… n merhûm oldukda yine pederimiz ol gazâda bulunup Devlet-i Âl-i Osmân'a hidmeti
sebkat
etmiş bir pîr-i fânî idi. Dâ’imâ müsin âdemler ile ihtilât edüp mâcerâ-yı mâzîd …
Sıhhat-i hikâyeyi beyân eder: Bu hakîrin pederi Sultân Süleymân Hân ile Belgrad ve Rodos ve Budin ve Ustolni-Belgrad fethlerinde bulunup hattâ Seğitvar gazâsında Süleymân Hân merhûm oldukda yine pederimiz ol gazâda bulunup Devlet-i Âl-i Osmân'a hidmeti sebkat etmiş bir pîr-i fânî idi. Dâ’imâ müsin âdemler ile ihtilât edüp mâcerâ-yı mâzîden söyleşirlerdi. Yâr-ı gâr-ı refîkinden yine bir pîr-i zâl güherâb var idi. Ammâ talâkat-ı lisânda fesâhat [u] belâğatına imri'l-kays ve Ebü'l-me‘âlî hempâ olamazdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 28a ·
metinde göster ·
… lanlara tevzî‘ olunup guzât dahi Fransa kıralının mukaddemâ zikri münâsebetiyle
sebkat
eden kıralın kızın pâdişâha verüp iskât-ı hak etdiler. Ve pâdişâha ve dîn-i müb …
Karaman semtinde üç yüz sarây-ı âlîyi ulemâya, yüz altmış iki sarây yeniçerilere, yetmiş sarây yetmiş vezîre ve yedi sarây yedi kubbe vezîrine, ve'l-hâsıl bu tertîb üzre nefs-i İslâmbol içre olan imâretleri cümle gazâda hâzır olanlara tevzî‘ olunup guzât dahi Fransa kıralının mukaddemâ zikri münâsebetiyle sebkat eden kıralın kızın pâdişâha verüp iskât-ı hak etdiler. Ve pâdişâha ve dîn-i mübîne hayr du‘â etdiler. Hemân Akşemseddîn hazretleri ayağ üzre kalkup eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 31a ·
metinde göster ·
… Girid'e imdâd etdi. Ve Akdeniz'e bir donanma-yı hümâyûn çıkarmışdır kim nazîri
sebkat
etmemişdir. Ol imdâd-ı azîm cezîre-i Girid'e serdâr-ı mu‘azzam Hüseyin Paşa'ya …
Cezîre-i Girid'e üç bin sipâh ile defterhâneyi Deli Hüseyin Paşa'ya ve vezâretle bir tuğ dahi Bıyıklı Mustafâ Paşa'ya gönderüp Girid'e imdâd etdi. Ve Akdeniz'e bir donanma-yı hümâyûn çıkarmışdır kim nazîri sebkat etmemişdir. Ol imdâd-ı azîm cezîre-i Girid'e serdâr-ı mu‘azzam Hüseyin Paşa'ya vardıkda Marko Zavil cünûd-ı cünübün Hüseyin Paşa münhedim edüp Seline kal‘ası ve Retime kal‘asın feth edüp Der-i devlete müjdecileri geldi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 79b ·
metinde göster ·
eden hammâmların cümlesinden âb [u] hevâsı ve binâsı ve huddâmları pâk ü latîf …
Ammâ zikri sebkat eden hammâmların cümlesinden âb [u] hevâsı ve binâsı ve huddâmları pâk ü latîf harem-i hâs-ı hümâyûn-ı muhteremde hammâm-ı pâdişâhân-ı Âl-i Osmâniyân. Sene (---) târîhinde bu hakîr'i Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ Kur’ân-ı azîm okudup harem-i hâsa aldukda bu pâdişâha mahsûs hammâma girüp temâşâ etmek müyesser olmuşdur. Devlet-i Âl-i Osmân'da değil on sekiz pâdişâhlık yeri geşt [u] güzâr edüp rub‘-ı meskûnda eyle bir âb [u] hevâsı ve binâsı latîf hammâm-ı münevver görmedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 97a ·
metinde göster ·
eden darbhâne içinde çâr-kûşe bir kulle-i azîmdir. Bu çuka emîni ve çuka nâzırı …
Bu anbâr yine zikri sebkat eden darbhâne içinde çâr-kûşe bir kulle-i azîmdir. Bu çuka emîni ve çuka nâzırı çorbacı ve cümle tevâbi‘leri ve kâtibleriyle omuzlarında birer top çuka ile alayköşkü dibinden niçe yüz âdem ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 177a ·
metinde göster ·
… agelmişlerdir. Bu ordu alayında kılıççıbaşıya yamak olup anların alayında zikri
sebkat
etmişdir. Bunlar dahi üstâdlardır.
Esnâf-ı sağrıcıyân: Unkapanı'nda dükkânları 12, neferât 100 aded kavmdir. Kadîm-i eyyâmdan tabbâğâna yamak olagelmişlerdir. Bu ordu alayında kılıççıbaşıya yamak olup anların alayında zikri sebkat etmişdir. Bunlar dahi üstâdlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 194a ·
metinde göster ·
… l-külliye kalmış âdemler olur. Hâl sâhibi niçe bin kibâr vardır ki bâlâda zikri
sebkat
etmişdir. Netîce-i merâm, bu şehrin letâfet [u] nezâfeti ve sabâhat u melâhati …
İklîm-i râbi‘dendir. Arz-ı beledî (---) ve tûl-ı nehârî (---) dır. Âb [u] hevâsının letâfetinden halkının reng-i rûları humret üzredir. Ammâ lodos rüzgârı tarafın Cebel-i Ruhbân sedd etmekle ol rüzgârda hevâsı sakîldir. Ammâ mahbûb ve mahbûbesi gâyet çokdur kim mümtâz [u] dilârâ civânların şu‘arâlar medh edüp şehr-engîzler etmişlerdir. Nisvânı gâyet hüsn-i cemâlde ve lûtf-i i‘tidâlde olup kelimâtları mevzûn ve dişleri dürr-i meknûn ve giysû-yı müşk-bârları girih girih ve mergûle mergûle etdiklerine şâ‘irân-ı Bursa "giysû-yı mergûle" derler, bir diyâr zenânesine mahsûs değildir, illâ Bursa'ya mahsûsdır. Ve ricâl makûlesi ol kadar müsinn ü mu‘ammer olurlar kim 231b kuvveti gitmiş ve hey’eti bitmiş musâhebet [u] belâgattan bi'l-külliye kalmış âdemler olur. Hâl sâhibi niçe bin kibâr vardır ki bâlâda zikri sebkat etmişdir. Netîce-i merâm, bu şehrin letâfet [u] nezâfeti ve sabâhat u melâhati gibi olmazdır. Halkı nâzik-endâm, simîn-beden, matlûbu'l-kulûbdürler. Söze gelseler âkıbet-endîşâne ve dervîşâne bedî’u'l-beyân ve fasîhu'l-lisân tekellüm ederler kim nutk-ı dürer-bârları âdeme te’sîr edüp inşirâh-ı sadr [u] zevk-ı derûn hâsıl olur. Zîrâ her biri birer pîr-i pîşvâlardan me’zûn olup feyz almış kimselerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 231a–231b ·
