden halk olunmuş bir atebe-i âlîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y343a ·
metinde göster ·
… arak gibi}. Bâğ u bâğçelerinde üzümü olmamağile şarâbı ve arakı yokdur. Boza ve
südden
gayrı bir mükeyyif ile âlûde değillerdir. Ve deve südü bu mertebe sekir vermesi …
Deve Y 416b südü bozadan ziyâde sekir verir {arak gibi}. Bâğ u bâğçelerinde üzümü olmamağile şarâbı ve arakı yokdur. Boza ve südden gayrı bir mükeyyif ile âlûde değillerdir. Ve deve südü bu mertebe sekir vermesinin aslı halka kökü nâmında bir nebâtâtın kökünü koyup şarâbdan ziyâde sekir verir; hattâ suya kosalar ol sudan nûş eden serhoş olur. Ammâ bu diyârın şiddet-i harâretine bu mükeyyifâtlar muvâfıkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y416a–Y416b ·
metinde göster ·
âyeti nâzil olan süd hakkındadır kim eyle lezîz südü Mısır'ı besler. Gûyâ Cîze sığırları ve ganemleri Mısır halkının süd analarıdır. Ebû Hüreyre südden ziyâdesiyle hazz etdüklerinden du‘â edüp anıniçün Cîze'nin yoğurdu ve südü memdûh-ı Ümmü Dünyâ'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·