livâ-i Dobraçin ve livâ-i Halmaş ve livâ-i Senköy ve livâ-i Papmezö. Ve bu livâ …
Ve eyâletinde sancağı bunlardır: Evvelâ livâ-i Salanta ve livâ-i Dobraçin ve livâ-i Halmaş ve livâ-i Senköy ve livâ-i Papmezö. Ve bu livâlar kâfiristân olmağile hâkimleri yine kendüler mâbeyninde Macar birovları mâl tahsîl edüp ümerâlarına irsâliyyelerin îsâl ederler. Bir tarz-ı acîb sulh olup eyâlet olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 51a ·
metinde göster ·
… zeciyân esnâfıyla kethudâsı gider. Bu sebzeciyân tahtırevânlar üzre dükkânların
salata ve
ma‘denivâz ve kerefis ve kabak, lahana ve hıyâr ve patlıcan ile tezyîn edüp hal …
Esnâf-ı ıspanakcıyân [ve] sebzeciyân: Dükkân 400(0), neferât 500, pîrleri Baba Reten-i Bâğbân idüği bâlâda mastûrdur. Bunların büyük kârhâneleri Yemiş iskelesi dibinde sebzehâne-i mîrîdir, bir kârhânedir. Sebzehâne ağası, bostâncıbaşı tarafından terekecibaşıdır. Ekmekcilere ve sebzevâtcılara dahi hâkimdir {ve ru‘ûs-ı hümâyûn ile muhteşem başka kâtibi vardır}. Ammâ bu alayda kendüsi ekmekcibaşıyla gidüp sebzeciyân esnâfıyla kethudâsı gider. Bu sebzeciyân tahtırevânlar üzre dükkânların salata ve ma‘denivâz ve kerefis ve kabak, lahana ve hıyâr ve patlıcan ile tezyîn edüp halk üzre hıyâr ve şalgam atarak ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 171b ·
metinde göster ·
… ilistâna bu asâkir-i İslâm'ın piyâdesiyle atlıların pây-berâber ola deyü şikâra
salalım ve
bizim Ahıska gâzîleri ve Gürcîstân gâzîlerin bile kulağız verelim. Anlar dahi g …
Ertesi ale's-sabâh mâh-ı mezbûrun (---) günü yine nehr-i Çoruğ kenarından bir gerd-i gubâr evc-i âsumâna peyveste olup şukka-i alem şa‘şa‘ası ve cebe vü cevşen ve zırh-ı zireh-külâh nûru benî Âdemin merdüm-i dîdelerin hîrelendirüp sâf sâf [ve] mevc mevc asâkir-i ibret-nümâ nümâyân olup yaklaşdı. 330b Meğer Çıldır eyâletine mutasarrıf Vezîr Koca Sefer Paşa, Erzurûm Vezîri Mehemmed Paşa efendimizin emr-i şerîfiyle Ahıska'dan ılgar ile Gürcîstân içinden Gönye kal‘asına imdâda altı bin Gürcîstân askeriyle ve Tomris Hân oğluyla ve Levend Hân oğluyla ve Aleksandır Hân oğluyla imdâda geldüğü Seydî Paşa'ya haber gelince Bâkî Paşa ve Ketağaç Paşa ve sâ‘ir mîr-i livâlar ve alaybeğleri ve çeribaşılar cümle pür-silâh olup Sefer Paşa'ya istikbâle çıkdık. Azamet-i Hudâ bir temâşâ-yı ibret-nümâ dahi seyr etdik. Cebe vü cevşene gark olmuş küheylân atlı, eli sırıklı, beli şiş kılıçlı ve çiğini kalkanlı ve niçesi kılçıklı kebeli ve beli sadaklı ve tüfenkli Aznavurlar ve piyâde tüfenklileri ve sıkma çarıklı ve cümlesi kırçıl ihtiyârlar çoğu mutarraş ve saçlı Aznavurlardır kim her biri acebe-likâ ve garîbü'l-heykel âdemlerdir. Sefer Paşa alay-ı mahsûsası ve mataracı ve tüfenkcileri ve şâtırlarıyla geldikde Seydî Paşa ve Bâkî Paşa at üzre selâmın alup Seydî Paşa sağına ve Bâkî Paşa soluna geçüp alay-ı azîm ile Gönye kal‘ası altına gelindikde kal‘anın burc [u] bârûlarından bir yaylım sefâ geldin topu ve bir yaylım safâ geldin tüfenk şâdmânlar edüp Sefer Paşa cümle askeriyle zeyl-i hisârda meks edüp ba‘dehû Ordu-yı İslâma Gürcîstân ve Mikrilistân ve Lazistân'dan ve Batum sancakları