… e bir boḍunnı boḍundın kim içrür erdiler hem buldı olarda öŋin iki uraġutnı kim
sürerler
ikegü aydı: nė ol siziŋ işiŋiz aydılar: içürmez-miz yandurmaġınça çupanlar atam …
23 ḳaçan keldi erse medyen suwıŋa buldı anıŋ üze bir boḍunnı boḍundın kim içrür erdiler hem buldı olarda öŋin iki uraġutnı kim sürerler ikegü aydı: nė ol siziŋ işiŋiz aydılar: içürmez-miz yandurmaġınça çupanlar atamız uluġ awıçḳa turur
… ûr ederlerdi. 68b Temâşâ eden ibâdullâh ise hamd-i Hudâ edüp yüzlerin yerlere
sürerlerdi
. Ve şâhrâhın iki tarafına cemî‘i ehl-i hıref atlas ü dîbâ ve şîb ü zerbâf ve se …
Kendilerse sa‘âdetle kağan arslan şikârın almış gibi iki cânibe nigerân ederek selâm vererek ardı sıra üç bin âlât-ı harbe müstağrak gılmân-ı hâslar ubûr ederlerdi. 68b Temâşâ eden ibâdullâh ise hamd-i Hudâ edüp yüzlerin yerlere sürerlerdi. Ve şâhrâhın iki tarafına cemî‘i ehl-i hıref atlas ü dîbâ ve şîb ü zerbâf ve sereng ve hârâ vü dârây ve cânfes ve kaneviz ve katîfe ve gayrı elvân akmişe-i fâhireler ile tarîk-ı âmmın tarafeynine pâyendâzlar edüp solaklar ve peykler ve gayrı musâhib huddâmları yağmâ ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 68a–68b ·
metinde göster ·
… n Ebî Tâlib'dir kim cümle yırtıcı hayvânlar Aliyyü Velî'nin hâk-i pâyine yüzler
sürerler
idi. Fermân-ı şehriyârîyle arslancıbaşı aslan, kaplanlarıyla kassâbbaşının mand …
Esnâf-ı kethudâ-yı arslancıyân: Pîrleri Hazret-i Esedullâhü'l-Gâlib Hazret-i Alî ibn Ebî Tâlib'dir kim cümle yırtıcı hayvânlar Aliyyü Velî'nin hâk-i pâyine yüzler sürerler idi. Fermân-ı şehriyârîyle arslancıbaşı aslan, kaplanlarıyla kassâbbaşının mandıra çobanları samsonları alayında gitmek fermân olunup kürkcübaşı arslan ve kaplan ve bebr postların debâğat etdüğiyçün arslancıbaşı kethudâsı kürkcübaşı alayında alay etmek fermân-ı Cem-cenâb olup elli aded arslancı yezîdi arslan ve kaplan ve pelengleri ve ayu ve kurd ve andık ve sırtlanları zencîrler ile keşân-ber-keşân çeküp her biri ej[de]hâ-misâl âdemlere hamle ederek geçerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 193b ·
metinde göster ·
… hrâsı eyle bir hâmûn-ı ceng [u] cidâl yeridir kim hâlâ re‘âyâ vü berâyâlar çift
sürerlerken
zemînden âdem üstühânları bulunur ve her bâr zemînde medfûn sâhibi cengde gâ’ib …
Menzil-i Sultân Hasan Câmi‘i: Azerbaycân pâdişâhı Sultân Uzun Hasan Şâh binâsı vâcibü's-seyr bir [câ]mi‘u'n-nûrdur. Ammâ bir kurâ içinde cemâ‘atden garîb kalmış câmi‘-i vâcibü's-seyrdir. Hasan Şâh bu mahallin âb [u] hevâsın beğenip bu Tercân sahrâsı başında bu câmi‘i inşâ eder kim bu mahalle bir şehr-i azîm edüp ismine Hasan-âbâd koya. Âkıbet Ebü'l-feth bu Tercân sahrâsında Hasan'ı hüsn-i nazarına komayup ne Hasan-âbâdı ma‘mûr oldu ve ne hüsn-i âbâdı kalup Hasan Şâh "hüsn-i tedbîr budur" deyüp Ebü'l-feth inhizâmından firâr edüp Azerbaycân'da cân verüp anda dârü'l-karâr etdi. Bu Tercân sahrâsı eyle bir hâmûn-ı ceng [u] cidâl yeridir kim hâlâ re‘âyâ vü berâyâlar çift sürerlerken zemînden âdem üstühânları bulunur ve her bâr zemînde medfûn sâhibi cengde gâ’ib olmuş mâllar ayân u beyân olur. Böyle bir ma‘reke meydânı sahrâ-yı bî-pâyândır. Bu vâdîyi ılgar ile 8 sâ‘atde ubûr idüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 284b ·
metinde göster ·
… elerinin kemikleri başka kümlerdir kim niçe küffârlar ol hâk-i nâ-pâke yüzlerin
sürerler
. Andan yine çöl ile (---) sâ‘atde,
