… aş hâlî ve vîrân kala deyü bed-du‘â edüp yine Kudüs'e ve Medine'ye giderler. Ol
sebebden
eski Mar‘aş harâb olup ba‘dehû sene (---) târîhinde Alâüddevle Zülkadiriye ya‘n …
Bu şehr-i cedîdin cânib-i kıblesinde hâlâ bağlar olduğu zemîninde Mâr‘aş-ı kadîm şehr-i azîm imiş. Hâlâ âsâr-ı binâları nümâyândır. Sebeb-i vîrânî oldur kim Hazret-i Ömer radiyallahu anh zamân-ı hilâfetlerinde bizzât kendüleri Kuds-i şerîfi feth edüp "Âyâ kayser-zemin niçe ola?" deyü birkaç bin guzât-ı muvahhidîn ve hazret-i Düldül-süvâr Esedullah Alî ile Haleb'e ve Ayntâb'a ve Kayseriyye'ye ve Mar‘aş âhir-i arz-ı mukaddesedir deyü gelüp Mar‘aş kayseri olan Cimcime'ye ve Mar‘aş ahâlîsine bir nâme yazup Esved ibn Mıkdâd ile nâmeyi Cimcime kaysere gönderdikde kırâ’at edüp "Evvel bir Allah, sânîyen Muhammed lev-lâk, sâlisen Çâr-yâr-ı güzîn nâmemiz vusûl buldukda evvelâ dîn-i mübîni kabûl edesiz, sânîyen kal‘ayı teslîm edesiz, sâlisen harâc kabûl edesiz" deyü nâmeyi bu gûne istimâ‘ etdiklerinde derhâl Mar‘aş kavmi şehri hâlî bırağup Şîr dağına firâr ederler. Mıkdâd ibn Esved bu hâli gördüği minvâl üzre Hazret-i Ömer'e ve Hazret-i Alî'ye i‘lâm etdikde cümle sahâbe-i kirâm bir yere cem‘ olup "Mar‘aş hâlî ve vîrân kala deyü bed-du‘â edüp yine Kudüs'e ve Medine'ye giderler. Ol sebebden eski Mar‘aş harâb olup ba‘dehû sene (---) târîhinde Alâüddevle Zülkadiriye ya‘nî Mar‘aş sâhibi olup bu Mar‘aş'ı imâr edüp müfîd ü muhtasar bu kal‘ayı bir vâdinin meyânında cebel-i Şîr dâmeninde Omzı-keçili nâm bir püşte üzre Mar‘aş kal‘asın binâ eder. Ba‘dehû Süleymân Şâh mücedded bu kal‘a binâ edüp içine er koyup eyâlet-i Mar‘aş'a mutasarrıf olduğu mukaddemen mastûr [u] mufassaldır. Ve cebel-i Şîr'den bu şehre 62a bir ayn-ı câriye revân olur. İsmine Bunarbaşı derler. Bir mesîregâh u teferrücgâh yerdir. Şehrin cümle erbâb-ı ma‘ârifi anda cilvelenirler. Ol şu şehre girüp sekiz aded âsiyâb-ı dakîk devrân etdirir. Ve şehir kıble cânibinde Elmalı köyü tarafından bir nehir dahi şehrin bâğçeleri içre cereyân ederek on altı göz değirman dahi döndürür. Bu yigirmi dört göz değirmân cümle vakıfdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 61b–62a ·
metinde göster ·
ibtidâ bir ismi Kazvîn'dir ammâ zurefâ-yı Acem Kazbîn ve nâzikân-ı Pârs Gazvîn …
Bu sebebden ibtidâ bir ismi Kazvîn'dir ammâ zurefâ-yı Acem Kazbîn ve nâzikân-ı Pârs Gazvîn derler ammâ diyâr-ı Pârs'da harf-i gayn ol kadar isti‘mâl olunmaz. Ammâ tülüngiyân-ı Acem Kazmîn derler. Ve fusehâ-yı Arab Belde-i Gâzmîn derler ve kavm-i Horasân Kend-i Kazmîn derler. Lisân-ı Hindegân Kâzımîn der. Zirâ İmâm Mûsâ Kâzım bunda hayli zamân kân-ı mekân idinmişdi. Ve lisân-ı Moğolî'de Kazmun derler. Lisân-ı Latin'de (---)(---). Hulâsa-i kelâm şehr-i atîk olmağile her elsine-i muhtelifede bir ismi vardır. Ammâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 314a ·
metinde göster ·
