… i âlîde âsûdedir. Niçe kerre yüz bin gûnâ-gûn oklar vardır, her gelen tîrkeş ve
sadak
ve cab ve gedelecin tekbîrleyüp ol âsitâneden bir ok tîrkeşine koyup kendi sada …
Fasl-ı atıcıyân-ı kemânkeşân [u] kemândârân: Neferât 3000, pîrleri Hazret-i Sa‘d bin Ebî Vakkâs'dır kim Aşere-i Mübeşşere'dendir, Cenneti Hazret-i Resûl on kişiye tebşîr etdüği Ashâb-ı güzîndendir ve râvî-yi hadîsdir. Kabr-i şerîfi Şâm ile Kudüs-i Şerîf mâbeyninde Ken‘ân elinde Cübb-i Yûsuf ile Cisr-i Hazret-i Ya‘kûb mâbeyninde bir mürtefi‘ bayır üzre bir âsitâne-i azîm içre kubbe-i âlîde âsûdedir. Niçe kerre yüz bin gûnâ-gûn oklar vardır, her gelen tîrkeş ve sadak ve cab ve gedelecin tekbîrleyüp ol âsitâneden bir ok tîrkeşine koyup kendi sadağından üç ok âsitâneye kor. Tekyesinde fukarâları ve câmi‘i vardır, mihmânhâne-i fukarâdır. Ammâ bu hakîr Medîne-i Münevvere kurbünde ve Mısır İskenderiyyesi kal‘asının Bâb-ı ahdarının iç yüzünde Pîr-i Tîr-endazân Sa‘d ibn Ebî Vakkâs deyü târîhiyle bir ziyâret etdim, garîb temâşâdır. Kande medfûn olduğunun sıhhati haberin alamadım. Allâhu a‘lem. Netîce bu tîrkeşân kavmi cümle sığır boyunduruğu gibi yayları ve kemân küreleri ve müntehâları ve aylanları ve şeddân misilli yayları ve demir yayları ve çille zencîr yayları çekerek ellerinde Kerkeri kemânları Mısır lu‘bedebâzlıklarıyla fır-â-fır çevirerek ubûr edüp cümlesi Rüstemâne âlât-ı silâhlar ile müstağrak olup kimi piyâde ikişer ikişer, kimi atlar üzre süvâr olup Mısır tarzı silâhkârlık ederek ubûr ederler. Gerçi oyundur ammâ sünnet-i Resûlullâh'dır. Hakkında:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 189b ·
metinde göster ·
… gilerine çıkmadan Hân hazretleri karşu tarafa ubûr etdi. Ve gayrı asker-i Tatar
sadak
ve savat ve kûpalların tulumlar içre koyup at kuyruklarına bağlayup bir sâ‘atde …
Azak kal‘ası altında sene (---) mâh-ı (---) minde (---) Girây Hân ile seksen bin Kırım askeri ve yigirmi bin Eflâk ve Boğdan cündi ve Erdel-i erzel kralı ile Azak altından kalkup kal‘a-i Azak dibinde deryâya mahlût olan nehr-i Tün'i bunlar ile ve atlar ile yaldayup karşu tarafa geçüp yine bir dahi nehr-i Ulu Tün'i geçmeğe ihtimâm-ı tâm edüp sekiz kerre yüz bin atları nehr-i Ulu Tin'e urunca bi-emrillah nehr-i Tün bügenüp su az akmağa başlayınca hemân Tatar Hân beş-on bin atlı kapu kuluyla nehr-i Ulu Tün'in alt tarafından suya urup bügenmüş su özengilerine çıkmadan Hân hazretleri karşu tarafa ubûr etdi. Ve gayrı asker-i Tatar sadak ve savat ve kûpalların tulumlar içre koyup at kuyruklarına bağlayup bir sâ‘atde sekiz kerre yüz bin küheylân ağırmak atlar Ulu Tün nehr-i azîmin geçüp yigirmi bir sâ‘atde cânib-i garba Heyhât sahrâsı içre Tatar ılgarıyla gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 262b ·
