… hsûs mihrâbın sol tarafında bir maksûre-i secdegâh-ı şehinşâh inşâ edüp esnâf-ı
sanâyi
‘ [u] bedâyi‘ kârıyla bir câmi‘-i murassa‘ u mülemma‘ olup nazîre-i beyt-i ma‘mû …
Ve bu tahrîr olunan hayrâtlardan mâ‘adâ Âl-i Osmâniyândan mülûk-i selâtîn-i selefin her biri birer hayrât zamîme edüp Sultân Ahmed Hân pâdişâhlara mahsûs mihrâbın sol tarafında bir maksûre-i secdegâh-ı şehinşâh inşâ edüp esnâf-ı sanâyi‘ [u] bedâyi‘ kârıyla bir câmi‘-i murassa‘ u mülemma‘ olup nazîre-i beyt-i ma‘mûr semâ’-ı sâbi‘ ve envâ‘-ı vakâyı‘ râyi‘ ile müreffa‘ ve müvessa‘ kılınup numûne-i kubbe-i felek-i nuh-pâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 36b ·
metinde göster ·
… ve gûnâ-gûn başmaklar ile zeyn olmuş bir matbah-ı Kevkâvus'dur kim cümle ehl-i
sanâyi
‘ üstâdân anda gelüp şâkird başka çıkarırlar.
Evvelâ Çizmeciler tekyesi (---) binâsıdır. Leb-i deryâda bir azîm teferrücgâhdır. Deryâya nâzır bin âdem alır soffası var, matbahında bin sahanı ve üstâd âşbâzı var ve her üstâd birer gûne pâypûş ve çizme ve üç pabuc bir yerde ve iki çizme bir yerde ve gûnâ-gûn başmaklar ile zeyn olmuş bir matbah-ı Kevkâvus'dur kim cümle ehl-i sanâyi‘ üstâdân anda gelüp şâkird başka çıkarırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 133a ·
metinde göster ·
… bir şed kuşatdı kim peştemâl-misâl bir cennet harîri idi. Anıniçün cemî‘i ehl-i
sanâyi
‘ bellerine birer şed peştemâl kuşanırlar. Anıniçün mestûr olup her şebde mükemm …
"Yâ Resûlallâh Rabbin sana selâm etdi, Burak'a binüp ve bu cennet harîri şeddi kemerine kuşanup hicâbımdan mestûr olup benim arş [u] kürsüm ve levh [u] kalemim ve (---) kat cennetim ve on sekiz bin âlemim seyr eyleyüp cemâlim müşâhede etsün" deyü Cenâb-ı izzetden selâm getirüp Hazret'in mübârek kemerine bir şed kuşatdı kim peştemâl-misâl bir cennet harîri idi. Anıniçün cemî‘i ehl-i sanâyi‘ bellerine birer şed peştemâl kuşanırlar. Anıniçün mestûr olup her şebde mükemmel olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 147b ·
metinde göster ·
‘ ve ehl-i tarîk: Neferât 2000, bunlar dahi bî-hisâb kavmdir, ammâ sefere me’mûr …
Esnâf-ı ferrâşân-ı ehl-i sanâyi‘ ve ehl-i tarîk: Neferât 2000, bunlar dahi bî-hisâb kavmdir, ammâ sefere me’mûr olup ordu monlâsıyla alay eden bunlardır. Pîrleri Nusayr-ı Hindî'dir. Selmân Fâris belin bağladı. Kabri Basra'dadır. Kuddise sırruhu. 157a Bu tâ’ife ellerinde cârûbları ve firâşhâneleri ve Sönbeki cezîresi süngeri ve boğazlarında ridâları ile âdâb üzre ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 156b–157a ·
metinde göster ·
‘ dahi tahtırevânlar üzr[e] dükkânçelerin gûnâ-gûn bıçak ve hançerler ile tezyîn …
Bu ehl-i sanâyi‘ dahi tahtırevânlar üzr[e] dükkânçelerin gûnâ-gûn bıçak ve hançerler ile tezyîn edüp bıçak ve hançer yaparak ve piyâdeleri pür-silâh olarak alay-ı mükemmel ile güzer ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 181b ·
