… mezâri‘ât [u] arz-ı mahsûldâr türâbları ve niçe nahlistân [u] gülistân yerleri
saky edüp
şâhrâh üzre vâkı‘ olmuş (---) gözlü bir metin cisr vardır kim her tâkleri kavs- …
Nehr-i Nilüfer:, Bir uyûn-ı cârîdir kim mevsim-i bahârda aslâ geçid vermez bir âb-ı hayâtdır kim cânib-i kıblede Cebel-i Ruhbân'dır ve Keteli dağlarından ve Kestel dağlarından gelüp cem‘ olarak bu Filedâr sahrâsı içre cereyân edüp niçe bin mezâri‘ât [u] arz-ı mahsûldâr türâbları ve niçe nahlistân [u] gülistân yerleri saky edüp şâhrâh üzre vâkı‘ olmuş (---) gözlü bir metin cisr vardır kim her tâkleri kavs-i kuzahdan nişân verir kantara-i muazzamdır. Sene (---) târîhinde (---) Hânın duhter-i pâkîze-ahteri Nilüfer Sultân binâ etmeğin nehrin ve cisrin nâmına Nilüfer Cisri derler. Ol nehir bu sırât altından güzer edüp garb cânibinde (---)(---) mahalde Akdeniz'e munsab olur zülâl-ı nâbdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 221b ·
metinde göster ·
… rîz ve kana (?) ve kanavâtlar ile hâneden hâneye cereyân edüp cemî‘î imâretleri
saky edüp
uyûn-ı enhârları cârî ve revân bir şehrdir. Vilâyet-i vâsi‘i ma‘mûre ve hadâyık …
Eğer bu hânedânların cümlesin tarz-ı tarhıla ilmimiz lâhık olduğu mertebe tahrîr etsek başka bir sa‘âdetnâme olur. Ammâ bu şehr cümle yüz yetmiş altı mahalle-i müslimîndir ve yedi mahalle Ermeni'dir ve tokuz mahalle Rûm keferesidir ve altı cemâ‘at Yahûdîlerdir ve bir mahalle Kıptîlerdir ve bir mahalle miskînler başka semtdir, Murâdiyye râhı üzredir. Bu aşağı şehr bir düz yerde vâkı‘ olup kal‘a-i bâlâ dâmenine vâkı‘ olan hâneler ve imâretler ve Ulu Câmi‘ semtleri mürtefi‘ yere vâkı‘ olmağıla bir sâ‘at ba‘îd şimâl tarafında Filedâr sahrâsından bu şehre nazar olunsa dâmen-i Cebel-i Ruhbân'da rasâs-ı nîl-gûn ile zeyn olmuş şems-i âteş-tâbın şu‘lesi bu şehre pertev urdukda hân ve hammâm ve mesâcid ve câmi‘-i selâtînlerin ve gayrı hayrat [u] hasenâtların ve yine kurşum örtülü sûk-ı sultânîlerin kat-ender-kat zeyn olduğun âdem görünce hayrân kalır. Zirâ bu şehr, Filedâr sahrâsından acâ’ib mehâbet üzre nümâyândır kim temâşâ etdiğimiz belde-i azîmlerin birine müşâbeheti yokdur ve üzerinde nûr şa‘şa‘a verir bir rûhâniyyetli şehr-i kadîmdir. Zirâ bunda olan kibâr-ı evliyâullah, müfessirîn ve muhaddisîn ve musannifîn gayrı diyâ[r]larda yokdur, illâ meğer Bağdâd-ı behişt-âbâd ola. Ve bu şehrin cânib-i cenûbunda cebel-i Ruhbân[da] kân-ı ma‘den-i âb-ı hayvân vâkı‘ olmağıla ol cebel-i âlîden bin altmış aded ism [u] resmiyle ma‘lûm âb-ı hayât, uyûn-ı câriyeler cereyân ederek bâlâda tahrîr olunan sarây-ı âlîlere kehrîz ve kana (?) ve kanavâtlar ile hâneden hâneye cereyân edüp cemî‘î imâretleri saky edüp uyûn-ı enhârları cârî ve revân bir şehrdir. Vilâyet-i vâsi‘i ma‘mûre ve hadâyık [u] bostânı meşhûre nümûne-i behişt-i câvidânîdir. Ve eşcâr-ı müsmirrâtı ve gayrı müsmirresi ve ezhâr-ı bî-pâyânı, bâ-husus dıraht-ı şükûfe-i erguvânı firâvân olur kim senede bir kerre Emîr Sultân hazretlerinin "Erguvan Cem‘iyyeti" faslı olup cemî‘î diyârdan deryâ-misâl âdem cem‘ olup bir cem‘iyyet-i kübrâ olur kim meşhûr-ı âfâkdır, ta‘rîf ve tavsîfi mümkün değildir. Ancak ol cem‘iyyet-i azîm, rûhâniyyet-i Emîr Sultan ile olur. Böyle bir vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eş‘âr, buk‘aları hûb ve halkı mahbûb u merğûb mezra‘aları vâfir ve berekâtları mütekâsir ve ni‘metleri firâvân ve mâ-i nâbları revân olmuş, hâneden hâneye suları cereyân etmiş şehr-i müzeyyendir kim Anadolu arzında bilâd-ı seb‘anın biri dahi bu Bursa şehridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 223b ·
metinde göster ·
… usanna‘dır. Bu nehr Amasiyye'ye cânib-i cenûbdan gelüp niçe bin bâğ u bâğçeleri
saky edüp
niçe yüz su dolâbların deverân etdirerek şimâl cânibine cereyân eder. 281a An …
Ve bu nehir üzre Sultân Bâyezîd-i Velî'nin (---) göz bir cisr-i azîmi vardır. Bu dahi ağreb-i garâ’ibden cisr-i musanna‘dır. Bu nehr Amasiyye'ye cânib-i cenûbdan gelüp niçe bin bâğ u bâğçeleri saky edüp niçe yüz su dolâbların deverân etdirerek şimâl cânibine cereyân eder. 281a Anınçün Hamâ ve Adana ve Amasiyye'nin su dollâbları meşhûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 280b–281a ·
metinde göster ·
Evsâf-ı kal‘a-i Oltı: Gürcîstân melikleri binâsıdır ve Selîm Hân fethidir. Hâlâ eyâlet-i Çıldır'da başka sancak beği tahtıdır. Beğinin hâssı 200.017 akçedir. Timar ve ze‘âmetleri ve alaybeğisi ve çeribaşısı vardır ve yüz elli akçe kadısı ve dizdârı ve neferâtları ve a‘yân [u] eşrâfı var ma‘mûr sancakdır. Kal‘ası bir yalçın püşte üzre çâr-kûşe bir şeddâdî seng-âbâd iki kat bir kal‘a-i bünyâddır. İki kapusunun biri şarka biri garba meftûh dervezelerdir. Kal‘a dibinde Oltı çayı cereyân edüp şehrin bâğ u besâtînlerin saky edüp cânib-i kıblede nehr-i Araz'a munsab olur. Cümle (---) aded hâne-i ma‘mûrelerdir. Serâpâ hâk-i amber-i pâk ile mestûr büyût-ı ma‘mûrlardır. Müte‘addid câmi‘leri ve hân [u] hammâmı ve bâğ [u] bostânı ve mekteb-i sıbyânı ve niçe aded dükkânı vardır. Âb [u] hevâsı latîf olduğundan mahbûb u mahbûbesi Oltı güzeli meşhûr-ı âfâkdır. Ammâ bunun dahi ahâlîsi gâyet müslim âdemlerdir. Andan yine cânib-i garbın yıldız cânibine sârî 3 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 322b ·
metinde göster ·
… çıkup niçe bâğ u besâtinleri reyy ederek cereyân edüp şehrin cümle imâretlerin
saky edüp
şehri imâr eder.