metinde göster ·
… atar kalpağı giyerler. Askerî tâ’ifesi yine Tatar gibi eğerli atlara süvâr olup
sadak
taşırlar. Bunlar Tatar seferinde yortarlar Tatar-şeh kavmidir. Ammâ bunlar başk …
Ve mahbûb u mahbûbesi meşhûrdur. Çağatayî ve Rûm Nogayı gözlü, çıtak sözlü, beyâz Bulgar yüzlü dilberânları olur. Ekser vasatü'l-kâme tüvânâ ve zeberdest ve ehl-i zevk âdemleri olur. A‘yânı akmişe-i fâhire ve çuka-i gûnâ-gûn giyerler. Ve ekseriyyâ cümle halkı Eflâk ve Boğdan tüccârlarıdır. Vasatü'l-hâl olan fukarâları hâline göre elvân bezlere kaplı kürkler giyüp başlarına Tatar kalpağı giyerler. Askerî tâ’ifesi yine Tatar gibi eğerli atlara süvâr olup sadak taşırlar. Bunlar Tatar seferinde yortarlar Tatar-şeh kavmidir. Ammâ bunlar başka Dobruca kavmidirler. Tatar ve Bulkar ve Boğdan ve Eflâk'dan mütevellid olmuş kavm-i Çıtak'dır. İbtidâ Âl-i Osmân'da Orhân Gâzî evlâdı Süleymân Şâh askerlerinden tenâsül bulup kalmışlardır. Andan Yıldırım Bâyezîd Hânî’de Tatar ile şehir müzeyyen olup vâlideleri Tatar ve Bulgar ve Eflâk ve Boğdan olup bir gûne Çıtak kavmi olmuşlardır. {Aşağı altıncı kâğızda yazılmışdır, tekrâr yazılmaya}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 120a ·
metinde göster ·
işlenüp a‘yân-ı İslâmbol'a hedâyâ gider. Ve şehrin vasatında bir meydân-ı azîm …
Bu şehrin me’kûlât [u] meşrûbâtından; beyâz ekmeği ve bal suyu meşhûrdur. Ammâ sanâyi‘âtından sırma ile mebrûm telâtin üzre işlenmiş sırmalı tîrkeşleri rub‘-ı meskûnda yokdur. Yüz guruşa sadak işlenüp a‘yân-ı İslâmbol'a hedâyâ gider. Ve şehrin vasatında bir meydân-ı azîm vardır. Haftada bir kerre niçe bin âdem kurâ ve kasabâtlardan cem‘ olup metâ‘ların meydân-ı muhabbetde arz-ı kâlâ edüp fürûht ederler. Bu şehir re‘âyâsına Dobruca Çıtağı derler, turfe-lisân ve garîb-hey‘et âdemlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 122b ·
metinde göster ·
… r-ı binâları zâhir maksûreleri var ve niçe Ekrâd ve Türkman Avşarı ve Yakaman u
Sadak
yaman Türkmanları yaylalanırlar. Ve niçe kerre yüz bin aded hayvânâtlarıyla alt …
Ancak bu hakîrin akl-ı kasîrı üzre Cenâb-ı Hallâk, âlem[e] sun‘un ızhâr içün ve kullarına kudretin bildirmek içün Tûfân-ı Nûh'da temevvüc-i deryâya emr edüp bu kûhun türâbın sahrâ-yı Hemedân'a çekdirüp kayanın altı boş kalup görenler engüşt ber-dehen edüp âlem-i hayretde kalır. Bu dünyâda nazîri yok bir kûh-ı Bî-sütûn'dur. Ammâ zirve-i a‘lâsı bir yaylağ-ı azîmdir kim bunda olan gül-i gülistânlar ve cârî âb-ı revânlar içre niçe bin elvân mâhîler ve cemî‘i Bağdâd halîfelerinin harâb u yebâb âsâr-ı binâları zâhir maksûreleri var ve niçe Ekrâd ve Türkman Avşarı ve Yakaman u Sadak yaman Türkmanları yaylalanırlar. Ve niçe kerre yüz bin aded hayvânâtlarıyla altı ay safâlar edüp vakt-i şitâ irince Dümdümî ve Dümbülî ve Sehend ve Rûmiyye ve Salmas sahrâlarında sevâhillenirler. Böyle bir kûh-ı Bî-sütûn'dur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 309b ·