metinde göster ·
, mismârân ya‘nî egserciyân: Dükkân 1006, neferât 3000, bunlar dahi Dâvûdî'dir. …
Ehl-i sanâyi, mismârân ya‘nî egserciyân: Dükkân 1006, neferât 3000, bunlar dahi Dâvûdî'dir. Bu tâ’ife İslâmbol'da gâyet firâvândır. Zîrâ ihrâk çok olmağile bunlar Lofça ve Zağra ve Miyâne ve Geyve ve gevele ve orta sayış ve yüleme padara egserisi ve tavan egserisi misilli egserileri arabalar üzre dükkânlarında zeyn edüp "Mervân başına mıh satarım" deyüp dükkânlarında egser keserek ubûr ederler. Bunlar ekseriyyâ Divriği Ermenîleridir ammâ Ferhâd kavm[i]dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 183b ·
metinde göster ·
‘ fincânciyân: Dükkân altı, neferât 15, pîrleri (---)(---)(---)(---). Bunlar …
Ehl-i sanâyi‘ fincânciyân: Dükkân altı, neferât 15, pîrleri (---)(---)(---)(---). Bunlar dükkânların kâse-i fağfûrî ve mertebânî ve münebbid çârgül filcânlar ile zeyn edüp ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 196b ·
metinde göster ·
Ehl-i sanâyi‘, çukacıyân: Dükkân 100, neferât 107, pîrleri Ebü'l-Hüdâ-yı Halebî'dir ve Selmânî'dir. Kabri Mekke'dedir. Bunlar arabalar üzre niçe bin pasdav saya ve londirine ve vezentin [florentin?] ve karkaşona ve nime ve paris ve marliye ve ankona ve londura ve iskerled ve yetmiş çile çukaları endâzeleyüp "Ala bin iki bin guruş" deyüp geçerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 200b ·
metinde göster ·
… -ı fâhire geyüp muhteşem âdemleri vardır. Cümle tüccâr ve ehl-i hizmet ve ehl-i
sanâyi
‘ âdemleri garîb-dostdur. (---)
Âb [u] hevâsı latîf olmağıla mahbûb u mahbûbesi tendürüst olup Akşehir tebekânî elması gibi al yanaklı mahbûbânları olur. Gerçi Etrâk şehirlerindendir ammâ ulemâsı ve sulehâsı ve a‘yân [u] sipâhîsi libâs-ı fâhire geyüp muhteşem âdemleri vardır. Cümle tüccâr ve ehl-i hizmet ve ehl-i sanâyi‘ âdemleri garîb-dostdur. (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 9a ·
metinde göster ·
… tavîl tûlu iki bin adım bir şâhrâh-ı dırâzdır. Yemîn ü yesârında niçe bin ehl-i
sanâyi
‘ Arapça deyüp lokma ve hırka-bahâ tahsîli endîşesine düşmüşlerdir. Zîrâ kâr-ı …
Evvelâ bu mezkûr Alî Paşa çârşûsunun ardında Sarrâchâne bir şâhrâh üzre kârhâne-i azîmdir. Andan Yeni Bezzâzistân'a muttasıl bâzâr-ı zergerân ve bâzâr-ı gazzâzân ter ü tâze ve latîf ü zarîf ü nazîf pençe-i âfitâb-ı meh-tâb gazzâz mahbûbları var kim parmaklarında elekleri seyr olunup uşşâk-ı bî-tâb çehrelerine sırma teli gibi sarılırlar, sûk-ı uşşâkândır. Sûk-ı bezzâzân ankâ hâcegîler ile ve mahbûbu'l-kulûb çâkerânlarıyla müzeyyen dekâkînleri pîrâstedir. Bâzâr-ı attârân-ı fahhâmîn hakkâ ki niçe kerre yüz bin elvân ahşâb ıtriyyât-ı edviye râyihâsından seyrân eden kimesnenin bînîsi mu‘attar-meşâm olur. Bâzâr-ı sûk-ı tavîl tûlu iki bin adım bir şâhrâh-ı dırâzdır. Yemîn ü yesârında niçe bin ehl-i sanâyi‘ Arapça deyüp lokma ve hırka-bahâ tahsîli endîşesine düşmüşlerdir. Zîrâ kâr-ı dünya böyle olagelmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 162b ·