Bu mezkûr sebîlhânelerin ve bâlâda tahrîr olunan çeşme-i âb-ı hayvânların âb-ı nâbları ekseriyyâ şehrin cânib-i (---) vâki‘ olmuş Ayn-i Kenis derler bir aynü'l-katr-misâl turna gözü sâf [u] berrâk u revâk bir sun‘-ı Hallâk [u] Rezzâk mâ’-i Kevser'dir kim bu Ayn-i Kenis Kezmürî nâm bir (---) önünden çıkup niçe bâğ u besâtinleri reyy ederek cereyân edüp şehrin cümle imâretlerin saky edüp şehri imâr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 64b ·
metinde göster ·
… n vasatında cereyân eden Uluırmak (---) dağdan gelüp şehrin cemî‘i imâretlerine
saky edüp
Alâ’eddîn cisrinden ubûr edüp (---) mahlût olur. Bu şehrin Bursa gibi her hânes …
Der-fasl-ı enhâr [u] âb-ı hayvân: Şehrin vasatında cereyân eden Uluırmak (---) dağdan gelüp şehrin cemî‘i imâretlerine saky edüp Alâ’eddîn cisrinden ubûr edüp (---) mahlût olur. Bu şehrin Bursa gibi her hânesinde mâ-i cârîler ve niçe uyûnlar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 71a ·
metinde göster ·
… ânlığın ve reyhânlığın reyy edüp yüz yetmiş pâre kılâ‘ ve kasabât u medâyinleri
saky edüp
Bağdâd-ı behişt-âbâda varınca yüz elli aded enhâr-ı azîmler mahlût olup Bağdâd' …
Palu'nun garbında Ergani ve Eğil birer konakdır. Şimâlinde Harput bir menzildir. Kıblesinde Diyârbekir iki menzildir. (---)(---)85a Andan bu kal‘a-i Palu ensesinde Bağın nâm bâğ-ı İrem-misâl bir köydür. Kürdistân içre meşhûr-ı âfâk bir mesîregâh [u] teferrücgâh hıyâbân-ı kuyâhdır kim Palu beğlerinin hâssıdır. Andan bir nehr-i zülâl bir kayadan tulû‘ eder âb-ı hayâtdan nişân verir. Şattü'l-Arab'ın üç başı vardır. İbtidâsı budur kim edîm-i arzda lâ nazîr bir nehr-i âb-ı hayvândır. İskender'in bu mahalde bir nişîmeni vardır. Şatt'ın bir fırkâsı dahi Ergani haylinde Taht-Maşat nâm bir mahalden turna gözü-misâl bir berrâk u rakîk âb-ı tâhirdir kim bu dahi bir bî-bedel zülâl-i cân-perverdir. Şatt'ın bir kolu dahi Harput ile Ergani' mâbeyninde Demirkapu ile Çınarlı deresinden gelüp mezkûr üç kol nehr-i Şatt Birdınıç nâm bir göz cisr-i azîm kim bir kayadan bir kayaya binâ olunmuş tâk-i Kisrâ'dan nişân verir eflâke ser-çekmiş bir kantara-i âlînin altında üç aded Şattü'l-Arab bir yere cem‘ olup ba‘dehû Berrecîl nehri mahlût olur ve Kara köprü altından cereyân eden nehr-i (---) munsab olup Diyârbekir'in Fıs Kayası altından ubûr edüp çay bostânlığın ve reyhânlığın reyy edüp yüz yetmiş pâre kılâ‘ ve kasabât u medâyinleri saky edüp Bağdâd-ı behişt-âbâda varınca yüz elli aded enhâr-ı azîmler mahlût olup Bağdâd'dan aşağı Diyâle ve Çarka ve Zarb-ı Alî ve altmış aded nehr-i azîmler munsab olup Basra'dan yukaru üç menzilde Kurna kal‘ası burnunda nehr-i Furât ile nehr-i Murâd bir yerden gelüp Kürna'da Şatt'a mahlût olup Şattü'l-Arab derler. Basra önünde Hindistân ve Portugal gemileri gelüp yanaşır. Bahr-i Ummân-misâl bir Şattü'l-Arab olup niçe müverrihler bu Şatt'ın ve Murâd ve nehr-i Furât'ın tâ tulû‘larından Basra önünde bahr-i Ummân'a mahlût olunca bu üç nehr-i azîme sagîr u kebîr iki bin altmış enhâr mahlût olur deyü hey’et kitâblarında tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 84b–85a ·
metinde göster ·
çölde gâ’ib olur. Ve ziyâret-i kabr-i münevver-i Hazret-i Muhammedü'l-Hanefî, b …
Nehr-i sânî Dîr: Bu nehr-i Şatt'ın cânib-i garbîsinden çıkup arz-ı Irâk'ı saky edüp çölde gâ’ib olur. Ve ziyâret-i kabr-i münevver-i Hazret-i Muhammedü'l-Hanefî, bu nehr-i Dîr'in Şatt'dan müteşâ‘ib olduğu mahalde bu ayn-ı Dîr'in sâhilinde ulu ziyâretgâhlı bir âsitâne-i azîmdir kim hemân âsitâne-i İmâm Alî gibidir. Bin hâneli bir kasaba-i ma‘mûredir kim ekseriyyâ ahâlîleri Teberrâ’î ve Râfızî ve Şî‘îlerdir. Bu tâ’ife-i mezmûmdan biri fevt olsa akreb-i akrebleri ol merhûmu bu âsitâne cenbinde defn edüp cümle mâlını Muhammed Hanefî'ye vakf ederler ve bu nehr-i Dîr ile nehr-i Mürre'nin mâbeynehümâsı dörd menzil mesâfe-i garîbedir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 206b ·
