… rı kişilerni küç ḳılmaḳları birle ḳoḍmadı anıŋ üze tek teprenigli yoḳ kim kiḍin
salar
olarnı atanmış öḍke tegi ḳaçan kim kelse öḍleri kiterü ḳalmaslar bir öḍ ap yime …
61 eger tutsa taŋrı kişilerni küç ḳılmaḳları birle ḳoḍmadı anıŋ üze tek teprenigli yoḳ kim kiḍin salar olarnı atanmış öḍke tegi ḳaçan kim kelse öḍleri kiterü ḳalmaslar bir öḍ ap yime aşnurlar
sen kimni kim tilese sen olardın sıġındurur sen saŋa kimni tilese sen kimni til …
51 kiḍin salar sen kimni kim tilese sen olardın sıġındurur sen saŋa kimni tilese sen kimni tilese sen andın kim seçse sen yime yazuḳ yoḳ seniŋ üze ol yaḳınraḳ kim yarusa olarnıŋ közleri ḳaḍġurmasunlar yime ḫoşnud bolsunlar anı kim bėrdiŋ olarḳa olarnıŋ ḳamuġları ol taŋrı bilür ol kim köŋülleriŋiz içinde erür taŋrı bilgen keçürgen
… fler var kim gökde ukkâba, zemînde evrene, deryâda nehenge baş vurup dalup alup
salar
, böyle zî-kıymet kelb-i mu‘allemler vardır.
Bu samsonlar koyuna giren kurda değil ejderhâya hamle edüp yanar âteşe girir. Çobanlar mâbeyninde soy gözedüp bir kancık kelbin bir samsona çekmek içün elli koyun baş verir ve bir samson içün beş yüz koyun verüp asîl kelb-i Ashâb-ı Kehfler var kim gökde ukkâba, zemînde evrene, deryâda nehenge baş vurup dalup alup salar, böyle zî-kıymet kelb-i mu‘allemler vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 168b ·
metinde göster ·
… ân-ı hâl ile tazallum edüp yine Arabları hır hır talar ve üzerlerine hamle edüp
salar
, cümle halk görseler kim Efelioğlu zağarıdır,
{Hikâye-i münâsib}: Bu Efelioğlu Mekke'den Bursa'ya gelirken beyne'l-Haremeyn aşkıyâ-yı Urbân Efelioğlu Yorukça Halîl Hacivad'ı şehîd edüp Bedr-i Huneyn'de defn edüp Efelioğlu kelbi bu kâtil Urbânların yanında kalup bu Urbânlar Şâm'a gelüp çârsû-yı bâzârda gezerken hemân kelb bir kerre bu Urbânları kelb-i sarîh gibi talamağa başlayup bir dahi gayrı âdemlerin ayağına yüzün sürüp yuvarlanup lisân-ı hâl ile tazallum edüp yine Arabları hır hır talar ve üzerlerine hamle edüp salar, cümle halk görseler kim Efelioğlu zağarıdır,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 211a ·
metinde göster ·
… rin görmedik ve kasabaların bilmedik. Ordumuza boş gitmemek içün aç kurd koyuna
salar
gibi her yer ne olsa sarılup elbette şikâr alıruz. Ey imdi eyle olsa sizlerden …
Hakîr eyitdim: "Baka gâzîler bizler at sırtına geldikden sonra cân ve baş ile oynar bir alay garîb gâzîleriz. Bu diyâra biz gelmedik ve köylerin görmedik ve kasabaların bilmedik. Ordumuza boş gitmemek içün aç kurd koyuna salar gibi her yer ne olsa sarılup elbette şikâr alıruz. Ey imdi eyle olsa sizlerden ricâmız oldur ki bu kadar gâzîlerinizden bizimle beş on dâne şehbâz yiğitler atlanup bize şikâr alacak kâfir köylerin gösterüp sınırlarınızdan gerü dönüp geleler!" dediğimde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 5b ·
metinde göster ·
… i kadar zebânî-sıfat dîv-dest ve zeber-dest cellâd-ı bî-amânlar bayağı salıncak
salar
gibi dörd yerden ikişer âdem kolanlar ile avreti sala sala eflâke çıkarup niçe …
Hemân kırk elli kadar zebânî-sıfat dîv-dest ve zeber-dest cellâd-ı bî-amânlar bayağı salıncak salar gibi dörd yerden ikişer âdem kolanlar ile avreti sala sala eflâke çıkarup niçe kerre âteş-i Nemrûd alevi içine ber-hevâ avret girüp çıkup âhır avret âteş içine düşecek mertebe hendesesine avret ber-hevâ çıkınca hemân mukaddemâ salıncak başına çıkan kefere bir kerre salıncağın zencîri tetiğini koyverince azamet-i Hudâ fakîre avret salıncakdan çıkup kuş gibi hevâda uçarak âteşin ortasına düşüp fakîre avret feryâd u figân ederek çayır çayır alev ber-alev yanarken azamet-i Hudâ meğer benî âdem sâfî neft ve katrân yağı gibi yağlı olup gûnâ-gûn âteş-pâreler avredün vücûdundan vızır vızır deyerek yanup kül oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 69b ·
metinde göster ·
… r. Bu garîb cân bunların onun dahi ok ile kanların türâba döküp vücûdların hâke
salar
. Hikmet-i Hudâ bir sehm-i kazâ kemânından dürüst çıkup bir çam dırahtına râst g …
Sergüzeşt: Dervîş Şecî‘ nâm bir âşık câna on kan edici, dağlar gezici, cândan bezici, âdem kesici rehzenlik ederler. Bu garîb cân bunların onun dahi ok ile kanların türâba döküp vücûdların hâke salar. Hikmet-i Hudâ bir sehm-i kazâ kemânından dürüst çıkup bir çam dırahtına râst gelüp perrân geçüp hâlâ ol nâvek çam ağacının sîne-i pür-kînesinde üç âdem kaddi bâlâda kadanmış yelekleri derûn-ı şecerde peykân-ı tîr iki karış taşrada yalman gösterüp durur. Hakkâ ki dürüst şast sâhib-i kemândâr pehlivân imiş. Anıniçün Oklu Çam beli derler. Ve on maktûl harâmîler dahi mezkûr çam dibinde ecel câmın nûş edüp hâlâ mest olup tâ ilâ yevmi'l-kıyâm vâdî-i hâmuşânda yatırlar. Hakîr dahi bu mahalden havf [u] haşyetimizden pür-silâh hâmûş-bâş âmâde güzer etdik, ammâ bî-cân ve bî-mecâl ubûr etdik, zîrâ gâyet mel‘ûn bî-amân beldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y23b ·
metinde göster ·
… miş üç bin bâğ u bâğçe öşür verir derler. Ve mîrâb ağa bu bâğlara nevbet ile su
salar
. Eğer hâkim tarafından su nâzırı olmasa bir katra âb içün hûn âb olur. Ve Allâh …
Ve muhtesib ağası ve mîrâb ağa defteriyle şâm'ın cânib [ü] etrâfında yetmiş üç bin bâğ u bâğçe öşür verir derler. Ve mîrâb ağa bu bâğlara nevbet ile su salar. Eğer hâkim tarafından su nâzırı olmasa bir katra âb içün hûn âb olur. Ve Allâhümme âfinâ, bir garîbü'd-diyâr âdem bu şâm bâğları içre girse selâmet bulmayup serserî geze geze gâyib olur. İhtimâldir katl ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y251a ·
metinde göster ·