metinde göster ·
… r kim bunlarda cemî‘i memâlik-i mahrûselerden gelmiş tüccâr ü züvvâr ve esnâf-ı
sanâyi
‘ ve ehl-i hıref-i garîb ve gurebâlar birbirlerine mütekeffil olup bu odalarda m …
Cümle (---) aded bekâr odalarıdır kim bunlarda cemî‘i memâlik-i mahrûselerden gelmiş tüccâr ü züvvâr ve esnâf-ı sanâyi‘ ve ehl-i hıref-i garîb ve gurebâlar birbirlerine mütekeffil olup bu odalarda mü’eddebâne sâkin olurlar. Başka bevvâbları vardır ve ba‘de'l-ışâ bevvâblar tabl çalup kapuların sedd ederler. Ve ba‘de'l-fecr yine davul çalup herkesi âgâh edüp bâbları küşâde ederler. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 202b ·
metinde göster ·
… y ve sâz [u] işret edüp Hüseyn-i Baykara zevkleri ederler. Ve yine cemî‘i ehl-i
sanâyi
‘ bu bostân faslında kâr [u] kisblerine meşgûl olup cemî‘i ma‘kûlât [u] meşrûbât …
Evvelâ cümleden meşhûr-ı âfâk olan diyâr-ı Rûm-ı Yunan'da Konya Merâmı ve Adalya'da İstanâz bâğı ve Mısır'da Feyyûm bâğı ve Şâm'da Mencik bâğı ve Darende'de Darende bâğı ve Malâtıyye'de Aspuzan bâğı; cümle bunlar meşhûr-ı âfâk olup manzûrumuz olduğu üzre evsâfları tahrîr olunmuşdur. Ammâ bu Diyârbekir sâhil-i Şattu'l-Arab'da olan Reyhân bâğı ve müşebbek bostânı Rûm u Arab u Acem'de nazîri yokdur. Kaçan kim evvel-bahâr faslında Şattu'l-Arab'un tuğyânı mahalli ubûr edüp mâ’-ı zülâli ber-karâr cereyân etmeğe başladıkda Diyârbekir ahâlîsinin bây [u] gedâsı cümle ehl [ü] ıyâlleriyle sâhil-i Şatt'a rıhlet edüp kenâr-ı bahrde âbâ vü ecdâdlarından irsile intikâl etmiş hudûdlarında hayme vü hargâhlariyle meks edüp bostânlarına kavun ve karpuz ve gûnâ-gûn sebzevât ve şükûfe eküp kâr ederler. Ammâ bunda bir gûne reyhân ekerler kim herkesün hudûdu kenârında eküp bir ayda gûyâ olup mızrak kaddi oldukda ol reyhândan 208a içerisi görünmek ihtimâli yokdur. Ve Şattu'l-Arab kenârında cümle külbe-i ahzânlarının der-i dîvârları ve bâbları ve sütûhları cümle reyhândandır. Ve cümle reyhânın yine kökleri zemînde olup cemî‘i bergleri sebz-gûn olup durmadadır ve dâ’imâ zemînden tarâvet bulup büyümededir. Bir hâne reyhân dîvârından görünmek ihtimâli yokdur. Tâ bu mertebe sık reyhânlı külbe-i reyhânlardır kim şeb [u] rûz içinde sâkin olan merd [ü] zenânun dimâğları reyhân ve sâ’ir gül [ü] gülistân [ve] ergavânistân [u] sünbülistânından mu‘attar olur. Ve her bâğun harem bâğları dahi böyle reyhândan külbe-i seyrânlardır. Ve her külbede havz u şadırvânlar cümle Şat nehrindendir. Her bâğ u bostânlar mâ-beyninde Şatt'ı tur‘a tur‘a ve fırka fırka edüp müşebbek bostânlara cereyân etdirmişlerdir. Kâmil yedi ay bu Şat kenârında gece gündüz bir hây [u] hûy ve sâz [u] işret edüp Hüseyn-i Baykara zevkleri ederler. Ve yine cemî‘i ehl-i sanâyi‘ bu bostân faslında kâr [u] kisblerine meşgûl olup cemî‘i ma‘kûlât [u] meşrûbât mevcûddur. Niçe bin âdem şehre çıkup gûnâ-gûn kâr edüp yine ba‘de'l-asr gürûh-gürûh kenâr-ı Şat'da bâğlarına gelüp zevk u safâya meşgûl olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 207b–208a ·