metinde göster ·
… i bâğ u besâtîn ve hadîka-i gaytânların cümle bu nehr-i Übülle ve nehr-i Ma‘kal
saky edüp
ma‘mûr u âbâdân Cezîre-i Irâk'dır. Andan,
Nehr-i hâmis nehr-i Übülle: Bu dahi nehr-i Şatt'dan nehr-i Ma‘kal'ın ayrıldığı mahalden dörd fersah aşağı kal‘a-i Basra'yı geçdikden sonra kasaba-i Übülle ağzındadır. Ammâ bu nehr eyle cânib-i garba Mekke çölüne cârî olur, sonra cânib-i şimâle cereyân edüp ba‘dehû bender-i Basra civârında nehr-i Ma‘kal ile bir olup Basra'nın medd [ü] cezir girdâbında yine Şattu'l-Arab'a munsabb olur. Medd [ü] cezre bile duhûl u tulû‘ eder. Ve her bâr merreteyn rücû‘-ı kahkarî ile mâ rücû‘ eder ve bahr-i Hind'den ve bahr-i Kulzüm'den Hindüstân ve Purtukalistân ve Yemen ve Aden ve San‘ân keştîleri bu mahalle gelüp nehr-i Şatt'da ve Abâdân'da yanaşup yatarlar. Ve bu nehr-i Übülle şehr-i Basra'ya su‘ûd eder, andan nehr-i Ma‘kal'a su‘ûd eder. Ba‘dehû nehr-i Ma‘kal dahi nehr-i Şattu'l-Arab'a mahlût olur. Ve bahr-i Basra ve bahr-i Hind ki bahr-i Ummân'dır, ikisi medd [ü] cezr olduğu mahalde mâ-i Şat rücû‘ edüp nehr-i Ma‘kal ve nehr-i Übülle cereyân etdüği âşikâre olur. Bu nehreyn-i azîmeynler dâ’imâ bu hâlet üzre medd [ü] cezr olmadadırlar. Ammâ nehr-i Ma‘kal ve nehr-i Übülle arz-ı Irâk'da nısf-ı dâ’ire gibidir. Ve nehr-i Şat (---) gibidir ve nehr-i Ma‘kal kutub-ı dâ’ire-misâldir ve nehr-i Düceyle ve nehr-i Übülle nehr-i Ma‘kal'ı ihâta etmişdir kim otuz menzil arz-ı Irâk'ı deverân u seyerân etdikleri vâdîlere cezâyir-i azîm derler. Vilâyet-i Cizre'ye Cezîre-i Ömer derler, ammâ Cezîre-i Irâk Cezîre-i Ömer'den vâsi‘dir kim cemî‘i arâzîsinde olan kurâ vü büldânlarındaki bâğ u besâtîn ve hadîka-i gaytânların cümle bu nehr-i Übülle ve nehr-i Ma‘kal saky edüp ma‘mûr u âbâdân Cezîre-i Irâk'dır. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 206b ·
metinde göster ·
… içün mezkûr enhârları Şatt ve Furât'dan kol kol huşbe gibi ayırup arz-ı Irâk'ı
saky edüp
imâristân etmişlerdir, ammâ mürûr-ı eyyâm ile ba‘zı mahreçleri rimâl-i gubâr il …
Bu mezkûrûn nühûrların cümlesin arz-ı Irâk'da ve Medâyin ve Kûfe ve Basra ve Kurna ve Deşt-i Kerbelâ ve Bağdâd-ı behişt-âbâd çölistânı ma‘mûr [u] âbâdân olsun deyü Âl-i Abbâsiyân'dan el-Mütevekkil ve ez-Zafer ve el-Mustansır ve el-Muktedir ve el-Musta‘sım Billah ve Hârûnu'r-Reşîd oğlu Me’mûn halîfe misilli himmet sâhibi pâdişâhlar Bağdâd çölünü mesken-i benî Âdem olmak içün mezkûr enhârları Şatt ve Furât'dan kol kol huşbe gibi ayırup arz-ı Irâk'ı saky edüp imâristân etmişlerdir, ammâ mürûr-ı eyyâm ile ba‘zı mahreçleri rimâl-i gubâr ile nehr-i sağîre râhları bir olup mu‘attal kalmışdır. Hâlâ hafirlerinin sazlığında ve çengelistânlarında arslan ü bebr ü pelenk kânı olmuş tur‘a hafirleridir, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 207a ·
metinde göster ·
… üşebbek bostânların ve cemî‘i hânedânların ve cümle cevâmi‘ ü hân u hammâmların
saky edüp
şehir içinden cereyân ederek Debbâğhâne önünden ubûr ederek cânib-i (---) ⟦226b …
Bu uyûn-ı câriyelerin her birinde birer hâssa vardır, ammâ ma‘lûmumuz olan bunlardır kim cümle bu merkûm nühûrlar şehr-i Bitlîs'in cânib-i erba‘asındaki kûh-ı bülendlerden tulû‘ edüp şehrin bâğ u bâğçe ve müşebbek bostânların ve cemî‘i hânedânların ve cümle cevâmi‘ ü hân u hammâmların saky edüp şehir içinden cereyân ederek Debbâğhâne önünden ubûr ederek cânib-i (---)226b garba cereyân eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 226a–226b ·
metinde göster ·
… ayât suları cereyân edüp Tabahâne içinde taşrada olan bâğ u bâğçe ve bostânları
saky edüp
deryâya mahlût olur bir âb-ı latîfdir. Hîn-i muhâsarada sudan asla müzâyaka çek …
