kömür döküp Duna Değirmenleri'nden ve Bunarhisârdan ve Çekmece göllerinden sama …
Ve Yıldırım Hân Nigebolı'yı ve Feth-i İslâm'ı feth edüp nehr-i Tuna'nın İslâmbol'a cereyân etdüği esnâ-yı kelâmda yâd olup Demirkapu'dan saman ve kömür döküp Duna Değirmenleri'nden ve Bunarhisârdan ve Çekmece göllerinden saman ve kömür çıkduğu Tuhfe nâm tevârîhde mastûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 11b ·
metinde göster ·
… n ve kömür döküp Duna Değirmenleri'nden ve Bunarhisârdan ve Çekmece göllerinden
saman ve
kömür çıkduğu Tuhfe nâm tevârîhde mastûrdur.
Ve Yıldırım Hân Nigebolı'yı ve Feth-i İslâm'ı feth edüp nehr-i Tuna'nın İslâmbol'a cereyân etdüği esnâ-yı kelâmda yâd olup Demirkapu'dan saman ve kömür döküp Duna Değirmenleri'nden ve Bunarhisârdan ve Çekmece göllerinden saman ve kömür çıkduğu Tuhfe nâm tevârîhde mastûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 11b ·
metinde göster ·
… Pulya'dan ba‘zı kılâ‘lar sene 880, feth-i vilâyet-i Karaman sene 882 ve kal‘a-i
Samsun ve
kal‘a-i Sinop ve kal‘a-i Tarabefzûn sene 865 feth oldular.
Ve vilâyet-i Karaboğdan fethi sene 881 ve cezîre-i Ayameki ve cezîre-i Pulya'dan ba‘zı kılâ‘lar sene 880, feth-i vilâyet-i Karaman sene 882 ve kal‘a-i Samsun ve kal‘a-i Sinop ve kal‘a-i Tarabefzûn sene 865 feth oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 41a ·
metinde göster ·
(---)(---)(---) Hazret-i Ebâ Eyyûb-ı Ensârî ibn (---)(---) Sahâbe-i kirâmdan …
Evvelâ Ârif-i Samedânî ve (---)(---)(---) Hazret-i Ebâ Eyyûb-ı Ensârî ibn (---)(---) Sahâbe-i kirâmdan râvî-i hadîsdir ve Ensârdandır. Ve Hazret-i Risâlet-penâh Mekke'den Medîne'ye hicret etdükde nâka-i Resûlullâh'ı Cibrîl-i Emîn licâmından çeküp bu Ebâ Eyyûb hânesi önüne çökerüp Hazret-i Risâleti bu Ebâ Eyyûb hânesine müsâfir alup Ebâ Eyyûb gayrı hâneye nakl etdi. Ve hâlâ Hazret-i Risâlet'in kabr-i şerîfi bu Ebâ Eyyûb'un hânesi yeridir kim Hazret-i Ebûbekir, Resûl-i Kibriyâyı anda defn etdi. Bu Ebâ Eyyûb böyle yâr-ı gâr-ı Resûl'dür. Hazret'den (---) hadîs nakl eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 120b ·
metinde göster ·
… Karadeniz sâhilinde şehr-i Sınab'dan ve Amasra ve Ereğli ve Bartın ve Bafra ve
Samsun ve
Uca [Ünye] şehri halkları cem‘ olmuşlardır.
Der-vasf-ı ahâlî-yi şehr-i Tophâne: Ekseriyyâ halkı tüccâr ve manav ve keştîbân ve topcuyândır. Ve Karadeniz sâhilinde şehr-i Sınab'dan ve Amasra ve Ereğli ve Bartın ve Bafra ve Samsun ve Uca [Ünye] şehri halkları cem‘ olmuşlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 134a ·
metinde göster ·
… pişmâniyeler ve sâbûnî ve tahîne ve helvâ-yı ebyaz ve mâhîce ve kırma bâdem ve
samsa ve
helvâ-yı kettân ve helvâ-yı gâzîler ve arşın helvâsın şehir oğlancıkları gördük …
Esnâf-ı helvâcıyân-ı bîrûn: Dükkân 170 ve neferât 400, bunlar dükkânların tahtırevânlar üzre akmişe-i fâhireler ile zeyn edüp ve gûnâ-gûn helvâ-yı pişmâniyeler ve sâbûnî ve tahîne ve helvâ-yı ebyaz ve mâhîce ve kırma bâdem ve samsa ve helvâ-yı kettân ve helvâ-yı gâzîler ve arşın helvâsın şehir oğlancıkları gördükde akılları gidüp ağızlarından salyarları akar ve ter ü tâze beyâz halkaçini mahbûb dostlar görünce bir gayrı vâkı‘a görürler. Hâsıl-ı kelâm dükkânların zülbiyyât ve katr-ı nebât-ı hamavîler ve yetmiş elvân helvâlar ile dükkânların zeyn edüp seyrâncılar üzre helvâ nisâr edüp şakalar ederek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 173b ·
metinde göster ·
… da ve Cübbe Alî'de ve Unkapanı'nda ve Yenikapu balık bâzârında ve Kumkapu'da ve
Samadya'da ve
Nârlıkapu'da ve Pîripaşa'da ve Hâsköy'de ve Kâsımpaşa'da ve niçe yüzü Galata'da …