nevâhîlerinden ordu-yı İslâma zehâ’ir-i firâvân gelmeğe başladı. Ertesi gün vakt-i seherde Gönye kal‘asının cânib-i cenûbunda Hopan ve Rize tarafında leb-i deryâ ile bir alay-ı azîm nümâyân olup meğer Tarabefzûn eyâletine mutasarrıf (---) Paşa eyâleti askeriyle üç bin yarar ve nâmdâr müsellah asker ve deryâdan yetmiş pâre sandal ve yüz pâre meneksile Laz gemisi ile piyâde asker ve zahâ’ir ve on pâre şâhî top ile Tırabzan paşası geldüğü Serdâr Seydî Ahmed Paşa'ya haberi gelüp aslâ ve kat‘â istikbâline ne kendüsü ve ne sâ’ir asakir göndermeyüp Tarabefzûn paşası, eyâleti askeriyle üç bin güzîde âdemle Gönye kal‘asının bir cânibinde meks edüp ba‘dehû derûn-ı kal‘ada Seydî Ahmed Paşa ile müşerref olmağa geldikde Seydî Paşa aslâ ta‘zîm etmeyüp cümle huzzar-ı meclise hıtâben eydür: "Bak a ümmet-i Muhammedim! Ben kankı sancâk hâkimiyim?" dedi. A‘yân-ı vilâyet eyitdiler: "Sultânım! Hâlâ Tortum sancâğına mutasarrıfsız" dediler. "Ya Tortum bu Gönye kal‘asına kaç menzildir?" dedi. {"Dörd beş menzildir" dediler}. "Ya dörd menzil yerden bir ılgar ile gelüp kal‘a-i Gönye'yi dest-i küffârdan halâs edem. Husûsen me’mûr değil idim ve sancâğım hâki dahi değildir. Ben dîn-i mübîn uğuruna yetişüp Gönye'yi istihlâsına bi-emrillah sebeb olam. Bak a Paşa! Sen Tarabuzen paşası olasın ve iki tuğlu mîr-i mîrân olasın ve Gönye kal‘ası eyâletin hâkinde Tarabuzun'a iki menzil yer ola. Sen niçün yedi günden berü bu Gönye kal‘ası imdâdına yetişmedin. Tiz cellâd!" dedikde, Bâki Paşa ve Sefer Paşa ve Kategaç Paşa Seydî Ahmed Paşa'ya: "Sultânım! Kânûn değildir. Sen bir tuğlusun, ol iki tuğludır, katl etmen" deyü cümle ricâ etdüklerinde "Vallahi dîn-i mübîne hâ’in oldukdan sonra yedi [tuğlu] paşa dahi olsa, askeriyle kırardım. Ammâ sizin hâtırınız içün katl etmem. Ammâ pâdişâhıma arz ederim. Tiz dîvân efendisin çağırın" deyü fermân edüp murâd [u] merâmı üzre arz tahrîr olunurken "Baş bölükbaşılar kaldıra şu Tarabuzun a‘yân-ı hâ’inlerin" deyüp yetmiş nefer kimesneyi kayd-bend edüp Gönye kal‘asında habs edüp "Niçün paşanızı bu kal‘anın istihlâsına terğîb etmediniz" deyü vâfir ıtâb u şitâb edüp cümlesin habs etdi. Dîvân efendisi kal‘anın fütûhnâmesin ve Tarabefzûn paşasının adem-i imdâdın tahrîr edüp üç aded mîr-i mîrânların ve sâ’ir iş erlerinin ve Gönye kadısı ve Tarabefzûn kadısının memhûrlu arz-ı mahzarlarıyla pâdişâha arzlar gönderilecek mahalde cümle Tarabefzûn a‘yânının yedikleri hapsi balıkları burunlarından fitil fitil çıkup "Amân Sultânım! Pâdişâha bizi arz eyleme" deyü Seydî Ahmed Paşa'nın hâk-i pâyine düşüp niyâz-mend olduklarınca Seydî Paşa aşağı komayup "Elbette bu âsîleri arz ederim" deyü sözünde sâbît-kelâm olup Çerkes inâdına musırr oldu. Âhir Tarabefzûnlılar yine paşalara dahi düşüp anlar yine Seydî Paşa'ya ricâ edüp mâbeyne niçe mu‘tedil muslihûn iş erleri ricâ edüp üç gün keşâkeşden sonra hâh-nâ-hâh Tarabefzûn paşasından ve a‘yân-ı vilâyetden ve eyâlet-i Tarabefzûn'dan cümlesinden pes-i perdece kırk üç kîse guruş ve üç tahta semmûr kürk ve on iki pençe-i âfitâb mahbûb gulâm-ı sührâb ve on iki mahbûbe-i zenâne ve fitne-i cihâne nergîs gözlü ve şîrîn sözlü