… eş-i isde(?) kurudup pasdırma ederler ve niçe kerre yüz bin fıçı lahana turşusu
salamura
ederler.
Hamd-i Hudâ günden güne ma‘mûr olup âdem deryâsı olmakdadır kim beher yevm bu şehir içre ikişer bin koyun boğazlanır ve sene başında kırk bin aded semiz yayla koyunların âteş-i isde(?) kurudup pasdırma ederler ve niçe kerre yüz bin fıçı lahana turşusu salamura ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 132a ·
metinde göster ·
… bâzergânlar ol günde hâzır bulunup niçe yüz bin guruşluk balıklar alup tuz ile
salamura
edüp vilâyet vilâyet balığından götürürler kim bu perâst günleri başka bir garâ …
Kaçan kim rûz-ı Kasım olur cemî‘i sayyâd-ı mâhîlerin her biri bu göle yüzer araba çalıları döküp nişân koyup herkes mülk eder ve cümle balıklar mezkûr çalılar içinde mesken edinüp, ba‘dehû bahâr eyyâmında pelayiş(?) ta‘bîr ederler bir gün vardır. Bu gölün emîninden cümle balıkçılar izin alup herkes gemiler ve kayıklar ile göle dökdükleri çalılar üzre hisselerine varup ağlar ile ve çatal harbeler ile niçe kerre yüz bin balıkları avlayup emîne öşrün verirler. Ve cemî‘i küffâr memleketlerinden bâzergânlar ol günde hâzır bulunup niçe yüz bin guruşluk balıklar alup tuz ile salamura edüp vilâyet vilâyet balığından götürürler kim bu perâst günleri başka bir garâ’ib temâşâ gündür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 178b ·
metinde göster ·
… memleketine mahsûs değildir. Gayri diyâr-ı küffâr balık sirke turşu ve murşu ve
salamura
ve şarâb ve arak kokar, ammâ bu Praşo müşg [ü] amber-i hâm kokar.
Ve bâzâr-ı hüsün içre gûnâ-gûn ıtriyyât ve ûd-ı zebât ve mâverdin râyiha-i tayyibesinden âdemin demâğı mu‘attar olur. Ekseriyyâ râyiha-i hoş-bûsu telâtin derisi kokar. Bu hoş-bûluk bir küffâr memleketine mahsûs değildir. Gayri diyâr-ı küffâr balık sirke turşu ve murşu ve salamura ve şarâb ve arak kokar, ammâ bu Praşo müşg [ü] amber-i hâm kokar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 28b ·
metinde göster ·
… edüp derhâl cenâze-i Süleymân Hân'ın batn-ı şerîfin yarup ûd u amber ve tuz ile
salamura
edüp emâneten yere korlar ve kalb-i şerîfleri ve sâir ciğer ve bağırsak makûles …
Sene 974 târîhinin mâh-ı Saferü'l-muzafferinin evâhirinde Sultân Selîm-i Sânî ibn Süleymân Hân binâsıdır. Pederi Süleymân Hân bu Seğitvar gazâsı altında kal‘a feth olmazdan üç gün mukaddem merhûm olup müdebbir Sokollu Vezîr Süleymân Hân'ın merhûm olduğun ebedü'l-ebed ifşâ etmeyüp "Sağdır" deyü ke'l-evvel hizmetler edüp derhâl cenâze-i Süleymân Hân'ın batn-ı şerîfin yarup ûd u amber ve tuz ile salamura edüp emâneten yere korlar ve kalb-i şerîfleri ve sâir ciğer ve bağırsak makûlesi eşyâların bu kal‘a mahallinde altun leğen ile defn ederler. Ba‘dehu Selîm Hân cülûs etdükde bu kal‘ayı ve türbe-i pür-envârı inşâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 11b ·
metinde göster ·
olup perverde olmadan tâze iken hurmâ gibi lezîz tenâvül olunur. Ve su(?) zeytû …
Ve kırk gûne zeytûnu olur kim dahi salamura olup perverde olmadan tâze iken hurmâ gibi lezîz tenâvül olunur. Ve su(?) zeytûnyağı bir diyârda yokdur. İllâ Mağrib-zemînde susa yağı meşhûrdur. Ve tereyağı ve pembesi ve kebbâtı ve inciri ve üzümü ve nârı ve şeftâlûsu ve kaysı ve zerdâlûsu ve gayri âlûsu ve sâ’ir me’kûlât [u] meşrûbâtlarının envâ‘ı hisâbların Cenâb-ı Bârî bilür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 324b ·
metinde göster ·
… rağırlar ve üstlerine iri iri taşlar koyup kaparlar, kâmil beş altı ay tuz içre
salamura
olup vakt-i şitâda beş altı ay kuş turşusu ile Rabbü'l-ibâd bu kulların perveri …