Esnâf-ı balıkcıyân-ı satıcıyân: Dükkân cümle 2000, neferât 3000, bunlar balık avlayıcı değillerdir, satıcı kavvâflardır. Dükkânları Balat'ta ve Fenerkapusu'nda ve Ayakapusu'nda ve Cübbe Alî'de ve Unkapanı'nda ve Yenikapu balık bâzârında ve Kumkapu'da ve Samadya'da ve Nârlıkapu'da ve Pîripaşa'da ve Hâsköy'de ve Kâsımpaşa'da ve niçe yüzü Galata'da ve Tophâne'de ve Beşiktaş'da ve tâ Boğaz'a varınca deryânın iki tarafında ve Üsküdar'da ve'l-hâsıl meyhâne olan yerlerde elbette balık bâzârları mukarrerdir, zîrâ ta‘âm-ı tarabdır. Bir Bekrî bürâder, bir balık başıyla bir gün meze ve nukl eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 174b ·
metinde göster ·
… r satıcıların dükkânları Tahta'l-kal‘a'da ve Karaman'da bî-hisâbdır. Rûmeli'nde
Samakov'da ve
Eğridir'de ve Pirlepe'de demir ma‘denlerinde şerîkleri olup ankâ bâzergânlardır …
Ehl-i tâcir, âhen-fürûht: Dükkân 300, neferât 605, pîrleri (---) Selmân-ı Pâk perverdesidir. Kabri Habeş'dedir. Bu demir satıcıların dükkânları Tahta'l-kal‘a'da ve Karaman'da bî-hisâbdır. Rûmeli'nde Samakov'da ve Eğridir'de ve Pirlepe'de demir ma‘denlerinde şerîkleri olup ankâ bâzergânlardır. Bunlar dükkânların arabalar üzre çubuk demirler ile çâr-kûşe Alman çelikleriyle yükledüp kendüleri dahi müsellah u mükemmel ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 185a ·
metinde göster ·
İslâmbol'un cânib-i erba‘asında meyhâneler çokdur, ammâ vefret üzre olanlar
Samadyakapusu'nda ve
Kumkapu'da ve Yeni Balıkbâzârı'nda ve Unkapanı'nda ve Cibâlikapusu'nda ve Ayaka …
İslâmbol'un cânib-i erba‘asında meyhâneler çokdur, ammâ vefret üzre olanlar Samadyakapusu'nda ve Kumkapu'da ve Yeni Balıkbâzârı'nda ve Unkapanı'nda ve Cibâlikapusu'nda ve Ayakapusu'nda ve Fenerkapusu'nda ve Balatkapusu'nda ve karşıda Hâsköy'de ve Galata demek meyhâne demekdir kim Allâhümme âfinâ gûyâ Malta ve Alakorna kâfiristânıdır, andan tâ Karadeniz Boğazı'na varınca elbette her rabtada meyhâne mukarrerdir, ammâ Ortaköy ve Kuruçeşme ve Arnavudköyü ve Yeniköy ve Tarabya ve Büyükdere ve Anatolu tarafında Kuzguncuk'da ve Çengelköyü'nde ve Üsküdar'da ve Kadıköy'de cümle bu zikr olunan şehirlerde tabaka tabaka beşer altışar kat meyhânelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 213b ·
metinde göster ·
akmişe-i fâhireler giyüp kâr ederler. Ulemâ ve sulehâsı yine çuka ferâce ve bog …
Evsâf-ı ahâlî-i libâs [u] lisân: A‘yânları çuka sammur ve akmişe-i fâhireler giyüp kâr ederler. Ulemâ ve sulehâsı yine çuka ferâce ve bogasi haftân giyerler, dahi ednâsı ehl-i hıref olup abâ-kabâ ve bogasi hil‘at giyüp kâr u kesb ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 287b ·
metinde göster ·
… iye-i Selsel ve nâhiye-i Perkân ve nâhiye-i Penâk ve nâhiye-i Kümle ve nâhiye-i
Samarga ve
kal‘a-i Ahâr altında meks olunup üç gün üç gicede cümle âsî olan Gürcî ve Mikri …
Nâhiye-i Pernâk ve nâhiye-i Selsel ve nâhiye-i Perkân ve nâhiye-i Penâk ve nâhiye-i Kümle ve nâhiye-i Samarga ve kal‘a-i Ahâr altında meks olunup üç gün üç gicede cümle âsî olan Gürcî ve Mikrilistân nevâhîleri nehb u gâret olup kal‘a-i Ahâr itâ‘at etdi, be-dest-i Sefer Paşa. Bir püşte üzre bir küçük kal‘a-i müdevverdir. Enûşirvân oğlu Hürmüz-i tâcdâr binâsı imiş. Hûrde topları var ammâ ahâlîsi cengâver değildir. Lâkin hırsızlıkda semâ meleğinden per, felekden nücûm-ı fer serîka etmeğe kâdir Gürcî kavmidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 332a ·
metinde göster ·
… bir menzil Zeytun kazâsıdır. Ve cânib-i şimâlinde Karadeniz sâhilinde iskelesi
Samsun ve
Sinop'dur, ara yatıdır, ve's-selâm.
