… de görüp "Bire meded" deyü def‘-i takâzâ edüp tecdîd-i vuzû’ etdükde kırk kerre
secde-i şükr
edüp,
Hemân Gülâbî Ağa yemîn edince ol sipâh havrânî cübbesinin sağ yenin Gülâbî Ağa'nın başına örter. Derhâl Gülâbî Ağa kendüyi, Kâğızhâne nehri kenârında bir çemenzâr yerde görüp "Bire meded" deyü def‘-i takâzâ edüp tecdîd-i vuzû’ etdükde kırk kerre secde-i şükr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 37b ·
metinde göster ·
… ecât oldukda cümle ümmet-i Nûh gemiden taşra çıkup hâk-i anber-i pâke yüz sürüp
secde-i şükr
etdiler. Cümlesi şükrâne içün herkesde ne bulundu ise bir kazgana koyup aş pişi …
Ezîn-cânib kaçan ki Hazret-i Nûh Necî Tûfân'da Cebel-i Cûde üzre keştîsiyle karâr edüp necât oldukda cümle ümmet-i Nûh gemiden taşra çıkup hâk-i anber-i pâke yüz sürüp secde-i şükr etdiler. Cümlesi şükrâne içün herkesde ne bulundu ise bir kazgana koyup aş pişirüp tenâvül etdiler. Hâlâ ol ta‘âma "Âşûra aşı" derler kim Nûh Necî mâh-ı Muharremü'l-harâmın onuncu gününde necât bulduğunda yevm-i âşûradır kim Muhammed ibn İshâk kavlince "Tûfân-ı Nûh'dan Server-i Kâ’inât'a gelince 4.490 senedir. Âdem Nebî'den vilâdet-i Mefhar-i Mevcûdât'a gelince 6.750 senedir", deyü cemî‘i müfessirîn müttefekun aleyh olup tahrîr etmişlerdir ammâ ba‘de't-Tûfân bu dünyanın ibtidâ imârı vilâdet-i Resûl'den mukaddem dörd bin dört yüz doksan sene olmuşdur kim ibtidâ imâr olan keştî-i Nûh'un karâr etdüği Cebel-i Cûde üzre binâ-yı Hazret-i Nûh şehr-i Cûde'dir kim bu cebel hakkında sûre-i (---)Arapça âyeti nâzil olmuşdur. Hazret-i Nûh asrında bir şehr-i mu‘azzam olup gâyet imâr oldu. Hâkimi Hazret-i Nûh ümmetinden Kürdim Melik idi. Bu cebel-i Cûdî üzre bu Kürdim Melik altı yüz sene mu‘ammer olup evlâd-ı evlâdı münteşir olup İbrî lisânından gayrı bir lisân-ı İbriyân te’lîf edüp ne İbrîdir ve ne Fârisîdir ve lisân-ı Derîdir. Ana lisân-ı Kürd, Hazret-i Nûh ümmetinden Melik Kürdim'den kalmışdır. Ba‘dehû Hazret-i Nûh Tûfân'dan sonra Cûde şehrinden yine cebel-i Sincâr'a gelüp imâr olmasiyçün du‘â etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 212b ·
metinde göster ·
Ertesi gün Hazret-i Hüseyin'in ser-i sa‘âdetin bir dîvâr üzre üzerine nûr yağdığından bulup Yezîd'e getirdiler. Secde-i şükr edüp kelle-i İmâm'ı getireni bir sâ‘at tahtında oturdup ba‘dehû kendüsü taht-nişîn olup eydür: "Elhamdülillah henüz müstakil pâdişâh-ı Emeviyyûn oldum. Tiz Kostantin üzre seferim vardır." deyü tedârik-i sefere mukayyed oldu ve yedi günden Hazret-i İmâm Hüseyin'in ser-i sa‘âdetin cıdâ üzre götürdüp teferrücgâh u sayd [u] şikâre giderdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 350a ·
metinde göster ·
… t ü ihsân u in‘âm senindir ve havl [ü] kuvvet ü kudret ve nusret senindir" deyü
secde-i şükr
edüp "Hâzâ min fazlı Rabbî" lafzı verd-i zebânım oldu.