metinde göster ·
… er olup şühedâları ve mâlların Kırım'a gönderüp cümle asâkir-i Tatar yine birer
sadak
ve birer şiydak ile sebük-bâr kaldılar. Ol gün Hân-ı âlîşân feth [ü] fütûh habe …
"Benim pâdişâhım efendim, Allâh sana ve Âl-i Osmân pâdişâhına ömürler versin kim beni Rakofçi gibi düşmandan halâs edüp memleketim bana ihsân eylediniz, ammâ el-ihsânu illâ bi't-tamâm ricâm oldur kim benim vilâyetimde olan âsî kal‘aları Tatar ile urup nehb u gâret edüp mâl-ı ganâ’imlerin alup esîrler çıkarup haklarından gelesiniz kim ol bana âsî olan kılâ‘lar bunlardır" deyü iki yüz yetmiş pâre gâret olacak kılâ‘ları defter edüp ve gâret etmeğe kendü vüzerâlarından İlvov hâkimin yetmiş bin âdem ile ta‘yîn etdikde Tatar-ı adû-şikâr dünyâlar kadar hazz edüp cümle taburdan aldıkları 45a mâl-ı ganâ’imlerin herkes Or beği Karaş Ağa ile Kırım'a {gider} on bin asker olup şühedâları ve mâlların Kırım'a gönderüp cümle asâkir-i Tatar yine birer sadak ve birer şiydak ile sebük-bâr kaldılar. Ol gün Hân-ı âlîşân feth [ü] fütûh haberleriyle cümle cebehâne ve topları sa‘âdetlü pâdişâha ve vezîria‘zama ve efendimiz Melek Ahmed Paşa'ya i‘lâm içün ulaklar gönderüp "Kırılan kâfir kellelerin göndermek ayıbdır" deyüp göndermedi. Ba‘dehû (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 44b–45a ·
metinde göster ·
… olduğundan Tatar Hân bir sefere atlansa hemân bunlar dahi haber alup kübelenüp
sadak
savatlanup Bucak Tatarı'yla hem-ınân olup sefer eşerler, zîrâ gâyet şecî‘ ve ba …
Bu kurâlardan mâ‘adâsı Karasu kazâsı çölistânıyla müşâ olmağın ol kadar bâğ u bâğçeli kurâlar değildir. 67b Ammâ tereke mahsûlünde gâyet ziyâde gılâl kânı kurâlardır ve yine bizim Babadağı kazâsının kurâlarıdır, lâkin ekseriyyâ câ-be-câ re‘âyâsı Tatarşe olup Tatar ile ülfetleri olduğundan Tatar Hân bir sefere atlansa hemân bunlar dahi haber alup kübelenüp sadak savatlanup Bucak Tatarı'yla hem-ınân olup sefer eşerler, zîrâ gâyet şecî‘ ve bahâdır fetâ zor-âver ve dilâver ve server-i hünerver yiğitleri var. Hîn-i gazâda hemân Babadağı kazâsından yigirmi bin "Benem, diğer nîst!" diyen yiğit çıkar. Ve yigirmi bin zor-batırlar Karasu kazâsından çıkar ve otuz bin yiğit Dobruca ve Hacıoğlu kazâsından çıkup Âl-i Osmân "Ha dese" bu üç kazâ yerden altmış bin salt atlı yiğit çıkar ve kırk sekiz bin yiğit dahi Bucak Tatarı'ndan çıkar. İltifât olunsa belki dahi ziyâde asker çıkar, zâdekallâhu te‘âlâ.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 67a–67b ·