Ve bu Lâdik'in cenûbunda Amasiyye sekiz sâ‘atdir. Ve cânib-i şarkîsinde Nîkhisâr ara yatıdır. Ve Kavakili kazası bir menzildir. Ve cânib-i garbîde Köprü şehri ara yatıdır. Ve cânib-i garbîsinde bir menzil Zeytun kazâsıdır. Ve cânib-i şimâlinde Karadeniz sâhilinde iskelesi Samsun ve Sinop'dur, ara yatıdır, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 346a ·
metinde göster ·
… [u] hevâsı ve mahsûlü latîf Sofya'nın Vitoş yaylasıdır kim diyâr-ı Rûm'da kûh-ı
Samur ve
kûh-ı Alaman'dan sonra bu kûh-ı Vitoş ibret-nümâdır kim Tûfân-ı Nûh'dan berü ya …
Ammâ bu zikr olunan (---) aded yaylalardan âb [u] hevâsı ve mahsûlü latîf Sofya'nın Vitoş yaylasıdır kim diyâr-ı Rûm'da kûh-ı Samur ve kûh-ı Alaman'dan sonra bu kûh-ı Vitoş ibret-nümâdır kim Tûfân-ı Nûh'dan berü yah-pâre vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 143a ·
metinde göster ·
… al‘a-i Merkısa ve kal‘a-i Rusâfe ve kal‘a-i Rıkka ve kal‘a-i Harrân ve kasaba-i
Samsad ve
kal‘a-i Ruha ve kal‘a-i Rûm ve kal‘a-i Birecik, bu mezkûr kılâ‘lar cümle Cezîre …
Evvelâ kal‘a-i Diyârbekir ve kal‘a-i Eğîl ve kal‘a-i Erganî ve kal‘a-i Harput ve kal‘a-i Pertek ve kal‘a-i Sağman ve kal‘a-i Çemişgezek ve kal‘a-i Çapakçur ve kal‘a-i Genç ve kal‘a-i Atak ve kasaba-i Cıska ve kal‘a-i Kulp ve kal‘a-i Tercil ve kal‘a-i Mihrani ve şehr-i harâb Muş. Bu zikr olunan kılâ‘lar Dicle cezîresinin şimâli tarafındadır, ammâ kal‘a-i Palu nehr-i Murâd'ın hâricindedir. Kal‘a-i Malatıyye dahi hâric-i Cezîre'dedir. Andan kal‘a-i Çermik ve kasaba-i Abdî ve kasaba-i Çüngüş ve kal‘a-i Simyât ve kal‘a-i Sînn-i Ruha ve kal‘a-i Rahbe ve kal‘a-i Siverek ve kal‘a-i Haddîse ve kal‘a-i Hadde ve kal‘a-i Dir ve kal‘a-i Ane ve kal‘a-i Selme ve kal‘a-i Merkısa ve kal‘a-i Rusâfe ve kal‘a-i Rıkka ve kal‘a-i Harrân ve kasaba-i Samsad ve kal‘a-i Ruha ve kal‘a-i Rûm ve kal‘a-i Birecik, bu mezkûr kılâ‘lar cümle Cezîre-i Dicle'de hâk-i arz-ı Mukaddes'de vâki‘ olmuşdur. Andan kal‘a-i Mardin ve kal‘a-i Hasankeyfâ ve kal‘a-i Hasdepe ve kal‘a-i Sincâr ve kal‘a-i Tilhovar ve kal‘a-i Musul ve kal‘a-i Nasîbîn, ammâ kal‘a-i Cizre ve 210a(ve) kal‘a-i İmâdiyye ve kal‘a-i Akra nehr-i Şatt'ın cânib-i şarkında olup Dicle Cezîresi'nden hâric olmuş olur, ammâ Hazret-i Alî ile Hazret-i Âyişe-i Sıddîka'nın Sıffîyn cengi etdikleri sahrâda ve Furât kenârında olan Ca‘ber kal‘ası nehr-i Furât'ın cânib-i şarkîsinde olmağile Cezîre-i Dicle'de vâki‘ olmuşdur. Ve kal‘a-i Hizân ve kal‘a-i Mâkisîn ve kal‘a-i Tîl-i Cezîre ve kal‘a-i Kefirsusa ve kal‘a-i Beledü'l-hatîb ve şeh-i Hızır ammâ kal‘a-i Tikrit hâricdir, kal‘a-i Haddîse direst-i Dicle cezîresinin ta vasatındadır ve kal‘a-i Kuka (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 209b–210a ·
metinde göster ·
… Tuna'dan geldiği muhakkakdır kim Çelebi Sultân Mehemmed, Tuna Demirkapusu'ndan
saman ve
kömür döküp bu Yenehisâr'dan ve Devne değirmenlerinden kömür akmışdır. Anıniçün …
Kostantin tekrûru binâsıdır. Kal‘ası bir yalçın kaya üzre şekl-i muhammes şeddadî bir küçük kal‘adır. İçinde âbâdânı yokdur. Sene 769 târîhinde Sultân Murâd-ı Evvel, ya‘nî Gâzî Hudâvendigâr Rûm keferesi elinden cebren ve kahren feth edüp ol zamândan berü kal‘ası harâb-âbâddır. Kal‘asının kayalarından bir âb-ı hayât kaynak suyu çıkar kim gûyâ şarâb-ı kevserdir. Tuna'dan geldiği muhakkakdır kim Çelebi Sultân Mehemmed, Tuna Demirkapusu'ndan saman ve kömür döküp bu Yenehisâr'dan ve Devne değirmenlerinden kömür akmışdır. Anıniçün bu kasabaya Bunarhisâr dahi derler. Câmi‘i ve bir küçük hammâmı ve mesâcidleri ve mükellef müte‘addid hânları ve birkaç dükkânları ve bâğları ve bâğçeleri vardır. Kırkkilise sancağı hükmünde (---)(---) niyâbetdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 27b ·
metinde göster ·