"İlâhî bu abd-i âsî vü âciz ne hakîr ednâdan ednâdır ki bu kadar ihsân [u] in‘âm etdin ve bu iki dağ arasında iki dağ pâresi kadar kâfirleri kabza-i tasarrufuma verdin. İnâyet ü ihsân u in‘âm senindir ve havl [ü] kuvvet ü kudret ve nusret senindir" deyü secde-i şükr edüp "Hâzâ min fazlı Rabbî" lafzı verd-i zebânım oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 25b ·
metinde göster ·
Ammâ bu Bahr-i Harez'de mezkûr Kanlı Söyünç nehr[i] kenârında iki gün istirâhat etdik. Bu nehr-i azîm Dağıstân kûhlarından ve Açıkbaş dağlarından gelüp Demirkapu'dan üç menzil ba‘îd Bahr-i Harez'e mahlût olur. Bir fırkası nehr-i Terek'e mahlût olur âb-ı hayâtdan nişân verir bir berrâk nehirdir. Hattâ Özdemiroğlu Osmân Paşa bu nehir deryâya mahlût olduğu yerde Tatar askerinin Kırım'dan gelmesine muntazır olup kırk gün nehr-i Söyünç kenârında meks edüp bir ma‘bedgâh-ı musallâ inşâ edüp gûnâ-gûn dıraht-ı müntehâlar diküp hâlâ bir ok menzili yer bir hıyâbân gül-i gülistân ve koyahdır kim anda bir sâ‘at âsâyiş eden âdem tâze cân bulur. Hakkâ ki hakîr bu cây-ı ma‘bedhânede ibâdet edüp secde-i şükr edince musîbet-i Bahr-i Harez'i ferâmûş edüp tâze cân buldum. Bu nehirden cümle keştîbânlar ve ehl-i sefer tüccârânlar sulanup yine fî-emânillâh deyüp tehlike gemisine süvâr olup rîh-ı tayyibe ile yedinci sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 166b ·
metinde göster ·
… âne-i sa‘âdetime gelesin" dedikde fakîr Ak Mehemmed Paşa hemân kalkup iki kerre
secde-i şükr
edüp bin hamd [ü] senâ etdi ve yedi deve kurbânlar edüp fukarâya bezl etdi. Hem …
"Eyâlet-i Azak Monla Ganî Paşa'ya sadaka olunup sen ki Mehemmed Paşa lalamsın, kat‘-ı menâzil ederek Âsitâne-i sa‘âdetime gelesin" dedikde fakîr Ak Mehemmed Paşa hemân kalkup iki kerre secde-i şükr edüp bin hamd [ü] senâ etdi ve yedi deve kurbânlar edüp fukarâya bezl etdi. Hemân Maskov elçisi bozulup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 187a ·
metinde göster ·
… kapu önünde makâm-ı Fâtih Mehemmed Hân var. Kal‘ayı feth etdikde derûn-ı dilden
secde-i şükr
etdikde bir yalçın seng-i hârâ kayada alnı secdeye geldüğü yerde hâlâ bir mücel …
Ve bu kapu önünde makâm-ı Fâtih Mehemmed Hân var. Kal‘ayı feth etdikde derûn-ı dilden secde-i şükr etdikde bir yalçın seng-i hârâ kayada alnı secdeye geldüğü yerde hâlâ bir mücellâ çuku[r] kayacıkdır. Bârân-ı rahmet cem‘ oldukda masrû‘ ve mahmûm olan âdemler ol matar-ı rahmetden nûş edüp bi-emrillâhi te‘âlâ şifâ bulurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 274b ·
metinde göster ·
… eyyit-i müteharrik olmuşlardır. Ümmet-i Muhammed'i görüp yüzlerin yerlere sürüp
secde-i şükr
edüp mahalleleri askerden masûn olsun içün bir yeniçeri çorbacısı dîdebân ta‘yî …
Ve cümle mahalle-i Yahûdân bir mahalledir, ammâ yedi aded cemâ‘atdir. Karâyî Yahûdîleri İsrâ’îlî Yahûdîlerinden ayrı başka bir mahalde [s]â[ki]nlerdir kim cümlenin sağîr ü kebîr dâr-ı menhûs hâneleri üç yüz aded dâr-ı nâçârları vardır. Bu Yahûdîler cümle ceng mahallerinde kâmil yedi ay cümle evlâd [u] ıyâlleriyle kal‘a içinde gâ’ib olup ba‘de'l-feth meydâna çıkup cümlesi zîr-i zemînde gûyâ meyyit-i müteharrik olmuşlardır. Ümmet-i Muhammed'i görüp yüzlerin yerlere sürüp secde-i şükr edüp mahalleleri askerden masûn olsun içün bir yeniçeri çorbacısı dîdebân ta‘yîn olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 316a ·