Ve bu mahalde aşağı şehre hâ’il kayalar içre oyulmuş su kullesi yolu vardır kim bu su yoluna topları kipri gibi nâzırdır. Bu su yolu yukaru kal‘anın ta zirve-i a‘lâsından aşağı Horhor suyu kayasına inince bin kademe nerdübân ile inilür. Su alanın yolu başkadır, suya gidenin yolu başkadır kim hîn-i muhâsarada izdihâm olmasun içün Sultân Kılıç Arslan Şâh eyle binâ etmiş. Acâ’ib su yoludur, bir acîb ihsân-ı Hudâdır kim değme kal‘aya müyesser değildir. Cümle kal‘alara taşradan içeri su gider ammâ bu kal‘a-i Van'ın kal‘a kayasından Horhor nâm değirmân yürüden âb-ı hayât suları cereyân edüp Tabahâne içinde taşrada olan bâğ u bâğçe ve bostânları saky edüp deryâya mahlût olur bir âb-ı latîfdir. Hîn-i muhâsarada sudan asla müzâyaka çekmek ihtimâlleri yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 251b ·
metinde göster ·
… p şehir içre hân u câmi‘ ü imâret ve hammâmları ve niçe hânedânların bâğçelerin
saky edüp
kal‘adan taşra gider. Bu kaynak ayn-ı zülâl mahrecinde bir ma‘bedhâne-i kadîm v …
Tebrîz kapusudur: Kim beş kat eğri ve büğrü yollu kapulardır. Hisâr eri ve azeb-i hisâr şeb [u] rûz bu kapular mâbeyninde dîdebânlık ve nigehbânlık edüp dakku'l-hanak ile tavla ve şatranç oynayup herkes bir işgâlde pâsbânlık ederler. Ve bu kapunun iç yüzünde Deveboynu ve Kesik kal‘a kayası dibinden değirmânlar döndürür âb-ı hayât kaynak su çıkup şehir içre hân u câmi‘ ü imâret ve hammâmları ve niçe hânedânların bâğçelerin saky edüp kal‘adan taşra gider. Bu kaynak ayn-ı zülâl mahrecinde bir ma‘bedhâne-i kadîm vardır. Anda cümle Tebrîz kapusu dîdebânları ibâdet edüp buz pâresi-misâl âb-ı zülâlinden nûş edüp Tebrîz kapusun beklerler. Ve ikinci,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 253a ·
metinde göster ·
… adır. Otuz ikinci mîr-âb beğdir, ya‘nî su ağası dokuz bin aded bâğlara su salup
saky edüp
öşr alırlar. Paşa ağalarından dörd yüz aded tevâbi‘iyle hükûmet edüp paşaya alt …
Otuzuncu hâkimi muhtesib ağadır. Otuz birinci şâhbender ağadır. Otuz ikinci mîr-âb beğdir, ya‘nî su ağası dokuz bin aded bâğlara su salup saky edüp öşr alırlar. Paşa ağalarından dörd yüz aded tevâbi‘iyle hükûmet edüp paşaya altı kise ve kendüye üç kise hâsıl eder. 254a Otuz üçüncü hâkim çöplük subaşısıdır. Cemî‘i şehri ve handak yolların tathîr eder. Otuz dördüncü hâkim şer‘-i Resûl-i mübîndir kim şehr-i Van kânûn-ı Süleymân Hân üzre üç yüz akçe şerîf kazâdır. Pâdişâh fethi olmak ile ber-vech-i arpalık beş yüz akçe mollaya sadaka olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 253b–254a ·
metinde göster ·
… ib-i garbîsinde Çevlân dağlarından ve Harîr ü Enzelî kûhlarından gelüp bu şehri
saky edüp
cânib-i şarkda buhayre-i Rûmiyye'ye rîzân olur. Bu ülke-i Rûmiyye cümle yüz ell …
Ve bir bezzâzistânı vardır kim gûyâ kal‘adır. Çâr dervâzesi Çârbâğ'a ve bâzâr-ı kâga mekşûfdur. Cümle kıbâblar ile ârâste vü dollâblar ile pîrâste olmuş bâzâr-ı hüsündür. Ankâ hâcegânları vardır. Cemî‘i diyârın kâlâyî vü âlâyî, kâmhâ ve hârâ vü dârâyî vü zîbâ vü şîb ü zerbâfı bî-kıyâsdır. Ammâ nânbâzları ve aşbâzlarına aşk olsun. Ve hâkimlerinin narh-ı Şeyh Safî deyü zabt u rabtlarına ve sikkelerinin pâkliğine aşk olsun. Abbâsî ve Bisitîlerinde "Lâ ilâhe illallah, Muhammedün Resûlullah, Alîyyün veliyyullah" yazar. Bu sikke üzre hilâf eden âdemi ve sikkeyi kalp edüp kesen âdemi ol ân amân u zamân vermeyüp katl ederler. Cemî‘i bâzârlarında cümle me’kûlât [u] meşrûbâtı bey‘ edenler vezn-i Alî ile fürûht ederler. Hatta buğday ve yumurtayı ve pişmiş tavuğu ve beyâz nânı ve'l-hâsıl cümle eşyâ-yı âvânîyi terazü ile fürûht ederler. Hattâ aşbâzlar bile çobra ve kebâb ve pilavı dahi vezn ile fürûht ederler. Kim kâdirdir kim narh-ı Safî üzre hilâf ide? Hîlebâzın gözüne milçe ve başına kızgın tas oturdurlar, niçesinün ödün çıkarırlar ve niçesinün karnın yarup yüreğin çıkarırlar. Gâyet zabt [u] rabt-ı Alî vardır. Bu şehrin cemî‘i imâretlerin ve bâğ u müşebbek bostânların