… de Yergöğü kal‘asın Eflâk hâkinde binâ ederken nehr-i Tuna'nın Demirkapusu'ndan
saman ve
kömür döküp bu Devne değirmenlerinden ve Yenehisâr'dan ve Çekmece göllerinden s …
Menzil-i Devne Değirmenleri: Bir dereli ve depeli yerlerde bî-hisâb değirmenlerdir kim biri birinden suları cereyân edüp âsiyâblardır. Cemî‘i Dobruca ve Deliorman halkı bu değirmenlere muhtâclardır ve her bir değirmen birer ze‘âmetden yahşıdır. Cemî‘i a‘yân-ı vilâyetin ve nısf paşazâdelerin Devne değirmenleri vardır. Sayf [u] şitâda âb-ı hayât suyu cârîdir. Hattâ Çelebi Sultân Mehemmed ibn Yıldırım Hân Ruscuk mukâbelesinde Yergöğü kal‘asın Eflâk hâkinde binâ ederken nehr-i Tuna'nın Demirkapusu'ndan saman ve kömür döküp bu Devne değirmenlerinden ve Yenehisâr'dan ve Çekmece göllerinden saman ve kömür çıkdığı müsbetdir. Anıniçün bu Devne değirmenlerinin suyu dâ’imdir. Bu Devne fezâsında Melek Paşa efendimizle meks edüp ale's-sabâh huzûr-ı paşada edâ-yı salât-ı fecri tamâm edüp hakîr Yâsin-i şerîfi tilâvet etdikden sonra,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 29a ·
metinde göster ·
… e kömür döküp bu Devne değirmenlerinden ve Yenehisâr'dan ve Çekmece göllerinden
saman ve
kömür çıkdığı müsbetdir. Anıniçün bu Devne değirmenlerinin suyu dâ’imdir. Bu De …
Menzil-i Devne Değirmenleri: Bir dereli ve depeli yerlerde bî-hisâb değirmenlerdir kim biri birinden suları cereyân edüp âsiyâblardır. Cemî‘i Dobruca ve Deliorman halkı bu değirmenlere muhtâclardır ve her bir değirmen birer ze‘âmetden yahşıdır. Cemî‘i a‘yân-ı vilâyetin ve nısf paşazâdelerin Devne değirmenleri vardır. Sayf [u] şitâda âb-ı hayât suyu cârîdir. Hattâ Çelebi Sultân Mehemmed ibn Yıldırım Hân Ruscuk mukâbelesinde Yergöğü kal‘asın Eflâk hâkinde binâ ederken nehr-i Tuna'nın Demirkapusu'ndan saman ve kömür döküp bu Devne değirmenlerinden ve Yenehisâr'dan ve Çekmece göllerinden saman ve kömür çıkdığı müsbetdir. Anıniçün bu Devne değirmenlerinin suyu dâ’imdir. Bu Devne fezâsında Melek Paşa efendimizle meks edüp ale's-sabâh huzûr-ı paşada edâ-yı salât-ı fecri tamâm edüp hakîr Yâsin-i şerîfi tilâvet etdikden sonra,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 29a ·
metinde göster ·
… ne hareket edüp müşkil-küşâlik etmek içün re‘âyâ vü berâyâya bu kadar bin çuval
saman ve
talaş ve halaş ve kömür gönderüp Bunarhisâr'a ve Çekmecelere ulaklar gönderüp b …
Hattâ Tuna'nın taşışına bu gârlardan "Tuna suları gibi bulanık sular Bınarhisâr'da ve Yenehisâr'[da] akar" deyü Çelebi Sultân Mehemmed'e bu Demirkapu ahvâllerin umûr-dîde ve kâr-âzmûde pîr-i fânîler bu gûne hikâyât u rivâyât u dirâyât etdiklerinde hemân Sultân Mehemmed-i âkıl âkılâne hareket edüp müşkil-küşâlik etmek içün re‘âyâ vü berâyâya bu kadar bin çuval saman ve talaş ve halaş ve kömür gönderüp Bunarhisâr'a ve Çekmecelere ulaklar gönderüp beri tarafda bu kadar bin çuval saman ve kömürü Demirkapu'dan duhûl eden nehr-i Tuna'ya döküp üç gün iki gecede Duna ve Bınarhisâr ve Yenehisâr ve Çekmece halîclerinden kömür ve saman cereyân etmeğe başlayup Mehemmed Hân-ı Evvel'e haberler gelüp andan ma‘lûm-ı sa‘âdetleri olur kim Çekmeceler ve Bınarhisâr ve Duna suları nehr-i Tuna'dandır deyü evkâfnâmelerinde musarrahdır, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 42b ·
metinde göster ·
… üp Bunarhisâr'a ve Çekmecelere ulaklar gönderüp beri tarafda bu kadar bin çuval
saman ve
kömürü Demirkapu'dan duhûl eden nehr-i Tuna'ya döküp üç gün iki gecede Duna ve …
