… de görüp "Bire meded" deyü def‘-i takâzâ edüp tecdîd-i vuzû’ etdükde kırk kerre
secde-i
şükr edüp,
Hemân Gülâbî Ağa yemîn edince ol sipâh havrânî cübbesinin sağ yenin Gülâbî Ağa'nın başına örter. Derhâl Gülâbî Ağa kendüyi, Kâğızhâne nehri kenârında bir çemenzâr yerde görüp "Bire meded" deyü def‘-i takâzâ edüp tecdîd-i vuzû’ etdükde kırk kerre secde-i şükr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 37b ·
metinde göster ·
… oldukda mevlevîyyet ile Diyârbekir'de Hüsrevîyye medresesinde seccâdenişîn iken
secde-i
âhiri tamâm edüp kârgâh-ı fenâdan bârgâh-ı bekâya gidüp hâlâ anda seccâde-nişîn …
Andan ziyâretgâh-ı monlâ-yı azîz Muslihüddîn Lârî: Hindistân'daki Lâr şehrinde vücudâ gelmiş bir seyyâh-ı âlem ü fuzalâ-yı benî Âdem idi. Rûm'a geldikde musâhib-i şehriyârî olup hayli şöhret-i i‘tibâr bulup Ebussu‘ûd mertebesi kimesne oldukda mevlevîyyet ile Diyârbekir'de Hüsrevîyye medresesinde seccâdenişîn iken secde-i âhiri tamâm edüp kârgâh-ı fenâdan bârgâh-ı bekâya gidüp hâlâ anda seccâde-nişîn olup Rûmiyye şeyhi civârında âsûdedirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 209b ·
metinde göster ·
… ecât oldukda cümle ümmet-i Nûh gemiden taşra çıkup hâk-i anber-i pâke yüz sürüp
secde-i
şükr etdiler. Cümlesi şükrâne içün herkesde ne bulundu ise bir kazgana koyup aş …
Ezîn-cânib kaçan ki Hazret-i Nûh Necî Tûfân'da Cebel-i Cûde üzre keştîsiyle karâr edüp necât oldukda cümle ümmet-i Nûh gemiden taşra çıkup hâk-i anber-i pâke yüz sürüp secde-i şükr etdiler. Cümlesi şükrâne içün herkesde ne bulundu ise bir kazgana koyup aş pişirüp tenâvül etdiler. Hâlâ ol ta‘âma "Âşûra aşı" derler kim Nûh Necî mâh-ı Muharremü'l-harâmın onuncu gününde necât bulduğunda yevm-i âşûradır kim Muhammed ibn İshâk kavlince "Tûfân-ı Nûh'dan Server-i Kâ’inât'a gelince 4.490 senedir. Âdem Nebî'den vilâdet-i Mefhar-i Mevcûdât'a gelince 6.750 senedir", deyü cemî‘i müfessirîn müttefekun aleyh olup tahrîr etmişlerdir ammâ ba‘de't-Tûfân bu dünyanın ibtidâ imârı vilâdet-i Resûl'den mukaddem dörd bin dört yüz doksan sene olmuşdur kim ibtidâ imâr olan keştî-i Nûh'un karâr etdüği Cebel-i Cûde üzre binâ-yı Hazret-i Nûh şehr-i Cûde'dir kim bu cebel hakkında sûre-i (---)Arapça âyeti nâzil olmuşdur. Hazret-i Nûh asrında bir şehr-i mu‘azzam olup gâyet imâr oldu. Hâkimi Hazret-i Nûh ümmetinden Kürdim Melik idi. Bu cebel-i Cûdî üzre bu Kürdim Melik altı yüz sene mu‘ammer olup evlâd-ı evlâdı münteşir olup İbrî lisânından gayrı bir lisân-ı İbriyân te’lîf edüp ne İbrîdir ve ne Fârisîdir ve lisân-ı Derîdir. Ana lisân-ı Kürd, Hazret-i Nûh ümmetinden Melik Kürdim'den kalmışdır. Ba‘dehû Hazret-i Nûh Tûfân'dan sonra Cûde şehrinden yine cebel-i Sincâr'a gelüp imâr olmasiyçün du‘â etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 212b ·
metinde göster ·
… îrleri gördükde yüzlerin yere sürüp âbdestleri ve tahâretleri yoğiken beş kerre
secde-i