Gürcî güzeli dûşîze ve pâkîze bintânlar ve Tarabefzûn paşası bir zerdûz harîr, münakkaş cedîd yedi aded cerekler (?) ile otağın verdi. Ve bir şemşîr-i murassa‘ ve bir mücevher gaddâre ve yedi çarkâb 331a tîrkeş ve niçe Tarabefzûn zergerinin memdûh kârlarından gûnâ-gûn sîm-âvânlarından buhurdân ve gülâbdânlar ve nice raht-ı gûn[â]-gûn ve sîm şa‘mdânlar ve topuz ve Tarabefzûn tarzı baltalar ve üç katar deve ve yedi katar katır ve "ılgar ile gelirken niçe atlarınız helâk oldu" deyü yüz yigirmi re’s atları ve cümle Seydî Ahmed Paşa'ya eyâlet-i Tarabefzûn ahâlîsi verüp kendüleri sa‘âdetlü pâdişâha arz olunmadan halâs olup ancak Gönye kal‘ası fethin ve imdâdında bulunan mîr-i mîrânları ve alaybeğilerini ve sâ’ir sancâk beğlerin hizmet-i pâdişâhîde bulundukların cümle pâdişâha arz edüp cemî‘î beğler ve paşalar ve iş erlerinden dahi belağan-mâ-belâğ mâl [u] menâl [ve] metâ‘-ı firâvân alup istihlâs-ı Gönye'yi, pâdişâha Gürcî Beğzâde nâmıyla ma‘rûf bir mütekellim kapucubaşısıyla der-i devlete arz eyledi. Ve bir kapucubaşısıyla Erzurûm Vâlisi Defterdârzâde Mehemmed Paşa efendimize arz etdüğü sâ‘atde nehr-i Çoruğ kenarından berü yine bir toz [u] gubâr evce peyveste olup bir asker-i İslâm zâhir oldu. Meğer Erzurûm Valisi Mehemmed Paşa efendimizin Alacaatlı Hasan Ağası, Gönye kal‘ası imdâdına serdâr olup Erzurûm sancağının cümle erbâb-ı timarları ve zü‘amâları cebelüleriyle ve Erzurûm ve Hasankal‘alarının nısf kal‘a kulları ve Paşa efendimizin cümle kendi kapu kullarıyla kırk bayrak sekbân ve sarıcalardan başbölükbaşı Küçük Acem ve Kulu bölükbaşı ve Çatal bölükbaşı ve Memü ve Çünûd heybeli ve Nakışlı ve Çalık Alî ve Zırhkenli ve Yamalı ve Uşkurta ve Sincânlı ve Kâdirli ve Mamalı ve Sücâhoğlu ve Cennetoğlu ve Kara Pîrî ve Solak Velî ve Gökçe Alî nâmân kağân-arslan bölükbaşılar cümle pür-silâh üç bin çatal fitilli nâmdâr şehbâzlarıyla sâf sâf ve çifte çifte gülbâng çekerek ubûr etdiler. Ardları sıra bir bayrak üç yüz yiğit deli ve bir bayrak üç yüz yiğit gönüllü ve altı bayrak asâkir-i Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adüv-şikâr ve bir bayrak altı yüz yiğit müteferrikagân ve bir bayrak üç yüz aded vâcibü'r-re‘âyâ ağavât ve bir bayrak iki yüz yiğit çâşnigîr ve bir bayrak iki yüz serrâcân ve bir bayrak ile taşra kilârciyânlar dahi iki yüz müsellah fetâlar ve iki yüz cebe vü cevşene gark olmuş kargı sırıklı iç ağaları çarha ince bayraklarıyla miftâh gulâm ağası zâbitleri olup alay-ı mezbûr ile ubûr etdiler. Ve kırk aded sandelye sâhibi kırkar ve ellişer kafadârlarıyla süvâr olmuş kapucubaşılar kim her biri kırkar ve ellişer tevâbi‘li ve kantar sırıklı ve zırh-ı zireh-külaha müstağrak ve atları gümüş zeynli müzeyyen raht ve bahtlı ve bahrî hotaslı ve altı pâre çarkâb yancıklı küheylân atlı ve sâfinâtü'l-ciyâd, hassânlı muhteşem tevâbî‘leri polâd-ı Nahşivânîye gark olmuş tevâbi‘ [u] levâhıklara mâlik zorba zorba ser-bevvâbânlar çifte çifte ubûr edüp dahi ardları sıra serdârları olan Alacaatlı Hasan Ağa sâde nefere faslıyla ubûr edüp Gönye kal‘ası zeylinde hayme ve hargâhları ve bâr-ı bengâhlarıyla meks etdiler. Bu zikr olunan kapucubaşıların