Menzil-i karye-i Göllü: Mardin hükmünde ve kazâsında 500 hâneli Ermenî ve Ekrâd köyüdür ve suları sarnıçdır. Bu mahalden kal‘a-i Mardin nümâyândır. Dârâ Şâh Rûm kefereleriyle bu sahrâda ceng-i azîm edüp Dârâ Şâh münhedimen kal‘a-i Nasîbîn kurbünde taht-ı kadîmi olan Karadar nâm mahalde karâr etdi, ammâ hâlâ bu Göllü sahrâsında Dârâ Şâh'ın helâk olan Acem üstühânları püşte püşte nümâyândır. Rûm keferelerinin kemikleri başka kümlerdir kim niçe küffârlar ol hâk-i nâ-pâke yüzlerin sürerler. Andan yine çöl ile (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 212a ·
metinde göster ·
… fe-gûne binâ olunmuş kayıklardır. Medrile derler bir gûne ağaçlarla bu gemileri
sürerler
ve Yemen'den gelen hasır ile örülmüş celbe gemilerine bu Basra diyârında merkeb …
Bu enhârlarda ve Basra içinde cereyân eden Aşşâr tur‘asında gezen kayıklara ma‘şûk derler. Bir turfe-gûne binâ olunmuş kayıklardır. Medrile derler bir gûne ağaçlarla bu gemileri sürerler ve Yemen'den gelen hasır ile örülmüş celbe gemilerine bu Basra diyârında merkeb derler. Ve Hind gemilerine gurâb derler beşer bin âdem alır kalyonlardır. Bu gemilerin cümlesi Makâm-ı Alî önünde nehr-i Şatt'ın medd ü ceziminde üç ay oturup eyyâm-ı müsâ‘idde Hindistân'a giderler. 362b Ammâ kal‘a-i Kurna cezîresinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 362a–362b ·
metinde göster ·
… ler içre yığılmışdır kim niçe bin küffâr ol hâk-i nâ-pâke gelüp yüzsüz yüzlerin
sürerler
. Ve bu Mardin'in cenûbunda Hâtûniyye nâm bir kal‘a-i ma‘mûr-ı benâm Mardin hâki …
Bu kal‘a-i ibret-nümânın dahi evsâfı bâlâda sene 1065'de Firârî Mustafâ Paşa ile Sincâr dağına ve Alî Fâris üzre nehb etmeğe gelen çöl pâdişâhı eş-Şeyh (---) üzre gitdiğimizde evsâf-ı Mardin mufassal tahrîr olunmuşdur. Ve bu Mardin'in şimâline bir menzil-i tavîlde kal‘a-i Hasankeyf'dir ve başka sancakdır. Ve Mardin ile Hasankeyf mâbeynehümâlarında mîr-i Aşdı hâkiyle müşâlardır. Ve bu Mardin'den üç sâ‘at cenûba karye-i Göllü'dür kim Rûm keferesi ile Dârâ Şâh bu Göllü sahrâsında ceng etdikde Dârâ Şâh münhedim olup na‘ş-ı kavm-i Acem püşte püşte yığılıdır. Ve Rûm keferesinin cîfe-i murdârlarının üstühânları başka başka üç yerde kümler içre yığılmışdır kim niçe bin küffâr ol hâk-i nâ-pâke gelüp yüzsüz yüzlerin sürerler. Ve bu Mardin'in cenûbunda Hâtûniyye nâm bir kal‘a-i ma‘mûr-ı benâm Mardin hâkindedir ve kal‘a-i Mardin bu Hâtûniyye kal‘asından nümâyândır. Hârûnu'r-Reşîd'in hâtûnu Zübeyde Hanım bu kal‘ayı inşâ etdiğiyçün Hâtûniyye kal‘ası derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 390b ·
metinde göster ·
… istiyanlarımız esîr edüp ve her bâr koyunlarımız ve keçilerimiz ve sığırlarımız
sürerler
. Eğer koyunlarımız vermezlerse hâlâ şimdi hazîne ile gidecek elçilerimizle ahvâ …
"Lâkin Novalı firkateleri köylerimiz urup Hıristiyanlarımız esîr edüp ve her bâr koyunlarımız ve keçilerimiz ve sığırlarımız sürerler. Eğer koyunlarımız vermezlerse hâlâ şimdi hazîne ile gidecek elçilerimizle ahvâl-i perîşânlarımızı sa‘âdetlü pâdişâha tazallum edüp bildiririz" dediklerinde hemân hakîrin elinde Sührâb Mehemmed Paşa'dan emirler var idi kim Novalıdan Dobra-Venedikli'nin koyunların tahsîl edem.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 153a ·
metinde göster ·
… kâhîce küffârın hovlamasına tâkat getiremeyüp niçe kerre yan verüp yine kâfiri
sürerler
.
