… Aleksandıra deyrinin ziyâretine gelenler bu Tophâne'deki gûlleri ve dîvleri ve
sehereleri ve
sâhirleri temâşâ ederlerdi.
Ve İskender-i Zülkarneyn kaçan kim Sedd-i Ye’cûc'ü binâ edüp bir kaç gûl-i beyâbânı ve 130b bir kaç aded mehîb dîv-i sefîdleri ve Çerâkize vilâyetinde olan kûh-ı Elburz'de sâhir oburları ve Abaza diyârında olan Sadşe dağlarındaki sehere avretleri cümle mezkûr diyârlardan Kostantıniyye ki, Makdonya şehridir, anda getirüp bu Tophâne'de bir hafr-ı azîm içinde dest [u] pâlarına hurmâ lîfi habl-i kavî ile kayd [ü] bend edüp habs etmişdi. Bi-emrillâh tılısmât habl kuvvetiyle hareket etmeğe kâdir değiller idi. Yılda bir kerre Cihângîr zemîninde olan Aleksandıra deyrinin ziyâretine gelenler bu Tophâne'deki gûlleri ve dîvleri ve sehereleri ve sâhirleri temâşâ ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 130a–130b ·
metinde göster ·
… hırâset edüp kırk günden sonra yine Tophâne'ye gelüp gemileri limanda bağlayup
sehere ve
sâhirler haps olurdu. Dîvlere ve gûllere İskender dağları dertdirüp ve Karadeni …
Kaçan kim vakt-i şitânın erba‘în ve zemherîri olunca İskender izniyle mezkûr sehereler mutalsam ile binâ olmuş bakır gemilere süvâr olup bâdbânsız rû-yı deryâda berk-i hâtif gibi kıjgırarak Akdeniz'de ve Karadeniz'de gezüp Makedona ya‘nî Kostantîn şehrin hıfz [u] hırâset edüp kırk günden sonra yine Tophâne'ye gelüp gemileri limanda bağlayup sehere ve sâhirler haps olurdu. Dîvlere ve gûllere İskender dağları dertdirüp ve Karadeniz Boğazın açdırırdı. Dîv [u] gûller ol mahalde gark-ı âb olup seherelerin cümlesi mürd olup bakır keştîleri Tophâne limanında kalup tâ Yezîd ibn Mu‘âviye İslâmbol'u feth etdükde bakır gemilerin pârelerinden guzât-ı müslimîn bulup yağmâ etmişlerdi, tevâtürle muhakkakdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 130b ·
metinde göster ·
… ile keşân-ber-keşân çeküp murâd [u] merâmı olan yere götürürler. Tâ bu mertebe
sehereleri ve
bu kadar mağlûb-ı zenân meshûr ve ebleh âdemleri var. Cenâb-ı Kibriyâ ibâdların …
Kâr-ı vilâyet-i ahâlîsi: Cümle halkının kâr [u] kisbleri ehl-i zevk olup ipden at yuları işleyüp kifâflanırlar. Tâ bu mertebe kâr sâhibi âdemleri var kim efsâr-ı Vireca meşhûr-ı âfâkdır. Bu şehrin efsâr-ı fisâr-ı fitrâk yularları çok olmağile bu fisâr yularları bu şehrin fertûte-i mekkâre zenâneleri kocalarının başlarına yularlar geçirüp ellerin fitrâk, ya‘nî terki bağlarıyla bağlayup kocaların yularlar ile keşân-ber-keşân çeküp murâd [u] merâmı olan yere götürürler. Tâ bu mertebe sehereleri ve bu kadar mağlûb-ı zenân meshûr ve ebleh âdemleri var. Cenâb-ı Kibriyâ ibâdların mekr-i zenândan hıfz ede. Bu tafsîlden murâdımız zemm ü nemm ü kadh değildir, ancak tenbîhü'l-gâfilîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 57a ·
metinde göster ·
… an ve evrenler ve ipler ve âdem ve at ve deve kelleleri ile hevâda uçarak Abaza
seherel[er]i ve
bu Çerkez oburları gök yüzünde birbirlerine girüp ol gece bu iki kavmin câdûlar …
