… dullâh Ayasofya'dan taşra hurûc etmeğe kasd edince câmi‘in yüz bir aded kapusun
sed
edüp ancak büyük kıble kapusunu küşâde koyup Defterdâr Dervîş Çelebi ki eş-şeyh …
"Âyâ bu benim vâkı‘am mı yohsa vâkı‘-ı hâlim mi? Hamd-i Hudâ Ayasofya içre Hazret-i Hızır'a râst geldim. Bire meded dâmenin elden komayam" deyüp hamd ederken kendüyi bir zulemât basup gözün açup kendüyi yine Ayasofya içinde mezkûr sipâhın yanında bulup şâha vâfir ta‘zîm edüp henüz ol mahalde Beşiktaşî Yahyâ Efendi kürsî üzre kâ’im olup du‘âya âğâze edüp cemî‘i ümmet-i Muhammed derûn-ı dilden "âmîn" deyüp ba‘de'd-du‘â ve's-senâ cümle ibâdullâh Ayasofya'dan taşra hurûc etmeğe kasd edince câmi‘in yüz bir aded kapusun sed edüp ancak büyük kıble kapusunu küşâde koyup Defterdâr Dervîş Çelebi ki eş-şeyh Baba Nakkâş hazretlerinin ferzend-i ahteridir, anlar Bâb-ı Ayasofya'da durup cümle tevâbi‘iyle Ayasofya câmi‘i derûnundan ve üç kat tabakasından taşra çıkan cemâ‘at-i kesîreyi add edüp elli yedi bin âdem Ayasofya câmi‘inden taşra çıkdığı sicill-i şer‘-i Resûl-i mübîne tahrîr olunup Selîm Hân pâyine arz olundu. Hakkâ ki câmi‘-i azîmdir. Andan Gülâbî Ağa Ayasofya içre kendüye Hızır-misâl yetişen sipâhın dâmenine pek yapışup;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 37b ·
metinde göster ·
Câmi‘-i Piyâle Paşa: Bir dere ağzında kıble cânibi âlî
sed
üzre bir câmi‘-i metîndir. Süleymân Hân vüzerâlarından fâtih-i Sakız, Vezîr Kap …
Câmi‘-i Piyâle Paşa: Bir dere ağzında kıble cânibi âlî sed üzre bir câmi‘-i metîndir. Süleymân Hân vüzerâlarından fâtih-i Sakız, Vezîr Kapudan Koca Piyâle Paşa binâsıdır. Cümle on iki kubbe-i âlîdir ve cümle (---) aded kırmızı sommâkî amûd-ı azîmler üzre mebnî kubâblardır. Mihrâbı ve minberi sâde güzelidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 125b ·
metinde göster ·
… keçe ile sarılmış bir gûne mülemma‘ yağlı çamur vardır, tuç ırmağı yolun anınla
sed
edüp andan yukaruda bir gayrı top yolun açup ana dolmağa başlar.
Hemân kim ibtidâ âteşden tuç deryâsın halâs mahalline gelince cümle (---)(---) sâ‘at olduğu sâ‘at muvakkıt haber edüp dökücübaşı ve gayrı üstâdlar keçe esbâbları ile tuç deryâsı ağzın demir çapalar ile "Allâh Allâh" deyüp açdıklarında tuç deryâsı âteş gibi akmağa başlayınca yüz adım yerde olan âdemlerin yüzlerine ve esbâblarına gûyâ alev yapışır. Ba‘zı temâşâcılar ve vüzerâlar üzerlerine beyâz çarşaf alup sadâ-yı gülbâng-i Muhammedîye rehâ buldurunca iki taraf niçe yüz kurbânları zibh etdükçe tuç deryâsı âteş gibi yokuş aşağı akup en nihâyetindeki top kâlıbına akup balyemez top ise nısf sâ‘atde dolup fi'l-hâl keçe ile sarılmış bir gûne mülemma‘ yağlı çamur vardır, tuç ırmağı yolun anınla sed edüp andan yukaruda bir gayrı top yolun açup ana dolmağa başlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 131b ·
metinde göster ·
… muşdur kim memerr-i nâs ve memerr-i düşman olmasın deyü bu kûşelere dîvâr çeküp
sed
etmişlerdir. Ve bu Moloz Kapusu ol kadar güzergâh yol değildir.