metinde göster ·
… b⟧ olunca cümle guzât-ı müslimîn kan ile âbdest almışlar-misâl kanlı âbdest ile
secde-i şükr
edüp cümlesi bir ağızdan gülbâng-ı Muhammedî çeküp liman içre bir yaylım top ve …
Öbür küçük şayka dahi öbür kalyondan ol kadar mâl-ı ganâyim akdarup deryâdan çıkan kâfirlerden cümle yüz elli Freng ve niçe zî-kıymet eşyâlar alup anlar dahi bizim şayka sandalın ve kendü sandalın donadup yedeğe alup direk ve yelken yok. Bizim ardımız sıra yetişüp gelince mel‘ûn küffârın altı pâre gemisi yetişüp bizi toplaya toplaya hamd-i Hudâ fî'l-hâl Sönbeki limanına cân atup halâs Y 112b olunca cümle guzât-ı müslimîn kan ile âbdest almışlar-misâl kanlı âbdest ile secde-i şükr edüp cümlesi bir ağızdan gülbâng-ı Muhammedî çeküp liman içre bir yaylım top ve iki yaylım tüfeng şâdumânları etdik ve birbirimiz ile öpüşüp görüşüp, "Siz bize Hızır yetişdiniz" deyüp şâdumânlar etdik. Ve iki şaykadan yetmiş şühedâ namâzın hakîr kılıverüp anda defn etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y112a–Y112b ·
metinde göster ·
… ısır emîr-i ümerâlar ile taşra çıkup salât-ı zuhru edâ edüp Nîl kesimi olduğuna
secde-i şükr
edüp bin bin hamd [u] senâ eder. Andan cemî‘i a‘yân-ı Mısır'a paşanın ziyâfeti …
Anda paşa bu acîbe vü garîbeleri seyr edüp halîci tathîr eden ağaya ve sâkıye emînine ve subaşıya ve muhtesib ağaya ve paşa vekîlharcına bu altı kimesneye hil‘at-ı fâhireler geydirüp lenger koparup Nîl'den yukaru yine şâdumânlıklar ederek cânibeynine selâm vererek kasr-ı Ümmü'l-kıyâs'da lenger-endaht olup cümle asker ile ve a‘yân-ı Mısır emîr-i ümerâlar ile taşra çıkup salât-ı zuhru edâ edüp Nîl kesimi olduğuna secde-i şükr edüp bin bin hamd [u] senâ eder. Andan cemî‘i a‘yân-ı Mısır'a paşanın ziyâfeti olup summât-ı Muhammedî olur kim vasfında lisân kâsırdır. Bu mahalde paşayı yeniçeri ağası ale's-sabâh Kademü'n-Nebî'de ziyâfete da‘vet eder. Paşa dahi da‘vete icâbet n'ola deyüp cümle erbâb-ı dîvân ve ulemâ ve şürefâ-yı a‘yân ba‘de't-ta‘âm paşadan me’zûn olup herkes dâ’iresine gidüp ilm-i mûsikîde dâ’ire ile zevk [u] safâ ederler, ammâ dâ’ireleri usûlden çıkmazlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y153b ·
metinde göster ·
etdi. Ve Berberistân melikinin dahi pîşkeşlerin getirüp safâ etdi. Bu mahalde h …
"Hüseyin Kan size selâm eyledi" dedikde gazâ ahvâlin su’âl edüp mâ-vaka‘ üzre nakl etdiklerinde secde-i şükr etdi. Ve Berberistân melikinin dahi pîşkeşlerin getirüp safâ etdi. Bu mahalde hakîr dahi bir kavanoz mümessek eşribe-i hummâs ve bir makrama ve don ve gömlek verdim, vâfir haz etdi. Ammâ gâyet bülhe ya‘nî oğuz âdem.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y409b ·
metinde göster ·
… kurbânlarınız eylen" deyü sadâ gelince melik ne cânibe oldu ise beş altı kerre
secde-i şükr
etdi.
"Ve aleykümü's-selâm yâ zâlim Kakan ibn Sârend Kakan ibn İdrîs Kakan ibn Lâvend Kakan. Adâlet eyle. Başına yıldızlar düşdü. Eline vilâyetine vilâyet-i Zenc'den ve vilâyet-i Dumbiye'den yağı asker gelir. Gâfil olma. Ammâ mansûr u muzaffersin. Her sene bunda gelüp kurbânlarınız eylen" deyü sadâ gelince melik ne cânibe oldu ise beş altı kerre secde-i şükr etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y425a ·
metinde göster ·