ekseri birer vüzerâyâ ve mîr-i mîrânlara kethüdâ ve kâ’immakâm ve müsellem ve sancak zabt etmiş akl-ı Aristo ağalardır. Bunlara Seydî Ahmed Paşa bir ziyâfet-i azîm edüp ertesi gün cemî‘î kurâ ve kasabâtlardan gelen üstâd-ı mi‘mâr ve bennâlar ile Gönye kal‘asının ta‘mir ve termîmine mübâşeret olunup deryâ-misâl cüyûş-ı müslimîn ummâl-vâr çalışup kal‘anın handakların tathîr etmeğe mübâşeret olunup yedi yerden mehterhâneler çalınup yetmiş seksen yerden sımât-ı Muhammedîler ile tâ‘am-ı firâvânlar ile ziyâfetler olup şeb [u] rûz cümle guzât-ı müslimîn sürûr [u] şâdmânda idiler. İbtidâ kal‘anın ihrâk olunan bâbını imâr edüp ve derûn-ı kal‘ada Bâyezîd Hân-ı Velî Câmi‘in imâr edüp gûyâ nûr-ı mübîn oldu. Ve yedi yüz yeni kul ve yeni dizdâr ve sâ’ir levâzımât [ve] cebehânesin ve küffârdan alınan cemî‘î tüfenklerin ve gayrı âletlerin kal‘a cebehânesine koyup kal‘a-i Gönye evvelkiden mahbûb u müzeyyen olup hamd-i Hudâ bu hakîr-i ahkar Evliyâ-yı pür-taksîr bin (---) târîhinde Azak gazâsına giderken bu Gönye kal‘asında ibâdet etmişdik. Hamd-i Hudâ istihlâsında bulunup ibtidâ fethinde ezân-ı Muhammedî tilâvet etmek müyesser olup gazâsında bulunduk. Ba‘dehû Tarabuzan eyâletiyle Batum sancakları Gönye kal‘ası muhâfazasında kalup altmış bin müte‘addid asâkîr-i nusret-mü’essir ile nehr-i Çoruğ kenarıyla sevâd-ı mu‘azzam Erzurûm'a gitmeğe azîmet edüp sâhil-i nehr-i Çoruğ'da bir çemenzâr ve çimşiristân dırahtları içre meks edüp cümle guzât-ı müslimîn ile meşveret edüp Seydî Ahmed Paşa eydür: "Bu Mikrilistân Tarabuzan eyâleti hâkinde olup küffâra imdâda gelirken kayıkların feth edüp pâdişâha böyle isyân etdiler. Ol kayıklarını ve Urus-ı menhûs şaykalarını pâdişâhıma arz etdim. Tarabuzan kal‘ası limanında dursunlar. Taraf-ı pâdişâhîden ne fermân sâdır olursa vali-i vilâyet ana göre amel ideler. Ve bu kadar bin üsârâ Kazak-ı ak ve imdâdlarına gelen Mikrîl-i rezîl 331b cümle guzât-ı müslimînin şikârı olduğun dahi pâye-i serîre arz eyledim. Ammâ şimdi bu cem‘iyyet-i kübrâ ile bu asâkir-i İslâm at üzre hâzır-baş iken bu Mikrilistân kâfirlerinden niçe intikâm alup bu kadar şedd-i rahl çeken cüyûş-ı muvahhidîn mâl-ı ganâ’imle mu‘tenim olalar" deyü meşveret edince meğer Gürcîstân Hâkimi Sefer Paşa Mikrilistân beğlerine dilgîr imiş, hemân cümle Mikrilistâna bu asâkir-i İslâm'ın piyâdesiyle atlıların pây-berâber ola deyü şikâra salalım ve bizim Ahıska gâzîleri ve Gürcîstân gâzîlerin bile kulağız verelim. Anlar dahi gazâ mâlından pay-berâber hisse-mend ola, deyü müşâvere tamâm olunup hakîr bu niyyete el-Fâtiha denilüp cümle guzât-ı müslimîn içre dellâllar nidâ edüp "At ve don ve mahbûb ve mahbûbe gulâmlar ve kızlar ve mâl-ı ganâ’im isteyen guzât-ı müslimîn silâhlarıyla âmâde olsunlar" deyü nâdîler nidâ edince azamet-i Hudâ ol gün ol gice cemî‘î guzât-ı müslimîn kanıkmış arslan gibi gerindiler ve sündüler ve av sayup avnadılar ve eşindiler ve kaşındılar. Herkes gasller edüp fermân-ı serdâra muntazır oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 330a–331b ·
metinde göster ·
… îmân-ı ye’sdir, demişler. Anınçün Erfehişid ibn Sâm'a Erre Fahışıd dahi derler.