"Efendiniz karşuda sefer tâslarıyla tahta'l-kahve ister" deyü haber edüp haymeme gelüp atın yarasın yumurta ve tuz ve şab ile sarup bir gayri ata süvâr olup yine nehr-i Raba kenârında bir yüksek yere vardıkda karşu tarafa nazar etdim. El-azametullâhi te‘âlâ gördüm ki küffâr gâlib, bizim asker mağlûb şeklin gösterüp, ammâ yine küt-â-küt ve germâ-germ ceng-i savaş-ı perhâş, ammâ bizim asker kâhîce küffârın hovlamasına tâkat getiremeyüp niçe kerre yan verüp yine kâfiri sürerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 20b ·
metinde göster ·
… eler ile sürüp buğday ve arpa ve darı ekerler. Hattâ develer sığırdan a‘lâ çift
sürerler
. Çamura dayanır bir gûne buğur develeridir kim arkalarında ikişer örgüçleri var …
Sene (---) târîhinde İslâm Geray Hân asrında Çoban Mirza Çerkez aşkıyâlarından emn [ü] emân olmak içün bu kal‘ayı yasamışdır, ya‘nî yapmışdır. Çâr-kûşe ağaçdan palanka binâ etmişdir. Cirmi kâmil dörd yüz adım olup çâr-kûşesinde yine birer dâne ağaçdan metîn kulleleri ve cânib-i şimâle nâzır bir ağaç kapusu var. Kal‘a içre bir kârgîr binâ bir mescidi var. Hammâmı ve çârsû-yı bâzârı ve hânı yokdur, zîrâ bu kal‘a ahâlîsi ancak kış günleri bu kal‘ada sâkin olurlar. Gayri zamân dağlarda ve sahrâlarda obaları ve koyları ve cılkılarıyle sâkin olurlar. Obaları yine Türkmân obaları gibi keçeden kubbe kubbe evlerdir kim içleri kafes kafes örülüp tokmak kayışlarıyla bağlı çubuk ağaçlardır. Hîn-i mahalde obaları bozup kayışla bağlı kafes çubukları bir yere cem‘ olur musanna‘ oba evlerdir kim tepelerinde birer delikleri vardır, andan aydınlık girir. Ve kış günleri obaları içre yanan âteşlerin tütünü ol delikden çıkar, hammâm gibi keçeden evlerdir. Göç mahallinde bu keçeden oba evleri develere ve deve arabalarına kubbe gibi obaları tahmîl edüp konup göçerler. Ve cemî‘i arabaların develer boyundurukla çeküp konak konak götürürler. Ve cemî‘i Noğay Tatarları çifti develer ile sürüp buğday ve arpa ve darı ekerler. Hattâ develer sığırdan a‘lâ çift sürerler. Çamura dayanır bir gûne buğur develeridir kim arkalarında ikişer örgüçleri vardır. Gûyâ kudretden eğer gibi halk olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 147a ·
metinde göster ·
… suz olmaz. Ve katrânı karıları zebat ve kala-misk yerine kulaklarının ardlarına
sürerler
.