şükr-i Yezdân etdiler. Fi'l-hâl Murtezâ Paşa ağası bunlara birer kat esvâb edüp …
Bu fakîrleri gördükde yüzlerin yere sürüp âbdestleri ve tahâretleri yoğiken beş kerre secde-i şükr-i Yezdân etdiler. Fi'l-hâl Murtezâ Paşa ağası bunlara birer kat esvâb edüp cümlesin hammâma gönderüp hamd-i Hudâ benî Âdem kıyafetinde oldular. Bizler dahi maslahat tamâm olduğundan mesrûr olup şehrin seyr-i seyrânına meşgûl olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 298a ·
metinde göster ·
… er-i sa‘âdetin bir dîvâr üzre üzerine nûr yağdığından bulup Yezîd'e getirdiler.
Secde-i
şükr edüp kelle-i İmâm'ı getireni bir sâ‘at tahtında oturdup ba‘dehû kendüsü ta …
Ertesi gün Hazret-i Hüseyin'in ser-i sa‘âdetin bir dîvâr üzre üzerine nûr yağdığından bulup Yezîd'e getirdiler. Secde-i şükr edüp kelle-i İmâm'ı getireni bir sâ‘at tahtında oturdup ba‘dehû kendüsü taht-nişîn olup eydür: "Elhamdülillah henüz müstakil pâdişâh-ı Emeviyyûn oldum. Tiz Kostantin üzre seferim vardır." deyü tedârik-i sefere mukayyed oldu ve yedi günden Hazret-i İmâm Hüseyin'in ser-i sa‘âdetin cıdâ üzre götürdüp teferrücgâh u sayd [u] şikâre giderdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 350a ·
metinde göster ·
… med başı getirdiklerinde ikisine birer kîse altun verüp Murtazâ Paşa yedi kerre
secde-i
şükür eyleyüp cenâb-ı Hakk'a hamd u senâ etdikden sonra cümle celâlî kelleleri …
Vüzerâ ve mîr-i mîrânların cümlesin bî-te’essüf ve bilâ-usret Hasan Paşa'yı hüsn-i tedbîr ile Haleb'de Murtazâ Paşa sarâyında katl sadedinde iken Hasan Paşa gâfil bulunmayup hayli ceng ederken Murtazâ Paşa kahvecisi Arnavud Mehemmed, Hasan Paşa'nın depesinden bir hançer-i zü'l-ficcâm-ı mühlik urunca "Hay kahbe hîz" deyü Hasan ana hamle ederken âhir-i kâr Bitlisli İbrikdâr Deli Ahmed Hasan Paşa'yı yıkup başın kesüp Murtazâ Paşa'ya Kahveci Mehemmed ve Bitlisli Deli Ahmed başı getirdiklerinde ikisine birer kîse altun verüp Murtazâ Paşa yedi kerre secde-i şükür eyleyüp cenâb-ı Hakk'a hamd u senâ etdikden sonra cümle celâlî kelleleri birer keyd-i mekîn ü kemîn ile kimi ma‘nûken ve kimi şilim şilim ve dilim dilim ile ve kimi kemend-i ayyârân ile boğulup her biri birer hâl-i pür-melâl ile kelle paça olup başları pişmeden ve şiddet-i hârdan her baş şişmeden sâde tuz ile kutular içre basdırup fitrâklere asdırup Hasan Paşa ve Sarı Ken‘ân Paşa ve Tayyaroğlu ve Sarı Ken‘ân Paşa ve Vanlı Erciş Beği Deli Ferhâd Paşa ve Cân Mirzâ Paşa ve Ma‘nek Siyâvuş ve Beğzâde ve Deli Ferhâd Paşa oğlu Yahyâ Beğ'i (---) ve niçe celâlî haşerâtlarının kelleleri Murtazâ Paşa huzûruna gelüp galtân olmada ve ba‘zı celâlîler meyhâne ve bozahâne ve konaklarında zevk u safâda iken ve niçesi keyd-i mekînden emîn olduk zann edüp sûk-ı sultânîde bey‘ ü şirâda iken ve kimi bâğ u bâğçede ayş [u] işretde iken ve kimisi kahvehâne ve hammâmda ve hazz-ı nefsi olan seyr-i sulûklerde bulunduğu yerlerde bu celâlîlere bir tîğ-i âteş-tâb urdular kim Haleblilerin derûnlarındaki âteşleri teskîn olup kellelerin sarây meydânına yığup andan Haleb'in kal‘a kapuların küşâde edüp ahâlî-i Haleb'in ata dona kâdir olan şahbâzları atlanup taşra varoşda ve gök meydânda hayme vü hargâhlarıyla konan celâlîlere eyle kılıç urdular kim Haleb'in Çürük Kana suyuna benî Âdem kanı revân olup mahlût oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 74b ·