metinde göster ·
… eri pür-silâh zor batır yiğitleriyle cümlesinin ellerinde kamçılarıyla ve cümle
sadak
ve savatlarıyla ve cümlesi kürklerin âdet-i Hûşenk Şâh üzre ters geyüp şıpırtma …
Andan Arkınlı ve Darkınlı ve Dayirli ve Memaylı ve Ulanlı ve Haneyli ve Badraklı ve Oraklı ve ot ağaları ve kapukulu ağaları ve emildeş ağaları (---) niçe bunun emsâli kavm-i Tatar-ı adû-şikâr beğleri ve elleri pür-silâh zor batır yiğitleriyle cümlesinin ellerinde kamçılarıyla ve cümle sadak ve savatlarıyla ve cümlesi kürklerin âdet-i Hûşenk Şâh üzre ters geyüp şıpırtma kalpakların gözleri üzre çeküp ol ucbe-likâ heybet ve ol mahûf hey’et üzre cümle ubûr edüp ba‘dehu Kırım Hânı Mehemmed Giray Hânzâde Ahmed Giray Sultân hazretleri henüz on beşine bâliğ bir şehzâde-i cüvân-baht bir küheylân ağırmak aru ve baral at üzre çığalı şehbâz evc-i istiğnâ gibi hussân-ı sâfinâtü'l-ciyâd misilli at üzre süvâr olup cümle âlât-ı silâhı ve çüyen ve çirgisi ve dabkır ve dartısı cümle Tatar-vârî idi, ammâ libâsı cümle zerdûz dîbâ idi ve kemerinde kılıcı ve sadakı cümle mücevher idi, ammâ başında semmûr kalpağı Âl-i Cingiz tarzı şıpırtma börk kalpak idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 112b ·
metinde göster ·
… } yiğitler ileriye talî‘a-i 113a asker olup hemân küffâr askerine Allâh deyüp
sadak
cılovu(?) ve atların süheylleri eflâke peyveste olup çapul-ı azîm civerüp {sefe …
Derhâl ceng-i sultânî kebirgelerine turreler urulup cümle guzât-ı müslimîn yarar kazakdaş ağırmak atlarına süvâr olup cümle ağırlıkları yigirmi bin asker ile kazan tüp edüp her koşdan onar kişi {dahi} kalup seksen bin aded güzîde sadaklı {tirkeşli} ve savatlı {pusatlı} ve kübeli {zırhlı} zor batır {keskin bahâdır} yiğitler ileriye talî‘a-i 113a asker olup hemân küffâr askerine Allâh deyüp sadak cılovu(?) ve atların süheylleri eflâke peyveste olup çapul-ı azîm civerüp {sefer koyverüp} rûz-ı mahşerden bir gün olup rûy-ı zemînin hâk-i pâkinin gubârı âsumâna urûc edüp âfitâb-ı âlem-tâbın şu‘lesi dutulup münkesif oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 112b–113a ·
metinde göster ·
Hemân Tatar dahi Bahr-i Ummân gibi talattum edüp el sadağa urup bir
sadak
sâ‘ikası edüp andan sadâ-yı Allâh Allâh'a rehâ buldurup iki leşker birbirlerine …
Hemân Tatar dahi Bahr-i Ummân gibi talattum edüp el sadağa urup bir sadak sâ‘ikası edüp andan sadâ-yı Allâh Allâh'a rehâ buldurup iki leşker birbirlerine girüp gird-i siyâhdan kâfir ve müslim nâ-ma‘lûm olup kâmil yedi sâ‘at-i nücûmî bir ceng-i perhâş ve bir bahâdırâne uruş-ı 114b savaş olmuşdur kim Hazret-i Dâvûd Melik Tâlût ile bir olup Melik Câlût kâfiri kıraldan berü nev‘-i benî âdem böyle bir neberd-i azîmi görmemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 114a–114b ·