Bizzât Taysı Şâh ol şiddet-i şitâda sığın derisi kürkünü üzerine ters geymiş idi. İçinde yine sığın yavrusu derisinden Özbek libâsı gibi peşli deriden haftanı var idi. Ve kuşağı at derisi kayışından idi. Ve çakşırı mâvî keçeden idi. Mest yerine yine çakşırla yapılmış keçe idi. Başında kalpağı kırmızı tilki kürkünden olup üzeri bir beyâz deri idi. Lâkin kalpağının depesinde gûnâ-gûn harîr pâreciklerinden püskülleri olup aralarında yumurta kadar bir delikli elmâsı var idi. Oğlu Moyinçak Şâh dahi eyle libâs geymişdi, ammâ tâcı üzre püsküller ve elmâs taş yok idi. Bunlar pâdişâhlarına kendi ıstılâh lugâtları üzre Taysı Şâh derler. Oğluna ve vezîri makâmında olanlara Moyinçak Şâh derler. Obaları ve derimleri cümle deve yünü keçedendir. Ve cümle sığın ve kaplan ve at ve koyun postlarıyla döşeli bârgâhları var. Yanlarında tuzdan ve katrândan azîz ve lezîz bir şey yokdur. Kendüleri ve cümle hayvânâtları tuzsuz olmaz. Ve katrânı karıları zebat ve kala-misk yerine kulaklarının ardlarına sürerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 175b ·
metinde göster ·
… ır. Ba‘zısının gözleri açılmayup ustura ile gözlerin yarup açarlar ve sehel tuz
sürerler
.
Bu vâdilerde tuz ma‘deni olmamak ile gözleri gâyet küçükdür, ammâ nigerân etdikde mağribden maşrıkı seçer. Gûyâ gözleri dûrbîn âyînesidir, ammâ beş on adım yerden nazar eden âdem Kalmık'ın gözleri mıh gibi yokdur zann eder. Anadan doğdukları zamân ba‘zısının gözleri köpek balası gibi bir haftada açılır. Ba‘zısının gözleri açılmayup ustura ile gözlerin yarup açarlar ve sehel tuz sürerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 176a ·
metinde göster ·
… kelleler zeyn olup alay alay güzer ederlerdi. Ve cümle esîrleri keşân ber-keşân
sürerlerdi
.
Andan gayri küffâr-ı hâksârlar dahi dendân-ı tîğ-ı âteş-tâb ile müşerref olup bakıyyetü's-süyûfları pây-beste ve dil-haste kayd-bend-i esîr-i bend-i zencîr olup cümlesin keşân ber-keşân çekerek ve yine kendülerine tabl, kudûm, nefîr, luturyanîler çaldırarak alay alay ikişer ikişer zencîrlerde bağlı ve ciğerleri dâğlı olup her birin kim esîr etdi ise yine bend-i zencîrin uçları ol gâzîlerin ellerinde olup cümle üç bin sekiz yüz aded kelleler cümle sipâhânın nîzelerinin lâlezâr bayrakları ucunda demirlerine cümle kara saçlı ve kara şapkalı kelleler zeyn olup alay alay güzer ederlerdi. Ve cümle esîrleri keşân ber-keşân sürerlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 298b ·
metinde göster ·
Hemân Cenâb-ı İzzet'den bu âyet-i Tevrât, Kur’ân'da dahi vardır, nâzil olup Mûsâ Kelîmullâh emr-i Hak ile elindeki asâyı bir küçük taşa darb edince bi-emrillâh ol taşdan yedi yerden uyûnlar cereyân edüp cemî‘i ümmetleri ve devâbbâtları def‘-i atşân edüp yine ol taşı tobraya koyup bilelerince gezdirirlerdi. Hîn-i ihtiyâcda yine asâyile ol taşı ururlardı âb-ı hayât mâ çıkardı. Hâlâ ol seng-i asfer şâm-ı şerîf'de Hazret-i Îsâ minâresinde makâm-ı Hazret-i Îsâ'da dîvâr içre mebnîdir. Cümle züvvâr bu taşa Cenâb-ı Bârî'nin nazarı ta‘allûk etmişdir, deyü destlerin sürüp yüzlerine sürerler. Hemân i‘tikâd lâzımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y218b ·