reyy edüp ahâlîsinin nûş etdüği âb-ı hayâtlar bu şehrin cânib-i garbîsinde Çevlân dağlarından ve Harîr ü Enzelî kûhlarından gelüp bu şehri saky edüp cânib-i şarkda buhayre-i Rûmiyye'ye rîzân olur. Bu ülke-i Rûmiyye cümle yüz elli pâre ma‘mûr u âbâdân kendlerdir kim her biri ikişer üçer bin hâneli ve bâğ u bâğçeli ve câmi‘ ü hân u hammâm ve çârsû-yı şâhlı kend-i mu‘azzamlardır. Ve cümle kırk bir pâre kasabadır ve cümle elli pâre kılâ‘-ı metînelerdir. Ha denilse bu ülkeden yigirmi bin asker çıkar, ammâ üç kerre yüz bin re‘âyâ tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 295a ·
metinde göster ·
Mutalsam-ı ibret-nümâ-yı diğer: Nehr-i Nihâvend kûh-ı Elvend'den tulû‘ edüp şehr-i Nihâvend'in mezâri‘âtların saky edüp iner. Cânib-i şimâlde niçe yüz {aded} kendleri rüşş edüp Rûmiyye buhayresine rîzân olur. Nihâvend'e karîb bu nehir kenârında bir gûne ahmerü'l-levn müdevver (müdevver) {Akdeniz'de cezîre-i İlimni'nin} tîn-ı mahtûmı gibi bir yağlı tîn bulunur. Ol tînden cemî‘i emrâz-ı muhtelifeye sürseler ve suya ilkâ edüp âbından marîz olan merd ü zen nûş etseler bi-emrillahi Ta‘âlâ şifâ bulur. Ammâ kavm-i Acem bu kerâmet-i Hazret-i Ömer'le hâsıl olmuşdur, deyü nef‘ini inkâr ederler. Hâlâ ki cümle Sünniyânlar şehir şehir götürüp şifâ bulurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 307b ·
metinde göster ·
… ir olup şehrin cümle imâretlerin reyy edüp ve cemî‘i bâğ u gülistân-ı İremlerin
saky edüp
iner, nehr-i (---)(---)(---)(---)
Ve ayn-ı câriye-i hayvân: Bu Kâşân'ın cümle âb-ı revânları kûh-ı Kîn-i Kapân'dan gelüp nehr-i Dünyâsîr ile bir olup şehrin cümle imâretlerin reyy edüp ve cemî‘i bâğ u gülistân-ı İremlerin saky edüp iner, nehr-i (---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 322a ·
metinde göster ·
… nde evvelâ kûh-ı Demâvend'den iki nehr-i sağîre gelüp şehrin bâğ u besâtînlerin
saky edüp
ba‘dehû nehr-i (---) mahlût olur. Ve bu şehirde bir kana dahi cereyân eder.
Ve aynu'l-hayât-ı âb-ı cereyân: Bu şehrin garbîsinde evvelâ kûh-ı Demâvend'den iki nehr-i sağîre gelüp şehrin bâğ u besâtînlerin saky edüp ba‘dehû nehr-i (---) mahlût olur. Ve bu şehirde bir kana dahi cereyân eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 325b ·
metinde göster ·
çölde gâyip olur ya‘nî vücûd-ı âbdan eser kalmaz, ammâ şimdi Murtezâ Paşa efend …
Ve nehr-i Dücle, bu nehirden birkaç tur‘a-i azîm münşa‘ib olduğundan nehr-i Düceylân dahi derler. Ammâ bu nehrin mahreci zamân-ı kadîmde Bağdâd'a evvel varup gördüğümüzde nehr-i Şatt'dan çıkdığı mahal Sürremin Rey nâm mahalden aşağıda Şatt'dan ayrılup niçe kurâ vü kasabâtları reyy edüp ba‘dehû Batâyıh nâm nevâhîlerin altında ve cânib-i şarkîsinde ve taraf-ı garbîsinde bu nehr-i Dücle'den tur‘alar ayrılup müdün-i Furât'a müştemil küre-i kebîre kendlerin saky edüp çölde gâyip olur ya‘nî vücûd-ı âbdan eser kalmaz, ammâ şimdi Murtezâ Paşa efendimiz bu temâşâ etdiğimiz mahalde bu nehr-i Dücle'nin Sürremin'den gelen yerin sed eyleyüp bir menzil Şatt'ın bâlâsından bir hafr-i azîm açup kendü mâlından kâmil bin kise harc edüp elli bin kadar Arab u Urbân ve Kürd ü Türkman kavmine mâl-ı firâvân bezl eyleyüp bu kadar ummâl-i bennâlar ile yedi ayda bu nehr-i Dücle tur‘asın müceddeden minâre kaddi kazup deryâ-misâl nehr-i Şatt'ı bu nehr-i Dücle hafrine akıdup Deşt-i Kerbelâ'yı seylâb etdirüp bu nehrin yemîn ü yesârına üç yüz pâre kurâlar iskân etdirüp hâk-i Irâk'ı hulefâ asrından ziyâde âbâdân edüp Düceylân hâkimi nâm bir mîr-i benâm nasb edüp bu imâr olan kurâlardan hâlâ pâdişâha beher sene beşer yüz kise ve üç yüz kise vâlî-i Bağdâd'a ve yüz kise hâkim-i Düceylân'a tahsîl olur bir nehr-i azîm oldu. Ammâ bu nehr-i Dücle'nin cânib-i şarkîsine nehr-i Ehvâz'dan gayrı ulu nehirler karışmaz. Cümleden evvelki nehr-i Ehvâz'dır. Ammâ Şatt'ın cânib-i garbîsinde nehr-i Şatt'a bî-hadd ü bî-pâyân sular mahlût olur. Hatta cümle keştîbân-ı Şatt-ı Furât kavilleri üzre bu "Nehr-i Şatt'a bin aded enhârdan ziyâde mahlût olur." deyü kelekçi Hacı Hüsâm bir ihtiyâr-ı benâm eyle takrîr eyledi ve sahîh söyledi. Zîrâ anlar mellahân-ı Şatt u Furât'dır. Bu nehreyn-i azîmeynin kûçe-be-kûçe umkunu ve sayını ve kurb [u] bu‘dunu cümle kırât be-kırât bilirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 344b ·