Hattâ Tuna'nın taşışına bu gârlardan "Tuna suları gibi bulanık sular Bınarhisâr'da ve Yenehisâr'[da] akar" deyü Çelebi Sultân Mehemmed'e bu Demirkapu ahvâllerin umûr-dîde ve kâr-âzmûde pîr-i fânîler bu gûne hikâyât u rivâyât u dirâyât etdiklerinde hemân Sultân Mehemmed-i âkıl âkılâne hareket edüp müşkil-küşâlik etmek içün re‘âyâ vü berâyâya bu kadar bin çuval saman ve talaş ve halaş ve kömür gönderüp Bunarhisâr'a ve Çekmecelere ulaklar gönderüp beri tarafda bu kadar bin çuval saman ve kömürü Demirkapu'dan duhûl eden nehr-i Tuna'ya döküp üç gün iki gecede Duna ve Bınarhisâr ve Yenehisâr ve Çekmece halîclerinden kömür ve saman cereyân etmeğe başlayup Mehemmed Hân-ı Evvel'e haberler gelüp andan ma‘lûm-ı sa‘âdetleri olur kim Çekmeceler ve Bınarhisâr ve Duna suları nehr-i Tuna'dandır deyü evkâfnâmelerinde musarrahdır, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 42b ·
metinde göster ·
… th ola, âmîn ve yâ Mu‘în. Cümle eyâlet-i Bosna askeri ve on oda yeniçeriler ile
samsoncubaşı ve
sol bölükden aşağı bölük ağası ve beş oda cebeciler ağası Ahmed Kethudâ ve beş …
Ba‘dehu yine mâh-ı Rebî‘ulevvel'in ikinci günü Köse Ali Paşa Leve kal‘ası üzre serdâr-ı mu‘azzam oldu. Kal‘a-i Varat anın eliyle feth oldu. Leve kal‘ası dahi bunun eliyle feth ola, âmîn ve yâ Mu‘în. Cümle eyâlet-i Bosna askeri ve on oda yeniçeriler ile samsoncubaşı ve sol bölükden aşağı bölük ağası ve beş oda cebeciler ağası Ahmed Kethudâ ve beş oda topçular ile altı aded balyemez ve yigirmi bin aded Tatar kâfire amân vermez askeriyle cümle otuz bin aded leşker-i müslimîn olup Serdâr Ali Paşa hil‘at-i pâdişâhîler geyüp Leve gazâsına teveccüh edüp revâne oldular. Cenâb-ı Fettâh-ı Kerîm kerem edüp suhûletle kal‘a-i Leve feth [ü] fütûh ola, âmîn, bi-hurmeti seyyidi'l-mürselîn.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 122a ·
metinde göster ·
… n ve biber ve unumuz ve buğdayımız ve sâ’ir zahâ’irlerimizden mâ‘adâ atlarımıza
saman ve
odun ve arpa getirmeği der-uhde edüp hakîre bir at ve bir seyishâne pîşkeş verü …
Bu şehr-i Pojagacığı tamâm seyr [ü] temâşâ edüp mahkeme-i şer‘a varup kışla emirlerimizi kadı efendiye kırâ’at etdirüp sicill-i şer‘-i Resûl-i mübîne emr-i şerîfimiz kayd olunup a‘yân-ı vilâyet kışla köyümüzün zahîre bahâsıyçün ve ücret-i kadem-i şer‘îmiz içün hakîre üç yüz aded Sivilye guruş ve on aded hüddâmlarıma yigirmişer guruş verüp her ay başında onar araba pirincimiz ve bal ve yağ ve şem‘-i aselimiz ve darçın ve biber ve unumuz ve buğdayımız ve sâ’ir zahâ’irlerimizden mâ‘adâ atlarımıza saman ve odun ve arpa getirmeği der-uhde edüp hakîre bir at ve bir seyishâne pîşkeş verüp yine atları ehl-i kurâya emânet verüp ba‘dehu cümle ehl-i beled ile ve a‘yân-ı Pojagacık ile vedâlaşup kışla köyümüzden yarar kulağızlar alup gayri yollar ile sayd [u] şikâr ederek ve niçe kılâ‘ u kasabâtları temâşâ ederek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI mük. 137b ·
metinde göster ·
Yedi yıldır bir Tatar yiğidin sihr ile hımâr edüp bir köşe-i küncde durup 82a
saman ve
otluk yer. Ekmek dahi verseler yer, dâ’imâ benî âdem ile ihtilât etmeyüp ağzınd …
Yedi yıldır bir Tatar yiğidin sihr ile hımâr edüp bir köşe-i küncde durup 82a saman ve otluk yer. Ekmek dahi verseler yer, dâ’imâ benî âdem ile ihtilât etmeyüp ağzından salyarı akup âdeme aları aları bakup şeb [ü] rûz summün bükmün durur. Kâhîce hâtırına vatan-ı aslîsi gelüp eşek gibi segâh makâmında Acem kerrenâyı gibi anırdıkda sadâsın istimâ‘ eden âdemlerin zehresi çâk olur. Hakîrin dahi ciğeri hûn olup Hudâ halâs ede demeden gayri çâremiz olmadı, ammâ yine ne kâra koşsalar işler, ammâ nutuk yokdur. Bir mahbûb mirza yiğitdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 81b–82a ·
metinde göster ·
bozahâneleri vardır, ammâ bâğ u bâğçeleri yokdur. Lâkin müşebbek bostânları gây …
Ve kal‘a hâricinde birkaç azbar samanlıkları ve bozahâneleri vardır, ammâ bâğ u bâğçeleri yokdur. Lâkin müşebbek bostânları gâyet çokdur. Ve kavunu ve karpuzu ve darısı memdûh olduğundan Tatar bozası meşhûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 110a ·
metinde göster ·
