… a ve sol elin sağ koltuğuna ve ba‘zısı sol elin câmesinin sağ peşi altına silüp
seg ber-sahrâ
gider. Hâl [u] ahvâlleri bu gûnedir.
Ve hüsniyyât-ı çârum: Cemî‘î esvâk-ı şâhîlerinde aşbâzları ta‘âmların tabh edüp dükkânçelerinde der-i dîvârlarında olan kâşîleri ve bakır avânîleri ve kâse ve fağfûrî ve mertebânîlerin pâk etmeyince dükkânların açmağa kâdir değillerdir. Vakt-i seher olunca dükkânların du‘â vü senâ ile küşâde kılup ba‘dehû herîse pilâv, düzde büryân ve kükü pilâv, çelâv pilâv, muza‘fer pilâv, avşıla pilâv ve'l-hâsıl cümle ta‘âmlarının memdûhu pilâv, herîsedir. Bunları dahi terâzü ile verir huddâm-ı civânânları pâk ve mahbûb-ı sîne-çâk püserleri var. Cümle sîm-misâl kalaylı sahanlarının kenarlarında ta‘lîk hattıyla Arapça âyetleri ve "La şerefe a‘lâ mine'l-islâm" ve dahi "Şerefü'l-mekân bi'l-mekîn" ve "Şerefü'l-beyti bi-ehlihî" ve "Şerefü ehlihi bi-sahâihî" misillü ebyât-ı redîfler suhûnlarında tahrîr olunmuşdur. Ba‘de't-ta‘âm a‘yân-ı kibâra deste hân verüp pâk tast ve ibrik verüp ellerin gasl ederler. Ammâ tülüngi ve nöker makûlesi sağ elin sol koltuğuna ve sol elin sağ koltuğuna ve ba‘zısı sol elin câmesinin sağ peşi altına silüp seg ber-sahrâ gider. Hâl [u] ahvâlleri bu gûnedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 302b ·
metinde göster ·
… bri açup bir cesed-i mülevves bulup âteşe yakup İmâmı göyündürdüm zu‘munda olup
seg ber-sahrâ
gider. Âhir Süleymân Hân Bağdâd üzre gelirken bir çavuş İmâm-ı hümâm içün bir v …
Ba‘dehû selâtînin bir Sünnîsi, üzerine bir sandûka eder. Türbedâr-ı mezkûr da İmâmın ta‘lîm-i rü’yâsı üzre sandûka-i mezkûru keferenin üzerine koyup az zamânda Şâh İsmâ‘îl Bağdâd'a istîlâ edüp "Bu İmâm ne belâ-yı benâm-ı hümâmdır?" deyü der-ceng-i evvel İmâmın kabri olmayup kabridir dediği yire gelüp mezkûr sandûkayı kırup ve kabri açup bir cesed-i mülevves bulup âteşe yakup İmâmı göyündürdüm zu‘munda olup seg ber-sahrâ gider. Âhir Süleymân Hân Bağdâd üzre gelirken bir çavuş İmâm-ı hümâm içün bir vâkı‘a görüp ba‘de'l-feth İmâmın kabr-i kadîmîsin Taşkın Hoca nâm müsinn-i benâm bir Sünnî-yi hümâm bilirmiş. Ol kişi zemîn-i İmâmı gösterüp kazarlar. Hakîkatü'l-hâl esâs-ı kadîmeler zuhûr ederken bir taş-ı kebîr çıkar ve ol taşı kaldırırlar. Bir râyiha-i amber ü hâm ve ûd u aselbend ve ıtr-ı Şâm râyihası çıkar kim cümle halkın dimâğları mu‘attar olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 343b ·
metinde göster ·
Paşa-yı hâzır-cevâb eydir: "Bire şu iki kâfiri dahi âzâd etdim. Biri rızâsıyla mürted kâfir, biri zâtî kâfirlerdir" deyü esîr kâfiri mürted kâfire verüp seg ber-sahrâ gitdiler. Cümlemiz bu kelâmlara hayrân kaldık.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 137a ·
metinde göster ·
… cümle kefereler anda âyîn-i bed-nâm ederler ve dâr-ı diyâr-ı menhûs hânelerine
seg ber-sahrâ
giderler.
