… câ yerleri münhedim olup niçe yerde burc [u] bârûları kalmışdır. Her biri birer
sedd-i Kahkahâ-misâl
nümâyândır. Ve handak-i amîkleri rimâl-i türâb ile mâl-â-mâl olmuşdur. Manzûru …
Andan bu zamân-ı seyâhatimize gelince Hicret-i Nebevî'den bin elli yedi sene olup İskender'den bu âna dek bin tokuz yüz otuz tokuz sene olmağıla mezkûr sedd-i İskender'in câ-be-câ yerleri münhedim olup niçe yerde burc [u] bârûları kalmışdır. Her biri birer sedd-i Kahkahâ-misâl nümâyândır. Ve handak-i amîkleri rimâl-i türâb ile mâl-â-mâl olmuşdur. Manzûru olanlara nihân değildir. Ammâ Târîh-i Tuhfe kavli üzre "Bu Bahr-i Haraz'dan İskender'in yetmiş günde ka‘r-ı zemînde hafr etdirdiği yerden Bahr-i Haraz yol bulup zîr-i zemînden cereyân ederek Faşa çayıyla Karadeniz'e munsab olur", demiş ammâ hakîr buna i‘tirâz etdim ki bin elli târîhinde Azak gazâsına giderken kal‘a-i Tarabefzûn'dan Mikrilistân'a ve andan Abaza diyârına giderken mezkûr Faşa çay-ı azîminin sâhilinde meks edüp, bir âb-ı hayât nehr-i lezîzdir kim niçe kerre nûş etdik, bu hâlâ seyâhat edüp manzûrumuz olan Bahr-i Haraz zehr-i mâr-misâl bir semm-i helâhîl-i Bahr-i Haraz'rdır, âdem tahâret etse avret yerini âteş-misâl yakar. Niçe zîr-i zemînden Faşa çayının âb-ı hayâtıyla Karadeniz'e mahlût olur, galat tefekkürdir. Zîrâ
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 316a ·
metinde göster ·
kal‘a-i bî-misâl görmedim. Diyâr-ı Anadolu'da kal‘a-i Karahisâr-ı Sâhib ya‘nî A …
Hakkâ ki arz-ı Irâk'da böyle bir sedd-i Kahkahâ-misâl kal‘a-i bî-misâl görmedim. Diyâr-ı Anadolu'da kal‘a-i Karahisâr-ı Sâhib ya‘nî Afyonkarahisârı ve diyâr-ı Rûm-ı Erzurûm'da kal‘a-i Kemâh ve diyâr-ı Ermen'de kal‘a-i Van ve diyâr-ı Âzerbaycân'da kal‘a-i Mekü ve diyâr-ı Diyârbekir'de kal‘a-i Mardin ve diyâr-ı Irâk'da bu kal‘a-i İmâdiyye cümleden şöhre-i şehr olmuş hisâr-ı üstüvârlardan yed-i kudret ile kal‘a halk olunmuş bur sûr-ı sun‘-ı Allah'dır kim seyyâh-ı âlem ve cihân-geşt ü âlem-bîn olanlar ve im‘ân-ı nazarla bu kal‘aya nazar edenler bu kal‘anın keyfiyyet-i hâlin bilirler, yohsa herkes sâmi‘înden olmağile bu kal‘aya akl u fikr-i Aristo irgürmemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 377a ·
metinde göster ·
… igirmi dörd kral ve bu kadar ban ve bu kadar hersekler bu Freng hisârı gibi bir
sedd-i Kahkahâ-misâl
kal‘aya mâlik olmamışlardır. İllâ Âl-i Osmân Egre'ye mâlik olmuşdur, zîrâ bu Fr …
Hulâsa-i kelâ[m] bu kal‘aya havâle toplarından ölüm yokdur, illâ toprak sürülse bu kal‘anın hâli yaman olur. Ve havâle add olunan dağlar serâpâ müzeyyen bâğlardır ve havâle önünde Nemse hisârıdır kim Âl-i Osmân değil on sekiz pâdişâh ve yigirmi dörd kral ve bu kadar ban ve bu kadar hersekler bu Freng hisârı gibi bir sedd-i Kahkahâ-misâl kal‘aya mâlik olmamışlardır. İllâ Âl-i Osmân Egre'ye mâlik olmuşdur, zîrâ bu Freng hisârının havâle tarafı dîvârının yüksekliği kırk yedi arşın âlî Şeddâdî metîn kârgîr dîvâr-ı üstüvârdır kim her taşı fîl gevdesi ve hammâm kubbesi kadar seng-i hârâ-yı mutarraş ahcâr-ı musaykallardır ve iki kat dîvâr olup her katı ellişer ayak enli dîvârdır kim üstünde üçer araba yan yana gitse mümkindir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 36a ·
metinde göster ·
bir alçak hayt-ı üstüvârdır. Kızıl tabyanın feth olduğun küffâr-ı pelîd-i anîd …
Ammâ yeni kal‘a dîvârı gûyâ sedd-i Kahkahâ-misâl bir alçak hayt-ı üstüvârdır. Kızıl tabyanın feth olduğun küffâr-ı pelîd-i anîd görüp bu yeni kal‘a dîvârı üzre yetmiş pâre balyemez toplar kolup ve Avret tabyası üzre dahi yetmiş pâre toplar koyup birbirlerini korudup yeniden henüz bir nev-zuhûr ceng [ü] cidâle başlandı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 296a ·
metinde göster ·
… e inbât rûzgârı cânibine bin beş yüz adım gidüp Burc-ı Kebîr demekle ma‘rûf bir
sedd-i Kahkahâ-misâl
bir sedd-i İskender kulle-i bî-hemtâdır. Bir köşede vâki‘ olmuşdur.
Ve bâb-ı Sidre'den taşra yine handak kenârınca kal‘anın metânet üzre binâsın seyr [ü] temâşâ ederek yine inbât rûzgârı cânibine bin beş yüz adım gidüp Burc-ı Kebîr demekle ma‘rûf bir sedd-i Kahkahâ-misâl bir sedd-i İskender kulle-i bî-hemtâdır. Bir köşede vâki‘ olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y320a ·
metinde göster ·