Bâb-ı sâlis Moloz Kapusu'dur. Lisân-ı Urum'da moloz, hûrde safra taşına derler. Bu mahallin leb-i deryâsında serâpâ moloz taşları olduğundan Moloz Kapusu derler. Ve Laz lisânı lugatinde moloz, bir dîvâr münhedim olmağa meyl etse ana pâyeler binâ ederler. Laz kavmi eyle binâya moloz derler. Ve bu mezkûr kapu deryâya açılır. Ve bu Aşağı Hisâr'ın iki cânibindeki kal‘a dîvârları bahre muttasıldır. Ve bir kûşeden bir kûşeye derya içre dîvârlar binâ olunmuşdur kim memerr-i nâs ve memerr-i düşman olmasın deyü bu kûşelere dîvâr çeküp sed etmişlerdir. Ve bu Moloz Kapusu ol kadar güzergâh yol değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 250b ·
metinde göster ·
Ziyâret-i el-Müvellâ Güden Tâceddîn: Vilâyet-i Saruhân'dandır. Bu Seydî Gâzî şehrinde sâhib-i fetvâ iken şehîd etdiler. Hân civârında bir sed üzre medfûndur. Seng-i mezârında târîhi mestûrdur. Ammâ mürûr-ı eyyâm ile kesret-i matardan seng-i merkadinin hattı müteğayyir olup tahrîr ü terkîme cür’et olunmadı. Bunlardan sonra Seydî Gâzî yüz elli akçe pâyesiyle şerîf kazâ oldu. Ber-vech-i adâlet yetmiş altı pâre nâhiye kuralarından kadısına senevî dört kîse-i Rûmî olur. Ve kal‘a dibinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 8a ·
metinde göster ·
… ndimiz bu temâşâ etdiğimiz mahalde bu nehr-i Dücle'nin Sürremin'den gelen yerin
sed
eyleyüp bir menzil Şatt'ın bâlâsından bir hafr-i azîm açup kendü mâlından kâmil …
Ve nehr-i Dücle, bu nehirden birkaç tur‘a-i azîm münşa‘ib olduğundan nehr-i Düceylân dahi derler. Ammâ bu nehrin mahreci zamân-ı kadîmde Bağdâd'a evvel varup gördüğümüzde nehr-i Şatt'dan çıkdığı mahal Sürremin Rey nâm mahalden aşağıda Şatt'dan ayrılup niçe kurâ vü kasabâtları reyy edüp ba‘dehû Batâyıh nâm nevâhîlerin altında ve cânib-i şarkîsinde ve taraf-ı garbîsinde bu nehr-i Dücle'den tur‘alar ayrılup müdün-i Furât'a müştemil küre-i kebîre kendlerin saky edüp çölde gâyip olur ya‘nî vücûd-ı âbdan eser kalmaz, ammâ şimdi Murtezâ Paşa efendimiz bu temâşâ etdiğimiz mahalde bu nehr-i Dücle'nin Sürremin'den gelen yerin sed eyleyüp bir menzil Şatt'ın bâlâsından bir hafr-i azîm açup kendü mâlından kâmil bin kise harc edüp elli bin kadar Arab u Urbân ve Kürd ü Türkman kavmine mâl-ı firâvân bezl eyleyüp bu kadar ummâl-i bennâlar ile yedi ayda bu nehr-i Dücle tur‘asın müceddeden minâre kaddi kazup deryâ-misâl nehr-i Şatt'ı bu nehr-i Dücle hafrine akıdup Deşt-i Kerbelâ'yı seylâb etdirüp bu nehrin yemîn ü yesârına üç yüz pâre kurâlar iskân etdirüp hâk-i Irâk'ı hulefâ asrından ziyâde âbâdân edüp Düceylân hâkimi nâm bir mîr-i benâm nasb edüp bu imâr olan kurâlardan hâlâ pâdişâha beher sene beşer yüz kise ve üç yüz kise vâlî-i Bağdâd'a ve yüz kise hâkim-i Düceylân'a tahsîl olur bir nehr-i azîm oldu. Ammâ bu nehr-i Dücle'nin cânib-i şarkîsine nehr-i Ehvâz'dan gayrı ulu nehirler karışmaz. Cümleden evvelki nehr-i Ehvâz'dır. Ammâ Şatt'ın cânib-i garbîsinde nehr-i Şatt'a bî-hadd ü bî-pâyân sular mahlût olur. Hatta cümle keştîbân-ı Şatt-ı Furât kavilleri üzre bu "Nehr-i Şatt'a bin aded enhârdan ziyâde mahlût olur." deyü kelekçi Hacı Hüsâm bir ihtiyâr-ı benâm eyle takrîr eyledi ve sahîh söyledi. Zîrâ anlar mellahân-ı Şatt u Furât'dır. Bu nehreyn-i azîmeynin kûçe-be-kûçe umkunu ve sayını ve kurb [u] bu‘dunu cümle kırât be-kırât bilirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 344b ·
metinde göster ·
… l‘a-i Peşte tarafında Budin'e mukâbil nehr-i Tuna kenârında bir kârgîr binâ bir
sed
vardır. "Hazret-i Hamza'yı anda haps etmişler" derler, galatdır. Budin kurbunda …
Temâşâgâh-ı diğer: Kal‘a-i Peşte tarafında Budin'e mukâbil nehr-i Tuna kenârında bir kârgîr binâ bir sed vardır. "Hazret-i Hamza'yı anda haps etmişler" derler, galatdır. Budin kurbunda kal‘a-i Hamza Beğ hapishâne- 87a -sinden galat bir sûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 86b–87a ·
metinde göster ·
… rleri haşeb olduğundan her gece pâsbânlar cisirleri kaldırup kapuların önlerine
sed
ederler.
İki kapusu var; bâb-ı kebîri cânib-i cenûba mekşûfdur, küçük kapusu cânib-i şimâle meftûhdur. Handak üzre cisirleri haşeb olduğundan her gece pâsbânlar cisirleri kaldırup kapuların önlerine sed ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 91a ·
metinde göster ·
… r bacasının kapağın açup kârhane küşâde olup mezkûr ılıcanın Tuna'ya akan yolun
sed
edüp kârhâne içre olan çarh-ı âlînin su girecek ağaç hâneciklerin içlerine su d …