metinde göster ·
… adar zamândan berü mahsûr olan paşalar ve asker-i İslâmlar kal‘adan taşra çıkup
secde-i
şükürler edüp Kalga Sultân'a ve yalı ağasına semmûr kürkler geydirilüp hakîre d …
Niçe bini dahi piyâde ve atlı dağlara düşüp ardları sıra bizim Tatar askeri düşüp anları kova kıra gitmede. Beri cânibde Yergöğü kal‘asında bu kadar zamândan berü mahsûr olan paşalar ve asker-i İslâmlar kal‘adan taşra çıkup secde-i şükürler edüp Kalga Sultân'a ve yalı ağasına semmûr kürkler geydirilüp hakîre dahi bir semmûr kafâsı kürk ihsân olunup Paşa askerleri dahi firâr eden küffârların akîblerine düşüp gitmede, ammâ hikmet-i Hudâ ol gece bir şiddet-i şitâ kopup bi-emr-i Hayy-i Kadîr nehr-i Tuna donup pây-ı taht olunca azamet-i Hudâ bu kadar zamândan berü Tuna'nın karşu tarafında muhâfazaya duran deryâ-misâl asker fursat bulup "Bire küffâr bozulmuş" deyince ümmet-i Muhammed buz üzre Tuna'yı 103b ubûr edüp beri Yergöğü'den geçüp üç gün üç gece dağlarda ve bellerde ve köy kendlerde biter ot ve öter horos komayup hadd [ü] hasrın cenâb-ı Kibriyâ bilir ol kadar hayvânât ve mâl-ı ganâ’im üsârâlar ile asâkir-i nusret-me’ser muğtenim oldular kim bir dahi böyle olmamışdır. Hemân ol sâ‘at bu feth-i meserreti Fazlî Paşa ve Kalga Sultân âdemleriyle sa‘âdetlü pâdişâha arz eyleyüp Kalga Sultân efendimiz ile kırk bin asker olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 103a–103b ·
metinde göster ·
"Bire bire koma kurdlarım" deyü savaş-ı perhâş ederken hamd-i Hudâ Melek Paşa efendimizin pusuya koduğu alaybeğinin biri kâfirin kamandığı kayalar üzre çıkup aşağıda olan küffâra anlar dahi kurşumu bârân-ı la‘net gibi yağdırup âhir kâfir kayalardan çıkup tekrâr üzerimize hücûm edüp köpek cengi etmeğe başladı, ammâ mel‘ûn küffâr kurşum ile yüzden mütecâviz yiğitlerimiz haşladı. Yine cümle guzât bu hâl-ı pür-melâle aslâ nazar etmeyüp "Bire Allâh Allâh" diyerek kâmil iki sâ‘at ceng [u] cidâl ve harb [u] kıtâl olup küffâr-ı murdâr firâra yüz dutup bu kadar askerden biri cân kurtarmayup beş yüz on kelle ve kırk diri asker tâze cân buldu. Hemân bu hakîr ü za‘îf Evliyâ-yı bî-riyâ ileride ince çetecilere iki atımla seğirdüp varup yetişdim ve cümle kâfirleri kırup kelle-paça kırup etdiğimiz anlara nakl etdiğimde cümle gâzîyân secde-i şükür edüp dediler kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 144a ·
metinde göster ·
… ki at ortasına gelüp Tatar'dan gördüğüm gibi selâmetle nehr-i Tise'yi ubûr edüp
secde-i
şükür etdim.
