… i toplara mânend top-ı kûplardır. Zîrâ bu kal‘a Acem'in Osmânlı tarafına sedd-i
sedîdi
ve intihâ-yı serhaddidir. Handakı üzre kapânlar ile kalkar tahta cisri vardır. …
Cümle dört bin askere mâlikdir. Dizçöken ağası hükmünde miftâhları olup cümle nigâhbâna hâkimdir. Yasavul ağası ve topcıyânı ve cebeciyânı vardır. Özdemiroğlu Osmân Paşa zamânından berü yedi bin şedde barûdu ve dörd kerre yüz bin güllesi ve cümle üç yüz on pâre sağîr ü kebîr topları vardır. Ammâ aşağı tabakada yetmiş aded balyemez topları var kim Erzurûm'da Tebrîz kapusundaki toplara mânend top-ı kûplardır. Zîrâ bu kal‘a Acem'in Osmânlı tarafına sedd-i sedîdi ve intihâ-yı serhaddidir. Handakı üzre kapânlar ile kalkar tahta cisri vardır. Her gice cisri kaldırırlar ve her şeb kal‘adan kös ü nefîr ve kerrenây u surnâ ve tabl u kudüm fasılları olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 294a ·
metinde göster ·
Bu Basra böyle cây-ı emânda vâki‘ olmağile kal‘asının imâretine ol kadar mukayyid değillerdir. Zîrâ kal‘a-i kebîrdir. Kal‘a-i Musul'dan vâsi‘ ve kal‘a-i Bağdâd'dan küçükdür. Dâ’iren-mâdâr cirm-i kal‘a-i Basra (---)(---) adımdır ve handakı alçakdır. Niçe yerleri türâb-ı rimâl ile pür olmuşdur. Ammâ dîvârları gâyet enli ve âlîdir. Niçe yüz kulle ve tabyaları metânet üzredir. Ol kadar balyemez topları ve cebehânesi yokdur. Serâmed müntehâ topları cümle Kurna kal‘asındadır. Zîrâ kal‘a-i Kurna Basra'nın hadd-i sedîdi ve kıfl-ı medîdidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 360b ·
metinde göster ·
… âm, bu Özü kal‘aları Âl-i Osmân'ın Karadeniz tarafında olan kılâ‘larının sedd-i
sedîdi
ve kal‘a-i kıfl-ı metînidir, ammâ ismi Cânkirmân'dır. Lisân-ı Tatar'da Kirmân k …
Me’âl-i kelâm, bu Özü kal‘aları Âl-i Osmân'ın Karadeniz tarafında olan kılâ‘larının sedd-i sedîdi ve kal‘a-i kıfl-ı metînidir, ammâ ismi Cânkirmân'dır. Lisân-ı Tatar'da Kirmân kal‘aya derler. Özü nehri kenârında inşâ olmağile kal‘a-i Özü derler . Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 55b ·
metinde göster ·
… gâyet sarp handakı var, zîrâ bu kal‘a Hırvat ve Islovin memleketlerinin sedd-i
sedîdi
idi. Cümle (---) aded hânedânlardır, ammâ İbrâhîm Paşa sarâyı gûyâ bu dahi bir …
Ve cümle (---) kapusu var ve gâyet sarp handakı var, zîrâ bu kal‘a Hırvat ve Islovin memleketlerinin sedd-i sedîdi idi. Cümle (---) aded hânedânlardır, ammâ İbrâhîm Paşa sarâyı gûyâ bu dahi bir kal‘a-i üstüvârdır (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 159b ·
metinde göster ·
ve hısn-ı hasîni olan sedd-i İslâm cây-ı amân olan kal‘a-i Kanije altından diyâ …
1b Der-beyân-ı seyâhatnâme-i fütûhât-ı diyâr-ı Alman-ı dâr-ı bî-îmân vilâyet-i Kâfiristân-ı bî-amân olan intihâ-yı serhaddin kıfl-ı sedd-i sedîdi ve hısn-ı hasîni olan sedd-i İslâm cây-ı amân olan kal‘a-i Kanije altından diyâr-ı Alman'ı ve memleket-i Hırvadistân'ı ve vilâyet-i İslovin'i ve vilâyet-i Ungurus'ü ve Mekemorya vilâyetlerin nehb ü gâret etmeğe gitdiğimiz kılâ‘ları ayân u beyân eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 1b ·
metinde göster ·
… ezîresi yerdir. Hâlâ serhadd-i İslâmın metânetde ve hasânetde mümtâz bir sedd-i
sedîdi
ve kılâ‘-ı İslâmiyyenin bir müstahkem kilididir.