"İmdi oğullar korkman sehel alarka durun" deyüp ibtidâ damın mezkûr bacasının kapağın açup kârhane küşâde olup mezkûr ılıcanın Tuna'ya akan yolun sed edüp kârhâne içre olan çarh-ı âlînin su girecek ağaç hâneciklerin içlerine su dolunca hemân dollâblar deverân etmeğe başlayup el-azametullâh bir gürüldü kopdu kim gûyâ haşr [ü] neşrden bir yevmü'n-nüşûr olup ba‘zı çarhlar sağa ve niçesi sola deverân edüp cümle çarhlar birbirlerine girüp gûyâ sâ‘at gibi çarhları deverân ederken hemân âsiyâb-bâz koca baba-yı kurnaz "Korkman oğullar" deyüp bir demir çeşme lülesi gibi lüleyi kuvvet ile burup çevirince kal‘aya çıkan su borusundan âdem gerdânı kalınlığı bir su evc-i âsumâna mezkûr baca deliğinden taşra çıkup üç Süleymâniyye minâresi kaddi su evc-i semâya gıjlayarak ve gürleyerek eyle çıkdı kim tâ nihâyet mâ evc-i semâya urûc edüp ba‘dehu kavs-ı kuzah-vâr şazrevânı baş aşağı nehr-i Tuna'ya dökülüp nîm sâ‘at temâşâsında 97a dem-beste ve hayrân olduk, ammâ Hudâ'ya ayândır ibtidâ suyun pertâb etdiğinden zehremiz çâk menzilimiz hâk olayazdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 96b–97a ·
metinde göster ·
sed binâ Y 54b olunmuşdur. Her seddi birer sahrâdır ve gâyet metîn kârgîr sed …
Ve cihânnüma bir mürtefi‘ zemînde vâki‘ olmağile sed sed binâ Y 54b olunmuşdur. Her seddi birer sahrâdır ve gâyet metîn kârgîr sedd-i metînlerdir. Ve cemî‘i diyârın a‘yân [u] eşrâfları Paşa’ya âlü'l-âl meyvedâr şecerler hedâyâ gönderüp bu bâğ içre zemîni sadrenc nakşı tarh edüp cemî‘i müsmirât şecerelerin ale't-tertîb çırpı ile yol yol dikmişler kim her biri birer nahl-i Tûbâ-misâl sâyedâr olup berk [u] bar vermededir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y54a–Y54b ·
metinde göster ·
Ve cihânnüma bir mürtefi‘ zemînde vâki‘ olmağile sed
sed
binâ Y 54b olunmuşdur. Her seddi birer sahrâdır ve gâyet metîn kârgîr sedd-i …
Ve cihânnüma bir mürtefi‘ zemînde vâki‘ olmağile sed sed binâ Y 54b olunmuşdur. Her seddi birer sahrâdır ve gâyet metîn kârgîr sedd-i metînlerdir. Ve cemî‘i diyârın a‘yân [u] eşrâfları Paşa’ya âlü'l-âl meyvedâr şecerler hedâyâ gönderüp bu bâğ içre zemîni sadrenc nakşı tarh edüp cemî‘i müsmirât şecerelerin ale't-tertîb çırpı ile yol yol dikmişler kim her biri birer nahl-i Tûbâ-misâl sâyedâr olup berk [u] bar vermededir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y54a–Y54b ·
metinde göster ·
… ldikleri âdemleri korlar. Ve dîdebânlar her şeb üzerlerine hân kapusun taşradan
sed
ederler. Ve bu kal‘a içre her gece elli âdem pür-silâh dîdebânlık ve pâsbânlık …
Ve kal‘anın tâ vasatında üstü kiremitli bir vâsi‘ Tahıl bâzârı meydânı var. Ve bir kaç çeşmesârı var. Bu âsâr-ı binâlardan gayri kal‘a içinde binâ yokdur, ancak bir hânı var. Lâkin anda âyende vü revende mihmân olamaz. İ‘timâd edüp bildikleri âdemleri korlar. Ve dîdebânlar her şeb üzerlerine hân kapusun taşradan sed ederler. Ve bu kal‘a içre her gece elli âdem pür-silâh dîdebânlık ve pâsbânlık ederler. Gâyet mazbûtdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y95a ·
metinde göster ·
… pür-fütûhı Selîmin teslîm-i hak olup kanı düşüp şehîd olduğu çamın dibinde bir
sed
üzre medfûndur. Hâlâ ol zamândan berü bu çamdan kan cereyân etmededir. Anıniçün …
"Ey çam! Benim kanım zemîne senin sâyende düşdüğüne sen dahi kan revân edüp şehâdet eyle" deyü du‘â edüp rûh-ı pür-fütûhı Selîmin teslîm-i hak olup kanı düşüp şehîd olduğu çamın dibinde bir sed üzre medfûndur. Hâlâ ol zamândan berü bu çamdan kan cereyân etmededir. Anıniçün Kanlı çam derler. Yol üzre ziyâretgâh-ı hâss u âmdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y97b ·
metinde göster ·
… ca dörd kulle ve dörd yüz adımdır. Ammâ bu kullelerin önünde handak içinde aslâ
sed
[ü] siper yokdur. Ancak yüz elli adım enli handak-ı azîmdir ve ana dîvârı dibin …
Ve bu Karanlık kapudan yine handak kenârınca şarka Topçular loncası kullesi mukâbelesine varınca dörd kulle ve dörd yüz adımdır. Ammâ bu kullelerin önünde handak içinde aslâ sed [ü] siper yokdur. Ancak yüz elli adım enli handak-ı azîmdir ve ana dîvârı dibinde gayri tarafları gibi hisâr-pîçelidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y115b ·
metinde göster ·
… mezkûr Kemerli kullenin önünde handak aşırı şimâle doğru limanın deryâ tarafına
sed
olmak içün ol amîk deryâ içine bir sedd-i İskender amelî doldurmuşlar kim her t …
Ve mezkûr Kemerli kullenin önünde handak aşırı şimâle doğru limanın deryâ tarafına sed olmak içün ol amîk deryâ içine bir sedd-i İskender amelî doldurmuşlar kim her taşı hammâm kubbesi misâldir. Ve ol seddîn tûlu beş yüz elli adımdır. Ve üstünde on pâre yel değirmeni vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y116a ·
metinde göster ·
… serâmeddir. Her gece birer ağa nevbet bekleyüp Arab kullesine dek zencîr çeküp
sed
ederler. Ve her değirmen dahi birer kulle-i metîndir, her gece onar müsellah ne …
Ve Değirmenler burnunda liman ağzında Galata kullesi-misâl bir kulle-i serâmeddir. Her gece birer ağa nevbet bekleyüp Arab kullesine dek zencîr çeküp sed ederler. Ve her değirmen dahi birer kulle-i metîndir, her gece onar müsellah neferât anda pâsbânlık eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y116a ·
metinde göster ·
Deryâ içinde sedd-i İskender-vâr amelî taş yığılmış