"Âhir bu mahalden geçilir" deyü murg-ı cânlarımız Allâh'a ısmarlayup herkes refîkleriyle helâlleşüp kılıçları ve tîrkeşleri ve gayri silâhların herkes arkalarına bağlayup ba‘zı iş görmüş ve çete gözetmiş gâzîler silâhların tulumlara ve sazdan sallara koyup on bin bahâdır yiğitler yigirmi beş bin esb-i tâzîler ile Allâh'a sığınup ba‘de'd-du‘â vü senâ cümle guzât gavvâs-ı bahrî gibi o nehr-i bî-amân Tise'ye urup şinâverlik ederek herkes cân bâzârına düşüp bir kenâra ubûr etmede. Hüseyin Paşa sallar ile geçüp hakîr cümle esvâb [u] eşyâlarım tulumlara koyup iki at ortasına gelüp Tatar'dan gördüğüm gibi selâmetle nehr-i Tise'yi ubûr edüp secde-i şükür etdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 12a ·
metinde göster ·
… ile bire bire hay deyüp giderken hamd-i Hudâ asâkir-i İslâm'ın gerisine yetişüp
secde-i
şükür etdik, ammâ sarp dağlar olmak ile arabamız kaldı.
"Bire asker yakındır" deyü acele ile bire bire hay deyüp giderken hamd-i Hudâ asâkir-i İslâm'ın gerisine yetişüp secde-i şükür etdik, ammâ sarp dağlar olmak ile arabamız kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 22b ·
metinde göster ·
… îf ile kazâya kalan 55a namâzların ve teheccüd ve işrâk ve salât-ı ebvâbîn ve
secde-i
şükre müdâvemet edüp aslâ bir kimesne ile hem-sohbet olup bir kimesnenin ta‘âml …
Ve bunda konağımız sâhibi olan İmâm Şa‘bân Efendi ve Mustafâ Dede kırk üç yıldır kim gündüz sâ’im ve gece kâ’im olup otuz yıldan berü hatm-i şerîf ile kazâya kalan 55a namâzların ve teheccüd ve işrâk ve salât-ı ebvâbîn ve secde-i şükre müdâvemet edüp aslâ bir kimesne ile hem-sohbet olup bir kimesnenin ta‘âmların yemezler ve zî-rûh kısmından dahi bir şey tenâvül etmezler ve aslâ harâm esvâb geymezler. Ve kârları koyun yününden beyâz şeyh abâsı dokuyup kifâf-ı nefs edinüp halkdan münzevî iki nefer sulehâ-yı ümmetden âdemlerdir deyü hüsn-i hâl [ü] salâh-ı ahvâllerine cümle ehl-i beled şehâdet edüp hamd-i İlâh hânelerine konup ni‘metlerin tenâvül edüp du‘â-yı hayrlarıyla behre-mend olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 54b–55a ·
metinde göster ·
… t ü ihsân u in‘âm senindir ve havl [ü] kuvvet ü kudret ve nusret senindir" deyü
secde-i
şükr edüp "Hâzâ min fazlı Rabbî" lafzı verd-i zebânım oldu.