Kanije paşasının voyvadalığı ve Kanije niyâbetdir, gayri hâkimleri yokdur, bir serhad cezîresi yerdir. Hâlâ serhadd-i İslâmın metânetde ve hasânetde mümtâz bir sedd-i sedîdi ve kılâ‘-ı İslâmiyyenin bir müstahkem kilididir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 9b ·
metinde göster ·
… yet metîn tabya-i azîmlerdir kim kal‘anın her biri birer rükn-i azîmi ve sedd-i
sedîdi
olmuşdur.
Bunlardan mâ‘adâ handak hâricinde dahi yedi aded tabyalar vardır, ammâ bunlar gâyet metîn tabya-i azîmlerdir kim kal‘anın her biri birer rükn-i azîmi ve sedd-i sedîdi olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 48a ·
metinde göster ·
… aded binâ-yı azîm ve metîn ü kavî cümle demir kapulardır, ammâ dörd aded bâb-ı
sedîd-i
hadîdları kara tarafındadır.
Ve bu zikr olan kal‘anın dâ’iren-mâdâr etrâflarında cümle on iki aded binâ-yı azîm ve metîn ü kavî cümle demir kapulardır, ammâ dörd aded bâb-ı sedîd-i hadîdları kara tarafındadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 139b ·
metinde göster ·
… tmeyüp bizzât Ebü'l-feth-i Meğâzî deryâ-misâl asker ile Mora vilâyetinin sedd-i
sedîdi
ve hısn-ı metîni olan Mizistre kal‘asına leşker-i bî-pâyân çeküp bu mahalle gel …
Andan sene 862 târîhinde Ebü'l-feth Mehemmed Hân asrında Mora vilâyetinde leb-i deryâda olan niçe kal‘alar donanma-i hümâyûn ile feth olup bu kal‘a-i Gördüs aslâ itâ‘at etmeyüp bizzât Ebü'l-feth-i Meğâzî deryâ-misâl asker ile Mora vilâyetinin sedd-i sedîdi ve hısn-ı metîni olan Mizistre kal‘asına leşker-i bî-pâyân çeküp bu mahalle geldikde cümle Gördüs küffârları mehâbet dârât-ı salvet-i Âl-i Osmân'a tâkat getiremeyeceklerine ilimleri lâhık olup derûn-ı hisârda olan kefereler mâbeynlerine tefrîka düşüp Bundukanî Frenkleri kal‘adan firâr edüp kal‘a miftâhların Rûm kefereleri Ebü'l-feth'e teslîm edüp yarlığ-ı belîğ-i şâhî ile yine kal‘ada kalup re‘âyâ olmak üzre mu‘âf olmuşlardır. Hâlâ Mehemmed Hân tahrîri üzre Cezâyir eyâletinde kapudan paşa hükmünde sancak beği tahtı olup taraf-ı pâdişâhîden beğinin hâssı 219.000 ve ze‘âmeti 16 ve tîmârı 911, kâmil alaybeğisi ve çeribaşısı vardır, hîn-i seferde beğinin askeriyle cümle üç bin leşker olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 257b ·
metinde göster ·
… mîl Girid adasının şimâlîsine nâzır tarafında bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn
sedîdi
ve umûmen Frengistân'ın âhenger ve dilgîn kilîdi olmağile ve dâru'l-küfrün rükn …