metinde göster ·
… leden Dürüzî Timânî ve Yezîdî ve Mervânî kavmi sâkinlerdir. Ve bu cebelde zikri
sebkat
eden Ken‘ân b. Nûh aleyhi's-selâmın bir mağarası vardır. Ehl-i Sâm, Ken‘ân baba …
âyet-i delîl [ü] bürhândır kim cCebel-i Cûdî'de ba‘de't-tûfân sefîne-i Nûh Necî karâr edüp şehr-i Cûde'yi seksen nefer kimesne imâr edüp tavattun edüp evlâd-ı evlâdları münteşir olup cümle târîhde anınçün Hazret-i Nûh'a "Âdem-i Sânî" ve "Eb-i Sânî" dediler. Ba‘dehû ol şehr-i Cûde bir bender şehr-i azîm olup andan cümle evlâd-ı Nûh ve ümmet-i Nûh bu şehirden murâd edindikleri arz-ı hâliyelere istilâ edüp mahsûldâr yerleri imâr etmeğe 35a başlayup ibtidâ Arz-ı Hâsân'da şehr-i Arîş binâ oldu. Andan şehr-i Balîs, andan Mısr-ı Atîk mukâbelesinde Hazret-i İdrîs'in ta‘lîmiyle Cize hâkinde Sureyd Hakîm'in binâ etdüğü Ehrâm dağların bulup anda Heremin nâm bir şehri Kalimon-ı Kehene binâ etdi. Andan sonra hâlâ Mısr-ı Atîk kim ana ol asrda şehr-i Fustât derlerdi, ol imâr oldu. Bi-kavli müverrihîn Hazret-i Nûh Tûfân'dan halâs olduğu gün yevm-i Aşura idi. Herkesde bulunan ta‘âmları bir kazgana koyup tabh edüp tenâvül edüp nâmına "Aşura" dediler, Hazret-i Nûh sünnetidir. Ve ba‘de't-Tûfân Hazret-i Nûhı'n-Necî üç yüz sene mu‘ammer olup üç oğlu dahi oldu. Bir oğlu Hâm'dır, kara Zengiler ve Fir‘avnîler ve Cebbârîn kavmleri bu Hâm'ın zürriyyetinden vücûda gelmişlerdir. Ve bir oğlu Sâm'dır. Arab ve Acem ve cümle peygamberler anın sülâle-i ırk-ı tâhirinden vücûda gelmişlerdir. Ve bir oğlu Yâfes'dir. Türk ü Tatar ve Sakâlib Ye’cüc ü Me’cüc bunun neslinden vücûda gelmişlerdir. Bir oğlu Ken‘ân idi. Babası Nûh Nebî ile gemiye girmeyüp peygamber belinden gelüp mürtedd olan ibtidâ bu Ken‘ân'dır. Cümle Mısır Kıptîleri ve Malta kâfiri Arabı ve Cezîre-i Girid'de İsfakiye Arabı Kıptîdendir, zuhûrları Mısır İskenderiyyesi'ndendir kim asılları Kıbtî ve Ken‘ân b. Nûh'a müntehîlerdir. Ken‘ân babasıyla zevrak-ı rahmete girmeyüp bir tuç kumkuma içre me’kûlât meşrûbâtıyla kumkuma içre girüp yeye, içe, sıça devr-i dâ’im gene yeye yeye necâsetinde gark olup Tûfân'da kumkumasıyla bir kenara çıkup hâlâ Mısır'ın sa‘îd-i âlîsi elvâhât evvel-i Nakraveş kurbunda kumkuması bârçeleriyle bir gâr içre yatar. Kabâbıta kavminin ziyâretgâhlarıdır. Hakîr üç kerre uğrayup temâşâ etdik. Deyr-i kadîm-misâl bir gâr-ı yetîmân dâr-ı bî-îmândır kim ol Ken‘ân hakkında sûre-i (---) âyet (---)Arapça nassı bu Ken‘ân hakkında kıbel-i Hak'dan alâ tarîkı'l-kısas Habîb-i Hudâ'ya nâzil olmuşdur. Niçe müverrihler Hâm ve Sâm ve Yâfes Tûfân'da gemi içre bile idi, derler. Ba‘zılar, Tûfân'dan sonra vücûda geldiler, derler. Sahîhi bu ola. Netîce-i merâm Tûfân'dan sonra gemi içre olan seksen nefer kimesneden bu dünyâ benî Âdem ile mâlamâl olduğundan Hazret-i Nûh'a Âdem-i sânî derler. Bir rivâyetde Ferîdûn Hazret-i Nûh ile gemide bile idi. Tatar andan tenâsül buldu, derler. Ferîdûn'un kabri Heyhât sahrâsında medfûn olduğu inşâallah mahalliyle tahrîr olunur. Ammâ bu Hazret-i Nûh'un ziyâretgâhı olan Kerk-i Nûh karyesi semtinde cebel-i Deyr derler bir kûh-ı bülend vardır. Bir tarafı cânib-i garba, Berût cânibinde Akdeniz'e nâzırdır. O cebel-i müntehâ içre yetmiş iki mezâhib fırak-ı dâlleden Dürüzî Timânî ve Yezîdî ve Mervânî kavmi sâkinlerdir. Ve bu cebelde zikri sebkat eden Ken‘ân b. Nûh aleyhi's-selâmın bir mağarası vardır. Ehl-i Sâm, Ken‘ân babasıyla gemiye girmeyüp kumkuma içre bu mahalde gark olduğuna sûre-i Nûh (---) âyet-i şerîfi delîl ederler. Arapça bu mahal içündür deyü müfessirîn tefsîr etmişlerdir. Ve ale'l-ittifâk Tûfân-ı Nûh ibtidâ bu Bukâ‘ sahrâsındaki nehr-i Tennûr'dan zuhûr edüp cihânı cümle gark etdi. Mezheb-i hukemâda olanlar "Tûfân hemân Arz-ı Mukaddese'de oldu" derler. Eyle ise âyet Arapça nassına göre Hazret-i Nûh'un gemisi cebel-i Cûdî üzre ka[râr] etdikde Cûde ve Musul ve Irâk-ı Acem ve Kurna ve Basra cümle arz-ı mukaddes olmuş olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 34b–35a ·
metinde göster ·
Bu Akye sahrâsında yetmiş-seksen bin asker ile meks ederken zikri
sebkat
eden cengâver Cezâyir kalyonlarından iki aded hizmetkârıyla bir pehlivân çıkup …