… taşrada bir küçük hammâmı ve yigirmi otuz kadar bozacı dükkânları ve saz örtülü
samanlıkları ve
buz koyacak poyataları var, dahi henüz amâr olmada bir kal‘adır. (---)(---) (- …
Ammâ bu kal‘anın taşra hisârında henüz binâ olunmuş müfîd [ü] muhtasar yetmiş seksen kadar dükkâncıkları vardır ve henüz bir hân binâ olunuyor ve taşrada bir küçük hammâmı ve yigirmi otuz kadar bozacı dükkânları ve saz örtülü samanlıkları ve buz koyacak poyataları var, dahi henüz amâr olmada bir kal‘adır. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 111a ·
metinde göster ·
… . Aslâ arpa vermezler, ammâ sefere at bağladıkları zamân kırk elli gün atlarına
saman ve
otluk vermeyüp şeb [ü] rûz at başlarından arpa ile dolu torbaları eksik değildi …
Garâ’ib bunda kim atlarının yemi ve yiyecekleri ve tîmârları yokdur. Hemân atdan endikleri gibi atların sahrâlara bir oğlanları ile salıverirler. Anlar birkaç kerre yuvarlanup avnar ve oynaşup otlamağa başlar. Eğer kış seferi ise atları karı eşüp altında olan otları, ya‘nî kurumuş bıldırdan kalan otları kar altlarında bulup yerler. Aslâ arpa vermezler, ammâ sefere at bağladıkları zamân kırk elli gün atlarına saman ve otluk vermeyüp şeb [ü] rûz at başlarından arpa ile dolu torbaları eksik değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 125b ·
metinde göster ·
… p üzerlerimize at bırağınca hemân Palu nâm kelbin boğazından haltasın alup Hüna
samson ve
Çakır nâm samson bir kerre bu atlı Tatarlara arslan gibi hamle edince Tatarlar …
Hemân ol ân yedi aded Tatar-ı Noğay-ı bed-rây ellerinde dal-tîğ uryân olup üzerlerimize at bırağınca hemân Palu nâm kelbin boğazından haltasın alup Hüna samson ve Çakır nâm samson bir kerre bu atlı Tatarlara arslan gibi hamle edince Tatarlar bizim üstümüze gelmeğe rehâ bulamayup biz dahi atlara süvâr olup kol tüfengleriyle Tatarlar üzre varup "Bire oş Palu, kış kış" deyü köpekleri kışkır[d]ınca azamet-i Hudâ hemân Palu kelb ve Hüna ve Çakır ve Şakı ve Cünbî nâm zağarlar dahi Tatarın atlarına sarılup Tatarları atları yere urup ân-ı vâhidde üç aded Tatarları köpekler pâre pâre ve rîze rîze [edüp] yedi Tatarın dördü firâr ederken gece olmak ile anlar da atlarından tekerlenüp ser-nigûn olup Hindî Baba Mansûr ileri varup piyâde olan Tatarların birini teberiyle pâre pâre edüp bizler dahi öbürlerine yetişüp gulâmlar anları dahi temizleyüp dördünün dahi atların şikâr alup atların köpekler yeyüp pâre pâre edüp bırakdılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 182a ·
metinde göster ·
Hikmet-i Hudâ bu mahalde yine hüddâmlar ve refîkler ve
samson ve
tazı ve zağarlarımla şikâra gezerken bir yaban atına râst geldik, ammâ gûyâ fîl …
Hikmet-i Hudâ bu mahalde yine hüddâmlar ve refîkler ve samson ve tazı ve zağarlarımla şikâra gezerken bir yaban atına râst geldik, ammâ gûyâ fîl-i mahmûdî gibi cüssedâr ve semîn esb-i beyâbânî idi. Refîklerim ile bu ata on yedi ok ve yedi sekiz kurşum urduk. Aslâ fâ’ide etmeyüp yine kaçardı, ammâ gide gide zahmlar bunu alup cüst ü çâpıklık etmez oldu. Hele gulâmımın biri dahi bu atın kızılca koltuğunda kolan yerine bir çatal kurşum urunca bir iki kerre dizleri üzre gelüp kalkarken hakîr bu atı yine sinirleyüp refîkler ile boğazlayup pâre pâre hissemend olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 189b ·
metinde göster ·
… e gidüp Demirhisâr nehrin ağaç cisr-i azîmden geçüp bu nehir tâ şimâl cânibinde
Samakov ve
İştib ve Köstendil dağlarından ve Koçana ve Dobniçse kasabası bellerinden cem‘ …