sed
üzre şimâl cânibine Mendirek kullesine varınca kâmil beş yüz adımdır. Ve bu Men …
Deryâ içinde sedd-i İskender-vâr amelî taş yığılmış sed üzre şimâl cânibine Mendirek kullesine varınca kâmil beş yüz adımdır. Ve bu Mendirek kal‘ası Kadırga limanının ağzında bir sedd-i Ye’cûc gibi bir metîn kal‘adır ve dâ’iren-mâdârı yedi yüz adımdır. Ve deryâ içinde neheng-vâr cenge âheng etmeğe hâzır bir kilidü'l-bahirdir. Ve cümle der ü dîvârları kaplıbağa-misâl eğridir. Ve cânib-i erba‘asın deryâ döğer, handakı yokdur, hemân cenûba nâzır bir kapusu önünde asma cisir ile geçilir bir küçük kapusu var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y116b ·
metinde göster ·
Hemân Timur bu hâli görüp secde-i şükür edüp iki rek‘at namâz kılup ceyrân derisinden tahrîr olunmuş birkaç kitâblar ve sığır ve deve küreğinde yazılmış gûnâ-gûn elsine-i acîbe hatları taşra çıkarup mağârayı ke'l-evvel sed edüp câmi‘-i Ümeyye ta‘mîr ü termîm olunmasın fermân edüp andan Q 58bP 58b Hazret-i Yahyâ'nın kabr-i şerîfinden çıkardığı kitâbları terceme etdirüp Yahyâ aleyhi's-selâmın sebeb-i şehâdetin tahrîr etmişler kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y118b ·
metinde göster ·
… kefere-i bed-âyîn olup tâ ahşama dek cem‘iyyet olup ba‘de'l-mağrib paşa kapuyu
sed
edüp giderler. Ammâ asker tâ’ifesinden pür-silâh mustahfızân korlar ve şehri ve …
Ol gün azîm velvele-i kefere-i bed-âyîn olup tâ ahşama dek cem‘iyyet olup ba‘de'l-mağrib paşa kapuyu sed edüp giderler. Ammâ asker tâ’ifesinden pür-silâh mustahfızân korlar ve şehri ve kal‘ayı dahi hıfz [u] hirâset ederler, zîrâ ba‘zı zamân yigirmi bin küffâr-ı feccâr cem‘ olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y221b ·
metinde göster ·
Ba‘dehu taşra çıkup yine zîr-i zemîni kârgîr binâ ile
sed
edüp câmi‘-i Ümeyye'nin ta‘mîr [ü] termîmine başlayup hâlâ bu mertebede ta‘mîr …
Ba‘dehu taşra çıkup yine zîr-i zemîni kârgîr binâ ile sed edüp câmi‘-i Ümeyye'nin ta‘mîr [ü] termîmine başlayup hâlâ bu mertebede ta‘mîr [ü] termîm etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y242b ·
metinde göster ·
… larak gelüp cebel-i Arafât'ın cenûbî tarafında hatîb seddinin dibinde bir vâsi‘
sed
vardır, ol sed üzre Mahmil-i şerîfi cemel üzre dutarlar.
Derhâl nefîr-i rıhlet Şâm vezîri Hüseyin Paşa tarafından çalınup cümle bârhâneler yüklenir. İkinci boruda Şâm huccâcı cebel-i Arafât altına varırlar. Üçüncü boruda Paşa mehterhânesin çalarak Mahmil-i şerîfin licâmın eline alup Hazret-i Risâlet-penâh'ın şütürbânı olarak gelüp cebel-i Arafât'ın cenûbî tarafında hatîb seddinin dibinde bir vâsi‘ sed vardır, ol sed üzre Mahmil-i şerîfi cemel üzre dutarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y321a ·
metinde göster ·
… el-i Arafât'ın cenûbî tarafında hatîb seddinin dibinde bir vâsi‘ sed vardır, ol
sed
üzre Mahmil-i şerîfi cemel üzre dutarlar.
Derhâl nefîr-i rıhlet Şâm vezîri Hüseyin Paşa tarafından çalınup cümle bârhâneler yüklenir. İkinci boruda Şâm huccâcı cebel-i Arafât altına varırlar. Üçüncü boruda Paşa mehterhânesin çalarak Mahmil-i şerîfin licâmın eline alup Hazret-i Risâlet-penâh'ın şütürbânı olarak gelüp cebel-i Arafât'ın cenûbî tarafında hatîb seddinin dibinde bir vâsi‘ sed vardır, ol sed üzre Mahmil-i şerîfi cemel üzre dutarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y321a ·
metinde göster ·
… l tarafdan emîndir. Zîrâ Cenâb-ı Bârî bu sahrâ-yı Tîh'i Arab aşkıyâsı önüne bir
sed
etmişdir kim gâyet bî-emân yerdir.
"İlâhî! Cânib-i şark Urbânının şerr [ü] şûrundan Mısır'ı hıfz-ı emânında eyle. Hıyânet üzre Mısır'a gelenleri bu Tîh sahrâsında helâk eyle" deyü du‘â etdi. Hâlâ ol du‘â te’sîridir kim Mısır ol tarafdan emîndir. Zîrâ Cenâb-ı Bârî bu sahrâ-yı Tîh'i Arab aşkıyâsı önüne bir sed etmişdir kim gâyet bî-emân yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y383b ·
metinde göster ·
… ar ve bevvâblar ve subaşı ve düveydârı ve kavvâsları kol dolaşup cümle kapuları
sed
ederler. Zîrâ Mısır içinde olan fellâhîn ve kavvâsîn ve mansar aşkıyâsı hırsızl …
Ammâ bu varoşun cenûb tarafında ve kıble ve şarkında ve şimâlinde olan kal‘a dîvârı handakın mezbele dolmuşdur. Salâhaddîn asrında gâyet ma‘mûr u müzeyyen ve şîrîn kal‘a imiş. Ammâ ba‘zı yerlerinde şehrin etrâfında hendek yerine Özbekiyye ve Nâsırıyye tur‘aları gibi halîcler cereyân edüp handak olmuşdur. Bu halîcler kenârında zikri sebkat eden kapulardır. Her gece pâsbânlar ve bevvâblar ve subaşı ve düveydârı ve kavvâsları kol dolaşup cümle kapuları sed ederler. Zîrâ Mısır içinde olan fellâhîn ve kavvâsîn ve mansar aşkıyâsı hırsızları gibi şakî harâmzâde bir diyârda yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y87b ·
metinde göster ·
… ski Mısır kapuları dahi hisâbda dâhildir. Bu cümle kapular her gece ba‘de'l-ışâ
sed
olup bir âdem kapusundan taşra çıkmağa kâdir değildir.