Bu Akye sahrâsında yetmiş-seksen bin asker ile meks ederken zikri sebkat eden cengâver Cezâyir kalyonlarından iki aded hizmetkârıyla bir pehlivân çıkup cümle askere ve Paşaya ve gayri a‘yâna yeşil bayraklar hedâyâlar verüp "İbret-nümâ temâşâgâhım vardır kim görmeğe muhtâcdır" deyü herkesi meydân-ı ma‘rekeye da‘vet etdi. Magrib-zemînde hâsıl olmuş bir uluç âdemîsi idi. Netîce-i merâm üç gün hengâme-i ibret-nümâlar etdi kim âdem vâlih u mebhût olur. Bu üç günde cemî‘i a‘yândan iki kîse kadar mâl cem‘ etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 42a ·
metinde göster ·
Mu‘cize-i enbiyâ bir kaya-yı bâlâdır. Hazret-i Sâlih asrında bu kaya içre Nâka gâ’ib olunca Cenâb-ı Bârî tarafından Hazret-i Sâlih'e hâtif-i Rabbânî ile "Yâ Sâlih! Rûh ile'ş-Şâm!" emri olunca Hazret-i Sâlih Şâm tarafına gitdikde Cenâb-ı Rabbi'l-İzzet bu kavm-i Semûd'a bir ra‘d u berk u sâ’ika azâbın verüp cümle kavm-i Semûd ol sayhadan zehreleri çâk ve dâr-ı karârları zîr-i hâk olup cümle kayalarda oyulmuş mağara evleri münhedim olup hâlâ cemî‘i kapularının üst eşikleri ve kayadan oyulmuş tavanları ve yükleri ve dollâbları cümle ka‘r-ı zemîne geçüp kimi baş aşağı, kimi yan bigi yatar kâ‘alar ve sarâylar var kim cümle Şâm huccâcı bu şehr-i Semûd içinden geçdikde temâşâ edüp gazabullah ne idiğün görüp Hûdâ-yı bîçûndan havf etmeleri ziyâde olur, ibret-nümâ harâbistândır. Andan Hazret-i Sâlih bu Akka şehrine gelüp sene (---) mu‘ammer olup merhûm oldukda bu hâk-i pâkde defn ederler. Hâlâ ziyâretgâh-ı hâs [u] âmdır. Gerçi bir binâ-yı azîm âsitânesi yokdur ammâ yine fukarâ-yı râ‘îden yedi sekiz nefer türbedârları ve hüddâmları vardır. Ammâ bu âsitâneyi dahi kum gark etmededir. Her sene cemî‘i şehir halkı cem‘ olup Hazret-i Sâlih'in rûh-ı şerîfinden istimdâd taleb edüp niçe kerre yüz bin arka yükü rimâli deryâya döküp kabr-i Hazret-i Sâlih'i tathîr ederler. Hakîr dahi hizmetimiz sebkat etsin içün dâmenimle niçe kerre kum taşıyup deryâya ilkâ edüp rûh-ı Sâlih Nebî içün bir Yâsîn-i Şerîf tilâvet edüp ziyâret-i vedâ‘ etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 43a ·
metinde göster ·
… Tershâne'den paşa ile İslâmbol'da sarâya gelüp tenhâmızda İpşir Paşa ile zikri
sebkat
eden kelâmları bir bir paşaya takrîr etdikde paşa eyitdi "Elbette İpşir der-i d …
mazmûnunca ba‘zı tesellî-i hâtır olacak kelimâtlar edüp Defterdâr Paşa hazz ederdi. Ve Kudde Kethüdâ ve Mevkûfâtî Mehemmed Efendi hazz etmeyüp yüreklerinden kan giderdi. Tershâne'den paşa ile İslâmbol'da sarâya gelüp tenhâmızda İpşir Paşa ile zikri sebkat eden kelâmları bir bir paşaya takrîr etdikde paşa eyitdi "Elbette İpşir der-i devlete gelir mi", "Gelir ammâ deryâ-misâl asker-i Cemâpur ile gelüp Üsküdar'da istikbâline çıkan âdemleri rehin alıkomayınca sa‘âdetlü pâdişâha varmaz ve varup sarâyında ber-karâr olursa Üsküdar'da olan askerlerin dağıtmaz" dedim. Paşa eyitdi:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 177b ·
metinde göster ·
Bu nehr-i azîmler cümle Hudâyî cereyân ederler, ammâ bâlâda zikri
sebkat
edüp nehr-i Murat'dan hâric ü müteşa‘ib olan nehirler cümle mülûkların himmetiy …
Bu nehr-i azîmler cümle Hudâyî cereyân ederler, ammâ bâlâda zikri sebkat edüp nehr-i Murat'dan hâric ü müteşa‘ib olan nehirler cümle mülûkların himmetiyle çölistâna akmışdır. Ammâ bi-kavli müverrih Hıtıt-ı Mıkrisî eydür: "Nehr-i Furât ile nehr-i Şatt'ı Hazret-i Danyal emr-i Hak ile melâ’ikelerin i‘ânesiyle Furât'ı Erzurûm'dan, Şattu'l-Arab'ı Diyârbekir cebellerinden çıkardı", demiş ve Müverrih Mıkdısî dahi bu kavlden üç yüz sene mukaddem böyle tahrîr etmiş. Mıkdısî târîhi arz-ı Yunan'dan ta arz-ı Hasan'a ve arz-ı Askalân'a ve arz-ı Taberistân'a ve arz-ı Ken‘ân'a ve arz-ı Mukaddes'e ve arz-ı Rûm'a ve arz-ı Irâk'a ve arz-ı Âzerbaycân'a ta Karadeniz sâhillerinden Gürcîstân u Dağıstân ve arz-ı Irâk-ı Dâdyân'ı ve arz-ı Heyhât'ı ve arz-ı İrân ve arz-ı Turan'ı ve arz-ı Türkistân-ı Tataristân ve Moğol u Boğol'u ta Mâverâü'n-nehir'e varınca Koca Mıkdısî eyle yazmış kim ve eyle gezmiş kim cümle geşt ü güzâr etdiği kurâ vü kasabât u kılâ‘ u büldânları âb [u] hevâsıyla ve arz-ı beledi ve tûl-ı enhârıyla tahrîr etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 206a ·
metinde göster ·
eden ayn-ı İskender, kal‘anın cânib-i şarkîsine sehel karîb bir mesîregâh kayad …