"İlâhî bu abd-i âsî vü âciz ne hakîr ednâdan ednâdır ki bu kadar ihsân [u] in‘âm etdin ve bu iki dağ arasında iki dağ pâresi kadar kâfirleri kabza-i tasarrufuma verdin. İnâyet ü ihsân u in‘âm senindir ve havl [ü] kuvvet ü kudret ve nusret senindir" deyü secde-i şükr edüp "Hâzâ min fazlı Rabbî" lafzı verd-i zebânım oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 25b ·
metinde göster ·
şükr-i Yezdân edüp andan vâlî-i vilâyet Küçük Mehemmed Paşa efendimizin sarâyın …
Hamd-i Hudâ kal‘a kapusundan içeri kadem basınca kapu arasında "İslâm diyârına kadem basdım" deyü secde-i şükr-i Yezdân edüp andan vâlî-i vilâyet Küçük Mehemmed Paşa efendimizin sarâyında meks edüp şeref-i sohbetleriyle müşerref olup üç gün cân sohbetleri etdik, ammâ kal‘a-i Uyvar feth olduğu mahalden ziyâde binâ cihetiyle ve benî âdem ile gâyetü'l-gâye ziyâdesiyle âbâdân olup ve zîr-i varoşu ve câmi‘i ve nehr-i Litre üzre maksûreler ve balık dalyanları ve niçe bin âsâr-ı garîbeler ile Uyvar ma‘mûr olmuş. Ve Küçük Mehemmed Paşa nefsinde bir yarar ve bahâdır ve şecî‘ server dilâver hünerver gâzî yiğit olmak ile cânib-i etrâfında olan küffârlar Mehemmed Paşa'nın havfinden aslâ çete ve potura ile katanalar bir çeteye çıkmayup hâk-i Uyvar âsûde-hâl olup ucuzluk ve ganîmet olmuş ve her cânibi asker-i İslâm ile pür olmuş. Dördüncü gün Mehemmed Paşa'dan ihsân u in‘âmlar ile refîkler alup cümle ahbâb ile vedâlaşup cânib-i kıbleye 9 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 77a ·
metinde göster ·
Ammâ bu Bahr-i Harez'de mezkûr Kanlı Söyünç nehr[i] kenârında iki gün istirâhat etdik. Bu nehr-i azîm Dağıstân kûhlarından ve Açıkbaş dağlarından gelüp Demirkapu'dan üç menzil ba‘îd Bahr-i Harez'e mahlût olur. Bir fırkası nehr-i Terek'e mahlût olur âb-ı hayâtdan nişân verir bir berrâk nehirdir. Hattâ Özdemiroğlu Osmân Paşa bu nehir deryâya mahlût olduğu yerde Tatar askerinin Kırım'dan gelmesine muntazır olup kırk gün nehr-i Söyünç kenârında meks edüp bir ma‘bedgâh-ı musallâ inşâ edüp gûnâ-gûn dıraht-ı müntehâlar diküp hâlâ bir ok menzili yer bir hıyâbân gül-i gülistân ve koyahdır kim anda bir sâ‘at âsâyiş eden âdem tâze cân bulur. Hakkâ ki hakîr bu cây-ı ma‘bedhânede ibâdet edüp secde-i şükr edince musîbet-i Bahr-i Harez'i ferâmûş edüp tâze cân buldum. Bu nehirden cümle keştîbânlar ve ehl-i sefer tüccârânlar sulanup yine fî-emânillâh deyüp tehlike gemisine süvâr olup rîh-ı tayyibe ile yedinci sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 166b ·
metinde göster ·
… âne-i sa‘âdetime gelesin" dedikde fakîr Ak Mehemmed Paşa hemân kalkup iki kerre
secde-i
şükr edüp bin hamd [ü] senâ etdi ve yedi deve kurbânlar edüp fukarâya bezl etdi …