Bu kal‘a eyle bir hisâr-ı üstüvâr-ı nîlgûn tâk ve lem-yekün mislühâ fi'l-bilâdi ve'l-âfâk olan bu Kandiye kal‘ası yigirmi yedi yıldan berü feth [u] teshîre gelmemiş idi. Niçe sipehsâlârân-ı mu‘azzamlar ile niçe kerre yüz bin asâkir-i İslâmlar gelüp bu zîr-i kal‘ada cümle şehd-i şehâdet câmların nûş edüp sarhoş-ı vâdî-i hâmûşân olup ve niçe kerre yüz bin ibâdullâh-ı müslimîn bu kal‘anın feth [u] teshîriyçün esîr-i bend-i zencîr olup niçe bin pâre keştîler pâre pâre olup ve niçe kerre yüz bin aded re‘âyâ vü berâyâlar pârekende ve perîşân olup ve niçe bin kurâ ve kasabâtları vîrân ve alan u tâlân ve harâb [u] yebâb ahâlîleri esîr [ü] kebâb ve eser-i binâları türâb olup niçe kerre yüz bin gûne zulm [ü] ta‘addî olduğu ma‘lûm-ı âlem ve mefhûm-ı kâffe-i benî ümem olup lâkin ol bî-nihâye müttesi‘a deryâ-yı Sefîd'in ortasında vâki‘ olmuş yedi yüz yetmiş mîl Girid adasının şimâlîsine nâzır tarafında bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn sedîdi ve umûmen Frengistân'ın âhenger ve dilgîn kilîdi olmağile ve dâru'l-küfrün rükn-i rekîni ve metânetde sedd-i metîni olup felek-vâr üstüvâr ve enderûn [u]308a bîrûnunda esbâb-ı âlât-ı cidâl ile pür ve hiyel ü şeytânatlar ile içi ve taşrası memlû idi. Ve ka‘r-ı handakı ka‘r-ı zemînde ve fark-ı cevsakı çarh-ı berînde Moton tılâl-ı ke'l-cibâl Koron geçirmek ile sedd-i Ye’cûc-misâl ve Kahkahâ-vâr âhenden kavî ve metîn bir kal‘a olmuş idi. Ve derûnu ehrimen küffâr ile kûh-ı Kâf-misâl dolmuş idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 307b–308a ·
metinde göster ·
… ve mefhûm-ı kâffe-i ümem olup lâkin ol kal‘a-i metîne Deryâ-yı Sefîd'in sedd-i
sedîdi
ve umûmen Frengistân'ın âhenîn kilîd-i mekîni olmağla vâki‘ olan gazâ-yı kebîre …
Evvelâ hamd ol Hâlık-ı Bîçûn'a kim bu sene-i mübârekde Kandiye kal‘asının fethi müyesser olup der-i devlet-masîre bu yüzden fetihnâme-i küstâhâne tahrîr olundu kim hâliyâ cezîre-i Girid ahvâl-i hasret-me’âli istihbâr olunur ise zîr-i nîlgûn tâk-ı lem-yekün mislühâ fi'l-âfâk olan Kandiye kal‘asının ibtidâ muhâsarasından 326b kemend-i feth-i teshîre gelince vâki‘ olan cidâl ü harb [ü] kıtâl ve darb ma‘lûm-ı cümle-i âlem ve mefhûm-ı kâffe-i ümem olup lâkin ol kal‘a-i metîne Deryâ-yı Sefîd'in sedd-i sedîdi ve umûmen Frengistân'ın âhenîn kilîd-i mekîni olmağla vâki‘ olan gazâ-yı kebîreyn ve cihâd-ı azîmeyn nakl-i takdîr-i bedîde gelüp muvahhidîn tahsîl-i sürûr-ı lâ-yuhsâ ve cünûd-ı zafer-karîn tekmîl-i hubûr-ı gayr-i ihsâ etmek muhakkak olmağla bir ay ceng-âşûbdan mıkatta-ı husûmet ü adâvete değin sûret-pezîr olan harb ü darbdan mümkinü't-takrîr olan vech üzre ihtisâr-ı ahbâr olunup ve'l-hâsıl kal‘a-i mezbûre bin yetmiş yedi senesinde vâki‘ olan mâh-ı Zilhicce'nin gurresinde cevânib-i erba‘asında muhâsara ve ma‘rûf olan Yüksek tabyadan garb (garb) tarafında leb-i deryâda vâki‘ olan metânet ile iştihâr bulan Kızıl tabyaya varınca meterislere mübâşeret ve mevâzı‘ adî(?) sekiz yerden mütecâviz kal‘a-kûb ra‘d-âşûb balyemez toplar tabya dîvârlarına havâle olup yevmen fe-yevmen meterisler handaklara