Evvelâ zikri bâlâda sebkat eden ayn-ı İskender, kal‘anın cânib-i şarkîsine sehel karîb bir mesîregâh kayadan tulû‘ eder. Andan ayn-ı Âvîh, cebel-i Dehdîvân'dan hurûc edüp zeyl-i kal‘ada Hâtûniyye cisrinde ayn-ı İskender'e rîzân olur ve Aynu'l-burut, ayn-ı İskender'e munsabb olur ve nehr-i Husul, bir âb-ı zülâldir. Bu dahi ayn-ı İskender'e katılır ammâ kayalardan gelmek ile şiddet ile cereyân eder ve ayn-ı Taklaban, hânın buhayre yapduğu âb-ı nâbdır. (---) ve Nakşot deresi âb-ı nâbdır ve nehr-i Karadere, sehel şorcadır ammâ gâyet nâfi‘dir ve Değirmân deresi ayn-ı Sendefe derler. Beyne'l-hukemâ bir nâfi‘ sudur ammâ halk İskender aynı deyü anı medh ederler. Anın nef‘in İskender müşâhade etmiş, nûş edüp gitmiş, ammâ bu ayn-ı Sendefe'yi kırk gün nûş edenin derûnunda cemî‘i safrâ ve sevdâ ve balgam ve sâ’ir ahlâtları cümle mahv eder, serî‘u'l-hazm bir âb-ı revândır. Andan nehr-i,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 226a ·
metinde göster ·
eden Van deryâsı zemîninde Nemrûd-ı la‘înin binâ etdüği kûh-ı bâlâya Nemrûdîler …
İbret-nümâ-yı sanâyi‘-i Lem-yezel: Mukaddemâ zikri sebkat eden Van deryâsı zemîninde Nemrûd-ı la‘înin binâ etdüği kûh-ı bâlâya Nemrûdîler develer ile taş taşırlarken bi-emri Hâlık-ı Kahhâr yetmiş kadar develeri yükleri gibi taş eyleyüp şütürbânları dahi cümle seng-i hâr olup cümle develer katar katar tertîb üzre yükleriyle dizilmişler. Kimi çökmüş durur, kimi ber-pâ durur. Sârbânları kezâlik kimi ber-pâ kimi münhedim olmuş durur. Hâlâ cümle şekl [ü] şemâ’illeriyle ve kadd [ü] kâmetleriyle âmâde dururlar. Üç bin yedi yüz seneden berü birine bir rahne isâbet etmeyüp mesâfe-i ba‘îdeden bir kârbân-ı şütürbân cânib-i Revân'a revân olunur zann olur. Cümle seng-i hârâdan nişân verir çakmak taşlarıdır, ammâ garâ’ib andadır kim ol azamet ıssı Allah bunlara hışm etdikde sârbânlar develerin taş olduğun gördüklerinde keç gerdân ve keç rû olup yüzlerin hevâya çevirüp el açup dergâh-ı Hakk'a tazarru‘ [u] nâliş eder şekilli birer hey’et-i garîbe vü acîbe eşkâle varmışlar kim kimi secde etmiş, kimi ser-nigûn yatmış, kimi yan yatup bir gözüyle âsumâna nigerân eder şekilli seng-i hârâ olmuş âdemler var kim âdem em‘an nazar ile nazar etse hayrân kalup Hak Celle ve Alâ'nın gazabı ne idüği müşâhede olunur. Arapça
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 238a ·
metinde göster ·
… ymân'a itâ‘at edüp Tebrîz ve Nahşevân ve Revân seferlerinde hizmet-i vâfireleri
sebkat
etmeğile ülkeleri kendülere ber-vech-i te’bîd yurdluk ve ocaklık deyü hükûmet v …
Ahvâl-i gâzîyân-ı Mahmûdî: Sene 955 târîhinde Sultân Süleymân'a itâ‘at edüp Tebrîz ve Nahşevân ve Revân seferlerinde hizmet-i vâfireleri sebkat etmeğile ülkeleri kendülere ber-vech-i te’bîd yurdluk ve ocaklık deyü hükûmet verilmişdir. Hâlâ Van eyâletinde tabl [u] alem sâhibi ocak beğidir. Hâlâ hâkimü'l-vakti İbrâhîm Beğ'dir. Ülkesi tahrîr olunup kânûn-ı Süleymân {Hân} üzre timâr u ze‘âmetleri vardır. Beğinin hâssı kendi diyârının ebvâb-ı mahsûlâtıdır. Ol takrîb ile Van vâlîsiyle sefer eşerler, ammâ alâybeği, çeribaşı ve dizdârı ve kethudâyeri ve serdârı yokdur. Ammâ Âsitâne tarafından yüz elli akçe kadısı vardır. Ve bu kavm-i Mahmûdî cümle sekiz bin asker olur. Ammâ kerrât ile Acem şâhına karşu komuşlardır. Gâyet şecî‘ ve yarar ve bahâdır şehbâz gâzîlerdir. Cümle al ve yeşil ve sarı ve kırmızı boyalı sakallı âdemlerdir kim cümle dîndâr ve ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘at Şâfi‘îyyü'l-mezheb mü’min ü muvahhid âdemlerdir. Mâbeynlerinde bir âdemin kizbi zâhir olsa, "Sen kezzâbsın!" deyü ol âdemi nefy-i beled, azl-i ebed ederler. Evlâd [ü] ıyâlin dahi redd ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 286a ·
metinde göster ·
… ılâ‘ları ve şehr-i azîmeleri nehb ü gâret etmeğe ahd-i amân etmişdi. Zîrâ zikri
sebkat
eden kal‘a-i Serâv altında Cığalazâde bir gûne münhezim olmuşdu kim devlet-i Âl …
Mukaddemâ zemîninde hulefâ-yı Benî Abbâsiyân'dan bir kal‘a inşâ etmişler ammâ mürûr-ı eyyâm ile bu kal‘a kerpiç binâ ile inşâ olunduğundan berbâd olur. Ammâ sene 995 târîhinde Sultân Murâd Hân-ı Sâlis vezîri Cığalzâde Sinân Paşa serdâr-ı mu‘azzamlık ile diyâr-ı Bağdâd'a gelüp andan deryâ-misâl asker ile Cem-cemâl yoluyla vilâyet-i Âzerbaycân'da şehr-i Tebrîz-i dilâvîze atf-ı inân etdikde şehr-i Rey ve şehr-i Kum ve şehr-i Kâşân ve şehr-i Dergezîn ve şehr-i Hemedân ve şehr-i Mihribân ve şehr-i Bâğ-ı cinân ve şehrü'l-Lusûs ve şehr-i Gazvîn ve şehr-i Cem-cenâb ve kal‘a-i Şehribân ve kal‘a-i Kinkur ve kal‘a-i Nihâvend ve kal‘a-i Sehend ve kal‘a-i Erdebil ve kal‘a-i Serâh ve kal‘a-i Kehrevân ve kal‘a-i Merâğa ve kal‘a-i Karakan ve kal‘a-i Sultâniyye ve şehr-i Tebrîz'e varınca mezkûr kılâ‘ları ve şehr-i azîmeleri nehb ü gâret etmeğe ahd-i amân etmişdi. Zîrâ zikri sebkat eden kal‘a-i Serâv altında Cığalazâde bir gûne münhezim olmuşdu kim devlet-i Âl-i Osmân'da eyle bir serdâr münhezim olmayup bed-nâmlık olduğu intikâmın Acem'den almak içün {Cığalzâde Sinân Paşa} dârü'l-hilâfe olan Bağdâd-i bî-dâddan leşker-keş olup niyyetü'l-gazâ diyerek ibtidâ kal‘a-i Cem-cemâl'den niçe gün kat‘-ı menâzil ederek kal‘a-i Pilever'e andan kal‘a-i Denâver'e andan kal‘a-i Despol'a andan kal‘a-i Sorhbîd-i Rûsipîd'e andan ibret-nümâ olan kûh-ı Bî-sütûn'a bir kal‘a-i müfîd binâ edüp andan kat‘-ı menâzil ederek kûh-ı Demâvend'e geldikde gördü kim Bağdâd ile Hemedân ve Tebrîz yolları üzre bir cây-ı menâs olacak kal‘a yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 327a ·
