İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Bağlam içinde arama

sayd

Eser ve dönem süzgeci
Arama sözdizimi
  • Akıllı kipte yazmadığınız ayrıntı esnek eşleşir: kut → ḳut, kut; edgu → eḍgü, ėdgü. Yazdığınız özel harf ise tam aranır.
  • * sıfır ya da çok harf, ? tek harf: bilig*, *lıġ, b?lig
  • Boşlukla ayrılan sözcükler ardışık öbek olarak aranır; tek başına * herhangi bir sözcüktür: ḳut * bol*
  • Tam kip biçimi harfi harfine arar; Düzenli ifade kipi PCRE desenini sözcük biçimlerine uygular: (ḳ|k)ut(lu|lı)ġ.*
351
isabet
323 cümle/beyitte
130,1
milyonda
tüm derleme göre
1
eserde geçiyor
1
farklı biçim
24 ms
arama süresi
Eserlere göre görülme sıklığı (milyonda)
Veriyi tablo olarak gör
EserİsabetMilyonda
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi351143,4

Eserlerin boyutları çok farklı olduğu için (KB 73.566, IB 1.297 sözcük) karşılaştırma milyonda sıklıkla yapılır.

Bulunan biçimler

Sözcük profili →

Bağlamlar 1–50 / 351

Çeviriyazı işaretleri
  • (a) Yazıtta/yazmada yazılmayan, editörce tamamlanan ünlü ya da harf
  • [ip] Zedelenmiş, editörce onarılmış yer
  • <l> Yazıcının atladığı, editörün eklediği
  • {l} Editörün fazlalık saydığı
  • ⟨…⟩ Metin eksik (lakün)
  • ḳ ġ ŋ ḍ ė ḫ özgün çeviriyazı harfleridir; aramada “Akıllı” kipte k g n d e h ile de bulunur.

İşaretler kaynak edisyonların kullanımına bağlıdır; ayrıntı için ilgili yayına bakınız.

