… n bizim asker hey hey deyü feryâd edüp iki ellerin edepde dübürlerine urup gûyâ
sakâlar
ederlerdi. Ve cümle asker mağrûrâne hareket ederlerdi.
Ammâ netice-i ibret-i me’âl-i kelâm oldur kim bu ahvâl-i perîşânın ahvâlinin netîcesine nazar olunsa hak söylenilüp hak görülse bu inhizâm asâkir-i İslâma min indillâh gûşmâldir. Biz Yenikal‘a'yı feth etdikde darb-ı tîğdan küffâr firâr ederken küffârın dahi ol gün cisri nehr-i Morava üzre meksûr [olup] cümle küffâr gark-ı âb oldukda cümle asker küffâra hey hey deyüp suda şinâverlik eden küffâra kurşum yağdırup bir küffâr halâs olmayup gark-ı âb olanlara ve karşu tarafdaki küffârlara rağmen bizim asker hey hey deyü feryâd edüp iki ellerin edepde dübürlerine urup gûyâ sakâlar ederlerdi. Ve cümle asker mağrûrâne hareket ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 22a ·
metinde göster ·
meşklerin ve atların gûnâ-gûn şükûfeler ile tezyîn edüp kendüleri siyâh meşin d …
Andan sakâlar meşklerin ve atların gûnâ-gûn şükûfeler ile tezyîn edüp kendüleri siyâh meşin dolama esbâbları ile ubûr ederken kırbalarında mümessek bal şerbetlerin iki cânibinde olan temâşâcı küffârlara bezl ederek ubûr ederek bu tertîb-i alay-ı pâdişâhî üzre Süleymân Hân otağı bâğçesi önüne varıldıkda başvezîri olan Rudolfoş nâm kraldan paşaya bir cevâhir eğerli küheylân at getirüp paşanın göğsün öpüp ve gayri sultânzâdeler ve vezîrzâdeler ve gayriler cümle atlarından enüp paşanın dâmenin bûs edüp paşa dahi yüz bin nâz u istiğnâ ile kralın gönderdiği ata süvâr olup sehel gidüp yine atdan nüzûl etdi, zîrâ mel‘ûn küffârlar bed hûy at getirmişler. Yine paşa kendü atına binüp cümle gelen kâfirler bizim alayımızdan ileri gidüp vezîr dahi çâsâra gidüp ancak bizim alayımızda paşa yedekleri önünde altı vezîr ile altı aded kâfir borusu çalınup hâh nâ-hâh paşa iç ağaları içine vezîr oğulları ve sultân oğulları kim her biri birer pençe-i âfitâb u mehtâb gulâmlar iç ağaları içinde kaldılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 55a ·
metinde göster ·
… re târîhi var, ammâ aceleden tahrîr olunmadı. Gümüş yaldızlı bakır üzre kalaylı
sakâlar
ile âb-ı hayâtın nûş ederler.
Ve bu varoşda kırk sebîlhâne vardır. Cümleden mükellef Emîr-i haclar soffası üzre Teftîşçi Mehemmed Paşa sebîli meydân-ı mahabbetde başka bir kubbe-i âlîli sebîl-i âlîdir. Ve kapusu üzre târîhi var, ammâ aceleden tahrîr olunmadı. Gümüş yaldızlı bakır üzre kalaylı sakâlar ile âb-ı hayâtın nûş ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y294a ·
metinde göster ·
… Mekke ol kadar rakîk [u] lâtifdir kim hâk-i amber-pâkinden gûnâ-gûn kûzeler ve
sakâlar
tarh edüp anlardan âb-ı Zemzem nûş olunup safâ olunur, bir hâk-i tûtyâ-yı kimyâ …
Ve hâk-i Mekke ol kadar rakîk [u] lâtifdir kim hâk-i amber-pâkinden gûnâ-gûn kûzeler ve sakâlar tarh edüp anlardan âb-ı Zemzem nûş olunup safâ olunur, bir hâk-i tûtyâ-yı kimyâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y359a ·
metinde göster ·
… Ve havz u fıskıyye ve selsebîllere ve şâzrevânlara sular revân olup taraf taraf
sakâlar(
?) olunur gûnâ-gûn maksûreler vardır.
Ve bu şehr içre mezkûr halîc üzre beş yerde kantaralar var kim herbiri beşer ve altışar gözdür. Nehrin iki cânibindeki mahallelere ve esvâklara (---) ubûr olunur. Ve ba‘zı cisrler üzre iki câniblerinde kırkar ellişer dükkânlar vardır. Her berber dükkânlarının ve kahvehânelerinin pençereleri suya nâzırdır. Bu gûne metîn ve âlî cisrlerdir. Ve cümle hânelerde sâkıyeler ile sular çekilüp hammâmları ve bâğ u bâğçeleri rey ederler. Ve havz u fıskıyye ve selsebîllere ve şâzrevânlara sular revân olup taraf taraf sakâlar(?) olunur gûnâ-gûn maksûreler vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·