metinde göster ·
eden Eski Bağdâd'ı Buhtunnasr harâb etdikden sonra altı yüz sene harâb yatup ba …
Sebeb-i imâristân-ı Bağdâd: Evvelâ bâlâda zikri sebkat eden Eski Bağdâd'ı Buhtunnasr harâb etdikden sonra altı yüz sene harâb yatup ba‘dehû Hazret-i Risâlet-penâh yigirmisine bâliğ iken Enûşirvân-ı âdil Eski Bağdâd'ı yigirmi senede imâr etdikde bir zelzele-i azîm olup Eski Bağdâd harâb oldu ve Enûşirvân sâhil-i diyârda sayd [u] şikârda bulunup halâs oldu. Hemân ol ân âdil Enûşirvân Hazret-i Risâletden mübârek ağzı yarın taleb edüp Hazret'in ağzı yârıyla Tâk-i Kisrâ'yı binâ etdi. Hâlâ eser-i binâsı mu‘cize-i Resûl olmağile sâbite bir binâ-yı âliyedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 340a ·
metinde göster ·
eden Sünbüllü Baba tekyesi kurbunda bâğlar içre Taşoluk tekyesi nâm tekyede hâl …
İbret-i mutalsam-ı mu‘attal: Bâlâda zikri sebkat eden Sünbüllü Baba tekyesi kurbunda bâğlar içre Taşoluk tekyesi nâm tekyede hâlâ bir turfe elvân-gûn hacer vardır. Bir tarafı oluk gibi kazılmışdır ve üzerinde hatt-ı İberî yazılmışdır. Zamân-ı kadîmde hükemâ-yı selef mi yâhûd kehene-i kudemâ mı bu taşa üç satır hatt ile bir tılsım harfleri tahrîr etmiş, günde birer kerre bu seng-i hârâdan süd akarmış ve bir sâ‘atden yine münkatı‘ olurmuş. Hazret-i Risâlet-penâh sa‘âdetle rûy-ı arza kadem basdıkda niçe kerre yüz bin mutalsamâtlar mu‘attal oldukda bu dahi harâb olur. Hattâ bu diyâr, kefere destinde iken Hacı Bektaş Velî, kefereden bu kal‘ayı Osmâncığa taleb etdikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 23a ·
metinde göster ·
… de Atnabur deyri, Ermeni lisânında "Gatnabur"; "Südlü aşa" derler. Bâlâda zikri
sebkat
eden Taşolukdan akan südden bu kilisede südlü aş pişdiğiyçün Atnabur, Südlü aş …
Evvelâ şehir içinde Taşnerdübân deyri, Urumlarındır. Ve Tahta'l-kal‘a deyri ve şehir içinde Büyük Terbiye mahallesinde Atnabur deyri, Ermeni lisânında "Gatnabur"; "Südlü aşa" derler. Bâlâda zikri sebkat eden Taşolukdan akan südden bu kilisede südlü aş pişdiğiyçün Atnabur, Südlü aş deyri derler, deyr-i atîkdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 23b ·
metinde göster ·
eden kal‘aya havâle Aksu depesindedir. Andan Taşoluk tekyesinden aşağı şehir hâ …
Mesîregâh-ı Yeni ılıca: Bâlâda zikri sebkat eden kal‘aya havâle Aksu depesindedir. Andan Taşoluk tekyesinden aşağı şehir hâricinde şehre karîb Keksi köyünde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 24a ·
metinde göster ·
"İzzetlü, mürüvvetlü velîyy-i ni‘am efendim sultânım arz-ı dâ‘î-i kemter efkâr-ı ahkar budur kim, Sarı Ken‘ân Paşa-yı muhannes-i keyvân ve nâdân-ı hutemân ile Harem-i Hâs'da neşv ü nemâ bulup Hâsoda'da Hırka-i Resûlullâh huddâmı olup otuz yedi sene hidmeti sebkat etmişken takdîr-i Hudâ donanma-yı hümâyûn dest-i kâfirde münhezim olduğıyçün havf u haşyet-i pâdişâhîden firâr edüp el-âye[t], Sûre-i Vennâzi‘âtda estağfirullâh Arapça âyeti itâbını müşâhede edicek âhirü'l-emr firâr edüp bir alay zaleme haşerâta teba‘iyyet edüp (---) etdiği şenâ‘at ve sefâhatleri bizim gibi çokdur ve sultânımdan gayrı kimsesi yokdur ve kabâhatları bî-nihâye olduğuna ilmimiz lahikdır, ammâ ol Âsitâne-i sa‘âdet'in kadîmî emekdârlarından olduğumuz içün bu hakîre Hasan Paşa ve Tayyarzâde Ahmed Paşa kullarıyla gelüp ‘Dahl-i emân’ deyüp ayağa düşüp bî-tâb ü bî-mecâl geldiler ve emân dileyüp cerâyimlerine özr-hân olup Arapça fehvâsınca cümlesi estağfirullâh Arapça âyetin tilâvet edüp bu muhlîsiniz yanına geldiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 72b ·
metinde göster ·
eden ceseden timsâl-i garîbe vü acîbeleri ve niçe bin nâkûs ve çelîpâ çanların …
Andan bâlâda zikri sebkat eden ceseden timsâl-i garîbe vü acîbeleri ve niçe bin nâkûs ve çelîpâ çanların ve gûnâ-gûn havân topları ve musanna‘ altunlu münakkaş topları ve gayrı gûnâ-gûn zî-kıymet âlât-ı harbleri yigirmişer ve otuzar çift câmûs ve sığır çeker arabalara merkûm eşyâları tahmîl edüp âmâde olduklarında bu hakîr dahi Serdâr Alî Paşa efendimizle ve gayrı vüzerâ ve a‘yân [u] kibârlar ile vedâ‘ edüp "Tevekkülen-alallâh" deyüp
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 127a ·
metinde göster ·
… r-ı Muhammedîler uruldu kim Hudâ'ya ayândır ol serhadde böyle bir gazânın misli
sebkat
etmemişdir.