doğru sürülüp ejder-dem ve âteş-fem top-ı serâmedler ile leylen ve nehâr kal‘a dîvârı ve tabyaları döğülüp lâkin kal‘a-i üstüvârın cânib-i berrîsi husûsan meterisler önünde nakş-ı dîvâr-ı kal‘anın esâs-ı ibret-nümâsı ekseriyyâ kemerler üzre mebnî olunup âlât-ı harb ile müştemil sanâyi‘-i garîbeler ile memlû olduğundan mâ‘adâ handakı iki yüz zirâ‘-ı Mekkî'den mütecâviz âriz ve kemâl mertebe amîk olup ale'l-ittisâl parmaklık cengleri vefret üzre olup kal‘adan munfasıl ve handak-ı kebîrden hâric tabya-i azîmeler dahi birbirlerine mukârin olup her birisi birer kal‘a-i metîn ve kûh-ı Demâvend-vâr temkîn mânendi olup cehâresin ve ka‘r-ı zemînlerin feth [u] teshîre her dirsek tabyaları mâni‘ olup ale'l-husûs sa‘âdetlü sadr-ı âlî-mikdâr hazretlerinin kolunda vâki‘ metânet ve istihkâm ile meşhûr [u] müte‘ârif olan Kanlı tabyanın etrâf [u] cevânibi kat-ender-kat parmaklıklar ve şaranpavlar ve domuz damları ve zîr-i hâkde cengci tabyaları ve ka‘r-ı zemînde beşer altışar kat lağımları âteş-i harbile memlû ve mâ-fevki top ve kumbaralar ile meşhûn olup vech-i meşrûh üzre mevâni‘-i garîbelerin ta‘tîl ü teshîr ve zîr-i hâkde olan düşmen-i dînin lağımları ibtâl ve mânend-i kal‘a-i metîn olan Kanlı tabya lağımlarıyla ma‘dûmu'l-eser ve zemîni zabt [u] rabta girüp handaklarına duhûl müyesser olunca vâki‘ olan ceng [ü] cidâl ve tarafeynden atılan lağım ve kazan kumbaraların tahrîr [ü] tavsîfi kalem-i serî‘u'l-beyân kendü lâl ve kemâ yenbağî takrîri emr-i muhâl olup bu esnâda vakt-i şitâ ve şiddet-i sermâ erişmeğile alâ tarîkı'l-muhâfaza kalmak müşâvere olunup meterisler handak kenârlarında karâr-dâde olup cemî‘i meterislerde i‘tidâl-i hevâ olunca meks ü ârâm ve ikdâm [u] ihtimâm ile meterislerde kıyâm olunup cünûd-ı muvahhidîn hiddet-i sermâda ve şiddet-i bürûdetde bilâ-hâ’il nâzil olan berf ü bârân leyl [ü] nehâr meterisler içre revân-ı seyl-i bî-pâyân meşakkatlerin uğur-ı dîn-i mübînde mahz rahmet bilmek[l]e ale'd-devâm peykâr olup bu hâl-i pür-melâl üzre mürûr-ı sermâ ubûr edüp sürûr-ı i‘tidâl-i hevâ mukârin olmağile asâkir-i deryâ-mevc fevc fevc ikdâm-ı cenge kıyâm ve ahz-ı intikâm ve kal‘anın feth [ü] teshîrine bezl-i ikdâm olunup cânib-i bahrden leb-i deryâ ile iki koldan meterislere girilmesin savâb-dîd-i cumhûr-ı asâkir-i zafer-mezâhir olmağla Kızıl tabya mukâbelesinde kadîmî meterislerden leb-i deryâya varınca meterisler ve medd ü tertîb olunup ve şark cânibinde Aktabya kurbunda Göllük ta‘bîr olunduğu mahalde leb-i deryâ ile tershâneye doğru ve ma‘rûf olan Kumlu tabyaya varılmak üzre meterisler mübâşeret olunup lâkin Kızıl tabya câniblerinde vâki‘ olup sa‘âdetlü sadrıa‘zam hazretlerinin kolunda vâki‘ olan meterisler önünde leb-i deryâ ile Taşlık ve Göllük tarafında kumluk