metinde göster ·
… dindiğin kimesnelerin kemerin bâğlayup destûr ver. Anlar da bir tarîka ve ehl-i
sanâyi
‘ ve erbâb-ı hırefe pîr olsunlar." deyü Hazret-i Resûl izin verdikde hemân Hazre …
Ashâb-ı güzînin güzîdesi ve zindesi Selmân-ı Pâris'dir. Aslında hâk-i pâk-i Pâris-i Selmân-ı Pâk'dir. Hazret-i Resûl'e Hazret-i Hadîce-i Kübrâ'dan sonra îmân getirüp Hânedân-ı Resûl'de Hazret'in Âyişe'ye berdûş-ı halka-be-gûşu gibi huddâmı idi. Hazret-i Risâlet-penâh aleyhi's-selâm Hazret-i Alî'nin ser-i sa‘âdetine Zü's-sehâb nâm bir tâc-ı imâmî ser-i sa‘âdet-i Alî'ye giydirüp önüne ve ardına iki taylesân-ı Muhammedî sarkıddığiyçün bu tâca Zü's-sehâb dediler ve bizzât Hazret-i Risâlet-penâh Hazret-i Alî'nin kemerine bir şeddi bend edüp dest-i Alî'ye bir asâ verüp tarîk-ı Halvetî pîşvâsı olmak üzre Hazret-i Resûl Hazret-i Alî'ye bir seccâde verüp eyitdi: "Yâ Alî, cemî‘i tarîk-ı meşâyihe seni pîşvâ eyledim. Sen de senin muhibbân u dostânından murâd idindiğin kimesnelerin kemerin bâğlayup destûr ver. Anlar da bir tarîka ve ehl-i sanâyi‘ ve erbâb-ı hırefe pîr olsunlar." deyü Hazret-i Resûl izin verdikde hemân Hazret-i Alî yerinden turup Resûl-i Hudâ'nın önünde on yedi rek‘at namâz kılup ba‘dehû Ashâb-ı güzînden on yedi nefer kibâr-ı ashâbın kemerlerine du‘â vü senâ ve gülbâng-ı Muhammedî ile niçe bin Sahâbe-i kirâm huzûrunda on yedi âdemin kemerin bağladı. İbtidâ Hazret-i Alî eyitdi: "Destûr yâ Resûlullah." deyüp Hazret'in yanından Selmân-ı Pâk'i meydân-ı muhabbete çekdikde Hazret-i Resûl "Destûr yâ Alî, istihâl Selmân'dır." dediklerinde Hazret-i Alî ibtidâ du‘â-i hayr ile Selmân'ın kemerine şed bend edüp Selmân, Hazret'in ve Çâr-yâr-ı güzînin ve Aşere-i Mübeşşere ve sâ’ir Ashâb-ı güzînin destlerin bûs edüp huddâmlara ve berberlere Selmân-ı Pâk pîr oldu. Ol dahi üç yüz yigirmi yaşında pîr-i fânî idi, ammâ nazar-ı Resûl ile zinde idi ve ilm-i ledünde gâyet âlim idi. Ve Hazret-i Resûl Selmân-ı Pâk hakkında
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 368b ·
metinde göster ·
‘ mevcûd olup bir şâhrâh-ı azîmdir kim tûlu tâ Kapucu câmi‘inden tâ Balık bâzârı …
Ve Uzun çârsûda cemî‘i ehl-i sanâyi‘ mevcûd olup bir şâhrâh-ı azîmdir kim tûlu tâ Kapucu câmi‘inden tâ Balık bâzârına varınca kâmil üç bin germe adımdır. Ve cemî‘i Hind ve Sind ve Yemen ve Belh u Buhârâ ve Arab u Acem'in zî-kıymet metâ‘ları bu sûk-ı tavîlde bî-minnet ve bî-kıymet bulunur,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 114b ·
metinde göster ·
… u ve narı olmaz, zîrâ yaylakdır, ammâ halkı gâyet garîb-dost ve ekseriyyâ ehl-i
sanâyi
‘ ü tüccâr ve sâhib-i post kimesneleri vardır.