Bizim gâzîler dahi susuzlukdan bî-tâb u bî-mecâl kalmışlar, ammâ anlar dahi bizleri görünce susuzlukları def‘ olup hayât-ı cân buldular ammâ bir yalçın kayaya arka verüp ceng ederlerken hemân bizler dahi kemîngâhlardan çıkup bayraklarımız küşâde edüp iki bin askerin beş yüzün sular ve beksümâtlar ile gerüde kemîngâhlarda pusuya kazandibi alıkoyup hemân bin beş yüz asker bir ağızdan sadâ-yı Allâh Allâh ile gülbâng-ı Muhammedîler getirüp kâfire göz açdırmayup bir yaylım kurşum urunca küffâr-ı dûzah-karâr gördü kim imdâd geldi. Hemân kudurmuş yılan gibi üzerimize döndüler. Evvelki asker dahi bu hâli görüp tâze cân bulup kamandıkları yerden anlar dahi "Allâh Allâh"a rehâ buldurup anlar dahi kâfirin ardlarından hücûm edüp küffâr iki askerin ortasında kalup eyle sâtûr-ı Muhammedîler uruldu kim Hudâ'ya ayândır ol serhadde böyle bir gazânın misli sebkat etmemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 136a ·
metinde göster ·
… azîm etrâflarında kırk elli göz su değirmenleri var. Bunlardan akan sular zikri
sebkat
eden aşağı mağârâlar içindeki değirmenlere gidüp andan ol sular mezkûr kayalard …
Mezkûr Vinçaz kapusu eşiğinden cereyân eden nehr-i Pileve üzre bir haşeb cisr-i azîm etrâflarında kırk elli göz su değirmenleri var. Bunlardan akan sular zikri sebkat eden aşağı mağârâlar içindeki değirmenlere gidüp andan ol sular mezkûr kayalardan nehr-i Pileve'ye uçar. Bu kal‘a kayaları gûyâ kûh-ı Demâvend ve kûh-ı Bîsütûn gibi altları serâpâ boşdur ve gûnâ-gûn dıraht-ı müntehâlar bu kayalarda bitüp şecere-i Tûbâ gibi baş aşağı şâhalar salup sâyelerinde şahin ve zağanos ve çaylak ve kartal kuşları âşiyân etmişlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 152a ·
metinde göster ·
… [u] şikâr: Zirinoğlu kâmil yedi sâ‘at bizim serhadlerimiz tarafında olan zikri
sebkat
eden kırıntıların iç yanında bir azîm kasr-ı âlî var. Anda çıkup karâr-dâde old …
Der-fasl-ı sayd [u] şikâr: Zirinoğlu kâmil yedi sâ‘at bizim serhadlerimiz tarafında olan zikri sebkat eden kırıntıların iç yanında bir azîm kasr-ı âlî var. Anda çıkup karâr-dâde olduğumuz gibi dağlar ve ormanlar içinden taraf taraf top sadâsı kopup el-azametullâh meğer mukaddemâ tâ Çakatorna'dan re‘âyâlara âdemler gitmiş. Âdem deryâsı bir hay huy sayha-i azîm ile âdem deryâsı gelmede ve toplara ârâm olmayup atılmada, ammâ cemî‘i dağların vahşî canavârları sürü sürü gelüp Kırıntı nâm mahalde yığılup cân bâzârına düşmede, ammâ azamet-i Hudâ Subhânü'l-Hallâk fîl cüssesi kadar sığınların şâhaları çatal-misâl olmuş ve karaca ve tablalı ve yağmurca ve sinhale(?) nâm hayvânların her biri Kastamonu'nun çâlâk katırlarına benzer. Ve bir gûne kırmızı yünlü ayu geldi kim her biri Bağdâd aslanına {benzer} mehîb, mefret ve azulu hınzîrları hımârdan büyük ve yaban keçisi ve yaban koyunu sığır kadar ve gele gele ol kadar tilki ve çakal ve kurd ve sırtlan ve tavşan geldi kim hisâbın Hallâk-ı âlem bilir. Bu hâl üzre cümle kâfir topları atarak ve sâ‘ika-i topdan mahlûkat kaçarak bir yere gelüp lâ-yu‘ad ve lâ-yuhsâ hayvânâtlar ortada kalınca kral ve hakîr köşkden temâşâ edüp, "Bire vurun" deyince el-azametullâh 163a kassâb-ı kazâ-yı ecel bu kadar yüz bin cânın içine girüp kırmağa başladılar, ammâ hınzîr ile ayu beş yüz mikdârı kefereleri helâk etdiler. "Bire vardı" ve "Bire geldi" derken gerüden dağlar içre gere gere getirdikleri katrânlı Firengî ipden seyrek balık ağı gibi örülmüş ağlar gelüp gerildikde aslâ hayvânâtlar firâr edemeyüp be-dürüstî kırmağa başladılar, ammâ hınzîr ve kurd cânları acısından önlerine râst gelen hayvânları eyle paraladılar kim cümle mahlûk anlardan havf ederlerdi, ammâ ayular bir yere gelüp ellerine budağ birer ağac pârelerin alup insân gibi ayağ üzre kalkup hınzîra ve kurda sopalar urup depelerdi. Mehîb ve mefret Alman ayıları olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 162b–163a ·
metinde göster ·
Rûmeli eyâleti hâkiyle müşâ olan kal‘alar kim mukaddemâ zikri
sebkat
eden kal‘a-i Baniska ve kal‘a-i Kızlar ve kal‘a-i Mitroviçse nâmân kal‘alarda B …
Rûmeli eyâleti hâkiyle müşâ olan kal‘alar kim mukaddemâ zikri sebkat eden kal‘a-i Baniska ve kal‘a-i Kızlar ve kal‘a-i Mitroviçse nâmân kal‘alarda Bosna eyâletinin yedi aded sancağı kal‘aları dahi bu arada tamâm olunup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 168a ·
metinde göster ·
… Hân-ı Râbi‘e gelince böyle bir ma‘sûm-ı pâk vezîr-i rûşen-zamîr-i dilîrin misli
sebkat
etdiği hâtır-nişânımız değildir, ammâ hakkâ ki Koca Nişâncı ve Koca Mûsâ Paşa v …
El-hâsıl Sultân Ahmed Hân asrından tâ Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘e gelince böyle bir ma‘sûm-ı pâk vezîr-i rûşen-zamîr-i dilîrin misli sebkat etdiği hâtır-nişânımız değildir, ammâ hakkâ ki Koca Nişâncı ve Koca Mûsâ Paşa ve Koca Ken‘ân Paşa bunlar dahi ma‘sûmluklar ile şöhre-i şehr olmuşlardır, rahmetullâhi aleyhim ecma‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 48b ·
metinde göster ·
… ir Ungurus Kralı Yanoş Kral destinde iken ol kral-ı dâll Süleymân Hân ile zikri
sebkat
eden Mihaç gazâsında bir batakda gark olunca bu (bu) kal‘a-i Peçoy Ferdinand Kr …
