etmiş ve gûnâ-gûn medîneler ve gilviler ve turalar ve mukarnazlar etmiş kim gör …
Minberi ve mihrâbı ve câmları ve revzenleri ve mü’ezzinân mahfili hâs ve beyâz mermerden Fahrî oyması-misâl müşebbek kârlı binâlardır kim her biri birer gûne sihr-i halâl mertebesi tasarruflar var ve taşra soffada dörd aded beyâz billûr-misâl mermer sütûnlar üzre üç aded kubbe-i âlîdir ve bu soffa üzre cemâ‘at-i kesîreye kar ve yağmur serpmesin içün çam direklerin yigirmi adedin ale't-tertîb dizüp ilm-i hendese üzre haşebden bir gûne sundurma saçak etmiş ve gûnâ-gûn medîneler ve gilviler ve turalar ve mukarnazlar etmiş kim gören âdemin aklı hayretde kalır, zîrâ cümle kârı Fahrî oyması gibi şebeke oyma saçakdır. Ve bu soffanın kıble dîvârı serâpâ nakş-ı bûkalemûn-ı kalem-i Bihzâd u Mânî ve Şâhkulı nakşı ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 146b ·
metinde göster ·
… zre dîbâ sağrı-pûş ile atları tezyîn edüp her atın başlarında gûnâ-gûn musanna‘
saçak
peçeli çatal zencîrli yularların her birin beyâz külâhlı yedekçi halîfeler her …
Andan tuğların ardı sıra paşanın emîr-i âhûr ağası cemî‘i sarrâcları ile ellerinde kargı kantar sırıkları ile ubûr edüp andan sonra pâdişâhımızın çâsâra hedâyâ gönderdiği on iki re’s küheylân ve sâfinâtu'l-ciyâd misilli atlar kim her biri ıstabl-i Âl-i Osmân'da birer at-ı mu‘teberâtdır. Pâk u pâkîze gümüşî çullar üzre dîbâ sağrı-pûş ile atları tezyîn edüp her atın başlarında gûnâ-gûn musanna‘ saçak peçeli çatal zencîrli yularların her birin beyâz külâhlı yedekçi halîfeler her atı ikişer âdem zabt edüp ba‘zı atların ayaklarında zencîr bâr bendleri kığış kığış öterek her bir at ejder-i heft-ser gibi pertâb u raks edüp süheyl urarak ve yanları sıra üstâd Arab seyisleri piyâde ubûr edüp her atların başlarında ablak sorguc-ı şâhî teller ve çelengler ile her atın yanları sıra ikişer aded yine beyâz külâhlı hâs âhûr halîfeleri ve beyâz külâhlı piyâde tevâbi‘leri atların yanı sıra ubûr edüp ba‘dehu başhalîfe krala verilecek iki re’s mücevher ve murassa‘ ve zer-ender-zere müstağrak olmuş cevâhir eğerli ve cevâhir rahtlı ve cümle incü ve la‘l ve yâkût ile tezyîn olmuş dikdik ve uyanlı iki re’s küheylân atlar ubûr ederken bunların dahi yanlarında yine pâk ü mülebbes âhûr halîfeleri beyâz yedekçi külâhlarıyla ubûr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 54b ·
metinde göster ·
… ibi yünü mücellâ değildir. Hemân Engürü vilâyetinin sof keçisi yünü gibi salkım
saçak
keçileri gibi yünleri ve mefret ve mehîb ra‘d-âvâz esedleri vardır. Anıniçün su …
Bu Heyhât arslanı Bağdâd gazanferi gibi yünü mücellâ değildir. Hemân Engürü vilâyetinin sof keçisi yünü gibi salkım saçak keçileri gibi yünleri ve mefret ve mehîb ra‘d-âvâz esedleri vardır. Anıniçün sunkur ve toykunlar bu arslana pençe urmaz. Hattâ kavm-i Heşdek ve kavm-i Noğay bu Edil kuşlarının toykun ve sunkur ve gayri doğanların eyle öğredirler kim Tatar kavmi ana kuşa lâçîn derler. Hasmı olan âdem eyle bir sahrâda yâ bir yerde yalınız giderken iki dâne kuşları hasmına koyuverüp hâh nâ-hâh ne kadar Rüstem yiğit olsa bir beri bir beri çala çala ol âdemi atından yıkarlar. Ve ol mahalde hasmı yetişüp hasmından intikâm alır. İşde tâ bu mertebe âdeme sunar toykun ve sunkurları olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 190a ·
metinde göster ·
Ve bir turfe esbâb geyerler, ammâ cümle beyâz abâ kebe olup
saçak
saçak püsküllüdür. Belleri ince etekleri bol ve yenleri dar esvâb-ı turfe geyüp …
Ve bir turfe esbâb geyerler, ammâ cümle beyâz abâ kebe olup saçak saçak püsküllüdür. Belleri ince etekleri bol ve yenleri dar esvâb-ı turfe geyüp cümle merd [ü] zenânları başlarına beyâz sarık sararlar, ammâ avretleri siyâh saçların târumâr edüp üzerine beyâz bir Keşâni sarığın geydikde bir hey’et-i mecmû‘a mudhik aceblülü eşkâl-i garîbe olur kim görenler gülmeden vâlih [ü] hayrân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 276b ·
metinde göster ·
Ve bir turfe esbâb geyerler, ammâ cümle beyâz abâ kebe olup saçak
saçak
püsküllüdür. Belleri ince etekleri bol ve yenleri dar esvâb-ı turfe geyüp cümle …
Ve bir turfe esbâb geyerler, ammâ cümle beyâz abâ kebe olup saçak saçak püsküllüdür. Belleri ince etekleri bol ve yenleri dar esvâb-ı turfe geyüp cümle merd [ü] zenânları başlarına beyâz sarık sararlar, ammâ avretleri siyâh saçların târumâr edüp üzerine beyâz bir Keşâni sarığın geydikde bir hey’et-i mecmû‘a mudhik aceblülü eşkâl-i garîbe olur kim görenler gülmeden vâlih [ü] hayrân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 276b ·
metinde göster ·
Ve Sahra'nın maşrık kapusu önünde yedi adım ba‘îd Sahra ile saçak saçağa muttasıl mahkeme-i Hazret-i Dâvûd Nebî aleyhi's-selâm. Tahtânî bir kasr-ı müşeyyed bir musanna‘ kubbe-i nühtâkdır. Serâpâ sütûnlar üzre mebnîdir. Dîvârdan nişân yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y215b ·
metinde göster ·
… n hemân ceyrân sıfatlı ve kadd [ü] kâmetde dahi ol cüssede, ammâ kuyruğu salkım
saçak
bir mel‘ûn, dağlara çıkup gitdi. Mezkûr herîfin yanına vardık, gûyâ pıhtı olup …
Kepçe kuyruk dedikleri mel‘ûn hemân ceyrân sıfatlı ve kadd [ü] kâmetde dahi ol cüssede, ammâ kuyruğu salkım saçak bir mel‘ûn, dağlara çıkup gitdi. Mezkûr herîfin yanına vardık, gûyâ pıhtı olup mahv-ı vücûd etmiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y434b ·
metinde göster ·