Ale's-sabâh şehr-i Siroz'da cümle ahbâb ile vedâ‘laşup cânib-i cenûba sahrâ-yı Siroz içre gidüp Demirhisâr nehrin ağaç cisr-i azîmden geçüp bu nehir tâ şimâl cânibinde Samakov ve İştib ve Köstendil dağlarından ve Koçana ve Dobniçse kasabası bellerinden cem‘ olup niçe yüz aded kurâlara ve niçe kasabâtlara uğrayup bu Siroz sahrâlarından ubûr edüp cenûb tarafından cânib-i şarka cereyân ederek Akdeniz'e Beşikler kasabaları kurbunda mahlût olur, ammâ ol mahalde bu nehri gemilerle ubûr ederler. El-hâsıl bu Siroz sahrâsında hakîr-i pür-taksîr üç yerden ağaç cisrler ile sular geçüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 222b ·
metinde göster ·
… ana muttasıl zümre-i yeniçeriyândan Zağarcıbaşı Zülfikâr Ağa ve turnacıbaşı ve
samsoncubaşı ve
tebdîl olan Haseki Hasan Ağa ve seksen bir cemâ‘at ve elli bir cemâ‘at el-hâsıl …
Ve ana muttasıl zümre-i yeniçeriyândan Zağarcıbaşı Zülfikâr Ağa ve turnacıbaşı ve samsoncubaşı ve tebdîl olan Haseki Hasan Ağa ve seksen bir cemâ‘at ve elli bir cemâ‘at el-hâsıl yigirmi aded odalar ile zümre-i yeniçeriyân ve cümle beş oda ile cebeciyân ve cümle beş oda ile topçuyân ve cümle bir oda ile kumbaracıyân, altı bölük sipâhiyândan cümle altı bin aded serdengeçdi sipâhân, cümle bu İbrâhîm Paşa kolunda Anatolu sipâhîleriyle berâber meterise girilmiş idi. Ammâ hakkâ ki bu tarz [u] tavr üzre bir vezîr böyle meterise girmemiş idi, zîrâ zağarcıbaşı olan Zülfikâr Ağa, Gâzî Hüseyin Paşa asrından berü meteris ilminde ve asâkir-i İslâmı çeküp çevirmede tekmîl-i fünûn edüp bu Göllük tarafında ale't-tertîb meterisler etmişdir kim ta‘bîr ü tavsîf olunmaz. Cümle kırk pâre balyemez topları, cümle yedi yüz yetmiş aded meteris yolları aralarındaki balyemez toplar Göllük tarafın berbâd ederlerdi. (---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 291a ·
metinde göster ·
… ve Kamberî âhûrlu ve gâvân ve câmûsân ve bağalân ve çemenderân âhûrlu âhûrlu ve
saman ve
şa‘îr ve sâ’ir levâzımât mahâzinler ile ârâste olmuş âsâr-ı binâlardır.
Dîvârlı pâdişâhâne sarây-ı azîm misâlli kasr-ı gûnâ-gûnlu ve şâhnişîn ve kâ‘alı ve matbah-ı Keykâvuslu ve niçe kilâr hücreli ve gûnâ-gûn meydân-ı müzeyyenli ve mihmânhâneli ve müte‘addid ıstabl-ı anteri ve Kamberî âhûrlu ve gâvân ve câmûsân ve bağalân ve çemenderân âhûrlu âhûrlu ve saman ve şa‘îr ve sâ’ir levâzımât mahâzinler ile ârâste olmuş âsâr-ı binâlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 378a ·
metinde göster ·
… başında deryâ içre kaynayup çıkar. Selef pâdişâhları sahrâda gâyib olan sulara
saman ve
kömür döküp bu liman kaynaklarından hurûc edüp çıkdığı muhakkakdır.
Ve iki yüzden mütecâviz çeşmeleri var. Cümle suyu nehr-i Düden'den gelür. Nehr-i Düden bu şehrin yıldız ile şark mâbeyninde Donanma ta‘bîr etdikleri yollardan gelüp tâ Düden dağlarından tulû‘ edüp bu şehre gelince birkaç kol olmuşdur. Bir kolun selef pâdişâhları yalçın kayaları ve sa‘b yolları kesüp Adalya kal‘asına getirmişler. Bir kaç kolu dahi Manavgat nâhiyesine giderken taş binâ cisirler ile ubûr olunup ol mahalde deryâya mahlût olur. Ve bir kolu dahi Adalya kurbunda kayalar mâbeyninde gâyib olup Adalya kal‘asının limanı kenârlarında leb-i deryâda azîm kaynaklar vardır. Ve ba‘zı kaynakları iskele başında deryâ içre kaynayup çıkar. Selef pâdişâhları sahrâda gâyib olan sulara saman ve kömür döküp bu liman kaynaklarından hurûc edüp çıkdığı muhakkakdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y136a ·
metinde göster ·
… leri var. Fukarâsı alaca abâ ve çuka ferrâce ve beyâz sof geyerler. Ve ağniyâsı
sammûr ve
elvân çuka ve helâlî sof geyerler. Ve nisvân tâ’ifesi gâyet mü’eddebedirler. Al …
Ve hevâsının letâfetinden halkının reng-i rûyları humret üzredir. Ve gâyet garîb-dost Q 96aP 96a ehl-i zevk ehl-i tarîk ve ehl-i hâl âdemleri var. Fukarâsı alaca abâ ve çuka ferrâce ve beyâz sof geyerler. Ve ağniyâsı sammûr ve elvân çuka ve helâlî sof geyerler. Ve nisvân tâ’ifesi gâyet mü’eddebedirler. Altun ve gümüş takye geyüp üstlerine beyâz car bürünürler. Ve ayaklarına cümle çizme geyüp reftâr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y225a ·