metinde göster ·
… opup evce peyveste olup at ata ve rikâb rikâba olup at süheyli ve er süheyli ve
sadak
gürüldüsü cihânı dutup hemân cümle Tatar bir uğurdan dalkılıç ve daltîrkeş ve c …
Hemân asker-i Tatar dahi kavl-i ma‘hûdları üzre top ve tüfeng ağzından alarka hücûm ederler şekilli olup kâh yan verüp kâh uğrar şekilli olup yine küffârlar kâmil bir top menzili araba taburlarından ve top ağızlarından küffârın bir hayli alarka oldukların Tatar görünce el-azametullâh asker-i Tatar içre bir ün ve bir sadâ-yı Allâh Allâh kopup evce peyveste olup at ata ve rikâb rikâba olup at süheyli ve er süheyli ve sadak gürüldüsü cihânı dutup hemân cümle Tatar bir uğurdan dalkılıç ve daltîrkeş ve cân-keş olup kâfir üzre yıldırım gibi dokunup yine bir kerre yan verdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 115a ·
metinde göster ·
"Bire kâfirler dönekdir" deyü ot ağaları tuğlarıyla kâfir üzre bir kerre asker-i İslâm dönüp at süheylinden ve benî âdemin sadâ-yı Allâh'dan zemîn ü zamân [ve] evc-i âsumân dir dir ditreyüp tarfetü'l-ayn içre küffârı bu sahrâda ortaya alup küffâr askeri içre gâzîler aç kurd koyuna girir gibi girüp bir kılıç şakırdısı ve bir tüfeng patırtısı ve bir sadak kütürdüsü hamd-i Hudâ sene 1076 târîhinin rûz-ı Kâsım'ında küffârı ân-ı vâhidde Kan[g]lıçak taburuna girmeyüp cümle küffârı münhezim edüp kırmağa başladık.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 117a ·
metinde göster ·
… ve Sincivitli ve Şîrînli ve Mansûrlu kavimleri gibi çatal atlara binüp kılıç ve
sadak
ve bir kamçı taşırlar, gayri silâhları yokdur.
Orta boylu omuzları vâsi‘ belleri ince iri başlı ve kaba kulaklı ve yassı alınlı ve küçük gözlü âdemleri de vardır, ammâ mahbûb u matlûb marâlî gözlü ve şîrîn sözlü Noğay dilberleri olur. Ammâ sakalları beşer onar kıllı köse kavm-i gazûbdurlar, ammâ libâsları elbette koyun postu kürkdür ve başlarında kalpakları yile telli ve kuzu kürkü börkdür. İçerde esbâbları elbette Merzifon bezinden mâvî ve kırmızı kapamalardır. Ve gömlekleri dahi kırmızı ve mâvî bezlerdir. Ekseriyyâ kuşakları şâl ve hâm ibrîşim kuşaklardır. Silâhları yine sâ’ir Badrak ve Sincivitli ve Şîrînli ve Mansûrlu kavimleri gibi çatal atlara binüp kılıç ve sadak ve bir kamçı taşırlar, gayri silâhları yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 147a ·
metinde göster ·
… htâniyye kavimleri yokdur, ammâ Moğol ve Boğol ve Karatayak ve Bağacak ve Yaman
Sadak
akvâmları çokdur.
