… ların pîri Azî ibn en-Nebbâş'dır. Lâkin bu tâ’ife yaş meyve satarlar, gayrı şey
satmazlar. Bu
ehl-i san‘at cümle pür-silâh olup arabalar üzre dükkânların elma ve turunc ve n …
Dükkân 1007, neferât 3000, bunların pîri dahi bakâlların pîri Azî ibn en-Nebbâş'dır. Lâkin bu tâ’ife yaş meyve satarlar, gayrı şey satmazlar. Bu ehl-i san‘at cümle pür-silâh olup arabalar üzre dükkânların elma ve turunc ve nâr ve şeftâlû ve gûnâ-gûn âlûlar ile kârhânelerin zeyn ederler kim ta‘bîr olunmaz. Ve turunc ve elma ve kayısı ve zerdâlû ve nâr ağaçları yapup her birin kızaklar üzre ellişer âdem çekerek azîm meyve dırahtların köküyle yerden çıkarup böyle tezyîn ederler. Ve yine kızaklar üzre azîm münakkaş köşklerde havz u şâzrevânlar revân olup kasrların cânib-i erba‘asın limon ve turunc ve kübbât ve kestâne ve nârları iplere dizüp köşkleri müzeyyen edüp içlerinde bâzârcılar oğlanlarıyla bâzâr edüp halk üzre limon ve turunc ve kestâne nisâr ederek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 180a ·
metinde göster ·
… lgûn yanaklar hâsıl bu şarâb-ı Cemşîd'den gayrıda bulunmayup mu‘âlece içün sata
sata bu
Aydıncık ve Erdek'de Cemşîd meyhânecilik ede ede mâl-ı Karûn'a mâlik olup rubûb …
Bu hikmetin hayrânı ve bu şerbetin serv-i sâmân-ı sekrânı olup Cemşîd'in duhterine bu duhter-i rez şerbetin verüp nûş etdikce şifâ bulup ten-dürüst olup la‘lgûn yanaklar hâsıl bu şarâb-ı Cemşîd'den gayrıda bulunmayup mu‘âlece içün sata sata bu Aydıncık ve Erdek'de Cemşîd meyhânecilik ede ede mâl-ı Karûn'a mâlik olup rubûbiyyet da‘vâsına başladı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 87a ·
metinde göster ·
… -ı hüsnde metâ‘ların satan avretler ve bâkire mahbûbe kızlar metâ‘ların âşikâre
satarlar, bu
kâfiristânda ayb değildir. Bu çârsû-yı bâzârı ve derûn-ı şehirde olan kâfiri ib …
Çünki ale's-sabâh oldu, bir muhteşem kapudan niçe soltatlar ile gelüp hakîri ve Nova yeniçeri ağası hazînedârını alay ile Pirinc-pirim bana götürürken cemî‘i küffâr istikbâlimize çıkup çârsû-yı bâzârın izdihâmından gücile geçerken çârsû-yı bâzârı serâpâ gözden geçirerek ubûr ederdik, ammâ dükkânlarının çoğu çukacı dükkânı ve atlascı ve kuyumcu ve kâğıdcı ve çıkrıkcı ve bıçakcı ve boncukcu ve şişeci ve mûm makascı ve demirci ve kassâb ve berber ve derzî ve gayri cümle esnâf dükkânları ale't-tertîb zeyn olmuş gâyet ma‘mûr u müzeyyen dükkânları var, ammâ bezzâzistânı yokdur, ammâ şehr-i azîmine göre çârsû-yı metâ‘-bâzârı azdır, ammâ niçe bin ehl-i hıref cümle evlerinde işleyüp ekseriyyâ dükkânlarında oturup bey‘ u şirâ‘ edüp bâzâr-ı hüsnde metâ‘ların satan avretler ve bâkire mahbûbe kızlar metâ‘ların âşikâre satarlar, bu kâfiristânda ayb değildir. Bu çârsû-yı bâzârı ve derûn-ı şehirde olan kâfiri ibret-nümâ hânedânları im‘ân-ı nazar ile temâşâ ederek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 152b ·
metinde göster ·
… re gemilere bu kili doldurup götürürler. Hattâ İslâmbol'da yağlı Kefe kili deyü
satdıkları bu
İnkirmân kilidir. Yohsa Kefe'de Kefe tuzundan ve tirkiz balığından gayri bir şe …
Ve limanların bayırlarında avretlerin hammâmda başlarına sürdükleri kil dedikleri bir gûne yağlı çamurdur bu dahi bir diyâra bunun gibi kil mahsûs değildir. Keştîbânlar dağlardan kazup çıkarup niçe yüz pâre gemilere bu kili doldurup götürürler. Hattâ İslâmbol'da yağlı Kefe kili deyü satdıkları bu İnkirmân kilidir. Yohsa Kefe'de Kefe tuzundan ve tirkiz balığından gayri bir şey olmaz. Ammâ bu İnkirmân etrâfındaki dağlarda keklik ve çil ve turaç ve süğlün ve toy ve an[g]ıt misilli tuyûrlar olup sayd [u] şikârgâh ve mesîregâh limanlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 120b ·
metinde göster ·