metinde göster ·
… ed-i beyzâları yapışmışdır, deyü mu‘tekid olan ehl-i züvvâr eline alup yüzlerin
sürerler
. Aceb sun‘-ı Hudâ asâdır kim mu‘cize-i Hazret-i Mûsâ ile iki başlı ejder olup k …
Bu Kudüs'deki asâyı dahi ziyâret edüp cennet asâsıdır. Ve Hazret-i Mûsâ'nın yed-i beyzâları yapışmışdır, deyü mu‘tekid olan ehl-i züvvâr eline alup yüzlerin sürerler. Aceb sun‘-ı Hudâ asâdır kim mu‘cize-i Hazret-i Mûsâ ile iki başlı ejder olup kavm-i Firavn'un cemî‘i seherelerin ve sihir ile inşâ etdiklerin yudardı. Arapça
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y218b ·
metinde göster ·
. Ve bu çukurun etrâfı zer-ender-zer murassa‘ ile tezyîn olmuşdur. Ve bu mahalde …
Makâm-ı Hazret-i Îsâ: Âlem-i tufûliyyetde mübârek vücûd-ı şerîfi konduğu bir beyâz mermer-i hâmdır. Mübârek arkası üzre yatduğı gibi cesed-i şerîfleri gömülüp re’s-i şerîfleri ve mübârek kitifleri ve mübârek pây-i şerîfleri taşa te’sîr edüp hâlâ nümâyândır. Ve kaddi hakîrin şibriyle beş karışdır. Zîrâ dahi âlem-i mehdde iken bu seng-i beyâz üzre komuşlar. Hâlâ mübârek ser-i sa‘âdetlerinin çukuruna iki vukıyye gülâb doldurup cemî‘i züvvâr yüzlerine sürerler. Ve bu çukurun etrâfı zer-ender-zer murassa‘ ile tezyîn olmuşdur. Ve bu mahalde on iki kanâdîller var kim herbiri birer Rûm harâcı değer.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y226b ·
metinde göster ·
… bârek re’s-i şerîfleri (---)(---) te’sîr etmişdir. Ehl-i züvvâr ol mahalle yüz
sürerler
. Ve bu cebel içün Hazret-i P 116b Risâlet-penâh,
Makâm-ı Hazret-i Resûl: Bir küçük mihrâbdır. Mübârek re’s-i şerîfleri (---)(---) te’sîr etmişdir. Ehl-i züvvâr ol mahalle yüz sürerler. Ve bu cebel içün Hazret-i P 116b Risâlet-penâh,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y278a ·
metinde göster ·
… ‘âdetleri yeri nümâyândır. Cümle züvvâr ol kayaya ellerin sürüp sağ elin yüzüne
sürerler
. Ve sûre-i Mürselât bu gârda nâzil olduğıyçün Mürselât kayası derler. Ve bu gâr …
Cebel-i Ve'l-mürselât: Bir küçük cebel-i sağîredir, ammâ gûyâ nûr-ı mübîndir. Anda bir gâr vardır, Gâr-ı Resûlullâh derler. Hazret-i Mefhar-i mevcûdât Mîne bâzârına geldikde sa‘âdetle bu gârda sâkin olurlar imiş. Cenâb-ı Hak tarafından Cibrîl-i Emîn vâsıtasıyla sûre-i Ve'l-mürselât nâzil oldukda bu gârın cânib-i şarkîsi şakk olup Hazret-i Cibrîl zâhir olduğu mahal bir mücellâ kayadır, hâlâ âşikâredir. Ve bunda yine kayadan bir mihrâb vardır. Hazret-i Risâlet ol mihrâbda ibâdet edermiş. Ve ser-i sa‘âdetleri kıyâmları hâlinde mağâranın fevkıne te’sîr etdüği ser-i sa‘âdetleri yeri nümâyândır. Cümle züvvâr ol kayaya ellerin sürüp sağ elin yüzüne sürerler. Ve sûre-i Mürselât bu gârda nâzil olduğıyçün Mürselât kayası derler. Ve bu gârda ibâdet edüp sûre-i Ve'l-mürselât'ı tilâvet edüp vâlideyn rûhlarına hibe eylemek savâbdır. Andan cebel-i Sebîre'de,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y326a ·
metinde göster ·
… i gülâb ile leb-ber-lebdir. Ehl-i züvvâr bu kubbeye girüp ol gülâbdan yüzlerine
sürerler
.