"Eyâlet-i Azak Monla Ganî Paşa'ya sadaka olunup sen ki Mehemmed Paşa lalamsın, kat‘-ı menâzil ederek Âsitâne-i sa‘âdetime gelesin" dedikde fakîr Ak Mehemmed Paşa hemân kalkup iki kerre secde-i şükr edüp bin hamd [ü] senâ etdi ve yedi deve kurbânlar edüp fukarâya bezl etdi. Hemân Maskov elçisi bozulup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 187a ·
metinde göster ·
… kapu önünde makâm-ı Fâtih Mehemmed Hân var. Kal‘ayı feth etdikde derûn-ı dilden
secde-i
şükr etdikde bir yalçın seng-i hârâ kayada alnı secdeye geldüğü yerde hâlâ bir …
Ve bu kapu önünde makâm-ı Fâtih Mehemmed Hân var. Kal‘ayı feth etdikde derûn-ı dilden secde-i şükr etdikde bir yalçın seng-i hârâ kayada alnı secdeye geldüğü yerde hâlâ bir mücellâ çuku[r] kayacıkdır. Bârân-ı rahmet cem‘ oldukda masrû‘ ve mahmûm olan âdemler ol matar-ı rahmetden nûş edüp bi-emrillâhi te‘âlâ şifâ bulurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 274b ·
metinde göster ·
… dahi üçüncü yıldan sonra meteris yerlerinden baş gösterü[p] çıkdıklarında cümle
secde-i
Sübhân edüp guzât-ı müslimînlerin mürde dilleri hayât buldular. 303b Ammâ,
Cümle ağavât rehin ağalar ve paşalar ile hakîr içeri kal‘aya girdikde sümme elhamdü lillâh tarafeynden ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâl men‘ olup ortalık âsûde-hâl olup top ve tüfeng ve kumbaraların sıyt u sadâları münkatı‘ cümle mahlûk-ı Hudâ emn-i râhatda olup tekrâr kal‘a dîvârlarının tabyalarına ve cümle ebrâclarına tekrâr beyâz bayraklar dikilüp cemî‘i guzât-ı müslimîn meydân-ı Arasât'da benî âdem Sûr-ı İsrâfîl günü nice yerden çıkarsa cümle guzât dahi üçüncü yıldan sonra meteris yerlerinden baş gösterü[p] çıkdıklarında cümle secde-i Sübhân edüp guzât-ı müslimînlerin mürde dilleri hayât buldular. 303b Ammâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 303a–303b ·
metinde göster ·
… eyyit-i müteharrik olmuşlardır. Ümmet-i Muhammed'i görüp yüzlerin yerlere sürüp
secde-i
şükr edüp mahalleleri askerden masûn olsun içün bir yeniçeri çorbacısı dîdebân …
Ve cümle mahalle-i Yahûdân bir mahalledir, ammâ yedi aded cemâ‘atdir. Karâyî Yahûdîleri İsrâ’îlî Yahûdîlerinden ayrı başka bir mahalde [s]â[ki]nlerdir kim cümlenin sağîr ü kebîr dâr-ı menhûs hâneleri üç yüz aded dâr-ı nâçârları vardır. Bu Yahûdîler cümle ceng mahallerinde kâmil yedi ay cümle evlâd [u] ıyâlleriyle kal‘a içinde gâ’ib olup ba‘de'l-feth meydâna çıkup cümlesi zîr-i zemînde gûyâ meyyit-i müteharrik olmuşlardır. Ümmet-i Muhammed'i görüp yüzlerin yerlere sürüp secde-i şükr edüp mahalleleri askerden masûn olsun içün bir yeniçeri çorbacısı dîdebân ta‘yîn olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 316a ·
metinde göster ·
… b⟧ olunca cümle guzât-ı müslimîn kan ile âbdest almışlar-misâl kanlı âbdest ile
secde-i