Salavâtullahı ve
selâmehu. Hâlâ Cemşîd Kuşadası şehri kurbunda Ayasuluk hârici şarkında medfûndu …
Evvelâ, ziyâret-i Hazret-i Erfahuş ibn Hazret-i Sâm ibn Nûh'dur: Hazret-i Erfahud'un ömr-i azîzleri dörd yüz altmış beş sâldır. Bi-kavli İbn Abbâs Cemşîd asrında vefât edüp bu Remle hâricinde âsûdedir. Hâlâ ziyâretgâh-ı ehl-i dilândır. Ammâ Cemşîd'in müddet-i ömrü ma‘lûm değildir. Ancak niçe müverrîhler yedi yüz yıl pâdişâh olup taht üzre oturmak ve bahs-i ilm etmek ve silâh düzmek ve yün ve ibrişim peydâ etmek gûnâ-gûn hayvânât derilerin dibâğat edüp kürk giymek ve gavvâslık etdirüp derya ka‘rından incü çıkartmak ve şehirden şehire yol açmak ve kerpiç ve kireç ve üstübeç ve müşk ve ûd u anber ü kaliye misk ve gûnâ-gûn itrıyyât bulmak ve çadır u hammâm ve nefîr u surnâ ve gözlük ve sabun ve kiriş yapmak ve halkı dörd bölük edüp birin ulemâ ve birin sipâhî ve birin ehl-i san‘at ve birin ehl-i zirâ‘at edüp şehr-i Istacr'ı imâr eyleyüp tahtında karâr edüp adl [u] dâd ederken kendüye cünûn el verüp diyâr-ı Rûm'da Filibe ve Tırhala ve Maşkolor panayırları semtinde hâşâ sümme hâşâ rubûbiyyet da‘vâsında olup Cemşîd üzre Şeddâd ibn Âd hurûc edüp Cemşîd Boğazhisâr'dan Anadolu tarafına geçep deryâ-misâl asker ile Ayasuluk nâm şehr-i kadîmin sahrâsında Cemşîd ile Şeddâd oğlu ve Dahhâk ile ceng-i azîm edüp âhir Cemşîd askeri münhedim olup Cemşîd'i kayd-bend ile Dahhâk'ın huzûruna getirüp iki levha mâbeynine Cemşîd'i koyup destere ile iki pâre ederken "Erre fahışda îmân getirdim. Erre fahışd! Erre fahışd" deyü iki pâre olup mürd oldu. Ba‘zı müverrihîn {Cemşîd'in âhir nefes îmân getürmesine} îmân-ı ye’sdir, demişler. Anınçün Erfehişid ibn Sâm'a Erre Fahışıd dahi derler. Salavâtullahı ve selâmehu. Hâlâ Cemşîd Kuşadası şehri kurbunda Ayasuluk hârici şarkında medfûndur ve ziyâreti memnû‘dur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 47a ·
metinde göster ·
… ırım diyârı ve Özi sahrâları ve Kamerü'l-kamer ve Tımışvâr sahrâları ve Göle ve
Salanta ve
Keçkemet ve Peşte ve Baçka ve Laçka sahrâları cümle Karadeniz idi. Bu Pirevadi …
Temâşâ-yı Garîbe : Bu kal‘a eyle bir kûh-ı bülendin zirve-i a‘lâsındadır kim her bâr serinde vakt-i seher ebr-i kebûd eksik değildir. Böyle cebel-i bülendin püşte kayalarında gemiler bağlayacak âdem uyluğu kalınlığı içinden birer âdem geçer demir halkalar var. Ve zamân-ı kadîmde müsta‘mel olmadan aşınmış alâmeti var kim niçe yüz sene kullanılmışdır. Ammâ Pirevadi'de bir müsinn Latin kefere var idi. Anın rivâyeti üzre "Târîhlerimizde eyle yazar kim İskender-i Zülkarneyn Karadeniz Boğazı'n kesmezden mukaddem Heyhât sahrâsın ve Kırım diyârı ve Özi sahrâları ve Kamerü'l-kamer ve Tımışvâr sahrâları ve Göle ve Salanta ve Keçkemet ve Peşte ve Baçka ve Laçka sahrâları cümle Karadeniz idi. Bu Pirevadi kayası cezîre-i ma‘mûre olmağıla gemiler bağlanırdı" deyü nakl etdi. Hakkâ ki tahkîkdir. Zîrâ bu abd-i hakîr Heyhât sahrâsı ve Budin cânibinde Salanta sahrâlarında Koca Mûsâ Paşa vâlî-i Budin iken ol sahrânın rimâlistânı içre deryâ mahlûkundan midye ve istiridye ve minkale böceği kabukları 110a buldum. Hakkâ ki İskender-i Kübrâ asrında o sahrâlar deryâ olup Pirevadi kal‘ası cezîre olup ol demir halkalara keştî kayd-bend ederlermiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 109b–110a ·
metinde göster ·
… e a‘zâsına lerze ârız olur. Andan ma‘lûmdur kim kabr-i Hazret-i Yûnus Nebî'dir,
salavatullah ve
selâmuh. Ve,
Ba‘dehû Hicreti'n-Nebeviyye Hazret-i Ömer bu şehr-i Musul'u havâricîler destinden feth etdikde kabr-i Hazret-i Yûnus'u dahi tevsî‘ edüp bir câmi‘-i şerîf inşâ eder. Andan sonra selâtîn-i mülûk-i selefden Sultân (---)(---) câmi‘-i şerîfi müceddeden vâsi‘ edüp kabr-i şerîf-i Hazret-i Yûnus'u câmi‘in mihrâbı solunda bir perdeli kapudan içeri girüp on bir ayak taş nerdübân ile enilir bir kabr-i müzeyyen ve münevver etmişdir kim âdem derûn-ı kubbeye girdikde cümle a‘zâsına lerze ârız olur. Andan ma‘lûmdur kim kabr-i Hazret-i Yûnus Nebî'dir, salavatullah ve selâmuh. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 404b ·
metinde göster ·
… memleketine mahsûs değildir. Gayri diyâr-ı küffâr balık sirke turşu ve murşu ve
salamura ve
şarâb ve arak kokar, ammâ bu Praşo müşg [ü] amber-i hâm kokar.