Evvel ve âhır Acem'indir. Lâkin bir iki kerre Terekemân kavmi ve Maskov'un Kazak kavmi gemilerle gelüp bu şehre istîlâ etmişlerdir. Hâlâ dest-i Acem'de başka hânlıkdır kim hânın ismi Safî Kulu Hân'dır kim yedi bin güzîde dizçöken ve yasavul ve Terekeme ve Gökdolak askerine mâlikdir. Bu vilâyetde Kumuk ve Hindî ve Kaytak ve Lezgi ve Kahtâniyye kavimleri yokdur, ammâ Moğol ve Boğol ve Karatayak ve Bağacak ve Yaman Sadak akvâmları çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 166b ·
metinde göster ·
Ve bu kal‘anın iki kapudanı var, biri kal‘aya hükm eder, biri taşra varoşa hükm eder. Ammâ kal‘a varoşundan gayri yerde hükümleri nâfiz değildir, zîrâ Heyhât sahrâsı kenârlarıdır kim ma‘mûr u âbâdânı yokdur, Kalmık kâfiri ve Yaman Sadak Tatarı hükmünde deşt-i Kıpçak'dır. Ammâ bender iskele kal‘adır. Kapudanları üç bin neferât-ı cünûd-ı cünübe mâlikdir. Ve yüz yetmiş pâre balyemez toplara mâlikdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 167a ·
metinde göster ·
… tar'dır. Ve Heşdek Tatarı müslimlerdir. Ve Noğay Tatarı mü’minler[dir] ve Yaman
Sadak
Tatarı ve Teb(?) Tatarı ve Şıdak Tatarı ve niçe gûne âl-i Tatarları bu diyârda …
Hâlâ bu Sarây şehri kavm-i Tatar'ın ecnâsıyla memlû bir şehirdir. Evvelâ kavm-i Maskovlar dahi millet-i Mesîhiyyedendir, ammâ bunların asılları dahi Tatar'dır. Ve Heşdek Tatarı müslimlerdir. Ve Noğay Tatarı mü’minler[dir] ve Yaman Sadak Tatarı ve Teb(?) Tatarı ve Şıdak Tatarı ve niçe gûne âl-i Tatarları bu diyârda mev[cû]dlardır, ammâ vatan-ı aslîleri olup Maskov galebe etdikden sonra Maskov'a re‘âyâ olmuşlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 169a ·
metinde göster ·
… skerle hükm eder, ammâ askerinin nısfı Mujik Kazağıdır ve nısfı Heşdek ve Yaman
Sadak
askeridir. Bunlar Kalmık ile sulh edüp kardaş olmuşlar, ya‘nî barışmışlar. Şehi …
Be-kavl-i müverrihîn-ı Tatar bu şehri ba‘de't-Tûfân ibtidâ binâ eden Îrec Şâh ibn Ferîdûn binâ edüp ba‘dehu Cingiz Hân pây-ı taht edinüp amâr etdi. Ba‘dehu Hulâgû Hân harâb etdi. Ba‘dehu Alatır Hân ibn Aykulp Hân amâr edüp ba‘dehu Tohtamış Hân tahtgâh edinmişken Timur-ı pür-zor Hân Tohtamış Hân'ı münhezim etdikde bu şehr-i Alatır'ı dirîğ ender hayf u dirîğ harâb edüp ba‘dehu Maskov kralı fursat bulup bu şehr-i Alatır'ı amâr eder. Hâlâ dest-i Maskov'da sehel ma‘mûrsi şehirdir kim başka vezîri var, on bin askerle hükm eder, ammâ askerinin nısfı Mujik Kazağıdır ve nısfı Heşdek ve Yaman Sadak askeridir. Bunlar Kalmık ile sulh edüp kardaş olmuşlar, ya‘nî barışmışlar. Şehir içre Kalmık Tatarları girüp bâzâ[r]lık ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 171b ·
metinde göster ·
… boyunda kavm-i Ulu Noğay ve Kiçi Noğay ve Urumbet Noğay ve Şıdak Noğay ve Yaman
Sadak
Noğay ve Deveyeli ve Nevrûzeli ve Çobaneli ve Arslan Beğeli ve niçe yüz kavm-i …