şükr edüp cümlesi bir ağızdan gülbâng-ı Muhammedî çeküp liman içre bir yaylım t …
Öbür küçük şayka dahi öbür kalyondan ol kadar mâl-ı ganâyim akdarup deryâdan çıkan kâfirlerden cümle yüz elli Freng ve niçe zî-kıymet eşyâlar alup anlar dahi bizim şayka sandalın ve kendü sandalın donadup yedeğe alup direk ve yelken yok. Bizim ardımız sıra yetişüp gelince mel‘ûn küffârın altı pâre gemisi yetişüp bizi toplaya toplaya hamd-i Hudâ fî'l-hâl Sönbeki limanına cân atup halâs Y 112b olunca cümle guzât-ı müslimîn kan ile âbdest almışlar-misâl kanlı âbdest ile secde-i şükr edüp cümlesi bir ağızdan gülbâng-ı Muhammedî çeküp liman içre bir yaylım top ve iki yaylım tüfeng şâdumânları etdik ve birbirimiz ile öpüşüp görüşüp, "Siz bize Hızır yetişdiniz" deyüp şâdumânlar etdik. Ve iki şaykadan yetmiş şühedâ namâzın hakîr kılıverüp anda defn etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y112a–Y112b ·
metinde göster ·
şükür edüp iki rek‘at namâz kılup ceyrân derisinden tahrîr olunmuş birkaç kitâb …
Hemân Timur bu hâli görüp secde-i şükür edüp iki rek‘at namâz kılup ceyrân derisinden tahrîr olunmuş birkaç kitâblar ve sığır ve deve küreğinde yazılmış gûnâ-gûn elsine-i acîbe hatları taşra çıkarup mağârayı ke'l-evvel sed edüp câmi‘-i Ümeyye ta‘mîr ü termîm olunmasın fermân edüp andan Q 58bP 58b Hazret-i Yahyâ'nın kabr-i şerîfinden çıkardığı kitâbları terceme etdirüp Yahyâ aleyhi's-selâmın sebeb-i şehâdetin tahrîr etmişler kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y118b ·
metinde göster ·
… n taşra lenger bırağup yatdılar. Hakîr ve İbrâhîm Efendi firkateden taşra çıkup
secde-i
şükür edüp cümle eşyâlarımız ve atlarımızı gemiden çıkarup "Bin altmış târîhind …
Bir hayli yakın gelüp bir alabanda top urup gemiyi sağ ve soldan geçüp aslâ zarar isâbet etmeyüp üç kalyon limandan taşra lenger bırağup yatdılar. Hakîr ve İbrâhîm Efendi firkateden taşra çıkup secde-i şükür edüp cümle eşyâlarımız ve atlarımızı gemiden çıkarup "Bin altmış târîhinde Kıbrıs cezîresin gördüğümüz kifâyet eder" deyüp Akliman'dan esb-i sabâ-reftârlarımıza süvâr olup Y 149b 4 sâ‘at,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y149a–Y149b ·
metinde göster ·
şükür edüp cümle a‘yânına ihsânlar edüp cemî‘i tekâlîf-i şâkkadan mu‘âf u müsel …
"Elhamdülillâh, kıble-i evvel sâhibi oldum" deyü secde-i şükür edüp cümle a‘yânına ihsânlar edüp cemî‘i tekâlîf-i şâkkadan mu‘âf u müsellem etdi. Ve Rûm ve Freng ruhbânlarının elinde olan Hazret-i Ömer'in hatt-ı şerîflerini yüzüne ve gözlerine sürüp mazmûnunca cemî‘i ruhbân cizye vermeyüp yine ke'l-evvel Kumâme'leri kendülere âyîngâh ola deyü hatt-ı şerîf verüp hükûmetin (---) Paşaya ve mevleviyyetin Mevlânâ Ahfeşzâde'ye beş yüz akçe mevleviyyet ile sadaka olunup eyâlet tahrîr olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y208b ·