Ve bu kasabada ancak mütevellî içün bir mescid ve bir sarây ve bir hân-ı azîm ve elli kadar dükkân ve Arbina nâm bir deyr-i benâm var, cümle kefereler anda âyîn-i bed-nâm ederler ve dâr-ı diyâr-ı menhûs hânelerine seg ber-sahrâ giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 39a ·
metinde göster ·
Hulâsa-i kelâm yedi gün yedi gece küffâra göz açdırmayup kal‘anın burc [u] bârûları sademât-ı top-ı kûpdan hâke berâber olup derûn-ı hisârda olan irşek taşra çıkup rikâb-ı hümâyûna yüz sürdükde dendân-ı bedenler üzre beyâz amân bayrakları dikilüp bi-fazlillâhi Ta‘âlâ sene 950 Muharrem'inin yigirmi beşinci gün kal‘a-i Üstürgon amân ile feth olup hamd-i Hudâ zamîme-i kılâ‘-ı ehl-i İslâm olup derûn-ı hisârda olan kefereler lâşe-i murdârların meşâdlarından ve deyr-i azîmelerinden çıkarup araba araba yükledüp dârü'l-fücûrlarına seg ber-sahrâ gidüp ba‘dehu Kızılelma deyrini mülevvesât-ı müşrikînden pâk edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 91b ·
metinde göster ·
… şitâ gelüp kal‘a altı cumbul çamur deryâsı olup hâ’ib ü hâsir menhûshânelerine
seg ber-sahrâ
giderlerdi.
Seğitvar demek hemân bu iç kal‘adan ibâretdir kim bir hasretü'l-mülûk tahtgâh-ı mahsûd-ı kralân bir kal‘a-i bî-amândır kim niçe yüz krallar gelüp beşer altışar ay muhâsara edüp eyyâm-ı şitâ gelüp kal‘a altı cumbul çamur deryâsı olup hâ’ib ü hâsir menhûshânelerine seg ber-sahrâ giderlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 176a ·
metinde göster ·
… rmağa kâdir olmayup bu kal‘a gâzîleri kâfirin başların koparup başsız ve buğsuz
seg ber-sahrâ
gitdiler. Tâ bu mertebe yarar ve nâmdâr gâzîleri vardır, ammâ taşra varoşu sa‘b …
Hattâ sene 1074 târîhinde yine küffâr gelüp muhâsara edüp bir taş koparmağa kâdir olmayup bu kal‘a gâzîleri kâfirin başların koparup başsız ve buğsuz seg ber-sahrâ gitdiler. Tâ bu mertebe yarar ve nâmdâr gâzîleri vardır, ammâ taşra varoşu sa‘b olup handakı dâ’iren-mâdâr leb-ber-leb batak su olduğundan 10a gâzîleri küffârdan aslâ havf u haşyet çekmezler, ammâ bu varoş kaç adımdır, hâtırımda yokdur, ammâ şarampavları ve mazgal delikleri çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 9b–10a ·
metinde göster ·
… günde vere ile kâfire kal‘ayı birkaç muhannes nâbekâr bîkâ[r u] bedkârlar verüp
seg ber-sahrâ
her biri bir tarafa giderler.
Meğer ol asırda gâziyân-ı Koron'a tâ‘ûn-ı ekber istîlâ edüp bir vâveylâ vü vâveledâda dörd bin aded gâzî merhûm olmuşken derûn-ı kal‘ada iş erleri olmak ile kal‘a kırkıncı günde vere ile kâfire kal‘ayı birkaç muhannes nâbekâr bîkâ[r u] bedkârlar verüp seg ber-sahrâ her biri bir tarafa giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 270b ·
metinde göster ·
… sene-i mezbûrun Cemâziye'l-evveli'nin gurresinde Cum‘a gün kal‘ayı teslîm edüp
seg ber-sahrâ
deyüp ka‘r-ı girdâba gitdiler, ve's-selâm.
Hamd-i Bâr-i Te‘âlâ sene 1077 mâh-ı Zilhiccesi'nin ikinci gün kal‘a-i Kandiye altında meterise girilüp bu âna dek kâmil otuz bir ay olup gece ve gündüz sayf [u] şitâda ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâller olup âhır-ı kâr sene 1080 târîhinin mâh-ı Rebî‘u'l-âhir'inin beşinci gün kal‘ayı vere ile verüp içerde yigirmi beş gün tekâ‘üd edüp yine sene-i mezbûrun Cemâziye'l-evveli'nin gurresinde Cum‘a gün kal‘ayı teslîm edüp seg ber-sahrâ deyüp ka‘r-ı girdâba gitdiler, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 304a ·
metinde göster ·