… zret-i Alî ve kelâm-ı düvâzde imâmân ile amel ederler. Hatta "kâle Hazret-i Alî
sallallahu
Te‘âlâ aleyhi ve sellem" deyü kelâm-ı Alî tilâvet ederler. Belî hadîs-i sahîh d …
Der-sitâyiş-i dârü'l-hadîs: Cümle yedi yerde dârü'l-hâdîs-i Nebevî vardır. Lâkin ulemâları ilm-i hadîs ile şöhret bulmamışlardır. Hemân kelâm-ı Hazret-i Alî ve kelâm-ı düvâzde imâmân ile amel ederler. Hatta "kâle Hazret-i Alî sallallahu Te‘âlâ aleyhi ve sellem" deyü kelâm-ı Alî tilâvet ederler. Belî hadîs-i sahîh dahi nakl ederler ammâ kelâm-ı Alî makbûldür. Niçe bin hadîs-i Murtazâ kitâbları vardır. (---)(---)(---)(---)(---)299b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 299a–299b ·
metinde göster ·
… cevâd ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlühû efdalü min nutkı bi'd-dâd ve
sallallahu
ve sellem aleyhi ve alâ âlihî ve sahbihî ilâ yevmi'l-mî‘âd.
Elhamdülillahi'llezî şerrefenâ bi-teşrîfi's-seyyâhâti ale'l-ibâd ve lekaynâ bi-tevfîkı rabbâniyeti sâhibü'l-cevâd ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlühû efdalü min nutkı bi'd-dâd ve sallallahu ve sellem aleyhi ve alâ âlihî ve sahbihî ilâ yevmi'l-mî‘âd.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 191b ·
metinde göster ·
… da Ömer b. Cemî‘i Âyişe hazretlerinden rivâyet eyler ki, Hazret-i Risâlet-penâh
sallallahu
aleyhi ve sellem, Murtazâ hazretlerin ve Fâtımatü'z-Zehrâ hazretlerin ve İmâm H …
Evvelâ râbi‘u'l-hulefâ’i'r-râşidîni'l-mürşidîn Hazret-i Alî kerremallahu vechehü'l-azîz hakkında "Vesîletü'l-Müte‘abbidîn" kitâbında Ömer b. Cemî‘i Âyişe hazretlerinden rivâyet eyler ki, Hazret-i Risâlet-penâh sallallahu aleyhi ve sellem, Murtazâ hazretlerin ve Fâtımatü'z-Zehrâ hazretlerin ve İmâm Hasan ve İmâm Hüseyin hazretlerin bir abânın altına çeküp buyurdular ki Arapça demişlerdir. Hatta İbn Abbâs hazretlerinden menkûldur ve sahîh rivâyetdir. Buyururlar
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 348a ·
metinde göster ·
Hulâsa-i kelâm Alî hakkında niçe bin gûne ta‘rîf ü tavsîf etmişlerdir. Ammâ kavm-i Acem yüz mücelled kitâb kesret-i muhabbetlerinden "Hazret-i Alî peygamberdir." deyü Kelâm-ı Alî cem‘ edüp "Kâle Hazret-i Alî sallallahu aleyhi ve sellem" derler. Peygamber değildir desek "Cibril-i Emîn şaş getiripdir yohsa nübüvvet Hazret-i Alî'nin hakkı idi." deyü zu‘m-ı bâtıla düşmüşlerdir. Ve cümle teberrâî ve melâhide ve Kalenderî râfizîler otursa ve dursa ve yatsa ve kalksa "Yâ Muhammed, Yâ Alî!" derler ve niçe bin Kızılbaş her sene hacca niyyet edüp niçe bin altun harc edüp şedd-i rihal çekerek Hazret-i Alî ve İmâm Hüseyin'i ziyâret edüp "Hacc-ı ekbereyn etdim." deyü avdet edüp vatanına gider ammâ âsitâne-i Hazret-i Alî'ye bir kerre yüz süren elbette birkaç kerre dahi gelüp ziyâret kasd eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 355b ·
metinde göster ·
… lü serâcî afvu Rabbu sâmi‘ Muhammed ibnü'l-Cezeriyyi'ş-Şâfi‘î, elhamdülillah ve
sallallahu
alâ Nebiyyihî ve Mustafâh Muhammedün ve âlihî ve sahbihî ve mukri'il-Kur'ân ma‘ …