Ve her köşesinde birer kapu mukarrerdir. Cümle kapuların bevvâbları subaşı hükmündedir. Anın defteri mu‘cebince şehr-i Mısır içre cümle mahallât tedribe kapuları yigirmi altı bin kapudur. Ammâ şehr-i Bulak ve şehr-i Eski Mısır kapuları dahi hisâbda dâhildir. Bu cümle kapular her gece ba‘de'l-ışâ sed olup bir âdem kapusundan taşra çıkmağa kâdir değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y87b ·
metinde göster ·
etdiler. Zîrâ inne'l-ayne hakkun deyüp ma‘rifetleri âşikâre olmamak içün ve niç …
Hakîr mukaddemâ temâşâsı içün hekîmbaşıya ricâ etmişdim. Ol sâ‘at hakîre haber etdiler. Derhâl ata süvâr olup Kalavân bîmârhânesine vardıkda fârûkhânenin kapusun açup hakîri içeriye alup yine kapuyu sed etdiler. Zîrâ inne'l-ayne hakkun deyüp ma‘rifetleri âşikâre olmamak içün ve niçe bin yılan-ı bî-emân ile mâl-â-mâl bir muhâtara yer olduğıyçün ecnebîden kimse komazlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y121a ·
metinde göster ·
… e senâ olunup el yüze sürülüp mâh-ı Temmûz'un (---) Tût evvelinde halîc ağzında
sed
olan toprak üzre subaşı kayığına girüp derhâl niçe bin Urbân-ı uryân benî insân …
Bu mahalde niçe bin ulemâ ve sulehâ ve meşâyihîn ve sâdât erbâb-ı hâcât el açup du‘â ve senâ olunup el yüze sürülüp mâh-ı Temmûz'un (---) Tût evvelinde halîc ağzında sed olan toprak üzre subaşı kayığına girüp derhâl niçe bin Urbân-ı uryân benî insân mezkûr sed olan toprağı bozunca el-azametullâh deryâ-misâl bügenmiş Nîl yol bulup ol halîcden içeri ra‘dvâr gürleyerek girdiği gibi cümle meşâyih Fâtiha Fâtiha deyü feryâd edüp der-akab cümle akabelerden bir yaylım top u tüfeng atılup yine kıyâmet kopar ve subaşıyı Nîl kayığı ile toparlayup Mısır içine katı yaydan Y 153b ok çıkar gibi gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y153a–Y153b ·
metinde göster ·
olan toprağı bozunca el-azametullâh deryâ-misâl bügenmiş Nîl yol bulup ol halîc …
Bu mahalde niçe bin ulemâ ve sulehâ ve meşâyihîn ve sâdât erbâb-ı hâcât el açup du‘â ve senâ olunup el yüze sürülüp mâh-ı Temmûz'un (---) Tût evvelinde halîc ağzında sed olan toprak üzre subaşı kayığına girüp derhâl niçe bin Urbân-ı uryân benî insân mezkûr sed olan toprağı bozunca el-azametullâh deryâ-misâl bügenmiş Nîl yol bulup ol halîcden içeri ra‘dvâr gürleyerek girdiği gibi cümle meşâyih Fâtiha Fâtiha deyü feryâd edüp der-akab cümle akabelerden bir yaylım top u tüfeng atılup yine kıyâmet kopar ve subaşıyı Nîl kayığı ile toparlayup Mısır içine katı yaydan Y 153b ok çıkar gibi gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y153a–Y153b ·
metinde göster ·
Kabr-i el-Melikü'l-Mu‘izzüddîn: Eyyûbiyân kuludur. Kayıtbay yaylası yolunda bir
sed
üzre medfûndur. Vefâteş sene 365. Câmi‘-i Ezher'i Ezher nâm Arab bu Mu‘izzüddîn …
Kabr-i el-Melikü'l-Mu‘izzüddîn: Eyyûbiyân kuludur. Kayıtbay yaylası yolunda bir sed üzre medfûndur. Vefâteş sene 365. Câmi‘-i Ezher'i Ezher nâm Arab bu Mu‘izzüddîn'in kuludur, bu Mu‘izzüddîn'in mâlı ile câmi‘-i Ezher'i Ezher-i esved binâ etdi, sene 361. Bu Mu‘izzüddîn Mağrib-zemîn'den câmi‘-i Ezher bahânesile hurûc edüp ılgar ile Mısır'ı İhşidiyyûn elinden alup feth edüp ba‘zı halkın kahr eyledi. Zîrâ Mısır halkı cebbâr ve zemînî-mezheb olmuşlardı. Anıniçün Mısır'a Kâhire-i Mu‘izziyye derler. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y268a ·
metinde göster ·
… n âdem bu şûha ta‘bîr etdikleri kaziyyeyi cereyân eden Nîl'in içine bırağup Nîl
sed
olup bu hâl üzre Nîl ke'l-evvel İskenderiyye'ye cereyân etmeğe başlayup bu renc …
Bu mahalde cümle asker haymeleri ile meks edüp tur‘ayı ta‘mîre mübâşeret edüp niçe kerre yüz bin âdem kellesi kadar samanlı balçık toplar yapdılar, ve hûrmâ dallarından kırk elli dâne şûhalar yapup içlerin mezkûr kelle kadar balçıklar ile leb-ber-leb edüp her bir şûha gemi kadar bir mefret azîm şey olup niçe bin âdem bu şûha ta‘bîr etdikleri kaziyyeyi cereyân eden Nîl'in içine bırağup Nîl sed olup bu hâl üzre Nîl ke'l-evvel İskenderiyye'ye cereyân etmeğe başlayup bu renc-i anâya kâmil bir hafta bu kadar bin re‘âyâ vü berâyâ ve mültezimîn ve keşşâflar çalışup hâh-nâ-hâh Nîl tur‘asın ihyâ edüp İskenderiyye'ye Nîl cereyân etmeğe başlayup kâşif kırk koyun ve beş deve kurbân edüp azîm sürûr [u] şâdumânlar etdiler. Zîrâ İskenderiyye'ye Nîl varmasa İskenderiyye benderi harâb olup senevî üç yüz Mısrî kîse hâsıl olur gümrük harâb olunca Buhayre kâşifi katl olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y311b ·
metinde göster ·
… râhîm Paşa'nın Buhayre vilâyetin acı deryâ gark etmesin içün telattum-ı deryâyı
sed
edüp iki bin adım leb-i deryâya bir sedd-i Q 287aP 284a İskender çekmiş, a …
Andan hakîr dizdârdan on tüfengli refîkler alup leb-i deryâ ile sayyâd-ı mâhîler temâşâların ederek kıble cânibine leb-i deryâda Kethudâ İbrâhîm Paşa'nın Buhayre vilâyetin acı deryâ gark etmesin içün telattum-ı deryâyı sed edüp iki bin adım leb-i deryâya bir sedd-i Q 287aP 284a İskender çekmiş, anı temâşâ edüp İskenderiyye ile Reşîd mâbeyninde Tayna nâm Urbânın kemîngâhı olan mahalli basîret üzre olup ubûr etdik. Ammâ sekiz re’s Urbân atlısı bizi görüp Buhayre çöllerine at bırağup firâr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y331b ·
metinde göster ·
… azın ağzın bekler gemiler vardır. Bu boğaz bi-emrillâh böyle olduğundan küffâra
sed
olmuşdur, Reşîd'e düşmen giremez.