olmağile iki koldan gayri dahi leb-i deryâ ile meterisler mübâşereti emr-i muhâl iken mücâhidân-ı gâziyân-ı dîn-i mübîn ve mübârizân-ı zafer-karîn uğur-ı dîn-i mübînde gayret ü hamiyyeti devlet-i uzmâ ve meşakkat ü zahmeti sa‘âdet-i ukbâ müşâhedesiyle cümle huzûr-ı râhatı vücûdlarına harâm mesâbesinde edüp cümle guzât hâb u râhat-ı istirâhati terk ü bî-ârâm edüp iki koldan meterisler içün mesâfe-i ba‘îdelerden zahrlıklarıyla toprak nakliyle meterisler i‘mâl olunup mavâzi‘-i gayriden ra‘d-gerdân-ı su‘bân-demâr balyemez top-ı kal‘a-kûblar getirüp tabya siperlerine vaz‘ edüp kal‘anın rû-yı dîvârlarına ve cümle tabyalarına topları havâle edüp kal‘anın dîvâr-ı tabyaları günden güne vîrân ve ser-nigûn olup limana gemilerinin hurûc [u] duhûlüne toplar mâni‘ olup lâkin a‘dây-ı dîn-i dûzah-karîn dahi zikr olunan iki koldan asıl dîvârdan gayri handaklardan hâric ve leb-i deryâda vâki‘ olan zîr-i hâkde ceng tabyaların püskürme lağımlar ile memlû ve mükemmel edüp bâ-husûs Kızıl tabyayı sanâyi‘-i ebniye ile metânet üzre edüp sedd-i râh olacak hiyel-i harbi müştemil mevâni‘-i acîbeler ile müretteb etmeğile cânibeyn-i mezkûreynde bir mertebe sanâyi‘-i acîbe ve garîbeler ihdâs ve bir derece mevâni‘-i takrîbe 327a îcâd eylemişdir kim zu‘m-ı fâsid ve hayâl-i kâsidleri üzre humâre dîn ve kumâre nusret-i karîn olup guzât-ı dîn yanına varmak ve karîb yanaşmak değil ejder-dehân âteş-feşân topların kesretinden ve lağım ve kumbaraların vefretinden nerre-i dîv-i Süleymânî yanına varmak değil bir hayli mesâfe-i ba‘îdeden mürûr etmek emr-i muhâl olup zi-dehşet-nişân lağımlar ve kumbaralar vefretinden ankâ-yı lâ-mekân evc-i a‘lâda tayerân-ı adem muhâl tasavvur ile kasd-ı guzât-ı islâmîden bî-bâk ve âheng-i kümât-ı Rahmâniyyeden bî-pervâ olup lâkin cünûd-ı müslimîn-i sâhib-kırân ve asâkir-i gîtî-sitân
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 326a–327a ·
metinde göster ·
ve hısn-ı metîni deyü yüz elli altı mîl olmak üzre tahrîr olunup dâ’iren-mâdâr …
Ve yine Mahmûd Ağa bu hakîri oğlu ile Defterhâne'ye götürüp hîn-i muhâsara ne kadar masrûf gitdi ve ne kadar âdem şehîd oldu ve ba‘de'l-feth Kapudan Palak Mustafâ Paşa eliyle ne kadar kal‘aların miftâhları geldi ve Akdeniz içre ne kadar cezîrelerden hedâyâlar gelüp mutî‘ [u] münkâd olup niçe tahrîr olundu. Ve her cezîre ne kadar mîldir ve her cezîrede ne kadar kal‘a-i ma‘mûr ve liman vardır, anları tahrîr edüp cümleden Rodos cezîresin takaddüm edüp cemî‘i Akdeniz cezîrelerinin sedd-i sedîdi ve hısn-ı metîni deyü yüz elli altı mîl olmak üzre tahrîr olunup dâ’iren-mâdâr cümle (---) kal‘adır. Ammâ el-hâletü hâzihi dörd kal‘ası ma‘mûrdur, mâ‘adâsı münhedim olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y123b ·
metinde göster ·