Ve âb [u] hevâsı yaylak olmağile Mostar gibi inciri ve zeytûnu ve narı olmaz, zîrâ yaylakdır, ammâ halkı gâyet garîb-dost ve ekseriyyâ ehl-i sanâyi‘ ü tüccâr ve sâhib-i post kimesneleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 167b ·
metinde göster ·
… su yüz elli aded dükkânlardır, ammâ bezzâzistânı yokdur, lâkin yine cümle ehl-i
sanâyi
‘ mevcûddur.
Ve cümlesi iki kapusu var, ikisi dahi ikişer kat metîn ve kavî demir kapulardır. Ve Şeddâdî kârgîr binâ kemerli sa‘b binâ kapulardır. Bu ikişer kat kapunun aralarındaki dîvârlarda ol kadar âlât-ı silâh ve katlavî ve tuğulka ve haşeb harba ve teber ve ok ve yay ve kılıç ve tüfeng makûlesi pâk silâhlar var kim ta‘bîr olunmaz. Ve bu kapu araları cemî‘i Kanije ahâlîsinin mecma‘u'l-irfân yerleridir kim mâh-ı Temmûz'da oturan âdem hayât bulur. Bir gûne bâd-ı nesîm eser kim her nefesde âdem râhat olur, ammâ Seget kapusu cânib-i şarkda Seğitvar tarafına nâzır olduğundan Seget kapusu derler, bu kapudan içeri cânib-i garba Beç kapusuna varınca iki yüz germe adımdır, zîrâ bu kal‘a aksi göl üzre yatır kurbağa gibi beli ince vâkı‘ olduğundan bir kapudan bir kapuya varınca iki yüz hatvedir. Ve bir şâhrâh-ı azîmdir ve bu tarîk-i âmmın iki tarafında kamusu yüz elli aded dükkânlardır, ammâ bezzâzistânı yokdur, lâkin yine cümle ehl-i sanâyi‘ mevcûddur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 181a ·
metinde göster ·
… acı dükkânları ve iki bin çukacı ve bin kadar kâğıdcı dükkânları ve gayri ehl-i
sanâyi
‘ dükkânlarının hisâbın Hudâ bilür" deyü esîrlerimiz ve esîr olan ümmet-i Muhamm …
Hâlâ Nemse çâsârı hükmünde bir bender-âbâd-ı ma‘mûredir kim hemân "Üç bin aded demirci ve bıçakçı ve usturacı dükkânları ve iki bin çukacı ve bin kadar kâğıdcı dükkânları ve gayri ehl-i sanâyi‘ dükkânlarının hisâbın Hudâ bilür" deyü esîrlerimiz ve esîr olan ümmet-i Muhammed kulağızlarımız nakl etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 3b ·
metinde göster ·
… cerredân-ı garîbân: Cümle altı aded bekâr odalarıdır kim erbâb-ı ma‘rifet ehl-i
sanâyi
‘ gûnâ-gûn şeyler işleyüp ekserî pabuç ve arakıyye ve çıkrıkçılık ve gayri pîşe- …
Der-medh-i hân-ı mücerredân-ı garîbân: Cümle altı aded bekâr odalarıdır kim erbâb-ı ma‘rifet ehl-i sanâyi‘ gûnâ-gûn şeyler işleyüp ekserî pabuç ve arakıyye ve çıkrıkçılık ve gayri pîşe-bâzlık ile kifâf-ı nefs edinen mücerredân hücreleridir kim bunların da bevvâbları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 119a ·
metinde göster ·
… edi aded mihmângâh-ı mücerredândır kim cemî‘i esîrler bundadır. Ve cemî‘i ehl-i
sanâyi
‘ mücerred bekârlar ve bîkârlar bunda olup kâr ederler.