Ve bâzâr-ı hüsün içre gûnâ-gûn ıtriyyât ve ûd-ı zebât ve mâverdin râyiha-i tayyibesinden âdemin demâğı mu‘attar olur. Ekseriyyâ râyiha-i hoş-bûsu telâtin derisi kokar. Bu hoş-bûluk bir küffâr memleketine mahsûs değildir. Gayri diyâr-ı küffâr balık sirke turşu ve murşu ve salamura ve şarâb ve arak kokar, ammâ bu Praşo müşg [ü] amber-i hâm kokar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 28b ·
metinde göster ·
… erüp vakf edüp uslûb-ı sâbıka üzre leyle-i isneynde ve leyle-i Cum‘ada kırk bin
salavât ve
kırk bin aded İhlâs-ı şerîfe tilâvet olunur aceb hayrât-ı azîmdir.
Ve kendü savma‘a-i tek ü tenhâsında ale's-seher esmâü'l-hüsnâya müdâvemet ederdi ve her isneyn gecesi cümle iç ağalarına kırk bin salavât-i şerîfe ve her leyle-i Cum‘ada on iki bin İhlâs-ı şerîfe tilâvet olunurdu. Ve hâlâ harem-i hâsda büyük oda ve küçük odalara on iki bin altun Bağdad'dan gönderüp vakf edüp uslûb-ı sâbıka üzre leyle-i isneynde ve leyle-i Cum‘ada kırk bin salavât ve kırk bin aded İhlâs-ı şerîfe tilâvet olunur aceb hayrât-ı azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 48b ·
metinde göster ·
bir kılıcı elli bin salavâta ve bir semmûr kürkü bir hatm-i şerîfe ve bir mercâ …
Meselâ bir zırhı bin salavâta ve bir kılıcı elli bin salavâta ve bir semmûr kürkü bir hatm-i şerîfe ve bir mercân tesbîhi iki bin salavâta ve bir mücevher tüfengi bir hatm-i şerîfe bey‘ edüp herkes aldığı metâ‘ı salavâtı ve hatm-i şerîf der-uhdeleriyle hazînebaşı tahrîr edüp iç alay çavuşları dellâllık edüp leyle-i isneynde ve leyle-i Cum‘ada der-uhdelerin getirüp tilâvet ederler. Ve ol geceler gûyâ leyle-i Kadr olup mümessek Şâm fısdıklı ve bâdemli helvâlar ve hoşâblar tenâvül olunup du‘â vü senâlar olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 48b ·
metinde göster ·
Meselâ bir zırhı bin salavâta ve bir kılıcı elli bin
salavâta ve
bir semmûr kürkü bir hatm-i şerîfe ve bir mercân tesbîhi iki bin salavâta ve bi …
Meselâ bir zırhı bin salavâta ve bir kılıcı elli bin salavâta ve bir semmûr kürkü bir hatm-i şerîfe ve bir mercân tesbîhi iki bin salavâta ve bir mücevher tüfengi bir hatm-i şerîfe bey‘ edüp herkes aldığı metâ‘ı salavâtı ve hatm-i şerîf der-uhdeleriyle hazînebaşı tahrîr edüp iç alay çavuşları dellâllık edüp leyle-i isneynde ve leyle-i Cum‘ada der-uhdelerin getirüp tilâvet ederler. Ve ol geceler gûyâ leyle-i Kadr olup mümessek Şâm fısdıklı ve bâdemli helvâlar ve hoşâblar tenâvül olunup du‘â vü senâlar olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 48b ·
metinde göster ·
… in salavâta ve bir semmûr kürkü bir hatm-i şerîfe ve bir mercân tesbîhi iki bin
salavâta ve
bir mücevher tüfengi bir hatm-i şerîfe bey‘ edüp herkes aldığı metâ‘ı salavâtı …
Meselâ bir zırhı bin salavâta ve bir kılıcı elli bin salavâta ve bir semmûr kürkü bir hatm-i şerîfe ve bir mercân tesbîhi iki bin salavâta ve bir mücevher tüfengi bir hatm-i şerîfe bey‘ edüp herkes aldığı metâ‘ı salavâtı ve hatm-i şerîf der-uhdeleriyle hazînebaşı tahrîr edüp iç alay çavuşları dellâllık edüp leyle-i isneynde ve leyle-i Cum‘ada der-uhdelerin getirüp tilâvet ederler. Ve ol geceler gûyâ leyle-i Kadr olup mümessek Şâm fısdıklı ve bâdemli helvâlar ve hoşâblar tenâvül olunup du‘â vü senâlar olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 48b ·
metinde göster ·
Meselâ bir zırhı bin salavâta ve bir kılıcı elli bin salavâta ve bir semmûr kürkü bir hatm-i şerîfe ve bir mercân tesbîhi iki bin salavâta ve bir mücevher tüfengi bir hatm-i şerîfe bey‘ edüp herkes aldığı metâ‘ı salavâtı ve hatm-i şerîf der-uhdeleriyle hazînebaşı tahrîr edüp iç alay çavuşları dellâllık edüp leyle-i isneynde ve leyle-i Cum‘ada der-uhdelerin getirüp tilâvet ederler. Ve ol geceler gûyâ leyle-i Kadr olup mümessek Şâm fısdıklı ve bâdemli helvâlar ve hoşâblar tenâvül olunup du‘â vü senâlar olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 48b ·