metinde göster ·
Basra kurbünde şehr-i harâb Minâ kurbünde nehr-i Übülle munsabb olur. Bu iki ne …
Andan nehr-i Ma‘kal, Sebak nehrine karîb Şatt'dan çıkup Basra hâkin saky edüp Basra kurbünde şehr-i harâb Minâ kurbünde nehr-i Übülle munsabb olur. Bu iki nehir bir oldukda Basra altında bu nehre nehr-i Safrây-denk derler. Hazret-i Ömer hilâfetinde Basra feth oldukda Melik Ma‘kal b. Beşâre emr edüp Basra nevâhîlerin reyy etmeğiçün Safrâyı nehrin Dücle'den ayırup nehr-i Ma‘kal mahrecinden altı fersah aşağı Basra'yı geçüp kasaba-i Übülle'nin ağzında nehr-i Übülle'nin cânib-i garbına cârî olur, andan eğri gidüp Basra kurbünde nehr-i Ma‘kal ile bir olup medd [ü] cezme mahlût olup medd [ü] cezm ile rücû‘ u duhûl eder ve rücû‘-ı kahkarî ile mercû‘ eder. Ve Bahr-i Hind keştîleri Şatt-ı Abâdân'da nehr-i Übülle su‘ûd eder. 345a Andan nehr-i Ma‘kal'da nehr-i Şatt'a mahlût olur. Bu arz-ı Irâk'da nehr-i Ma‘kal ve nehr-i Übül'e nısıf dâ’ire gibidir ve nehr-i Şattu'l-Arab yedi kutub dâ’iresine müşâbihdir, demişler. Ve nehr-i Dücle ve nehr-i Übülle ve nehr-i Ma‘kal ihâta ve saky etdikleri arâzîye ukalâ-yı kudemâ-yı mühendisîn-i sâhib-i coğraflar Cezâir-i Ummân derler. Bu cezâyirin cümle kurâ vü büldân ve bâğ u besâtîn ve hadîka vü gaytânları cümle mezkûr nehirler ile saky olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 344b–345a ·
metinde göster ·
… -i Mehâvil bu mahalde Furât'dan münşa‘ib olup sahrâ-yı Mehâvil'de olan kurâları
saky edüp
sahrâ-yı Kerbelâ bu mahalde tamâm olur.
Sene (---) târîhinde el-Melik Zavil ibn Adud Şâh binâsıdır. Zamân-ı kadîmde şehr-i azîm imiş. Bir taraf tâ nehr-i Furât'a müntehî imiş. Hâlâ nehr-i Furât'dan ba‘îd bir kasaba-misâl (---)(---) nahlistân [u] gülistân içre (---) hâneli câmi‘ ve hân ve hammâmlı ve müfîd [ü] muhtasar çârsû-yı şâhlı büleydedir. Bağdâd hâkinde hâss-ı hümâyûndur kim vâlî-i Bağdâd tarafından (---) guruşa iltizâm ile zabt olunur ağalıkdır. Bânî-i şehr olan Şâh Zâvil ilm-i musikârda yed-i tûlâ sâhibi olup bu diyâr-ı Irâk'da makâm-ı Irâk'ı îcâd edüp Irâk'dan bir şu‘becik dahi âğâze îcâd etdiğinden makâm-ı zevil-i Irâk derler. Niçe bin kâr u nakş ve murabba‘ât u zecil ve savt u zikr ve tasnîfât ü ameller vardır kim yahşı mü’essir makâm-ı zâvil-i ırakdır. Ve nehr-i Mehâvil bu mahalde Furât'dan münşa‘ib olup sahrâ-yı Mehâvil'de olan kurâları saky edüp sahrâ-yı Kerbelâ bu mahalde tamâm olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 352a ·
metinde göster ·
… olan nehr-i İshâk, Tikrit çölistânında olan büleyde ve rabtaları hâk-i pâklerin
saky edüp
pür hâsıl olur. Bu tur‘a-i İshâk'ın cenûb tarafı hudûd-ı Irâk'dır ve şimâl câni …
Evvelâ cümle halkı Şattu'l-Arab'dan nûş ederler, evsâfı niçe kerre tahrîr olunmuş bir âb-ı hayâtdır ammâ bu şehr-i Tikrit'in cânib-i şimâlîsinde nehr-i (---) münşa‘ib olan nehr-i İshâk, Tikrit çölistânında olan büleyde ve rabtaları hâk-i pâklerin saky edüp pür hâsıl olur. Bu tur‘a-i İshâk'ın cenûb tarafı hudûd-ı Irâk'dır ve şimâl cânibi hâk-i berr-i Musul'dur. Ve bu tur‘ayı Âl-i Abbâsiyân'dan el-Mütevekkil Alallah emîrü'l-mü'minîn iken vezîri İshâk ibn Ca‘fer hafr edüp nehri cereyân etdiğiyçün hâlâ nehr-i İshâk derler. Arz-ı Irâk'da tur‘a-i azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 406a ·
metinde göster ·
… ır. Biri Aşağı câmi‘ önündedir. Bu ırmak yine Nova dağlarından gelüp imâretleri
saky edüp
bahre karışır.