Nîl-i mübârek Akdeniz'e mahlût olduğu mahalle Merecü'l-bahreyn derler, girdâb-ı azîmdir ve dâ’imâ Yed-i Kudret kal‘asıdır. Lodos rûzgârında yigirmi karış açılup boğaz olup cümle gemiler bî-pâk [ü] bî-pervâ ne cânibe isterse girüp çıkar. Eğer boğazda poyraz ve yıldız rûzgârı eserse beş karış su kalup aslâ gemiler girüp çıkamazlar. Bir ay ve iki üç ay boğazın ağzın bekler gemiler vardır. Bu boğaz bi-emrillâh böyle olduğundan küffâra sed olmuşdur, Reşîd'e düşmen giremez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y336a ·
metinde göster ·
… ‘a ol cânibe cereyân edüp Burlos deryâsı sağımızda kaldı. Bu mahalde tur‘a önün
sed
edüp sahrâlarda olan pirincistâna tur‘a cereyân edüp gitmede. Biz dahi gemiden …
Anı ubûr edüp tur‘a içre gemiyi iki cânibden mellâhlar libân ile çekerek tur‘anın iki cânibinde yigirmi pâre ma‘mûr u âbâdân pirinç hâsıl olur kerpiçden binâ olunmuş müfîd [ü] muhtasar evli kurâları ubûr edüp yıldız cânibine dolaşarak tur‘a ol cânibe cereyân edüp Burlos deryâsı sağımızda kaldı. Bu mahalde tur‘a önün sed edüp sahrâlarda olan pirincistâna tur‘a cereyân edüp gitmede. Biz dahi gemiden çıkup seddin öte tarafında gayrı Burlos gemilerine süvâr olup bizim gemi avdet edüp biz ol bend olan yerden Burlos deryâsına giden tur‘a ile cânib-i şarka yigirmi mîl cereyân ederek vakt-i gurûbda Burlos buhayresine dâhil olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y341b ·
metinde göster ·
… ı kadîmdir. Lâkin ferâ‘ineler asrında deyr imiş. Nîl kenârında Y 364b bir âlî
sed
üzre vâki‘ olmuş bir mesîregâh câmi‘-i rûşendir. Tûlü toksan adımdır, arzı altm …
Hazret-i Ömer câmi‘i: Zîrâ bu şehri Hazret-i Ömer hilâfetinde Amr ibnü'l-Âs Kıbtî destinden feth edüp Hazret-i Ömer içün bu câmi‘i inşâ edüp ibâdetgâh-ı kadîmdir. Lâkin ferâ‘ineler asrında deyr imiş. Nîl kenârında Y 364b bir âlî sed üzre vâki‘ olmuş bir mesîregâh câmi‘-i rûşendir. Tûlü toksan adımdır, arzı altmış adımdır. Ve derûn-ı câmi‘de cümle amelî ve gayrı mermer sütûn ve pâyeler elli iki adeddir. Ve ortası harem yeri küşâdedir. Üç kapusu ve bir alçak minâresi ve kemerler üzre münakkaş tavanlı ve cümle pençereleri Nîl'e nâzırdır. Mihrâbı bir köşeye münharif vâki‘ olup minberi musanna‘ oyma haşebdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y364a–Y364b ·
metinde göster ·
… i mahalde anlardan Arab aşkıyâlarına kurşum urup her gece pâsbânlar bu kapuları
sed
edüp miftâhların şeyhü'l-belede teslîm ederler. Mazbût u merbût şehirdir.