"Murâd [u] merâmın üzre ol arz eylediğin yeri kesesin" deyü İskender'den fermân sâdır olunca hemân hâkim-i Ağrıboz başına âdem deryâsını cem‘ edüp mezkûr boğazı kesüp deryâyı beriden öteye akıdup ol mahalle kehenelerin ilmiyle bir mutalsamât-ı azîme edüp cemî‘i Akdeniz balıkları ol kesilen boğazdan ubûr ederken dalyanlarda ağ duzağlara girüp sayd olunduğu sebebden mezbûr cezîreye Ağrıboz ipsarya demişler, ya‘nî lisân-ı Rûm'da "balık ağı yeri" demekdir, ammâ bundan evvel bu cezîre yerine "Makri[di]yo" derler imiş. Ve lisân-ı Latin'de "Makridiyo" uzun yere derler. Hakkâ bu cezîre dahi Rûmeli tarafına uzun vâki‘ olduğiyçün "makri" derler. Ammâ lisân-ı Rûm'da "Makridiyo" "iki boğaz" demekdir. Hakkâ ki hâlâ iki boğaz deryâsı içinde bir cezîre-i tûlânîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 249b ·
metinde göster ·
… üp ilâ mâşâallâh ber-vech-i temlîk ze‘âmet köyüne mutasarrıflardır. Anıniçün ol
sebebden
bu kayaya Çekebeni Kayası derler. Meşhûr-ı âfâk bir tâk-ı revâk-misâl bir berrâ …
Ba‘dehu cümle gâzîler pâdişâh-ı cem-cenâbdan ihsân [u] in‘âmlar alup ol çeke beni diyen şehbâza dahi bir ze‘âmet-i azîm ihsân olunup hâlâ oğullarına "Çekebenizâdeler" deyüp ilâ mâşâallâh ber-vech-i temlîk ze‘âmet köyüne mutasarrıflardır. Anıniçün ol sebebden bu kayaya Çekebeni Kayası derler. Meşhûr-ı âfâk bir tâk-ı revâk-misâl bir berrâk ak kayadır. Ve bu Çekebeni kayalarının ba‘zı yerinde kulle ve kenîseler ve mesîregâh köşkler vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 358a ·
metinde göster ·
… n âdem beş taş çıkaramaz. Bu kal‘a bu âb-ı zülâl hâtırıyçün binâ olunmuşdur. Ol
sebebden
cümle halkının reng-i rûyları humret üzredir. El-hâsıl misli yok bir âb-ı hâzım …
Ve bunda bir âb-ı hayât su kayalardan Q 54b çıkup aşağı bâğ u bâğçelere cereyân eder. Eyle sovukdur kim mâh-ı Temmûz'da içinden âdem beş taş çıkaramaz. Bu kal‘a bu âb-ı zülâl hâtırıyçün binâ olunmuşdur. Ol sebebden cümle halkının reng-i rûyları humret üzredir. El-hâsıl misli yok bir âb-ı hâzımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y107b ·
metinde göster ·
… ağ şems ufukda olduğu vakit arz-ı Mısır üzre şemsin nûr-ı işrâfına mâni‘dir. Ol
sebebden
şehr-i Mısır üzre şems-i âteş-tâbın nûru ikinci sâ‘atde dokunduğundan mezkûr da …
Lâkin Mısır'ın cânib-i şarkîsindeki cebel-i Mukattam ve cebel-i Cûşî nâmıyla meşhûr olan cibâl-i Şarkî Mısır'a sabâ yeli gelmeğe mâni‘dir. Ve bu dağ şems ufukda olduğu vakit arz-ı Mısır üzre şemsin nûr-ı işrâfına mâni‘dir. Ol sebebden şehr-i Mısır üzre şems-i âteş-tâbın nûru ikinci sâ‘atde dokunduğundan mezkûr dağların sâyesi gûyâ serdâb olduğundan zamân-ı kadîmde Kıbtî kavmi ol cebel içre mağârâlar binâ edüp anda sâkin oldulardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y75b ·
metinde göster ·
… su‘ûd Ebü'l-aşâyir: Tekyesinin evkâfın Mısır vâlîleri mîrîye muzâf etmişler. Ol
sebebden
fukarâları yokdur. Ve Sultân Hasan câmi‘i dibinde,
Ziyâret-i Ebussu‘ûd Ebü'l-aşâyir: Tekyesinin evkâfın Mısır vâlîleri mîrîye muzâf etmişler. Ol sebebden fukarâları yokdur. Ve Sultân Hasan câmi‘i dibinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y270b ·
metinde göster ·