“sayd” için bağlam dizini. Tam metni görmek için satıra tıklayın.
EÇS I 11b … nda olan mâhîler der-kenâr olup cümle sâkinân-ı dâr [u] düyûr gûnâ-gûn mâhîleri sayd edüp kifâflanırlardı. Ve üç yüz altmış altı tılısmâtlar dahi berre müte‘allik i …
EÇS I 14b … e ve kafas ve düzenleri deryâya döküp gûnâ-gûn mâ’ideler ve hayvânât-ı bahrîler sayd edüp kifâflanırlardı.
EÇS I 18a … eryâya düşmek ile hâlâ amelde olup her sene niçe bin elvân mâhîler kenâra çıkup sayd ederler.
EÇS I 18b … semîn ve semiz olurlar. Galata'dan Freng tâ’ifeleri gelüp mezkûr kaplıbağaları sayd edüp cemî‘i emrâz-ı muhtelifeye dâ’-i devâ içün tenâvül ederler. Hakkâ ki bin k …
EÇS I 29a … zez ü mükerrem pâdişâh-ı vakt olup üç yüz müselmân tevâbi‘iyle ayş [u] nûşda ve sayd [u] şikârda henüz şehzâde-i âzâde oldu.
EÇS I 33a … eniçeri çorbacıları beşer altışar yüz tevâbi‘iyle kol dolaşup müttehem âdemleri sayd edüp kayd [u] bend ile kapularına gönderüp haklarından gelinir.
EÇS I 66b Beri cânibde Abaza günden güne eski dostları ve tevâbi‘leri ile sayd [ü] şîkâra başlayup cem‘iyyet-i kübrâya mâlik oldu. Ve cümle etdiklerin bir bir …
EÇS I 79a … ü necîb ve akl-ı Arasto ve halîm [u] selîm idi. Ba‘dehu yigirmiye bâliğ oldukda sayd [ü] şikâra mâ’il olup kesb-i hevâ etmeden tarâvet hâsıl edüp vasatü'l-hâl semîn …
EÇS I 79a … b-ı cihân pâdişâh-ı zîşân olup kalîlü'l-lihye ve kesîrü'ş-şevârib fârisü'l-hayl sayd [ü] şikâra ve gazâya mâ’il {ü râğıb} bir pâdişâh idi.
EÇS I 102b Dâ’imâ pederi pâdişâh-ı âlem ile enüp binüp sayd [u] şikâr ve gazâ ederlerdi. Nahçıvân seferi'ne müteveccih olduklarında Haleb m …
EÇS I 117a … -i dîvâra bir şîr-i gurre tasvîri tahrîr etmiş kim gûyâ sâhil-i Şattu'l-Arab'da sayd [u] şikâra gezer bir eseddir. Her gelen şu‘arâ esede münâsib ebyâtlar yazmışlar …
EÇS I 120a … bâr niçe yüz yârân-ı bâ-safâ kayıklara süvâr olup bu cezîrelerde kaya balıkları sayd ederler kim bu mâhîler bir diyâra mahsûs değildir. Gerçi bir bed-çehre ve siyâh …
EÇS I 136b … zevk-i derûn müyesser olup iki yerden gayret kuşağın kuşanup Kostantîn izniyle sayd [u] şikâra gelerek Karadeniz sâhilinde Terkoz kal‘asına gelüp halîcinde ve çeng …
EÇS I 136b … gelerek Karadeniz sâhilinde Terkoz kal‘asına gelüp halîcinde ve çengelistânında sayd [u] şikâr edüp Terkoz kal‘ası kapudanından hedâyâlar alup ve kapudana Mehemmed …
EÇS I 137b Ve Hacı Ömer hânesi önünde yeniçeri ocağı avcıları Istıranca dağlarında sayd [ü] şikâr etdikleri sığınların ve karacaların ve tablalıların lahmını bu Yenikö …
EÇS I 138a … -i deryâyı teferrüc ederken bu sayyâd-ı mâhî mahalline uğrayup gûnâ-gûn mâhîler sayd etdirüp ol mahalde niçe serv dırahtları vardır, ol servlerin sâyesinde tâze şik …
EÇS I 139a–139b … u içeride kalan kılıçbalıklarına kayıklar ile varup harbe ve tokmaklar ile urup sayd ederler. Ammâ kılıç[balığı], taşıdığı silâhına değmez bir tenbel balıkdır bir k …
EÇS I 139b Evsâf-ı Tokat bâğçesi: Ebü'l-feth Mehemmed Hân bu mahalde sayd [u] şikârda iken Makbûl Mahmûd Paşa Tokat kal‘asın feth etdüği {haberi} bu maha …
EÇS I 139b "Tîz şu mahalde bir hadîka binâ olunup ismine Tokat bâğçesi desinler ve sayd [u] şikâr olan vahşî hayvânları hıfz içün etrâflarına bir tokat çiti-misâl çitl …
EÇS I 139b … ı zî-rûh bu kasırda mevcûddur kim kerrûbiyân kalemin çekmede âcizdir. Ekseriyyâ sayd [u] şikârı acâyib sihr-i mübîn tasvîr eylemişdir kim meşhûr-ı âfâkdır. Bunun da …
EÇS I 145a … si. Ve Topkapusu hisâr-pîçesinde temâşâgâh-ı Zağar yaylası, Âl-i Osmân'ın cümle sayd [u] şikâr zağarları anda yaylanır. Yeniçeri ocağından Zağarcıbaşı hâkimdir.
EÇS I 146b … rler, ammâ gâfil gitmemek gerek. Zîrâ bunlar acemî aşkıyâlarıdır ve kaçkın köle sayd edüp Karadeniz sâhilinde Urus gelirse şikâr alırlar, şehbâz ü fetâ yiğitlerdir. …
EÇS I 146b Saydgâh-ı Terkoz gölü: Şâhin balaban ile gölden kaz ve ördek sayd olunur.
EÇS I 155a … da ve Tatavla'da ve gûnâ-gûn meskeş yerlerinde sürü sürü gezüp boğazı tokluğuna sayd olunurken subaşı damına sayd olunup âhir defterli olur.
EÇS I 155a … meskeş yerlerinde sürü sürü gezüp boğazı tokluğuna sayd olunurken subaşı damına sayd olunup âhir defterli olur.