Ve şehrin cânib-i erba‘asında kal‘a kapusu-misâl metîn ü müstahkem tahta kapuları üzre mazgal delikleri vardır. Hîn-i mahalde anlardan Arab aşkıyâlarına kurşum urup her gece pâsbânlar bu kapuları sed edüp miftâhların şeyhü'l-belede teslîm ederler. Mazbût u merbût şehirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y366a ·
metinde göster ·
… gibi metîn ağac kapulardır. Herbirinde birer pâsbânları var, her şeb bu bâbları
sed
edüp kapular dibinde sâkin olurlar. Ve cümle toprak ve kireç ve cibs örtülü kâr …
Ve bu Circe şehri bir fezâ-yı âbâdânda Nîl'den bin adım cânib-i garba ba‘îd kal‘asın [kal‘asız?] ve handaksız cânib-i erba‘ası yigirmi aded kal‘a kapuları gibi metîn ağac kapulardır. Herbirinde birer pâsbânları var, her şeb bu bâbları sed edüp kapular dibinde sâkin olurlar. Ve cümle toprak ve kireç ve cibs örtülü kârgîr binâlı ve bâğlı ve bâğçeli ve sâkıye ve havz u şâzrevânlı ma‘mûr u müzeyyen kâ‘alı kat-ender-kat sarây-ı âlîler ve gayrı hânedânların der-i dîvârları münakkaş dîvârları ile ârâste ve şâhnişînlerle pîrâste olmuş musanna‘ hânelerdir kim cümlesi on bin altmış sekiz sagîr ü kebîr hâne-i zîbâlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y375a ·
metinde göster ·
… m herbiri birer fîl cüssesi kadar hemvâr u musaykal taşlardır kim Nîl kenârında
sed
olmuşdur. Hâlâ ol sedde Urbân kavmi Haytu'l-acûz derler. Bu şehr-i harâbda niçe …
Ve bu kal‘anın üst tarafında kal‘alı bir varoş-ı azîmi var imiş kim hâlâ Nîl kenârında kâmil üç sâ‘atlik yer demir kinedli taşlar var kim herbiri birer fîl cüssesi kadar hemvâr u musaykal taşlardır kim Nîl kenârında sed olmuşdur. Hâlâ ol sedde Urbân kavmi Haytu'l-acûz derler. Bu şehr-i harâbda niçe bin sommâkî sütûnlar ve kubbe ve kemerler zâhirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y384b ·
metinde göster ·
… bûrlar anda bal yaparlar, bârân-ı rahmet yağdıkda zemînde olan arıların âşiyânı
sed
olup balı matardan mahv olup şem‘-i aseli yerden taşra çıkup re‘âyâ cem‘ edüp b …
Şem‘-i asel ise şiddet-i hârdan yerler yarılup zenbûrlar anda bal yaparlar, bârân-ı rahmet yağdıkda zemînde olan arıların âşiyânı sed olup balı matardan mahv olup şem‘-i aseli yerden taşra çıkup re‘âyâ cem‘ edüp bey‘ ederler. Şem‘-i kâfûrdan beyâz ve amber-i hâm gibi bir râyihası vardır. Bu balmûmunun kırk hâssası vardır. Cümleden muşemmâsı bel ağrısına ve kulunca ve sudâ‘a gâyet nâfi‘dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y387b ·
metinde göster ·
… belin şarka nâzır tarafında bir mağârâ kapusu var, ammâ rıhtım Şeddâdî-binâ ile
sed
olunmuş. Der-akab sultân bu kaya dibinde bir taşdan oyulmuş menhar teknesi var …
Bu cebelin şarka nâzır tarafında bir mağârâ kapusu var, ammâ rıhtım Şeddâdî-binâ ile sed olunmuş. Der-akab sultân bu kaya dibinde bir taşdan oyulmuş menhar teknesi var ya‘nî kurbân edecek havzdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y424b ·
metinde göster ·
olan bâbını mezkûr kazma ve külünkler ile renc [ü] anâ çekerek acdıklarınca bir …
Ve cümle bennâlara fermân edüp kûh-ı serâmedin sed olan bâbını mezkûr kazma ve külünkler ile renc [ü] anâ çekerek acdıklarınca bir tarafdan halk kurbân kanından münhedim olan kapudan içeri kan nisâr ede ede mağârânın kapusu açılup ibtidâ Sennâr kadısı ve melik imâmı ve Donkade vâ‘ızı tezkîr ü tekbîr ile girdiler. Ardları sıra vüzerâları dahi akîbince sultân elime yapışup mağârânın içine sıyt u sadâsız girüp âdâb üzre durdular. Bir ak sakallı âdem bir horos ile gelüp horosu vâfir urup horos feryâd ederken horosu tekbîr ile kurbân edüp kayadan oyulmuş bir dollâb hücresi var, anda koyunca alâ-mele’i'n-nâs horos meyyitesi gâyib olunca cümle anda olan huzzâr-ı meclis hamd [ü] senâ edüp bu gâr-ı azîmin cânib-i erba‘asında kat-ender-kat kayadan kesme Y 425a âdem oturacak iskemleler var, cümle yüz mikdârı kimesneler ol mastabalarda oturup âsûde-hâl summun bükmün olup turduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y424b–Y425a ·
metinde göster ·
… e a‘yân-ı kibâr varup yine kurbânlar edüp bennâlar kehfin bâbın kârgîr-binâ ile
sed
edüp du‘â ve senâ ile gitdiler.