metinde göster ·
Bu kal‘alardan sonra kal‘a-i Komyadin ve kal‘a-i Nemalgoç ve kal‘a-i
Salakoz ve
kal‘a-i Verebi ve kal‘a-i Gaymoş ve kal‘a-i Şarlofça ve bu kal‘alar Novigrad ve …
Bu kal‘alardan sonra kal‘a-i Komyadin ve kal‘a-i Nemalgoç ve kal‘a-i Salakoz ve kal‘a-i Verebi ve kal‘a-i Gaymoş ve kal‘a-i Şarlofça ve bu kal‘alar Novigrad ve Leve taraflarında ma‘mûr kal‘alar idi. Tatar Hânzâde Ahmed Giray Sultân Kardaş Kazaklar ile bu kal‘aları feth edüp cümle küffârlarını esîr-i bend-i zincîr etdikden sonra kal‘anın hemi mâl-ı ganâ’imin alup ıhrâk-bi'n-nâr eder. Ba‘de'l-feth-i Uyvar bu kal‘aların firâr eden küffârları gelüp yine Hânzâde Ahmed Giray Sultân eliyle itâ‘at etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 122a ·
metinde göster ·
… Karadeniz boğazın kesmezden mukaddem Deşt-i Kıpçağ ve Hâmûn-ı Azak ve Sahrâ-yı
Salanta ve
cümle Macaristân tâ kûh-ı Alman'a varınca Karadeniz olup Akdeniz'e Venedik körf …
"Kaçan kim İskender-i Zülkarneyn Karadeniz boğazın kesmezden mukaddem Deşt-i Kıpçağ ve Hâmûn-ı Azak ve Sahrâ-yı Salanta ve cümle Macaristân tâ kûh-ı Alman'a varınca Karadeniz olup Akdeniz'e Venedik körfezinde birbirlerine mahlût olurmuş. Çünki emr-i Hak ile İskender Karadeniz boğazın kesüp eski İslâmbol kim Makedonya şehridir, Karadeniz ol şehr-i azîmi gark edüp 10b ve mukaddemâ şehirlerin gark edüp Akdeniz'e munsab oldukdan sonra Deşt-i Kıpçağ ve Kırım ve Macaristân cümle perîşân olup bu buhayre-i Balatin ol zamânda Macaristân içre kalmışdır" deyü Yanko ibn Madyan'ın birâder-i kihteri Yanvan târîhinde lisân-ı Yûnânca acâ’ib yazmış bir mu‘temed kefere tevârihidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 10a–10b ·
metinde göster ·
… kaçan kim bir uruş savaş-ı perhâş olsa ibtidâ kapukuluyla bu Mansûrlu kâfire at
salagelmişlerdir. Ve
Kaya Beğ'in eli altında yüz kırk aded güzîde mirza beğler vardır. Cümle Mankıt …
Ammâ hânların solunda nûreddîn sultân ile sefer eşen beğler Mansûrludur kim bunlar da gâyet şecî‘ ve bahâdır oymakdır. Serçeşme-i pîşvâları Gâzî Kaya Beğ'dir. Cümle sadaklı ve savatlı pür-silâh yigirmi bin kübeli, ya‘nî zırhlı ve zireh-külâhlı zor batır yiğide mâliklerdir kim aslâ bir düşmandan cemî‘i zamânda rû-gerdân olmamışlardır. Her kaçan kim bir uruş savaş-ı perhâş olsa ibtidâ kapukuluyla bu Mansûrlu kâfire at salagelmişlerdir. Ve Kaya Beğ'in eli altında yüz kırk aded güzîde mirza beğler vardır. Cümle Mankıt beğleri ve Teb(?) Sarhân beğleri ve Sincivit beğleri ve cümle Or eli beğleri nûreddîn sultân kolunda sefer eşerler, ammâ bu beğlerden Şîrîn beğleri üstdür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 125b ·
metinde göster ·
soğanı ve purasası ve teresi ve sarımsağı ve lahanası ve turpu ve şalgamı ve ha …
Der-rahmet-i sebzevât-ı giyâhât: Sebzevât-ı ahzariyyât kısmından her bâr sayf [u] şitâda salatası ve soğanı ve purasası ve teresi ve sarımsağı ve lahanası ve turpu ve şalgamı ve havucu vefret üzre olur. Ve vâdîlerinde gûnâ-gûn alefi ve tirfil ve yonca ve çayırı olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 229a ·
metinde göster ·
Hâssa: Nebâtât makûlesin cümle bunda gasl ederler. Ispanak ve
salata ve
mülûhiyye ve bamya ve turp ve'l-hâsıl cümle sebzevât bunda yaykandığından eyle …
Hâssa: Nebâtât makûlesin cümle bunda gasl ederler. Ispanak ve salata ve mülûhiyye ve bamya ve turp ve'l-hâsıl cümle sebzevât bunda yaykandığından eyle ter ü tâze ve sebzgûn olur kim zemînden henüz kal‘ olmuş zann olunur. İki üç gün pejmürde olmuş nebâtâtları dahi gasl ederler, tâzelenir. Aceb te’sîrdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y133b ·