Ve bu mahallerde mâ-tekaddem sene 105(...) târîhinde Azak kal‘asın feth etdiğimizde bu altı su boyunda kavm-i Ulu Noğay ve Kiçi Noğay ve Urumbet Noğay ve Şıdak Noğay ve Yaman Sadak Noğay ve Deveyeli ve Nevrûzeli ve Çobaneli ve Arslan Beğeli ve niçe yüz kavm-i Noğay tâ’ifesi konup göçerlerdi. Ve asker-i İslâma Azak altında zahîre taşıyup imdâd edüp üç akçeye okkası misk gibi kokar say yağ verirlerdi. Ve ol zamân bu vâdîlerde eşimler kazup suların içerlerdi ve konup göçerlerdi. Ammâ şimdi Kalmık derdinden nehr-i Kuban'dan beri bu Heyhât sahrâsına geçmeyüp gayri çerâgâhlar edinmişlerdir, zîrâ bu edîm-i Arapça dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 189b ·
metinde göster ·
… arın sizlere gösterdim. Eğer bu suyu karşu geçmek isterseniz bana bir at ve bir
sadak
ve bir kürk ton ve yüz kuruş verin. Şimdi yine kızıl kıyâmet edeyim ve bu suyu …
"Sultânım, şimdi sizin başınıza rûzgârın kızıl kıyâmetin koparup bu kadar arabaları ve bu kadar çadırları bile götürdüp kıyâmet gösteren ben idim. İşde ol size ma‘rifetim bir şemme 193a kadarın sizlere gösterdim. Eğer bu suyu karşu geçmek isterseniz bana bir at ve bir sadak ve bir kürk ton ve yüz kuruş verin. Şimdi yine kızıl kıyâmet edeyim ve bu suyu tondurup buzlap edeyim, cümleniz âsân vech ile karşu yakaya ötüp bu yakanın açlığından kurtulup karşuda selâmete çıkasız" dedikde hemân fakîr Mehemmed Paşa,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 192b–193a ·
metinde göster ·
… e ceng silâhların kuşanup yigirmi bin kadar asker cebe ve cevşen ve kübelere ve
sadak
ve tonlara müstağrak olup hâna geldiler, ammâ aslâ atlarından enmeyüp at üstünd …
Ammâ ertesi gün kavm-i Şîrînli cümle ceng silâhların kuşanup yigirmi bin kadar asker cebe ve cevşen ve kübelere ve sadak ve tonlara müstağrak olup hâna geldiler, ammâ aslâ atlarından enmeyüp at üstünden kalpakların başlarından çıkarup selâm alup yine gerüye kümeleriyle dönüp alaya girdiler ve kollarında yürüdüler. Ve niçe gûne evzâ‘ u etvârları ve niçe acâ’ib şîveleri hâna edüp gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 195b ·
metinde göster ·
… lde cümle Kırım'ın Noğay ve Badrak karıları Kırım'da atlanup bellerine kılış ve
sadak
bağlayup Kazaklarıyla bâğlara ve dağlara ve tarlalara gidüp zirâ‘at etdirüp ehi …
Bu bast-ı mukaddemed[en] murâd [u] merâm u muhassal-ı kelâm oldur ki nefs-i Kırım'da yüz bin aded askerî tâ’ifesi olup hânlar sefere atlananda ekall-i mâ yekûn yetmiş seksen bini hân ile bile atlandıkda altı kerre yüz bin esîrlerin elleri ve kolları ve pâyları boş seğ-ber-sahrâ dağlard[a] ve bâğlarda ve tarlalarda bu kadar esîr küffârlar gezmede. Aceb hikmetdir kim altı kerre yüz bin Kazak küffârdan biri cezîre-i Kırım'dan firâr etmeğe kâdir değillerdir, zîrâ cümle Kırım askeri hân ile sefere gitdiklerinde ol mahalde cümle Kırım'ın Noğay ve Badrak karıları Kırım'da atlanup bellerine kılış ve sadak bağlayup Kazaklarıyla bâğlara ve dağlara ve tarlalara gidüp zirâ‘at etdirüp ehilleri seferden geldiklerinde hâzır mahsûl bulurlar. Anıniçün Kırım halkı Kazaklarının tamga bahâsı vermenin zulmlerine tahammül etdiler, ammâ zulm-i sarîh oldu. Hudâ def‘ ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 197a ·
metinde göster ·