EÇS I 173b … an balık bî-akl olunca siz dahi tenâvül etmeğile hayvân-misâl bir heyûlâsız. Ve sayd etdiğiniz mâhîler ekseriyyâ Bekrî cânlara ta‘âmdır. Kâr [u] kesbleriniz dâ’imâ …
EÇS I 174a … gazâdan gelüp meks eyledikde Nasrullâh-ı Semmâd'a emr edüp kumdan ağ ile balık sayd eder, böyle bir pîrdir ve mu‘cize-i Resûlullâh'dır kim hâlâ ol mahal zâhir ü bâ …
EÇS I 174a … irkis ve lüfer balıkları gibi niçe yüz bin isiml[er]i ma‘lûmumuz olan balıkları sayd edüp öşrün balık emînine verüp kâr ederler.
EÇS I 174b … şra uzayup ucunda çâr-kûşe sırıklarda ağlar gerilüp deryâdan bu fünûn ile balık sayd ederler, hayli ma‘rifetdir.
EÇS I 174b Ve bu müsellemler pâdişâha ayı balığı mu‘âlece içün sayd etmeğe me’mûrlardır kim Kızıl Adalar'da yatağın bilirler. Gayrı âdem dutsa hakk …
EÇS I 174b … şeb [u] rûz kaya balığı ve izmarid ve istavrid balıkları gâyet lezîzdir, anları sayd ederler.
EÇS I 174b Bunlar dahi sepetleriyle sayd etdikleri mehîb ıstakozları ve gayrı mahlûklar ile vâveylâ ve feza‘ [u] çeza‘ e …
EÇS I 174b … ğırup feryâd eder. Ve deniz atları ve porsuklar ve kunduzlar ve yûnus balıkları sayd ederler kim her biri pereme kadar. Ve bir iki gün mukaddem Üsküdar kayığı kadar …
EÇS I 182a … ı delikli olup ağzı ile üfleyüp içinde toprak dâne ile muzır vahşî kuşlara atup sayd ederdi, ba‘dehu Cemşîd bârûdu te’lîf edüp bârûd ile atdı, deyü Târîh-i Tuhfe'de …
EÇS I 190a–190b … unların dahi dükkânları yokdur. Dağ ve bâğ u râg ve ırağ u yakında kuşu kuş ile sayd edüp yeleklerin 190b bunlar dahi okculara getirdikleriyçün alaylarında yamakl …
EÇS I 190b … dir kim def‘-i cû‘ içün Rabbü'l-izze kendüye avı mübâh edüp ibtidâ kuşu kuş ile sayd eden Hazret-i İsmâ‘îl'dir. Ba‘dehu Hazret asrında imâm Hüseyin atmaca ve doğan …
EÇS I 190b … tmaca ve karagöz nâm bâzlar(lar)iyle tablbâzlarına turralar urarak terkilerinde sayd [ü] şikâr etdikleri kaz ve turna ve turac ve süğlün ve keklik ve çil ve ördek v …
EÇS I 191a–191b … kuran ve Yûsuf Mısır'da satıldı ve beyâz kumru, bu makûle murgân-ı hoş-nevâları sayd edüp kafesler içre mahbûs edüp giderken saka kuşları kafesleri altındaki kâsele …
EÇS I 193a … ile kâr etdiklerinden pîr-i kadîmleri İdrîs Nebî'dir. Ammâ ibtidâ kürk geymeği sayd [ü] şikâr içün Hûşeng Şâh her hayvânın postun geyüp dağlarda ol hayvân sıfatınd …
EÇS I 200a … kesb dedükleri ber-hevâ tayerân eder bir vahşî kuşdur. Eğer kuşı bir nezâketle sayd edebilirsen bu bezâstende kâr edebilirsin demek işâretidir. Ammâ hakkâ ki acâyi …
EÇS I 208a Sâzende-i dervîşân borusu: Neferât 500, Menûçehr-i Îrânî sayd [u] şikâr içün yapup çalardı, boynuzdandır.
EÇS I 209b … ği okuyla niçe mübtelâları urup mecrûh etmeden niçe dil-nüvâzlıklar edüp uşşâkı sayd ederdi.
EÇS II 230a … bunun göllerinde dolu alabalıklar vardır. Ol gün şebekeler ile ol kadar mâhîler sayd edüp tereyağlar ile tabh edüp tenâvül etdik. Gûyâ her bir mâhîsi Mâ’ide-i Mûsâ' …
EÇS II 236b–237a … le tevabi‘iyle Cem Şah'a bir sarây-ı âlî ihsân edüp başka bir hükûmet yer verüp sayd [u] şikârda pâdişâhâne zevk [u] safâlar edüp şeb [u] rûz huzûrunda on sekiz ban …
EÇS II 257a … Ammâ ol kadar bahâdır ve şeci‘ ve hırsız değillerdir. Ekserî tüccârdır. Zerdava sayd ederler. Hınzırları gâyet çokdur. Bir mezheb nedir bilmezler ve kitâb nedir bil …
EÇS II 259a–259b … üc'ü binâ etmeğe emr-i Hak ile giderken bu mahalle uğrayup âb [u] hevâsından ve sayd [u] şikârgâhından hazz edüp bu Karadeniz'in kenarında bir püşte-i vâsi‘ üzre bu …
EÇS II 277a–277b … ve kerâste ve sâ’ir eşyâlar götürürler ve yetmiş seksen 277b gûne balıkların sayd edüp kâr ederler. Mâhîlerinde alabalığı ve sazanı ve turna balığı ve livne balı …
EÇS II 294a–294b … îlân'a mahlût olur. Andan yine cânib-i şarka ma‘mûristân kendlerin sahrâlarında sayd [u] şikârlarımız hargûş olup 10 sâ‘atde,
EÇS II 296a … trâfında olan metîn ve müstahkem kal‘alar vardır. Bir niçesin görmek oldu, ammâ sayd [u] şikâr takarrübiyle deverân u seyerân ederken ubûr edüp bir hoş temâşâ edeme …
EÇS II 301a … niçe kelb-i mu‘allem tıraş ve tula ve terc zağarlar ve yetken Avşar tazılar ile sayd [u] şikâra çıkup evvel,