Ve bu hatt-ı müzehhebler cümle siyâh harîr üzre sırma ile nakş olunmuşdur. Ve bir sandûka içinde Hazret-i Y 348b İbrâhîm'in kademeyn-i şerîfeyn[i] vardır. İçi gülâb ile leb-ber-lebdir. Ehl-i züvvâr bu kubbeye girüp ol gülâbdan yüzlerine sürerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y348a–Y348b ·
metinde göster ·
… lâb ve kâfûrî ve mâ-i kâdi ile pürdür. Cümle züvvâr gelüp bu gülâbdan yüzlerine
sürerler
. Ve cümle huddâmlar zer-i hâlisden ve sîm-i ebyazdan mücevher buhûrdânlar ile h …
Ve bu seng-i mübârekenin hafrinde leb-ber-leb gülâb ve kâfûrî ve mâ-i kâdi ile pürdür. Cümle züvvâr gelüp bu gülâbdan yüzlerine sürerler. Ve cümle huddâmlar zer-i hâlisden ve sîm-i ebyazdan mücevher buhûrdânlar ile huccâcı ûd u ambere müstağrak edüp bu kubbe-i pür-envârın içinde cemî‘i züvvârın demâğı mu‘attar olur. Hattâ Hüseyin Paşa efendimiz bir sâ‘at kâmil alev-ber-alev amber-i hâm ihrâk edüp kubbe içi râyiha-i tayyibe ile mâl-â-mâl oldu. Bu hacer-i mehd-i Resûl'ü bûs etmeği mahabbeten câ'iz görmüşlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y352a ·
metinde göster ·
Ve bu câmi‘in içinde sağ tarafında kapu içre kubbe-i Kademü'n-Nebî'dir. Bir gümüş kapaklı dollâb içre Hazret-i Resûl'ün mübârek kadem-i şerîfleridir. İçi gülâb ile leb-ber-lebdir. Cümle züvvârı pây-ı şerîfin hacere te‘sîr etdüği yere yüzlerin sürerler. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y116a ·
metinde göster ·
Ve bir ibret dahi budur kim bu kadar kerre yüz bin âdem deryâsı içre bir sarhoş âdem tarîk-ı âm üzre yıkılarak dalbıçak olarak ve bazı âdem urarak bir mest âdem görülmemişdir, gâyet ma‘yûb şeydir. Eğer görseler derhâl dutup kapusuna Y 184a götürüp ya esâmesin çalarlar yâhûd Kıbrıs'a veyâhûd Fûncistân hudûdunda intihâ-i serhadları olan Sây kal‘asına sürerler. şarâb içüp yolda gezmek gâyet menfûrlarıdır, ammâ gayrı mel‘anetleri vâfirleridir. Ammâ bu ıyd-ı şerîfde birbirlerine ziyâfetler edüp kırmızı şalvârlı dilberânları ile küheylân atlar üzre gûy gûy sohbetler etmededirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y183b–Y184a ·
metinde göster ·
… ibîlere ihsân edüp tablasıyla yanına götürüp teberrüken ve mahabbeten yüzlerine
sürerler
.
Andan Beyt-i şerîf'in kara donu tabla tabla gider. Ba‘zı âdemler teberrüken götüren Mağribîlere ihsân edüp tablasıyla yanına götürüp teberrüken ve mahabbeten yüzlerine sürerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y198a ·
metinde göster ·
Anda dahi etrâf vilâyetlerden beş altı bin deve ve bagal ve hımâr ile altı yedi bin tüccâr-ı pür-silâh gelüp bilâ-hisâb me’kûlât [u] meşrûbâtlar getürürler. Hemân üç bin deve yükü Nîl suyu Mısır a‘yânları huddâmları ile dostlarına mukâbil gönderirler. Zîrâ Akabe'den berü Tîh sahrâsında ve Mesâni‘ [ve] Acrût menzillerinde su yokdur. Ve cümle tüccârın bârları arpa ve bakla ve şeker ve bal ve yağdır. Dahi ziyâde getürdükleri boş develerdir. Bu mahalde paşa emr edüp Mısır içinde ne kadar cemmâl ve taş-keşân develeri var ise cümlesin Akabe seferine sürerler. Ba‘dehu Akabe beği Âdiliyye'den topların atup Akabe'ye gitmede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y207a ·
metinde göster ·
… şerîfi câmi‘in kapusu önüne koyup cümle ahâlî-i Mısır gelüp ziyâret edüp yüzler
sürerler