Anı gördük, hemân Obur dağı ardından Abaza sehereleri köklerinden kopmuş dıraht-ı azîmler üzre ve küpler ve tekneler ve hasîrlar ve araba tekerlekleri ve fırın söykeleri ve niçe bin gûne eşyâlara binüp ber-hevâ uçarak Obur dağı üzre geldiler. Hemân biri bizim Çerkezin Habeş dağı içinden niçe yüz aded saçların dağıtmış fîl dişleri gibi dişleri taşra çıkmış gözlerinden ve burunlarından ve kulakları ve ağızlarından gemi direkleri gibi âteşler hevâya saçılup her biri birer ağaçdan oyulmuş balık çırnıklarına ve at leşleri ve sığır leşleri ve gemi direklerine deve ölülerine binüp ellerinde yılan ve evrenler ve ipler ve âdem ve at ve deve kelleleri ile hevâda uçarak Abaza seherel[er]i ve bu Çerkez oburları gök yüzünde birbirlerine girüp ol gece bu iki kavmin câdûları ber-hevâ eyle ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâl eylediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 151b ·
metinde göster ·
… ur boğazı nâm mühlik girdâbında Fir‘avn elli kerre yüz bin leşkeri ve sehhâr ve
sehereleri ve
keheneleri ve âlât-ı sihirleriyle cümle gark olup ol cengde hâzır olmayup gâ’ib …
Bu diyâra ve gayri memâlik-i mahrûselere bu kavim Mısır'da Fir‘avn Hazret-i Mûsâ ile ceng-i azîm edüp Bahr-i Kulzüm ki Mısır'da Süveyş deryâsıdır, bu bahr-i mâlihin yine sahrâsı tarafında sâhil-i Bahr-i Kulzüm'de Kolundur boğazı nâm mühlik girdâbında Fir‘avn elli kerre yüz bin leşkeri ve sehhâr ve sehereleri ve keheneleri ve âlât-ı sihirleriyle cümle gark olup ol cengde hâzır olmayup gâ’ib olan kavm-i Fir‘avn Hazret-i Mûsâ bed-du‘âsıyla Mısır iklîminde duramayup iklîm be-iklîm târumâr olup ac u zâc müflis mendebûr-ı bî-vatan olup dağlarda sâkin olup şehirden şehre hırsîzlıcak edüp sigidüp 209b gezmededirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 209a–209b ·
metinde göster ·
… ır kim mu‘cize-i Hazret-i Mûsâ ile iki başlı ejder olup kavm-i Firavn'un cemî‘i
seherelerin ve
sihir ile inşâ etdiklerin yudardı. Arapça
Bu Kudüs'deki asâyı dahi ziyâret edüp cennet asâsıdır. Ve Hazret-i Mûsâ'nın yed-i beyzâları yapışmışdır, deyü mu‘tekid olan ehl-i züvvâr eline alup yüzlerin sürerler. Aceb sun‘-ı Hudâ asâdır kim mu‘cize-i Hazret-i Mûsâ ile iki başlı ejder olup kavm-i Firavn'un cemî‘i seherelerin ve sihir ile inşâ etdiklerin yudardı. Arapça
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y218b ·
metinde göster ·
… elinden çatal başlı asâsını zemîne bırağınca bir su‘bân olup Fir‘avn'ın cemî‘i
seherelerin ve
kehenelerin ve sihrile yapdıkları bu gördüğümüz aslan ve kaplan ve bebr [ü] pel …
emri üzre elinden çatal başlı asâsını zemîne bırağınca bir su‘bân olup Fir‘avn'ın cemî‘i seherelerin ve kehenelerin ve sihrile yapdıkları bu gördüğümüz aslan ve kaplan ve bebr [ü] peleng ve ejderhâlar asâ-yı Mûsâ tenâvül edüp Fir‘avn münhedim olup firâr eder. Meğer bu manzûrumuz olan haşerât eşkâlleri asâ-yı su‘bânın dendânından bâkî kalanlarmış, ba‘dehu bi-emrillâh taş olmuşdur. Acîb ü garîb temâşâgâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y390a ·
metinde göster ·