Der-tastîr-i vekâle-i mücerredân-ı garîbân: Yekûnîsi yedi aded mihmângâh-ı mücerredândır kim cemî‘i esîrler bundadır. Ve cemî‘i ehl-i sanâyi‘ mücerred bekârlar ve bîkârlar bunda olup kâr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 135a ·
metinde göster ·
… rafı ardı cümle Abaza'nın Sadşe kavmi vilâyetidir. Ve bunlar cümle 154b ehl-i
sanâyi
‘ kavimlerdir. Derzileri nâzik sıkma sık nigendeli ve yakalı hil‘atler dikerler …
Bu kavmin sâ’ir Çerkezlere muğâyir mezhebleri olduğundan Çerkes kavmi bu Takaku aşîretine "Çufud kavmidir" derler. Anıniçün bunların mâllarına ve rızklarına bir kavm-i Çerkes yapışmazlar ve köylerin urup esîr etmezler. Ol kadar hayvânât ve evlâdları çokdur kim mâlları dağları ve taşları dutmuşdur. Hattâ dağlarının cenûb tarafı ardı cümle Abaza'nın Sadşe kavmi vilâyetidir. Ve bunlar cümle 154b ehl-i sanâyi‘ kavimlerdir. Derzileri nâzik sıkma sık nigendeli ve yakalı hil‘atler dikerler kim insânın vücûduna münâsib diker üstâd-ı kâmil derzileri ve demircileri var. Beğlerinin ismi (---)(---)ndir. Hakîre elli çift zerdeva derisi ve elli çift yaban kedisi derisi verdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 154a–154b ·
metinde göster ·
… varoş içre dörd yüz yigirmi altı aded dükkân-ı ehl-i hırefdir kim cemî‘i ehl-i
sanâyi
‘ hezâr-fen Cemşîd gibi çeber üstâd-ı kâmil zû-fünûn âdemler vardır. Çoğu cemî‘i …
Ve cümlesi bu varoş içre dörd yüz yigirmi altı aded dükkân-ı ehl-i hırefdir kim cemî‘i ehl-i sanâyi‘ hezâr-fen Cemşîd gibi çeber üstâd-ı kâmil zû-fünûn âdemler vardır. Çoğu cemî‘i kapudanların kefere pâyzenleri bunda pür-ma‘rifetlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 249a ·
metinde göster ·
… ne gûne zî-kıymet şey murâd edinsen bulunup cemî‘i memâlik-i mahrûselerin ehl-i
sanâyi
‘ erbâb-ı ma‘ârifi bu şehir içre mevcûd idi. Altı ay kâmil asker-i İslâmın ömr-i …
Ancak şundan ma‘lûm ola kim ne kadar şehr-i mu‘azzam oldu. Hemân üç bin aded dükkânda dîbâ ve şîb ü zerbâf ve semmûr kürk fürûht olunur dükkânlardır kim her ne gûne zî-kıymet şey murâd edinsen bulunup cemî‘i memâlik-i mahrûselerin ehl-i sanâyi‘ erbâb-ı ma‘ârifi bu şehir içre mevcûd idi. Altı ay kâmil asker-i İslâmın ömr-i girân-mâyeleri bu şehri âbâdân etmek ile güzerân etdi, ammâ yine Kandiye kal‘ası altına meterisler etmeğe sa‘y-ı tâm olunurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 288b ·
metinde göster ·
… yedârlar ile ârâste olup sâye-i zıll-ı himâyelerindeki soffalarda cümle erbâb-ı
sanâyi
‘ ve erbâb-ı ma‘ârif birer gûne kârgerlik ederler. Bu meydânda,
Der-aded-i çârsû-yı bezzâzistân-ı kapan: Cümle (---) aded bâzâr-ı hüsn sûk-ı sultânîdir, ammâ cümleden sarrâchânesi ve haffâfhânesi ve debbâğhânesi ve kazancılar çârsûsu gâyet ma‘mûr ve şîrîn ve müzeyyen tertîb üzre binâ olunmuş dekâkînlerdir, ammâ nehir kenârında henüz nev binâ bir sûk-ı ra‘nâyı Hüseyin Paşa binâ etmiş. Cümle bir kâ‘ide bir tertîb bir bâzâr yeridir kim mecma‘u'l-irfândır kim yüz aded dükkân-ı cedîdlerdir kim esnâf-ı mütenevvi‘a anda mevcûddur. Ortası bir meydân-ı azîm olup gûnâ-gûn eşcâr-ı sâyedârlar ile ârâste olup sâye-i zıll-ı himâyelerindeki soffalarda cümle erbâb-ı sanâyi‘ ve erbâb-ı ma‘ârif birer gûne kârgerlik ederler. Bu meydânda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 359a ·