Ve bunlarda aslâ müselmân esîrleri yokdur, zîrâ kendülerinin dahi yiyecekleri olmayup esîrlere ne yedirsinler. Cemî‘i Frengistân kefereleri dahi bunlardan korkarlar. Ammâ hikmet-i Rabbü'l-âlemîn bunlar dahi mahlûk-ı Hudâ olmağın 336b bunların dağlarında bir habbe ve bir dâne hâsıl olmadığından ol Perverdigâr Allâh bu kavme yılda bir kerre mâh-ı Temmûz'da d[er]yâ ile uça uça ve der[yâ] üzre bir kanadın koyup ve bir kanadı yelken gibi edüp hadd [ü] hasrın Cenâb-ı Rab bilir ol kadar bıldırcın kuşları bu iç Manya dağlarına gelüp dağ u taş bıldırcın tuyûrundan görünmeyüp cümle on bin aded iç Manya kefereleri avret oğlanlarıyla bu dağlara düşüp cümle bıldırcınları ağ kepçeler ile sayd edüp başların koparup tüğleri ve içleriyle kayalardaki sarnıç çukurları içre tuzlayup bırağırlar ve üstlerine iri iri taşlar koyup kaparlar, kâmil beş altı ay tuz içre salamura olup vakt-i şitâda beş altı ay kuş turşusu ile Rabbü'l-ibâd bu kulların perveriş edüp dahi gayri vilâyete kuş turşu[s]u satarlar. Gâyet semîn ve lezîz ve latîf kuş turşusu olur kim kırk gün kırk gece deryâdan bu kavme böyle mâ’ide-misâl gûyâ tuyûr-ı sülvân gelir. Arapça
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 336a–336b ·
metinde göster ·
… cümle Rûmeli'nden gelen bâzergânlara balıkları fürûht edüp anlar da[h]i tuz ile
salamura
edüp vilâyet vilâyet Ohri balığın götürürler.
Ve cümle Üsürka kasabasının(?) re‘âyâları ve yedi pâre köy re‘âyâları bu emîninin kabza-i tasarrufunda olup mu‘âf [u] müsellemlerdir kim mîrî balık sayd etmeğe me’mûrlardır. Her gece cümle re‘âyâlar on, on beş dâne kayıklara süvâr olup kayıklara meş‘aller yakup balık şebekeleri ve ığribleri çeküp sayd etdikleri mâhîleri kayık kayık emîne teslîm ederler. Ol d[ah]i cümle Rûmeli'nden gelen bâzergânlara balıkları fürûht edüp anlar da[h]i tuz ile salamura edüp vilâyet vilâyet Ohri balığın götürürler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 368b ·
metinde göster ·
… ın derileri ve bağırsakları ve ciğerleri ve yumurtaların tuzlayup küpler içinde
salamura
edüp hıfz etdiniz, bunları neylersin" dedim. Hekîmbaşı:
"Bu yılanların derileri ve bağırsakları ve ciğerleri ve yumurtaların tuzlayup küpler içinde salamura edüp hıfz etdiniz, bunları neylersin" dedim. Hekîmbaşı:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y122b ·
metinde göster ·
… eçileri incü sadefi içinden çıkan lakoz eti yerler. Ve diri balığı ve tuzlanmış
salamura
balığı dahi yerler. Bir turfe-likâ mudhik köse keçilerdir. Ve lahm [u] şahmları …
Bu cezîrenin cümle keçileri incü sadefi içinden çıkan lakoz eti yerler. Ve diri balığı ve tuzlanmış salamura balığı dahi yerler. Bir turfe-likâ mudhik köse keçilerdir. Ve lahm [u] şahmları misk [ü] amber-i hâm gibi râyiha-i tayyibesi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y437a ·
metinde göster ·
… ûsfend-i kûhu ve gazâl-ı vahşî ve câmûs-ı Habeşî sayd [u] şikâr edüp tuz içinde
salamura
ve pasdırma Y 442b edüp Freng kalyonlarına fürûht etdiklerinden bu kal‘aya Po …
Bu kal‘anın dağlarına cebel-i Kaderî derler, bilâ-hisâb Kadrî kavmidirler, bir kavmdir. Siyâh Zengîlerdir, ammâ bi-emrillâh Tatar çehrelidir ve geysûları târmâr ve şecî‘ ü bahâdır kavmdir. Ve gâyet zeberdest ü dîvdest olduklarından zirâ‘at edüp dağlarından niçe gûne mahsûlât cem‘ edüp fürûht ederler. Hemân yüz kerre yüz bin kûsfend-i kûhu ve gazâl-ı vahşî ve câmûs-ı Habeşî sayd [u] şikâr edüp tuz içinde salamura ve pasdırma Y 442b edüp Freng kalyonlarına fürûht etdiklerinden bu kal‘aya Portakal anıniçün çok gelir. Ve bu Kaderî cebelindeki mezkûr âdemler cümle Kadrî mezhebinde pâk [ü] pâkîze âdemlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442a–Y442b ·
metinde göster ·