Bu sahrâda üç gün üç gece meks edüp her gün cümle halk gürûh gürûh varup selâm verüp murâd [u] maksûdâtların su’âl edüp Y 426a su’âllerinin sıhhat haberin alup gelirlerdi. Hakîr dahi yüzüm alışup üç kerre vardım, murâdım üzre haberlerin aldım, ammâ mugayyebât-ı hamseden haber vermezdi. Üçüncü gün sultân ve cümle a‘yân-ı kibâr varup yine kurbânlar edüp bennâlar kehfin bâbın kârgîr-binâ ile sed edüp du‘â ve senâ ile gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y425b–Y426a ·
metinde göster ·
… cümle ibâdullâh kapanırlar. Ammâ bu Q 332a gârlarının P 329a bâbların eyle
sed
edüp yekpâre taşdan kapaklar etmişlerdir kim iki taşın imtizâcı mahallinden bir …
Andan cemî‘i ibâdullâh bu toprak üzre her neye mâlik ise hâk-i amber-pâk üzre gece ve gündüz zirâ‘at ederler. Ekser zirâ‘atleri darıdır, zîrâ çok mahsûl verir. Andan Kârhâne sâhibi bu tohm üzre semâdan kifâyet mikdârı matar nâzil edüp ertesi cümle sahrâlar çemenzâr olur, Bâğbân Hudâ murâdı üzre bu diyârı saky edüp kırkıncı günde terekeleri hâsıl olup mahsûllerin alup mağârâları içine koyup herkes nafakaları ile bay olup balık yağların da hâzırlayup mağârâlarına cümle ibâdullâh kapanırlar. Ammâ bu Q 332a gârlarının P 329a bâbların eyle sed edüp yekpâre taşdan kapaklar etmişlerdir kim iki taşın imtizâcı mahallinden bir katra su girmeyüp bâbların Y 430a içerden sed edüp kapanınca vakt-i Temmûz dahi erişüp âsumândan üç ay eyle matarlar boşanup bu mücellâ taşlar üzre yağan toprakları bu vilâyetlerden seyl-i revân sürüp Nîl'e döker. Nîl dahi seylden cûş-ı hurûşa gelüp ol kırmızı toprak çamuriyle Temmûz'da cereyân ederek Mısır'a gelmesinin sebebi bu vilâyet-i Cersinka'ya yağan toprak sebebiyle Mısır'a Nîl kırmızı çamur gelüp üç ay diyâr-ı Mısır Cennet çamuruna gark olup Nîl çekildikçe bu çamur üzre fellâhîn zirâ‘at edüp ganîmet olurlar. İşte Temmûz'da cümle sular eksilüp Nîl-i mübârek ziyâde olup kırmızı çamur gelmesinin aslı bu bizim vardığımız vilâyet-i Cersinka'ya yağan yağmurlar ve türâblar sebebiyledir, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y429b–Y430a ·
metinde göster ·
… iki taşın imtizâcı mahallinden bir katra su girmeyüp bâbların Y 430a içerden
sed
edüp kapanınca vakt-i Temmûz dahi erişüp âsumândan üç ay eyle matarlar boşanup …
Andan cemî‘i ibâdullâh bu toprak üzre her neye mâlik ise hâk-i amber-pâk üzre gece ve gündüz zirâ‘at ederler. Ekser zirâ‘atleri darıdır, zîrâ çok mahsûl verir. Andan Kârhâne sâhibi bu tohm üzre semâdan kifâyet mikdârı matar nâzil edüp ertesi cümle sahrâlar çemenzâr olur, Bâğbân Hudâ murâdı üzre bu diyârı saky edüp kırkıncı günde terekeleri hâsıl olup mahsûllerin alup mağârâları içine koyup herkes nafakaları ile bay olup balık yağların da hâzırlayup mağârâlarına cümle ibâdullâh kapanırlar. Ammâ bu Q 332a gârlarının P 329a bâbların eyle sed edüp yekpâre taşdan kapaklar etmişlerdir kim iki taşın imtizâcı mahallinden bir katra su girmeyüp bâbların Y 430a içerden sed edüp kapanınca vakt-i Temmûz dahi erişüp âsumândan üç ay eyle matarlar boşanup bu mücellâ taşlar üzre yağan toprakları bu vilâyetlerden seyl-i revân sürüp Nîl'e döker. Nîl dahi seylden cûş-ı hurûşa gelüp ol kırmızı toprak çamuriyle Temmûz'da cereyân ederek Mısır'a gelmesinin sebebi bu vilâyet-i Cersinka'ya yağan toprak sebebiyle Mısır'a Nîl kırmızı çamur gelüp üç ay diyâr-ı Mısır Cennet çamuruna gark olup Nîl çekildikçe bu çamur üzre fellâhîn zirâ‘at edüp ganîmet olurlar. İşte Temmûz'da cümle sular eksilüp Nîl-i mübârek ziyâde olup kırmızı çamur gelmesinin aslı bu bizim vardığımız vilâyet-i Cersinka'ya yağan yağmurlar ve türâblar sebebiyledir, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y429b–Y430a ·
metinde göster ·
Ve mine'l-acâyib-i garîbe: Ol gâr-ı cahîm içre niçe bin yıllık ketân tohmu yığılmışdır kim dağlar gibi. Ammâ ne tohumdur bu ki şimdiki zamânımızın baklası kadar iri ketân tohmudur. Bir kimesne ol gâra ketân tohmu almak kasdiyle girmeyüp seyr etse yine selâme çıkar. Ammâ ketân tohmundan bir dâne almağa kasd etsen andan bir gûne haşerât zâhir olup âdemi tarfetü'l-ayn içre üstühânı bile kalmayup yerler. Hattâ biz anda iken bir câmûs delilenüp bu gâra girüp ketân tohmu yemeğe başlayınca câmûs sâhibi varup görürken bir alay ecnâs-ı mahlûkât üşüp ân-ı vâhidde câmûsu pîr [ü] pâk edüp yerler, fakîr herîf bir câmûsdan çıkdı. Birkaç kerre gârın kapusunu sed etmişler, binâ dutmamış, âhir taşradan bir siper dîvârı yapmışlar. Garîb temâşâdır. Ve bu şehirde Y 447a bundan gayrı niçe yüz acâyib ü garâyibâtdan ibret-nümâlar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y446b–Y447a ·
metinde göster ·
… Ve cânib-i erba‘asında yedi yerde tedribe kapuları vardır, bevvâbları her gece
sed
ederler. Kapuları hûrmâ levhasındandır. Her gece bevvâb pâsbânları sed ederle, …
Bu şehrin P 337b kal‘ası yokdur, ammâ cânib-i erba‘ası kal‘adan metîn çalaşdan ve koçaşdan handaklı sûru vardır. Ve cânib-i erba‘asında yedi yerde tedribe kapuları vardır, bevvâbları her gece sed ederler. Kapuları hûrmâ levhasındandır. Her gece bevvâb pâsbânları sed ederle, zîrâ çöl Urbânından havf ederler. Ammâ hakkâ ki bevvâbları yahşı nigâhbânlardır. Hattâ Mısır sarâyının bevvâbları ve kethudâ ve şehir havâlesi ve kapucular kethudâsı ve dîvân efendisi ve sarây kal‘asının taşra kapuları ve'l-hâsıl yetmiş yedi kapunun bevvâbları tâ âl-i Kıbtiyân'dan berü bu Elvâhât kavmi sarây bevvâblarıdır. Hattâ Amr ibnü'l-Âs Mısır'ı feth edüp yine bevvâbânlığı bunlara ihsân eder, tâ fâtih-i Mısır Selîm Hân'a gelince.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y447b ·
metinde göster ·