Ba‘dehu bu kal‘a niçe bin mülûk destine girüp âhir Ungurus Kralı Yanoş Kral destinde iken ol kral-ı dâll Süleymân Hân ile zikri sebkat eden Mihaç gazâsında bir batakda gark olunca bu (bu) kal‘a-i Peçoy Ferdinand Kral destine girir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 66a ·
metinde göster ·
… udin erenlerinden bir cân merhûm olsa vâlî-i vilâyet bu ma‘zûlcinin bir hidmeti
sebkat
etmiş eşbehcesine merhûmun gediğin verir. Âhara tevcîh ederse Balı Paşa meydânı …
Evvelâ sağkol ve solkol ve azebistân ve gönüllü ve ma‘zûlciyân ve martolosân ve topçıyân ve cebeciyân ve niçe gûne ocak ağaları var, ammâ kapukulu yeniçeri ağaları yokdur, lâkin ma‘zûlciyân derler bilâ-kayd u bilâ-vazîfe iki bin kadar gâzîler bu diyârda çete ve poturalara gidüp eyi atlar ve eyi gulâmlar ve pâk silâhlar bunlardadır. Ma‘zûlen gedik beklerler. Kaçan kim Budin erenlerinden bir cân merhûm olsa vâlî-i vilâyet bu ma‘zûlcinin bir hidmeti sebkat etmiş eşbehcesine merhûmun gediğin verir. Âhara tevcîh ederse Balı Paşa meydânında gulû edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 90b ·
metinde göster ·
eden Dîv Ali Beşe ile alaybeği birbirlerine sarılmış Aktabya üzre yigirmi yedi …
Ve yine yevm-i mezbûrda küffârın Pojon tarafına gidenler gelüp çâsâr leşkeri Uyvar'ın feth olduğun işidüp cümle küffâr "Ba‘de harâbi'l-Basra" deyüp Uyvar imdâdına gelmeden ferâğat edüp cümle küffâr dâr-ı menhûslarına firâr etdikleri haberi gelüp henüz cünûd-ı müslimîn emn [ü] râhatda olup ol gün yevm-i çehârşenbe idi, cemî‘i şehîdân-ı müslimînin cemâ‘at-i kesîreler ile namâzları kılınup defn olundu, ammâ zikri sebkat eden Dîv Ali Beşe ile alaybeği birbirlerine sarılmış Aktabya üzre yigirmi yedi gün ter ü taze kanları akarak kalmış anın ikisin dahi Aktabya üzre defn edüp anların üzerlerine Sührâb Mehemmed Paşa bir haşeb kasr-ı cihân-nümâ inşâ edüp hâlâ ziyâretgâh-ı gâziyândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 120b ·
metinde göster ·
eden otuz aded kal‘alar ve yetmiş aded varoş-ı mu‘azzamlar ve yedi yüz aded kas …
Ve bu zikri sebkat eden otuz aded kal‘alar ve yetmiş aded varoş-ı mu‘azzamlar ve yedi yüz aded kasaba-misâl ma‘mûr u âbâdân kurâların cümle hâkimleri ve irşekleri ve kapudanları ve birovları ve şagları ve papasları cümle hedâyâlarıyla huzûr-ı Sadrıa‘zama gelüp pâypûş-ı vezîr-i dilîri bûs edüp itâ‘at etdiklerinde cümle kılâ‘ların kapdanları ellerine mu‘âfnâme emrleriyle muhâfazacı beğler ve paşalar ihsân olunup cümle kal‘alar eyâlet-i Uyvar kayd olunup eyâlet-i Uyvar Kurd Paşa'ya sadaka olundu, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 122a ·
metinde göster ·
… eyân ederek kasaba-i Çaçka kurbunda nehr-i Morava'ya mahlût olur. Ba‘dehu zikri
sebkat
etdiği gibi Morava da nehr-i Tuna'ya munsabb olur, ve's-selâm.
Bu nehr-i Işkırapiş dahi şehr-i Öziçe dağlarıyla kasaba-i Roda dağlarından cem‘ olup nehr-i Ditina ve nehr-i Işkırapiş ikisi bir olup cereyân ederek kasaba-i Çaçka kurbunda nehr-i Morava'ya mahlût olur. Ba‘dehu zikri sebkat etdiği gibi Morava da nehr-i Tuna'ya munsabb olur, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI mük. 137b ·
metinde göster ·
… bu hakîr eyle bir cisr-i âlî rub‘-ı meskûnda görmedim. Gerçi Kürdistân'da zikri
sebkat
eden Batman cisri ve Hasankeyf cisri dahi gâyetü'l-gâye musanna‘ cüsûrlardır, a …
Ammâ bu zikr olunan cümle cüsûrlardan vâcibü's-seyr ibret-nümâ-yı bî-misâl cisr-i lâ-nazîr bu Mostar köprüsüdür kim Arab u Acem ve Rûm u Firengistân'da ve Belh u Buharâ'ya varınca tek-i pûmız var, bu hakîr eyle bir cisr-i âlî rub‘-ı meskûnda görmedim. Gerçi Kürdistân'da zikri sebkat eden Batman cisri ve Hasankeyf cisri dahi gâyetü'l-gâye musanna‘ cüsûrlardır, ammâ bu Mostar cisri eflâke ser çekmiş bir kayadan bir kayaya tâk-ı Havarnak gibi atılmış bir göz cisr-i müntehâdır kim aşağı bakanın zehresi çâk olur. Hattâ bu cisrin iki başındaki kal‘aların iç yüzdeki kapularının bir kapudan bir kapuya varınca bu Mostar köprüsünün tûlu kâmil yüz germe adımdır. On beş ayak enniliği vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 164b ·
metinde göster ·
… aşa'ya hakîr ricâ edüp, "Bu kal‘aya bu yiğitlerin mukaddem târîhiyle hidmetleri
sebkat
etmişdir, bunları yine kal‘a ağalıklarıyla ve kethudâlıkları ve neferâtlıklarıy …
Lisân-ı Macar'da (---)(---) demekdir. Yine bânîsi Orta Macar banlarıdır. Bu dahi mâ-tekaddem Murâd Hân-ı Sâlis fethi olup ba‘dehu küffâr Filek kal‘asına mutasarrıf olduğu sene-i mezbûrede bunu dahi alup hamd-i Hudâ şimdi sene 1074 târîhinde küffâr gulgule-i Rûm askeri havfinden bu kal‘adan el çeküp hâli üzre mu‘attal bırağup içine Hatvan kal‘amız kulundan fermânsız yüz on yiğit girüp bu kal‘ayı zabt etmişlerdi. Şimdi Eğre vezîri Mehemmed Paşa'ya hakîr ricâ edüp, "Bu kal‘aya bu yiğitlerin mukaddem târîhiyle hidmetleri sebkat etmişdir, bunları yine kal‘a ağalıklarıyla ve kethudâlıkları ve neferâtlıklarıyla çerâğ-ı efrûhte edersiz" deyü ricâ etdiğimde ricâmız hayyiz-i kabûlde vâki‘ olup cümle gâzîleri Hollok kal‘asına ağavât ve neferâtlar etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 41a ·
metinde göster ·
… Sarı Hüseyin Paşa ile fetihde bulunup ibtidâ ezân-ı Muhammedî okuyup hizmetimiz
sebkat
etdiği bâlâdaki kürrâslarda evsâfiyle mastûrdur, ammâ yine gelesi sene Köpürlüz …