metinde göster ·
ıspanak ve mülûhiyye ve bamya ve bâdyâm ve kurkas ve karnebît ve zâter ve turp …
Esnâf-ı sebzevâtcıyân: Bunlar salata ve ıspanak ve mülûhiyye ve bamya ve bâdyâm ve kurkas ve karnebît ve zâter ve turp ve tere ve acûr ve kıssâ ve hıyâr satarlar. Dükkân iki yüz, nefer iki yüz elli âdemdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y170b ·
metinde göster ·
… liyye'ye varup mukarreri getiren imrahor-ı sultân mıdır, kapucular kethudâsı ve
salahor ve
vezîr-i a‘zam ağalarından mı, her kim ise kethudâya ayağa kalkup ba‘de'l-musâfa …
Andan Âdiliyye'ye varup mukarreri getiren imrahor-ı sultân mıdır, kapucular kethudâsı ve salahor ve vezîr-i a‘zam ağalarından mı, her kim ise kethudâya ayağa kalkup ba‘de'l-musâfaha summât-ı Muhammedî çekilüp cümle ağavât ve a‘yân tenâvül edüp kahve ve buhûrdan sonra yine atlara süvâr olup bâlâda tahrîr olunduğu minvâl üzre alaylar yürür. Ammâ paşa kethudâsıyla mukarrer getiren ağa kethudâ ile at başı berâber giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y193a ·
metinde göster ·
Bu şehirde cümle üç bin sayyâd-ı semek vardır. Rûm ve Frengistân'a tuzlu balık
salamurası ve
balmûmuna banmış kehrübâ-misâl balık yumurtası bu diyârdan cânib-i erba‘a diyâr …
Bu şehirde cümle üç bin sayyâd-ı semek vardır. Rûm ve Frengistân'a tuzlu balık salamurası ve balmûmuna banmış kehrübâ-misâl balık yumurtası bu diyârdan cânib-i erba‘a diyârlarına gider. Zîrâ bu şehrin cânib-i erba‘ası cümle buhayrelerdir kim niçe bin gûnâ-gûn mâhîleri olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y347b ·
metinde göster ·
… ûsfend-i kûhu ve gazâl-ı vahşî ve câmûs-ı Habeşî sayd [u] şikâr edüp tuz içinde
salamura ve
pasdırma Y 442b edüp Freng kalyonlarına fürûht etdiklerinden bu kal‘aya Porta …
Bu kal‘anın dağlarına cebel-i Kaderî derler, bilâ-hisâb Kadrî kavmidirler, bir kavmdir. Siyâh Zengîlerdir, ammâ bi-emrillâh Tatar çehrelidir ve geysûları târmâr ve şecî‘ ü bahâdır kavmdir. Ve gâyet zeberdest ü dîvdest olduklarından zirâ‘at edüp dağlarından niçe gûne mahsûlât cem‘ edüp fürûht ederler. Hemân yüz kerre yüz bin kûsfend-i kûhu ve gazâl-ı vahşî ve câmûs-ı Habeşî sayd [u] şikâr edüp tuz içinde salamura ve pasdırma Y 442b edüp Freng kalyonlarına fürûht etdiklerinden bu kal‘aya Portakal anıniçün çok gelir. Ve bu Kaderî cebelindeki mezkûr âdemler cümle Kadrî mezhebinde pâk [ü] pâkîze âdemlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442a–Y442b ·
metinde göster ·
… mil bir sene Ahmed Paşa'nın olup Âsitâne tarafından kendüye ne kapucubaşı ve ne
salahor ve
ne emîrâhûr gelmeyüp bu kavme vereceği mâl hedâyâlar cümle yanına kalup alâ-rağ …
(---)(---) başı Ve Mehemmed Kethudâ ile Abdurrahmân Paşa'ya emir ve hatt-ı şerîf gelüp (---)(---) sene cemî‘i kul mevâcibleri Defterdâr Ahmed Paşa'dan mutlak (---) matlûb olup mâla bezl-i himmet edüp Ahmed Paşa'nın bir sene muhâsebesin görüp Q 352bP 346b gönderesin, deyü fermân sâdır olunca Abdurrahmân Paşa "Semi‘nâ ve ata‘nâ" deyüp Ahmed Paşa'nın elli yedi gün Mısır'a mutasarrıf olup gulû-yı âm ile ma‘zûl olduğu günden sene âhirine dek Mısır mansıbı kâmil bir sene Ahmed Paşa'nın olup Âsitâne tarafından kendüye ne kapucubaşı ve ne salahor ve ne emîrâhûr gelmeyüp bu kavme vereceği mâl hedâyâlar cümle yanına kalup alâ-rağm-ı asâkirü'l-Mısrî kâmil bir sene Mısır'da sâkin olup cümle mevâcibât ve hazîne ve surre Abdurrahmân Paşa tahsîliyle Ahmed Paşa'dan matlûb oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·