metinde göster ·
şükür etdüği mihrâb vardır. Âyende vü revendeye ârâmgâh ve ibâdetgâh bir yerdir …
Bu soffa üzre hazret secde-i şükür etdüği mihrâb vardır. Âyende vü revendeye ârâmgâh ve ibâdetgâh bir yerdir. Bunda dahi teberrüken iki rek‘at namâz kılmak savâbdır. Bu mahalli ubûr edüp yine dere ve depe ve sarp dağlar içre tathîr olmuş tarîk-ı âm ile ve gâhî gâhî kumsal içre tâ kubûr-ı şühedâ'dan 13 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y305b ·
metinde göster ·
… ısır emîr-i ümerâlar ile taşra çıkup salât-ı zuhru edâ edüp Nîl kesimi olduğuna
secde-i
şükr edüp bin bin hamd [u] senâ eder. Andan cemî‘i a‘yân-ı Mısır'a paşanın ziyâ …
Anda paşa bu acîbe vü garîbeleri seyr edüp halîci tathîr eden ağaya ve sâkıye emînine ve subaşıya ve muhtesib ağaya ve paşa vekîlharcına bu altı kimesneye hil‘at-ı fâhireler geydirüp lenger koparup Nîl'den yukaru yine şâdumânlıklar ederek cânibeynine selâm vererek kasr-ı Ümmü'l-kıyâs'da lenger-endaht olup cümle asker ile ve a‘yân-ı Mısır emîr-i ümerâlar ile taşra çıkup salât-ı zuhru edâ edüp Nîl kesimi olduğuna secde-i şükr edüp bin bin hamd [u] senâ eder. Andan cemî‘i a‘yân-ı Mısır'a paşanın ziyâfeti olup summât-ı Muhammedî olur kim vasfında lisân kâsırdır. Bu mahalde paşayı yeniçeri ağası ale's-sabâh Kademü'n-Nebî'de ziyâfete da‘vet eder. Paşa dahi da‘vete icâbet n'ola deyüp cümle erbâb-ı dîvân ve ulemâ ve şürefâ-yı a‘yân ba‘de't-ta‘âm paşadan me’zûn olup herkes dâ’iresine gidüp ilm-i mûsikîde dâ’ire ile zevk [u] safâ ederler, ammâ dâ’ireleri usûlden çıkmazlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y153b ·
metinde göster ·
şükr etdi. Ve Berberistân melikinin dahi pîşkeşlerin getirüp safâ etdi. Bu maha …
"Hüseyin Kan size selâm eyledi" dedikde gazâ ahvâlin su’âl edüp mâ-vaka‘ üzre nakl etdiklerinde secde-i şükr etdi. Ve Berberistân melikinin dahi pîşkeşlerin getirüp safâ etdi. Bu mahalde hakîr dahi bir kavanoz mümessek eşribe-i hummâs ve bir makrama ve don ve gömlek verdim, vâfir haz etdi. Ammâ gâyet bülhe ya‘nî oğuz âdem.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y409b ·
metinde göster ·
… kurbânlarınız eylen" deyü sadâ gelince melik ne cânibe oldu ise beş altı kerre
secde-i
şükr etdi.
"Ve aleykümü's-selâm yâ zâlim Kakan ibn Sârend Kakan ibn İdrîs Kakan ibn Lâvend Kakan. Adâlet eyle. Başına yıldızlar düşdü. Eline vilâyetine vilâyet-i Zenc'den ve vilâyet-i Dumbiye'den yağı asker gelir. Gâfil olma. Ammâ mansûr u muzaffersin. Her sene bunda gelüp kurbânlarınız eylen" deyü sadâ gelince melik ne cânibe oldu ise beş altı kerre secde-i şükr etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y425a ·
metinde göster ·