{Bismillahirrahmânirrahîm}. Yakûlü serâcî afvu Rabbu sâmi‘ Muhammed ibnü'l-Cezeriyyi'ş-Şâfi‘î, elhamdülillah ve sallallahu alâ Nebiyyihî ve Mustafâh Muhammedün ve âlihî ve sahbihî ve mukri'il-Kur'ân ma‘a muhibbihi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 387b ·
metinde göster ·
… insânda gezer deyü Müslim [ü] Buhârî'de hadîs-i sahîh vardır. Kâle Resûlullahi
sallallahu
aleyhi ve sellem (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) (- …
Ba‘dehû Cenâb-ı Hudâ bu rûy-ı arzı hubût-ı Âdem'den sonra ins [ü] cinn ile ol kadar ma‘mûr u âbâdân u müzeyyen etdi kim benî Âdem ekin ekecek yer ve bir gice hâb-ı râhat idecek birer cây-ı vatan bulamayup Ûc bin Unk gibi deryâ cezîrelerinde yatup ve deryâlar içre gezüp balıkları sayd edüp âfitâb-ı âlemtâbda pişirüp yerlerdi. Tâ bu mertebe rûy-ı arz âdem ile pür olup zirâ‘at yeri kalmayup derd-i ser ile geçinirlerdi. Tâ ki hubût-ı Âdem'den iki bin iki yüz kırk sene geçüp Hazret-i Nûh aleyhi's-selâm vücûda gelüp rûy-ı dünyâda mâl-â-mâl olan benî Âdemi dîne da‘vet eyleyüp aslâ birisi îmân kabûl etmediklerinden Cenâb-ı Kahhâr-ı Kibriyâ anlara tûfân-ı Nûh verüp ancak keştî-i Nûh'da yetmiş iki benî Âdem ve yetmiş iki çift hayvânât ile İblîs-i aleyhi'l-la‘ne bir hımârın kuyruğuna yapışup keştî-i Nûh'a İblîs bile girüp cümle yüz kırk beş mahlûk keştî-i Nûh ile tûfândan halâs olduklarıyçün Hazret-i Nûh'a Âdem-i sânî dediler. Zîrâ gemiden çıkan yetmiş iki aded benî Âdem yetmiş iki millet olup rûy-ı zemîne yayılup tenâsül bulduklarıyçün Hazret-i Nûh Necî'ye Eb-i sânî dediler. Ammâ ol Tûfân-ı Nûh'dan beri bâlâda zikr olunan ne cân kavmi ve ne cin kavmi ve ne sâ’ir kavimlerin cümlesi gark-ı 397b Tûfân olup helâk oldular. Hamd-i Hudâ ba‘de't-Tûfân yine Rabbü'l-İzzet bu edîm-i arzı benî Âdem ve sekalân ve hûş u tuyûr ile müzeyyen edüp âsûde etdi ammâ emr-i Hak ile benî Âdem'den ne kavm-i ecinne ve ne kavm-i şeyâtîn ayrılmadılar. Ammâ Nasîbîn şehrine ecinne kavmi Hazret-i Risâlet-penâhın mu‘cizesi du‘âsı berekâtıyla ecinne ol şehre giremez ammâ İblîs girüp benî Âdeme vesveseden hâlî değildir. İblîs-i telbîs Nasîbîn şehrine girmek değil vücûd-ı benî Âdemin cümle damarlarına bile girüp kan ile beden-i insânda gezer deyü Müslim [ü] Buhârî'de hadîs-i sahîh vardır. Kâle Resûlullahi sallallahu aleyhi ve sellem (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) buyurmuşlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 397a–397b ·
metinde göster ·
Hatta be-kavl-i müverrihân-ı Arab u Acem Hazret-i Risâlet-penâh
sallallahu
aleyhi ve sellem rahm-i mâderden rûy-ı arza sa‘âdetle kadem basmadan mukaddem h …
Hatta be-kavl-i müverrihân-ı Arab u Acem Hazret-i Risâlet-penâh sallallahu aleyhi ve sellem rahm-i mâderden rûy-ı arza sa‘âdetle kadem basmadan mukaddem hayâtda olanlarını Hazret-i Hızır bu şehr-i Hızır'a da‘vet edüp ziyâfetler edüp cümle hâzır olan enbiyâlar Hazret-i Hızır'dan ilm-i ledünni tekmîl ederlerdi. Böyle bir nazargâh-ı enbiyâ olduğiyçün cemî‘i mülûk ü selâtîn bu şehre gelüp her sene seyr [ü] temâşâ edüp himâye ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 407a ·
metinde göster ·