Hamd-i Hudâ Uyvar fethi senesinde Siyâvuş Paşa birâderi Gâzî Abaza Sarı Hüseyin Paşa ile fetihde bulunup ibtidâ ezân-ı Muhammedî okuyup hizmetimiz sebkat etdiği bâlâdaki kürrâslarda evsâfiyle mastûrdur, ammâ yine gelesi sene Köpürlüzâde Fâzıl Ahmed Paşa Belgrad meştâsında iken küffâr bu Litre kal‘asına istîlâ edüp hikmet-i Hudâ dest-i küffârda iken yine iki gece müsâfir olup seyr-i temâşâ etmek müyesser oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 76b ·
metinde göster ·
… ın bu Varat nâmıyla binâ etdiklerinden ismine Varat derler. Bir rivâyetde zikri
sebkat
etdiği üzre Varat kal‘ası içre Menûçehr evlâdları ol sâhib-kırânların tuçdan al …
Hâlâ Tımışvar eyâletinde nehr-i Tuna kenârında bir yalçın kaya üzre sa‘b kal‘a imiş. Evliyâ Mahmûd Paşa Güvercinlik kal‘asın feth edüp bu kal‘ayı balyemez toplar ile Güvercinlik kal‘asından döğe döğe derûn-ı Varat'da olan küffâr-ı bed-girdâr-ı murdâr "El-amân ey asâkir-i Âl-i Osmân" deyüp amân ile çıkup Erdel diyârına varup hâlâ elimizde olan Varat kal‘asın bu Varat nâmıyla binâ etdiklerinden ismine Varat derler. Bir rivâyetde zikri sebkat etdiği üzre Varat kal‘ası içre Menûçehr evlâdları ol sâhib-kırânların tuçdan altun yaldızlı atları sûretleri tılsımât olduğundan var atlardan galat Varat derler, deyü efvâh-ı nâsda söylenir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 94b ·
metinde göster ·
eden demirkapulardan eşedd-i ukûbet çekecek bir bu Tuna demirkapusudur kim behe …
Ammâ zikri sebkat eden demirkapulardan eşedd-i ukûbet çekecek bir bu Tuna demirkapusudur kim beher sene niçe yüz pâre gemi ve niçe bin âdem helâk olur. El-hâsıl Şattu'l-arab nehrindeki sedd-i Nemrûd'dan eşed bu Tuna Demirkapusudur. Ammâ bu demirkapuyu İskender-i Zülkarneyn binâ etmemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 96a ·
metinde göster ·
eden tapkırları selef hânları vaz‘ etmişler kim sefere giderken ale't-tertîb gi …
Hulâsa-i kelâm, bu zikri sebkat eden tapkırları selef hânları vaz‘ etmişler kim sefere giderken ale't-tertîb gidüp âdem ve at tekerlense helâk-i pâymâl olmaya. Hakkâ ki bu ma‘kûl şeydir. Ammâ çapul koyverildiği mahalde velâ tapkır velâ katâr velâ tertîb vardır kim rûz-ı mahşerden bir nişân olur. Hemân cümle Tatar askerin Hudâ hıfz-ı amânda ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 112b ·
metinde göster ·
edüp neberd-i azîmi tahrîr olunan Maskov kralı vilâyetinde ceng-i azîm edüp Şer …
Bâlâda zikri sebkat edüp neberd-i azîmi tahrîr olunan Maskov kralı vilâyetinde ceng-i azîm edüp Şeremet Vezîr'in üç kerre yüz bin cünûd-ı cünübün kırup esîr edüp bizzât Şeremet Vezîr'i ve yetmiş aded beğzâdeleri ve yedi yüz aded hatmanları ve kapudanları yüz bin kâfir ile esîr edüp Kırım şehrine gitdiğimizde Şeremet Vezîr'i Mehemmed Geray Hân efendimiz bu Çufud kal‘asındaki zindâna haps edüp ayağına yetmiş vukıyye demir neybe urup mahpûs etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 123a ·
metinde göster ·
Evvelâ cümleden nazargâh-ı kadîm zikri sebkat eden pâdişâhlara mahsûs Aşlama bâğı ehl-i gazâ olanlara bâğbânlar mâni‘ olmayup yârân âşıkân ma‘şûkân erbâb-ı ma‘ârifân ve seyyâhân-ı berr [ü] bihârânlar varup im‘ân-ı nazar ile nazar ederek teferrüc ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 127a ·
metinde göster ·
… bân odaları ve matbah-ı Keykâvûsu vardır, ammâ bir vâsi‘ sarây meydânında zikri
sebkat
eden taş minâreli câmi‘i var.
Sitâyiş-i sarây-ı kalga sultân: Bu mahrûr olan şehrin cânib-i cenûbuna muttasıl kayalar altında bir şehircik dahi vardır. Cemî‘i kalga sultânların sarâyları budur kim cümle iki yüz aded kat-ender-kat kârgîr binâlı görünüşlü ve şâhnişîn ve revzenli musanna‘ hücreleri var, ammâ ol kadar ma‘mûr u müzeyyen değildir, ya‘nî Bâğçesarây'da Hân sarâyı gibi değildir. Bir yanında sekbân odaları ve matbah-ı Keykâvûsu vardır, ammâ bir vâsi‘ sarây meydânında zikri sebkat eden taş minâreli câmi‘i var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 133a ·
metinde göster ·
eden cemî‘i millet-i nasârâlardan aslah-ı mevcûd sehel bahâneyle İslâm kabûl ed …
Ammâ bâlâda zikri sebkat eden cemî‘i millet-i nasârâlardan aslah-ı mevcûd sehel bahâneyle İslâm kabûl eder ve diyâr-ı İslâma gidenler gidüp gelir kavm-i Abaza Kureyşi ve Çerâkize Kureyşi kavimleridir kim kitâbî değillerdir. Bir alay dağî ve bâğî ve yağı kavm-i eblehlerdir kim be-kavl-i müverrihîn ecdâdları Mekke-i Mükerreme'den kabâ’il-i Kureyşî'dir kim kabâ’il-i Arab'ın eşref-i mahmûdu'l-hasâ’ili Arab kavmi olan fusehâ-yı büleğâ-yı mes‘ûdü'ş-şemâ’il idiği mukarrerdir, zîrâ Hazret-i Server-i Kâ’inât ve Mefhar-i Mevcûdât ol sülâle-i sâmîden vücûda gelmişlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 148b ·
metinde göster ·
Ammâ kavm-i Ferâ‘ine Hazret-i Mûsâ asrında iki fırka olup bir fırkası zikri sebkat etdiği üzre Bahr-i Kulzüm'de Kolundur boğazında gark olup anlardan bakıyyetü'l-gark-ı âb olmayanlardan niçe kerre yüz bini Rûm'a firâr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 209b ·
metinde göster ·
eden yüz yigirmi pâre gemiler kim Kandiye imdâdına gelmişlerdi, anların serdâr- …
Mukaddemâ zikri sebkat eden yüz yigirmi pâre gemiler kim Kandiye imdâdına gelmişlerdi, anların serdâr-ı pelîd-i anîdi olan la‘în-i bî-dîn Kandiye ceneraline der kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 297b ·
metinde göster ·