metinde göster ·
… cümle kap örtülü sâyedâr çârsû-yı bâzârları vardır. Cümle ehl-i hıref ve ehl-i
sanâyi
‘ elbette mevcûddur, ammâ sarrâchânesi ve gazzâzhânesi ve bezzâzhânesi gâyet müz …
Der-takrîr-i çârsû-yı bâzâr-ı kappân: Cümle (---) aded dükkânları üstü cümle kap örtülü sâyedâr çârsû-yı bâzârları vardır. Cümle ehl-i hıref ve ehl-i sanâyi‘ elbette mevcûddur, ammâ sarrâchânesi ve gazzâzhânesi ve bezzâzhânesi gâyet müzeyyendir. Ve aşağı büyük çârsû gûyâ hemân Mısır çârsûsudur. Mısır'ın cümle metâ‘ı anda bulunur. Mahallâtlar içre bezir yağı kârhâneleri gâyet çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 382a ·
metinde göster ·
… ıyalleriyle cümle ehl-i hiref kesb-i tarâvet edüp safâ ederler. Ve cümle ehl-i
sanâyi
‘ esnâfât bir telmîzin sâhib-i seccâde etmek murâd edinse cümle ehl-i sûk bu mes …
İlâ yevminâ hâzâ cümle ehl-i beled bu yaylada dağ u bâğ u râğ ve ırağ u yakın hıyâbânlar içre külbeler inşâ edüp ehl [ü] ıyalleriyle cümle ehl-i hiref kesb-i tarâvet edüp safâ ederler. Ve cümle ehl-i sanâyi‘ esnâfât bir telmîzin sâhib-i seccâde etmek murâd edinse cümle ehl-i sûk bu mesîregâhda teferrüc edüp ni‘met-i vâfireler tenâvül olunup du‘â ve senâ ile şâkirdlerin revâne edüp pîrperver edüp hayır du‘â ile Süleymân Hân'ın rûh-ı şerîfin yâd ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y79a ·
metinde göster ·
… ine ne kadar âşıkân-ı sâdıkân var ise, cümle bunda mevcûddur. Ve ne kadar ehl-i
sanâyi
‘ tüccâr u züvvâr var ise beş o kadar ziyâde cem‘ olup hayme ve hargâhlar ve kül …
Evvelâ bu mevlûd Seyyid Ahmed el-Bedevî mevlûdu kadar deryâ-misâl âdem cem‘ olup tantana-i azîm olmaz. Ammâ yine ne kadar âşıkân-ı sâdıkân var ise, cümle bunda mevcûddur. Ve ne kadar ehl-i sanâyi‘ tüccâr u züvvâr var ise beş o kadar ziyâde cem‘ olup hayme ve hargâhlar ve külbeler ile cedîd çârsû-yı bâzâr ihdâs edüp şehr-i Nehâriyye tâze cân bulur. Ve Nîl kenârında dıraht-ı müntehâlar sâyesinde niçe yüz hayemâtlar ile dükkânlar ve kahvehâneler îcâd edüp on gün on gece bey‘ [ü] şirâ olup bâzâr-ı mahabbet revâc bulur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y300b ·
metinde göster ·
… . Gûnâ-gûn eşkâl-i garîbeler ile ârâste bir ibret-nümûn seng-i nilgûndur. Ba‘zı
sanâyi
‘ sâhibleri bu seng-i ma‘cûndur, derler. Zîrâ bir vech ile tîşe ve Ferhâdî külün …
Vâcibü's-seyrdir kim bu hacer zamân-ı kadîmde bir Kıbtî pâdişâhının gûru imiş, devletleri Urbân eline girüp na‘şın atup âbdesthâne etmişler. Ammâ bu havuzun cânib-i erba‘asında bir gûne kehene-i kudemâ hatları var kim ekâlîm-i Mısır'ı bu âna dek sekiz sene geşt ü güzâr etdim, İsne ve İsvân'da bu hatların mislin görmedim. Gûnâ-gûn eşkâl-i garîbeler ile ârâste bir ibret-nümûn seng-i nilgûndur. Ba‘zı sanâyi‘ sâhibleri bu seng-i ma‘cûndur, derler. Zîrâ bir vech ile tîşe ve Ferhâdî külünk te’sîr etmez. Ve hacer içinde ben ben ebrî altun nümâyândır, ammâ ana dahi bir âlât-ı silâh kâr etmez, turfa ma‘cûn hacerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y306a ·
metinde göster ·