Der-vasf-ı çeşme-sâr-ı âb-ı revân: Cümle beş aded ayn-ı zülâl-ı hayât-ı dil [ü] cândır. Evvelâ Aşağı kal‘ada Üççeşmeler dahi Karaca nâm ak ve billûr gibi berrâk bir âb-ı nâb-ı mâ-i kevserden çeşme-sârlardır. Biri Hünkâr câmi‘i önünde dâ’imâ cârî bir âb-ı revân-ı aynü'l-hayâtdır. Biri Aşağı câmi‘ önündedir. Bu ırmak yine Nova dağlarından gelüp imâretleri saky edüp bahre karışır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 155b ·
metinde göster ·
… ğçeleri ve imâretleri ve hânedânların rey edüp benî Âdem ve gayri hayvânâtların
saky edüp
ma‘a'z-ziyâde suları deryâya munsabb olur. Cümle suları karlı yaylalardan gelir …
Ekseriyyâ şehr-i Nova'nın Karaca suyu ve Topla suyunun bir fırkası bu Jobça yaylasından tulû edüp cereyân ederek [ş]ehr-i Nova'nın bâğ u bâğçeleri ve imâretleri ve hânedânların rey edüp benî Âdem ve gayri hayvânâtların saky edüp ma‘a'z-ziyâde suları deryâya munsabb olur. Cümle suları karlı yaylalardan gelir kim yaz ve kış mezkûr Jobça yaylasında Tûfân-ı Nûh'dan berü berf-i rahmet vardır. Ve bu yaylada 156a olan niçe yüz bin elvân şükûfelerin râyiha-i tayyibeleri âdemün demâğın mu‘attar edüp atlarımız tirfil ve yonca ve ayrık ve kara çayır yemeden fîl gibi sâhib-i şikem oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 155b–156a ·
metinde göster ·
… dakları ve şehri içinden cereyân ederek gelüp bu Göle kal‘ası etrâfların reyy ü
saky edüp
bir azîm [ü] mehîb bataklı göl olup andan cânib-i garba Eğre eyâletinde Çon[g]r …
Kal‘ası sahrâ-yı Tîh-misâl bir kırlık çölistân yerde cânib-i etrâfı bataklık ve çataklık ve sazlık vâki‘ olup aslâ ve kat‘â bir tarafdan havâlesi yok nehr-i Kiriş batağı içinde bir kal‘a-i mu‘azzamdır kim nehr-i Kiriş tâ Erdel vilâyetinde Şiçevar kal‘ası ve Lipyan dağlarından cem‘ olup gelerek Yanova kal‘ası handakları ve şehri içinden cereyân ederek gelüp bu Göle kal‘ası etrâfların reyy ü saky edüp bir azîm [ü] mehîb bataklı göl olup andan cânib-i garba Eğre eyâletinde Çon[g]rad kal‘ası handakı önünde nehr-i azîm (---) mahlût olur. Ammâ Göle kal‘asının iç hisârı sâfî tula rıhtım Şeddâdî kârgîr binâ-yı metîn ve kırk arşın yüksek şekl-i murabba‘ beş aded kulle-i bâlâlı iç kal‘adır kim kulleleri cümle darı ve buğday ve çeltikli pirinç ve sâ’ir mühimmât [u] levâzımât âlât-ı ceng eşyâları doludur. Ve bu iç kal‘ada ancak dizdâr ağa sâkin olup birkaç anbârlar ve cebehâne hâneleri ve bir âb-ı hayât kuyusu var, gayri şey yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 83a ·
metinde göster ·
Bunu dahi Alî Paşa asrında berbâd etmişdik. Hâlâ ma‘mûr olmuş. Şehri nehr-i Şamos kenârında temâşâgâh bir bâğ-ı Merâm'dır. Bu mezkûr Şamos nehri tâ Senyal dağlarından tulû‘ edüp nehr-i Tise'ye karîb cereyân ederek yigirmi pâre kılâ‘lardan kal‘a-i Sakmar ve kal‘a-i Karol ve kal‘a-i Eçetvar ve kal‘a-i Namin ve kal‘a-i Kalo sahrâlarında niçe varoşlara ve niçe nâhiyelerin kurâlarını bu nehr-i Şamos saky edüp kal‘a-i Kalo nâhiyesinde nehr-i Tise'ye mahlût olduğu bâlâda musarrahdır. Andan 5 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 91b ·
metinde göster ·
… ların Aşlama bâğ-ı İremi içinde niçe hav[z] u şâzrevânlardan geçüp bâğ-ı Merâmı
saky edüp
dahi aşağı Salâcık mahalleleri içinde niçe âsiyâb-ı mâları deverân etdirüp anda …
Ve bu kapulardan gayri yerden bu dere içre kuş uçmaz. Ve bu kayaların arasında âb-ı hayât Aşlama suyu cereyân eder. İbtidâ bu uyûn-ı câriyenin matla‘ı yine bu mahalde kayalardan hurûc edüp hânların Aşlama bâğ-ı İremi içinde niçe hav[z] u şâzrevânlardan geçüp bâğ-ı Merâmı saky edüp dahi aşağı Salâcık mahalleleri içinde niçe âsiyâb-ı mâları deverân etdirüp andan aşağı Eski Bâğçesarây’ı şehri derelerinden cereyân ederken bu ayna Çürüksu derler, gâyet müsta‘mel sudur içilmez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 123b ·
metinde göster ·
Der-sıfat-ı eşkâl-i taşra varoş: Bu Taman kal‘asının mağrib cânibi taşrasında bu kal‘a ile varoşun tâ ortasında bir tatlı buhayre var, ammâ müsta‘mel olmak ile içilmez. Bu gölün öte garbî tarafında bir alçak topraklı bayır üzre bu varoş-ı Taman vâki‘ olup cümle evler bu göl kenârında zeyn olmuş vâsi‘ tahtânî serâpâ hâk-i pâk örtülü evlerdir kim cümle bin aded hânedânlardır. Bu evlerin hüddâmları cümle hayvânâtların bu gölden saky edüp ba‘zı esvâbların yaykayup isti‘mâl etdiklerinden benî âdem içemez. Cânib-i etrâf derelerinin matar-ı rahmetden cem‘ olur bir gölcükdür kim dâ’iren-mâdâr cirmi bir mîldir. Bu gölün ortasında sivri sivri kayalar vardır. Ve bu gölün batı tarafında bir beyâz minâreli Hacı Ferhâd câmi‘i var. Bu varoşun maşrık tarafında,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 145a ·
metinde göster ·
… ın su masrûflarından halâs edüp niçe kerre yüz bin aded mahlûk-ı Hudâ'yı su ile
saky edüp
ziyâfet-i uzmâ etdi.