metinde göster ·
… î ve Mevlevî ve Veledî ve Uşşâkî ve Fenâyî ve Yemenî ve Bektaşî ve Kalenderî ve
Samûdî ve
Bayramî ve Hamzavî ve İdrîsî ve Ömer Rûşenî ve İbrâhîm-i Gülşenî ve Sinânî ve Z …
Andan tarîk-ı İmâm-ı A‘zamî, cümle tarîklere sirâc olmuşdur. Andan tarîk-ı Şâfi‘î, andan tarîk-ı Mâlikî, andan tarîk-ı Hanbelî ve Kâdirî ve Sa‘dî ve Bedevî ve Rufâ‘î ve Râ‘î ve Dessûkî ve Burhânî ve Vâhidî ve Yesevî ve Kümeylî ve Abbâsî ve Edhemî ve Bekrî ve Sâdâtî ve Veysî ve Alevî ve Haydarî ve Şemsî ve Mevlevî ve Veledî ve Uşşâkî ve Fenâyî ve Yemenî ve Bektaşî ve Kalenderî ve Samûdî ve Bayramî ve Hamzavî ve İdrîsî ve Ömer Rûşenî ve İbrâhîm-i Gülşenî ve Sinânî ve Zeyniyye ve Ni‘metullâhî ve Nûrbahşî ve Mutâvi‘î ve Şenâvî Şennâyî Şenâyî ve Su‘ûdî ve Leysî ve Fârızî ve Hâmûşî ve'l-hâsıl cümle üç yüz altmış tarîkden mâ‘adâ niçe bin tarîk meşâyihleri vardır kim ser-tâc-ı Resûlü's-Sakaleyn hadîs-i şerîfinde buyururlar kim, hadîs:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y108a ·
metinde göster ·
… an on beş hırefin iki yüz elli dükkânları vardır. Bunlar tezek yakmazlar, bakla
samanı ve
leblebi kabuğu ve bıçkıcı talaşı ve bu gûne şeyler yakup bu fatîrleri bişirirle …
Bu zikr olunan on beş hırefin iki yüz elli dükkânları vardır. Bunlar tezek yakmazlar, bakla samanı ve leblebi kabuğu ve bıçkıcı talaşı ve bu gûne şeyler yakup bu fatîrleri bişirirler. Ve cümle furunda cebr ü noksân iki bin âdemdir. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y169b ·
metinde göster ·
Bunlardan sonra tarîk-ı Vâhidî ve Hamzavî ve Bayramî ve
Samûdî ve
Uşşâkî ve Mevlevî ve şemsî ve Veledî ve Alevî ve Veysî ve Sâdâtî ve Bekrî ve Ed …
Bunlardan sonra tarîk-ı Vâhidî ve Hamzavî ve Bayramî ve Samûdî ve Uşşâkî ve Mevlevî ve şemsî ve Veledî ve Alevî ve Veysî ve Sâdâtî ve Bekrî ve Edhemî ve Abâyî ve Abbâsî ve Yesevî ve Burhânî ve Dessûkî: bunlar cümle niçe bin fukarâlar alemlerin kaldırup Y 202a tarîk tarîk meşâyihleri atlar üzre cânib-i erba‘ası alemler ile zeyn olup gûnâ-gûn tevhîd-i sultânî ederek def [ü] kudümlerin çalarak eyle tevhîd ederler kim sadâ-yı hû'dan Mısır içi mâl-â-mâl olur. Bu tarîk içre Dessûkî ve Burhânî fukarâsından çok yokdur. Beyâz ve neftî sancakları ve şukka-i alemleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y201b–Y202a ·
metinde göster ·
kömür döküp Q 348bP 342b altı sâ‘atde saman ve kömür bahr-i Yûsuf'a gelüp …
Ve Elvâhât vilâyetinin cemî‘i uyûnları tahte'l-arzdan bu buhayreye gelüp mahlût olur derler. Hattâ Sultân Muhammed-i Ekrâd bu Elvâhât uyûnları buhayre-i Yûsuf'a munsab olduğun istimâ‘ edüp Elvâh'da gâyib olan nehre saman ve kömür döküp Q 348bP 342b altı sâ‘atde saman ve kömür bahr-i Yûsuf'a gelüp mahlût olduğu Usûlü'l-bihâr nâmında bir tevârîhde merkûmdur. Böyle âb-ı zülâller mahlût olurken bahr-i Yûsuf zakkûm-vâr acıdır. Ammâ mâhîleri gâyetü'l-gâye lezîzdir ve aslâ balık râyihası yok bir mukavvî semekelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·
… p Elvâh'da gâyib olan nehre saman ve kömür döküp Q 348bP 342b altı sâ‘atde
saman ve
kömür bahr-i Yûsuf'a gelüp mahlût olduğu Usûlü'l-bihâr nâmında bir tevârîhde me …
Ve Elvâhât vilâyetinin cemî‘i uyûnları tahte'l-arzdan bu buhayreye gelüp mahlût olur derler. Hattâ Sultân Muhammed-i Ekrâd bu Elvâhât uyûnları buhayre-i Yûsuf'a munsab olduğun istimâ‘ edüp Elvâh'da gâyib olan nehre saman ve kömür döküp Q 348bP 342b altı sâ‘atde saman ve kömür bahr-i Yûsuf'a gelüp mahlût olduğu Usûlü'l-bihâr nâmında bir tevârîhde merkûmdur. Böyle âb-ı zülâller mahlût olurken bahr-i Yûsuf zakkûm-vâr acıdır. Ammâ mâhîleri gâyetü'l-gâye lezîzdir ve aslâ balık râyihası yok bir mukavvî semekelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·