… emme kelimât etmeğe isti‘dâdım vardır, ammâ bu Kalmık lisânları kadar müşkil ve
samson kelbi
gibi güm güm sadâlı harf-i lâmı ve harf-i mîmi ve harf-i hâsı ve harf-i nûnu ço …
Hakîr bu elli bir yıl seyâhatde on sekiz aded sikke ve hutbe sâhibi pâdişâhlık yerleri ekâlîm-i seb‘ada geşt [ü] güzâr edüp yüz kırk yedi aded lisân cem‘ edüp kuvvet-i hâfızamız sebebiyle her lisândan birer şemme kelimât etmeğe isti‘dâdım vardır, ammâ bu Kalmık lisânları kadar müşkil ve samson kelbi gibi güm güm sadâlı harf-i lâmı ve harf-i mîmi ve harf-i hâsı ve harf-i nûnu çok lisân-ı mehîb istimâ‘ etmedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 179b ·
metinde göster ·
… l-hâl [ve] bî-dermân etmeyüp bu Maskov vilâyetlerinde sıhhat [ü] selâmet ile bu
samson kelblerimle
beni sayd [u] şikârda gezdirirken sad kez sana şükr olsun" deyü gönül yoluyla â …
Bu on tokuz pâre vilâyetleri sıhhat ü selâmetle seyâhat etdirdin. Bin bin sana hamd [ü] senâ kim bu kadar kâfiristânda beni bir ân müşevveşü'l-hâl [ve] bî-dermân etmeyüp bu Maskov vilâyetlerinde sıhhat [ü] selâmet ile bu samson kelblerimle beni sayd [u] şikârda gezdirirken sad kez sana şükr olsun" deyü gönül yoluyla âlem ağyârdan bî-haber bükâ-âlûd olup minnet-i Hudâ edüp bir cânibe teveccüh etdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 181b ·
metinde göster ·
her biri birer arslan-ı Bağdâd'a benzer idi. Hadd-i zâtında bin elli bir târîhi …
Ammâ samson kelblerimin her biri birer arslan-ı Bağdâd'a benzer idi. Hadd-i zâtında bin elli bir târîhinden elli dörd târîhine varınca Leh ve Çeh ve Krakov kâfiristânlar bu kadar seyâhat ve sefer etdik, eyle kelbleri bir diyârda görmedim. Sübû‘-ı şehr-i Vâsıt'a benz[er] idi. Hattâ niçe muta‘assıb kimesneler,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 181b ·
metinde göster ·
bu vilâyet-i Maskov'da ol kadar büyüyüp semîn ve cesîm oldu kim gûyâ vilâyet-i …
Hikmet-i Bârî Palu nâm samson kelb bu vilâyet-i Maskov'da ol kadar büyüyüp semîn ve cesîm oldu kim gûyâ vilâyet-i Sivas'da şehr-i Merzivan'ın ve diyâ[r-ı] Mısır'da Circe şehrinin hımârları kadar mefret kelb oldu. Hattâ bulûğuna ermemiş bir gulâmım her bâr bu Palu nâm kelbe binüp bî-bâk ü bî-pervâ bir sâ‘at kadar götürürdü. Kaçan kelb yorulsa hemân yatırdı. Ve oğlan yine atına süvâr olurdu, ya‘nî tâ bu mertebe d[ız]man kaplan kadar kelb-i mu‘allem olmuşdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 181b ·
metinde göster ·
… ında buz üzre yürümeğe tırnakları tutmadıkda hemân bu hakîrin Palu ve Çakır nâm
samson kelblerim
bu hınzîrlar ile ceng edüp yedisini de samsonlar pâre pâre edüp elçinin imdâd g …
Üzengilik suyu: Azak denizinden bölünüp girme bir sazlı ve kamışlı yerde zehr-i mâr sulu yerdir. Bu mahalde sazlık içinden sekiz dâne hınzîrlar asker üzre hücûm edüp niçe atları zahm-dâr etdiler, ammâ her biri Marzivan eşeği kadar var idi. Guzât-ı müslimîn bunlara tîr bârân edüp Azak deryâsı buzu üstüne çıkdıklarında buz üzre yürümeğe tırnakları tutmadıkda hemân bu hakîrin Palu ve Çakır nâm samson kelblerim bu hınzîrlar ile ceng edüp yedisini de samsonlar pâre pâre edüp elçinin imdâd gönderdiği Maskov kefereleri domuzları yeyüp gûyâ Kızılyumurta ıydı etdiler. Ba‘dehu bu Üzengilikden kalkup yine taraf-ı kıbleye gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 189a ·
metinde göster ·