Hattâ Dervîş Mehemmed Paşa bu şehirde muhâfız iken kırk bin guruşluk su içün masrûfu sicillâtda mastûrdur, ammâ şimd[i] Köpürlüzâde Fâzıl Vezîr Ahmed Paşa kethudâsı Ebü'l-hayr İbrâhîm Ağa elli bin guruş harc edüp bu Hacıoğlu kasabasına sekiz aded çeşmesârlar getirdüp şehri suya gark edüp niçe bin ibâdullâhı vüzerâların su masrûflarından halâs edüp niçe kerre yüz bin aded mahlûk-ı Hudâ'yı su ile saky edüp ziyâfet-i uzmâ etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 201b ·
metinde göster ·
… dır. Ve gâyet lezîz âb-ı hayât hoş-güvâr sulardır kim bu şehri mâ-i cârîler ile
saky edüp
amâr etmişdir, zîrâ bu Abdurrahmân Paşa'nın aslında bu şehir maskat-ı re’sleri …
Ve cümle yedi yerde âb-ı hayât çeşme-sârları var. Cümlesi Yeniçeri Ağası Abdurrahmân Paşa hayrâtıdır. Ve gâyet lezîz âb-ı hayât hoş-güvâr sulardır kim bu şehri mâ-i cârîler ile saky edüp amâr etmişdir, zîrâ bu Abdurrahmân Paşa'nın aslında bu şehir maskat-ı re’sleri olduğunda[n] amâr edüp dahi niçe gûne hayrât [u] hasenâtlara şürû‘ etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 363b ·
metinde göster ·
… düp niçe nehirler dahi müctemi‘ olup cânib-i garba cereyân ederek Aydın diyârın
saky edüp
niçe kurâ vü kasabât ve şehirlere uğrayup on konak yer gidüp İzmir kurbunda Mel …
Karye-i Murâd Ağa: Nehr-i Gedüs kenârında bâğ u bâğçeli müselmân köyüdür. Bir câmi‘i ve mesîregâh yerleri vardır. Ve nehr-i Gedüz şehr-i Gedüz'ün cânib-i şarkîsinde Murâd yaylasından tulû‘ edüp niçe nehirler dahi müctemi‘ olup cânib-i garba cereyân ederek Aydın diyârın saky edüp niçe kurâ vü kasabât ve şehirlere uğrayup on konak yer gidüp İzmir kurbunda Melemen şehri içinden ubûr edüp andan ikinci sâ‘atde Kara Foça kal‘ası dibinde Akdeniz'e mahlût olur bir âb-ı latîfdir. Ve merkûm Murâd Ağa karyesinden kalkup yine şimâle iki sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y20a ·
metinde göster ·
Ve paşanın hasîl-harc ağası dahi üç gün mukaddem deli ve gönüllü askeriyle Küpler nâm mahalde yetmiş seksen pâre mükellef ü mükemmel çergeler ile hasîl-harc ağa meks edüp ol gün Mısır'ın ne kadar bin deve su sakkâları ve hammâr sakkâları var ise cümle hasîl-harc ile gelüp cümle suları mukaddemâ vüzerâlar ve sâhibü'l-hayrâtlar inşâ etdikleri küplere ve havz u sarnıclara doldurup ba‘dehu Bürke'den cümle develere ve atlara huccâcın dermânsızların bindirirler. Ve paşanın Tatar askeri ve deli ve gönüllü ve müteferrika askerleri huccâcın yolları üzre durup gelen ehl-i atşân huccâca âb-ı Nîl'i bezl ederler. Ve yüz deve yükü ekmek ve bin don ve bin gömlek ve yüz koyun ve mükellef ü mükemmel summât-ı Muhammedî ile gelen cî‘ân-ı huccâcı toplayup ve âb-ı rahmet ile saky Y 208b edüp def‘-i atşân etdirüp cümle fukarâ-yı Urbân huccâcı geydirüp hayr du‘â ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y208a–Y208b ·
metinde göster ·
… zil edüp ertesi cümle sahrâlar çemenzâr olur, Bâğbân Hudâ murâdı üzre bu diyârı
saky edüp
kırkıncı günde terekeleri hâsıl olup mahsûllerin alup mağârâları içine koyup he …
Andan cemî‘i ibâdullâh bu toprak üzre her neye mâlik ise hâk-i amber-pâk üzre gece ve gündüz zirâ‘at ederler. Ekser zirâ‘atleri darıdır, zîrâ çok mahsûl verir. Andan Kârhâne sâhibi bu tohm üzre semâdan kifâyet mikdârı matar nâzil edüp ertesi cümle sahrâlar çemenzâr olur, Bâğbân Hudâ murâdı üzre bu diyârı saky edüp kırkıncı günde terekeleri hâsıl olup mahsûllerin alup mağârâları içine koyup herkes nafakaları ile bay olup balık yağların da hâzırlayup mağârâlarına cümle ibâdullâh kapanırlar. Ammâ bu Q 332a gârlarının P 329a bâbların eyle sed edüp yekpâre taşdan kapaklar etmişlerdir kim iki taşın imtizâcı mahallinden bir katra su girmeyüp bâbların Y 430a içerden sed edüp kapanınca vakt-i Temmûz dahi erişüp âsumândan üç ay eyle matarlar boşanup bu mücellâ taşlar üzre yağan toprakları bu vilâyetlerden seyl-i revân sürüp Nîl'e döker. Nîl dahi seylden cûş-ı hurûşa gelüp ol kırmızı toprak çamuriyle Temmûz'da cereyân ederek Mısır'a gelmesinin sebebi bu vilâyet-i Cersinka'ya yağan toprak sebebiyle Mısır'a Nîl kırmızı çamur gelüp üç ay diyâr-ı Mısır Cennet çamuruna gark olup Nîl çekildikçe bu çamur üzre fellâhîn zirâ‘at edüp ganîmet olurlar. İşte Temmûz'da cümle sular eksilüp Nîl-i mübârek ziyâde olup kırmızı çamur gelmesinin aslı bu bizim vardığımız vilâyet-i Cersinka'ya yağan yağmurlar ve türâblar sebebiyledir, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y429b–Y430a ·
metinde göster ·