. Ol gece Cânpûlâdiyye câmi‘inde cemî‘i ulemâ ve sulehâ ve meşâyihân cem‘ olup s …
Emîr-i hac alay ile Bâb-ı Nâsır'a varup ol gece anda Cânpûlâdiyye câmi‘inde mihmân olup mahmel-i şerîfi câmi‘in kapusu önüne koyup cümle ahâlî-i Mısır gelüp ziyâret edüp yüzler sürerler. Ol gece Cânpûlâdiyye câmi‘inde cemî‘i ulemâ ve sulehâ ve meşâyihân cem‘ olup sabâha dek ihyâ olup mevlûd-ı şerîf tilâvet olunur. Mısır'da ibtidâ tilâvet olunan mevlûd-ı şerîfin evveli budur, ikincisi Şeyh Bekrî ve Gülşenî ve sâdât mevlûdlarıdır, mahallinde tahrîr olunur. Ammâ bu Cânpûlâdiyye mevlûdunda emîrü'l-hac ulemâya bin guruş mevlûd-ı şerîf tilâvet etdikleriyçün ihsânlar eder. Ertesi ale's-sabâh mâh-ı Saferin yedinci günü cümle ahâlî-i Mısır çârsû-yı bâzârlar hınc-â-hınc olup emîrü'l-haccın hacc-ı şerîfden gelmesine muntazır olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y209b ·
metinde göster ·
… şak eder kim gûyâ pâlûde-i ter olur. Anıniçün dilberânları hammâmda vücûdlarına
sürerler
, hazzı vardır. Ammâ esbâb yaykamağa olmaz. Ve,
Turmus: Bakla gibi yassıca ve müdevverce ve sarıca bir ni‘metdir. Tuzlu suda ısladup Y 239b yerler. Ba‘zılar bişirirler ve ba‘zılar bu turmusu değirmende çeküp un ederler. Ba‘de't-ta‘âm ellerine sürüp su ile gasl edüp cümle ta‘âm zifirin âdemin elinden izâle edüp âdemin elin bezm eder. Cümle Mısır hânedânlarında sâbûn yerine el yaykamağa ba‘de't-ta‘âm anı isti‘mâl ederler. Râyiha-i tayyibesi vardır. Ba‘zı ten-perver olan âdemler hammâma girüp bu turmusu cümle vücûduna sürer, cümle kiri ref‘ edüp âdemin vücûdun eyle yumşak eder kim gûyâ pâlûde-i ter olur. Anıniçün dilberânları hammâmda vücûdlarına sürerler, hazzı vardır. Ammâ esbâb yaykamağa olmaz. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y239a–Y239b ·
metinde göster ·
Bâlâda tahrîr olunduğu üzre Şeyh Şatâ feth edüp bunda şehîd olmuşdur. Mısır hâkinde Arîş kâşifi hükmünde leb-i deryâda şekl-i murabba‘ bir küçük kal‘adır. Dâyiren-mâdâr beş yüz adımdır. Bir kapusu kıbleye nâzırdır. İçinde kırk havlısız küçük hâneleri ve bir Selîm Hân câmi‘i ve otuz aded topları ve cebehânesi ve Mısır müteferrikalarından dizdârı ve yüz neferâtları var. Bâğ u bâğçesiz leb-i deryâda bir kumsal bî-emân yerde derbend-i calender'dir. İbrîm'e devlet tarafından âdem sürerler, bunda sürseler dûzah azâbı çekerdi. Allâhümme âfinâ bi-kılleti'l-mâ’i ve'l-hubz, suyu ve ekmeği Dimyât'dan gelmeğe muhtâcdır. Dâ’imâ kayıkları su ile varup gelmededir. Ammâ Akdeniz'de gezen gemilere cânkurtaran limanıdır. Cenûb tarafı Buhayre'dir. Bir ucu Arîş'e, kıble tarafı Y 351a Menzile'ye, garb tarafı Dimyât'a varır buhayre-i kebîredir. Senevî on yük akçe iltizâmdır. Yahşi elvân elvân mâhîleri olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y350b–Y351a ·
metinde göster ·
… atinden beri şiddet-i hâr-ı cahîmdir. Anıniçün sâhib-i cürm âdemleri bu İbrîm'e
sürerler
.
Devlet-i âl-i Osmân'da bir kimesne haddinden ziyâde tecâvüz edüp katl îcâb eder müttehem olmasa bu İbrîm'e nefy ederler. Azak kal‘ası şiddet-i şitâdan cehennem yerdir, ammâ cân-ı azîze minnetdir, zîrâ bu Azağ'ın sekiz aydan sonra latîf yazı olur. Ammâ bu İbrîm hilkatinden beri şiddet-i hâr-ı cahîmdir. Anıniçün sâhib-i cürm âdemleri bu İbrîm'e sürerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y391b ·
metinde göster ·